{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/109 Esas<br>KARAR NO:2025/772<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:25/10/2022<br>NUMARASI:2022/65 E. - 2022/764 K.<br>DAVANIN KONUSU:6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Menfi Tespit)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:15/05/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Bankası A.Ş ... Şubesi'nin ... seri numaralı ve ... seri numaraları çeklerinin müşterisi ... Grup ... Şirketine göndermek iradesiyle kargo şirketine teslim edilmiş olduğunu, kargo şirketinin müvekkilinden Lehtara teslim etmek üzere zilyetliğini devralmış olduğu çeklerin taşındığı kargo paketini kaybetmiş olduğunu, bu hususun kargo kayıtlarının teyidi ile ortaya çıkacağını, bahis konusu çeklerin, müvekkilinin tüm gayretine rağmen bulunamadığını, davalı faktoring şirketi tarafından ... seri numaralı çekin üzerindeki 30/04/2022 düzenleme tarihinin değiştirilmesi konusunda müvekkili ile iletişime geçilmesinin akabinde korkulanın gerçekleştiği, kötü niyetli üçüncü kişilerin sahte imza ve kaşe ile dava konusu çeki tedavüle soktuğunun anlaşıldığı, davalı faktoring şirketinin çekin fotoğrafını taraflarına iletmiş olup bu şekilde şifahen öğrenildiği üzere halihazırda ... seri numaralı çekin davalı şirketin elinde bulunmakta olduğunu, buna göre ilk olarak müvekkili tarafından dava dışı ...Tic. için keşide edilen çekin hiçbir zaman ...'a ulaşmadan kargoda kaybolduktan sonra bir şekilde üçüncü kişilerin eline geçmiş olduğunu, akabinde çekin üzerinde ...(...) Grup ... Ltd. şeklindeki kaşe ve imza ile bir ciro yapılmış ve görüldüğü üzere çekin .... Şti.'ne devrolmuş olduğunu, yine ... Marketçilik tarafından çek kaşe ve imza yapılmak suretiyle ciro edilmiş olduğunu, en nihayetinde ise ... tarafından kaşe ve imza yapılarak ciro edilen çek davalı faktoring firmasına ulaşmış olduğunu, adı geçen ve dava konusu yapılan çekin arka yüzünde yer alan cirolara bakıldığında ilk sırada ... Şti. unvanının yazılı olduğunu, şirket türünü, vergi daire ve numarasını barındırmayan bir kaşe basılmış olduğunun görüldüğünü, çekin ön yüzünde emrine düzenlendiği kişinin adının ... Grup ... Tic. şeklinde yazıldığı dikkate alındığında bu unvan kopyalanmak ve benzer yeni unvan yaratılmak suretiyle aynı zamanda eksiklerle dolu bir kaşe hazırlandığının görülmekte olduğunu, ciro edilirken basılan kaşenin bir kenarına el yazısı ile Ltd yazılmış olduğunu, alt kısmına ise yine el yazısı ile vergi numarası eklendiğinin tespit edilebilir halde olduğunu, nitekim vergi numarasının da gerçek ...Şirketin vergi numarasını kopyalanmak suretiyle yazılmış olduğunu, ancak vergi numarasında da hata yapılıp daha sonra bunun bastırılarak daha koyu bir renk ile belirtilmek suretiyle düzeltildiğinin de gözlenmekte olduğunu, üstelik çekin emrine düzenlendiği kişinin ... Grup... olduğunun lehtarın adının yazılı olduğu kısmından açıkça anlaşılabiliyorken söz konusu sahte kaşede ticaret ünvanının ... olarak düzenlenmiş olduğunu, öte yandan ticaret sicil kayıtları ve benzeri kayıtlar üzerinde şifahen yapılan araştırmalarda ... Grup ... Şti. şeklinde bir şirkete de rastlanmamış olduğunu, ticaret sicil kayıtları üzerinde yapılan şifahi araştırmalarda Muş ilinde ... Şti. adlı bir şirkete de rastlanılmamış olduğunu, ancak Muş Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde kayıtlı ...Şirketi adlı şirketin bulunmakta olup, bu şirketin sicile kayıtlı adresi ve kimlik numarasının, üzerindeki ... Marketçilik adına basılan kaşede yazılı adres ve vergi kimlik numarası ile birebir örtüşmekte olduğunu, oysa unvanlar arasındaki K harfi farklılığının bulunmakta olduğunu, dolayısıyla ... gibi Bina marketçilik cirosunun da sahte olduğunun ilk bakışta anlaşılmakta olduğunu, gelinen noktada çek üzerinde yer alan ilk cironun lehtara ait olmayan sahte bir ciro ve ondan sonraki cironun da yine gerçek bir şirkete ait olmayacak şekilde sahte bir ciro olarak karşılarına çıkmakta olduğunu, ilgili açıklamaların çekin sahteliğinin göz yordamıyla yapılan bir incelemenin akabinde tespit edilmesini sağlayacak emareler olduğu gibi bilhassa durumu taraflarına bildiren davalının faktöring şirketi olmasından mütevellit mevzuat ile kendilerine yüklenen yükümlülük gereğince keşideci olan müvekkilinden asıl borcun varlığına ilişkin faturayı talep etmeksizin,gerekli istihbarat çalışmalarını yapmış kabul edilemeyeceğinden sorumluluğunu yerine getirmemesi sebebiyle müvekkili zarara uğratacak konuma geldiğini ve ağır kusurlu olduğunun bildirilerek çeki müvekkiline iade etmesinin talep edilmiş olduğunu ama uyarılara itimat edilmemiş olduğunu ve çekin geri verilmediğini, bunun üzerine taraflarınca yukarıda özetlenen durumu açıklayan ve ağır kusurunu bildirir ... yevmiye numaraları ihtarnamenin hazırlanarak 20/12/2021 tarihinde davalı faktöring şirketine tebliğ edilmiş olduğunu ve 2 iş günü içerisinde dava konusu çekin taraflarına iadesinin talep edilmiş olduğunu, ihtarnamenin UETS ile gönderilmiş olduğunu ve davalı faktöring şirketi tarafından 21/12/2021 tarihinde okunduğunun tespit edilmiş olmasına karşın dava tarihi itibariyle taleplerinin yerine getirilmemiş olduğunu ve müvekkilinin çekin vadesinin dolması ile haksız yere ödeme yapmak veya icra tehdidi ile karşıya kalmak ikileminde bırakılmış olduğundan işbu davayı açma gereğinin haiz olduğunu, müvekkilinin işbu menfi tespit davasının açmakta hukuki yararı olduğunu, müvekkilin bedelsizlik def'ini muhatap bankaya karşı ödeme yapılmasının önüne geçmek adına ileri sürmesinin imkanının halihazırda bulunmamakta olduğunu, üstelik muhatap bankanın müvekkili ile lehtar arasındaki borç ilişkisinin selametini araştırma gibi bir yükümlülüğünün bulunmamakta olduğunu, bedelsizliği bilse dahi ödeme yapmakta imtina etme yetkisine haiz olmamakta olduğunu, çekin iptalini de yukarıda açıklanan nedenlerle talep etmeyen müvekkilinin hesabındaki parasını çekerek hukuken kendisini koruma imkanı,karşılıksız çek müessesinin ağır sonuçlarından dolayı mevcut olmadığını, yukarıda açıklanan nedenlerle; özellikle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulünü, davalarının kabulünü, müvekkilinin dava konusu çeke istinaden cirantalara ve davalıya karşı borçlu olmadığının tespitini, dava konusu çekin davalı faktöring şirketinin zilyetliğinden alınarak müvekkile iadesini talep ile dava ettiği görüldü.<br>CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava ikame edilmeden önce davacı tarafından tarafları ile gerçekleştirilen bir arabuluculuk görüşmesinin mevcut olmadığından işbu davanın dava şartı yoktur yokluğundan usulen reddi gerektiğini, davacının borçlu olmadığını iddia ettiği bedel üzerinden harç ikmal etmemiş olduğunu, eksik harcın ikmali için davacı yana kesin süre verilmesini, aksi halde davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının olmadığını, müvekkili şirketin takip konusu çeke ilişkin alacağının usul ve yasaya uygun bir şekilde Faktoring sözleşmesi, alacak bildirim formu, fatura tasvik edilerek...'dan ciro yolu ile iktisap etmiş olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu çeke ilişkin alacağı devralırken ...'ya ciro eden ... Şti. ile aralarındaki ticari ilişkiyi gösterir fatura ile tasvik edilmiş olduğunu, müvekkili şirketin alacağı usul veya yasaya uygun olarak üstlenmiş olup alacaklı sıfatını kazanmış olduğunu, müvekkilinin iyiniyetli son meşru hamil olduğunu, davacı şirketin dava konusu çeki ... Grup ... Şti emrine keşide ettiğini ve akabinde kargo firmasına teslim ettiğini ve kargo şirketi tarafından kaybedildiğini ileri sürmüş olduğunu, ancak davacı şirket tarafından çekin hangi kargo şirketine teslim edildiğinin dahi belirtilmemiş, işbu dava kargo şirketine yöneltilmemiş ve kargo şirketine ihbarda bulunulması hususunda mahkememizden herhangi bir talepte de bulunulmamış olduğunu, savcılığa bulunan bir suç duyurusundan da bahsedilmemiş olduğunu, dava konusu çekin davacının ticari defterlerinde işlenip işlenmediği hususunun belli olmadığını, çekte keşideci olarak  yer alan davacı şirketin ticari defterlerine işbu çeke ilişkin alacağın kaynağını ve alacağa dayanak çeki ticari defterlerine kayıt altında tutmaya mecbur olduğunu, kaldı ki söz konusu çekin; davacının elinde bulundurduğu esnada hırsızlandığı ileri sürüldüğünden, çekin davacının ticari defterlerine şüpheli alacak kaydı ile kayıt edilmesi gerekmekte olduğunu, dava konusu çekin davacı şirketin ticari defterlerinin şüpheli alacaklarında kayıtlı olup olmadığının da belirsiz olduğunu, davacının işbu davada yaklaşık ispat koşulu sağlayamamış olduğunu, müvekkilinin davaya konu çeki usul ve yasaya uygun şekilde ciro yoluyla iktisap etmiş olup iyi niyetli son meşru hamil olduğunu, davacının, davaya konu çeki ciro yoluyla iktisap etmiş iyi niyetli son meşru hamil olan müvekkiline karşı bedelsizlik def'ini ileri süremeyeceğini, davacı şirketin takibe konu çekte keşideci konumda olup;lehtarın imzasının sahte olduğu ileri süremeyeceğini, imzaların istiklali(imzaların bağımsızlığı)olarak tanımlanan bu ilke karşısında imzasını inkar etmeyen keşidecinin, lehtarın imzasının sahte olduğu iddiasına dayanarak sorumluluktan kurtarılamayacağını, davaya konu çekin; ... kargo ve kurye gönderileri hakkında yönetmelik'in M.39 kapsamında yasaklı maddelerden sayıldığı göz önüne alındığında dahi huzurdaki davanın reddi gerekmekte olduğunu, çekin kargo veya kurye marifetiyle taşınması ilgili yönetmelik gereği yasak olup; çekin kargo firması tarafından kaybolduğu veya çalındığı iddialarının müvekkiline karşı ileri sürülebilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu çekin davacı şirketin ticari defterlerinde işlenip işlenmediği hususu belli olmayıp davacının tüm iddialarının soyut ve ispattan yoksun olduğunu, davaya konu çekin; TTK hükümleri uyarınca kambiyo senedi vasfını haiz olduğunu, HMK md 200 gereği senedin senetle ispatı zorunlu olup; davacı tarafça iddialarının ispata yeterli delil vaziyette ibraz edilmemiş olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı taraf ile işbu dava ikame edilmeden önce gerçekleştirilen bir arabuluculuk görüşmesi mevcut olmadığından işbu davanın dava şartı yokluğundan usulden reddini, eksik harcın ikmali için davacı yana kesin süre verilmesini, kesin süre içerisinde eksik harç ikmal edilmediği takdirde işbu davanın usulen reddini, davacının yaklaşık ispat kuralını dahi sağlayamadığı vaki olduğundan, sırf icra takibini sürüncemede bırakmak gayesiyle ileri sürdüğü sabit olduğundan mahkememizce verilen tedbir talebinin reddi kararının devamını,haksız ve kötü niyetli olarak ikame edilen işbu davanın ve borçlunun tüm itirazlarının esastan reddini, sırf icra takibini sürüncemede bırakmak gayesiyle işbu davanın açılmasına sebebiyet veren davacı borçlu aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla icra-inkar tazminatına hükmedilmesini talep ile cevap verdiği görüldü.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesin kararıyla;\"Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; tüm dosya kapsamına göre alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli olduğundan, davacının (keşideci), dava dışı (lehdar ,1. Ciranta) ...Şti. adına çeki ciro ettiğini kabul ettiği, ancak çekin dava dışı lehdar şirkete göndermek üzere teslim ettiği kargo şirketinde kaybolduğu, davacının, dava dışı lehdarın imzasının sahte olduğu iddiası ve bedelsizlik def’i ile birlikte davalıya  borçlu olmadığının tespitini ve çekin istirdatını talep ettiği, davacının kendi imzasına herhangi bir itirazının bulunmadığı,  lehdar imzasının sahteliğinin, keşideci açısından bir menfi tespit gerekçesi olmadığı gibi,kambiyo senetlerinde imzaların bağımsızlığı kuralı mevcut olup, herkes kendi imzasından sorumlu olduğu, çekin ciro zincirinde bir kopukluk bulunmadığı,  keşidecinin davalıya  borçlu olmadığını ileri süremeyeceği,  davacının keşideci olup imzası nedeniyle çek bedelinden sorumlu olduğu, (İstanbul BAM 16.HD., 28/05/2021 T., 2018/3284 E.-2021/1096 K., İstanbul BAM 16.HD., 06/03/2020 T., 2017/4169 E.-2020/599 K., Yargıtay 19. HD.02/05/2012, 2011/14950 E.- 2012/7342 K.), davacının bedelsizlik def’ini davalıya karşı ileri süremeyeceği, kaldı ki davalının, dava dışı  ... ile imzalanan Faktoring Sözleşmesi’ne istinaden,  6361 sayılı Kanununu ve Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Yönetmeliği kapsamında, yükümlülüklerini yerine getirdiği, davalının kambiyo senedini iktisap ederken, çekin bedelsiz olduğunu bile bile borçlunun zararına hareket ettiğinin de  kanıtlanamadığı (İstanbul BAM 44.HD., 23/06/2022 T.,2020/1864 E.-2022/1081 K. ) anlaşıldığından davacının davasının reddine, davalının şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde  hüküm kurulmuştur.\" şeklindeki gerekçeleri ile,Davacının davasının reddine,Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararı geçersiz olduğundan kesinleşmemesi gerektiğini, gerekçe olarak belirtilen kısmın sadece 6.sayfanın ilk paragrafı olduğunu, tüm mevzuata aykırı yeni bir içtihat yaratılması tercih edilmesi durumunda ayrıntılı olarak gerekçelendirilmesi gerektiğini, gerekçe olarak sadece lehtar imzasının sahteliğinin keşideci açısından menfi tespit gerekçesi olmadığına dayandığını, oysa davada birden farklı iddia ve davanın kabulünü gerektirir hukuki sebepler mevcut olduğunu, mahkemece iddia ve taleplerine olumlu ya da olumsuz herhangi bir yer verilmemiş olduğunu, sundukları emsal Yargıtay kararlarına neden itibar edilmediğinin açıklanmadığını, dava konusu çeke ilişkin olarak asli unsurlarda eksiklik, ciro zincirinde kopukluk nedeniyle ödeme yükümlülüğü doğurmayacağını, kambiyo senetlerine özgü def'ilerin yok sayılamayacağını, somut olayda çeklerde yer alan hak, asli unsurlardaki eksiklik, ciro zincirinde kopukluk, bedelsizlik defileri nedeniyle müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, yerel mahkemenin itibar etmediği senet metninden anlaşılan defilerin davanın esasına etkili olduğundan varlıkları yok sayılarak verilen kararın kesinleşmemesi gerektiğini, çekte ciro zincirinin kopuk olduğunu, lehtarın cirosunun sahte olduğu dikkate alındığında hukuken geçerli bir lehtar cirosundan söz edilemeyeceği için bundan sonraki tüm ciroların zaten geçersiz olsa da ...'dan sonra atılan ... Marketçilik cirosunun da sahte cironun akıbetinin sirayeti ile hukuken geçersiz kabul edilmesi gerektiğini, bir senet metninden anlaşılabilen mutlak def'i sebebi olup ciro zincirinde yer alan ve alacak her bir alacaklıya karşı ileri sürdürülebilir olduğunu, alacaklının dikkatli ve özenli olsaydı fark edebileceği bu eksikliği fark edememiş olmasının kendi kusurundan ileri gelmekte olduğunun kabul edileceğini ve alacaklının kendi tasarrufunun sonuçlarına katlanmasının bir zorunluluk olduğunu, çekin davalıdan önceki hamillerinin ... ve ... Marketçilik cirolarının durumunun ortada olduğunu, bunun  dışında hamillerden ...’nın terk suretiyle tacirliği bıraktığının da şifahen bilindiğini, bu iddialarına ilişkin olarak da yerel mahkemece herhangi bir araştırma yapılmadığını, talep ettikleri delillerin toplanmadığını, gerçeğin ortaya çıkması için dava konusu çeki ticaret hayatında kullanmaya devam eden bu kişilerin birbirleriyle olan bağlantısının ve ticari ilişkilerinin ortaya çıkarılmasını talep ettiklerini, çekte düzenleme tarihi yer almadığını, TTK 780. maddesine konu olan zorunlu unsurlar arasında düzenleme tarihi de yer aldığını, dava konusu çek üzerinde yer alan 30.04.2022 tarihinin imkansız bir tarih olduğunu ve yalnızca çekteki sahte kayıtların alelacele panik halinde dikkatsizce yapıldığına işaret ettiğini, olası bir davada bunun ortaya çıkmasından endişe eden çekin şu anki hamili olan davalı faktoring şirketin de bu sebeple tarihin değiştirilmesini talep ettiğini, davalının çek davaya konu olmadan bunları ortadan kaldırma çabasında olduğunu, bunun taraflar arasında bir uyuşmazlık konusu olmadığını sergilediğini, mutlak bir def'i olması münasebetiyle bilhassa da işi gereği düzenli olarak günlük çeklerle iştigal etmesinden mütevellit davalı veya imkansızlığın bu kadar aşikar olması nedeniyle görme duyusu işlev gören ve okuma yazma bilen diğer tüm cirantalara karşı ileri sürülebilecek olup mahkemece müvekkilinin davak onusu çek dolayısıyla öncelikle davalı ve akabinde diğer tüm cirantalara karşı ödeme sorumluluğunun bulunmadığının tespit edilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, çekin hamilinin müvekkilini bile bile zarara uğratmak amacıyla hareket ettiğini,  diğer açıklamalara itimat edilmediği düşünülecek olursa dahi şahsi defilere ilişkin kural gereği müvekkilinin davalı ve diğer cirantalar karşısında dava konusu çek kapsamında borçsuz olduğunun kabulü gerektiğini,   müvekkili ile lehtar arasındaki ticari ilişki kapsamında çekin kargoda kaybolması neticesinde müvekkilinin lehtara yeniden ödeme yaptığını ve aralarında alacak/verecek ilişkisi kalmadığını, müvekkilinin kambiyo senedine ilişkin ileri sürebileceği bir şahsi def'inin olduğunun şüphe götürmez olduğunu,kaşenin şirket türünü, vergi daire ve numarasını barındırmayan bir kaşe olduğunu, el yazısı ile LTD yazılmış olduğu ve el yazısı ile vergi numarası eklenmesinin kolayca anlaşılabileceğini, bu hususun diğer cirantalar tarafından sorgulanmaksızın işlem yapılmış olmasının hayatın olağan akışına ve ticaret hayatının şartlarına aykırı olduğunu, ... gibi benzer şekilde ... Marketçilik cirosunun da sahte olduğunu, bu şirketten çeki alan ...'nın da iyi niyetli ve basiretli olmadığını, çeki aldığı şirketin tam unvan ve bilgilerini bilmekle mükellef olduğunu, her ne koşulda olursa olsun cirantaların tamamının birer tacir olup tacirletin TTK m.18/2 hükmü uyarınca basiretli iş insanı gibi davranma yükümlülüğü bulunduğunu, tacir olan davalı ve diğer cirantaların senetteki sahtelik olgusunu bilebilecek duurmda olduğunun kabulü ile borçluyu bile bile zarara uğratma gayesiyle hareket ettiğini, davalının işi gereği düzenli olarak çek ile iştigal eden bir faktoring şirketi olup kanunen kendisine yüklenen sorumlulukları yerine getirmediğini, ağır kusurlu olduğunu, davalının lehtarı ya da ilk cirantayı araştırmak bir yana, kendisine çeki veren ...'yı dahi araştırmadığını, davalının uzmanlığı gereği özel seviyedeki özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini, davalının senet metnindeki ciro silsilesinin görünüşüne itimat etmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu çekte fatura mukabili işlem yapılan fatura borçlusunun ticari unvanı ile ciro edilirken kullanılan kaşede yer alan ismin fatura ile uyuşmadığını, bir tane değil; birden çok sahte unvan ve imza bulunduğunu, elle ticari unvanlarda düzeltmeler yapıldığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu çeki usul ve yasaya uygun şekilde ciro yoluyla iktisap etmiş olup iyi niyetli son meşru hamil olduğunu, davacının dava konusu çeki ciro yoluyla iktisap etmiş iyi niyetli son meşru hamil olan müvekkiline karşı bedelsizlik def'ini ileri süremeyeceğini, müvekkilinin iyi niyetli son meşru hamil sıfatıyla dava konusu çeki icra takibine konu etmesinde hiçbir hukuka aykırılık olmadığını, davacı şirketin takibe konu çekte keşideci konumunda olup lehtarın imzasının sahte olduğunu ileri süremeyeceğini, imzaların istiklali olarak tanımlanan bu ilke karşısında imzasını ikrar etmeyen keşidecinin lehtarın imzasının sahte olduğu iddiasına dayanarak sorumluluktan kurtulamayacağını, dava konusu çekin ... kargo ve kurye gönderileri hakkında yönetmeliğin m.39 kapsamında yasaklı maddelerden sayıldığı göz önüne alındığında dahi huzurdaki davanın reddi gerektiğini, çekin kargo veya kurye marifetiyle taşınmasının ilgili yönetmelik gereği yasak olup çekin kargo firması tarafından kaybolduğu veya çalındığı iddialarının müvekkiline karşı ileri sürülebilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirket tarafından dava konusu çekin faktoring kanun, yönetmelik hükümleri ve BDDK tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde akdedilen faktoring sözleşmesi ile devralındığı hususunun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, müvekkili tarafından sunulan söz konusu faturanın çek bedeline yakın hatta fazla olduğunun dolayısıyla çekin fatura tutarı ile uyumlu olduğunun tespit edildiğini, bilirkişi raporunda da tespit edilmiş olmakla çekin gerçekten çalınıp çalınmadığının davacı tarafın rızası dışında çıkıp çıkmadığı hususunda ispat konusunun davacı yana ait olduğunu, davacının çalıntı beyanlarının yalnızca bir iddiadan ibaret olduğunu, soruşturma dosyası sonucunda iddianame tanzim edilip edilmediği ya da çalıntı iddiaları hakkında bir kesin hüküm verilip verilmediği belli değilken dava konusu bu çek kesin çalıntıymış gibi müvekkiline kötü niyet atfetmenin usul ve yasaya aykırı olduğunu, çalıntı iddiasına ilişkin def'ilerin iyi niyetli meşru hamil müvekkiline karşı keşideci tarafından ileri sürülemeyeceğini, müvekkili şirket tarafından kanun ve yönetmelik gereği yapılması gerekli istihbarat çalışmaları gerçekleştirilerek dava dışı ... ile faktoring sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin dava konusu çeki usul ve yasaya uygun şekilde ciro yoluyla iktisap etmiş olup iyi niyetli son meşru hamil olduğunu, dava konusu çekin TTK hükümleri uyarınca kambiyo senedi vasfını haiz olduğunu, senedin senetle ispatının zorunlu olup davacının iddialarını ispata yeterli delil ibraz etmediğini, tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddi ile ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.Davacı tarafından dava dışı .. Limited şirketine gönderilmek üzere kargoya verdiği iki adet çekin kargoda  kaybolduğunu, daha sonra bu çeklerden ... nolu çekin davalı şirketin eline geçtiğini lehtar  ve sonraki gelen ciranta ... Şti. Bulunmadığını ve ticaret sicilinde kayıtlı olan şirketin Binak olduğunu, kaşesinin sahte olduğunu belirterek menfi tespit davasının kabulünü talep ve dava etmiştir.Davaya konu ... Bankası A.Ş., ... Şubesi’ne ait, keşide tarihi 30/04/2022, keşide yeri İzmir, çek numarası ..., çek bedeli 25.000-TL olan çekte keşideci davacıdır.Davalı şirket ile dava dışı ... arasında 09/07/2021 tarihinde factoring sözleşmesi tanzim edilmiştir.08/07/2021 tarihli, 25.120,80 TL bedelli  fatura ... tarafından ... Marketçilik Ltd. adına düzenlenmiş, 09/07/2021 tarihli çek tevdi bordosu ile çek davalı şirkete teslim edilmiştir.6102 sayılı TTK md 792'de; \"Çek herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da, hamil hakkını 790.maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.\" hükmü yer almaktadır.6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 9/3 maddesinayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan defileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğer ki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.\" hükmüne yer verilmiştir. Madde yollamasıyla 04.02.2015 tarih ve 29257 sayılı Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik 5/1. maddesinde ‘Kuruluş tarafından müşteriyi yeteri kadar tanıyacak şekilde istihbarat çalışmalarının yapılması, sadece müşterilerin beyanı veya sözlü teyidi ile işlem yapılmaması gerekir. İstihbarat çalışmasının; a)Öncelikle ilgili mevzuatta yer alan faturanın tarifi, şekli ve nizamına ilişkin düzenlemeler de dikkate alınarak faturadaki bilgilerin kontrol edilmesi, b) İç kontrol sisteminin devralınan faturalara ilişkin gerekli istihbarat ve araştırma yapılmasını sağlayacak ve Merkezi Fatura Kaydı Sisteminde bu faturaların mükerrer olmadığının kontrolü tamamlanmaksızın kullandırım yapılamayacak şekilde oluşturulması,c) Müşterilerin mali durumlarının değerlendirilerek bunların itibarı ve işlem geçmişleri de dikkate alınmak suretiyle gerektiğinde fatura borçlusu ve kambiyo senedi veya diğer senedin keşidecisine de başvurularak borcun teyit edilmesini sağlayacak yöntemler geliştirilmesi ve ulaşılabilmesi mümkün olan ilgili veri tabanlarından yararlanılması yoluna gidilmesi hususları dâhil olmak üzere asgari olarak yukarıda belirtilen usul ve esasları içerecek şekilde yapılır ve bunların yetersiz kalması durumunda ilave yöntemlere başvurulur.’ hükümleri düzenlenmiş olup, faktöring şirketlerinin gerekli istihbarat çalışmasını nasıl yapacağı ve çalışma usulleri açıkça düzenlemiştir. Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından  dava dışı lehtar adına düzenlenen çekin kargo aşamasında iken kaybolduğu, çekteki lehtar imzasının ve kaşesinin lehtara ait olmadığı, çekin keşide tarihinin 30/04/20222 şeklinde olduğu, lehtarın çekin ön yüzünde ... Grup ... Tic. arkada  ... Şti. (el yazısı ile Ltd. İbaresi ve vergi numarasının kaşeye eklendiği) ve sonraki gelen  ciranta ticaret unvanı olan ... Ltd. Şirketi unvanlı bir şirketin gerçekte bulunmadığı ve ticaret sicilinde kayıtlı olan şirketin \"...\" isimli şirket olduğu, kaşesinin sahte olduğu, bu hususların çek metninden anlaşılmakta olup ayrıca 08/07/2021 tarihli, 25.120,80 TL bedelli  faturanın ... tarafından ... Ltd. adına düzenlendiği, çek üzerindeki isim ile fatura üzerindeki ismin farklı olduğu, uyumsuzluk bulunduğu, davalının Yönetmelik 5/1 maddesi gereğince, çek metninden ve fatura ile uyumsuzluğundan kaynaklanan farklılıkları tespit ederek keşideciden çeki sorması ve diğer  cirantalar ile sicilde araştırma yapması gerekirken, gerekli istihbarat yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşılmakla, 6361 Sayılı Yasa'nın 9/3 maddesi gereğince menfi tespit davasının kabulüne, davalının faktoring müşterisini çeke dayalı olarak başvuru hakkının bulunduğu gözetilerek istirdat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece davanın tümüyle reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, menfi tespit davasının kabulüne çek istirdadı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİnin 25/10/2022 tarih, 2022/65 E., 2022/764 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Menfi tespit davasının KABULÜNE, Davacının, Davaya konu ... Bankası A.Ş., ... Şubesi’ne ait, keşide tarihi 30/04/2022, keşide yeri İzmir, çek numarası ..., çek bedeli 25.000-TL. bedelli çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, Çek istirdadı talebinin reddine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.707,75‬ TL karar harcından peşin alınan 426,94 TL'nin mahsubu  ile 1.280,81 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 80,70 TL başvurma harcı, 426,94 peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı, 1.500,00 TL bilirkişi ücreti, 494‬,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.513,14‬ TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(2). maddesine göre 25.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 93,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 313,70 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 15/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"553f4d40af1594d6","SID":"be3cbeacccc1b8f1"}}