{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br><br><br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>BAŞKAN\t\t:....<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26.06.2023<br>NUMARASI\t.....<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 26.06.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 03.07.2025<br><br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili, 15.12.2013 tarihinde sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen aracın yaya konumunda olan davacıya çarpması sonucunda meydana gelen kazada, davacının ağır şekilde yaralandığını, geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını, kazanın meydana gelmesinde davacının kusuru bulunmadığını, ... Hesabı’nın 5684 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik uyarınca zarardan sorumlu olduğunu, kaza nedeniyle çeşitli tedavi ve operasyonlar geçirdiğini, bakıcı ihtiyacı doğduğunu, bakiye zararların tazmini için davalıya başvuruda bulunulduğunu, başvurunun reddi üzerine Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvuru sonucunda İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen kararın Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 20.09.2017 tarihli ve 2016/9737 Esas, 2017/8021 Karar sayılı kararı ile ile bozulduğunu ve itiraz hakem heyeti tarafından el çekme kararı verildiğini,  zararın tazmini için dava açma zorunluluğu doğduğunu, davanın HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek\tdavacının yaralanması nedeniyle 1.500,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 2.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 500,00 TL bakıcı giderinin kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında kalıcı iş göremezlik tazminatı talebini 148.397,00 TL olarak, bakıcı gideri talebini 1.243,96 TL olarak ıslah etmiştir. <br>\tDavalı vekili, yargılama konusu talep için Karayolları Trafik Kanunu'nun 111/2 maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin dolduğunu,  davacı tarafa 06.02.2015 tarihinde 72.791,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ödemesi yapıldığını, davalı kurumun ibra edildiğini, başvuru şartının yerine getirilmediğini, ödeme ile tüm sorumluluğun yerine getirildiğini, davalı sigorta şirketinin başka sorumluluğu kalmadığını, kusur oranlarının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep ettiklerini, davacının maluliyetinin kaza ile illiyetinin bulunmadığını, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderlerinden sorumlulukları bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkin olduğu, 28.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde davacı yayanın % 40 oranında, plakalı tespit edilemeyen araç sürücüsünün % 60 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, .... Dalı Başkanlığı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca düzenlenen 16.06.2022 tarihli raporda davacının % 74 oranında vücut genel çalışma gücünden kaybettiği, 18 ay iş göremez halde kaldığı ve 2 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 28.02.2023 tarihli rapor ile ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulü ile 148.397,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 2.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 1.293,46 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 151.690,46 TL'nin 06.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde, yargılama sonucu talep için 2918 sayılı Kanun’un 111/2. maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin dolduğunu, davacıya kalıcı maluliyeti nedeniyle 06.02.2015 tarihinde 72.791,00 TL ödeme yapıldığını ve ibraname düzenlendiğini, iki yıllık süre dolduktan sonra davanın açılması nedeniyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, dava açılmadan önce başvuru şartının yerine getirilmediğini, bakiye tazminat borcu kalmadığını, plakası tespit edilemeyen araçların ispatının somut delillere dayalı olması gerektiğini, Sigorta Tahkim Komisyonu başvurudan el çekme sebebinin Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına ilişkin olduğunu, davacının maluliyetine ilişkin Adli Tıp Kurumundan güncel muayenesi yapılarak rapor alınması ve çelişkinin giderilmesi gerektiğini, davalının yapılan ödeme ile sorumluluğunu yerine getirdiğini ve davacının zararının karşılandığını, davacıya tazminatın ibraname karşılığında ödendiğini ve başkaca sorumluluğu bulunmadığını, davaya konu olayda kusur oranlarının tespitinin Adli Tıp Kurumu vasıtasıyla tespit edilmesi gerektiğini, davacının maluliyetinin kaza ile illiyeti olmadığından davanın reddi gerektiğini, davacının daimi maluliyet oranı ile trafik kazası arasında illiyet bağ bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğini, somut olayda davacıda mevcut olan anti sosyal kişilik bozukluğu ile trafik kazası arasında illiyet bulunmadığını, Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak karar verilmesi gerektiğini, tazminat hesaplanmasında 1,8 teknik faiz esas alınmadığını, davalının geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinden sorumluğu bulunmadığını, davalının sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, mahkemece limit aşılarak karar verildiğini, dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur. \t<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; <br>\tDavacı vekili, 15.02.2013 tarihinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın yaya konumundaki davacıya çarparak ağır şekilde yaralanmasına neden olduğunu, bakiye zararlarından davalı ... Hesabının sorumlu olduğunu, Sigorta Tahkim Komisyonuna yaptığı başvuru sonucunda el çekme kararı verildiğini belirterek geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerinde bulunmuş, mahkemece davanın kabulüne ilişkin verilen hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\t1-Dosya içeriğinden, kazaya ilişkin tutanaklar ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/37598 sayılı soruşturmasında, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın yaya konumundaki davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğu, ceza soruşturmasında daimi arama kararı verildiği, 28.02.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda kusur durumuna ilişkin olarak yapılan değerlendirmede kazanın meydana gelmesinde davacı yayanın taşıt yoluna girmeden önce trafik güvenliğini ve düzenini sağlamak amacıyla solundan gelen ve emniyetle durdurulamayacak kadar yaklaşmış olan araçların geçmesini beklemesi, yaklaşan araçların uzaklık ve hızlarını kontrol ederek kendi can güvenliği yönünden tedbir alması,  çöp toplamakta kullandığı ve sürükleyerek ilerlettiği aracında ışık yansıtıcı bulundurarak gece görünürlüğünü artırması gerekirken aksine davranışı nedeniyle % 40 oranında kusurlu olduğu, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün aracının hızını yol, hava, görüş ve far ışığı altında güvenli bir şekilde ilerleyecek şekilde ayarlamayıp yayaya çarpması nedeniyle % 60 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, kusura ilişkin raporun kaza ile ilgili düzenlenmiş tutanaklar, toplanan deliller ve kazanın meydana geliş şekline uygun olarak düzenlendiği ve hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin kusura ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.<br>\t2-2918 sayılı KTK.’nun 111. maddesinde, bu Kanunda öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmaların geçersiz olduğu, tazminat miktarlarına ilişkin olan ve yetersiz veya fahiş olduğu “açıkça belli olan” anlaşmalar ya da uzlaşmaların, yapıldıkları tarihten başlayarak “iki yıl içinde” iptal edilebileceği düzenlenmiştir. Dava konusu olayda dava konusu olay nedeniyle davacı tarafından imzalandığı anlaşılan \"makbuz ve ibraname\" başlıklı 03.02.2015 tarihli belgede, açıkça fazlaya ilişkin hak, talep ve dava haklarının saklı kalmak üzere ihtirazi  kayıtla imzalandığının belirtildiği nazara alındığında davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf nedenlerinin reddine karar verilmiştir. <br>\t3-Davalı vekilinin maluliyet raporuna ilişkin istinaf nedenlerinin incelenmesinde, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>\tSomut olayda 15.12.2013 tarihinde meydana gelen kazada yaralandığı anlaşılan davacı hakkında  Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca düzenlenen 16.06.2022 tarihli raporda davacının % 74 oranında vücut genel çalışma gücünden kaybettiği, 18 ay iş göremez halde kaldığı ve 2 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirtildiği, raporun muayene edilerek ve hakkında düzenlenmiş tedavi evrakları ile 03.10.2019 tarihli adli psikiyatrik rapor, 04.12.2019 ve 16.09.2020 tarihli göz hastalıkları durum bildirir raporu, 14.01.2020 tarihli fizik tedavi ve rehabilitasyon durum bildirir raporu ile 23.09.2020 tarihli nöroloji durum bildirir sağlık kurulu raporları değerlendirilmek suretiyle Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümlerine göze düzenlendiği ve hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.<br>\t4-Mahkemece, davacının sürekli işgöremezlik tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda ödeme tarihi verilerine göre davacının zararının karşılanmadığı tespit edilerek Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında ve poliçe limiti gözetilerek yazılı şekilde karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir.<br>5-Davalı vekili, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin davalı ... Hesabının sorumlu olmadığı yönünde istinaf itirazında bulunmuştur.  6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde \"Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği\" belirtilmiştir.<br>Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet ) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir. <br>Yukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zarar, bakıcı gideri ise iyileşme süresi veya ömür boyu başkasının yardımına ihtiyaç duyulması olup TBK'nın 54. maddesinde sayılan bu zararlardan, zarar sorumluları KTK'nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK'nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve Kanun ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı ... Hesabının geçici işgöremezlik zararından ve bakıcı giderinden sorumlu olmayacağı yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir.<br>\t6-Davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde, dava konusu uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçe bulunmayan araç yönünden sorumlu tutulan davalı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. Zira, sigortacının ve dolayısıyla sigorta poliçesinin bulunmaması nedeniyle sorumlu tutulan davalının tazminat giderim yükümlülüğünü düzenleyen KTK'nın 99/1. maddesi hükmü uyarınca sigortacı ilgili maddede belirtilen belgelerin iletildiği tarihten itibaren 8 iş günü sonrasında temerrüde düşer. Somut olayda, kazaya karışan aracın plakası ve sürücüsünün tespit edilememesi nedeniyle davalı ... Hesabı'na husumet yöneltildiğine ve davalı tarafından 06.02.2015 tarihinde ödeme yapıldığına göre 2918 sayılı Kanun'un 99. maddesi hükmü ve trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemli davanın niteliği gereği hüküm altına alınan tazminata temerrüt tarihi olarak belirlenen 06.02.2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasında isabetsizlik görülmemiştir.<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı ... Hesabı vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Davalıdan istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 10.361,97 TL istinaf harcından peşin alınan 2.590,49 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.771,48 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Taraflarca yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, <br>5-Kararın taraflara tebliğine, <br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK’nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay’da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 26.06.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br><br> <br><br>Başkan <br> <br><br>Üye <br> <br><br>Üye<br> <br>Katip <br><br> <br> <br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"729dd4390121758b","SID":"14f17928929c9fa2"}}