{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/479 <br>KARAR NO: 2025/1054<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/12/2021<br>NUMARASI: 2021/777 Esas -  2021/901 Karar<br>DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/07/2025<br>Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... A.Ş. firmasının, Müvekkil Şirket'e ... numaralı Makine Kırılması Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, dava dışı sigortalı tarafından davalı ... San. Tic. Ltd, Şti. (“Saral Vinç”)e kiralanan ... eklemli, ... seri numaralı manlift, PB-4 güney apron betonunun üzerinde ...'den alınıp ...'e götürülürken motor kısmından yangın başlaması üzerine manliftin zarar görmesine ve kullanılamayacak hale gelmesine neden olduğunu, dava dışı sigortalı tarafından ...'e kiralanan makinenin ... tarafından 07.10.2017 tarihinde davalı ... Ticari İşletmesi (“...”)'ne kiralandığını, bu durumun, ...'e gönderilen rücu mektubuna verilen cevaptan anlaşıldığını, öte yandan olay anında ilgili makinenin, davalı ... Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti. (“...\") personeli tarafından kullanıldığını, olay anında makineyi kullanmakta olan davalı ... firmasının çalışanının T.C. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş bir kurs tarafından temin edilmiş resmi bir operatör belgesinin olmadığının tespit edildiğini, davalıların meydana gelen hasardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını,  bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile toplam 6.076,38 EUR'un, 01.12.2018 tarihinden bu yana işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalıya ait menkul ve gayrimenkuller üzerine üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla tebligat icra edilmeksizin ve teminatsız olarak HMK m. 389 ve m. 392 uyarınca ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP\t: Davalılar ... Ticari İşletmesi, ... İnşaat A.Ş, ... Havacılık A.Ş, ... İnşaat AŞ, ... İnşaat A.Ş ve ... İnşaat A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davada davalı sıfatını işgal eden davalı müvekkil şirketlerin adi ortaklık olan ... İnşaat'ın münferit ortakları iken haklarında arabuluculuğa başvurulan tarafın adi ortaklığın kendisi olduğunu, hal böyle iken geçerli ve etkin bir arabuluculuk başvurusundan söz etmenin de mümkün olmayacağından arabuluculuk dava şartı da gerçekleşmediğini, bu nedenle huzurdaki davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, mezkur hadisenin gerçekleşmesinde tek taraflı beyanlara dayanılarak hazırlanan basit bir eksper raporunun hukuken geçerliliğinin bulunmadığını,  müvekkili şirketlere herhangi bir bilgilendirme yapılmadan gerçekleştirilen ödeme sonrasında yöneltilen rücu talebinin hukuka aykırı olduğunu, pasif husumet itirazlarına hiçbir şekilde halel gelmemek kaydı ile  dava konusu hadisenin meydana gelmesinde zarara uğradığı iddia olunan dava dışı ...'nin, diğer davalı ...'in, ...'nın ve ... personelinin olayın meydana gelmesinde zararın doğumuna veya artmasına etki ettiği müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususunun tespit edilmesi gerektiğini, bu bağlamda Mahkeme tarafından dava konusu kaza ile kusurluların tespiti açısından sorumluluk hukuku ilkelerine egemen olan kuram \"uygun illiyet bağı\" teorisi gereğince sebebi oluşturan davranışın, genel yaşam deneyimlerine ve olayların olağan akışına göre gerçekleşen türden bir zararı doğurmaya ya da doğması olasılığını artırmaya elverişli olması halinde sebeple sonuç arasında illiyet bağı olup olmadığı hususunda denetim yapılmak, kusur ve sorumluluk oranlarının belirlenebilmesi bakımından bilirkişiler marifetiyle kusur tespiti yapılmasını ve rücu talebine konu tazminat hesabının yukarıda anılan hüküm kapsamında eksiltilip eksiltilmediğine ilişkin olarak irdelenmesini, öte yandan bu davada davacının rücu talebinin öncelikli olarak müvekkili adi ortaklığı oluşturan şirketlerin sigortacısına yöneltmesi gerektiğini, müvekkil adi ortaklığa yöneltmesinin hukuka aykırı olduğunu  ve her halükarda reddine karar verilmesini, bu nedenlerle  fazlaya ilişkin her türlü yasal hakkımız saklı kalmak kaydıyla, Müvekkili ... İnşaat adi ortaklığını oluşturan müvekkil şirketler yönünden geçerli bir arabuluculuk başvurusunun bulunmaması nedeniyle huzurdaki davanın dava şartı yokluğundan reddine, Müvekkili ... İnşaat adi ortaklığını oluşturan müvekkil şirketler yönünden huzurdaki davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine, bu davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine, her halükarda haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ..Davacı tarafın davasının açıldığı tarih itibariyle 6102  Sayılı kanunun 5.md/A bendinin yürürlükte bulunduğu, 6102 Sayılı Kanunun 5.md/A bendinin aynen 'Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.' şeklinde düzenlendiği, kanun maddesinin dava şartı niteliğinde bulunduğu, dava dilekçesinin ekinde arabuluculuk yoluna başvurulduğuna ilişkin belge ibraz edilmediği gibi dava dilekçesinin içeriğinde arabuluculuk yoluna başvurulduğunun belirtilmediği, dava şartı noksanlığının yargılama sırasında giderilmesinin  mümkün olmadığı anlaşılmakla; 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren ve 03/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere eklenen maddeye göre :MADDE 5/A- (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle ile \"Dava şartı olarak arabuluculuk MADDE 18/A- (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.\" hükmü gereği davalılar yönünden arabuluculuk dava şartı yoluna başvurulmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine \" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava dışı sigortalı ... A.Ş. firmasının, müvekkili Şirket'e ... numaralı Makine Kırılması Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, dava dışı sigortalı tarafından davalı ... San. Tic. Ltd, Şti. (“...”)e kiralanan ... eklemli, ... seri numaralı manlift, ... güney apron betonunun üzerinde ...'den alınıp ...'e götürülürken motor kısmından yangın başlaması üzerine manliftin zarar görmesine ve kullanılamayacak hale gelmesine neden olduğunu, dava dışı sigortalı tarafından ...'e kiralanan makinenin ... tarafından 07.10.2017 tarihinde davalı ... Adli Ortaklığı Ticari İşletmesi (“...”)'ne kiralandığını tespit edilen olayda müvekkili şirketin poliçe kapsamında ödenen zararı işbu dava ile ... Ticari İşletmesi'ne rücu edildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından zorunlu ticari arabuluculuk dava şartı eksikliği nedeniyle davanın reddine karar verilmişse de bu kararın hatalı olduğunu, adi ortaklığa karşı arabuluculuk başvurusu yapıldığını ve adi ortaklığın avukatının bu arabuluculuk görüşmesine katıldığını, görüşme neticesinde anlaşamama tutanağı tutulduğunu, bu nedenle adi ortaklık ortağı davalılarının tamamının arabuluculuk görüşmesinden haberi olduğunu ve tarafların tamamının görüşmelerde temsil edildiğini, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini, Arabuluculuk Daire Başkanlığı tarafından yayınlanan dokümanlarda adi ortaklıkların arabuluculuk görüşmesinde tek bir taraf olarak değerlendirilmesi gerektiğinin ifade edildiğini  ve bu nedenle arabulucu tarafından da adi ortaklık tek bir ortak olarak tutanağa geçirildiğini, arabuluculuk aşamasında sadece adi ortaklık taraf olarak tutanağa geçirilmek birlikte adi ortaklığın avukatının da toplantıya iştirak ettiğini, adi ortaklığın  tüm ortaklarını temsil eden bu vekil ile düzenlenen tutanağın davada her bir adi ortaklık ortağına karşı arabuluculuk şartının yerine getirildiği anlamına geldiğini, açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, dava dışı sigortalı tarafından kiralanan ve davacıya Makine Kırılması Sigorta Poliçesi ile sigortalanan  manlift isimli makinanın , apron betonunun üzerinde götürülürken motor kısmından başlayan yangın neticesinde zarar gören makine için dava dışı sigortalıya yapılan ödemenin rücuen davalılardan tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davalı ... Adi Ortaklığı Ticari İşletmesi  isimli adi ortaklığını oluşturan şirketlere ayrı ayrı husumetini yöneltmesi için davacı tarafa süre verilmesi üzerine davaya dahil edilen ... San. ve Tic. A.Ş, ... Anonim Şirketi, ... San. ve Tic. A.Ş, ... Sanayi Ve Ticaret A. Ş., ... Ticaret A.Ş. ve davalı ... İnşaatı Adi Ortaklığı Ticari İşletmesi yönünden dosyanın tefriki  ile ayrı esasa kaydına karar verilmiş ve yapılan inceleme sonunda  davalı ... Adi Ortaklığı Ticari İşletmesi'ni oluşturan tüzel kişilere dair  arabuluculuk yoluna başvurulduğuna ilişkin belge ibraz edilmediğinden dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, arabuluculuk dava şartının yerine getirilip getirilmediği  noktasındadır.Adi ortaklık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 620 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Bir ortaklık, kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımıyorsa, bu bölüm hükümlerine tabi adi ortaklık sayılır. Adi ortaklığın taraf ehliyeti olmadığından  adi ortaklığa ilişkin davalarda, adi ortaklığı oluşturan kişilerin taraf olarak hep birlikte hareket etmeleri gerekir. TBK'nın \"Temsilin sonuçları\" kenar başlıklı 638. Maddesi \"Ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olur...Ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar.\", TBK'nın 163. maddesi \"Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder\" hükümlerini haizdir.Adi ortaklık tarafından açılacak davaların iştirak halinde mülkiyet hükümleri gereği bütün ortaklar tarafından birlikte açılması gerekir. Adi ortaklığa karşı açılacak davalar yönünden ise ikili bir ayrım yapmak gerekecektir. Davanın konusu paradan başka bir şey ise davanın, bütün ortaklara karşı birlikte açılması (mecburi dava arkadaşlığı), davanın konusu para ise ortaklar bu borçtan müteselsil sorumlu bulunduklarından ortaklardan biri, bazıları yada tümüne karşı (ihtiyari dava arkadaşlığı) dava açılabilecektir. 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren ve 03.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere eklenen maddeye göre; Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Arabuluculuk görüşmelerinin davadan önce sonuçlanması ve anlaşılamadığına dair son tutanağın dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. Somut olayda, davacı tarafça sunulan dilekçe neticesinde davalı ... Adi Ortaklığı Ticari İşletmesini oluşturan tüzel kişiler münferiden davaya taraf olarak eklenmişlerdir. Taraf olarak eklenen davanın davalıları ile arabuluculuk görüşmelerini yürüten ... Adi Ortaklığı Ticari İşletmesi aynı olmayıp, arabuluculuğa başvurulan taraf adi ortaklığın kendisidir. Adi ortaklığın, kendisini oluşturan şirketlerden ayrı bir tüzelkişiliğinin bulunmadığı, dolayısıyla adi ortaklık ile yürütülen arabuluculuk sürecinin, adi ortaklığı oluşturan şirketler yönünden geçerli olmayacağı gözetildiğinde eldeki davada, adi ortaklığı oluşturan şirketlere ilişkin arabuluculuğa başvurulmamış olması  nedeniyle dava şartı gerçekleşmemiştir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince  dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Diğer yandan, Mahkemece hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait hiçbir söz tekrar edilmeyeceğine yönelik HMK 297/2 maddesine aykırı olacak şekilde, hükmün 1. maddesinde \"Tefrik edilen 2020/428 esas sayılı dosyasında Davalı ... Adi Ortaklığın tüzel kişiliği bulunmamasından ve adi ortaklığı oluşturan tüzel kişiliklerin arabuluculuk görüşmelerine davet edilmemesinden dolayı arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediği, davacı tarafın davasının açıldığı tarih itibariyle 6102  Sayılı kanunun 5.md/A bendinin yürürlükte bulunduğu, 6102 Sayılı Kanunun 5.md/A bendinin aynen 'Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.' şeklinde düzenlendiği, kanun maddesinin dava şartı niteliğinde bulunduğu, dava dilekçesinin ekinde davalı ... Adi Ortaklığı Ticari İşletmesi'ni oluşturan tüzel kişiliklere haiz şirketlere dair arabuluculuk yoluna başvurulduğuna ilişkin belge ibraz edilmediği gibi dava dilekçesinin içeriğinde bu şirketler ile ilgili olarak arabuluculuk yoluna başvurulduğunun belirtilmediği, dava şartı noksanlığının yargılama sırasında giderilmesinin  mümkün olmadığı\" şeklinde bir açıklamaya yer verilmiş olması, Dairemizce kaldırma nedeni  yapılmamış, eleştirilmekle yetinilmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.14/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"88d70c0e9023aa3d","SID":"4ba45052962049e9"}}