{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2023/507 Esas  - 2025/583 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/507 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/583<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ....<br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/01/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/732 Esas 2023/24 Karar<br>DAVACI \t:.....<br>DAVA\t: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit)<br>DAVA TARİHİ\t: 14/12/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 29/05/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 29/05/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki menfi tespit istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı bankanın, davacı ile davadışı borçlu ... ... ... davalı bankaya olan 490.728,99 TL asıl alacak miktarlı borcuna kefaleti nedeniyle tahsilde tekerrür olmamak üzere davaya konu takibi başlattığını, aynı anda borçlu şirketin 490.728,99 TL asıl alacak miktarlı borç nedeniyle Ankara 23. İcra Müdürlüğü'nün 2017/13831 E. sayılı dosyası ile de ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla (tahsilde tekerrür olmamak üzere) takip başlattığını ve takibe konu taşınmazın 23/10/2018 tarihinde 321.000,00 TL bedelle satıldığını, ancak davalı bankanın kötü niyetli bir şekilde 23/10/2018 tarihinde yaptığı 321.000,00 TL'lik tahsilat hiç yokmuş gibi davacı aleyhindeki icra takibine devam ettiğini, tahsilatı hiçbir şekilde dosyaya bildirmediğini, yapılan tahsilatı alacağa mahsup etmediğini, kötü niyetli olarak faiz işleterek icra işlemlerine devam ettiğini, bu nedenle dava tarihi itibariyle davacının davalı bankaya davaya konu takipte 321.000,00 TL borcunun bulunmadığının tespitini talep etme zaruretinin doğduğunu belirterek, davacının davalıya davaya konu Ankara 23. İcra Müdürlüğü'nün 2017/13830 sayılı dosyası yönünden 321.000,00 TL borcunun bulunmadığının tespitini, davalının kötü niyeti sabit olduğundan %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hukuki yararın dava şartı olduğunu, işbu davada dava açılmasında hukuki yarar olmadığını, zira takiplerin tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla açıldığı gibi ilamsız dosyada tahsilat yapılmadığını, dosyanın infaz olmadığını, borçlular açısından herhangi bir zararın doğmadığını, davacının da icra dosyasına bir talep sunarak ipotek dosyasındaki tahsilatı bildirebileceğini, yine uyuşmazlığa dair hususunun icra hukuk mahkemesinde incelenebileceğini, iddia edildiğinin aksine davacı bankanın kötü niyetli olmadığını, kötüniyet koşullarının oluşmadığını bildirerek davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; davalı bankaca 11/03/2015 tarihli \"Genel Kredi Sözleşmesi\" kapsamında dava dışı asıl borçlu ... ... .... kredi kullandırıldığı ve davacı ile birlikte dava dışı ... ile ... da bu sözleşmede müteselsil kefil sıfatını haiz olduğu, hesabın kat edilmesi sonrasında davalı bankaca tahsilde tekerrür olmamak üzere davacı ile diğer müteselsil kefiller aleyhine Ankara 23. İcra Müdürlüğü'nün 2017/13830 sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatılıp ayrıca asıl borçlu ile müteselsil kefil ... aleyhine de aynı borç için ... tarafından tesis edilen ipotek dolayısıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı ve bu dosyada dava dışı ... ait gayrimenkulün satışı dolayısıyla davalı bankanın 321.000,00 TL tahsilat yaptığı, ancak davalı bankaca yapılan bu tahsilatın, dava tarihine kadar Ankara 23. İcra Müdürlüğü'nün 2017/13830 sayılı dosyasına bildirilmediği sabittir. Ancak celp edilen Ankara 23. İcra Müdürlüğü'nün 2017/13830 sayılı takip dosyasının davadan sonraki kayıtlarının yapılan incelemesinde davalı banka tarafından davadan sonra 25/03/2022 tarihinde davaya konu 321.000,00 TL tutarlı tahsilatın icra dosyasına bildirildiği anlaşılmış olup mevcut hukuki durum karşısında eldeki dava konusuz kaldığından, esası hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. Davacının kötü niyet tazminatı istemi bakımından ise İİK'nın 72/5 maddesi bağlamında koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesi uygun bulunmuştur. Ne var ki aynı borca ilişkin olarak yapılan tahsilatların davalı banka tarafından gerekmesine rağmen icra dosyasına bildirilmemesi sebebiyle haciz tehdidi altına bulunan davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı ile birlikte haklı dayanağı olup davalı bankanın da ihmali ile davanın açılmasına sebebiyet verdiği sonuç ve kanaatine varılarak, 6100 sayılı HMK'nın 331. maddesi hükmünce dava tarihindeki haklılık durumuna göre yargılama giderleri ile vekalet ücretinden davalının sorumlu olduğu kabul edilmek suretiyle konusu kalmayan davanın esası hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı istemin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılamada davanın konusuz kalması ön inceleme duruşmasından çok sonra davalının dava konusu bedeli icra dosyasına bildirmesiyle olduğunu, davanın 14/12/2021 tarihinde ikame edildiğini, davalı yanca 25/03/2022 tarihinde icra dosyasına davaya konu tahsilat bildirildiğini, bu durumda 321.000,00 TL'lik işbu menfi tespit davasının açılmasına davalının neden olduğu, dava açıldıktan sonra ve ön inceleme duruşmasından sonra dosyaya tahsilatın \"lütfen\" bildirildiği gözetildiğinde davanın açılmasına neden olan davalı aleyhine nispi vekalet ücretinin tam olarak ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davalı bankanın kötü niyetli bir şekilde 23/10/2018 tarihinde yaptığı 321.000,00 TL'lik tahsilat hiç yokmuş gibi davacı aleyhindeki icra takibine devam ettiğini, tahsilatı hiçbir şekilde dosyaya bildirmediğini, bir tacir olan bankanın bu yükümlülüğünü bilmemesi olanaklı olmadığı ve davalının haksız şekilde fazladan tahsilat yapmak amacıyla kötü niyetli hareket ettiğini, alacağın 321.000,00 TL'sinin gerçekte ödendiğini bilen bankanın buna rağmen takibe devam etmesi açıkça kötü niyetli olduğunu, bu nedenle %20'den aşağı olmamak üzere aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı ... ... Bankası ....  Genel Müdürlüğü vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı menfi tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmadığını, takiplerin tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla açıldığı gibi ilamsız dosyada tahsilat yapılmadığını yahut dosyanın infaz olmadığını, borçlular açısından herhangi bir zarar doğmadığını, menfi tespit davasının temeldeki borç ilişkisi ile alakalı bir dava olup huzurdaki davada davacı yanın borç ilişkisini inkar etmediğini, temelde ipotek dosyasındaki tahsilatın ilamsız dosyaya bildirilmediğini iddia ettiğini, oysa davacı yanın icra dosyasına bir talep sunarak ipotek dosyasındaki tahsilatı bildirebileceğini, icra müdürlüğü böyle bir talepte bulunulmasının ardından ödeme emrindeki \"tahilde tekerrür etmemek kaydıyla\" ibaresini dikkate alarak ve ipotek dosyasını inceleyerek bir hesap yapabileceğini, davacı yanca adeta zorlama bir yorum ile işbu davanın ikame edildiğini,  kabul anlamına gelmemek kaydıyla; tam vekalet ücretine hükmedilmesi AAÜT madde 6'ya aykırılık teşkil ettiğini, yine yargılama gideri, arabuluculuk ücreti ve harcın taraflarına yükletilmesi kabul etmediklerini, arabuluculuk tutanakları incelendiğinde görüleceği üzere davacı yanın arabuluculuk sürecinde Ankara 23.İcra Müdürlüğü'nün 2017/13830 E sayılı takip dosyasına dayanan bir borcun olmadığının kabulünü iddia ve talep ettiğini, haricen tahsil bildirimine ilişkin bir bilgi/talep/sorun belirtilmediğini, arabuluculuk başvuru sebebi ile işbu davanın sebebi aynı olmadığını, arabuluculuk dava şartı olduğundan işbu davada usuli eksiklik bulunduğunu bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;<br>\tDavaya konu Ankara 23. İcra Müdürlüğü'nün 2017/13830 esas sayılı icra takip dosyası incelendiğinde; davalı banka tarafından dosyamız davacısı borçlu ... ile dava dışı ... ... aleyhine 490.728,99 TL asıl alacak ve ferileri olmak üzere toplam 564.922,59 TL kredi üyelik sözleşmesi nedeniyle doğan alacağın tahsili istemi ile 12/07/2017 tarihinde ilamsız icra takibi yapıldığı görülmüştür.\t<br>\tAnkara 23. İcra Müdürlüğü'nün 2017/13831 esas sayılı icra takip dosyası incelendiğinde; alacaklı banka tarafından borçlular dava dışı ... ile dava dışı ... ... Ltd. Şti aleyhine 490.728,99 TL asıl alacak ve ferileri olmak üzere toplam 564.922,59 TL alacağın tahsili talebiyle 13/07/2017 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi yapıldığı, takibe konu ipoteğin 321.000,00 TL bedelle  23/10/2018 tarihinde ihaleden satıldığı ve ilgili ihalenin 14/11/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. <br>\tDosya kapsamında yer alan mali müşavir bilirkişi ... ve banka hesap bilirkişisi ... heyeti tarafından tanzim olunan 18/07/2022 tarihli kök ve   23/12/2022 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; davalı bankanın Ankara 23. İcra Dairesi 2017/13831 Sayılı dosyasından 312.974,00 <br>TL tahsil ettiği,  <br>tahsil ettiği meblağdan, tahsil harcı  olarak 64.288,19 TL, başvuru harcı  olarak <br>31,40 TL, vekalet ücreti olarak 36.546,90 TL mahsup edildiğinde, bakiyenin <br>212.107,51 TL olduğu, davalı bankanın tahsil edilen miktarlardan bu mahsup <br>yetkisinin bulunduğu, bakiyenin Ankara 23. İcra Dairesi 2017/13830 sayılı dosyasından talep doğrultusunda <br>öncelikle işlemiş faizden mahsup edildiğinde tahsil tarihi itibari ile 106.704,84 TL bakiye faiz alacağının bulunduğu,  ancak davalı bankanın bu tahsilatı beyan etmediği, davacının beyan edilmeyen <br>212.107,51 TL miktarında borçlu bulunmadığı,  <br>kötüniyet tazminatının takdirinin mahkemede olduğunu, icra dosyasında, İcra Dairesinin 25/03/2022 tarihli tensip tutanağı dikkate alınarak tahsil <br>edilen miktarın 321.000 TL olarak kayıtlara geçmesi sebebi ile; <br>davalı bankanın Ankara 23. İcra Dairesi 2017/13831 Sayılı dosyasından 321.000 TL tahsil ettiği,  <br>Ankara 23. İcra  Müdürlüğünün 2017/13830 sayılı dosyasında bu miktarın esas <br>alındığı, d<br>avalı bankanın BK.’nun 100. maddesi çerçevesinde kısmi tahsilatları öncelikle faiz <br>ve masraflardan tahsil etme imkanın bulunduğu,<br>kısmi tahsilatın faiz ve BSMV’den mahsubu halinde davacının tahsil tarihi <br>23/10/2018 tarihi itibari ile 1.312,97 TL. faiz alacağının kaldığı, <br>ancak davalı bankanın bu tahsilatı dava tarihi itibari ile beyan etmediği, davacının <br>beyan edilmeyen 321.000,00 TL miktarında borçlu bulunmadığı <br>kötüniyet tazminatının takdirinin Mahkemede olduğunun bildirildiği görülmüştür.<br>\tDavacı tarafça, davalı banka tarafından aleyhine Ankara 23. İcra Müdürlüğü'nün 2017/13830 esas sayılı icra dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığını, aynı borca ilişkin davalı banka tarafından  Ankara 23. İcra Müdürlüğü'nün 2017/13831 esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle 321.000,00 TL tahsil edilmesine rağmen, bu tahsilatın ilamsız icra takip dosyasına bildirilmediğinden bahisle haricen tahsil edilen bu miktar kadar söz konusu icra dosyası kapsamında davalıya borçlu olmadığının tespitinin talep edildiği, davalı  tarafça davanın reddinin savunulduğu, mahkemece yukarıda yazılı olduğu şekilde  konusuz kalan dava hakkında esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. <br>\tDavacı tarafça, mahkemece aleyhine nispi vekalet ücreti ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, davalı vekilince ise, davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı, dava ön incelemeden önce konusuz kaldığından tam vekalet ücretine hükmedilemeyeceği, yarı oranda vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ve mahkemece arabuluculuk ücretine yönelik  kurulan hüküm yönünden istinafa gelindiği görülmüştür. <br>\tSomut olayda, davalı banka tarafından davacı aleyhine  12/07/2017 tarihinde ilamsız icra takibi yapıldığı, davacı tarafça, davalı banka tarafından haricen yapılan 321.000,00 TL tahsilatın icra dosyasına bildirilmediğinden bahisle 14/12/2021 tarihinde eldeki davanın açıldığı, eldeki dava açıldıktan sonra 25/03/2022 tarihinde davaya konu 321.000,00 TL tutarlı tahsilatın davalı banka tarafından icra dosyasına bildirildiği, mahkemece ön inceleme duruşmasının 17/05/2022 tarihinde yapıldığı, yani tahsilatın ön inceleme duruşması yapılmadan icra dosyasına bildirilmesi sonucu davanın ön inceleme aşamasından önce konusuz kaldığı anlaşılmıştır. <br>\tDavanın konusuz kalması halinde mahkemece yargılamaya devam edilerek davanın açıldığı tarih itibariyle hangi tarafın haksız olduğu tespit edilip, o tarafın yargılama giderlerine ve vekalet ücretine mahkum edilmesi gerektiği, HGK'nin 2005/125-187 Esas , 2005/240 sayılı kararı ve Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarının bu  yönde olduğu tartışmasızdır.<br>\tDava konusu somut olayda davacı hakkında 12/07/2017 tarihinde başlatılan ilamsız icra takibine konu davalı bankanın aynı alacağına istinaden başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip dosyasında  23/10/2018 tarihinde tahsil edilen 321.000,00 TL tahsilatın davacı hakkında aynı alacağa ilişkin başlatılan ilamsız icra dosyasına bildirilmediği, dava tarihi itibariyle de tahsilatın henüz bildirilmemiş olduğu, hal böyle olunca davacının ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla tahsil  ettiği 321.000,00 TL yönünden davalı bankaya borçlu olmadığının tespitinde güncel ve korunmaya değer hukuki yararının bulunduğu, bu bağlamda davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının dinlenemeyeceği, davalının dava açıldıktan sonra   25/03/2022 tarihinde, yapılan 321.000,00 TL haricen tahsilatı icra dosyasına bildirdiği, bu bağlamda davacının eldeki davayı açmakta haklı olduğu anlaşılmıştır.<br>\t6100 sayılı HMK'nun 326.maddesi uyarınca yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, yine HMK'nun 323.maddesi uyarınca harç, vekalet ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı, hal böyle olunca dava tarihi itibariyle dava açmakta haklı olan davacı yararına yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiği anlaşılmıştır. <br>\tDavanın konusu bedele ilişkin olduğundan mahkemece hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin nispi vekalet ücreti olduğu izahtan varestedir. <br>\tKarar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin\t\"Davanın konusuz kalması, feragat, kabul ve sulhte ücret\" başlıklı 6. maddesi uyarınca; Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, bu Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur.<br>\tBu bağlamda mahkemece takdir edilen vekalet ücretine yönelik davacı ve davalı vekilinin istinaf itirazı irdelendiğinde; davanın konusu bedele ilişkin olduğundan  davacı  yönünden konusuz kalan miktar üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olup yine davanın ön inceleme aşamasından önce konusuz kaldığı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 6 madde uyarınca  bu Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına hükmedilmesi gerektiği, bu yönüyle taraf vekillerinin vekalet ücretine yönelik istinaf itirazlarının yerinde olduğu anlaşılmıştır. <br>\tDavacı tarafça her ne kadar lehine kötü niyet tazminatı hükmedilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de, İİK 72/V madde gereğince, menfi tespit davasının kabulüne ilişkin verilen kararla davacı yararına tazminat hükmedilebilmesi için davalının icra takibinde haksız ve kötüniyetli olduğunun ispat edilmesi gerektiği, davalı bankanın icra takibini kötü niyetli başlattığı hususunun dosya kapsamı itibariyle ispatlanamadığı, <br>bu hususta dosyada delil bulunmadığı anlaşıldığından , mahkemece İİK 72/V madde gereğince,  davacı yararına tazminat hükmedilmesi talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tDavalı vekilince her ne kadar arabuluculuk ücretinin taraflarına yükletilmesi kabul etmediklerini, arabuluculuk tutanakları incelendiğinde görüleceği üzere davacı yanın arabuluculuk sürecinde Ankara 23.İcra Müdürlüğü'nün 2017/13830 E sayılı takip dosyasına dayanan bir borcun olmadığının kabulünü iddia ve talep ettiğini, haricen tahsil bildirimine ilişkin bir bilgi/talep/sorun belirtilmediğini, arabuluculuk başvuru sebebi ile işbu davanın sebebi aynı olmadığını iddia etmiş ise de, dosya kapsamında bir örneği yer alan 22/11/2021 tarihli arabuluculuk son tutanağı incelendiğinde, davacının menfi tespit talepli davasından önce usulüne uygun arabuluculuğa başvurduğu, 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/13.fıkrasında arabuluculuk ücretinin yargılama giderinden sayıldığı, davacının yukarıda belirtildiği şekilde davayı açmakta haklı bulunduğu, bu bağlamda HMK'nun 326 maddesi uyarınca arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. <br>\tTüm bu nedenlerle,  ilk derece mahkemesince verilen kararın vekalet ücretine yönelik kısmında isabet görülmediğinden ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının  (vekalet ücreti yönünden) KISMEN KABULÜ ile,<br>\tAnkara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/01/2023 tarih ve 2021/732 Esas 2023/24 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\t2-Konusu kalmayan davanın esası hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>3-Koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı istemin reddine, <br>4-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 5.481,88 TL harcın mahsubu ile fazla alınan  4.866,48‬ TL harcın davalıya iadesine, <br>5-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 5.481,88 TL peşin harcı olmak üzere toplam 5.541,18‬ TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>6-Davacı tarafından yapılan 74,60 TL tebligat ve müzekkere gideri, 2.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.074,60 TL olan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT'nin 6 maddesi uyarınca hesaplanan  23.970,00  TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>8-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen arabuluculuk ücreti karşılığı olan 1.320,00 TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>9-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>10-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine,<br>\tB)1-Davacı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 179,90 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, <br>\t2-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 186,00 TL dosyanın istinafa gönderim gideri olmak üzere toplam 678,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t4-Davalı taraf istinaf aşamasında yargılama gideri yapmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t5-Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2023/2477 E. sayılı takip dosyasına davalı tarafından sunulan teminatın İİK'nın 36. maddesi uyarınca yerilen karar niteliğine göre  iadesine yer olmadığına, <br> <br>\t6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 29/05/2025<br><br><br><br><br><br><br>Başkan        Üye              Üye                 Zabıt Katibi<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cce3a42dbec7bbf4","SID":"02c44f1355caf30b"}}