{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/1474 <br>KARAR NO: 2025/1197<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/05/2025 Tarihli Ara Karar<br>NUMARASI: 2025/424 Esas<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/07/2025<br>İlk derece mahkemesinin ara kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile davalı ... Sigorta Şirketi'nin ZMM sigortacısı bulunduğu ve davalı ...'ın sevk ve idaresindeki davalı ...'ın ise maliki olduğu ... plakalı aracın çarpışması neticesinde 16/03/2025 günlü trafik kazasının meydana geldiğini, kaza sonucunda ... plakalı araç sürücüsü ...'ın vefat ettiğini, ehliyetnamesi bulunmayan davalı sürücü ...'un, aracını emniyet şeridinde kullandığını, bu sırada müteveffanın kullandığı motosiklete çarptığını, bu nedenle davalı ...un kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu, davaya konu kazaya ilişkin olarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025/59358 Esas sayılı dosyası kapsamında soruşturma başlatıldığını, kaza neticesinde davacı  anne ... ve davacı baba ...'ın destekten yoksun kaldığını ileri sürerek, şimdilik davacı anne ... için 1.000,00-TL, davacı baba ... için 1.000,00-TL olmak üzere toplam 2.000,00-TL destekten yoksun kalma maddi tazminat, yine davacılar ..., ... ve ... için 250.000,00'er TL olmak üzere toplam 750.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, davalıların mal kaçırma ihtimalinin söz konusu olması nedeniyle davalı ... adına kayıtlı ... plakalı araç üzerine ihtiyati tedbir konulmasına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin yine müştereken ve müteselsilen davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İlk derece mahkemesince davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin incelenmesi sonucu verilen 23/05/2025 tarihli ara kararla; \"6100 sayılı Yasanın “İhtiyati tedbirin şartları” başlıklı 389 uncu maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Tebdir kararı yalnız uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceğinden para borçlarında ihtiyati tedbir değil, şartları var ise ancak ihtiyati haciz istemi ileri sürülebilir. Bu bilgiler ışığında, dava konusu uyuşmazlığın trafik kazasından kaynaklandığı, maddi ve manevi tazminat istemi olduğu, yalnızca uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir karar verilebileceği..\" gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, verilen bu ara karara karşı davacılar vekili tarafından; tedbir talebinde bulunulan aracın davalı ... adına kayıtlı olduğu, ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu olan araca konulabileceği, ihtiyati tedbir koşullarının oluştuğu, mahkemece sunulan delillere rağmen eksik inceleme ile ihtiyati tedbirin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu ve bu yönde verilen ret kararının kaldırılması gerektiği  ileri sürülerek istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Dava; trafik kazasına bağlı ölüm sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.HMK'nın geçici hukuki korumaları düzenleyen ve ihtiyati tedbirin şartlarını belirleyen 389. maddesinde; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Bu yasal düzenlemeye göre ihtiyati tedbir kararının uyuşmazlık konusu hakkında verilmesi mümkün olup, davanın konusunu oluşturmayan malvarlıklarının, anılan madde kapsamında ihtiyati tedbir kararına konu olması mümkün değildir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığa ilişkin ihtiyati haciz ise; İİK'nın 257 ve devamı maddelerinde ayrıca ve açıkça düzenlenmiş olup; İİK'nın 257.maddesinde \" Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan  taşınır ve taşınmaz mallarının ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir\" denmektedir.Yukarıda açıklanan tüm yasal düzenlemeler gözetildiğinde; ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir, amacı, şartları ve sonuçları itibariyle birbirinden farklı geçici hukuku korumalar olup, somut olayda üzerine ihtiyati tedbir konulması istenilen aracın  mülkiyeti hususunda ihtilaf bulunmayıp, mahkemece ihyiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamakta ve trafik kazası nedeniyle meydana gelen zarar, kazanın meydana geldiği tarihte muaccel hale geldiğinden ve dosyada mevcut delillere göre, yaklaşık ispat halinin oluştuğunun tespit edilmesi halinde İİK'nın 257.maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebileceği  düşünülebilir ise de; eldeki davada, davacı tarafın ihtiyati haciz talebinde bulunmadığı, bunun yerine ihtiyati tedbir istediğinde bulunduğu görülmüştür.HMK'nun 26.maddesi hükmü uyarınca hakim, tarafların, talep sonuçları ile bağlı olup, başka bir şeye karar veremeyeceğine göre,  davacılar vekili tarafından yalnızca  ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuş olmakla talebi dışına çıkarak ihtiyati hacze ilişkin karar verilmesi mümkün değildir. Hal böyle olunca da, mahkemece verilen ihtiyati tedbirin reddi kararı usul ve yasaya uygun olmakla, davacılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun HMK.m.353/1-b/1 esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,1/İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/424 Esas sayılı dosyası kapsamında verilen 23/05/2025 tarihli ara kararına yönelik olarak davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,2/İstinaf yasa yoluna başvuran davacılardan ayrı ayrı alınması gereken 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcı davacılar tarafından peşin olarak yatırıldığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4/İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerin üzerinde  bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-f madde hükmü gereğince kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.17/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1e96b3c383ac6fbc","SID":"ab091dccb7e9c462"}}