{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO:2022/1233 <br>KARAR NO:2025/614<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:13/02/2020<br>NUMARASI:2017/890 Esas, 2020/86 Karar<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:30/06/2025 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, davacının yapımını üstlendiği \"... Projesi kapsamındaki mekanik ve tesisat işlerinin\" davalı tarafından yapılmasına ilişkin 25/01/2016 tarihli alt taşeronluk sözleşmesi kapsamındaki cari hesap ilişkisinde davacının davalıdan 371.567,73 TL alacaklı olduğu iddiasıyla, bu bedelin ve 27.669,61 TL işlemiş faizinin davalıdan tahsiline ilişkin olarak ... sayılı dosyası üzerinden başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın sadece asıl alacak bakımından iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.Davalı vekili, davacının iddiasının aksine müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu, taraflar arasında sözleşme dışı bazı işlerin yapılmasına dair de anlaşmaya varıldığını, davacının ödeme güçlüğüne düşmesi nedeniyle davalı şirket çalışanlarının davacı şirket bünyesinde çalışmaya devam ettiklerini belirterek, davanın reddini istemiştir.Mahkemece, yargılama sırasında elektrik mühendisi, makine mühendisi ve mimar bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden 18.07.2019 tarihli ara karar doğrultusunda alınan 05.11.2019 tarihli 2. Ek raporda, Yargıtay uygulaması ile benimsenen hususlar ve hesap usulü gözetilerek davalı tarafından yapılan işler bedelinin 490.588,29 TL, davacı tarafından yapılan ödemeler toplamının 856.749,47 TL olarak belirlendiği, yapılan bu belirlemeler gerekçeli ve denetime elverişli olduğu gibi bu ek rapora itibar etmeye engel olacak gerekçeli ve kabul edilebilir bir itiraz da bulunmadığı, bu nedenle bu ek raporun hükme esas alındığı, söz konusu ek rapora göre davacının takip tarihi itibariyle 366.191,18 TL alacaklı bulunduğu, davacının alacağı teknik bilirkişiler yardımıyla belirlendiğinden alacak likit kabul edilemeyeceğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin, davacının kötü niyetli olarak takip yaptığı ispatlanamadığından da davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle, davacının davasının kısmen kabulüne, ...sayılı icra dosyasına ve bu davaya konu edilen asıl alacağın 366.191,18TL kısmına yönelik itirazın iptali ile bu kısım yönünden takibin aynen devamına, hükmedilen 366.191,18TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren ... Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizinin değişen oranlarda işletilmesine, hükmedilen 366.191,18TL asıl alacağın likit olmadığı anlaşıldığından davacının tazminat talebinin reddine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacının kötü niyetli olduğu anlaşılamadığından davalının tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir.Davalı vekili istinafında, hatalı bilirkişi seçildiğini ve rapor alındığını, bilirkişi heyetindeki Makine Mühendisi Prof. Dr. ...'ın uzmanlık alanının \"otomotiv ile ilgili sektörlerde teknoloji, işçi sağlığı ve iş güvenliği\" olduğunu, Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/114 D.İş sayılı dosyasındaki Makine Mühendisi bilirkişinin de \"otomotiv ve ilgili sektörde makine değerleme ve kusur tespiti uzmanı\" olduğunu, buna göre bu bilirkişilerin uzmanlık alanları dışında rapor düzenlediklerinden hatalı rapor düzenlediklerini, talep ettikleri hususların dışında uzmanlık alanından bilirkişi seçildiğini, buna dair itirazlarının dikkate alınmadığını, bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin hatalı olduğunu, aşamalarda sundukları dilekçelerinde müvekkillerinin hangi işleri yaptığı, metrajlar,fiyatlar tek tek izah edildiğini, ...'den gerekli belgeler talep edilmeden yapılan değerlendirmenin ayrıca hatalı olduğunu,Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/114 D.İş sayılı dosyasının delil olarak kabul edilemeyeceğini, Keşif yapılmadan karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/114 D.İş sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda \"işin büyüklüğü nedeni ile taraflar arasındaki sözleşmede bahsedilen işler ile ilgili olarak inşaatın incelenmediği\" beyan edildikten sonra eksik inceleme ile rapor tanzim edildiğini, mahkemece görevlendirilen bilirkişi heyeti tarafından da ayrıca keşif yapılmayarak bu tespit raporundaki tablolar esas alınarak rapor düzenlendiğini, bu nedenle bu raporun hükme esas alınamayacağını, müvekkili şirketin 60 işçinin bu işlerin yapımı için 15.08.2016 tarihine kadar müvekkili şirkette sigortalı olarak çalıştıklarını, bu tarih sonrasında ise davacının ödeme zorluğu çekmesi sebebiyle davacı şirket bünyesinde sigortalı olarak çalışmaya devam ettiklerini, mahkemenin bu işçilerin müvekkilinin nam ve hesabına çalıştıklarını gözardı ederek eksik ve hatalı bilirkişi raporuna dayanarak davacının davasının kısmen kabulüne karar verdiğini belirterek, kararın kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili katılma yoluyla istinafında, raporlarda sözleşme dışı yapıldığı iddia edilen işlerin tespitinin hatalı olduğunu, davalı tarafından sözleşme dışı yapılan bir iş kalemi bulunmadığını, kaldı ki olsa bile bunların bedelinin Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/114 D.İş sayılı dosyasında yaklaşık 5.000,00-TL olarak hesaplandığını,  raporlardaki miktarın bundan yaklaşık 10 kat fazla olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 8/2.maddesi uyarınca, taraflar arasında mutabakat sağlanamaması halinde işverenin bulduğu rakamların doğru kabul edilmesi gerektiğini, bu hesaplamaya göre de müvekkili şirketin davalı şirketten 444.261,57-TL alacaklı olduğunu, davaya konu alacak cari hesaba ilişkin olduğundan ve davalının defterlerine faturalar işlendiğinden alacağın likit olduğunu, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu belirterek, kararın öncelikle düzeltilerek onanmasını, aksi halde kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron (iş sahibi), davalı alt taşerondur ( yüklenici).Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı taşeronun (iş sahibinin) taraflar arasındaki 25/01/2016 tarihli alt taşeronluk sözleşmesi kapsamında fazla yapmış olduğu bir ödemesinin bulunup bulunmadığına ilişkindir.Davaya konu sözleşmenin 8/2. Maddesinde \"taraflar arasında mutabakat sağlanamaması halinde işverenin bulduğu rakamlar doğru kabul edilecektir\" şeklinde bir düzenleme bulunmakta ise de, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2017/2534 E - 2019/541 K sayılı kararında da belirtildiği üzere, bu düzenleme, ispatın belirli delil veya delillerle yapılmasını öngören bir düzenleme olmayıp, sözleşmenin tarafı olup ekonomik yönden de üstün olan sadece davacı tarafın kayıtlarıyla ispat imkânı verdiğinden, davalının ispat hakkını ortadan kaldırdığından, 6100 sayılı HMK'nın 193/2. maddesi gereğince geçersiz bulunmaktadır.Dosya kapsamına göre, 2016/114 D.İş tespit raporu ve yargılama sırasında alınan kök ve ek bilirkişi heyeti raporlarıyla, davalı alt taşeronun (yüklenicinin) yapmış olduğu sözleşmeye konu ve ilave işler bedeli, yapılan işin miktarına göre ve eksik ve ayıplar da dikkate alınarak, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine, sunulan hakedişlere ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmiş, taraf itirazları ek raporla karşılanmış, yapılan ödemeler de tarafların defter ve kayıtlarına göre belirlenerek mahsup edilmiş, hükme esas alınan 2. Ek raporda bu aşamada mahallinde ayrıca keşif yapılarak sonuca ulaşılmasının mümkün olmadığı, 2016/114 D.İş raporunun yapılan imalatlar için esas alınması gerektiği belirtilmiş, 2016/114 D.İş tespit ek raporunda açıklandığı üzere mahallinde o tarihte gerekli inceleme ve tespitler yapılmış olmakla, Mahkemece 2. Ek raporda bu hesaplamalar neticesinde bulunan bakiye alacak miktarı esas alınarak verilen karar usul, yasa ve dosya kapsamına uygun bulunduğu gibi, hükmedilen alacak miktarı bilirkişi incelemesi ile eksik ve ayıplar da dikkate alınmak suretiyle belirlenmiş olmakla likit kabul edilemeyeceğinden, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olması da yerinde olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1.bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 13/02/2020 tarih ve 2017/890 Esas, 2020/86 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40-TL  istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10-TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Alınması gereken 25.014,51-TL  nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 6.254,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 18.760,51-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,4-Davacı ve davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 30/06/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1839a1062b0a2220","SID":"4c6834b8e2097e9f"}}