{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> <br>                       T.C.<br>                     İZMİR<br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  <br>         14. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t\t              \t            \t \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ESAS NO\t   \t: 2025/919<br>KARAR NO\t \t: 2025/979<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>                   <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ \t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO \t\t: 2025/69<br>KARAR NO\t\t: 2025/126<br>DAVA TARİHİ\t: 27.03.2024<br>KARAR TARİHİ\t: 07.02.2025<br>DAVA\t\t: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 01.07.2025<br>KARARIN YAZ. TARİH\t: 02.07.2025<br><br>İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.02.2025 tarih ve 2025/69 Esas, 2025/126 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 27.12.2022 tarihli 4 adet güneş panelli, tenteli  Expert Karavan imalat ve satış sözleşmesi olduğunu, bu sözleşmeye göre davalının 4 adet karavan imal edip, 25.03.2023 tarihinde teslim edeceğini, buna karşılık müvekkiilinin ise 520.000-TL ödeyeceğini, bu bedelin 250.000-TL'sinin müvekkiline ait ... plakalı motokaravanın devri suretiyle ödenmiş sayılacağını, bu motokaravan 27.12.2022 tarihinde devredildiğini, davalının da bu devre karşılık 27.12.2022 tarihli expert karavan sözleşmesine söz konusu aracı devraldığını ekleyip, imzaladığını, yine kalan bedellere mahsuben toplam 203.000-TL nakit ödendiğini ve toplamda davalıya 453.000-TL ödendiğini, müvekkilinin 67.000-TL borcu kaldığını, sözleşmeye göre sözleşme bedelinin tamamı 25.03.2023 tarihli teslim tarihinde ödeneceğini, müvekkilinin ise davacıya teslimden önce dava konusu bedelin %83'ünü, yani 453.000 TL ödediğini, davalının bu ödemelere karşın sadece 1 tane karavanı ayıplı olarak teslim ettiğini, diğer 3 karavanı teslimden kaçındığını, sözleşme kapsamında ödenen toplam 453.000 TL alacağın likit olduğunu, bu alacağın İİK 257 anlamında rehinle temin edilmediği, borçlunun mal kaçırdığı dikkate alınarak İİK 257 ve HMK 389 uyarınca ihtiyati hacze karar verilmesini talep ettiklerini belirterek, davamızın kabulüne, yargılama giderleri ile karşı yan vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>YANIT:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden birinin tek seferde 4 adet karavan satın almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,  davacı yanın bu karavanların imalatını yaptırarak satmayı ve bu şekilde gelir elde etmeyi amaçladığını, davanın ticaret mahkemesinde açılması gerektiğini, dolayısıyla davanın görevsizlik nedeniyle reddi gerektiğini, tensip zaptında açıkça belirtildiği üzere davalının yerleşim yeri.... olduğunu, müvekkilinin davaya dayanak yapılan 22.12.2022 tarihli sözleşmeli sipariş formundan iş bu davayla haberdar olduğunu, anılan sipariş formundaki imza ve yazıların müvekkiline ait olmadığı gibi davacıyla müvekkili arasında karavan satışı ya da imalatı hususunda herhangi bir anlaşma da yapılmadığını, davacı adına ödeme yapan ... ve .... bu ödemeleri ....'in kızı ....ve oğlu ....'a yaptıklarını, .... ile olağan dışı ve danışıklı işlemler içerisine giren davacının muhattabı ...'den talepte bulunmak yerine müvekkilini soyut ve hayatın olağan akışına aykırı iddialarla dava etmesinin dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu belirterek, davanın görevsizlik ve yetkisizlik nedenleriyle usulden reddine, aksi takdirde esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesinin 07.02.2025 tarih ve 2025/69 Esas, 2025/126 Karar sayılı kararı ile özetle; \"...Dosyanın incelenmesinde; davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan dava olduğu olduğu, bu nedenle mutlak ticari dava olmadığı, taraflar hakkında tacir araştırması yapıldığı, tarafların ticaret siciline kayıtlı olmadıkları, İlgili Vergi Daireleri kayıtlarına göre uyuşmazlık dönemlerine ilişkin bilanço esasına göre defter tutmadıkları, işletme defteri tuttukları, davalının 2022 ve 2023 dönemine ilişkin vermiş olduğu beyanlara ilişkin bu dönemlere ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesine göre yıllık alım satım ve gayri safi gelir durumuna göre 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca esnaf sınırını aşmadığı, sözleşmenin düzenlendiği 2023 yılına ilişkin verilen yıllık gelir vergisi beyannamesinde davalının yıllık alımının bulunmadığı, davacı tarafça satın alınan emtia bulunmadığı, 13.898,31 TL giderinin bulunduğu ve 4.576,27 TL gelir beyan etmiş olduğu, bu kapsamda yapılan değerlendirmede 2023 yılı ticari faaliyetine ilişkin davacının yıllık mal alımının 890.000,00 TL'nin yarısını ve mal satışının 1.270.000,00 TL'nin yarısını aşmadığı ve gayri safi iş hasılatının 440.000,00 TL'ye ulaşmadığı ve davalının 27.12.2023 tarihinde ticari faaliyetini terk ettiği, dava tarihi itibari ile ticari faaliyetin terk etmiş olduğu, bu durumlara göre uyuşmazlık dönemi olan 2023 yılında işletme defterine tabi davalının alım-satım ve gayri safi iş hasılatına göre tacir olmadığı, bu nedenlerle davanın nispi ticari dava olarak da nitelendirilemeyeceği, açılan davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılmakla, mahkememizin görevsiz olması nedeniyle davanın usulden reddine,\" dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF EDEN: Davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili tarafından verilen 26.02.2025 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Davacı, davalı ile dört adet karavanın imalatı ve satışı için 27.12.2022 tarihli satım sözleşmesiyle anlaştıklarını, davalının ayıplı olarak bir adet karavan teslim ettiğini, üç adet karavanı ise teslim etmediğini iddia ederek borcunun mahsup edilerek ödediği bedelin iadesi talebiyle tüketici sıfatıyla Dikili 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açtığını, Dikili 1. Asliye Hukuk Mahkemesi tüketici mahkemesi sıfatıyla 22.10.2024 tarih 2024/127-460 E. K. Sayılı kararıyla, davanın ticari dava, görevli mahkemenin ise İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verdiğini, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ise davanın mutlak ticari dava olmadığını, taraflar arasında tacir araştırmasının yapıldığını, tarafların ticaret siciline kayıtlı olmadıklarını, vergi dairesi kayıtlarına göre alım satım ve gayrisafi iş hasılatlarına göre tacir olmadıklarını, ayrıca davacının 27.12.2023 tarihinde ticari faaliyetini terk ettiği gerekçesiyle eser sözleşmesinden kaynaklanan bu uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu değerlendirmesi yapıldığını ancak hüküm fıkrasında \"davayı görmeye mahkememiz görevli olmayıp Dikili 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Görevsizlik kararı veren) görevli olduğu\" belirtilerek görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının dört adet karavanı kiralamak amacıyla sipariş verdiğini, satım akdinin 27.12.2022 tarihinde yapıldığını, davacının akitten sonra ticari faaliyetlerine devam ettiği ve 27.12.2023 tarihinde ticari faaliyetini terk ettiğini dikkate alındığında amacının ticari faaliyette bulunmak olduğu ve akit tarihinde ticari faaliyetinin mevcut olduğunun açıklığı karşısında görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleri olduğunu, davalı tarafın görevsizlik kararı yanında yetkisizlik itirazı da söz konusu olduğundan görevli mahkemenin tüketici mahkemesi mi yoksa asliye hukuk mahkemesi mi olduğu hususunun asliye ticaret mahkemesinin görevsizlik kararında açıkça belirtilmesinin gerektiğini, gerekçe kısmında eser sözleşmesinden kaynaklanan davalarda asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmesine karşın, hüküm fıkrasında Dikili 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Görevsizlik kararı veren) denmek suretiyle çelişki yarattığını, Dikili 1. Asliye Hukuk Mahkemesi genel mahkeme sıfatıyla değil tüketici mahkemesi sıfatıyla görevsizlik kararı verdiğini, yerel mahkeme tarafından verilen kararın kaldırılmasını, görevli mahkemenin Tüketici sıfatıyla görevsizlik kararı veren Dikili 1. Asliye Hukuk Mahkemesi değil, genel görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br> İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır:<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak  istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>       Bilindiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde mutlak ticari davalar: \"(1) Her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;, a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. Maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447,  yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. Maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012 - 6335 s. K. 1. m.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır\" şeklinde düzenlenmiştir. <br>Bunun yanında, TTK'nın 21. maddesi gereğince her iki tarafın tacir olması ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan davalar, taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olması kaydıyla Borçlar Kanununun havale hakkındaki 457 - 462 ve vedia hakkındaki 463 - 482. maddelerinde düzenlenen hususlardan doğan nispî nitelikteki ticari davalar yönünden de ticaret mahkemesi görevlidir. <br>Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde,  bu Kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara, ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.<br>      Bilindiği üzere TTK'nın 12. maddesinde \"Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur.\" hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde \"Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.” Yine TTK’nın 15. maddesinde  de \"İster  gezici  olsun  ister  bir dükkânda veya bir  sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Yargıtay yerleşik uygulamaları gereğince, bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. <br> Somut olayda, taraflar arasında sözleşmeye konu 4 adet karavan yapımına ilişkin  eser sözleşmesi düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından eser sözleşmesine dayalı alacak istemi ile açılan itirazın iptali davasının  TTK 4 ve 5. maddesi uyarınca sayılan davalardan olmadığı açıktır.  Diğer yandan davanın nispi ticari dava olması için her iki tarafın tacir olup hizmetin ve işin tarafların ticari işletmeyle ilgisinin bulunması zorunludur.  Dosya içerisinde tarafların tacir olup olmadığına yönelik getirtilen ticaret sicil kaydında tacir kaydı bulunmaması ve yine Vergi Dairesi beyannamelerinde işletme esasına göre defter tutulması nedeniyle davalının  eldeki uyuşmazlıkta tacir olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı vekilinin süresinde yapılan yetki itirazı bulunup bulunmadığı, süresinde ise yetki itirazının haklı olup olmadığı  hususları görevli Mahkemece değerlendirilip karara bağlanacaktır. Bu itibarla Mahkemece  Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. <br>Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.02.2025 tarih ve 2025/69 Esas, 2025/126 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 615,40-TL istinaf maktu karar harcından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davalı tarafından yatırılan 1.683,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>  <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"63eeee201baad046","SID":"fb9b2935c59c2d55"}}