{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İZMİR <br>1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>ESAS NO\t: 2025/119 <br>KARAR NO\t: 2025/563<br>DAVA\t: Alacak<br>DAVA TARİHİ\t: 30/05/2005<br>KARAR TARİHİ\t: 03/07/2025<br>Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı ...Giyim Sanayi İç ve Dış Ticaret AŞ. vekili, Mahkememize verdiği 30/05/2005  tarihli dilekçesinde; müvekkili şirketin TMSF Yönetim Kurulu'nun 24/06/2012  tarih ve 418 Sayılı Kararı ile fon alacaklarının tahsili bakımından yarar görüldüğünden 4389  Sayılı Bankalar Kanunu' nun 15-7/a maddesi uyarınca temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin devir alındığını ve yine Başbakanlık Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Yönetim Kurulu' nun aynı tarih ve sayılı kararı ile yeni yönetim ve denetim kurulu üyeleri atandığını, TMSF' ce atanan denetçi tarafından düzenlenen 01/01/2002 - 31/12/2002 dönemine ilişkin denetçi raporunda belirtilen konular ve bazı tasarruflar sonucu ... AŞ.' nin önemli ölçüde zarara uğradığını,... numaralı yönetim kurulu kararları ile...Ş' nin sermaye artırımlarına rüçhan haklarını kullanmak suretiyle iştirak edildiğini, bu hisse senetlerinin bankaya el konulması sonucu değersiz hale geldiğini ve zarar yazıldığını, 168 numaralı  yönetim kurulu kararıyla... Pazarlama AŞ. ve...' ndan ...hisselerinin satın alındığını, sonraki  sermaye artırımlarının da bu hisselere karşılık gelen rüçhan haklarının kullanıldığını, bankaya el konulması sonucunda değersiz hale  gelen bu hisse senedi bedelleri içinde zarar yazıldığını, ...numaralı yönetim kurulu kararı ile TYH' e yapılan ... hisse senedi satışlarının bedeli tahsil edilmeyerek karşılık ayrılmak suretiyle zarar yazıldığını,... numaralı yönetim kurulu kararlarıyla şirketin mal  varlıkları başta ...Dış Ticaret olmak üzere diğer grup şirketlerinin riskleri için ipotek edildiğini hatta alacaklıların gayrimenkullerin bazılarını sattırdığını, bunun da şirketi zarara uğrattığını, 2000 - 2001 yıllarında şirketin varlık ve imkanları diğer grup şirketlerinin lehine kullandırılmak veya borç verilmek suretiyle zarara uğratıldığını, şirketin önceki yıllarda verilen kefaletler iptal ettirilmeyerek ve ilave kefaletler verilerek çok büyük yükümlülüklerin altına sokulduğunu, devam eden takip ve davalar sonucu şirketin ödemek zorunda kalacağı kefalet borçlarının tutarının kesin olarak hesaplanamadığını ancak toplam kefalet tutarının 179.000,00-YTL civarında olduğunu, şirketin 2002 genel kuruluna sunulan bilanço, gelir tablosu ve denetçi raporu ile belirlenen durumdan hareketle 31/12/2002  tarihi itibariyle dönem ve geçmiş yıllar zararı 21.901 milyar TL olan 5.775 milyar TL ödenmiş sermayesini tamamen kaybederek öz sermayesi 14.212 milyar TL' ye düşmüş şirketin bu duruma gelmesinde gerek Kanunun gerekse esas mukavelenin yüklediği vazifeleri hakkıyla yerine getirmemeleri nedeniyle sorumlulukları tespit edilen ve haklarında gerekli mali, hukuki yaptırımların uygulanabilmesi için 30/09/1996 -  17/01/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan..., 30/09/1996 - 29/09/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan..., 12/10/1999 - 29/09/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan ..., 12/10/1999 - 31/05/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan...,15/10/1999 - 30/03/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan..., 15/10/1999 - 30/03/2000   tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan ..., 22/10/1999 - 29/09/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan..., 30/03/2000 - 29/09/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan ..., 01/06/2000 - 26/04/2001 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan..., 29/09/2000 - 20/07/2001 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan ...000 - 20/07/2001 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan ..., 29/09/2000 - 09/04/2001 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan ..., 29/09/2000 - 02/08/2001 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan..., 21/05/1999 - 11/04/2002   tarihleri arasında denetim kurulu üyesi olarak görev yapan ...ve 21/05/1999 - 23/10/2001 tarihleri arasında denetim  kurulu üyesi olarak görev yapan ...' ın  ibra edildikleri 2000-2001 yıllarına ilişkin genel kurul kararlarının ilgili maddelerinin 26/05/2005 tarihinde yapılan 2002 yılı olağan genel kurulunda hükümsüz sayıldığını, davacıların geçmiş yıllar genel kurullarında ibra edilmiş olmalarının davacıların şirket zararından dolayı sorumluluğunu bertaraf etmediğini, TTK' nin 336 - 342 - 346 - 359. maddelerinin yönetim kurulu üyelerinin ve denetçilerin sorumluluk hallerini düzenlediğini, ön görülen sorumluluğun üyelerin ortaklığa verdikleri zararları tüm mal varlıkları ile birlikte ve sınırsız bir şekilde ödemeleri gerektirdiğini, doktrin ve uygulamada yönetim kurulu üyeleri ile ortaklar arasında bir sözleşme ilişkisi bulunduğu, bu itibarla yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesinin mevcut bulunduğunun ittifakla kabul edildiğini, denetçiler ile ortaklık arasındaki ilişkinin de sözleşme ilişkisi olduğunu, denetçiler aleyhi de de kusur karinesinin bulunduğunu, TTK' nin 359. Maddesi uyarınca şirket denetçileri aleyhine açılacak davalardaki usul ve esaslara tabi olacaklarının kabul edildiğini, TTK' nin 317. Maddesinin yönetim  kurulu üyelerine ortaklığı  yasanın ön gördüğü biçimde yönetmek ve temsil etmek görevini yüklediğini ve yine TTK' nin 320. Maddesinin özen ve sadakat borcunu düzenleyerek özen ve sadakat borcu altında olan yönetim kurulu üyelerine aksi halin varlığı halinde hukuki ve cezai müeyyideler getirdiğini, hazırlanan raporlarda müvekkili şirketin toplam zararının trilyonlara ulaştığı bu zararın oluşumunu davalıların kusurlu ve kasıtlı idare şekillerini oluşturduğunun görüldüğünü, yönetim kurulu üyelerinin kurul halinde  çalıştıkları kanun ve ana sözleşmeden doğan hak ve ödevlerin yerine getirilmesi sırasında doğacak zararlardan müteselsilen sorumlu olacakları ve ayrıca yönetim kurulu üyelerine aleyhine kusur karinesinin var olduğunun kabul edildiğini belirtmiş, davalılardan fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.100,00-YTL' nin zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek T.C Merkez Bankası' nca ilan edilen avans faizi ile birlikte davalılardan sorumlulukları oranında müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkili şirkete verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>TMSF  vekili Mahkememize verdiği 30/05/2005 tarihli ıslah dilekçesinde; müvekkili ile ... Giyim San İç ve Dış Tic AŞ arasında yapılan \" Alacak Temlik Sözleşmesi\" ne istinaden  dava konusu alacağın temlik alındığını,... E. sayılı dava dosyasının fazlaya ilişkin talep ve dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla 5.100,00-TL olarak ikame edildiğini, tespit edilen ortaklık zararının sunulan raporlarda da belirlendiği üzere 196.984.378-YTL olduğunu, teftiş kurulu tarafından hazırlanan inceleme raporunda da belirtildiği üzere yönetim kurulu üyelerinin kişi bazında sorumlu tutarlarının ... için 186.840.530-YTL,... için 186.720.596-YTL,... için 185.147.331-YTL, ...için 186.720.596-YTL,... için 181.575.215-YTL, ...  için 190.519.063-YTL, ... için 188.945.798- YTL,... için 188.945.798-YTL, ... için 187.845.798-YTL,...için 188.945.798-YTL, denetim kurulu üyelerinin kişi bazında sorumluluk tutarlarının ... için 196.984.378-YTL, ... için 196.984.378-YTL olduğunu, alacak temlik sözleşmesine istinaden davanın değerinin tüm ortaklık zararını kapsayacak şekilde artırılarak 196.984.378-YTL üzerinden ıslah edilmesi talep zorunluluğu doğduğunu belirtmiş, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 5.100-YTL olarak ikame  edilen davanın 196.984.378-YTL olarak HUMK madde 83. ve devamı hükümlerine göre ıslahı ile ıslahı istenen 196.984.378-YTL ortaklık zararının zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek TC Merkez Bankası' nca ilan edilen en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalılardan sorumlulukları tutarında müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... Mahkememize  verdiği  24/06//2005  tarihli   cevap dilekçesinde; ... AŞ' de Eylül 1996  ile 15  Mayıs 2000 tarihleri arasında görev yaptığından  öncelikle  husumet itirazında bulunduğunu, dürüstlüğünün ve görevinde sadık çalışmalarının sonucunun ... kayıtları ile mübrez olduğunu, ... Yönetim kurulu kararlarının ... Holding yönetim kurulunca veya... Holding icra kurulunca verilen kararların uygulanmasından ibaret olduğunu, dava konusu edilen hiç bir kararın... yöneticilerince alınan ve uygulanan kararlar olmadığını,  iddia olunan kusur mesuliyetinin kendisine itham edilmesinin mümkün olmadığını, ... grubu içinde herhangi bir şirkette ortaklığı olmadığı gibi profesyonel ücretli olarak bu grup içinde 2000 Mayıs sonuna kadar görev yaptığını, ...deki görevi sona erdiğinde ...' in faal  bir şirket olduğunu, dava dilekçesinde yer alan hususlardan hangilerinin görev yaptığı dönemde kendisi tarafından imzalanan  kararlardan olup olmadığının  kendisi tarafından bilinmediğini, bu sebeple yönetim kurulu kararının ve denetim raporunun kendisine tebliğinin gerektiğini,...Bank AŞ' nin sermaye artırım kararları ve hisse senetlerinin alımları ile satımlarının o günkü koşullarda değerlendirilerek... Bank Hisselerinin cari piyasa değerleri çerçevesinde şirketin aleyhine olmadığı düşünülerek alındığını, aksi bir durumun halka açık olan şirketin gerek iç denetimlerinde, gerekse SPK tarafından yapılan denetimlerinde kolaylıkla tespit edilip şirket aleyhine gerekli yasal girişimlerin daha o zaman yapılabileceğini, şirket varlıklarının  ipotek verilmesi ve borç verilmesine ilişkin  olarak verilmesine ilişkin olarak ise öncelikle bu kararlarda imzası olup olmadığının kendisi tarafından şu anda bilinmediğini, ayrıca  görevden ayrıldığı tarihten sonra  kefaletlerin süresi sonunda iptalinin kendisinden göreve  devam eden ve yeni göreve gelen idareci, yönetici ve yönetim kurulu üyelerinin görevleri olması gerektiğini düşündüğünü, yönetim de esas olanın şirketin işlerinin aksamadan devamıdır düşüncesi ile bu konuda bir ihmal varsa görevden ayrıldığı 15 Mayıs 2000 tarihinden itibaren TMSF yönetime el koyana kadar geçen sürede  görev alanlarının mesuliyetinde  olduğunu, ayrıca gerek ipotek verme gerekse kefalet verme işlerinin şirketin de mensubu olduğu...Holding  şirketleri ile karşılıklı olarak... Holding yönetim kurulu ve icra kurulu kararları çerçevesinde yapıldığını, bankalardan alınacak kredilerde o günkü uygulamalar ve bankacılık sisteminin talepleri doğrultusunda ipotek ve kefalet verilmeden kredi almanın mümkün olmadığını, bu çerçevede ... Holding şirketlerinin kredi kullanmaları durumunda birbirlerine kefil olduklarını veya ipotek verdiklerini, halka açık yapı içinde de bu durumun SPK ve bağımsız denetim raporlarında ortaklara ve halka yazılı bilgi olarak anında duyurulduğunu, amacın şirketi zarara uğratmak olmayıp şirketin işlerini idame ettirmek olduğunu, yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığı, 29/09/2009  tarihi dikkate alındığında genel kurula hitaben kendisi tarafından faaliyet raporu düzenlenmediğini, şirketin halka açık olduğu genel kurul kararlarının geçerli olabilmesi için bağımsız denetim şirketince hazırlanmış raporun genel kurulda okunması zorunlu olduğu hususu ile dava dilekçesinde yer alan hususların bilançolarda ve dip notlarda açıkça belirtilmiş olduğu dikkate  alındığında SPK denetimine tabi olan  halka açık şirketin  mevzuata harfiyen uygun olarak yapılmış genel kurul ibra kararlarının yok sayılmasının hukuka ve anayasanın kişilere tanıdığı hak ve özgürlüklere uygun olmadığı kanaatinde olduğunu belirtmiş, davanın öncelikle husumet yokluğundan reddine, esasa girilmesi halinde ise esas dan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ...Mahkememize verdiği 26/06/2005 tarihli dilekçesinde; yönetim kurulu üyesi olarak 30/03/2000 - 29/09/2000 tarihleri arasında yaklaşık 6 ay süreyle yönetim kurulu üyeliği yaptığını, öncelikle dava dilekçesinde yer alan hususlardan hangilerinin görev yaptığı dönemde kendisi tarafından imzalanan kararlar olup olmadığının bilinmediğini, bu sebeple dava dilekçesine cevap verebilmek için ilgili yönetim kurulu kararlarına  ve yine  dava dilekçesinde belirtilen denetim raporuna ihtiyaç bulunduğunu, dava dilekçesine yer verilen yönetim kurulu kararlarında imzasının bulunduğunun kabulü halinde yapılan işlemlerden dolayı şahsının sorumluluğunun bulunmadığını, ...Bank AŞ 'nin  sermaye artırım kararları ve hisse senetlerinin alımlarıyla satımlarının o günkü koşullarda değerlendirilerek ... Bank hisselerinin cari piyasa değerleri çerçevesinde şirketin aleyhine olmadığı kabul edilerek alınmış bulunduğunun, Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizinin yaşandığı bir dönemde T.C. Merkez Bankasının ve T.C. Hükümetinin kur ve faiz oranlarında yaptığı büyük değişikliklerden sonra İMF politikaları gereği ...' ın TMSF 'ye devredilerek hisselerin fona geçmesinin sorumluluğunun olmaması gerektiğini, şirket  varlıklarının ipotek verilmesi ve borç verilmesine ilişkin olarak ise öncelikle  bu kararlarda imzasının olup olmadığının bilinmediğini, ancak gerek  borç verme gerekse ipotek verme işlemlerinin şirketin içinde bulunduğu... grubu şirketleri ile karşılıklı olarak yapıldığını, ülkemizde henüz projeye kredi şeklinde bir uygulamanın gelişmediği bir ortamda bankalardan alınacak kredilerde ipotek ve kefalet verilmesinin zorunlu hale geldiğini, bu çerçevede... grubu şirketlerinin kredi kullanmaları durumunda zorunlu olarak  karşılıklı olarak birbirlerine kefil olduğunu veya ipotek verdiğini, şirkette görev yaptığı dönem dikkate alındığında genel kurula hitaben kendisi tarafından faaliyet raporunun düzenlenmediğini, şirketin halka açık olduğu ve genel kurul kararlarının geçerli olabilmesi için sermaye piyasasına tabi bağımsız denetim şirketince hazırlanmış raporun genel kurulda okunmasının zorunlu olduğu hususu ile dava dilekçesinde yer alan hususların bilançolarda açıkça belirtilmiş olduğu hususları dikkate alındığında mevzuata uygun olarak daha önce alınmış olan  genel kurul ibra kararlarının yok sayılmasının hukuka uygun olmadığını belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini  talep etmiştir. <br>Davalılar..., ... ve..., ... ve ...vekili Mahkememize verdiği 13/07/2005  tarihli cevap dilekçesinde; davacı taleplerinin TTK 340. Maddesinin atfı ile uygulama alanı bulan TTK 309. Maddesi gereğince  2 ve 5 yıllık zaman aşımı süresine  tabi olduğunu, 1996 - 1997 - 1998 yıllarındaki fiiller hakkında 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, 1999 - 2000 ve 2001 yıllarındaki fiillerinin ise 2 yıllık zaman aşımına uğradığını iki yıllık sürenin davacı şirketin 24/06/2002  tarihinde hukuken ve fiilen TMSF' ye geçmiş olması sebebiyle 24/06/2004  tarihinde dolduğunu, davanın  haksız olduğunu, TTK' nin 341. Maddesi gereğince sorumluluk davasının özel şartı olarak ilgililer hakkında sorumluluk davası açılmasına ilişkin genel kurul kararı bulunmasının zorunlu olduğunu, TMSF tarafından atanan kişilerin özel dava şartını şeklen oluşturabilmek için 26/05/2005 tarihinde tek bir ortak tarafından alınan kararla olağanüstü genel kurul toplantısı yaptığını, bu toplantıda yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında şahsi sorumluluk davası açılması  kararı alındığını, bu kararların iptali için Asliye Ticaret Mahkemesinde  dava  açıldığını, bu davanın bekletici mesele yapabileceğini, davacı şirketin 26/05/2005  tarihinde yapılan 2002 - 2003 ve 2004  yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan 1999 - 2000 ve 20001 yıllarında görev yapan yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin ibra kararlarının hükümsüz sayılmasına ilişkin kararının  mutlak butlanla batıl olduğunu, müvekkillerinin görev dönemlerindeki faaaliyetleri hakkında davacı şirket genel kurulu tarafından alınmış  açık ibra kararları mevcut olduğunu ve bu ibra kararlarının sorumluluk davası açma hakkını ortadan kaldırdığını,  hukuki niteliği itibariyle ibranın menfi bir borç ikrarı olduğunu tek taraflı olarak gerçekleştirilen ibradan dönmenin mümkün olmadığını, dava dilekçesindeki olayların genel olarak anlatıldığını, müvekkillerinden istenen rakamların  nasıl oluştuğu, bu rakamların müvekkillerinin hangi eylem ve davranışı nedeniyle istenildiği ve  müvekkilleri ile illiyet rabıtasını ve bunların dayanaklarını açık olarak belirtmediğini, dava dilekçesinde belirtilen  yönetim kurulu kararlarının tebliğinin gerektiğini, müvekkillerinin görev yaptığı dönemlerde  İMKB ve SPK gözetim ve denetiminde uluslararası bağımsız yeminli mali müşavir firmalarınca düzenlenen ve onaylanan bilançolara göre 1999 yılında şirketin karının 463. Milyar TL, 2000 yılında şirket net karının 1 Trilyon 204 milyar TL 'si olduğunu, BBDK 'nun 09/07/2001  tarihinde şirketin ortağı ola...Holding 'in bağlı ortağı...Giyim Sanayicileri Bankası AŞ'nin yönetim ve denetimini TMSF'ye devretmesi sonucu davacı şirketin İMKB de işlem gören hisse senetlerinin sıralarının  işleme kapatıldığını, yaklaşık bir yıl geçtikten sonra 23/08/2002  tarihinde göz altı pazarında işlem görmeye başladığını, TMSF tarafından el konulmanın hemen akabinde...Bank AŞ olan  kredi hesaplarının kat edilerek şirket mal varlığı hakkında  haciz işlemlerine girişildiğini bu durumun şirket açısından son derece olumsuz bir görüntü yarattığını, şirketin kredi bilitesinin zayıfladığını, kredi kullanılan diğer bankalarında hesapları kat ederek yasal takip işlemlerine başladığını, bunların yanında 2000 yılı sonu 2001 yılı başında yaşanan krizden olumsuz olarak etkilendiğini, şirketin 2001 yılını zararla kapatmak zorunda kaldığını, müvekkillerinin görev yaptıkları 12/10/1999 - 31/05/2000  tarihlerindeki dönemlerde şirketi karlı ve iyi bir şirket olarak yönettiklerini, şirketin  halka  açık şirket olup hisselerinin % 54,38 'inin İMKB'de işlem gördüğünü, davacı şirketin tüm işlemlerinin İMKB ve SPK tarafından denetlendiğini, şirket hisselerinin 26/10/2000   tarihinde halka arz edildiğini, müvekkillerinin şahsı sorumluğunu gerektirecek herhangi bir işlemininin mevcut olmadığını, davacı şirketin  yönetim ve denetiminin 24/06/2002  tarihinde hukuken ve fiilen  TMSFye geçtiğini, bu nedenle 2002 ve devamına ait bilançoyu ve ilgili evrakları düzenleyen ve ilgili mercilere sunan dolayısıyla karşılığı ayırmayanın TMSF  tarafından atanan yöneticiler olduğunu, TMSF  tarafından  şirket yönetimine el konulduktan sonra şirket aktiflerinin gereği gibi değerlendirilmediğini, mal varlıklarının satılmadığını, sermaye artışının sağlanamadığını, şirketin giderek tasfiyeye sürüklendiğini, bütün bunların müvekkilleri görevden ayrıldıktan sonra olduğunu belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ...vekili Mahkememize verdiği 27/07/2005 tarihli cevap dilekçesinde;  müvekkilinin 29/09/2000-20/07/2001  tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi  olarak görev yaptığını, görev yaptığı süre içindeki icraatlarının genel kurul tarafından onaylandığının ibra edildiğini, 26/05/2005 tarihinde yapılan 2002 yılı olağan genel kurulunda 2000-2001 yıllarına ait genel kurullarda ibra edilmiş müvekkilinin daha sonra 26/05/2005 tarihinde yapılan genel kurulda görev yaptığı dönemle ilgili kesinleşmiş ibralarının geçersiz sayılmasının yasal dayanağı bulunmadığını, müvekkili ile ilgili ibralara itiraz edilmediği, müvekkilinin görev yaptığı şirketin halka açık olduğu ve genel kurul kararlarının geçerli olabilmesi için sermaye piyasasına tabi bağımsız denetim şirketince hazırlanmış raporların genel kurul da okunmasının zorunlu olduğu hususu ile dava dilekçesinde yer alan hususların bilançolarda açıkça belirtilmiş olan hususlar dikkate alındığında ibraların mevzuata uygun olduğunun tartışmasız şekilde görüleceğini, müvekkili ile ilgili ibranın genel kurulda  verildiğini, ibranın  geçersizliği  kabul edilse bile  dava dilekçesinde iddia edilen zarardan tüm ortakların sorumlu olduğunu, müvekkilinin  görev yaptığı süre içinde iyi niyetle  yasaya şirketle ilgili mevzuata uygun olarak icrada bulunduğunu müvekkilinin görev yaptığı bölüme... holding  yönetim kurulunca veya ...  Holding icra kurulunca verilen kararların dikte ettirildiğini, müvekkilinin  görev yaptığı birimin faaliyetleri  ile aldığı kararların tamamen üst yönetimin tasarrufu olduğunu, 2001 yılında TC Merkez Bankasının ve Hükümetin kur ve faiz oranlarında yaptığı  büyük değişikliklerden sonra İMF politikaları gereği...Bank'ın  TMSF' ye devredilerek hisselerinin fona geçmesinin sorumluluğun müvekkiline yüklenemeyeceğini belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı... vekili Mahkememize verdiği cevap  dilekçesinde ; müvekkilinin TMSF tarafından el konulan ... Giyim Sanayi İç Dış Ticaret AŞ. yönetim kurulunda 19/09/2000 tarihinde başladığı görevinden 23/06/2001 tarihinde istifa yoluyla  ayrıldığını, davanın TMSF 'ce atanan denetçi tarafından düzenlenen 01/01/2002-31/12/2002 denetçi raporu dayanak alınarak...AŞ'nin  zarara uğraması nedeniyle bu zararların  tazmini istemiyle tüm yönetim kurulu üyeleri dolayısıyla müvekkili hakkında ikame olunduğunu, davada TTK 309. maddesinde bahsi geçen 2 ve 5 yıllık geçen sürelerin dolduğunu ve davanın zaman aşımına uğradığını, şirketin 26/05/2005 tarihinde 2002 - 2003 - 2004 yıllarına ilişkin yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan  1999 - 2000 ve 2001 yılında  görev yapan yönetim kurulu üyelerinin ibra kararlarının hükümsüz sayılmasına ilişkin kararının mutlak butlanla batıl olduğunu, ibra edilmiş işlemlerin olağanüstü genel kurul kararıyla yeniden yaratılmasının mümkün olmadığını, yerleşik Yargıtay uygulaması ve bilimsel içtihatların menfi borç ikrarı niteliği taşıdığına hem fikir oldukları ibranın sonradan icra kılınan bir genel kurul kararıyla ortadan kaldırılmasının olası olmadığını, davacı iddialarının hukuksal bir temelinin bulunmadığını, davacı tarafça zararın somut biçimde ispatının gerektiğini, davaya dayanak alınan raporun subjektif kanaat ve ön yargılar içerdiğinden kabulünün olanaksız olduğunu, yönetim kurulu üyesi sıfatıyla müvekkilinin durumunun  genel içerisinde ele alındığını adı şahsi sorumluluk davası olan davada özele yani şahsa inilmediğini, müvekkilinin altında imzaları bulunan kararların hangi nedenle Kanuna aykırı olduğunun raporda belirtilmediğini ayrıca yönetim kurulu kararlarının taraflarına tebliğ edilmediğini, dava dilekçesinde zararın  her bir yönetim kurulu üyesinin  görev süresi konumu, tanımı ve kapsamı içerisinde katıldığı kararlara konu  işlemden doğup doğmadığına, doğmuş ise o üyenin kasıt ve kusura dayanıp dayanmadığına veya  özen borcuna uyulup uyulmadığına bakılmak suretiyle değerlendirilmesi gerektiğini, TTK' nin 336. Maddesi gereğince müvekkilinin oluştuğu iddia edilen zararlardan şahsi sorumluluğu yoluna gidilebilmesi için gerek  Kanunun ve gerekse esas mukavelenin kendisine yüklediği  görevlerin kasten yada ihmal neticesinde yapılmaması gerektiğini, yapılan işlemlerde müvekkilinin kusuru ve özen borcuna aykırı bir eylemi olmadığını, davacı şirketin halka açık bir şirket olup hisselerinin İMKB ile işlem gördüğünü, halka açık şirketlerde şirketin yapmış olduğu işlemler ve bilançoların İMKB, SPK ve Bağımsız Denetim kuruluşları tarafından denetlendiğini, davacı şirketin işlemlerinin de bu kuruluşlarla denetlendiğini, hiç birisi tarafından olumsuz rapor verilmediğini, davacının ihtiyati tedbir taleplerinin yerinde olmadığını belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br> Davalılar..., ...ve ... vekili Mahkememize verdiği 27/07/2005 tarihli cevap dilekçesinde; temlik müvekkillerine bildirilmeden temlik yoluyla taraf değişikliği ve ıslahın usule aykırı olduğunu, ıslah yoluyla müddeabihin artırılması için dahi önce taraf teşkili ve TMSF'nin davaya dahil olması kararı verilmesi gerektiğini, sorumluluğun kişiselleştirilmediğini dava dilekçesinin usulsüz olduğunu, ...'in davayı açmasının hukuken mümkün olmadığı gibi ibra etmeme kararının çelişkili, usulsüz ve hukuka aykırı olduğunu, TMSF'nin davası temlike dayalı olduğuna  göre TMSF' nin  ...' in sahip olduğu haktan fazlasını kullanamayacağını, davanın hem ... ve hemde TMSF için zaman aşımına uğradığını, TTK'nun 336. Maddesi delaletiyle 309. Maddesi gereği davacı... Holding'in açtığı davada iki türlü zaman aşımı incelemesi yapılması gerektiğini, iki ve beş yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu ve davanın zaman aşımından reddinin gerektiğini, müvekkillerinin basiretli bir tacir gibi davranmış olup kusurlu olmadıklarını, 1993  yılında... Dış Ticaret Aş ile başlayan tekstil alanındaki en büyük kobi organizasyonuna 1995  yılında...'in katıldığını, 1997  de...Holding'inde kurulmasıyla Holding şirketi çatısı altında toplandığını, 9-10  yıl boyunca arka arkaya devam eden ve milyar dolarlar seviyelerinde ihracatlar gerçekleştirildiğini, tekstil imalat ve ihracat sektörünün gereksinim duyduğu diğer yan alanlarda da  pek çok başarılı girişime imza atıldığını, dava dilekçesinde  dava konu edilen eleştirisel işlemlerin bir çoğunun bu amaca hizmet eden nitelikte ve işlem ve kararlar olduğunu, dava dilekçesinde ki hiçbir eleştirinin herhangi bir ekonomik ve hukuki gerekçeye oturtulmadığını, eleştirilen hiç bir hususla ilgili o dönemin ve şirketin ticari ve ekonomik koşullarının dikkate alınmadığını, şirketin yatırım, organizasyon ve şirketi  ve çatı şirket kimliği altında bir Holding'in kontrolü altında olduğu hususunun dikkate alınmadığını, işlemlerde halka açık olan bir şirket olması dolayısıyla mutlak surette zaten SPK gibi bir kamu kurumunun denetiminin varlığı ve bu nedenle işlemlerin zaten yapıldıkları dönemde bir kamu otoritesince denetlendiğinin dikkate alınmadığını, yapılan işlemler sorgulanırken işlemlerin ekonomik ve hukuki boyutları ve şartları bir arada değerlendirilmediğini, şirket yöneticilerinin yada denetçilerinin basiretsizliği hangi noktada gösterdiği ve bu işlemin veya kararın doğrusunun ne olduğunun  açıklanmadığı, adeta şirket yönetiminin yerine geçilerek ticari  tercihler ve kararların sorgulandığı ancak sonuçlara neden olan olgulara ve sonucu etkisine bakılmadığını, zararın tam olarak tutarının tespit edilmediğini, zarara sebep olan başkaca bir unsurun kusurun olup olmadığının dikkate alınmadığını, her şeyden önemlisi müvekkillerinin olaydaki kusurunun  net olarak belirlenmediğini, davacı TMSF'nin grup bankası...Bank' a 09/07/2001  tarihinde, müvekkilinin  yönetim ve denetim kurulu üyesi olduğu davacı şirkete  de 17/06/2002 tarihinde el koyduğunu, davacı şirketin almış olduğu  kararlar ve yapmış olduğu işlemlerin tümüyle günün koşullarına ve ihtiyaçlara uygun aynı zamanda geleceğe yönelik işlemler olduğunu, bu işlemlerin üzerinden üç beş yıl gibi kısa bir zaman geçmesinden itibaren 09/07/2001 ... Bank'a el konulması ile TMSF'nin...in de tüm varlığına tedbir koyduğunu ve şirketin faaliyetine son verdiğini, şirketi felç ettiğini, TMSF'nin de kusurunun söz konusu olduğunu davanın diğer yönetim ve denetim kurulu üyelerine ihbar edilmesi gerektiğini, davacının İhtiyati Tedbir talebinin yerinde olmadığını belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili Mahkememize verdiği 28/07/2005 tarihli cevap dilekçesinde; dava ve ıslah  dilekçesinde ileri sürülen iddialara dayanak belgelerin dosyaya sunulmadığını, kendilerine tebliğ edilmediğini, bu sebeple davacı  tarafın iddiasına dayanak belgelerin dosyaya ibrazı ile kendilerine tebliğinden sonra bu belgelere belgelerdeki imzalara karşı beyan ve cevap verme hakkını saklı tuttuklarını, davalı ...'nun davacı şirket yönetim kurulunda  görev yaptığı 29/09/2000 - 02/08/2001 tarihleri arasındaki icraatların genel kurul tarafından onaylanarak ibra edildiğini, davacı şirketin 26/05/2005  tarihinde yapılan 2002 yılı olağan genel kurulunda da 2000 - 2001 yıllarına ait genel kurulların ibra edildiğini, müvekkili ile ilgili ibralara itiraz edilmediğini, daha sonra ibraların geçersiz olduğu iddiasının yasal dayanağının olmadığını kaldı ki ibra eden genel kurul olduğundan ibranın geçersizliği halinde iddia edilen zarardan tüm ortakların sorumluluğunun söz konusu olacağını, müvekkilinin davacı şirket yönetim kurulunda görevini yasalara uygun olarak özenle sürdürdüğünü ayrıca müvekkilinin görev aldığı bölümde ... Holding yönetim kurulu ve ... Holding İcra kurulunun direktifleri doğrultusunda karar alınmış olduğundan yapılan faaliyet ve alınan kararların sorumluluğunun üst yönetime ait olduğunu belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili Mahkememize  verdiği 29/07/2005  tarihli ek beyan dilekçesinde; TTK'nun 309/4 maddesindeki iki yıllık zaman aşımı süresinin 24/06/2004 tarihinde dolduğunu, dolayısıyla davanın zaman aşımı açısından da açılamayacağını belirtmiş, 27/07/2005 tarihli cevap dilekçesinde saklı tutulan cevap hakkına istinaden dilekçenin 27/07/2005 tarihli dilekçesiyle nazara alınmasını talep etmiştir.<br> Davalı ... vekili Mahkememize verdiği 19/04/2006 tarihli ıslah dilekçesinde ; davanın zaman aşımına uğradığını belirtmiş, davanın öncelikle zaman aşımından reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili Mahkememize verdiği 25/04/2006 tarihli ıslah dilekçesinde; davanın zaman aşımına uğradığını belirtmiş davanın öncelikle zaman aşımından reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br> Mahkememizin 26/04/2018 tarih,... Karar sayılı ilamı ile; \"...1-Davanın davalılar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden 6101 Sayılı HMK'nun 150/5. maddesi gereğince AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-Davanın davalı... ve ... miras şirketi yönünden 5411 sayılı Yasa' nın 132/10. maddesi gereğince protokol yürürlükte kaldığı sürece DURDURULMASINA, 3-Davanın davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden KISMEN KABULÜ ile 189.024.043,00-TL' nin dava ve ıslah tarihi olan 30/05/2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Dava tarihinden sonra yapılan 156.414,58-TL'lik ödemenin infaz sırasında nazara alınmasına, ...\" karar verildiği, kararın İstinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi.... Hukuk Dairesi'nin 04/11/2022 tarih,... Karar numaralı ilamı ile \"...Somut olayda davacı şirket, dava dışı...Bank A.Ş'nin fona devrinin ardından fon alacaklarının tahsilini teminen TMSF'ye devredildiği, bundan sonra TMSF tarafından atanan denetçi tarafından 01.02.2002-31.12.2002 dönemine ilişkin denetçi raporu hazırladığı, bu rapora göre...olu yönetim kurulu kararıyla dava dışı.... Bank A.Ş'nin sermaye artırımlarına rüçhan haklarını kullanmak suretiyle iştirak edildiği, bu hisse senetleri bankaya el konulması neticesinde değersiz hale geldiği ve zarar yazıldığı,... nolu yönetim kurulu kararıyla ...Pazarlama A.Ş. ve ...ndan...Bank hisseleri satın alındığı, sonraki sermaye artırımlarında bu hisselere karşılık gelen rüçhan hakları kullanıldığı, bankaya el konulması neticesinde değersiz hale geldiği,...nolu yönetim kurulu kararıyla TYH'ye yapılan... Bank Hisse senedi satışlarının bedeli tahsil edilmeyerek zarar yazıldığı,... nolu yönetim kuru kararıyla şirketin mal varlıkları başta... Dış Tic. A.Ş. Olmak üzere diğer grup şirketlerinin riskleri için ipotek edildiği, hatta alacaklılar gayrımenkullerin bazılarını sattığı, 2000, 2001 yıllarda şirketin varlık ve imkanları değer grup şirketlerin lehine kullandırılarak ve borç verilerek şirketin zarar uğratıldığı, şirketin önceki yıllarda verilen kefaletler iptal edilmeyerek ve ilave kefaletler verilerek çok büyük yükümlülük altına sokulduğu, şirketin ödemek zorunda kalacağı toplam kefalet miktarının 179.000.000 TL civarında olduğu, 31.12.2002 tarihi itibariyle şirketin öz sermayesinin -14.212 milyar TL olduğu belirtilmesi üzerine 26.05.2005 tarihli genel kurulda sorumluluk davası açılmasına dair alınan karar üzerinedava konusu dönemlerde yöneticilik ve denetçilik yapan davalılar aleyhine sorumluluk davası açılmıştır. Mahkemece alınan Prof Dr. ...(Borçlar Hukuk E.Öğr. Üyesi),...(Emekli Banka Md) ve...(Emekli Bank Müd/SMMM) tarafından hazırlanan 30.09.2015 tarihli kök raporda, dava konusu 22.03.1999-122 sayılı yönetim kurulu kararıyla 1998 yılında gösterdikleri olağanüstü performans ve başarıdan ötürü Levent Hekimoğlu'na 226.000 USD,...'e 102.901 USD  tatarında primin 31.03.1999 tarihinde ödenmesine karar verildiği, TTK'nın 332. maddesi uyarınca idare yönetim kurulu üyelerin şahsi menfaatlerine ilişkin kararlara iştirak edemeyecek ise de bu kişilerin kararda imzaları bulunduğu, şirket ana sözleşmesinin 14. maddesinde yönetim kurulunun huzur hakkı veya ücreti genel kurulca tayin edilmesi kararlaştırıldığı, genel kurulca prim ödemesi ie ilgili bir karar alınmadığından kararda imzası bulunanların prim ödemesinden doğan zarardan sorumlu olduklarını, karada imzası bulunan davalı ...in 119.934,07 TL'den sorumlu bulunduğu,... sayılı kararda ... Giyim Sanayicleri Bankası A.Ş.'nin artırılan sermayesinde rüçhan hakkı kullanılarak nama yazılı 478.590 adet hisseye iştirak edilmesine karar verildiği, 478.590 TL'lik hisse bedeli 31.12.2001 tarihinde zarar yazıldığı için kararı imzalayan 7 kişi olan..., ...,...,..., ...,...'ın sorumlu olduğu, 27.12.1999 -144 sayılı yönetim kurulu kararınnı 4. Maddesinde belirtilen... Turizm Tanıtım ve Mağazacılık A.Ş'ye yapılan 30.000 TL'lik hisse satışı dav konusu edildiği, hisse satışı ile ilgili olarak alıcı firmaya 39.968,80 TL faiz hesaplandığı, 1.479,54 TL tahsilat sağlandığı, 30.000 TL++39.968,80TL-1.479,54 TL = 67.489,25 TL temlik eden şirket kayıtlarında 30.06.2001 tarihinde şüpheli alacaklara aktarılarak zarar yazıldığı, zarar yazılan 67.489,25 TL'den kararda imzası bulunan..., ...,..., ... ve ...'ın sorumlu olduğu, 28.12.1999-145 sayılı yönetim kurulu kararıyla... Bank A.Ş'ye ait 900.000 adet hissenin toplak 4.500.000.000 TLye... Yatırım Holding A.Ş'ye vadeli olarak satışına karar verildiği, satışı yapılan hisse bedelinden 589.000 TL tahsilat yapıldığı, 426.000TL faiz faturası düzenlendiği, kalan 4.338.108.17 TL temlik eden şirket kayıtlarında 31.12.2012 tarihinde şüpheli alacaklar hesabında zarar olarak yazıldığı, kararda imzası bulunan...,...,, ...,..., ...'ın sorumlu olduğu, 10.03.2000-153 sayılı yönetim kurulu kararıyla ...Bank A.Ş'nin 261.194 adet hissesinin rüçhan hakkı kullanılarak iştirak edilmesine karar verildiği, satışı yapılan hisse bedeli tahsil edilmeyerek temlik eden şirket kayıtlarında 31.12.2001 tarihinde şüpheli alacaklar hesabında zarar yazıldığı, 261.194 TL zarardan kararda imzası bulunan..., ...,..., ...'ın sorumlu olduğu, 31.03.2000-155 sayılı yönetim kurulu kararıyla bedeli artırılan 2.310.000 TL sermayeden 1.200.000 TL'sinin 28.06.2000 tarihinde ... Holding A.Ş'ye borç verildiği(iştiraklerden elackalar hisabına borç verilerek) tahsil imkanı bulunmadığından zarara dönüştüğü, tahsil imkanı bulunmayan 1.2000.000 TL'den kararda imzası bulunan..., ...,..., ... ve ...'ın sorumlu olduğu, 11.09.2000-168 sayılı yönetim kurulu kararıyla... A.Ş'nin 113.500 adet hissesinin ...Paz. İth. İhr. A.Ş.'den, 360.000 adet hissesinin ...ndan alınmasına karar verildiği, satışı yapılan hisse bedelleri toplamı olan 1.107.516,50 TL tahsil edilmeyerek temlik eden şirket kayıtlarında 31.12.2001 tarihinde zarar yazıldığı, zarar yazılan bu miktarda kararda imzası bulunan...,..., ... ...'ın sorumlu olduğu, 11.09.1999-168-1 sayılı kararla...'e 12.09.1999 tarihinde 199.747,50 TL(300.000 USD9 prim ödemesi yapıldığı, şirketin ana sözleşmesinin 14.maddesinde yönetim kurulu üyelerine sıfatları dolayısıyla verilecek huzur hakkı veya ücreti gerel kurulca tayin edilmesi kararlaştırıldığı, ancak genel kurul kararlarında prim ödemesi ile ilgili bir karar mevcut olmadığından kararda imzası bulunan..., ... ve ...'ın zarardan sorumlu olduğu, 19.09.2000-169 sayılı yönetim kurulu kararıyla ... Alışveriş Hizmetleri A.Ş'ye ait 266.000 adet hissenin toplam 266.000.000.000 TL bedelle... Ltd.'den adı geçen firmanın sermaye taahhüt borcuna mahsuben devir alınmasına karar verildiği, şirket kayıtlarında hisse bedeli 19.09.2000 tarihinde alacak mahsubu yoluyla ödendiği, 31.12.2001 tarihinde değer düşüklüğü karşılığı ayırtılarak zarar yazıldığı, kararda imzası bulunan...,..., ..., ...'ın sorumlu olduğu, 04.10.2000-173 sayılı karar ile... Holding A.Ş'ye ait B grubu 382.000.000 adet hissesinin toplam 650.000.000.000 TL'sinde bedeli nakden tahsil edilmek üzere ... Yatırım Menkul Değerler A.Ş'ye satılmasına karar verildiği, temlik eden şirket kayıtlarında hisse satış bedeli 04.10.2000 tarihinde ...Yatırım Menkul Değerler A.Ş'den tahsil edildiği, aynı gün ... Holding A.Ş'ye borç verildiği, tahsil imkanı bulunmadığından zarara dönüştüğü, tahsil imkanı bulunmayan 1.200.000 TLden kararda imzası bulunan..., ... ..., ... ve ...'nun sorumlu olduğu, 24.11.2000-179 sayılı yönetim kurulu kararıyla ... A.Ş'nin  375.146 adet hissesinin rüçhan hakkı kullanılarak iştirak edilmesine karar verildiği, şirket kayıtlarında, iştirak bedeli 24.11.2000 tarihinde muhasebeleştirildiği, 31.12.2001 tarihinde zarar yazıldığı, tahsil imkanı bulunmayan 375.146 TL'den karada imzası bulunan ..., ...,..., ... ve ...(nun sorumlu olduğu,  20.02.2001-185 sayılı yönetim kurulu kararıyla şirket aktifinde yer alan kararda belirtilen gayrımenkullerin şirketin ve ...Holding A.Ş ve ... Giyim San. Ve Dış Tic. A.Ş.'nin ...Giyim San. Bankası A.Ş'deki risklerinin teminatı olarak ipotek verilmesine karar verildiği, şirketin borçlarına karşılık değil 3. şahısların borçlarına karşılık ipotek verilmiş olup ana sözleşmenin 3/m maddesine aykırı davranıldığı gibi şirket aleyhine bir karar imza atıldığı, ipotekli gayrımenkullerin  satışı nedeniyle 7000.000 TL'den kararda imzası olan ..., ...,..., ... ve ...'nun sorumlu olduğu, 25.04.2001-189 sayılı yönetim kurulu kararıyla şirket adına kayıtlı 4 adet büronun...Giyim San. ve Dış Tic. A.Ş.'nin... Bankası A.Ş.'den kullanacağı kredilerin teminatı olarak ipotek verilmesi, ipoteğe karşılık gelmek üzere... Giyim San. ve Dış Tic. A.Ş'den 450.000.000.000 TL nominal bedelli ... Finansal Kiralama A.Ş hisselerinin rehin alınmasına karar verildiği, 3. Kişi lehine... A.Ş'ye ipotek verilen gayrımenkuller temlik eden şirket kayıtlarında 1.096.448.36 TL üzerinden kayıtlı olup ipotekli fgyrı merkulün 860.000 TL bedelle satıldığı, 1.100.000 TL değer takdir edilen ve zara dönüşen gayrımenkulün şirket aktifinden çıktığı, kararda imzası bulunan...,..., ... ve ...in sorumlu olduğu, temlik eden şirketin ... Serbest Bölge Kurucu ve İşletici A.Ş'den  tahsil imkanı bulunmayan 31.12.2004 tarihi itibariyle 5.453.171.93 USD alacağa sahip olup bunun TL karşılığı 7.318.702 TL den yönetim kurulu üyeleri olan ..., ...,..., ..., ... sorumlu olduğu, temlik eden şirketin kefaleti nedeniyle muaccel hale gelen toplam 178.801.950 TL borcu bulunduğu, muaccel hale gelen kefalet borcundan...,..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ... ve ...'nun her birinin 1/10 oranıda sorumlu olduğu, denetim kurulu üyelerinin sorumluluğu bulunmadığı, zamanaşımı bakımından 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 141. maddesi ve geçici 16 maddesi uyarınca bu kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olup bu kanunun geçmişe şamil olduğu için dava konusu olayda uygulanabileceği,  Anayasa Mahkemesinin iptal kararının ileriye doğru uygulanacağı, dava tarihi itibariyle 20 yıllık zamanaşımının uygulanması gerektiği, bu şekil zamanaşımı def'inin haksız bulunduğu, ibraya konu işlemlerin, harcamaların açık bir şekilde ortaya konulup tartışılmadığı, dava konusu zarar miktarına ilişkin herhangi bir açıklama ortaya konulup tartışılmadığı, yapılan ibranın davalıları sorumluluktan kurtaran geçerli bir ibra olmadığı,  davalı ...in 186.918.774,49 TL, davalı... 186.798.840,42TL, davalı... 185.225.576,42 TL, davalı ... 181.653.459,00 TL, davalı... 189.024,00 TL, davalı ... 189.024.043,00 TL, davalı ...'ın 182.460.732,25 TL, davalı ...189.024,043 TL, davalı ...'ın 187.924.043,00TL den sorumlu tutulması gerektiği rapor edilmiştir. Taraf vekillerinin itirazı üzerine alınan 23.12.2016 tarihli ek raporda davalılardan ..., ..., ... Giyim San. İç ve Dış Tic. A.Ş. payına düşen tahsilat bilgileri ekte sunulduğu, ödemeler dava tarihinden sonra yapıldığı için davanın konusunu oluşturmadığı,... şirketine inceleme günü için mahkemece gönderilen tebligatın geri döndüğü, bu nedenle inceleme yapılamadığı, kök raporda herhangi bir değişiklik yapılmasının gerekmediğini bildirmiştir. Davalı yöneticilerin 2000, 2001 yıllarına ilişkin genel kurullarda ibra edilmiş iseler de genel kurula bilonçoların yeterli açıklıkta sunulmadığı, özellikle kefalet ve ipotek işlemlerinin açıkca anlatılmadığı her iki bilirkişi raporunda da belirtilmekle 26.05.2005 tarihli sorumluluk davası açılmasına dair genel kurul kararıyla dava şartı yerine getirilmiştir. Davacı... Giyim Sanayi İç ve Dış Ticaret AŞ. nin TMSF Yönetim Kurulu'nun 24.06.2002 tarih ve 418 Sayılı Kararı ile fon alacaklarının tahsili bakımından yarar görüldüğünden 4389 Sayılı Bankalar Kanunu'nun 15-7/a maddesi uyarınca temettü  hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin devir alındığı anlaşılmakla dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 4389 sayılı Bankalar Kanunun zamanaşımının belirlenmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Dava tarihinde yürülükte olan 6762 sayılı  TTK' nın 309. maddesinde “ Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanunu' na göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur. ” düzenlemesinin bulunmaktadır. 4389  Sayılı Yasaya 26.12.2003 tarih 5020  Sayılı Yasanın ek 3. maddesinde eklenen bend ile fon alacakları bakımından  zaman aşımı süresinin 20 yıla  çıkarıldığı,  dava açılış tarihi itibariyle  fon alacağı açısından zaman aşımı süresinin 20 yıla yükseltilmiş olduğu ancak 20 yıllık zaman aşımı süresinin uygulanabilmesi için düzenlemenin yapıldığı 26.12.2003 tarihine kadar TTK' nın 309. maddesinde ön görülen 2 ve 5 yıllık sürelerin dolmamış olması icap etmektedir. TMSF tarafından yönetimin ve denetimin devralındığı 24.06.2002 tarihi itibariyle zararın ve mesul olan kişilerin öğrenildiği, bu tarihten itibaren 2 yıllık dava zamanaşımının başladığı, bu sırada 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5020 sayılı yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanun geçici 3. maddesi uyarınca Fon alacakları için 20 yıllık zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, böylelikle 2 yıllık zamanaşımı dolmadan zamanaşımı süresinin kanunla 20 yıla kadar uzadığı, 5 yıllık sürenin ise 1999 yılından itibaren alınan her bir karar yönünden başlasa da yine aynı şekilde 5 yıllık süre dolmadan zamanaşımı süresinin 20 yıla uzatılması nedeniyle zamanaşımı defi yerinde olmayıp mahkemece zamanaşımı definini rededilmesi doğru bulunmuştur. Yargıtay... HD'nin ...K sayılı kararında  yönetici ve denetçilerin zarara sebebiyet veren eylemlerinin görevde kaldıkları sürece devamlılık arz ettiği ve sorumluluklarının da görevlerinin sona erdiği tarihe kadar devam edeceğinin kabulü ile işbu alacak kalemi için açılan sorumluluk davasında zamanaşımı süresinin işlemin yapıldığı tarih itibariyle değil de davalıların görevlerinin son bulduğu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı belirtilmiş olup bu karar dikkate alındığında da zamanaşımının dolmadığı kanaatine varılmıştır.<br> Yargıtay ... HD'nin davacı şirketin  iştiraki olduğu banka ve grup şirketlerle ilgili açılan sorumluluk davalarında verilen kararlarda da grup şirketlerin yöneticiler tarafından zarara uğratıldığına dair kararları onandığı görülmekle bilirkişilerce yapılan inceleme yeterli görülmüştür. Yöneticilerin sorumluluğu kural olarak müteselsil sorumluluk niteliğinde kalıp mahkemece toplam zarar miktarına göre davalıların müteselsilen sorumlu tutulması yerindedir. Zira iç ilişkide davalı yöneticiler sorumlu oldukları miktara göre rücu istiminde bulunmaları mümükündür. Yargıtay ... H.D'nin...K sayılı kararında belirtildiği üzere grup içi şirketlere aktarılan paranın şirket zararı olarak kabul edilebilmesi için yönetim kurulu üyeleri ve denetçiler aleyhine dava açılmadan önce esas borçlu dava dışı şirket hakkında borcun takibi amacıyla harekete geçilmesinin ve bunun semeresiz kalmasının, başka bir ifade ile alacağın tahsili hususunda gereken tüm hukuki yolların tüketilmesinin davalıların sorumluluğuna gidilmesinin ön şartı olarak görülmesi olanaklı değildir. Yönetim ve denetim kurulu eski üyelerinin, TTK.'nun 336 vd maddeleri bağlamında ispat külfeti ters çevrilmiş kusur sorumluluğu ilkeleri çerçevesinde, kusursuzluklarını kanıtlayamamaları halinde oluşan zarardan sorumlu olduklarının ilke olarak kabulü gerektiğinden mahkemece verilen karar yerinde görülmüştür. Davacı vekili ek istinaf dilekçesiyle davalı... hakkında da ... Grubu ile imzalanan Protokol metnini tam sorumlu olarak imzaladığı için davanın 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 132/10 maddesi gereğince protokol yürürlükte kaldığı sürece durdurma kararı verilmesini istemiş ise de ikinci bilirkişi kök raporunda belintildiği üzere 25.01.2008  tarihli ve 08.06.2011 tarihli protokollere rağmen TMSF'nin 02.10.2014 tarihli yazısında protokol ödeme süresi 08.06.2014 tarihinde sona erdiği ve temerrüd durumunun oluştuğu belirtilmekle ek istinaf dilekçesinde bu husus belirten davacının sıfatı da gözetilerek bu aşamada talep sonuca etkili görülmemiştir. Davacı vekili, ıslah dilekçesiyle toplam talebini 196.984.378 TL'ye yükseltmiş toplam 189.024.043 TL'ye hükmedilerek kısmen kabul kararı kurulduğu için davacı aleyhine red vekalet ücretine hükmedilmesi doğrudur. Yine hakkında davanın açılmamış sayılmasına karar verilen davalılar yararına davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi de yerindedir...\" gerekçesiyle davacı vekili, davalı... ve ... vekili, davalı ..., davalı... vekili ve katılma yoluyla davalı ... vekili istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay... Hukuk Dairesi'nin 20/11/2024 tarih,...Karar sayılı ilamı ile; \"...Somut olayda, mahkemece, TMSF tarafından davacı şirket yönetimine el konulduktan sonra düzenlenen Denetçi Raporu ve bu kapsamda alınan bilirkişi raporları ile sonuca varılarak yazılı şekilde karar verilmiş, davalı ... yönünden de davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmuştur. Davalı ...'ın görev süresi 30.03.2000-20.09.2000 arasında olup, öncelikle görevde olduğu süre boyunca şirketin zararına sebebiyet verip vermediği, şirketin zararı söz konusu ise davalının iş ve eylemleri ile zarar arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının davacı tarafından ispat edilmesi, sonrasında davalı tarafça kusur ve sorumluluğunun bulunmadığının ispatı gerekmektedir. Denetçi Raporunda davalı ...'ın görev yaptığı döneme ilişkin sorumluluk tutarı 181.575.215,00 TL gösterilmiş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da denetime elverişli bulunmamakla birlikte sorumluluk miktarı 181.653.459,00 TL olarak gösterilmiş. Davalının bilirkişi raporuna ciddi itirazları bulunması sebebiyle aynı bilirkişi heyeti tarafından ek rapor hazırlanmış ise de söz konusu ek rapor  itirazları karşılamaktan uzak ve denetime elverişli tespitler içermemektedir. Özellikle davalının kefalet borcuna ilişkin sorumluluğun neye göre belirlendiği, hangi tarihli kefalet işlemlerinden hangi miktarda sorumlu olduğu bilirkişi raporundan anlaşılamamaktadır. Bilirkişi raporunun denetime elverişli tespitler içermeyip TMSF tarafından atanan denetçilerin hazırladığı denetçi raporuna atıflar içerdiği, zararın ve sorumluluk tutarının ne şekilde doğduğu hususunda ayrıntılı inceleme yapılmadığı, ek raporda da davalının itirazlarının karşılanmadığı da gözetildiğinde; mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak gerektiğinde şirket kayıt ve belgeleri de incelenerek davalı itirazlarını karşılar şekilde ve denetime elverişli olacak yeni bir rapor alınarak oluşacak sonuca göre varılması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün davalı ... yararına bozulması gerekmiştir. 3.Davalı... yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmakla; davalının 02.08.2019 tarihinde vefat ettiği, mirasçıları ...in Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 11.10.2019 tarihli ... K. sayılı kararıyla mirası kayıtsız şartsız reddettiği anlaşılmakla, mahkemece mirasın reddi kararının da ayrıca değerlendirilmesi gerektiğinden, kararın bu yönüyle de davalı... mirasçıları yararına bozulması gerkemiştir. 4.Bozma sebebine göre davacı TMSF vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir...\" gerekçesiyle Mahkememiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. <br>Dosyanın bozma ilamı üzerine Mahkememize intikalinden sonra davalı ... vekili Av.... Mahkememize verdiği 02/05/2025 tarihli dilekçesinde ;  İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin ... Karar  sayılı davasında, 26.08.2018 tarihli gerekçeli kararının, şirket kayıtları incelenmeden,  somut zarar tespiti içermeyen eksik ve hatalı olan  bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğundan bahisle Av.... tarafından 02.07.2018 tarihinde İstinaf edildiğini, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesi... K. sayılı ilamıyla müvekkilinin İstinaf başvurusunun reddedildiğine ilişkin kararın müvekkiline veya vekiline tebliğ edilmediğini , müvekkili tarafından  temyiz hakkının kullanılamadığını, müvekkiline, İstinaf kararının tebliğ edilmemesinin usuli bir eksiklik olup temyiz hakkının kullandırılmasının bir zorunluluk olduğunu, Yargıtay ... Hukuk Dairesi... K. sayılı ilamıyla; yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak gerektiğinde şirket kayıt ve belgeleri de incelenerek davalı itirazlarını karşılar şekilde ve denetime elverişli olacak yeni bir rapor alınarak oluşacak sonuca göre varılması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından kararın kaldırılmasına karar verildiğini, Yargıtay... Hukuk Dairesi ... K. sayılı ilamıyla bilirkişi incelemesi hatalı ve eksik olduğundan karara etki eden bir yargılama hatası olarak kabul edileceğini, bu sebeple mahkemeden öncelikle;  müvekkiline veya vekiline İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi... K. sayılı ilamı tebliğ edilmediğinden davacı tarafın kesinleştirme taleplerinin reddine, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin ... Karar  sayılı ilamı,  denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu ile hüküm kurulmasından dolayı  bozulduğundan, bu durum hükmün sonucunu doğrudan etkilediğinden ve müvekkilinin İstinaf sebepleri de bu kapsamda olduğundan müvekkili hakkında da yargılamanın devam olunarak davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi... K. sayılı ilamının taraflarına tebliğ edilerek temyiz hakkının kullandırılması gerektiğini belirtmiş  öncelikle müvekkiline veya vekiline  İzmir Bölge Adliye Mahkemesi...Hukuk Dairesi... K. Sayılı ilamı tebliğ edilmediğinden davacı tarafın kesinleştirme taleplerinin reddine, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin ... Karar  sayılı ilamının,  denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu ile hüküm kurulmasından dolayı bozulduğundan, bu durum hükmün sonucunu doğrudan etkilediğinden ve müvekkilinin İstinaf sebepleri de bu kapsamda olduğundan  müvekkili hakkında da yargılamanın devam olunarak davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise; müvekkili yönünden eksikliğinin giderilmesi için dosyanın kapatılarak Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Mahkememizin 08/05/2025 tarihli celsesinde davalı ... vekilinin dilekçesinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesi Başkanlığı ' na gönderilmesine karar verilmiş , İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi Başkanlığı ' nin 16/05/2025 tarihli ek kararında; \" İzmir ...ATM nin 26.08.2018 tarih ve... Karar sayılı ilamına karşı davacı vekili ile davalılar ..., ... vekili Av. ... ..., ... ve ... vekili Av..,..., ...,..., ... vekili Av. ...  ...  tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine Dairemizce yapılan inceleme neticesinde Dairenin 04.11.2022 Tarih ve ...Karar sayılı ilamı ile Davacı ve istinafa başvuran davalıların temyiz kanun yolu açık olmak üzere istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği söz konusu kararın İlk Derece mahkemesi karar başlığında gösterilen davacı vekili ile yine davalılardan... , ..., .... ,..., ..., ... ... yönünden karar başlığında gösterilen ve UYAP da vekil olarak ekli olan  avukatlardan olan Av. ....’a tebligat yapıldığı, diğer davalı ...’ın bizzat kendisine, ... vekili Av....’a tebliğ edildiği, söz konusu karara karşı bu kez davacı ile davalı ... ve davalı... mirasçıları tarafından temyiz konun yoluna başvurulduğu Yargıtay’ca HMK nun 366. Maddesinin delaleti ile 352.maddesi gereğince yapılan ön incelemede tebligata ilişkin bir eksikliğe işaret edilmeksizin dosyanın esas incelemesine geçilerek Dairemiz ve İlk Derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi üzerine dosyanın yeniden ilk derece mahkemesine gönderildiği, İzmir...ATM nin ... Esas sırasına kaydı yapılarak yargılamaya devam edildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda her ne kadar yukarıda belirtilen yazı ekine yer alan davalı ...’ a ilişkin dilekçe de istinaf kararının kendilerine tebliğ edilmediği ileri sürülmüş ise de hali hazırda Dairemizce karar verilmekle dosyadan el çekildiği ve dava dosyasının fiziken Dairemizde bulunmadığı UYAP üzerinden yapılan kontrolde de davanın 2005 esaslı olması nedeniyle de dosyada bulunan tüm evrakların dosyaya taralı olmadığı, Dairemizce mahkemenin UYAP sistemde kayıtlı bulunan davalı vekili olarak görülen... ...’a yapılan tebliğe ilişkin söz konusu vekilin karar tarihi itibariyle davalının vekili olup olmadığı vekaletnamesinin bulunup bulunmadığı veya vekillikten istifa edip etmediği hususlarının UYAP üzerinden de denetiminin mümkün olmadığı, Dairemizce ilk derece mahkemesince dosyaya eklenen UYAP da kayıtlı vekillere tebligat çıkarıldığı, UYAP  safahat dökümünde ilgili davalıya ilişkin yeni bir vekil eklenmesinin söz konusu olmadığı kaldı ki temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay’ca yapılan ön inceleme sırasında da taraflara istinaf karar ilamının tebliğine ilişkin bir eksiklik bulunduğundan bahisle dosyanın da geri çevrilmediği, bu aşamadan sonra davacı vekilinin temyiz kanun yoluna başvurmayan bir kısım davalılar yönünden talep etmiş olduğu kesinleştirme talebinin 6100 sayılı HMK’nun 302/5 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesi gerektiği, bunun ötesinde davalının tebligata ilişkin ileri sürdüğü hususların maddi hata niteliğinde olup yerleşik Yargıtay uygulaması çerçevesinde  temyiz incelemesini yapan ilgili Yargıtay Dairesince değerlendirilip karara bağlanabileceği, tebligata ilişkin ileri sürülen bu hususun  maddi hata niteliğinde olup olmadığının değerlendirebilecek yerin karar veren Yargıtay dairesinin tasarrufunda bulunduğu ilgili davalı vekilinin bu yöndeki talebinin dosyadan dairemizce el çekildiğinden dosyanın karar veren Yargıtay dairesine gönderilerek Yargıtay’ca her aşamada değerlendirilmesinin de mümkün olduğu gözetilerek maddi hata olup olmadığı konusunda kararın bozularak derdest numarası alan ilk derece mahkemesince dosyanın Yargıtay’a gönderilmek suretiyle bir karar alınmakla bu talebin değerlendirilmesi mümkün bulunduğundan ve uygulamada varsa maddi hataların bu şekilde ilgili Yargıtay dairesinin kararı ile giderildiği ( Yargıtay ...Hukuk Dairesi... K. Sayılı 24.02.2024 Tarihli ilam) anılan husus da  bu aşamada Dairemizin tasarruf yetkisinin bulunmadığı ancak Yargıtay’ca ilgili vekile yapılan tebligatların geçerli olup olmadığı denetlenip tebligat eksikliği bulunması halinde geri çevrilmesi halinde değerlendirme yapılabileceğinden bu aşamada Dairemizin anılan hususlarda herhangi bir değerlendirme yetkisi olmayıp ilk derece mahkemesine verilen dilekçe hakkında dairemizce yapılacak bir işlem bulunmadığından gerekirse yukarıda yazılı prosedüre uyulmak üzere gereğinin takdir ve ifası gerektiğinden ilk derece mahkemesi yazısının bu gerekçeyle iadesine karar verildiği  \" belirtilmiştir. <br>Davalı ... vekili Av. ... Mahkememize verdiği 15/06/2025 tarihli dilekçesinde ; İzmir.. Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin ... Karar  sayılı davasında, 26.08.2018 tarihli gerekçeli kararı; şirket kayıtları incelenmeden,  somut zarar tespiti içermeyen eksik ve hatalı olan  bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğundan bahisle Av....tarafından 02.07.2018 tarihinde istinaf edildiğini, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesi... K. Sayılı ilamıyla müvekkilinin istinaf başvurusu reddedildiğine ilişkin kararın müvekkiline veya vekiline tebliğ edilmediğini, müvekkili tarafından  temyiz hakkının kullanılamadığını, müvekkilinin, istinaf kararının tebliğ edilmemesinin usuli bir eksiklik olup temyiz hakkının kullandırılmasının bir zorunluluk olduğunu, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... karar  sayılı dosyasında, 12.06.2017 tarihli, Av. F. ...'ın müvekkili ...'ın vekili olmadığı, bu şekilde başkaları için de yanlış kaydedilen uyap kaydının düzeltilmesi  talepli dilekçesi mevcut olduğunu, buna rağmen  İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesi... K. sayılı ilamının müvekkili yönünden Av. F. ...'a tebliğ edilmiş olup tebligat işleminin usulsüz olduğunu, bu sebeple müvekkilinin temyiz etme hakkını kullanamamış olup kararın kesinleştirilmesinin mümkün olmadığını, Yargıtay ... Hukuk Dairesi... K. Sayılı ilamıyla; yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak gerektiğinde şirket kayıt ve belgeleri de incelenerek davalı itirazlarını karşılar şekilde ve denetime elverişli olacak yeni bir rapor alınarak oluşacak sonuca göre varılması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından kararın kaldırılmasına karar verildiğini, Yargıtay ... Hukuk Dairesi ... K. sayılı ilamıyla bilirkişi incelemesi hatalı ve eksik olduğundan karara etki eden bir yargılama hatası olarak kabul edileceğini, HMK MADDE 371- (1) Yargıtay, aşağıda belirtilen sebeplerden dolayı gerekçe göstererek temyiz olunan kararı kısmen veya tamamen bozar: a) Hukukun veya taraflar arasındaki sözleşmenin yanlış uygulanmış olması. b) Dava şartlarına aykırılık bulunması. c) Taraflardan birinin davasını ispat için dayandığı delillerin kanuni bir sebep olmaksızın kabul edilmemesi. ç) Karara etki eden yargılama hatası veya eksiklikleri bulunması. Yargıtay Genel Hukuk Kurulu'nun 2015/22-719 Esas 2017/134 Karar sayılı 25.01.2027 tarihli kararında \"Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. \"Usuli kazanılmış hak\" olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK). Mahkemenin, Yargıtay'ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (4.2.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Uyuşmazlığın çözümü \"usuli kazanılmış hak\" kavramının açıklanmasını ve açıklanan olgular karşısında somut olay ve taraflar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesini gerekli kılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda \"usuli kazanılmış hak\" kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen \"usuli kazanılmış hak\" olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması durumunda, Yargıtay bozma kararına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi halinde usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (HGK. 21.01.2004 gün ve 2004/10-44 E, 2004/19 Κ.). Bu sayılanların dışında ayrıca görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez (Kuru B:, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, s. 4771 vd.,). Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. Somut olaya bu açıklamalar ışığında bakıldığında: Özel Daire'nin 24.09.2012 tarihli ilk bozma kararının \"eksik inceleme ve araştırmaya\" yönelik olduğu, kararda fazla çalışma ve genel tatil ücretine ilişkin usul ya da esas yönünden yapılmış bir değerlendirme bulunmadığı, yine bu taleplerin incelenerek temyiz isteminin reddedildiğine ve bozma kapsamı dışında kaldığına dair bir hükmün de yer almadığı görülmektedir. Bu hususlar hükmüne uyulan bozma kararına konu olmadığından kesinleşmemiş olup bu istemleri etkileyecek bir taraf işlemi de bulunmamaktadır. Bu nedenle yerel Mahkemece Özel Dairenin birinci bozma kararına uyulmakla bu alacak kalemleri yönünden davacı yararına usulü kazanılmış hak doğduğundan söz etmek mümkün değildir. A Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında usuli kazanılmış hakkın çeşitli şekillerde oluştuğu, bozma kararının feshe bağlı alacaklara yönelik olduğu, bozma kapsamı dışında kalan hususların kesinleştiği, bu nedenle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Hal böyle olunca; davacı yararına usulü kazanılmış hak oluştuğu gerekçesiyle önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Açıklanan nedenlerle direnme kararı bozulmalıdır.\" denildiğini, bu sebeple mahkemeden öncelikle;  müvekkiline veya vekiline  İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesi... K. Sayılı ilamı tebliğ edilmediğinden davacı tarafın kesinleştirme taleplerinin reddine, İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin ... Karar  sayılı ilamı,  denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu ile hüküm kurulmasından dolayı  bozulduğundan, bu durum hükmün sonucunu doğrudan etkilediğinden ve müvekkilinin istinaf sebepleri de bu kapsamda olduğundan müvekkili hakkında da yargılamanın devam olunarak davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi... K. sayılı ilamının kendilerine  tebliğ edilerek temyiz hakkının kullandırılması gerektiğini belirtmiş öncelikle müvekkiline veya vekiline İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi... K. Sayılı ilamı tebliğ edilmediğinden davacı tarafın kesinleştirme taleplerinin reddine, İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin ... Karar  sayılı ilamı,  denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu ile hüküm kurulmasından dolayı  bozulduğundan, bu durum hükmün sonucunu doğrudan etkilediğinden ve müvekkilinin istinaf sebepleri de bu kapsamda olduğundan müvekkili hakkında da yargılamanın devam olunarak davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise; müvekkiline tebliğ edilmeyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesi... K. Sayılı ilamının kendilerine tebliği ile temyiz hakkımızın kullandırılmasına, aksi kanaatte ise müvekkili yönünden eksikliğinin giderilmesi için dosyanın kapatılarak Yargıtay ilgili hukuk dairesine gönderilmesine karar verilmesini  talep etmiştir. <br>Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda ;davacı tarafça, davalıların  yönetim kurulu ve denetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları dönemlerde yapmış oldukları usulsüz ve mevzuata aykırı işlemleri nedeniyle şirket zararına yol açtıkları gerekçesiyle  şirket zararının tahsili için davalılar  hakkında Mahkememize  dava açıldığı,<br>Mahkememizce  26/04/2018 tarihinde \"...1-Davanın davalılar..., ..., ...,...ve ...yönünden 6101 Sayılı HMK'nun 150/5. maddesi gereğince AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-Davanın davalı ... ve... miras şirketi yönünden 5411 sayılı Yasa' nın 132/10. maddesi gereğince protokol yürürlükte kaldığı sürece DURDURULMASINA, 3-Davanın davalılar...,..., ..., ... ve ... yönünden KISMEN KABULÜ ile 189.024.043,00-TL' nin dava ve ıslah tarihi olan 30/05/2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Dava tarihinden sonra yapılan 156.414,58-TL'lik ödemenin infaz sırasında nazara alınmasına, ...\" karar verildiği,<br> Mahkememizce verilen kararın davacı taraf ile davalılardan... ve ... vekili, davalı ..., davalı... vekili, davalı ... vekili ve  katılma yoluyla davalı ... vekili tarafından istinaf edildiği , İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 04/11/2022 tarih,...arar numaralı ilamı ile davacı vekili, davalı... ve ... vekili, davalı ..., davalı... vekili ve katılma yoluyla davalı ... vekili istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verildiği,<br>İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ...ukuk Dairesi'nin kararının davacı TMSF vekili , davalı... ve davalı ...mirasçıları tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay... Hukuk Dairesi'nin 20/11/2024 tarih,...Karar sayılı ilamı ile; \"  Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... ve davalı ... mirasçıları vekilinin adli yardım taleplerinin kabulüne; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ...'ın temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı... mirasçılarının temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (4) numaralı bentte yazılı sebeplerle davacı TMSF vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine \" karar verildiği,<br>... vekilleri tarafından Mahkememize sunulan 02/05/2025 ve 15/06/2025 tarihli dilekçeler ile davalı ... veya vekiline  İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi... K. sayılı ilamı tebliğ edilmediğinden  öncelikle davalı veya vekiline İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesi... K. Sayılı ilamı tebliğ edilmediğinden davacı tarafın kesinleştirme taleplerinin reddine, İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin ... Karar  sayılı ilamı,  denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu ile hüküm kurulmasından dolayı  bozulduğundan, bu durum hükmün sonucunu doğrudan etkilediğinden ve davalının istinaf sebepleri de bu kapsamda olduğundan  davalı hakkında da yargılamanın devam olunarak davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise; davalıya tebliğ edilmeyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesi... K. sayılı ilamının davalıya tebliği ile temyiz hakkının kullandırılmasına, mahkeme aksi kanaatte ise davalı yönünden eksikliğinin giderilmesi için dosyanın kapatılarak Yargıtay ilgili hukuk dairesine gönderilmesine karar verilmesinin  talep edildiği ,<br>Davalı ... vekilinin tebligata ilişkin ileri sürdüğü hususların maddi hata niteliğinde olup olmadığının Mahkememizce değerlendirilemeyeceği, bu hususun Yargıtay ... Hukuk Dairesi ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesi tarafından değerlendirilebileceğinin düşünüldüğü, söz konusu talep ile ilgili bir değerlendirme yapılmadan da davacı vekilinin dava dilekçesindeki müştereken ve müteselsilen tahsil talebi göz önüne alındığında Mahkememizce yargılamanın sürdürülemeyeceği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, dosyanın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığı ' na gönderilmesine, esasın bu şekilde kapatılmasına karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalı ... vekilinin 02/05/2025 ve 15/06/2025 tarihli dilekçeleri ile ilgili Mahkememizce değerlendirme yapılamayacağı, değerlendirmenin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi tarafından yapılması gerektiği düşünüldüğünden dosyanın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığı ' na gönderilmesine,<br>2-Esasın bu şekilde kapatılmasına,<br>Dair, davacı vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av...., davalı ..., ... vekili Av. ... ile davalı asil...ın yüzlerine karşı, diğerlerinin yokluğunda oy birliğiyle  karar verildi.03/07/2025<br><br>Başkan ...<br> E-imzalıdır <br>Üye...<br> E-imzalıdır <br>Üye ...<br>E-imzalıdır  <br>Katip...<br>E-imzalıdır  <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"79cf3e7d08bde70d","SID":"4cd87da19b7f36ea"}}