{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO:2021/2449 <br>KARAR NO:2025/693<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:08/06/2021<br>NUMARASI:2019/401 Esas, 2021/424 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Tespit<br>KARAR TARİHİ:24/06/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden  kaynaklanan tespit talebine ilişkin olup; mahkemece davanın reddine  dair verilen karara davacı vekilince  istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili ,davalı ile müvekkilinin ekte sunulan 06.09.2014 tarihti \" İnşaat İsleri Sözleşmesini imzalayarak müvekkiline ait Antalya İli, Alanya İlçesi Avsallar mevkiinde bulunan otelin denize giriş - cıkıs amaçlı portatif iskelesi ile havanlar bölüm D güneşlenme platformunun davalı tarafından imalat ve montajı işi konusunda anlaştıklarını, davalının sözleşme konusu işi tamamlayarak teslim ettiğini, zaman içerisinde davalı tarafından imalat ve montajı yapılan iskele ve platformda kullanılan ahşap malzemelerin çürümeye başladığını , kullanılan malzemelerin sözleşmede kararlaştırılan dayanıklılık seviyesinde olmadığının ortaya çıktığını, müvekkili tarafından keşide edilen İstanbul Beyoğlu ... Noterliğinin 29,03,2019 tarih ve ... vevmive numaralı ihtarname ile davalıya ayıp ihbarında bulunulduğunu, taraflar arasında imzalanan 06.09.2014 tarihli \" İnşaat İşleri Sözleşmesi\" Garanti Hizmetleri başlıklı 5.8 * inci maddesi \" Yüklenici, geçici kabul tarihinden itibaren 5 yıllık garanti süresi boyunca sözleşmeye konu mal ve hizmetlere ilişkin ortaya çıkacak tüm eksiklikleri ve kusurları, her türlü malzeme ve işçilik masraftan Yükleniciye ait olmak üzere düzeltecektir \" Demek suretiyle geçici kabul tarihinden itibaren 5 yıl içerisinden ortaya çıkacak ayıpların yüklenici tarafından bila bedel giderileceğinin düzenlendiğini,  geçici kabullerin 29.05.2015 tarihinde yapıldığını belirterek . fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla haklı davalarının kabulü ile TBK madde 113 gereği masrafı borçluya ait olmak üzere edimin müvekkilince veya başkası tarafından ifasına izin verilmesini, borca aykırı durumun ortadan kaldırılması için masrafı borçluya ait olmak üzere müvekkilinin yetkili kılınmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili , huzurdaki dava yetkisiz İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinde açıldığını, taraflar arasında 06.09.2014 tarihli inşaat işleri sözleşmesi imzalanmış bu sözleşme ile müvekkilinin söz konusu otelin kadınlar ve erkekler plajında bulunan iskelelerin yapımı hususunu üstlendiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5.8. maddesi uyarınca yüklenici, geçici kabul tarihinden itibaren 5 yıllık garanti süresi boyunca sözleşme konu mal ve hizmetlere ilişkin ortaya çıkacak tüm eksiklikleri ve kusurları, her türlü malzeme ve işçilik masrafları yükleniciye ait olmak üzere düzeltileceğini , bu hükümden sadece işverenin veya üçüncü şahısların kusurlu davranışlarının sebep olduğu veya doğal afetler neticesinde olan durumlar hariç tutulacağı  şeklinde kararlaştırılmış olduğunu , söz konusu iskelelerde işverenin veyahut üçüncü şahısların kullanımlarından kaynaklanan yahut doğal afetler neticesinde meydana gelen hasarlanmaların yüklenici müvekkilinin sorumluluğunda olmayacağını, müvekkilinin dört buçuk yıl önce yapmış olduğu iskelede meydana gelen hasarın, işverenin yahut üçüncü şahısların kusurlu davranışlarından ileri gelmekte olduğunu,müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, kaldı ki iskele direklerindeki çürüme ve bozulmaların müvekkilinin imalatından değil arada geçen dört buçuk senede işveren ve üçüncü kimselerin kullanımından ve meydana gelen doğal afetler neticesinde ortaya çıkmış olduğunu , müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, aradan geçen dört buçuk senede sadece 15.02.2019-16.01.2019 tarihlerindeki kuvvetli fırtınada dahi oluşan hortum ve  yüksekliği 6 metreyi bulan dalgaların meydana gelmiş ve söz konusu iskele sular altında kaldığını ,  bu tarihlerde meydana gelen kuvvetli fırtınada deniz kıyısındaki birçok lokanta ve otelin sular altında kaldığını, müvekkilinin yapmış olduğu iskeleler haricinde diğer firmaların yapmış olduğu iskelelerin ise yıkıldığını, müvekkili tarafından davacının otelinde yapılan her işin teknik şartnameye uygun biçimde yapıldığını belirterek ,haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece , sözleşmesi'nin 18.ci maddesinde iş bu sözleşmeden kaynaklı taraflar arasında ihtilaf olması halinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğu taraflarca kabul edildiğinden , Mahkeme tarafından davalı vekilinin yetki itirazının reddine karar verildiği ,Taraflar arasında akdedilen İnşaat İşleri Sözleşmesinin 5.8. Garanti Hizmetleri  başlıklı maddesi \" Yüklenici, Geçici Kabul tarihinden İtibaren 5 yıllık garanti süresi boyunca sözleşmeye konu mal ve hizmetlere iltşktn ortaya çıkacak tüm eksiklikleri ve kusurian, her türlü malzeme ve işçilik masrafları Yükleniciye alt olmak üzere düzeltecektir. Bu hükümden sadece İşverenin veya üçüncü şahıslann kusurlu davranışlannın sebep olduğu veya doğal afetler neticesinde olan durumlar hariç tutulacaktır. Bu hizmetler \" \"...\" olarak adlandırılmıştır. Kesin-Kabul Hizmetlerinin sağlanmş olması, garanti sünesi sasında ortaya çıkabilecek hususlarda Yüklenicinin sorumluluğunu bertaraf etmez.\" 9,1. Malzemelerin Temini başlıklı maddesi \"Sözleşme kapsamındaki işlerin yapılması için gerekli olan va Teknik Şartnamada belirtilen ve gerekli olan tüm malzeme Yüklenicinin'nin yükümlülüğündedir.\" şeklinde düzenlendiği ,Taraflar arasında akdedilen İnşaat İşleri Sözleşmesinin hiç bir maddesinde ve Teknik Şartnamada imal kazıklarının hangi ağaçtan yapılacağı hususu belirtilmediği, davacının da davalıdan imal kazıklarının hangi ağaçtan yapılması gerektiği yönünde bir talebide bulunmadığının anlaşıldığı ,Toplanan tüm delillere ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından davalı ile arasında akdedilen İnşaat İşleri Sözleşmesi doğrultusunda davalı tarafından imalat ve montajı yapılan iskele ve platformların çürümeye başlamasından kaynaklı TBK 113. gereği masrafı davalıya ait olmak üzere edimin davalıca veya başkası tarafından ifasına izin verilmesi ve borca aykırı durumun ortadan kaldırılması için masrafı davalıya ait olmak üzere davacının yetkili kılınması talebine ilişkin davalı aleyhine açılan iş bu tespit davasında Mahkeme tarafından yapılan yargılama sırasında talimat mahkemesi kanalıyla alınan bilirkişi raporunda her ne kadar dava tarihi itibariyle eksik, kusurlu/ayıplı imalat bedeli toplamı olarak 245.500,00-TL hesaplanmış ise de talimat mahkemesi kanalıyla alınan bilirkişi raporunun 4. sayfasının son kısmında Alanya 2.Sulh Hukuk Mahkemesi 2019/26 D.İş sayılı tespitine konu bu imalattaki oluşan ahşap çürümelerinin \"Kazıkların su içinde kalan kısımlarının büyük kısmında kırılmaların ve aşınmaların olduğunun gözlendiği, bu kırılmaların ve aşınmaların su içindeki kaya, taş vb. materyallerin dalga, gelgit ve akıntı hareketleri ile çapması ve sürtmesinden kaynaklı olabileceği, tespit talep eden dilekçesinde belirttiği gibi çürümelerin olmadığının belirtildiği,  raporunun 5. sayfasının giriş kısmında bu kısımda kullanılan çam türü ağaçtan imal kazıkların yerine iroko ağacı (Afrika ormanlarında yetişen egzotik ağaç türü) yada lareks ağacı (Çam ağacı olmasına rağmen bu sınıfın en sert türü) gibi suya çok çok daha mukavemetli ağaçların tercih edilebileceği belirtilmiş ise de taraflar arasında akdedilen sözleşmede kullanılacak ağaç türünün belirlenmediği ve ağaç seçiminin işveren olan davacı tarafından yapılması gerektiği ,  bu hususta davalıya kusur atfedilemeyeceği,  raporda belirtilen ahşap kazıklarda tespit edilen deformasyonların imalatın yapımı üzerinden geçen 4.5 yıllık süre de dikkate alındığında ve kazıkların su içinde kalan kısımlarında çürümelerin olmadığı, büyük kısmında kırılmaların ve aşınmaların olduğu ve bununda su içindeki kaya, taş vb. materyallerin dalga, gelgit ve akıntı hareketleri ile çapması ve sürtmesinden kaynaklı olabileceğinden taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 5.8. Garanti Hizmetleri  başlıklı maddesi uyarınca  geçici kabul tarihinden itibaren 5 yıllık garanti süresi boyunca sözleşmeye konu mal ve hizmetlere ilişkin ortaya çıkacak tüm eksiklikleri ve kusurların her türlü malzeme ve işçilik masraflarının yükleniciye ait olmak üzere davalı tarafından düzeltileceği belirtilmiş ise de bu hükümden sadece işverenin veya üçüncü şahıslann kusurlu davranışlannın sebep olduğu veya doğal afetler neticesinde olan durumların hariç tutulacağınında belirtildiği bu haliyle  yapının su içerisinde olması, büyük dalgalara mazur kalması, fırtına vs. gibi olumsuz şartların dolaylı olarak deformasyonların hızını arttıracağı bu etkenlerin doğal afet olarak değerlendirilebileceği ve davalının sorumluluğunun doğmayacağı gerekçesiyle  davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinafında , gerekçeli karara esas alınan bilirkişi raporunda söz konusu deformasyonların denizin doğal hareketleri ile meydana geldiği saptanmış iken , yerel mahkeme raporu görmezden gelerek doğal afet nedeniyle deformasyonun oluştuğunu kabul etmesinin doğru olmadığını ,Değişik İş dosyasında doğal afet nedeniyle deformasyonun oluşmadığının tespit edildiğini , bu sebeple yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu , davalının doğal afetlere dair somut delili olmadığını ,  davalının soyut iddialarının temel alınarak hüküm kurulduğunu , malzemenin taraflar arasında kim tarafından seçileceği belirlenmemiş ise ,gerekli malzemeyi yüklenici olan davalının sağlamak zorunda olduğunu , en azından metal imalatlar yönünden davanın kabulünün gerektiğini , yeteri kadar incelenmeden hüküm kurulduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasında Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan inşaat sözleşmesine dayalı ayıp sebebiyle nama ifaya izin davası olup , davacı iş sahibi davalı yüklenicidir.Davacı vekili dava dilekçesinde , davalıya otelin platformunun yaptırıldığını , davalının işi teslim ettiğini bir müddet sonra ahşap malzemede çürüme olduğunu , sözleşmede belirlenen dayanıklılık seviyesinde olmadığını , davacının , davalı yükleniciye 29.03.2015 tarihinde ayıp ihbarı gönderdiğini , sözleşmede 5 yıl garanti süresi olduğunu ve davalı yüklenicinin gidermekle yükümlü olduğunu belirterek , edimin müvekkilince veya başkası tarafından ifasına izin verilmesini , müvekkilinin yetkili kılınmasını talep etmiştir.Davalı vekili , müvekkilinin iskeleleri teknik şartnameye uygun yaptığını , sözleşmeye göre doğal afetten kaynaklanan , işveren veya 3. Kişinin kullanımından kaynaklanan hasarlardan müvekkilinin sorumlu olmadığını , hasarların işveren ve 3. Kişilerin kullanımından kaynaklandığını , ayrıca geçen 4 seneden fazla zamanda kuvvetli fırtına ,hortum olduğunu ,6 metreyi geçen dalgalar sebebiyle iskelenin su altında kaldığını ,doğal afetten hasarın kaynaklandığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Yerel mahkeme ,sözleşmede imalatın hangi ağaçtan yapılacağının belirlenmediğini ,  imalatın yapımı üzerinden geçen 4.5 yıllık süre de dikkate alındığında ve kazıkların su içinde kalan kısımlarında çürümelerin olmadığı, büyük kısmında kırılmaların ve aşınmaların olduğu ve bununda su içindeki kaya, taş vb. materyallerin dalga, gelgit ve akıntı hareketleri ile çapması ve sürtmesinden kaynaklı olabileceği , sözleşmenin ilgili maddesi ile davalı yüklenicinin doğal afet yüzünden olan hasardan sorumlu tutulamayacağının düzenlediğini , bu haliyle  yapının su içerisinde olması, büyük dalgalara mazur kalması, fırtına vs. gibi olumsuz şartların dolaylı olarak deformasyonların hızını arttıracağı bu etkenlerin doğal afet olarak değerlendirilebileceği ve davalının sorumluluğunun doğmayacağı gerekçesiyle  davanın reddine karar vermiştir.Taraflar arasında 6.09.2014 tarihli otelde iskele , güneşlenme platformu yapımına dair İnşaat İşleri sözleşmesi vardır. Taraflar arasında işin teslim edildiği 29.05.2015 tarihinde geçici kabulün yapıldığında bir uyuşmazlık yoktur. Davacı geçen zaman içinde ahşap malzemede çürüme sebebiyle ayıp ortaya çıktığını belirterek ,Beyoğlu ... Noterliğinin 29 Mart 2019 tarihli ihtarı ile ayıp ihbarı yapmış ve davada da sözleşmenin 5.8 maddesi gereği 5 yıl garanti süresi boyunca yüklenici , ortaya çıkacak kusur ve ve eksiklikleri düzelteceğinin düzenlendiğini , hasardan sorumlu olduğunu belirterek nama ifa talep etmiştir.Delil tespiti raporunda su içinde kalan kısımların büyük kısmında kırılmaların aşınmaların olduğu bu kırılmalar ve aşınmaların su içindeki kaya , taş , materyallerin dalga ,gel-git akıntı hareketlerinin çarpması ve sürtmesinden olabileceği , tespit talep edenin belirttiği gibi bir çürümelerin olmadığı belirtilmiştir.Eser sözleşmesinde malzeme yüklenici tarafından sağlandığında ,ayıplı olmasından yüklenici sorumludur. Sözleşmede hüküm olmadığında malzemeyi yüklenici temin etmekle sorumludur. Malzeme sözleşmede kararlaştırılan eseri sözleşmeye uygun olarak meydana getiren malzemedir. En az orta kalitede olmalıdır. Malzemenin imalatın yapılmasına elverişli olması gerekmektedir. Somut olayımızda davalı yüklenici elverişli malzeme kullanmak hususunda özenli davranmalıdır.Dosya kapsamında alınan 14.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda çam ağacı yerine iroko ağacı kullanılabileceği belirtilmiştir. Yüklenicinin Türk Borçlar Kanunu gereğince özen yükümlülüğünü  yerine getirmediği , dosya kapsamındaki raporla bu hususun belirlendiği , İmalatın üzerinden 4,5 yıl geçtiği ,garanti süresinin 5 yıl olduğu ayıplardan yüklenicinin mesul olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusunun yüklenicinin özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı dikkate alınarak , dava dilekçesindeki talepler doğrultusunda ek rapor alınarak , sonucuna göre bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken , yerel mahkemenin eksik incelemeye dayalı olarak , hatalı sonuca vardığı anlaşıldığından , davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/06/2021 tarih, 2019/401 Esas, 2021/424 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 24/06/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5f2d5d0fe3a7a06c","SID":"92242acb78489ab3"}}