{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  23. HUKUK DAİRESİ     <br>                                    T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ                          \t\t\t          \t\t\t           (E S A S I    İ N C E L E M E D E N  <br>\t\t\t             K A R A R I N    K A L D I R I L M A S I)<br>\t            \t\t     <br>ESAS NO\t: 2023/1760 <br>KARAR NO\t: 2025/670<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 19/07/2023<br>ESAS-KARAR NUMARASI\t: 2018/442 E.-2023/830 K.<br><br><br>Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi  uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>\tDavacı vekili yetkisiz Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; davalı ...'un 20.02.1992 tarihli, davalı ...'in 30.06.2002 tarihli, davalı ...'un 24.06.2006 tarihli genel kurulda göreve geldiğini ancak tamamının 24.04.2016 tarihli genel kurula kadar yönetim kurulunda görevde kaldıklarını, bu genel kurulda davalıların oluşturduğu yönetim kurulunun ibra edilmediğini ve Hesap Tetkik Komisyonu kurulmasına karar verildiğini, <br>\tHesap Tetkik Komisyonunca bağımsız denetim firmasından rapor alındığını, bu rapora göre eski yönetim kurulu üyelerinin kooperatifi zarara uğratıcı pek çok eylem ve işlemde bulunduklarının tespit edildiğini, hazırlanan bu raporun 07.05.2017 tarihli genel kurul toplantısına sunulduğunu, genel kurulda eski yöneticiler hakkında rücu-tazminat davası açılmasına karar verildiğini, bu karar doğrultusunda dava açıldığını, <br>\tDavalıların muhasebe kayıtlarını, kasa hesabını, evrak ve belgeleri usule uygun olarak tutmadıklarını, Kooperatifler Kanunu ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, genel kurulun devredemeyeceği yetkileri kullandıklarını, imzalanan sözleşme ve projelerde kooperatife ait olan hakları takip etmediklerini, üyelerin pek çok şeyden habersiz olduklarını, genel kuruldan yetki almadan yüklenici sözleşmelerini feshettiklerini, lehe hükümlerden feragat ettiklerini, <br>\tYüklenici ...firmasına yaptığı imalat seviyesinden daha fazla miktarda dükkan devri yapıldığını, kabul anlamına gelmemek üzere taraflar arasında imzalanan 22.10.2012 tarihli fesih sözleşmesine göre inşaat seviyesinin konutlar için %41, işyerleri için %42 olarak belirlendiğini, devredilen işyerlerinin 4.368 m²'ye denk geldiğini, bu devirlerin çoğunluğunun AVM'nın en kıymetli yeri olan zemin kattan gerçekleştirildiğini, tespit raporuna göre fazla devredilen alanın 968,70 m² olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere fazla devredilen alana karşılık 10.000,00 TL.'nin devir tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsilini talep ettiklerini,<br>\t...firması ile imzalanan sözleşmede geç teslim halinde konut başına (88 daire x 12 ay x 750 TL=792.000 TL) rayiç kira bedeli üzerinden cezai kira bedeli ödenmesinin hükme bağlandığını, aynı şekilde ... İnş. Firmasının da A Bloğun 30.08.2013 tarihinde bitirilmesi konusunda taahhüt verdiğini, geç teslim için 12 ay x 88 daire x 1.000 TL= 1.056.000 TL cezai kira bedeli ödeneceğinin kararlaştırıldığını, her iki yüklenici de teslim konusunda temerrüde düşmesine rağmen cezai şartlar konusunda işlem yapılmadığını, ...firmasıyla yapılan 22.10.2012 tarihli fesih sözleşmesinde, önceden yapılmış sözleşmelerde bulunan cezai şartlara karşılık A-Blok mantolama işinin yüklenici tarafından yapılacağı ve başka bir cezai şart talep edilemeyeceğinin davalılarca kabul edildiğini, oysa sözleşmelere göre A-Blok mantolama işinin zaten yüklenicinin uhdesinde olan bir iş olduğunu, yine ...-... adi ortaklığına karşı da herhangi bir cezai şart talebi olmadığını, A-Blok teslim edilmemesine rağmen 110 m² dükkan devri yapıldığını, tüm bu zararlandırıcı eylemlere karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL'nin zararın doğum tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istediklerini, <br>\tMuhasabe kayıtlarında kasa hesabı kullanılmadığını, müteahhit ödemelerinin muavinlerinin doğru şekilde alacak-borç ilişkisi vermediğini, bu koşullarda tespit edildiği kadarıyla bir kısım üyenin (...) yaptığı ödemelerin muhasebe kayıtlarında eksik olduğunu, kooperatif hesabına geçmeyen 86.600,00 TL.'nin ödeme tarihlerinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istediklerini, <br>\tKooperatif adına 3. kişilere yapılan satışların tamamının Belediye rayiç değeri üzerinden yapıldığını, bu durumun hayatın olağan akışına ters olduğunu, ayrıca  291,79 m²'ye<br>tekabül eden iş merkezi kapalı alanının sözleşme olmaksızın üçüncü kişilere satıldığını, satış bedelinin kooperatifin banka hesabına aktarılmadığını, bu satışların gerçek değeri ile belediye rayiç değerleri arasındaki farkın hesaplanarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL'nin avans faiziyle birlikte tahsilini talep ettiklerini, <br>\tKooperatife ait ... İli, ... İlçesi, ...parselde bulunan 3.101 m² arsanın, genel kurul kararı olmaksızın ...'a satıldığını, satış bedeli olarak belirlenen 27.000,00 TL'nin kooperatifin banka hesabında bulunmadığını, bu taşınmazın tespit edilecek gerçek değeri ile gösterilen değer arasındaki farka karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 27.000,00 TL'nin satış tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istediklerini, <br>\tGenel kurullarda aidat ödemesini düzenli yapmayan ortaklara Alman Markı döviz kuru üzerinden aylık %10 ve %2 arasında değişen oranlarda faiz uygulanmasına karar verildiğini, yönetim kurulunun hem üyeler arasında olması gereken eşitlik ilkesine aykırı davrandığını, hem de uygulamakla mükellef olduğu genel kurul kararlarını yerine getirmediğini, raporda 66.299,00 TL ana para, 168.285,00 TL gecikme faizi olmak üzere 234.584,00 TL alacağın takip edilmediğinin tespit edildiğini, gecikme faizi alınmadan borcu kapatılan üyeler olduğunun düşünüldüğünü, kooperatif hesapları üzerinde yapılacak inceleme ile kooperatifin net zararının tespit edileceğini, bu zarar kalemi ile ilgili fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.000,00 TL'nin zarara uğratıcı eylem ve işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren avans faizi ile birlikte tahsilini istediklerini, <br>\tKooperatifin yüklenici firmalarla imzaladığı kat karşılığı inşaat sözleşmelerine göre sigorta prim ödemelerinin yüklenicilere ait olduğunu, ancak eski yönetimce SGK prim ve su borçlarının kooperatif adına üstlenildiğini, davalıların yüklenicilere yapılan işe oranla daha fazla ödeme yaptıklarını, fesih sözleşmesi aşamasında da kooperatifin haklarını korumadıklarını, bu sebeple toplam 255.250,95 TL zarara yol açtıklarını, bu alacak kalemine karşılık şimdilik 10.000,00 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren avans faiziyle tahsilini talep ettiklerini, <br>\tYüklenici firmalardan ... Şti. ile üç adet sözleşme imzalandığını, sözleşmelerin bir kısmında sözleşme bedelinin ayni ve nakdi belirlendiğini, bu firma lehine satıcı adına tapu harcı olarak 2.480,00 TL ve döner sermaye işlem bedeli olarak 620,00 TL'nin kooperatifçe ödendiğini, 3100,00 TL kooperatif zararının 09.03.2015 ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle tahsilini istediklerini, <br>\tZaten ...firmasının uhdesinde olan A Blok mantolama işinin fesih sözleşmesi ile cezai şart vazgeçme bedeli olarak ikinci kez aynı firmaya yüklendiğini, akabinde davalıların A Blok Mantolama işini ... Şti'ne 168.000,00+KDV= 198.240,00 TL'ye tekrar ihale etmek suretiyle kooperatifi aynı konuda ikinci kez zarara uğrattıklarını, bu kaleme ilişkin şimdilik 10.000,00 TL.'nin ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsilini talep ettiklerini, <br>\t2007 yılına ait 26.10.2008 tarihli Olağanüstü Genel Kurulda Yönetim Kuruluna daire tercih hakkı verilmesi ve şerefiye farkı alınmaması yönünde teklif verildiğini ve teklifin kabul edildiğini, şerefiye paylarının 500,00 TL'den 8.450,00 TL'ye kadar belirlendiğini, yönetim kurulunun dubleks ve fiyat farkı 50.000 TL olan taşınmazları seçtiğini, fark ödemeden dubleks sahibi olduğunu, huzur hakkı alan yönetim kurulunun böyle bir tercih hakkı olmadığını, yapılan işlem yok hükmünde olduğunu, genel kurul kararı gereği en yüksek şerefiye farkı olan 8.450,00 TL'nin düşüldüğünü, davalı ... için de D Blok erken teslim farkı olan 4.000,00 TL'nin eklenmesi ile davalı ...'dan 45.550,00 TL, diğer davalılardan da ayrı ayrı 41.550,00 TL olmak üzere toplam 128.650,00 TL'nin avans faiziyle tahsilini talep ettiklerini, <br>\tBelirterek, <br>\tFazlaya dair talep hakları saklı kalmak üzere 217.250,00 TL'nin her bir kalem zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, <br>\t45.550,00 TL'nin davalı ...'dan, 41.550,00 TL'nin davalı ...'den, 41.550,00 TL'nin davalı ...'dan tahsiline, <br>\tKarar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalılar vekili; davacının yetki alarak müvekkilleri aleyhine açtığı 07.05.2017 tarihli genel kurulun iptali davasının mahkemenin 2017/286 E. sayısında derdest olduğunu, bu davanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, <br>\tTTK'nın 309. maddesine göre davacının, zararı ve sorumlu olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl içinde dava açması gerektiğini, dava dilekçesinde belirtilen zararların doğduğu tarih belirtilmediğinden varsa zamanaşımı itirazlarına ilişkin haklarının saklı olduğunu, <br>\tMüvekkillerinin temerrüde düşürülmemesi ve tacir olmamaları nedeniyle varsa alacak kalemlerine dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanabileceğini, <br>\tKooperatifin tüm genel kurullarının gerekli çoğunluğun üzerinde bir katılımla gerçekleştirildiğini, yönetim ve denetim kurullarının bir-iki istisna dışında tüm genel kurullarda oybirliğiyle ibra edildiğini, 2015 yılında görev yapan denetim kurulunca gerçeğe aykırı ve yanlı rapor düzenlendiğini, bu raporun 2015 yılı genel kurulunca seçilen Hesap Tetkik Heyetinin hazırladığı raporla gerçeğe aykırılığının sabit hale geldiğini, yüklenici şirketlere fazla devir yapıldığı iddiasının doğru olmadığını, <br>\tA Blok mantolama işinin sözleşmeye göre müteahhide ait olmadığını, sözleşme şartlarına uyulmamasından dolayı fesih sözleşmesinde ...firmasına ceza olarak yüklendiğini, ... İnşaat firmasınca kooperatif aleyhine alacak davası açıldığını, yargı kararına göre alacak olup olmadığının ortaya çıkacağını, bu konu ile ilgili olarak yargı kararının beklenmesi gerektiğini, <br>\tMuhasebe kayıtları tekdüzen muhasebe sistemi ile bilgisayarda tutulduğunu, kayıtlara intikal etmeyen herhangi bir üye aidatı bulunmadığını, ödemelerin banka hesabında mevcut olduğunu, dolayısıyla 86.600,00 TL'nin kayıtlara intikal ettirilmediği iddiasının gerçek dışı olduğunu, <br>\tÜçüncü kişilere herhangi bir satış olmadığını, yapılan iş karşılığı ve müteahhidin bilgisi ve isteği doğrultusunda tapu devirleri yapıldığını, <br>\tGenel kurul kararları ile imar planı çalışmaları nedeniyle arsa devri yapıldığını, yine aynı doğrultuda ortaklardan gerekli tahsilatlar yapıldığını, <br>\tSGK tarafından kooperatife ait dükkanların satışı söz konusu olduğundan taşerona ait sigorta primlerinin ödendiğini, kaldı ki kendilerinden sonraki yönetim kurulu tarafından da SGK ve su borcu ödemelerinin devam ettirildiğini, müteahhidin SGK prim borçları nedeniyle 04.03.2013 tarihli taahhütnamenin imzalandığını ve müteahhide devredilmesi gereken parselin teminat olarak kooperatifte tutulduğunu, aynı şekilde su borcu ödenmediğinden abonelik söz konusu olmadığından ... İnşaat firmasından  mahsup edilmek üzere gerekli ödeme yapıldığını, bu firmanın kooperatif aleyhine açtığı dava sonuçlandığında bu miktarın da mahsup edileceğini, <br>\t... firmasına tapu devri sırasında tapu harcı olan miktarın yönetim kurulu tarafından ödendiğini, ancak kayıtlara yanlış intikal ettirildiğini, ayrıca kooperatifin bu firmaya borcu olduğu ve konunun mahkemelik olduğu düşünüldüğünde mahsuplaşmanın her zaman mümkün olduğunu, <br>\t...firmasının yapmayı taahhüt ettiği A Bloka ait mantolama işinin bu firmaya rücu edilmek üzere kooperatifçe yaptırıldığını, bu mantolamanın yapılmaması halinde inşaatların bitmesi ve ortakların dairelerine taşınmasının mümkün olmayacağını, ayrıca bu miktarı karşılayacak tutarda müteahhide ait mal varlığının teminat olarak bulunduğunu, kaldı ki kooperatifçe yapılması gereken B Blok mantolamasının müteahhide yaptırıldığını, <br>\tGenel kurulda yönetim kurulunun şerefiye ödemeden dubleks daireler de daih olmak üzere istediği daireyi seçme hakkı verilmesi ile ilgili teklifi veren ortak ...'nın kendisinin de dubleks daire tercihi yaptığını, fark olarak 50.000,00 TL ödediğini, bilinçli bir şekilde bu teklifte bulunduğunu, şerefiye komisyonu raporundan 50.000,00 TL'nin şerefiye bedeli olduğunu, <br>\tDiğer taraftan dubleks daire tercihi yapan yönetim kurulunun 2003 yılından 2016 yılına kadar 250,00 TL huzur hakkı ücreti aldığını, 13 yıl aynı huzur hakkı ücreti alan yönetim kuruluna genel kurulca kabul edilerek verilen bir hakkın yanlış ve yanlı bir değerlendirme ile fark talep edilmesinin hakkaniyetle bağdaşmadığını, <br>\tSavunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\t... San. Ltd. Şti 27.10.2018 tarihli dilekçesi ile; müvekkili şirketin davadan haricen haberdar olduğunu, dava dilekçesinde müvekkili şirkete olması gerekenden fazla miktarda taşınmaz devri yapıldığı iddiası ile başkaca iddialar ileri sürüldüğünü, verilecek kararın müvekkili şirketi de etkileyeceğini belirterek, davalılar yanında müdahale taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ\t: <br>\tDavanın açıldığı Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.03.2018 tarih ve 2017/384 E., 2018/244 K. sayılı kararıyla; \"Kooperatif ile ortağı arasındaki davalarda, HMK'nın 14/2. maddesi uyarınca kooperatifin muamele merkezi kesin yetkili olup, kamu düzenine ilişkin olduğundan yetki hususunun mahkemece re'sen gözetilmesi gerekir.<br>Somut olayda, kooperatif merkezinin Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi yetki sınırları içinde kalan '...' olduğu, davaya bakmaya Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğu\" gerekçesiyle kesin yetkiye ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan, HMK 114/1-ç ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir. <br><br>\tDosyanın gönderildiği İlk derece Mahkemesince; \"Davalılar davacı Kooperatifin eski yönetim kurulu üyeleridir. Davalıların talep edilen zarardan sorumlu tutulabilmeleri için ortada zarar olgusunun ve bu zararın davalılar tarafından gerçekleştirildiğinin kanıtlanması gerekmektedir. Ancak dosyamızda alınan bilirkişi raporlarında davalıların fiilleriyle zarara neden oldukları yönünde bir tespite yer verilmemiştir. Özellikle 17.10.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda tarafların bütün itirazları karşılanmış ve doğrudan davalıların sorumluluğuna ilişkin tespite yer verilmediği görülmüştür. Bu arada Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde (2022/75 Esas) yapılan ceza yargılaması sonucunda alınan bilirkişi raporları dikkate alınarak sanık olarak yargılanan davalıların beraatlerine karar verilmiştir. Bu durumda dosyanın geldiği aşama dikkate alınarak davalıların sorumluluklarına dair başka bir deyişle zarar olgusunun ve bu zarara davalılarca sebebiyet verildiğine ilişkin delil olmadığına vicdanen kanaat getiren Mahkememiz bekletici mesele yapılan Mahkememizin 2021/563 Esas sayılı dosyasının sonucunun bu dosyada verilecek sonucu etkilemeyeceği\" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. \t <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde; İlk derece Mahkemesi kararının neredeyse gerekçesiz olduğunu, rapora atıf yapılarak on ayrı talebin tek cümle ile reddedildiğini,<br>\tAynı heyet tarafından verilmiş olan kök ve ek rapor arasındaki çelişkiler giderilmediğini, ek raporun dosya içeriği ve delillerle bağdaşmadığını, ek raporun neden farklı olduğunun bilirkişi heyetince gerekçelendirilmediğini, itirazlarının ve taleplerinin karşılanmadığını, <br>\tKök Raporda, ...firmasına 2.900 m² dükkan devredilmesi gerekirken, 5.476 m² dükkan devredildiğinin belirlendiğini, ancak bu tespitten sonra hukuki yorumun mahkemenin takdirinde olduğu belirtilerek fazla devredilen m²'nin maddi değerini ve kooperatifin zararının hesaplanmadığını, ek raporda 22.10.2012 tarihli fesih sözleşmesi ile tarafların birbirlerini ibra ettikleri, ana sözleşmede m² üzerinden anlaşma yapılmasına rağmen yükleniciye dükkan bazında bağımsız bölüm verildiği, fazla devrin sebebinin bu değişiklikten kaynaklandığı, ancak yüklenici ile kooperatif arasında hesap kesme işlemi yapılmadığı, fesih sözleşmesi esas alındığında yükleniciye fazla alan verildiği görüşüne varmanın mümkün olmadığı görüşünün bildirildiğini, genel kuruldan yetki almadan fesih sözleşmesi yapan yönetim kurulunun ana sözleşmedeki hükümleri kooperatif aleyhine değiştirdiğini, kabul anlamına gelmemek üzere taraflar fesih sözleşmesi ile birbirlerini ibra ettiler ise yüklenici ile hesap kesme işleminin nasıl yapılacağını, <br>\tKök raporda; kooperatife nakit girişi olmaksızın satış bedeli olan 27.000,00 TL'nin kayıtlara intikal ettirildiği, ... ile yapılmış bir iş sözleşmesine rastlanmadığı, sözleşme yapılmaksızın ödeme yapıldığından ilgili Belediye'den özel imalat işlemi olup olmadığının araştırılması gerektiği tespit ve görüşü bildirildiğini, ... Büyükşehir Belediye Başkanlığının özel imar uygulaması olmadığına dair resmi yazısı sunulmasına rağmen ek raporda, dava dışı ...'a verilen arsanın Belediye'de yapılan imar çalışması sırasında yapmış olduğu hizmetlere karşılık verildiği anlaşıldığından davalı kooperatif yöneticilerinin hukuki sorumluluklarının doğmayacağı kanaatlerinde bir değişiklik olmayacağını bildirdiklerini, arsanın rayiç değerinin ve yapılan işlemin değerinin neye göre ve nasıl belirlendiğinin açıklanmadığını, <br>\tGölbaşı'ndaki arsaların piyasa rayiçlerinin altında satılması ve satış bedellerinin kooperatif kayıtlarına intikal ettirilmemesi iddiaları yönünden bilirkişi heyetinin kök raporda taşınmazların satış yılları itibariyle birim m² fiyatları bilinmediğinden değerlendirme yapılamadığı görüşünü bildirdiğini, bu konuda mahkemece ... İşletmesinden rapor alınmasına rağmen, ek raporda bilirkişi heyetinin bu rapora itibar etmeyerek gerçek piyasa fiyatlarının tam olarak belirlenememesi nedeniyle zarar konusunda kesin kanaat oluşmadığı görüşünü bildirdiğini, bilirkişi heyetinin görevini yapmaktan imtina ettiğini, bilirkişi heyetince bu arsaların satış bedellerinin kooperatif hesaplarına intikal ettirilip ettirilmediği ile ilgili hiç bir çalışma yapmadığını, <br>\tKök raporda, 22.10.2012 tarihli fesih sözleşmesinde A Blok mantolama işinin yüklenici ...firması tarafından yapılması koşuluyla cezai şart bedelinden vazgeçildiği, ...firmasınca bu işin yapılmaması üzerine 168.000,00 TL+KDV bedelle 10.06.2014 tarihli kararla dava dışı ... Ltd. Şirketine verildiği, fakat toplamda 213.350,00 TL ödeme yapılmak zorunda kalındığı, kooperatifin zarara uğratıldığı, yüklenicinin temerrüde düştüğü hususlarının tespit edildiğini, fakat yöneticilerle illiyet bağı kurulmadığını ve yargılama sonunda konunun netleşeceğinin bildirildiğini, ek raporda ise; taraflar arasında yapılmış bulunan sözleşme fesih sözleşmesiyle yürürlükten kaydırıldığı için artık gecikme tazminatı kesilemeyeceği ve kooperatif yöneticilerine atfedilebilecek bir kusur görülmediği görüşünün bildirildiğini, mahkemece hiç bir hukuki dayanağı bulunmayan görüşe itibar edilerek bu talebin reddedildiğini, bilirkişi heyetince herhangi bir kusur ve zarar tespiti yapılmamasının hatalı olduğunu, <br>\t... İnş. Firmasının da A Bloğun 30.08.2013 tarihinde bitirilmesi konusunda taahhüt verdiğini, geç teslim halinde cezai kira bedeli ödeneceğinin kararlaştırıldığını, buna rağmen cezai şartlar konusunda kanuni işlem yapılmadığını, eski yönetim kurulu üyelerince cezai kira bedellerinden vazgeçildiğini, <br>\tMuhasebe kayıtlarının hatalı olduğu sabit olduğuna göre davalıların kusurlu olduğunun açık olduğunu, 86.800,00 TL'nin kooperatif hesabında bulunmadığını, <br>\t... İnşaat firması A Bloğu teslim etmemesine rağmen 110 m² dükkan devri yapıldığı iddialarının karşılanmadığını, <br>\tYüklenici firmalara SGK prim ve su borcu olarak 255.240,95 TL'nin sözleşmelere aykırı olarak ödendiği hususunun bilirkişi raporunda da kabul edildiğini, davalıların öncelikle yüklenicilerden talep ve tahsil etmeksizin ödeme yaptıklarını,<br>\tYöneticilerin  genel kuruldan onay almaksızın aidatını düzenli ödemeyen üyelerden faiz talebinde bulunmadıklarını, ödemesini zamanında yapan üyeler ile zamanında ödemeyen üyeler arasında eşitlik ilkesinin zedelendiğini, aidatlarda beş yıllık zaman aşımı olduğunun unutulmaması gerektiğini, bu itirazlarının neden kabul görmediğinin açıklanmadığını, <br>\tBilirkişi heyetinin kök raporunda ... firması lehine tapuda yapılan işlemde kooperatifin 3.100,00 TL zarara uğratıldığını hesaplamasına rağmen ek raporda bu tutarın ... firmasından alınabileceği gerekçesiyle yönetim kurulunun kusuru olmadığı görüşünü bildirdiklerini, <br>\tBilirkişi heyeti kök raporunda, yönetim kurulu üyelerine daire seçme ve şerefiye bedeli ödememe hakkının Kooperatifler Kanununun 56. maddesindeki \"Yönetim kurulu üyelerine genel kurulca belirlenen aylık ücret, huzur hakkı, risturn ve yolluk dışında hiç bir ad altında başkaca ödeme yapılamaz.\" hükmünde sayılan mali haklar dışında ek mali hak olduğu, bu suretle konut maliyetlerine eksik katılmış oldukları tespit edildiğini, emredici kurallara aykırı kararların zaten yok hükmünde olduğunu, bu konuda genel kurul kararının iptali için dava açılmasına gerek olmadığını, bilirkişi heyetinin dubleks farkından kaynaklı kooperatif zararının 2019-2020 yılı genel kurulunda alınan kararla giderildiği gerekçesiyle kooperatif zararının ortadan kalktığı yönünde görüş bildirdiğini, oysa herhangi bir ödeme olmadan zarar giderimi olmayacağını, hatta tam tersine davalıların bu genel kurul kararının iptali için Mahkemenin 2021/563 E. sayılı dosyası ile dava açtığını, ancak bu davada taleplerinin kabul edilmediğini, bilirkişi heyetince zararın tespiti ve hesaplamanın yapılması gerektiğini, <br>\t... Firmasına A Blok mantolama işi için ikinci kez zarara uğratma iddiaları ile ilgili olarak raporda inceleme yapılmadığı gibi, mahkemece gerekçelendirilmeden reddedildiğini, <br>\tYine kooperatife para girişi olmayan karşılıksız 364,73 m²'lik dükkan devri sonucu kooperatifin uğradığı zarar tazmini taleplerinin de bilirkişi heyetince incelenmediğini ve mahkemece dikkate alınmadığını, <br>\tİlk derece Mahkemesinin gerekçesine esas aldığı Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/75 E. sayılı dosyasında verilen beraat kararının kesinleşmediğini, ayrıca beraat kararının hukuk mahkemesi yönünden bağlayıcı olmadığını, ağır ceza mahkemesinde yapılan yargılamada da birbirinden farklı raporlar alındığını, iddianamenin dayanağı olan raporda iş bi dava konusu üç talebin ortak olduğunu, bu raporda ...firmasına imalat tamamlanmadan fazla yer verildiği, ...'a 27.000,00 TL bedelle satıldığı görülen 3.101 m²'lik taşınmazla ilgili bedelini kooperatif kayıtlarına geçirilmediği, huzur hakkı ve yolluk dışında yönetim kurulu üyelerine menfaat sağlanmaması gerektiğinden ...'un 45.500,00 TL, diğer şüphelilerin 41.500,00 TL zimmetlerinde kooperatif alacağı kaldığı hususlarının tespit edildiğini, görüldüğü üzere bu raporun kök raporla uyumlu, fakat ek rapora zıt olduğunu,<br>\tBelirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne, aksi halde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t:<br>\tDava, kooperatif eski yöneticilerinin 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nu 62. madde hükmü ve 98. madde yollamasıyla 6102 sayılı TTK'nın 553. maddesi uyarınca sorumluluğuna dayalı tazminat istemine  ilişkindir. <br>\tI-<br>\tÖncelikle; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesi yollamasıyla dava tarihi olan 05.06.2017 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 555/1. maddesi gereği, işbu davanın davacı  kooperatif adına temsilcileri ya da vekili tarafından açılması gerekir.<br>\tSomut olayda dava, yine davacı kooperatif adına kooperatif denetçileri tarafından açılmış olup, 555/1. madde hükmündeki pay sahibi sıfatıyla açılmış değildir. 6762 sayılı TTK'nın 341. madde hükmü, 6102 sayılı TTK'nda yer almadığından, mahkemece, davaya davacı kooperatif temsilcilerinin huzuruyla ya da onların vekilleri marifetiyle devam edilmesi gerekir. <br>\tBuna göre davanın gelindiği aşamada kooperatifi temsil ile yetkili olan yöneticiler belirlenip, bunlar tarafından davayı açan vekile ya da başka bir vekile yönetici sıfatıyla verdikleri  vekaletnamenin ibrazı sağlanmalı veya davayı takip edip edip etmeyecekleri belirlenmelidir.<br>\tBu kapsamda davacı kooperatifin yönetim kurulu üyelerince davayı açan vekile veya başka bir vekile verilmiş vekaletnamenin ibrazı sağlandığında veya yönetim kurulu üyelerince davanın takip edileceğinin belirtilmiş olması halinde; <br>\tII-<br>\tİlk derece Mahkemesince alınan bilirkişi kök ve ek raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Kök raporda ve ek raporda bazı tespit ve görüşler çelişkili olup, davacı vekilinin bazı itirazları cevaplanmamıştır. <br>\tIII-<br>\t6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesinde, \"Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.<br>\tAynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz\" düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre; ceza mahkemesinin \"delil yetersizliğine dayanan beraat kararının\" hukuk hakimini bağlamayacağı, ancak beraat kararı bir maddi olguyu tespit ediyorsa, diğer anlatımla beraat kararı suçun sanıklar tarafından işlenmediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayanıyorsa, bu kararın hukuk hakimini de bağlayacağı, ceza davasında hükme dayanak yapılan maddi olgularla ve özellikle eylemin hukuka aykırılığını ve failini belirleyen, mahkumiyet kararının bu yönlerinin hukuk hakimini bağlayacağı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayini hususundaki kararın hukuk hakimini bağlamayacağı hususları doktrinde ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında kabul edilmektedir.<br>\tDosya ve UYAP kayıtları kapsamından; Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.06.2023 tarih ve 2022/75 E., 2023/366 K. sayılı kararıyla, işbu dava konusu zarar kalemlerinin bir kısmını da içerecek şekilde haklarında zimmet, görevi kötüye kullanma ve 1136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından kamu davası açılan sanıklar ..., ... ve ...  hakkında mahkumiyetlerine yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği, katılan  ...  Kooperatifi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 03.06.2025 tarih ve 2023/1933 E., 2025/1714 K. sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. <br>\tBuna göre İlk derece Mahkemesi kararının gerekçesinde, ceza mahkemesince delil yetersizliğinden verilen beraat kararının hukuk hakimini bağlamayacağı hususu göz ardı edilerek ceza mahkemesinde alınan rapor ve verilen karara dayanılması doğru olmamıştır. <br>\tIII-<br>\tZarar kalemlerini oluşturan konularda dava dışı yüklenicilerle davacı kooperatif arasında hukuki uyuşmazlıklar bulunduğu anlaşılmış olup, bilirkişi kurulunca da bazı zarar kalemleri yönünden konunun yargıya taşındığı gerekçesiyle açık görüş bildirilmediği görülmüştür. İlk derece Mahkemesince yükleniciler ile kooperatif arasındaki uyuşmazlıklara ilişkin dava dosyaları celbedilip, o davalardaki talepler ile iş bu davadaki zarar kalemlerinin karşılaştırılması, aynı zarar kalemleri ile ilgili talepler yönünden sonuçlanmalarının beklenmesi, yüklenicilerden tahsili mümkün olmayan zarar kalemleri yönünden TTK'nın 553. maddesi kapsamında davalı yöneticilerin sorumluluklarının belirlenmesi gerekmektedir. <br>\tIV-<br>\tİddia edilen zarar kalemlerinden biri davalılarca görevde oldukları dönemde tahsil edilmeyen aidat ve gecikme faizi alacakları bulunmasıdır. <br>\tBilirkişi kurulunca, bu alacakların her zaman tahsilinin mümkün olduğu gerekçesiyle davalılara hukuki sorumluluk yüklenemeyeceği görüşü bildirilmiştir. <br>\tTapu iptali ve tescile, üyelik tespitine, tahsis hakkına dayalı davalarda olduğu üzere üyelik sıfatının devamına ve üyeliğe sıkı sıkıya bağlı talepler ile ilgili olan, diğer anlatımla üyenin parasal yükümlülükleri ile ilgisi bulunmayan uyuşmazlıklarda üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı süresi işlemez. Ancak somut olayda zarar doğurduğu iddia edilen aidat ve gecikme faizi alacakları, üyelerin parasal yükümlülükleri ile ilgilidir. <br>\tBuna göre, TBK'nın 147/5. maddesi uyarınca ortakların parasal yükümlülükleri ile ilgili alacaklarının beş yıllık zaman aşımı süresine tâbi olduğu gözetilerek, davalı yönetim kurulu üyelerinin görevde bulundukları dönemde bu zarar kapsamında kalan sorumlulukları olup olmadığı, varsa zarar miktarı belirlenmelidir.<br>\tV-<br>\tİddia edilen zarar kalemlerinden biri de; davalı yönetim kurulu üyelerinin kendilerine tanınan tercih hakkı doğrultusunda dubleks daire seçmelerine rağmen dubleks farkı ödememeleridir. Bu kalem kapsamında, dubleks farkından şerefiye tutarının mahsubundan sonra kalan tutarın davalılardan tahsili istenmiştir. <br>\tDairemizin 2022/745 E. sayılı dosyasında istinaf incelemesine konu Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.02.2022 tarih ve 2021/563 E., 2022/121 K. Sayılı dosyasında; davacılar ... ve ... tarafından, davalı ... Kooperatifi aleyhine 23.06.2021 tarihli genel kurulda alınan kararların iptali istemişle dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda genel kurulda alınan gecikme faizi oranı ile ilgili kararın iptaline diğer iptal taleplerinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Dava konusu genel kurulun 6. gündem maddesinde, \"Kuraya girmeyerek tercih ettikleri dubleksler için 50.000 TL dubleks farkı ödemeyen üç eski yönetim kurulu üyesine, belirlenmiş en yüksek şerefiye tutarı olan 8.500 TL tutarlı meblağ düşülerek bakiye 41.500 TL'nin 2008 yılı fiyatlarıyla (Resmi Gazetede yayımlanmış 2021 yılı Çevre Şehircilik Bakanlığı karne katsayıları ile çarpılmak suretiyle) güncellenerek her birinin hesabına ayrı ayrı BELİRLENEN EN YÜKSEK ŞEREFİYE BEDELİ DÜŞÜRÜLMÜŞ DUBLEKS FARKI olarak tahakkuk ettirilmesine,\" karar verilmiştir. <br>\tBu zarar kalemiyle ilgili bilirkişi kurulunca kök raporda; eksik tahsil edilen tutar güncellenerek tahsil edileceğinden kooperatif zararından söz edilemeyeceği görüşü bildirilmiş, ek raporda da genel kurul kararı doğrultusunda işlem yapılacağından ve Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/563 E. sayılı dosyasının sonuçlanmamış olması nedeniyle davalıların kooperatif zararına işlem yaptıklarından söz edilemeyeceği açıklanmıştır. <br>\tBuna göre, (Dairemizin 2022/745 E. sayılı dosyasında istinaf incelemesine konu) Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/563 E. sayılı dosyasında dava konusu edilen 23.06.2021 tarihli genel kurulun, dubleks farkı tutarının güncelleştirilerek davalı yöneticiler adına tahakkuk ettirilmesine dair 6. maddesi ile alınan kararın kesinleşmiş olması halinde dahi bu zarar tutarı davacı kooperatife ödenmediği sürece kooperatifin bu zararının giderildiğinden söz edilemez. <br>\tBu zarar kalemi yönünden Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/563 E. sayılı kararının kesinleşmesi beklenip, sonucuna göre davalı yöneticilerin sorumlu olup olmadıkları ve varsa zarar miktarı belirlenmelidir. <br>\tVI-<br>\tBu durumda Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararının esası incelemeden kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM\t:<br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi uyarınca, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.07.2023 tarih, 2018/442 E., 2023/830 K. sayılı kararının ESASI İNCELEMEDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, <br>\t2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine, <br>\t3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk derece Mahkemesince esas hükümle birlikte değerlendirilmesine,<br>\t4-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,     <br>\t16.07.2025 tarihinde, HMK'nın 353/(1)-a ve 362/(1)-g maddeleri uyarınca KESİN olmak üzere,  oybirliği ile karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  16/07/2025\t\t\t<br>    <br>Başkan ...<br> e-imza<br>Üye ...<br> e-imza<br>Üye ...<br> e-imza<br>Katip ...<br> e-imza<br>      <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4e0097317c550cf6","SID":"455a76ea9a8495b7"}}