{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>57. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/775 <br>KARAR NO:2025/1237<br>TÜRK  MİLLETİ  ADINA     <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:18/02/2025<br>NUMARASI:2024/591 Esas, 2025/136 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat istemi<br>DAVA TARİHİ:02/10/2024<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:18/06/2025<br>KARAR:Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın mahkemenin görevsizliğine yönelik verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili firmanın uzun yıllardan beri su arıtma sistemleri işi ile uğraştığını, müvekkili firma ile davalı taraf arasında 20.04.2018 tarihinde \"...\" adı altında bir sözleşme imzalandığını ve sözleşmenin 4. Maddesi uyarınca, sözleşmenin toplam süresi 5 (beş) yıl olarak belirlendiğini, buna göre, sözleşme süresinin 20.04.2023 tarihinde sona erdiğini, sözleşme süresinin sona ermesine rağmen, müvekkili şirkete ait cihazların yeni bir sözleşme ve bedel ödemesi yapılmaksızın, 2023 Kasım ayının sonuna dek davalı tarafça kullanıldığını ve sonrasında da taraflarına mail gönderilmek suretiyle kendilerinin başka bir firma ile anlaşma sağladığını bu nedenle de su sebillerinin iade alınabileceğinin bildirildiğini, müvekkili şirkete başka bir firma ile anlaşma sağlandığının iletilmesi üzerine, müvekkili şirketin Kurumsal Satış Müdürü ve Teknik Servis Müdürü tarafından davalı üniversitenin kampüsüne ziyarette bulunulduğunu ve ürünlerin halihazırda müvekkili şirketin teknik servis çalışanları dışında başkalarınca demonte edildiğini ve yerlerine ise davalı tarafın yeni sözleşme kurmuş olduğu firmanın sebillerinin montajlandığının görüldüğünü, bu esnada da yeni anlaşma yapılan firmanın ürünlerinin montajı yapılırken, daha öncesinde müvekkili firma tarafından tüm kampüs içerisine çekilmiş olan su ve gider hat tesisatının kullanıldığının tespit edildiğini, fark edilen duruma dair 29.11.2023 tarihinde davalı tarafa e-mail gönderildiğini ve \" kampüslerinize gelinerek tüm arıtma sebil ve tezgah altı su artıma cihazlarının iade alınacağı, kurulumlar esnasında kullanılmış olan tüm tesisatın  da söküm işlemlerinin gerçekleştirileceği, tesisatın kalmasının istenmesi  durumunda kullanılan malzeme ve işçilik bedelinin hesaplanarak taraflarına fatura edileceği \"bildirildiğini, davalı tarafından aynı gün içerisinde maile dönüş yapıldığını \"kampüse gelerek demonte işlemi yapmanız uygun değildir. Konuyla ilgili olarak size dönüş sağlayacağız.\" dediğini, ancak davalı tarafça tekrar dönüş yapılmadığını belirterek;  taraflar arasında mevcut 20.04.2018 tarihli su arıtma hizmet bedeli ve bakım sözleşmesinin sona ermesi sonrasında davalının  devam eden haksız kullanımı nedeniyle; haksız kullanımın sonlandırılması, tesisat ve ekipmanları aynen iadesi, iade  ile birlikte devam eden haksız kullanımdan kaynaklanan zararları için,HMK 107. Maddesi kapsamında fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 100,00 TL’nin, ihtarnamenin davalıya  tebliği tarihi olan 22.01.2024 tarihinden itibaren işleyecek  ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, tesisat ve ekipmanların iadelerinin mümkün olmaması halinde;  HMK 107. Maddesi kapsamında fazlaya ilişkin hakkımız saklı kalmak üzere şimdilik 100,00 TL’nin, ekiman/ tasisat bedeli olarak ödenmesine, devam eden haksız kullanım bedeli olarak, HMK 107. Maddesi kapsamında, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 100,00TL'nin ihtarnamenin tebliği tarihi olan 22.01.2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;huzurunda görülen işbu davanın görevsiz mahkemede açıldığını huzurdaki davaya konu uyuşmazlık taraflar arasındaki kiralama ve bakım hizmetlerine ilişkin sözleşmeden kaynaklandığından Sulh Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini; mahkeme sözleşmenin karma nitelikli bir sözleşme olduğu kanaatinde ise de Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, davacı tarafından talep edilenler ile taraflar arasında akdedilen kiralamaya ve bakım hizmetlerine ilişkin sözleşmenin varlığı göz önüne alındığında belirlenebilir bir alacak yönünden belirsiz alacak davasının açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacının alacağını belirleme imkanına sahip bulunduğu halde alacağının sadece bir kısmını dava konusu yapmak istiyor ise belirsiz alacak dava yerine, kısmi dava açması gerektiğini belirterek; kamu tüzel kişiliği haiz vakıf üniversitesi niteliğindeki üniversitemizin tacir sıfatının bulunmaması, üniversitemizin kazanç elde amacı gütmemesi, taraflar arasındaki işin 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu madde:4 uyarınca mutlak ticari davalar arasında yer almaması nedeniyle davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine, haksız ve hukuki dayanaktan uzak işbu davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; \"1-Davanın HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/l-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulen reddine, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi karannın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde  davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,4-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na GÖNDERİLMESİNE,\" karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usule aykırı olduğunu, huzurdaki davaya bakmak ile görevli mahkemenin uyuşmazlığın kaynağına bakıldığında açıkça tespit olunacağı üzere sulh hukuk mahkemeleri olduğunu, uyuşmazlığın kaynağının, bakım hizmeti sonrası sözleşme konusu tesisat ve ekipmanların iadesine ve bunların haksız kullanımına dayalı zarar taleplerine ilişkin olduğunu, bu hali ile dava kiralama ve kullanıma dayalı ayni hak ilişkisi doğurduğundan ve uyuşmazlık değeri bakımından da Sulh Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiğinden, görevsizlik kararı verilmesi yerinde olmakla birlikte, dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesinin hatalı olduğunu, uyuşmazlığın kiralama ilişkisi kapsamında değerlendirildiğinde, sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu, 6100 sayılı HMK m.4 ve m.6 uyarınca davaya bakma yetkisinin bu mahkemelere ait olduğunu beyan ederek, hükmün kaldırılmasına, dosyanın görevli mahkeme olan İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi kararının verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; kararın usule uygun olduğunu, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına, karar verilmesini beyan ve talep ederek davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ NEDEN VE GEREKÇE:Dava, sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.6100 Sayılı HMK'nun 355. Maddesi gereğince kamu düzenine aykırılık oluşturan haller ile istinaf sebepleri ile sınırlı ve dosyanın safahati ile geldiği aşama ve istinaf nedenleri dikkate alınarak takdiren duruşmasız olarak yapılan inceleme neticesinde; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili firmanın uzun yıllardan beri su arıtma sistemleri işi ile uğraştığını, müvekkili firma ile davalı taraf arasında 20.04.2018 tarihinde \"Su Arıtma Hizmet Bedeli ve Bakım Sözleşmesi\" adı altında bir sözleşme imzalandığını ve sözleşmenin 4. Maddesi uyarınca, sözleşmenin toplam süresi 5 (beş) yıl olarak belirlendiğini, buna göre, sözleşme süresinin 20.04.2023 tarihinde sona erdiğini, sözleşme süresinin sona ermesine rağmen, müvekkili şirkete ait cihazların yeni bir sözleşme ve bedel ödemesi yapılmaksızın, 2023 Kasım ayının sonuna dek davalı tarafça kullanıldığını ve sonrasında da taraflarına mail gönderilmek suretiyle kendilerinin başka bir firma ile anlaşma sağladığını bu nedenle de su sebillerinin iade alınabileceğinin bildirildiğini, müvekkili şirkete başka bir firma ile anlaşma sağlandığının iletilmesi üzerine, müvekkili şirketin Kurumsal Satış Müdürü ve Teknik Servis Müdürü tarafından davalı üniversitenin kampüsüne ziyarette bulunulduğunu ve ürünlerin halihazırda müvekkili şirketin teknik servis çalışanları dışında başkalarınca demonte edildiğini ve yerlerine ise davalı tarafın yeni sözleşme kurmuş olduğu firmanın sebillerinin montajlandığının görüldüğünü, bu esnada da yeni anlaşma yapılan firmanın ürünlerinin montajı yapılırken, daha öncesinde müvekkili firma tarafından tüm kampüs içerisine çekilmiş olan su ve gider hat tesisatının kullanıldığının tespit edildiğini, fark edilen duruma dair 29.11.2023 tarihinde davalı tarafa e-mail gönderildiğini ve \" kampüslerinize gelinerek tüm arıtma sebil ve tezgah altı su artıma cihazlarının iade alınacağı, kurulumlar esnasında kullanılmış olan tüm tesisatın  da söküm işlemlerinin gerçekleştirileceği, tesisatın kalmasının istenmesi  durumunda kullanılan malzeme ve işçilik bedelinin hesaplanarak taraflarına fatura edileceği \" bildirildiğini, davalı tarafından aynı gün içerisinde maile dönüş yapıldığını \"kampüse gelerek demonte işlemi yapmanız uygun değildir. Konuyla ilgili olarak size dönüş sağlayacağız.\" dediğini, ancak davalı tarafça tekrar dönüş yapılmadığını belirterek;  taraflar arasında mevcut 20.04.2018 tarihli su arıtma hizmet bedeli ve bakım sözleşmesinin sona ermesi sonrasında davalının  devam eden haksız kullanımı nedeniyle; haksız kullanımın sonlandırılması, tesisat ve ekipmanları aynen iadesi, iade  ile birlikte devam eden haksız kullanımdan kaynaklanan zararları için, HMK 107. Maddesi kapsamında fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 100,00 TL’nin, ihtarnamenin davalıya  tebliği tarihi olan 22.01.2024 tarihinden itibaren işleyecek  ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, tesisat ve ekipmanların iadelerinin mümkün olmaması halinde;HMK 107. Maddesi kapsamında fazlaya ilişkin hakkımız saklı kalmak üzere şimdilik 100,00 TL’nin, ekiman/ tasisat bedeli olarak ödenmesine, devam eden haksız kullanım bedeli olarak, HMK 107.Maddesi kapsamında, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 100,00TL'nin ihtarnamenin tebliği tarihi olan 22.01.2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması neticesinde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, davalı vekili tarafından görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle kararın kaldırılması istemi ile istinaf yasa yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.Dosya kapsamında bulunan taraflar arasındaki 20/04/2018 tarihli su arıtma hizmet bedeli ve bakım sözleşmesi başlıklı bir sözleşmenin tanzim ve imza edildiği, sözleşmenin içeriğinin incelenmesinde kira sözleşmesi, hizmet sözleşmesi hükümlerini barındıran karma nitelikli bir sözleşme olduğu anlaşılmaktadır.6100 Sayılı HMK'nun \"Asliye hukuk mahkemelerinin görevi\" başlıklı 2. Maddesi; \"(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir\" şeklindedir.6100 Sayılı HMK'nun \"Sulh hukuk mahkemelerinin görevi\" başlıklı 4. Maddesi; \"(1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın;a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları,b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları,c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları, görürler.\" şeklindedir. 5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun \"Hukuk mahkemelerinin görevleri\" başlıklı 6. Maddesi; \"Sulh hukuk mahkemeleri, 18.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile diğer kanunlarda belirtilen görevleri yerine getirir.Asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar.Özel kanunlarla kurulan hukuk mahkemelerinin görevleri saklıdır\" şeklindedir.Tüm bunlara göre taraflar arasında tanzim ve imza olunan 20/04/2018 tarihli sözleşmeden kaynaklanan eldeki davada, sözleşmenin karma nitelik taşıması, münhasıran kira sözleşmesi niteliğinde bulunmaması sebebiyle genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE yönelik karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.                         <br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK m.353/1-b-1 gereğince esastan REDDİNE,2-İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davacı lehine ücreti vekalet takdirine yer olmadığına, 3-Davalı harçtan muaf olduğundan harç konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK m. 360 yollamasıyla, m. 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,5-Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,18/06/2025  tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"431914e7eed02eb6","SID":"05271f2c48c36baa"}}