{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/868 Esas<br>KARAR NO: 2025/1018<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 07/05/2025<br>NUMARASI: 2024/1081 Esas, 2025/426 Karar<br>DAVA: İFLAS (Adi Takipten Doğan İflas (İİK 156))<br>KARAR TARİHİ: 16/07/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin havale dekontu ile sabit 300.000,00 TL alacağının tahsili için davalı hakkında ilamsız takip başlattığını, takibin kesinleştiğini, borçlunun malvarlığı durumu ve başka alacaklıların icra takiplerinin sonuçsuz kalması nedeniyle takip türünü iflas olarak değiştirdiklerini, iflas yoluyla adi takibe ilişkin ödeme emrinin 19.08.2024 tarihinde borçlu şirketin icra dosyasında kayıtlı UETS hesabına tebliğ edildiğini, davalının iflas takibine herhangi bir şikayet ve itirazda bulunmadığı gibi borcunu da ödemediğini ileri sürerek İİK'nın 156. maddesi uyarınca davalının iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacının davalı hakkında iflas yolu ile başlattığı takibin itiraz edilmeden kesinleştiği, takibin kesinleştiğinin İİK'nın 166. maddesi uyarınca ilan edildiği, davacının iflas avansını yatırdığı, davalının depo emrine rağmen borcu ödemediği gerekçesiyle davalının iflasına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı şirket yetkilisi tarafından istinaf edilmiştir. Davalı şirket yetkilisi istinaf nedenleri olarak; arabulucuya başvurulmadan dava açıldığından davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, şirkete yapılması gereken tebligatların yetkiliye gönderildiğini, şirket ve yetkilisinin elektronik tebligat adresleri olmasına rağmen tebligatların normal adreslere yapıldığını, depo kararının tüm yetkililere tebliği gerekirken sadece yetkililerden birine tebliğ edildiğini, icra takibinde yapılan tebligatların da usulsüz olduğunu, depo emrinde alacak tutarının duruşma günü dikkate alınarak hesaplanması doğru olmayıp, depo emri kararı tarihine göre kapak hesabı yapılarak alacağın belirlenmesi gerektiğini, tahsil harcının fazla hesaplandığını, şirketin borcu ödeyecek durumda olup olmadığının araştırılması gerektiğini, şirketin borca batık durumda olmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine, kapak hesabı yapılmasının ve<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 158. maddesi uyarınca kesinleşmiş icra takibi nedeniyle borçlunun iflası istemine ilişkindir.İİK'nın 155. maddesi; \"Borçlu iflas yoliyle takibe tabi şahıslardan olup da alacaklı isterse ödeme emrine yedi gün içinde borç ödenmediği takdirde alacaklının mahkemeye müracaatla iflas talebinde bulunabileceği ve borçlunun gerek borcu olmadığına ve gerek kendisinin iflasa tabi kimselerden bulunmadığına dair itirazı varsa bu müddet içinde dilekçe ile icra dairesine bildirmesi lüzumu ve konkordato teklif edebileceği ilave olunur.\" hükmünü, aynı Yasa'nın 156/1 maddesi; \"Ödeme emrindeki müddet içinde borçlu tarafından itiraz olunmamışsa alacaklı bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden iflas kararı isteyebilir.\" hükmünü düzenlemektedir. İİK'nın 158/1. maddesi uyarınca iflas takibi kesinleştiğinde İİK'nın 166. maddesinde belirtilen usulle ilan edilmesi gerekir. Somut olayda, davacının davalı şirket aleyhine 300.000,00 TL alacağın tahsili için, Bursa ... Genel İcra Dairesi'nin ... Esas Sayılı dosyasında iflas yolu ile adi takip başlattığı, ödeme emrinin elektronik tebligat ile davalı şirketin UETS adresine 19.08.2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun takibe itiraz etmediği, davacının ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinden iflas talebi ile eldeki davayı açtığı, Mahkemece iflas takibinin kesinleştiğinin İİK'nın 166. maddesi uyarınca ilan edildiği, ancak davaya katılan olmadığı, davalıya çıkartılan depo kararına rağmen borcun ödenmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece depo emri gereğinin yerine getirilmediği gerekçesiyle davalının iflasına karar verilmiş, davalı şirket hükmü istinaf etmiştir. 1-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yasasının 2/1 fıkrasının ilk cümlesi; \"Bu Kanun, yabancılık unsuru taşıyanlar da dâhil olmak üzere, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanır.\" hükmünü düzenlemektedir. İflas davasının kamu düzeni ile ilgili olduğu ve tarafların serbest tasarrufuna terk edilemeyeceği açıktır. Bu uyuşmazlıklar dava şartı arabuluculuk kapsamında olmadıkları gibi genel olarak arabuluculuğa elverişli de değildir. Bu nedenle davalı şirketin, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı yönündeki istinaf nedeni yerinde değildir. 2-Davalı şirket, icra takibinde ve davada yapılan tebligatların usulsüz olduğunu savunmuştur. Tebligat Yasası'nın 7/a maddesinin 7 bendine göre Kanunla kurulanlar da dahil olmak üzere tüm özel hukuk tüzel kişilerine elektronik yolla tebligat yapılması zorunludur. Somut olayda, icra takibinde iflas ödeme emrinin ve davada dava dilekçesinin,  Tebligat Yasası'nın 7/a maddesi uyarınca, davalı şirketin UETS hesabına elektronik yolla tebliğ edilmesinde usulsüzlük bulunmamaktadır. Yine depo emrinin  davalı şirkete usulüne uygun tebliğ edildiği anlaşıldığından, davalının bu yöndeki istinaf nedeni de reddedilmelidir. 3-Davalı şirket, depo emrinde alacak miktarının ve tahsil harcının fazla hesaplandığını savunmuştur. İİK'nın 158/2 maddesi uyarınca borçlu takibe karşı usulü dairesinde itiraz etmemişse, mahkeme yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcunu ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini borçluya veya iflas davasında kendisini temsil etmiş olan vekiline, dava vicahda devam ediyorsa duruşmada, aksi takdirde Tebligat Kanunu hükümleri dairesinde yapılacak tebliğ ile emreder. İİK'nın 158 maddesine göre depo emrinin verildiği güne kadar alacağın esası ve eklentilerinin hesap edilip buna göre bulunacak miktar üzerinden verilmesi gerekir. Depo emrinde asıl alacak yanında, işlemiş faiz, icra masrafı, vekalet ücreti ve tahsil harcı miktarının ne olduğu açıkça belirtilmelidir. Somut davada Mahkemece asıl alacak ve ferileri açıkça belirterek davalı borçluya depo emri çıkartılmıştır. Yine Yargıtay 23. HD'nin 2016/2046 Esas, 2017/1208 Karar ve 2017/1170 Esas, 2019/1027 Karar sayılı kararlarında, depo kararına esas miktarın, karar tarihine en yakın tarih göre hesaplanması gerektiği belirtilmiş olup, Mahkemece bu doğrultuda, duruşma tarihi itibariyle depoya konu miktarın tespit edilmesinde de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Öte yandan Yargı Harçları Tarifesi gereği değeri belli olan icra takiplerinde tahsil harcı değer üzerinden, hacizden sonra ve satıştan önce ödenen paralardan % 9,10 oranı üzerinden alınmalıdır. Somut olayda icra dosyasında bir kısım haciz işlemleri yapıldığı anlaşıldığından, tahsil harcının % 9.10 oranı üzerinden hesaplanmasında da isabetsizlik görülmemiştir.4-Ayrıca davalı şirket; malvarlığının araştırılmadığını, borca batık olmadıklarını belirterek iflas kararının kaldırılmasını istemiştir. İİK'nın 158/2 maddesi uyarınca borçlu takibe karşı usulü dairesinde itiraz etmemişse, mahkeme yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcunu ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini borçluya veya iflas davasında kendisini temsil etmiş olan vekiline, dava vicahda devam ediyorsa duruşmada, aksi takdirde Tebligat Kanunu hükümleri dairesinde yapılacak tebliğ ile emreder. Borçlu imtina ederse ilk oturumda iflasına karar verilir. Somut olayda davalının takibe itiraz etmediği ve takibin kesinleştiği, usulüne uygun depo emrine rağmen borcun ödenmediği, davacının iflas gideri ve iflas avanslarını da yatırdığı gözetildiğinde, Mahkemece davalının iflasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmayıp, davalı şirketin borca batık olup olmamasının İİK'nın 158/2 fıkrası kapsamında iflas kararı verilmesine etkisi bulunmamaktadır.Sonuç olarak davanın kabulü ile davalının iflasına dair ilk derece mahkemesi kararı esas ve usul yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/1081 Esas, 2025/426 Karar ve 07/05/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davalı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2004 sayılı İİK'nın 164. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'da Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"964afbbb2fcc5f57","SID":"de0a80ea79ec99be"}}