{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/2075 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1277<br>KARAR TARİHİ\t: 02/07/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/02/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/5 Esas 2021/174 Karar<br>DAVA\t\t: Tazminat <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 02/07/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 02/07/2025<br><br>\t    Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 01/11/2014 tarihinde yeni sözleşme yapılana kadar geçerli kabul edilecek Satış ve Dağıtım Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin öncesinde aynı ilişkiye dayalı olarak taraflar arasında 01/01/2007 , 01/01/2008, 01/01/2011 tarihli Satış ve Dağıtım Sözleşmeleri ve 01/01/2005 tarihli Lojistik Sözleşmesi imzalandığını, davacı ile davalı arasında 01/01/2005 tarihinden beri süregelen bir distribütörlük ilişkisinin mevcut olduğunu, sözleşme ile davalı tarafından sağlanan ürünlerin davacı tarafından depolanması, tanıtımı, dağıtımı ve satışının kararlaştırıldığını, davacının ulusal zincir marketlerde davalı ürünlerinin dağıtımını uzun bir dönem boyunca münhasır olarak sürdürdüğünü, sözleşmenin niteliği itibari ile davacının davalının tek satıcısı konumunda olduğunu, davalı bölge satış müdürü ....'ın 23/12/2016 tarihinde gönderdiği e-posta ile sözleşmenin 2017 yılı Ocak ayının ilk haftası itibari ile sona ereceğini davacıya bildirdiğini, davacının portföy tazminatına hak kazandığını, bu kapsamda gerek davacı ve gerek ise davalının ticari defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile davacının hak kazandığı portföy tazminatının tespit edilebileceğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalarak şimdilik 70.000,00-TL portföy tazminatının davalıdan dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.         <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresi içerisinde açılmadığını, öncelikle davanın usulden reddi gerektiğini, davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olmadığını, sözleşmenin bayilik sözleşmesi olduğunu, taraflar arasındaki satış ve dağıtım sözleşmesinin davacının kusuru ile artan müşteri şikayetleri sebebiyle davalı tarafından haklı nedenle feshedildiğini, davacının taraflar arasında akdedilen 01/11/2014 tarihli satış ve dağıtım sözleşmesi ve daha önceki bayilik sözleşmeleri ile müşteri tazminatı talep etmeyeceğini kabul beyan ve taahhüt ettiğini, davacının haksız kazanç kapısı yaratma peşinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>MAHKEMECE: \"... Dava,  portföy tazminatına ilişkin tazminat davasıdır. <br>Davacı tanığı ... dinlenmiş, olup; ben yaklaşık 15 yıldır ... ... A.Ş ile ticari ilişki içindeyim. Ben öncesinde davacı firma benim bayimdi. O yıllarda ben .... .... müdürü görevindeydim. Son 3 buçuk yıldır, ....nun satış müdürlüğü görevini yapmaktaydım. ... A.Ş'nin yaklaşık 12 - 13 yıldır bayiliğini davacı firma yapmaktadır. ..., davalı firmanın bayiliğini market, bakkal, toptancı ve yerel market noktalarına .... ve .... bölgesinde tek yetkili olarak yapmaktaydı. Fabrikadan malı dağıtmak üzere ... A.Ş alıp, market toptancı yerel market olarak dağıtım yapmaktaydı, bu dağıtımı da biz üstleniyorduk. Ev dışı kullanım olarak tabir ettiğimiz, otel, motel restorant tarzı mal dağılımı ... firması tarafından yapılmıyordu. Biz sadece geleneksel kanalın tek satıcısıydık. Bu da bölge ile sınırlı idi. Bu durum son yıllardaki durumdur. Yaklaşık son 4 yıldır, İzmir Manisa. tek elinde çalışılıyordu. Öncesinde tüm  Ege bölgesine de baktığı olmuştur. Taraflar arasında sözleşme feshi aşamasında ben görevde değildim. Ancak göreve geldiğimde, evrakları ve sözleşmeleri inceledim. Burada yaptığım tespit, ...ın, ...'dan çıkıp, yeni firmaya devrolduğu geçiş döneminde yeni sözleşme gönderileceği bilgisi verilmiş, ancak bir boşluk olmuş. Ancak bu boşlukta müşterilerek mal gönderimi devam etmiş, sadece taraflar arasındaki sözleşmede boşluk olduğunu gördüm. Sonrasında yeni sözleşme gelmiş ve imzalanmış. Sonrasında ben 3 buçuk yıl Nisan 2018 tarihine kadar görevde kaldım. ...'nun portföyünde bir çok güçlü firma yer almaktadır. Çalıştığım dönemde ... bünyesinde işten çıkarmalar oldu. Ancak bu durum davalı firmanın mal dağıtımını etkilemedi. Zira, her sözleşme yapılan firmaya ilişkin farklı elemanlar çalışıyordu. ....A.Ş'nin mal dağılımına ilişkin bir personel daralması yaşanmadı. Taraflar arasında benim çalışmamdan önce yaşanan fesih işleyişten kaynaklı olmayıp, davalı firmadaki el değiştirmeden kaynaklı meydana gelmiştir. Herhangi bir kusura dayanmamaktadır. 23/12/2016 tarihinde bölge müdürü....'dı. Bana mailgeldi, 01/01/2017 tarihi itibari ile bayiliğiniz sona ermiştir şeklinde bir maildi. Böylelikle bayiliğin sona erdiğini öğrenmiş olduk. Çalıştığım firmalarda bu şekilde bayilik sonlandığını görmedim, bu durum kaanatimce etik değildi.  ... tarzında bölge güçlü bir kaç firma vardır. Büyük markaların bayiliği bu firmalarda toplanmıştır. Örneğin, ...., ... vs. gibi. Market, bakkal ve toptancılar ... gibi firmaları aracı olarak kullanırlar. Bu nedenle, ... gibi benzer markaların bölgedeki hakimiyetini davacı gibi firmalar yaratır. Bu karşılıklı bir sinerjidir. Davacı firmanın mali durumu, aylık ciro alarak ben bıraktığımda tüm firma bağlantıları dikkate alınarak 12 milyon TL idi. ....'dan gelen tahmini olarak, aylık ciro 700 - 800 bin civarındaydı. ....a  kazandırılanı ancak şöyle ifade edebilirim, çok büyük örneğin ..., ... gibi marketlere üreten firmanın elamanı ve dağıtan firma elamanı birlikte iletişim kurar. Bir çok noktaya üreten firma, aracı firma elamanları ile ulaşır. Dolayısıyla küçük nokta yayılımında davacının davalıya katkısı büyük olmuştur. Ancak bunu parasal olarak açıklamam mümkün değildir. biz çalışma döneminde bölge müdürü ile bağlantılı çalıştık, davalının ürettiği salça ürünleri dışındaki ürünlerin satış grafiğini yükseltmeye çalıştık, zira o ürünlerin kar getirisi diğer ürünlere göre daha yüksektir, şikayete tanıklığım olmadı. ...'nun ofisinde çalışan .... isminde bir çalışan vardı. Halen de ...'da çalışmaktadır. Zaten ....'ın Bölge Müdürü de sürekli ... ile iletişim halindeydi. 5 kg salça, bezelye ve bir seferlik kullanıma ilişkin mayonez ketçap ürünü, ev dışı toplu alım yapan firmalara aittir. Ancak biz ....'ın isteği ürünleri bir seferlik kullanılan ürünler haricinde diğerlerini sattık....'ın ev dışı ve markete yönelik satış gurubunda kesin bir ayrımı yoktur. Genel Müdüre mail atılması abartılacak bir durum olmayıp, aynı ofis içinde yaşanan sorunların yansıtılması şeklindedir. Nokta sayısı genel durumu 1000 noktayı aşıyordu, ancak. İzmir. Manisa çapında değerlendirilirse 200 -300 civarında şubeler hariç nokta sayabilirim. ....nun başka firmalar ile de sözleşmeleri de fesh oldu, ..., ..., .... ile fesih oldu. 2016 yılında .... firması kuruldu. Amaç müşteriye daha iyi hizmet götürmekti. Otomasyon sistemi kuruldu. Beklenilen bulunamadı, bir takım sıkıntılar oldu, bu nedenle firma ile çalışma bitirildi. Ancak bayiliklerden kopma bu şekilde hiç bir şekilde olmadı, ... ile çalışma ....'dan daha eskiydi,\" şeklinde beyanda bulunmuştur. <br>Davalı tanığı .... ...dinlenmiş; Ben ... A.Ş'de son görev yeri olarak Ticari Pazarlama Müdürlüğü'dür. Öncesinde bölge müdürlüğü, satış müdürlüğü görevlerinde de bulundum. Davacı ... A.Ş ile ...'ın ticari irtibatında bilgi sahibiyim. ... 4 fabrikada binlerce çalışanı olan üretici firmadır. Ege Bölgesinde pazar lideridir.İzmir 'de de ... çok güçlü bir firmadır. ..., .... firmasının 5 ilde bayisidir. Bu iller, Aydın, Denizli, Muğila, Manisa ve İzmir dir. Daha sonraki yıllarda, Muğla, Denizli ve Aydın bayiliği ... firmasından alınmıştır. ....tanıtıma ihtiyaç duymayan bir firmadır. Özellikle nokta bazındaki sayı her zaman taraf şirketleri arasında sıkıntı olmuştur.  Son dönemde, dağıtım işlerinde ... firmasını, ... kullanmaya başlandı. Bunun üzerine, mevcut sorunların üzerine sorun eklenmiş oldu. Lojistik sorundan kastım, verilen siparişin zamanında yerine ulaşmaması ve yeni siparişin alınamamasıdır. Sipariş veren noktanın belli oranda töleransı olması gerekmektedir. Bu töleransın küçük tutulması firma ile sorun yaşanmasına ve limitin kapanmasına neden olur. ...kendi bulduğu alıcılara töleransın büyütülmesi hususunda ... ile bir çatışma yaşadı. Problem de sevkiyatın zamanında ve gerektiği gibi yapılmamasıydı. Haklı sebeple fesih yapılmasının nedeni nokta sayısının düşük olması, sahadaki ticari etkinliğin zayıflaması sebep oldu. ... ile çalıştığımız dönemde satış noktamız, 550 yi geçmedi. Ancak fesih sonrasında çalıştığımız firma ile 2017 yılında satış noktamız 1500 e ulaştı. Daha az nokta ile çalışıldığında maliyet yükseliyor. Daha çok noktaya yayıldığımız zaman maliyet azalıyor, kazanç yükseliyor. ... A.Ş mallarının dağıtımında tek el olarak hiç bir zaman çalışmadı. İki ürün gurubunda da yani, ev dışı ve ev kullanımına yönelik satış noktaları yönünde tek eli olmadı. Ev dışı ürünleri de ... sattı,  bayilik sözleşmesinin tek imzası ile fesh yetkim şirket onayı ile mümkündür. Fesih maili öncesinde sözlü beyan mevcuttu, başka bayiler de vardı. Örneğin, .... gibi direk müşterilerimiz de alım yapabiliyordu. Hangi müşteriye ne kadar limit verileceği bayiye aittir. Ancak bunun ne şekilde planlandığı önemlidir. Mal bedelinin tahsil edilememe riskini bayi taşır. 12 - 13 yıl içerisinde taraflar arasındaki ticari ilişkide her iki yanın bir birine katkısı olmuştur, ...nun personel sayısından sürekli bir değişiklik oluyordu. En son 7 kişiye kadar düştüğünü biliyorum. ... bünyesindeki bayilik yaptığı tüm firmaların çalışmalarına destek veriyordu. ... personel azalması bizim işlemizi olumsuz yönde etkiledi. Genel Müdüre mail atılması sıkıntının boyutunu gösterir, problemlerin alt noktalar ile çözülemediğini gösterir. ...'nun Aydın,Muğla, Denizli bölgesinde çıkarılmasından sonra nokta sayısı ve gelir durumunda artış oldu. Bunların ayrılmasının nedeni, hizmetlerinin aksamaydı. Bu durum bir süreçti ve son nokta da sözleşme fesh edildi. Bilgim bundan ibarettir,\" şeklinde beyanda bulunmuştur.<br>Taraf defterleri üzerinde alacağın varlığı ve miktarı hususunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, alınan 05/07/2019 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacının acente olduğu iddiası ile davalı üreticiden portföy tazminat talep ettiği, taraflar arasında fesihten önce son olarak 01/11/2014 tarihinde sözleşme imzalandığı, davalı üreticinin 23/12/2016 tarihli mail ile davacı ile Ocak 2017 tarihinden itibaren çalışmayacaklarına dair fesih bildiriminde bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 1 yıllığına yapıldığı, 2014 yılında imzalanan sözleşmenin dava tarihi itibari ile süresinin sona erdiği, taraflar arasındaki ilişkinin sözleşmeye dayalı olmadığı, ticari örf ve adete göre devam edip etmediği hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu, sözleşmenin geçersiz olduğunun düşünülmesi halinde davacının sözleşmeye dayalı olarak herhangi bir talepte bulunup bulunamayacağı hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu, sözleşmenin geçerli olduğunun kabul edilmesi halinde davacının müşteri tazminatı talep edemeyeceğine ilişkin düzenleme bulunduğundan bu düzenlemenin değerlendirilmesi gerektiği ve davalı üreticinin sözleşmedeki ilgili hüküm sebebiyle davacının portföy tazminatı talep edemeyeceğini ileri sürmekte ise hukukumuzda doğmamış haktan vazgeçmenin mümkün olmaması ve ilgili hükmün taraflar tacir olsa da TBK 20-21 hükümleri çerçevesinde genel işlem şartı olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı, sözleşmenin geçerli olsun ya da olmasın her halükarda davacının portföy tazminatı talep edebileceği, ancak sözleşmenin geçersiz olduğu düşünüldüğünde süresinden önce bir feshin söz konusu olmayacağı ve buna dayanarak haksız fesihten bahsedilemeyeceği bu minvalde davacının portföy tazminatı talep edemeyeceği hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu, mahkemece sözleşmenin geçerli ve feshin haksız olduğu kanaatine varılması halinde taraflar arasındaki ticari ilişkide davalı üretici tarafından davacıya komisyon ya da farklı ad altında herhangi bir ödeme yapılmadığı, davacının genel olarak davalı üreticinin portföyünü arttırdığından bahsetmekte olup, üretici portföyünü arttırır mahiyette yeni müşterilerin kimler olduğu bu konuda da tespit yapmanın mümkün olmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin başlangıcından önce davalı üreticinin müşteri portföyü ile davacı ile ticari ilişkisi başladıktan sonraki davalı üretici portföyünü mukayese etmenin mümkün olmadığından portföyün artıp artmadığına dair herhangi bir tespit yapılamadığı, davacının sektör bazında yerel market ve bakkal kanalına mal vermekte olduğundan genel ifadelerle yapılan talepte tek tek bakkal bazında tespit yapmanın ne dosya kapsamında ne de ticari defterlerden mümkün olmadığı, ticari defterlerde torba hesaplar kullanılması sebebi ile davacı yasal defterlerinden davalı şirketin hangi ürünlerin alım satımının yapıldığının gerek ürün grubu gerekse ürün çeşidi bazında tespit edilmesinin mümkün olmadığı, davalı üreticinin marka bazında tanınmışlığı yerel halk tarafından güvenilirliği birlikte değerlendirildiğinde Ege Bölgesinde satış yapan davacının davalıya portföy kazandırıp kazandırmadığının bu minvalde de portföy tazminat talep edip edemeyeceği hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. <br>Taraf vekillerinin rapora karşı itirazları dikkate alınarak Pazarlama Uzmanı ve Mali Müşavir bilirkişiden oluşturulacak heyetten itirazlar doğrultusunda tazminatın varlığı ve miktarı hususunda rapor tanzimi istenilmiş olup, alınan 05/08/2020 havale tarihli raporda; davacı ve davalı şirket tarafından, TTK'nun ticari defterlerin tutulmasına İlişkin usul ve esaslarına 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarında uyulduğu, davanın tarafları arasındaki ticari ilişkinin 01.01.2005 yılında başladığı, sözleşmenin 2017 yılı ocak ayının ilk haftası itibariyle feshedileceğinin bildirildiği 23.12.2016 tarihine kadar kesintisiz ve yoğun olarak sürdüğü, 02.01.2018 dava tarihi İtibariyle tarafların birbirlerinden alacağı veya birbirlerine borcu bulunmadığı, davalı vekili tarafından, taraflar arasındaki ticari ilişkide müvekkili tarafından davacıya komisyon ya da farklı ad altında herhangi bir ödeme yapılmadığının belirtildiği, Davacı ... ... A.Ş. merkezinde yapılan bilirkişi incelemesi sırasında, davacı şirket tarafından davalı şirkete, ticari ilişki İçinde bulunulan dönemlerde belirli periyotlarla \"ciro primi\" veya \"hizmet bedeli\" açıklaması faturalar düzenlendiği ancak muhasebe müdürü tarafından, bu faturaları sistemdeki diğer faturalardan ayrıştırarak listelemenin çok zor olduğunun belirtildiği, sözü edilen faturaların davacı şirket tarafından mahkemeye sunulmasının konu üzerindeki tartışmaların netlik kazanması yönünden önem taşıdığı, davacı ... ... ... A.Ş.'nin, 31.12.2011 döneminde (total bazda} toplam cirosu 94.970.548,48.-TL İken, 31,12,2012 döneminde % 13,50 oranında azalarak 82.151.029,02.-TL'ye, 31.12.2013 döneminde % 41,64 artarak 116,361.823,90.-TL'ye, 31.12.2014 döneminde % 0,45 azalarak 115.832.788,73.-TL ve, 31.12.2015 döneminde % 0,96 azalarak 114.719.206,21.-TL ve, 31.12.2016 döneminde %7,60 oranında artış göstererek 123.439.626,83.-TL'ye yükseldiği, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmeyi feshettiği 31.12.2017 döneminde ise davacı şirketin toplam cirosunun %0,63 oranında azalarak 122.670.532,02.-TL olduğu, davacı ... ... ... A.Ş.'nin, 31.12.2011 döneminde net karı 283.126,71.-TL iken, 31.12.2012 döneminde %1,41 oranında artarak 287,131,89.-TL ve, 31.12.2013 döneminde %46,76 artarak 421.385,39.-TL ve, 31.12.2014 döneminde % 48,45 artarak 625.552,81.-TL ve, 31.12.2015 döneminde % 19,08 artarak 744.916,47.-TL'ye, 31.12.2016 döneminde % 11,22 artarak 828,516,80.-TL'ye yükseldiği, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmeyi feshettiği 31.12.2017 döneminde ise davacı şirketin net karı azalmadığı gibi, % 284,62 oranında artarak 3.186.629,89.-TL'ye yükseldiği, Davacı ... ... ... A.Ş., davalı .... ... A.Ş. 'nin distribütörlüğünü yaptığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sona ermesinden önceki son 5 yıl içinde, ..... A.Ş. ürünlerinin satışından, 2012 yılında 32.974,70.-TL, 2013 yılında 64.122,S7.-TL., 2014 yılında 40.133,16.-TL., 2015 yılında 69.138,99.-TL., 2016 yılında ise 65.929,56.-TL tutarlarında net kar elde ettiği, elde edilen 5 yıllık net karın basit ortalamasının : (32.974,70 + 64.122.57 4 40.133,16 + 69.138,99 + 65.929,56 / 5) 54.459.80.-TL olduğu, bir başka ifadeyle, davacı ... ... ... A.Ş.'nin, sözleşmenin feshedilmesinden önceki 5 yıl içinde ... ... A.Ş. ürünlerinin satışından elde ettiği net ortalama kazancın 54.459.80.-TL olduğu, bu tutarın aynı zamanda, davacı şirketin davalı şirket İle 2017 yılında da çalışmaya devam etmesi durumunda elde edebileceği muhtemel kazanç veya taraflar arasındaki sözleşmenin 2017 yılında da devam etmemesi nedeniyle, davacı şirketin elde etmekten yoksun kaldığı kazanç olarak da kabul edilebileceği, mahkeme tarafından, davacı şirketin, hesaplanan tazminat tutarını davalı şirketten talep edebileceği yargısına varılması durumunda, davacı şirketin, 54.459.80.-TL portföy tazminatını, 02.01,2018 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı şirketten talep edebileceği bildirilmiştir.<br> Dosyada taraf beyan ve itirazları dikkate alınarak aynı bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, alınan 29/12/2020 havale tarihli ek raporda; Tarafların 05.08.2020 havale tarihli bilirkişi raporu'na yönelik beyan ve itirazları ayrıntılı olarak irdelendiği, asıl raporda yapılan tespit ve hesaplamaları değiştirecek bir bulguya ulaşılamadığı bildirilmiştir.<br>Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava sona eren acentelik sözleşmesi sebebiyle portföy tazminatına ilişkin alacak davasıdır, dosyamız kapsamında dinlenen tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporu dikkate alındığında acentelik sözleşmesi süresi boyunca portföyün genişletilmesi ve bundan dolayı tarafların birbirlerine katkıları geriye doğru 5 yıllık süre boyunca kar ve zarar durumları ile kardaki artışı hesap eden bilirkişi raporunu denetime ve hüküm vermeye elverişli olduğu bu anlamda  ticari ilişki sebebiyle yapılan katkıda göz önüne alınarak bilirkişi raporunda hesap edilen tutar kadar portföy tazminatına hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. '' gerekçesi ile; <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:<br>Davanın KISMEN KABULÜ ile;<br>54.459,80-TL portföy tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>Fazlaya ilişkin (15.540,20-TL) talebin REDDİNE,\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edilen portföy tazminat tutarının hatalı olduğunu, davacının,  çok daha yüksek miktarda portföy tazminatına hak kazandığını, portföy tazminatının hesabına esas alınması gereken tutarın, net kâr değil, brüt satış kârı olduğunu, davacının sürekli büyüyen işlerinin idaresi amacıyla farklı firmalar için yaptığı fazla miktardaki masrafların bir anlamda davalı için yapılmışçasına oransal olarak brüt gelirden düşülmesinin tek satıcılık ilişkisinin doğasına ve somut olayın özelliklerine uygun düşmeyeceğini, portföy tazminatının hesabında belirleyici rol oynayacak olan kalemlerin bilirkişiler tarafından incelenmemesi nedeni ile de, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, maddi vakıaların, doğru şekilde tespit edilmediğini ve değerlendirmeye alınmadığını, taraflar arasında \"ciro primi\" veya \"hizmet bedeli\" açıklamasıyla faturaların düzenlenmiş olmasının, portföy tazminatının takdirinde nazara alınmadığını, portföy tazminatının hesabında, davacı tarafından ... salça ürünlerinin de satışının yapıldığı yıllar hesaplama açısından belirleyici olup, bu yılların portföy tazminatının hesabında nazara alınmasından imtina edildiğini, davacı müvekkili tarafından davalıya yıllar boyunca sağlanmış olan menfaatlerin, portföy tazminatının hesabında nazara alınmadığını, portföy tazminatının hesabında enflasyonun da göz ardı edildiğini, portföy tazminat tutarının doğru şekilde tespiti için, bilirkişi raporu ile tespit edilen tutarın, hakkaniyet gereği yükseltilmesi gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi, denkleştirme tazminatına hükmetmiş ise de davacı ile müvekkil arasındaki sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olmadığını, bayilik sözleşmesi olduğunu, davacının denkleştirme tazminatına hak kazanabilmesi için  yasanın aradığı bir diğer koşulun davacının kusursuz olması gerekliliği olduğunu, ancak taraflar arasındaki satış ve dağıtım sözleşmesinin davacının kusuruyla artan müşteri şikayetleri nedeni ile müvekkil tarafından haklı nedenle feshedildiğini, denkleştirme talebinde bulunulabilmesinin ilk ve en önemli koşulunun müvekkilin sözleşmenin sona ermesinden sonra da davacının bulduğu yeni müşteriler sayesinde önemli kazanç elde etmesi olduğunu, ancak somut davada müvekkilin gıda sektöründeki bilinirliğinin ve güvenilirliğinin davacının faaliyetlerinin önüne geçtiğini, müvekkilin hem sözleşme sırasında hem de sonrasında sağladığı kazancın, davacının faaliyetlerinin değil markanın nihai tüketicide yarattığı etkinin bir sonucu olduğunu, buna karşın ilk derece mahkemesinin bu hususu dikkate almaksızın davanın reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verdiğini, denkleştirme tazminatının temelinin hakkaniyet ilkesine dayandığını, ancak davacının hakkaniyete göre denkleştirme tazminatının talep edebilmesinin mümkün olmadığını, .... gibi köklü bir marka ile çalışmanın davacı yana katkı sağladığını, davacının müvekkil ile prim usulü çalışmadığının bilirkişi raporunda ortaya konulmasına karşın davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava: denkleştirme tazminatı  istemine ilişkindir.<br>HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br> Taraflar arasında 01/11/2014 tarihinde satış ve dağıtım sözleşmesi imzalandığı, bu tarihten önce de taraflar arasında 2007 yılından itibaren müteaddit defalar 1 yıllık sürelerle satış ve dağıtım sözleşmesi imzalandığı anlaşılmaktadır.  <br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının davalının acentesi veya tek satıcısı olup olmadığı TTK nın 122. Maddesinde düzenlenen portföy tazminatına hak kazanıp kazanmadığı noktalarında toplanmaktadır.<br>TTK nın 122.maddesinde; <br> \"  II - DENKLEŞTİRME İSTEMİ<br>Madde 122- (1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;<br>    a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,<br>    b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve <br>    c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.<br>    (2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.<br>    (3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz. <br>    (4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.<br>    (5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır.\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. <br>Davacının TTK nın 122. Maddesi gereğince denkleştirme tazminatına hak kazanabilmesi için davacının acente olması, tek satıcı olması veya tekel hakkı veren bir sözleşme olması gerekmektedir. <br>Acente TTK nın 102. Maddesinde düzenlenmiş olup ilgili maddede;<br> (1) Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir.<br>    (2) Bu Kısımda hüküm bulunmayan hâllerde aracılık eden acentelere Türk Borçlar Kanununun simsarlık sözleşmesi hükümleri, sözleşme yapan acentelere komisyon hükümleri ve bunlarda da hüküm bulunmayan hâllerde vekâlet hükümleri uygulanır.<br>    (3) Taşıma, deniz ticareti, sigorta, turizm gibi alanlara ilişkin özel düzenlemeler saklıdır.\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. <br>İlk derece mahkemesince  taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırarak rapor alınmış, 05/07/2019 tarihli raporda özetle; davacının acente olduğu iddiası ile davalı üreticiden portföy tazminat talep ettiği, taraflar arasında fesihten önce son olarak 01/11/2014 tarihinde sözleşme imzalandığı, davalı üreticinin 23/12/2016 tarihli mail ile davacı ile Ocak 2017 tarihinden itibaren çalışmayacaklarına dair fesih bildiriminde bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 1 yıllığına yapıldığı, 2014 yılında imzalanan sözleşmenin dava tarihi itibari ile süresinin sona erdiği, taraflar arasındaki ilişkinin sözleşmeye dayalı olmadığı, ticari örf ve adete göre devam edip etmediği hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu, sözleşmenin geçersiz olduğunun düşünülmesi halinde davacının sözleşmeye dayalı olarak herhangi bir talepte bulunup bulunamayacağı hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu, sözleşmenin geçerli olduğunun kabul edilmesi halinde davacının müşteri tazminatı talep edemeyeceğine ilişkin düzenleme bulunduğundan bu düzenlemenin değerlendirilmesi gerektiği ve davalı üreticinin sözleşmedeki ilgili hüküm sebebiyle davacının portföy tazminatı talep edemeyeceğini ileri sürmekte ise hukukumuzda doğmamış haktan vazgeçmenin mümkün olmaması ve ilgili hükmün taraflar tacir olsa da TBK 20-21 hükümleri çerçevesinde genel işlem şartı olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı, sözleşmenin geçerli olsun ya da olmasın her halükarda davacının portföy tazminatı talep edebileceği, ancak sözleşmenin geçersiz olduğu düşünüldüğünde süresinden önce bir feshin söz konusu olmayacağı ve buna dayanarak haksız fesihten bahsedilemeyeceği bu minvalde davacının portföy tazminatı talep edemeyeceği hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu, mahkemece sözleşmenin geçerli ve feshin haksız olduğu kanaatine varılması halinde taraflar arasındaki ticari ilişkide davalı üretici tarafından davacıya komisyon ya da farklı ad altında herhangi bir ödeme yapılmadığı, davacının genel olarak davalı üreticinin portföyünü arttırdığından bahsetmekte olup, üretici portföyünü arttırır mahiyette yeni müşterilerin kimler olduğu bu konuda da tespit yapmanın mümkün olmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin başlangıcından önce davalı üreticinin müşteri portföyü ile davacı ile ticari ilişkisi başladıktan sonraki davalı üretici portföyünü mukayese etmenin mümkün olmadığından portföyün artıp artmadığına dair herhangi bir tespit yapılamadığı, davacının sektör bazında yerel market ve bakkal kanalına mal vermekte olduğundan genel ifadelerle yapılan talepte tek tek bakkal bazında tespit yapmanın ne dosya kapsamında ne de ticari defterlerden mümkün olmadığı, ticari defterlerde torba hesaplar kullanılması sebebi ile davacı yasal defterlerinden davalı şirketin hangi ürünlerin alım satımının yapıldığının gerek ürün grubu gerekse ürün çeşidi bazında tespit edilmesinin mümkün olmadığı, davalı üreticinin marka bazında tanınmışlığı yerel halk tarafından güvenilirliği birlikte değerlendirildiğinde Ege Bölgesinde satış yapan davacının davalıya portföy kazandırıp kazandırmadığının bu minvalde de portföy tazminat talep edip edemeyeceği hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. <br>Taraf vekillerinin rapora karşı itirazları dikkate alınarak Pazarlama Uzmanı ve Mali Müşavir bilirkişiden oluşturulacak heyetten itirazlar doğrultusunda tazminatın varlığı ve miktarı hususunda rapor tanzimi istenilmiş olup, alınan 05/08/2020 havale tarihli raporda; davacı ve davalı şirket tarafından, TTK'nun ticari defterlerin tutulmasına İlişkin usul ve esaslarına 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarında uyulduğu, davanın tarafları arasındaki ticari ilişkinin 01.01.2005 yılında başladığı, sözleşmenin 2017 yılı ocak ayının ilk haftası itibariyle feshedileceğinin bildirildiği 23.12.2016 tarihine kadar kesintisiz ve yoğun olarak sürdüğü, 02.01.2018 dava tarihi İtibariyle tarafların birbirlerinden alacağı veya birbirlerine borcu bulunmadığı, davalı vekili tarafından, taraflar arasındaki ticari ilişkide müvekkili tarafından davacıya komisyon ya da farklı ad altında herhangi bir ödeme yapılmadığının belirtildiği, Davacı ...  A.Ş. merkezinde yapılan bilirkişi incelemesi sırasında, davacı şirket tarafından davalı şirkete, ticari ilişki İçinde bulunulan dönemlerde belirli periyotlarla \"ciro primi\" veya \"hizmet bedeli\" açıklaması faturalar düzenlendiği ancak muhasebe müdürü tarafından, bu faturaları sistemdeki diğer faturalardan ayrıştırarak listelemenin çok zor olduğunun belirtildiği, sözü edilen faturaların davacı şirket tarafından mahkemeye sunulmasının konu üzerindeki tartışmaların netlik kazanması yönünden önem taşıdığı, davacı ... ... ... A.Ş.'nin, 31.12.2011 döneminde (total bazda} toplam cirosu 94.970.548,48.-TL İken, 31,12,2012 döneminde % 13,50 oranında azalarak 82.151.029,02.-TL'ye, 31.12.2013 döneminde % 41,64 artarak 116,361.823,90.-TL'ye, 31.12.2014 döneminde % 0,45 azalarak 115.832.788,73.-TL ve, 31.12.2015 döneminde % 0,96 azalarak 114.719.206,21.-TL ve, 31.12.2016 döneminde %7,60 oranında artış göstererek 123.439.626,83.-TL'ye yükseldiği, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmeyi feshettiği 31.12.2017 döneminde ise davacı şirketin toplam cirosunun %0,63 oranında azalarak 122.670.532,02.-TL olduğu, davacı ... .. A.Ş.'nin, 31.12.2011 döneminde net karı 283.126,71.-TL iken, 31.12.2012 döneminde %1,41 oranında artarak 287,131,89.-TL ve, 31.12.2013 döneminde %46,76 artarak 421.385,39.-TL ve, 31.12.2014 döneminde % 48,45 artarak 625.552,81.-TL ve, 31.12.2015 döneminde % 19,08 artarak 744.916,47.-TL'ye, 31.12.2016 döneminde % 11,22 artarak 828,516,80.-TL'ye yükseldiği, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmeyi feshettiği 31.12.2017 döneminde ise davacı şirketin net karı azalmadığı gibi, % 284,62 oranında artarak 3.186.629,89.-TL'ye yükseldiği, Davacı ... A.Ş., davalı ... ... A.Ş. 'nin distribütörlüğünü yaptığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sona ermesinden önceki son 5 yıl içinde, ...  ... A.Ş. ürünlerinin satışından, 2012 yılında 32.974,70.-TL, 2013 yılında 64.122,S7.-TL., 2014 yılında 40.133,16.-TL., 2015 yılında 69.138,99.-TL., 2016 yılında ise 65.929,56.-TL tutarlarında net kar elde ettiği, elde edilen 5 yıllık net karın basit ortalamasının : (32.974,70 + 64.122.57 4 40.133,16 + 69.138,99 + 65.929,56 / 5) 54.459.80.-TL olduğu, bir başka ifadeyle, davacı ... ... ... A.Ş.'nin, sözleşmenin feshedilmesinden önceki 5 yıl içinde ...  ... A.Ş. ürünlerinin satışından elde ettiği net ortalama kazancın 54.459.80.-TL olduğu, bu tutarın aynı zamanda, davacı şirketin davalı şirket İle 2017 yılında da çalışmaya devam etmesi durumunda elde edebileceği muhtemel kazanç veya taraflar arasındaki sözleşmenin 2017 yılında da devam etmemesi nedeniyle, davacı şirketin elde etmekten yoksun kaldığı kazanç olarak da kabul edilebileceği, mahkeme tarafından, davacı şirketin, hesaplanan tazminat tutarını davalı şirketten talep edebileceği yargısına varılması durumunda, davacı şirketin, 54.459.80.-TL portföy tazminatını, 02.01,2018 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı şirketten talep edebileceği bildirilmiştir.<br>Mahkemece  davacı ve davalı tanıkları  dinlenmiş, davacı tanığı davacının tek satıcı olduğunu, davalı tanığı da davalıya tek satıcılık yetkisi verilmediğini belirtmiştir. <br>Somut olayda öncelikle davacının acente olup olmadığı yönünden yapılan değerlendirmede;  Taraflar arasında düzenlenen 01/11/2014 tarihli satış ve dağıtım sözleşmesinde davacı bayi, davalı ise satıcı olarak belirtilmiş,  konu başlıklı 2. Maddesinde; “Sözleşmenin konusu \"...” tarafından sağlanan ekli listede bulunan ürünler ile ileride ... tarafından sağlanacak olan ürünlerin her tip ambalaj, marka ve ürünün, bu sözleşme çerçevesinde belirlenen kurallara tamamen uyulmak kayıt ve şartıyla, BAYİ tarafından kendi nam ve hesabına depolanması, tanıtımı, dağıtımı ve satışında tarafların karşılıklı hak ve yükümlülükleridir.\" şeklinde sözleşmenin konusu belirlenmiştir. <br>Sözleşmenin 2. Maddesinde davacının \"kendi nam ve hesabına\" hareket edeceği belirtildiğinden, TTK 102. Maddeye göre de acentenin;  ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kişi olarak tanımlanması nedeniyle somut olayda tüm sözleşme kapsamına göre davacı acente konumunda değildir. Sözleşmenin diğer maddeleri de incelendiğinde davacıya malların satışı hususunda tekel hakkı verilmediği, davacının ilgili bölgelerde münhasıran  tek satıcı olarak da belirlenmediği anlaşılmaktadır. <br>Sonuç olarak;  taraflar arasındaki sözleşmenin yasanın aradığı, acentelik sözleşmesi, tek satıcılık sözleşmesi yada benzeri tekel hakkı veren sürekli sözleşmelerden olması halinde portföy tazminatı talep edilebileceği, ancak anlan sözleşme ve taraflar arasındaki önceki sözleşmeler, yasanın belirlediği sözleşmeler kapsamında olmadığından, sözleşmenin hiç bir maddesinde davacının tek satıcı olacağına sadece davacının belirli bölgelerde münhasıran  satış yapacağına dair bir ibare de bulunmadığından davacının denkleştirme(portföy) tazminatı talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır. (Yargıtay 11. HD nin 2023/6005 esas, 2024/8080 karar, 2023/2397 esas,  2024/6436 karar,  2023/3644 esas,  2024/6027 karar sayılı ilamları da aynı doğrultudadır)<br>HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür.<br> Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davacı vekilinin istinaf isteminin reddine, davalı vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile kararın kaldırılarak davanın reddine dair HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince  aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.<br>HÜKÜM : gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>A-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/02/2021 Tarihli, 2018/5 Esas 2021/174 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>1-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 556,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>2-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>3-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>4-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>B-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca  davalı vekilinin istinaf başvurularının KABULÜNE, <br>1-Davalı vekilinin yatırmış olduğu  931,00 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine ödenmesine, <br>2-Davalı vekilinin yatırdığı 162,10 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>3-Davalı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama gideri 168,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,<br>C-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/02/2021 Tarihli, 2018/5 Esas 2021/174 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla;<br>1-Davacının davasının REDDİNE,<br>2-Hüküm tarihi itibariyle alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.195,43 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 580,03 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, <br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderleri davası reddedildiğinden davacı üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davalı tarafından yapılan 34,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesaplanan  30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>6-Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>7-Kararın resen taraflara tebliğine,<br> Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 02/07/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0f9a1be2bc0518b9","SID":"90ba1959f1b3a766"}}