{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br><br><br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>BAŞKAN\t\t:....<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30.05.2023<br>NUMARASI\t\t:.....<br>KARAR TARİHİ\t: 03.07.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 04.07.2025<br>\t<br>İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı Milli Savunma Bakanlığı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili, 21.07.2013 tarihinde davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, davalının işleteni olduğu, ... tipi ... plakalı araç ile devriye halinde iken, açılan ateşten kurtulmak için aracın manevra yaptığı sırada hendeğe düşmesi sonucu meydana gelen trafik kazasında 39. Mekanize Piyade ... Komutanlığı emrinde vatani görevini yapmakta olan davacının yaralandığını, yaralanması nedeniyle askerliğe elverişli olmadığından silahlı kuvvetlerden ilişiğinin kesildiğini, sigorta şirketine 02.02.2018 tarihinde yapılan başvurunun reddedildiğini, davalı ... tarafından 21.05.2015 tarihinde 26.169,76-TL nakdi tazminat ödendiğini, 2330 sayılı yasa gereğince bu tazminatın maddi manevi tazminata karşılık geldiğini belirterek, belirsiz alacak olarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00-TL maddi tazminatın sigorta şirketi yönünden sigorta poliçesi limiti ile sınırlı olmak üzere 15.02.2018 temerrüt tarihinden itibaren, davalı ... yönünden ise olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında geçici iş göremezlik talebini  1.607.36-TL'ye, bakıcı gideri talebini 2.043,00-TL'ye,  nakdi tazminat komisyonunca yapılan ödemenin %50’sinin mahsubu ile sürekli iş göremezlik talebini 517.791,30-TL'ye arttırmıştır.<br>Davalı sigorta şirketi vekili, kazanın ... Karakolunda gerçekleştiğini, davaya Hatay Mahkemelerinin bakması gerektiğini, kazanın 21.07.2013 tarihinde gerçekleştiğini, 2 yıllık zaman aşımı süresinin geçtiğini, kazanın karayolunda olması gerektiğini, olayın askeri yasak bölgede gerçekleştiğinden ZMMS kapsamında olmadığını, araç sürücüsünün kusuru bulunmadığından davalının sorumluluğunun doğmayacağını, maluliyete ilişkin iddiaları kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı Milli Savunma Bakanlığı vekili,  yetki, zamanaşımı, hak düşürücü süre, görev, yargı yolu, iş bölümü, husumet, aktif dava ehliyeti itirazlarında bulunarak, araç sürücüsünün olayda kusurunun bulunmadığını, yapılan ödemenin dikkate alınması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br> Mahkemece Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 20.03.2023 tarih, 2020/1739 E- 2023/189 K. sayılı kararı ile verilen kaldırma kararından sonra yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davalı Milli Savunma Bakanlığının görev, yetki, zamanaşımı itirazının değerlendirilerek reddedildiği, olayın motorlu araç ile karayolunda meydana geldiği ve oluş özelliklerine göre 2918 sayılı yasanın 2. maddesi gereğince kaza yerinin karayolu bağlantısı olduğundan trafik kazası olarak kabul edildiği, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra belirtilen dosyanın bu dosyadan tefrik edildiği, geri manevra sırasında aracın hendeğe düşmesinin araç sürücüsünün tedbirsiz dikkatsiz araç sevkinden kaynaklandığı, kusur bilirkişisi raporuna itibar edilmediği,  kazanın tek taraflı gerçekleştiği de gözetilerek araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu ve araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacının kusurunun bulunmadığı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde alınan rapora göre vücut genel çalışma gücünden %26 oranında kayba uğradığı,  iki ay iş göremez halde kaldığı ve bu süre içinde bir başkasının bakımına muhtaç olduğu,  hesap bilirkişisi raporuna göre 1.607,36 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 536.579,85 TL sürekli iş göremezlik tazminatının ve 2.043,00 TL bakıcı gideri zararın doğduğu,  2330 sayılı yasa uyarınca davacıya yapılan nakdi tazminat ödemesinin %50'sinin maddi tazminat için ödendiği kabul edildiğinden, sürekli iş görmezlik zararının 517.791,00 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin zararda araç kusuru ile poliçe limiti olan 225.000,00 TL ile sınırlı sorumlu olduğu,  davadan önce sigorta şirketine başvuru yapıldığı ve temerrütün 15.02.20018 tarihinde gerçekleştiği belirtilerek davacının davasının kabulü ile 1.607,36 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 517.791,30 TL sürekli iş göremezlik tazminatının ve 2.043,00 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 521.441,66-TL maddi tazminatın (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti olan 225.000 TL ile sınırlı olmak üzere) sigorta şirketinden temerrüt tarihi olan 15.02.2018 tarihinden, davalı Milli Savunma Bakanlığı yönünden olay tarihi olan 21.07.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, idarenin sorumluluğu ile zarar arasında illiyet bağı ile davalının kusur ve zarardan sorumluluğu bulunmadığını, adam çalıştıranın sorumluluğu yönünden gereken dikkat ve özeni göstermiş olduğunu, davacıya yapılan SGK ödemelerinin tazminattan mahsubu gerektiğini, davacıya Nakdi tazminat ödemesi yapıldığını, vazife malullüğü aylığı bağlandığını, ek tütün ikramiyesi ödemesi yapıldığını, raporun eksik ve hatalı olduğunu, itirazların değerlendirilmediğini, davacının muhtemel yaşam sonunun 60 yaştan küçük kabul edilmesi gerekirken bakiye ömür süresinin yüksek belirlendiğini, %10 iskonto oranını yüksek olduğunu, raporda yapılması gereken yasal indirimlerin yapılmadığını, tazminat miktarının fahiş olduğunu, Harçlar Yasası gereği davalının harçtan muaf olduğu halde davalıdan harç tahsiline karar verildiğini ileri sürmüştür. <br>\t<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE\t<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br>Dava, trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>Davacı vekili, 21.07.2013 tarihinde davalıların işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu araç ile meydana gelen tek taraflı trafik kazasında araçta bulunan, askerlik hizmetini yapmakta olan davacının yaralandığını belirterek davalılardan geçici, sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı giderinin tahsiline karar verilmesini talep etmiş, Mahkemenin 10.07.2020 tarih, 2018/228 E., 2020/323 K. sayılı kararı ile asıl davanın kabulü ile, 1.607,36-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 517.791,30-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 2.043,00-TL bakıcı gideri toplamı 521.441,66-TL maddi tazminatın sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere 15.02.2018 temerrüt tarihinden itibaren, davalı Milli Savunma Bakanlığı yönünden 21.07.2013 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, davacının dava dosyası ile birleşen Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/111 E.-126 K. sayılı dosyasındaki manevi tazminat talebi yönünden davasının kısmen kabulü ile 26.815,04-TL'nin 21.07.2013 olay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı Milli Savunma Bakanlığından alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, davalı  ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine, Dairemizin 20.03.2023 tarih, 2020/1739 E.-2023/189K ile kararı ile asıl davada sigorta şirketi de davalı olduğundan davaya bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemesine ait ise de, birleşen davanın davacının yaralanmasına sebebiyet veren aracın işleteni olan idare aleyhinde açılmış olup, sigorta şirketinin iş bu davada taraf olmadığı, ticari dava niteliğinde bulunmadığı, birleşen dava yönünden Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararından sonra mahkemece birleştirilen manevi tazminat davası tefrik edilerek neticede davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>1-Davalı ... vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde;  2918 sayılı KTK'nın 109 maddesinde \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar, Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\" hükmüne yer verilmiş olup kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre zamanaşımı süresi 8 yıldır.  Somut olayda yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının 21.07.2013 tarihinde meydana geldiği, davanın 8 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan 26.03.2018 tarihinde açıldığı, davanın HMK’nın 107. Maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığı da gözetildiğinde alacağın tamamı yönünden dava tarihinde zamanaşımı süresinin kesildiği, talep artırım dilekçesi ile artırılan kısım yönünden de zamanaşımı definde bulunulamayacağından davalı vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>2-Davalı ... vekilinin zarardan sorumluluğa yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde;2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı \"işletenin\" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, \"İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.\" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, \"Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.\" hükmüne yer verilmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. ve 19. maddeleri hükümlerine göre trafik kaydı işleteni kesin olarak gösteren bir karine değilse de, kimliğini belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Motorlu aracın karayolunda işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına ya da bir şeyin zararına neden olmasından işleten sorumlu olup, bu sorumluluğun tehlike sorumluluğu olduğu, aracın karayolunda kullanılmasından yarar sağlayan işletenin meydana gelebilecek tehlikeler ve hasarlardan kusursuz sorumluluğu bulunduğu, işletenin tehlike sorumluluğundan kurtulmasını düzenleyen KTK'nın 86. maddesine göre kazanın mücbir sebepler, zarar görenin veya üçüncü kişilerin ağır kusurundan kaynaklandığının ispatlanması gerekir.<br>Açıklanan nedenlerle kazaya neden olan aracın davalı adına kayıtlı olduğu, işleten olmadığına yönelik iddianın ispat edilmediğini KTK'nın 3 ve 85. Maddesi gereğince işleten olarak sorumlu olduğu anlaşıldığından davalının bu hususa yönelik istinaf itirazına itibar edilmemiştir.<br>3- Davalı ... vekilinin kusura yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; mahkemece makine mühendisi bilirkişiden alınan 09.09.2019 tarihli raporda davacının askerlik görevini yaptığı ... Karakol komutanı tarafından verilen emir sonucu dava dışı ...'in yönetimindeki araç ile araç içerisinde davacı piyade er Mehmet Kaya ve diğer askerler olduğu halde olay yerine intikal ettikleri sırada silahlı grup tarafından ateş edilmesi sonucu ateş hattından çıkmak için araç sürücüsünün geri manevra yaptığı sırada kayarak hendeğe düştüğü, araç sürücüsünün ateş hattından kurtulmak için zorunlu hareketi nedeniyle kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığı gibi araç içerinde bulunan piyade er Mehmet Kaya'nın da yaralandığı olayda kusuru bulunmadığı bildirilmiştir. Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek kazanın aracın geri manevrası sırasında dava dışı araç sürücüsünün dikkatsiz ve tedbirsizliği nedeniyle meydana geldiği belirtilerek araç sürücüsünün  %100 kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de bilirkişi raporu ve mahkemece yapılan kusura ilişkin değerlendirme yerinde görülmemiştir.<br>Kazadan sonra kaza tespit tutanağı düzenlenmemiş ise de, dosya arasında bulunan 23.07.2013 tarihli idari tahkikat raporunda, aracın ateş açılan bölgeden ayrılmak için manevra yapması esnasında tel hattının sıfır noktasında kaçakçıların geçişini engellemek maksadıyla kazılan kanala aracın sol arka tekerinin düşmesi neticesinde aracın yan yatması esnasında aracın klibe kapağının kilidinin kırılması nedeniyle  davacının elinin kapak ile gövde arasında sıkışarak sağ elinin el bitişiğinin işaret, orta, yüzük parmaklarının kopması şeklinde gerçekleştiği anlaşılmaktadır.<br>Teknik arızalar çoğu kez aracın periyodik bakımının zamanında ve gereği gibi yapılmamış olmasından ileri gelir, bu da araç sahibi ve işleten için bir kusur teşkil eder. Teknik arıza kural olarak umulmayan bir hal olup önceden sezilemez ve önlenemez niteliği kanıtlanmadıkça bu hal bakım kusuru oluşturmaktadır. Bu hali 2918 sayılı KTK'nın 86/1 maddesinde işleteni sorumluluktan kurtaran nedenlerden biri olan mücbir sebep değil, umulmayan hal olarak kabul edip, araçta kazayı etkileyen bir bozukluk olarak nitelendirmek gerekmektedir. Çünkü genellikle bu nitelikteki teknik arızaları önlemek ve karşı koymak mümkündür. Teknik arızalar toplumda yarattığı devamlı tehlike alanı ve doğuracağı ağır zararlar nedeniyle işletenin aracın bakımından dolayı göstermesi gereken objektif özeni aşar nitelikte olmalıdır. Bu nedenle işleten ya da (eylemlerinden sorumlu tutulduğu) araç sürücüsü gibi kimselerin aracı 3. kişilere zarar vermeyecek şekilde ihtimamla kontrol ve bakım altında tutmaları gerekir. Teknik arıza önlenememişse, işletmede bir eksiklik, hata, bozukluk ve düzensizlik var demektir. Yargıtay'ın teknik arıza konusundaki yerleşik içtihadı da bu doğrultudadır.<br>Bu durumda, her ne kadar mahkemece alınan bilirkişi raporunda dava dışı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığı belirtilmiş ve mahkemece dava dışı sürücünün geri manevrası sırasında %100 kusurlu olduğu kabulü ile hüküm kurulmuş ise de,   aracın klibe kapağının kilidinin kırılması nedeniyle  davacının elinin kapak ile gövde arasında sıkışarak sağ elinin el bitişiğinin işaret, orta, yüzük parmaklarının kopması şeklinde gerçekleştiği  dikkate alındığında yaralanmasının davalının işleteni olduğu aracın klibe kapağının  teknik arızasından kaynaklandığı idari tahkikat evraklarıyla sabit olmakla davalıların %100 oranında zarardan sorumlulukları bulunduğundan mahkemenin kusura ilişkin kabulü eleştirilmekle yetinilerek kaldırma sebebi yapılmamıştır.<br>4-Davalı ... vekilinin aktüer bilirkişi raporuna ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde,<br>Haksız fiil neticesi oluşan maluliyetten kaynaklı olarak ortaya çıkan zararın tayininde zarar görenin elde ettiği gelirinin doğru biçimde belirlenmesi, tazminatın doğru tespitinde önemli yer tutmaktadır. Bu hesap yapılırken ise, zarar gören kişinin, kaza tarihinden hesap tarihine kadarki sürede gelirini gösteren belgelerin temin edilmesi suretiyle gelirlerin belirlenmesi, zarar görenin herhangi bir işinin olmaması halinde kazancı asgari ücret kabul edilmesi, zarar görenin çalışma hayatının aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılması, kaza tarihinden itibaren geliri bilinen (işlemiş) ve geliri bilinmeyen (işleyecek) aktif dönem ile zarar görenin bakiye ömrü esas alınarak pasif dönemin tespit edilmesi, işlemiş (bilinen) aktif dönem zarar hesabının, zarar görenin bilinen kazancı nazara alınarak, eğer geliri yok ise kaza tarihinden hesap tarihine kadar yürürlükte bulunan asgari ücretler (asgari geçim indirimi dâhil) dikkate alınarak yapılması; işleyecek (bilinmeyen) aktif dönem hesabında zarar görenin hesap tarihindeki bilinen son geliri nazara alınarak muhtemel gelirinin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek aktif dönem tazminat hesabı yapılması, pasif dönem hesabında ise asgari geçim indirimi uygulanmaksızın asgari ücret üzerinden zarar hesabının yapılması gerekmektedir. <br>Somut olayda, TRH 2010 Erkek Yaşam Tablosuna göre davacının kaza tarihindeki yaşına göre muhtemel yaşam sonu tespit edilerek sürekli iş göremezlik zararının hesaplanması gerekirken, kaza tarihinde 20 yaşında olan davacının PMF 1931 yaşam tablosuna göre bakiye ömür süresi 45,91 yıl olarak tespit edilerek, 60 yaşında emekli olacağı varsayımıyla işleyecek aktif dönem sonu 2052, işleyecek pasif dönem sonu 19.06.2059 olarak kabulü ile tazminat hesaplaması yapılmış olması doğru olmamakla birlikte istinafa başvuran davalı aleyhine değerlendirme yapılamayacağından  usuli kazanılmış hakların korunması ilkesi gereğince hükme esas alınan hesaplama davalı lehine olduğundan bu husus eleştiri nedeni yapılmakla yetinilmiş olup kaldırma nedeni yapılmamıştır.<br>5-Davalı ... vekilinin nakdi tazminat ödemesi, vazife malullüğü ve tütün ikramiyesi ödemelerine yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emellilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 02.10.2019 tarihli yazısında davacıya 01.01.2014 tarihinden itibaren ... vazife malullüğü aylığı bağlandığını, bağlanan vazife aylığı ve tütün ikramiyesinin rücuya tabi ödeme olmadığı bildirilmiştir.<br> 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun'un 6. maddesinde \"Bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığın uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığıdır. Yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu Kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıklar gözönünde tutulur.\" hükümlerine yer verilmiştir. Mahkemece, yapılan ödemenin yarısının maddi tazminat olarak kabulü ile davacının zararından güncellenerek mahsup edildiği, istinaf incelemesi aşamasında 21.11.2024 tarihli 32729 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 24.09.2024 tarih 2024/15 E- 2024/159 K. sayılı kararı ile 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un 6. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “…ve manevi…” ibarelerinin Anayasa’ya aykırı olduklarına ve iptallerine, iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Davacıya 2330 sayılı Kanun uyarınca 26.03.2015 tarihli komisyon kararına dayalı olarak 28.04.2015 tarihinde 26.369,76 TL ödeme yapıldığı, bu durumda karar tarihi itibariyle Anayasa Mahkemesi iptal kararının henüz yürürlüğe girmediği de gözetilerek ödemenin yarısı olan 13.184,95 TL'nin sürekli iş göremezlik tazminatı olarak hesaplanan 536.579,85 TL'den mahsubu ile bakiye 517.791,30 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>6-Davalı ... vekilinin yargılama harcına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde;   492 sayılı Harçlar Yasası’nın 13/j maddesi uyarınca davalı idarenin harçtan muaf olduğu dikkate alınmadan hükümde davalının yargılama harçlarından sorumluluğuna karar verilmiş olması doğru görülmediğinden yargılama harçları yönünden davalı ... istinaf başvurusunun kabulü ile  HMK’nın 353/1.b.2. maddesi gereğince istinaf sebebi yapılmayan ve kesinleşen yönler korunarak yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,<br>I-Davalı Milli Savunma Bakanlığı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, <br>HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, <br>Buna göre;\t<br>\t1-Davacının davasının KABULÜ ile; 1.607,36 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 517.791,30 TL sürekli iş göremezlik tazminatının ve 2.043,00 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere  toplam 521.441,66-TL maddi tazminatın (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti olan 225.000 TL ile sınırlı olmak üzere) sigorta şirketinden temerrüt tarihi olan 15/02/2018 tarihinden, davalı Milli Savunma Bakanlığı yönünden olay tarihi olan 21/07/2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte  müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 16.156,69-TL karar ve ilam harcının davalı sigorta şirketinden tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, davalı Milli Savunma Bakanlığı harçtan muaf olduğundan aleyhine hüküm kurulmasına yer olmadığına,<br>3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT' ye göre hesaplanan 75.358,58-TL (36.126,91 TL sinde sigorta şirketi sorumlu olmak üzere ) vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,<br>4-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olarak 35,90-TL başvurma harcı, 170,78-TL peşin harç, 5,20-TL vekalet harcı, 1.747,00-TL tamamlama harcı, 446,10-TL posta ve tebligat gideri, 1.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.904,98‬-TL'nin(1.872,05TL sinde sigorta şirketi sorumlu olmak üzere ) davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,<br>5-HMK 333 maddesi gereğince yatırılan gider avansından kalanın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br><br>II - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:<br>\t1-Davalı  idare harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,  <br>\t2-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı  kurum tarafından yapılan 114,00  TL yargılama giderinin davacıdan tahsil edilerek davalıya verilmesine, <br>\t3- Başvuran taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>\t4-Karar usulüne uygun olarak taraflara tebliğine, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren iki haftalık süresi içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 03.07.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br><br>Üye <br> <br>Üye <br><br>Katip<br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a874293fcd09302f","SID":"055e8476e54b5b2f"}}