{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br><br><br>                        T.C.<br>                   ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         27. HUKUK DAİRESİ<br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 07/04/2023<br>NUMARASI\t: 2021/655 E-2023/206 K<br><br>ASIL DAVADA:<br>DAVACI\t: ....<br><br>ASIL VE BİRLEŞEN <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali, Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) <br><br>KARAR TARİHİ\t: 02.07.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 02.07.2025\t<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan asıl ve birleşen davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı- birleşen davada davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tAsıl davada davacı vekili: Taraflar arasında....... Düzenlemesi İşlerinin Yapımı kapsamında anlaşmaya varıldığını, müvekkilinin tüm edimlerini eksiksiz ve kusursuz şekilde yerine getirdiğini, dava dışı idare tarafından 02.02.2019 tarihinde kesin kabul işlemlerinin yapıldığını, davalının, kabul eksikliklerinin 15.03.2019 tarihine kadar bitirilmesi halinde hakedişlerden tutulan teminatın iade edileceğini bildirdiğini, müvekkilinin tüm eksiklikleri giderdiğini, davalının kesin hakedişi düzenlediğini, cari hesaplar üzerinde tarafların mutabık kaldıklarını, davalı yanca kaşelenip, imzalanan 03.01.2020 tarihli mutabakat zaptında müvekkilinin 96.259,85TL alacaklı olduğunun belirlendiğini, davalının borcunu ödememesi üzerine alacaklarının tahsili için Ankara 3. İcra Dairesinin 2021/8748 sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu belirterek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, %20 ‘den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep  etmiştir.  <br>\t\tAsıl davada davalı vekili: Davadaki taleplerin zamanaşımına uğradığını,  davacının iddia ettiği alacak teminat alacağı olup, taraflar arasındaki sözleşmede teminatın iadesi koşulları oluşmadığından davacının dava tarihi itibariyle dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, esas bakımından ise davacının sözleşmedeki edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmediğini, ayıplı ifanın söz konusu olduğunu, sözleşme kapsamsında yapım işi davacının sorumluluğunda olan T2-9, T3-2, T3-4, T5-1, T6-1, T6-2 bloklarda en alt asansör kuyularında su birikintilerinin oluştuğunu, oluşan su birikintilerinin asansörlerin belediye tarafından atanmış olan muayene kontrol firmasının da yapmış olduğu kontroller sonucu kırmızı etiket almasına neden olduğu ve bu nedenle kullanıma kapatıldığını, ayrıca T3-1, T6-1, T3-5, T1-5, T2-15, T4-2, T5-1, T2-1, T2-4, T62-6, T2-10, T6-2, T2-14, T3-2, T2-15, T2-16, T2-3, T2-2, T1-1 blokların toprakla temaslı yüzeylerinde su akıntıları bulunduğu ve bu su birikintilerinin binaların -2 kat bölümünde bina işlerindeki duvarlara yansıdığının belirlendiğini, davacı tarafından yapılan toprak gören betonarme duvarlardaki yalıtımlarda su kaçakları olup, başka yüklenicinin imalatlarına da zarar verdiğini, bu durumun Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde 2021/93 D.İş sayılı dosya üzerinden gerçekleştirilen tespit raporu ile de belirlendiğini, davaya esas teşkil eden takibin dayanağının kesin teminat alacağının iadesi olmakla birlikte teminatın iadesi şartları oluşmadığından talep edilmesinin mümkün olmadığını, davacının edimlerini ayıplı ifa ettiğini, 11.08.2021 tarihli site yönetimi tarafından müvekkiline gönderilen yazıdan da anlaşılacağı üzere ortaya çıkan bu gizli ayıpların müvekkili şirketi ciddi anlamda zarara uğrattığını, davacının talep ettiği faiz ve faiz oranının da kabulünün mümkün olmadığını, faiz talebine ve faiz oranına da itiraz ettiklerini belirterek, davanın usul ve esastan reddine, davacı aleyhine en az %20 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\t\tBirleşen davada davacı vekili: Müvekkil şirketinin uhdesinde yapımı tamamlanmış olan  ... Düzenlemesi İşleri projesi kapsamında taraflar arasında 12/01/2015 tarihli \"Binaların Temel ve Bodrum Katlarında Yatay Düşey Su İzolasyonu\" sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşme kapsamındaki imalatları ayıplı yaptığını, bu ayıpların ilerleyen süreçte ortaya çıktığını ve gizli ayıp olduklarını, dava dışı site yönetimince 11/08/2021 tarihli yazı ile ayıpların müvekkiline bildirildiğini, müvekkili şirketin de gecikmeksizin 17/08/2021 tarihli yazısı ile ayıba ilişkin durumu davalı şirkete bildirdiğini, bu sebeple müvekkili tarafından gizli ayıba ilişkin ihbarda bulunma mükellefiyetinin yerine getirildiğini, söz konusu imalat ayıplarının giderilmemesi üzerine Ankara 9. Sulh Hukuk ..... 2021/96 sayılı D.iş dosyasıyla delil tespiti yaptırıldığını, her ne kadar bilirkişi raporunda ayıplar tespit edilmiş olsa da 50.240,00TL olarak  hesaplanan toplam bedelin çok daha üzerinde harcamayı gerektirecek ayıplı imalatlar söz konusu olduğundan raporda belirtilen meblağa itiraz edildiğini belirterek, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında fazlaya ilişkin hakları saklı olarak davalı şirket tarafından yapılan eksik ve kusurlu imalat bedeli olarak şimdilik 50.240,00TL, ile 3.910,00 TL tespit masrafının dava tarihinden itibaren hesaplanacak avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. \t\t<br>\t\tBirleşen davada davalı vekili: İşin dava dışı idare tarafından kesin kabulünün 09.10.2019 tarihi itibariyle yapıldığını, dava dilekçesinde iddia edilen ayıpların hangisinin gizli hangisinin açık ayıp olduğunun tespit edilmediğini, dava konusu işin idarenin yetkilendirdiği müşavirlik firması tarafından denetlendiğini, herhangi bir ayıp olmadığının tutanak altına alındığını, ayıp iddia edilen durumların site yönetimi tarafından süresi içinde bildirilip bildirilmediği konusunda açıklık bulunmadığını, ayıpların kabul sonrası meydana gelip gelmediği veya iş sahibinin bildirimde bulunmayı ihmal edip etmediği durumunun araştırılmadığını, varsa ayıbın site yönetimince hangi tarihte tespit edildiğinin belirlenmesi gerektiğini, teminat iadesine ilişkin ödeme emrinin tebliğ edildiği 10.08.2021 tarihine kadar müvekkiline herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığını, birleşen davanın teminatı iade etmekten kaçınmak amacı ile aranmış bir hukuki yol olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\t\tİlk derece mahkemesince: Asıl davanın, eser sözleşmesi kapsamında davacının takip konusu ettiği teminatın davacıya iade şartlarının oluşup oluşmadığı ve miktarına ilişkin, birleşen davanın,  davacı işverenin davalı taşeronun yaptığı işte eksik ve kusurlu imalata dayalı olarak alacak talep edip edemeyeceği, varsa miktarının tespitine ilişkin olduğu, Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2021/8748 sayılı dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhinde  96.259,85 TL asıl alacak 23.562,95 TL işlemiş faizi  olmak üzere toplam 119.822,80 TL'nin  tahsili amacıyla ilamsız icra yoluyla takip başlattığı, borçluların  süresi içerisinde borca ve ferilerine itirazı üzerine takibin durduğu, işbu davanın yasal süresinde açıldığı, Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/93 D.İş sayılı tespit dosyasında alınan raporda hasar görmüş imalatların onarım  bedelinin inşai yönden 50.240,00 TL olduğunu, iyi bir organizasyon ile 1 ay içinde tamamlanabileceği, meydana gelen hasarın oluşma nedeninin duvar ve temel tabanından gelen su olduğunun belirtildiği, mahkemece  bilirkişi kurulundan 15/03/2022 tarihli raporun alındığını, bilirkişi raporundan sonra 2022/253 esas sayılı dosyası birleştiğinden bilirkişi kurulundan ek rapor alındığı, her iki dosyada davalı vekillerinin zamanaşımı itirazlarının 07/04/2023 tarihli celsede gerekçesi yazılmak suretiyle reddedildiğini, yargılama sürecinde tarafların gösterdiği delillerin toplandığı, ... dava konusu işle ilgili ihale dosyası, şartnameler ve hak edişlerin  dosyaya kazandırıldığı, asıl davada sadece icra takibindeki ana alacak dava değeri olarak gösterildiğinden davacı vekilinden açıklama istenildiği, davacı vekilinin işlemiş faizin de dava konusu olduğunu 27/09/2022 tarihli dilekçesi ile belirttiği ve eksik harcı ikmal ettiği, 16/09/2022 tarihli celsede birleşen dosyada davacı vekiline ayıp ihbarı ve tebliğine ilişkin delillerini sunmak üzere iki hafta kesin süre verildiği, birleşen dosya davacı vekilinin 11/08/2021 tarihli dava dışı site yönetiminin kendilerine yaptığı ihbarı ve ihbar sonrasında birleşen dosya davalısına yapılan ihbarı sunduğu, buna göre 17/08/2021 tarihinde ayıp ihbarının yapıldığının anlaşıldığı, asıl davadaki talebin, yapılan teminat kesintilerinin iadesi olup, davalı yüklenicinin davacı taşerondan takipte ana alacak olarak gösterilen 96.259,85 TL teminat kesintisi yaptığının taraflar arasında onaylanan 03/01/2020 tarihli mutabakat metninden sabit olduğu, bu nedenle ayrıca tarafların defterlerinin incelenmesine gerek görülmediği, çünkü taraflar arasında çekişmesiz olan hususun ispatı gerekmediği, asıl davada, savunma olarak öne sürülen ayıplı imalatın bu kez birleşen davada dava sebebi yapıldığı, davalı yüklenicinin ayıba dayalı savunmasının yerinde olup olmadığının önem arz ettiği, alınan bilirkişi raporu ile iddia edilen ayıbın normal şartlarda ilk kış ayı içerisinde ortaya çıkması gerektiği, geçici ve kesin kabul tutanakları dikkate alındığında 2018 yılı kış ayında veya en geç 2019 yılı yaz mevsimi başında ayıbın ortaya çıkacağı belirlenmiş olup, davalı tarafın ayıp ihbarının 17/08/2021 tarihinde yapıldığı, TBK.'nun 477/son maddeye göre eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa iş sahibinin gecikmesizin durumu yükleniciye bildirmesi gerektiği, aksi halde eseri kabul etmiş sayılacağı, dava dışı site yönetiminin ayıbı 11/08/2021 tarihinde davalıya bildirmesinin davalı lehine ayıp ihbar süresini uzatmayacağı, aksinin kabulü halinde TBK'nun ayıbın ihbarı için belirlediği hak düşürücü sürelerin uygulanmasını imkansız hale getireceği gözetildiğinde davalının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı ve eseri kabul etmiş sayıldığının mahkemece kabul edildiği, asıl davada, davacıdan davalının   96.259,85 TL nakdi teminat kestiği toplanan deliller itibariyle tartışmasız olduğu, davalının ayıba dayalı olarak teminatı iade etmediği yönündeki savunmasına da mahkemece itibar edilmediğinden takipte asıl alacak olarak talep edilen 96.259,85 TL yönünden yapılan itirazın iptaline, birleşen dava yönünden ise davacı taraf ayıp nedeniyle tazminat talep ettiğinden ve süresinde ihbarda bulunulmadığı için davacının ayıba dayalı hak talep edemeyeceği değerlendirildiğinden birleşen davanın reddine karar vermek gerektiği, asıl davada takipte talep edilen 23.562,95 TL işlemiş faize yapılan itirazın iptalinin de talep  edildiği, davacı tarafın 27/11/2019 tarihli ihtarname ile temerrütün gerçekleştiğini iddia ettiği,  söz konusu  \"kesin teminatın iadesi ve C/H ödemesi \" başlıklı yazı içeriği dikkate alındığında, davalı tarafa belirli bir alacak  tutarı bildirilmediği, yine ödeme için belirli bir süre verilmediği aksine \"uygun görülecek zamanda/ vadede\"  cari hesapta bulunan tutarın ödenmesinin talep edildiği, bu haliyle ihtarnamenin temerrüt oluşturacak koşullara sahip olmadığı değerlendirildiğinden asıl davada işlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin reddinin gerektiği, takipte dava konusu alacak eser sözleşmesinden kaynaklı olduğundan ve davalı tarafın ayıba dayalı savunması yapılan yargılama sonucunda usulü nedenle kabul edilmediğinden takipte istenen tutarın likit nitelikte bir alacak olmadığı, işlemiş faiz talebi yönünden ise, davacının kötü niyetli kabul edilemeyeceği  değerlendirilerek tarafların tazminat taleplerinin reddi gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, Ankara 3. İcra Müdürlüğü'nün 2021/8748 sayılı dosyasında başlatılan takibe davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin; 96.259,85 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takipten itibaren değişen oranlı avans faizi işletilmesine, davacının fazla istemi ile tarafların tazminat istemlerinin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tDavalı- birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle:\tDavaya esas teşkil eden takibin dayanağı kesin teminat alacağının iadesi olmakla birlikte, teminat iadesinin şartları oluşmadığından talep edilebilmesinin mümkün olmadığını, bu sebeple bilirkişi raporundaki teminat alacağı iadesi şartları oluşmuşcasına yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, tarafların ticari defterlerin bulunduğu yeri ve inceleme esnasında bilirkişilere yardımcı olacak kişi bilgisini mahkemeye bildirmiş olmalarına rağmen, bilirkişi heyetince tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmediğini, eksik incelemeye dayalı rapor düzenlendiğini, mahkemece rapora   itirazlarının dikkate alınmadığını, hiç bir şekilde borcun varlığını kabul etmemekle birlikte bir an için bir borcun var olduğu düşünülse dahi, ortada bir temerrüde düşürme söz konusu olmadığından takipten öncesine ilişkin faiz talep edilmesinin mümkün olmadığını, takip öncesine dair  talep edilen  faizin haksız olduğunu, nitekim  faizin mevcudiyeti asıl alacağa bağlı olduğundan, başka bir deyişle faiz fer'i bir alacak olup, TBK’nun  131/1 maddesi  asıl alacak sona erdiğinde fer'i alacak olan faiz de sona ereceğinden ve ortada bir asıl alacak yoksa fer'i alacak olan faiz de talep edilemeyeceğinden, somut olay kapsamında da mevcut olmayan bir asıl alacak için talep edilen faiz talebinin kabul görmesi mümkün olmadığı gibi bir an için  borcun var olduğu düşünülse dahi,  ortada bir temerrüde düşürme söz konusu olmadığından takipten öncesine ilişkin faiz talep edilmesinin mümkün olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, itirazları dikkate alınmadan hazırlandığını, imalatlardaki ayıpların ilerleyen süreçte ortaya çıktığını, ayıpların gizli ayıp olduğunu, dava konusu ayıpların ortaya çıktığının tespit edildiği anda site yönetimince 11.08.2021 tarihli yazı tanzim edilerek bu durumun müvekkili şirkete bildirildiğini, müvekkilinin de gecikmeksizin 17.08.2021 tarihli yazısı ile ayıba ilişkin durumu karşı davalı şirkete bildirdiğini,  mahkeme gerekçesinde ayıbın ortaya çıkabileceği tarih üzerinde tahminde bulunularak ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı belirtilmiş ise de hiçbir bilimsel veri ya da gerçeklik payı olmayan sadece tahmine ve varsayıma dayalı olarak hüküm gerekçesinin bu yönde oluşturulmasının kabul edilemeyeceğini, nitekim o tarihlerdeki hava koşullarının sert olup olmadığı, imalatın o tarihte sızıntı verip vermediği, eserin uygun ve düzgün şekilde yapılmamasından ötürü çevre şartlarına ve zamana yenik düşerek zamanla bozulmaların olup olmadığı belirsiz olduğundan mahkeme gerekçesindeki \"ayıbın  2018 yılı kış ayında veya en geç 2019 yılı yaz mevsimi başında ortaya çıkacağı \" yönündeki tespitin  gerçeklikten uzak  sadece bir varsayım olduğunu, mahkeme gerekçesinde dava dışı site yönetimin ayıbı 11.08.2021 tarihinde bildirmesinin davalı lehine ayıp ihbar süresini uzatmayacağı aksinin kabulü halinde hak düşürücü sürelerin uygulanmasının imkansız hale geleceği belirtilmişse de hiçbir şekilde  ayıbın en geç 2019 yılı yaz mevsimi başında ortaya çıkacağı yönündeki varsayımı kabul anlamına gelmemekle müvekkili şirketin yapıları hak sahiplerine teslimle birlikte  yapı/ işyeri/ konutların içlerine rızasız bir şekilde girmesi de mümkün olmayacağından kendisine yapılan bildirimle ayıptan haberdar olduğunu, bildirimi alır almaz gerekli ihbar külfetini yerine getirdiğini, bu noktada mahkemece bir tereddüdün hasıl olması durumunda  ayıbın hangi tarihte ortaya çıktığı ile ilgili olarak dava dışı site yönetimini tanık olarak dinlenebilecekken,  dinlenmemesi  ve varsayımla hareket edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, aksini kabul etmenin mahkeme gerekçesinin aksine  TBK'da geçen  gizli ayıp kurumunun  uygulanmasını imkansız kılacağını, bu sebeple müvekkili tarafından gizli ayıba ilişkin ihbarda bulunma mükellefiyetinin yerine getirildiğini, mahkemenin süresinde ihbar bildiriminde bulunulmadığı gerekçesi ile asıl davanın kabulü ile birleşen davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, karşı tarafın cevap dilekçesindeki ikrarı ile müvekkili tarafından yapılan  ayıp ihbarının karşı tarafa ulaştığını, delil tespiti dosyasında tespit edilen ayıplı imalatlardan da  haberdar olduklarını gösterdiğini, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığına dair iddianın ispat yükünün karşı yana geçtiğini, ayıp ihbarın şekle bağlı olmadığı, her türlü delille ispatlanabileceği, kaldı ki, Ankara 9.Sulh Hukuk Mah. 2021/93 D.iş dosyasının 25.08.2021 tarihli 5 nolu kararı dikkate alındığında müvekkili tarafından gecikmeksizin ayıp ihbarında bulunulduğunun ortada olduğunu, bu nedenle ayıpla ilgili olarak müvekkilinin üzerine düşen tüm yükümlülüğü yerine getirdiğini, ayrıca davacının Ankara 3 İcra Müdürlüğünün 2021/8748 sayılı icra dosyasındaki ödeme emrinin 10.08.2021 tarihinde müvekkiline tebliğ edilmesinden bir gün sonra yani 11.08.2021 tarihinde site yönetimi tarafından kötüniyetli olarak ayıp ihbarında bulunulduğunu iddia etmişse de söz konusu ödeme emrinin site yönetimine değil müvekkili şirkete tebliğ olduğunu, ayrıca dosya kapsamında site yönetiminin davacı tarafla herhangi bir husumeti de bulunmayıp alacaklı -borçlu sıfatının dahi olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporları ile  dosyaya sunulan görüş ve tespitler tamamen soyut, bilimsel veriye ve somut gerçeğe  dayanmayan, tek taraflı, sadece davacının beyanları esas alınarak hazırlandığını, delil tespitine itiraz ettikleri hususların hiçbir şekilde raporda inceleme konusu yapılmadığını,  sadece tespit raporunun sonuç kısmı belirtilerek bir rapor tanzimi yapıldığını, denetime elverişli olmayan ve itirazlarını içermeyen bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasının kabul edilemeyeceğini, gerçek ayıplı imalat miktarının tespit raporuyla belirlenen  50.268,00 TL olarak hesaplanan toplam bedelin çok daha üzerinde  olduğunu, asıl dosya davacının usul ve yasaya aykırı talepleri ile teminatın iadesi şartları oluşmadığından iş bu davayı açmakta hukuki yararının olmadığı hususları gözetilerek davasının usulden, mümkün olmaması halinde ise esastan  reddine karar verilmesi gerekli iken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin ve ayıp ihbarının süresinde yapılmış olduğu dikkate alınmadan varsayımla ayıbın süresinde yapılmadığına karar verilerek müvekkili alacaklarının reddedilmesi ve bu yönde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl davanın usulden, aksi halde esastan reddine ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİtirazın iptali istemli asıl, alacak istemli birleşen davada mahkemece yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı davalı- birleşen davada davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.  <br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.   <br> \tAsıl dava, sözleşme kapsamında kesin teminat alacağının tahsili istemine ilişkin yapılan icra takibine itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatının tahsili, birleşen dava ise eksik ve kusurlu imalatlar bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir. <br>\tTaraflar arasında, ...konu alan sözleşmenin akdedilmiş olduğu ihtilafsız  olup, sözleşmenin ekleri arasında dava dışı idare ile ....AŞ. arasında yapılan sözleşme ve eklerinin de sözleşmenin eki olduğu kabul edilmiş, garanti ile ilgili hususun sözleşmenin 20.maddesinde düzenlenmiş olduğu görülmüştür.<br>Eser sözleşmesi ilişkilerinde, 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi hükmüne göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu ve TBK'nın 477/son maddesi hükmü gereğince ayıbın gizli olup sonradan ortaya çıkması halinde gecikmeksizin ayıbı yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı düzenlemelerine yer verilmiştir.<br>\tKural olarak açık ve gizli ayıplarda az yukarıda açıklandığı gibi ihbar zorunluluğu bulunmakla birlikte, ayıp garantisi bulunması halinde işi yapan taşeron ya da yüklenici garanti vermekle iş sahibinin açık ayıplarda muayene ve süresinde ihbar yükümlülüğünü, gizli ayıplar yönününde de derhal ihbar yükümlülüğünü kaldırmayı ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları bedelsiz olarak gidermeyi üstlenmiş demektir. Garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili iş sahibi ayıp ihbarında bulunmak zorunda kalmaksızın zamanaşımı süresi içinde ayıbın giderilmesi ve zararlarını isteyebileceği gibi, iş bedeline karşı ayıp def'ini de ileri sürebilir.( 15.H.D. 2016/112, 2016/4146,  06.10.2016 )<br>\tDava konusu somut olayda; taraflar arasındaki sözleşme, sözleşmenin 20.maddesi ve bu sözleşmenin eki olan davalı- birleşen davada davacı ile dava dışı iş sahibi arasındaki sözleşme ve eklerinin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında da tarafları bağlayacağından her iki sözleşmedeki garantiye ilişkin hükümler de değerlendirilmek suretiyle davalı- birleşen davada davacı tarafından ileri sürülen ayıplı işlerin davacı- birleşen davada davalı taşeronun yükümlülüğünde olup olmadığı, yükümlülüğünde ise giderilmesi için gereken bedel ve talep de değerlendirilerek asıl ve birleşen davanın sonuçlandırılması gerekirken eksik inceleme ve değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>\tAçıklanan nedenlerle, davalı- birleşen davada davacı  vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK.'nın 353/1-a.6 maddesi  gereğince kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine  karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>   \t1-Davalı- birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,<br>\t2-Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  07.04.2023 gün ve  2021/655 E., 2023/206 K. sayılı kararının HMK’nın 353/1-a.6 maddesi  gereğince  kaldırılmasına,<br>\t3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine  gönderilmesine,<br>\t4-Davalı- birleşen davada davacı tarafça asıl ve birleşen dava için yatırılan 1.645,00 TL ve 179,90 TL olmak üzere toplam  1.824,9‬0 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,<br>\t5-Davalı- birleşen davada davacı  tarafça ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harçları ve yaptığı istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak  02.07.2025  tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t<br>  <br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8b9ab54d5e1ba531","SID":"2cc3b5fe329adf4c"}}