{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br><br><br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ....<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26.04.2023<br>NUMARASI\t\t:.....<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 20.06.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 26.06.2025<br><br>\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı ... vekili, davalı... vekili ve davalı ... ... AŞ vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacılar vekili, 27.03.2014 tarihinde davalı ... ... AŞ’nin (eski ... ... AŞ) zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu, dava dışı sürücü...idaresindeki aracın Ankara istikametinden Çankırı istikametine seyri sırasında, aynı istikamette seyreden davalı ... ... AŞ’nin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu davacılar desteği ... ... idaresindeki kamyonetin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacı ...'nın babası, davacı ...'ın eski eşi, müşterek çocuklarının babası, aynı evde karı koca hayatı sürdürdükleri ... ...’nın vefat ettiğini, davalı sigortacıların kaza tarihini kapsayan zorunlu mali sorumluluk ... poliçeleri nedeniyle limitleri kadar zarardan sorumlu olduklarını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacı ... için 100,00 TL, davacı ... için 100,00 TL olmak üzere 200,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında davacı ... vekili talebini 201.925,62 TL'ye, davacı ... vekili davalıların kusur oranında ... ... AŞ'den 5.894,85 TL, ... ... AŞ'den 13.754,67 TL olmak üzere  19.649,52 TL'ye arttırmıştır.<br>Davalı ... ... AŞ vekili, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın davalı Şirket nezdinde Karayolları Trafik Zorunlu Mali Sorumluluk ... poliçesi ile 25.12.2013-25.12-2014 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, dava konusu zararlara ilişkin olarak davalının sorumluluğunun poliçe limiti (sakatlanma ve ölüm kişi başına 250.000,00 TL) ile sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde olduğunu, davacıların müteveffanın ölmeden önceki sürekli ve düzenli desteğini maddi olgularla ispatlamaları gerektiğini, avans faiz talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... ... AŞ vekili, davalı şirket tarafından teminat altına alınan araç sürücüsü müteveffa ... ...’nın, trafik kazası tespit tutanağında kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğunu, olaya karışan karşı araç sürücüsü ...’ın tam ve asli kusurlu olduğunu, bu nedenle davalı şirketin dava konusu ölümlü trafik kazası nedeniyle herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 28.12.2022 tarih, 2020/1911 E., 2022/2458 K. sayılı kararı ile verilen kaldırma kararından sonra yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı gereği bilirkişiden alınan ek raporda meydana gelen trafik kazası sonucu vefat eden ve %20 oranında kusurlu olduğu tespit edilen ... ...'nın imam nikahlı eşi ... için 251.520,16 TL, oğlu ... için 7.765,08 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, davacı ... ile destek ...'nın boşanmalarına rağmen birlikte yaşadıkları, 27.03.2014 tarihinde ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla seyri sırasında sol şeritten gelmekte olan destek idaresindeki araca rağmen sol şeride doğru direksiyon kırdığı, ya da tedbirsizliği sonucu aracını sol şeride doğru kaydırarak hatalı doğrultu değiştirme manevrası yaptığı, destek ... ...'nın ise sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonetle hızını mahal şartlarına göre ayarlaması gerekirken bahsedilen bu hususa riayet etmediği kazanın meydana geldiği, oluşan kazada dava dışı sürücü ...'ın %80 oranında destek ... ...'nın %20 oranında kusurlu olduğu, kazada davacıların desteğini kaybettikleri, kusur oranları, desteğin annesine ayrılan payın mahsubu ve davacı ...'ın evlenme olasılığı nedeniyle yapılması gereken indirim de dikkate alındığında davacı ...'ın desteğin kaybı nedeniyle zararının 251.520,16 TL, ...'nın zararının 7.765,08 TL olduğu, davacı ...'nın tazminat talebinin kusur oranına dayalı olarak ıslah edildiği, davalı ... ... tarafından daha önce yapılan destek tazminatı ödemesinin aynı kazada ölen desteğin babası ... yönünden yapılması da dikkate alındığı belirtilerek davacı ...'ın davasının kabulüne, 201.925,62-TL'nin dava tarihi olan 28.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, davacı ...'nın davasının kısmen kabulüne, toplam 7.765,08 TL'sinin 5.823,81-TL'sinin davalı ... (...) ... AŞ'den, 1.941,27-TL'sinin davalı ... ... AŞ'den dava tarihi olan 28.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacının bakiye talebinin reddine karar verilmiş karara karşı davacı ... vekili, davalı... vekili ve davalı ... ... AŞ vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hükme esas alınan aktüer raporuna itirazlarının değerlendirilmeden karar verildiğini, aktüer raporunda destek paylarının Yargıtay kararlarında belirtildiği şekilde dağıtılmadığını, hatalı hesaplama yapıldığını, davalı tarafın %80 kusuru üzerinden tazminat hesaplaması yapılmasının doğru olmadığını, her iki araç için de dava açılmış olduğunu, %20 kusur indirimi yapılmaması gerektiğini, hesaplamada 2023 yılı asgari ücret gelirinin dikkate alınması gerektiğini, 20.10.2016 tarihli talep artırım dilekçesi ile talebin ... ... AŞ yönünden 5.894,85 TL'ye, ... ... AŞ yönünden 13.754,67 TL'ye artırıldığını, ... ... AŞ yönünden reddedilen miktar 71,01 TL üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 5.823,81 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.<br>Davalı ... ... şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müteveffanın davacı ...’ın desteği olmadığını, tarafların ikamet adreslerinin farklı olduğunu, Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından küçük çocuğun vasisi olarak halasının atandığını, ilk karara davacıların istinaf başvurusu bulunmadığından 18.09.2019 tarihli raporda kullanılan veriler ve hesaplama yönteminin kesinleştiğini, raporlardaki pay ve destek sürelerinin hatalı şekilde tespit edildiğini, paylaştırmanın yanlış olduğunu, davacı küçük çocuğun 18 yaşın sonuna kadar desteğe ihtiyacı olabileceği, davacı ...'ın evlenme ihtimalinin değerlendirilmediğini, davalı şirket tarafından teminat altına alınan aracın sürücüsünün kusursuz olduğunu ileri sürmüştür.<br>Davalı ... ... şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde, sigortalı araç sürücüsüne yönelik %80 kusur değerlendirmesine katılmadıklarını, en yüksek kusur isnat edilen raporun baz alınmasının doğru olmadığını, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, müteveffanın uyuşturucu etkisi altında olduğunu, kendi kusuru ile kazaya sebebiyet verdiğini, davalı şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, tazminat taleplerinin de poliçe teminatı kapsamında olmadığını, davacı ...'ın müteveffanın desteği olduğunu ispatlayamadığını, tazminat miktarlarının fahiş ve hatalı hesaplandığını, uyuşturucu madde nedeniyle %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müteveffanın emniyet kemeri takılı olup olmadığının araştırılması gerektiğini, davalı yönünden kusur oranı karşılığı tazminat miktarının belirtilmeyerek tazminatın tamamından sorumlu tutulmuş olmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.\t<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; <br>Dava, ölümlü trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.<br>Davacılar vekili, davalıların zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu araçların çarpışması sonucu davalı ... ... AŞ'ye sigortalı araç sürücüsü ... ...'nın vefat ettiğini, müteveffanın ölümü ile davacı oğlu ...'nın ve eski eşi, birlikte yaşamaya devam ettiği ...'ın destekten mahrum kaldıklarını belirterek davacılar için destekten yoksun kalma tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiş, Mahkemenin 14.10.2020 tarih, 2014/1126 E., 2020/656 K. sayılı kararı ile kazada dava dışı sürücü ...'ın %80 oranında, destek ... ...'nın %20 oranında kusurlu olduğu kabulü ile davacı ... için 201.925,62 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen, davacı ... için 12.251,10 TL'nin davalı ... ... şirketinden, 3.062,78 TL'nin davalı ... ... şirketinden tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı ... ... vekili ve davalı ... ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine, Dairemizin 28.12.2022 tarih, 2020/1911 E., 2022/2458 K. Sayılı kararı ile tazminat hesaplamasında destek, davacılar ve dava dışı hak sahibi ve hayatta olan desteğin annesinin bakiye ömür süresinin TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre hesaplanması, tazminat hesabında bilinen(işlemiş) dönemin hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporundaki gibi 31.12.2019 tarihinde sonlandırılması, ... şirketleri lehine oluşan usulü kazanılmış hakların dikkate alınması, davacı ...'ın rapor tarihindeki yaşına göre evlenme ihtimalinin değerlendirilmesi, yeniden evlenme ihtimalinin bulunması halinde hesaplanacak destek tazminatından gerekli indirimin yapılması, desteğin dava dışı annesine, hak sahibi olması sebebiyle hükme esas alınan aktüer raporunda destek payı ayrılmış ise de, annenin bakiye ömür sonu raporda belirtilmemiş olması gerekçeleriyle kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararından sonra mahkemece yapılan yargılamada aktüer bilirkişiden rapor alınarak neticede davacı ...'ın davasının kabulü, davacı ...'nın davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>I-Davacı ... vekilinin ve davalı ... şirketleri vekillerinin davacı ...'ya yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde, 6100 sayılı HMK'nın \"İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar\" başlıklı 341.maddesinin (2) no'lu bendinde, miktar veya değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu belirtilmiş, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 24.11.2016 tarihli 6763 sayılı \"Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun\"un 41.maddesi ile de, maddede yer alan \"binbeşyüz\" ibaresi, \"üçbin\" şeklinde değiştirilmiş, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, bu miktarın Maliye Bakanlığınca her yıl için tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması kabul edilmiştir. Buna göre karar tarihi olan 2023 yılı için Maliye Bakanlığınca istinaf kesinlik sınırı olarak belirlenmiştir.<br>Karar tarihi itibariyle, miktar ve değeri 17.830,00 TL'yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (HMK 341/2) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.(HMK 341/3) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.(HMK 341/4) <br>HMK'nın 346. maddesi gereğince, kesin olan karara ilişkin istinaf başvurusunda bulunulması halinde, kararı veren mahkeme tarafından istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi HMK'nın 352/b maddesi gereğince istinaf incelemesi sırasında da istinaf isteminin reddine karar verilebilir.<br>Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde; davacı ... için 19.649,52 TL tazminatın davalı ... şirketlerinden tahsiline karar verilmesinin talep edildiği, mahkemece davanın 7.765,08TL'lik kısmına ilişkin destekten yoksun kalma tazminatının tahsiline karar verilmiş olup HMK'nın 341/2. maddesi gereğince karar tarihi itibariyle davacı yönünden kabulüne karar verilen tazminat miktarı ve reddine karar verilen alacak miktarı olarak ayrı ayrı kesin olan bu karara karşı davacı taraf kısmen reddine karar verilen miktar yönünden ve davalı ... ... AŞ vekilinin ve davalı ... ... AŞ vekilinin davacı ... lehine kabulüne karar verilen miktar yönünden istinaf yasa yoluna başvuramayacağından davacı ... vekilinin, davalı ... ... AŞ vekilinin ve davalı ... ... AŞ vekilinin davacı ... yönelik istinaf başvurularının miktarın kesin olması nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. <br>II-Davalı ... ... vekili ve davalı ... ... vekilinin davacı ...'a yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde,<br>1-Davalı ... ... vekilinin destekten yoksun kalma tazminatından sorumluluğa yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde;<br>Yargıtay’ın sürücü ve işletenin vefatı nedeniyle destekten yoksun kalanlar tarafından açılan davalarda verilen kararların temyiz incelemeleri sonunda istikrar kazanan uygulamasına göre, davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağı, dolayısıyla araç sürücüsünün veya işletenin tam kusurlu olmaları halinde, desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceği,  2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı ... şirketi, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı ... şirketinin  sorumlu olacağına (HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas 2012/92 Karar, HGK'nun 16.01.2013 gün, 2012/17-1491 Esas-2013/74 Karar sayılı ilamları uyarınca) karar vermiştir.<br>Davalı ... ... şirketi tarafından düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesine göre sigortalının ... ... olduğu, poliçenin 11.02.2014 tarihinde düzenlendiği, 11.02.2014- 2015 tarihlerini kapsadığı anlaşılmakla, davalı şirkete Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı araç sürücüsünün neden olduğu kaza sonucu işletenin vefat etmesi nedeniyle destekten yoksun kalanların zararının zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamında kaldığının kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>2-Davalı ... ... vekili ve davalı ... ... vekilinin kusura yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde, kazadan sonra düzenlenen 27.03.2014 tarihli kaza tespit tutanağında, Ankara istikametinden Çankırı istikametine seyir halinde bulunan ... ... idaresindeki ... plakalı kamyonet aynı istikamette önünde seyir halinde bulunan...idaresindeki ... plakalı otomobili sollamak istediği sırada önden giden otomobilin sol şeride kaymak istemesi sonucu direksiyon hakimiyetini kaybeden ... plakalı kamyonetin yolun sağına geçerek şarampole düşmesiyle neticelenen kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ... ...'nın kusursuz olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın KTK'nın 55 maddesi bir araç tarafından geçilirken geçilen araç sürücüsünün geçilme kurallarına uymaması kuralını ve 56/1-a maddesi şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymamak kurallarını ihlal ettiği tespit edilmiştir. <br>Kazaya ilişkin Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/226 E., 2015/58K. sayılı kararı ile 25.09.2014 tarihli rapora göre sanık ile ölen sürücünün asli ve eş değer oranda kusurlu olduklarının belirtildiği, Adli Tıp Kurumunun raporu dosya kapsamına ve olayın oluşumuna uygun bulunarak hükme esas alındığı, suçun işlenmesindeki özellikler kusur derecesi ölü ve yaralı sayısı yaralılardaki yaralanmaların niteliklerinin ağırlığı ihlal edilen trafik kurallarının önem derecesi birlikte değerlendirilerek sanık ...'ın taksirle birden çok kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma suçunu işlediğinin kabulü ile 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 12.12.2018 tarih, 2016/11058E-2018/12031K. Sayılı ilamı ile kararın onanmasına karar verilerek 12.12.2018 tarihinde kesinleşmiştir.<br>Mahkemece alınan 25.05.2016 tarihli kusur raporunda, sürücü...idaresindeki ... plakalı araç ile sağ şeritte seyir halinde iken kendisini sol şeritten geçmeye çalışan sürücü ... ... idaresindeki ... plakalı araç ile geçtiği sırada yardımcı olmadığı gibi sola yönlenerek sürücünün dikkatini dağıttığı, sürücü...idaresindeki ... plakalı araç ile diğer araca çarpmadığı değerlendirilerek KTK'nın 55. maddesi geçilme kuralını ihlal ettiğinden %30, ... ...'nın idaresindeki ... plakalı araç ile uyuşturucu etkisinde araç kullandığı, hızını kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektiği şartlara uydurmağı ve diğer araca çarptığı değerlendirildiğinden KTK'nın 48, 52/b maddelerini ihlal ettiğinden %70 oranında kusurlu olduğu bildirilmiş, mahkemece rapor ve ceza mahkemesi kararı ile oluşan çelişkinin giderilmesi için ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 24.04.2019 tarihli raporda sürücü ...'ın sağ şeridi takiben seyri sırasında sol şeritten gelmekte olan araca rağmen sol şeride doğru direksiyon manevrası yapmakla olayda %80, sürücü ... ...’nın hızını mahal şartlarına göre ayarlaması gerekirken hızlı seyretmiş olduğundan %20 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir.<br>Her ne kadar kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile kazaya karışan araç sürücülerinin kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduklarına yönelik maddi olgu sabit ise de, dava dilekçesinde, davacı ... ... plakalı araç sürücüsü desteğin ölümü nedeniyle davacının da içerisinde bulunduğu, müteveffanın idaresindeki aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ... ... AŞ ile karşı araç zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ... ... AŞ'den destek zararının tamamının tahsilini talep ettiği, yargılama sırasında da davacı vekili açıkça sigortalı araç sürücülerinin kusuru oranında davalıların sorumlu tutulmasını istemediğine göre davalıların zarar görene karşı müteselsil sorumluluk hükümleri gereği zararın tamamından sorumluluğu bulunduğundan, davalı ... şirketlerinin sigortalı araç sürücülerinin kusuruna ilişkin itirazlarının aralarındaki rücuda değerlendirilebileceğinden davalıların istinaf sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>3-Davalı ... ... vekili ve davalı ... ... vekilinin destek ilişkisine yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde, 6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, Ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. Maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.<br>Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 412 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi; destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır. Sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. <br>Somut olayda, davacı ... müteveffa ile 24.11.1999 tarihinde evlenip 15.03.2005 tarihinde boşanmış olup, müteveffanın 26.10.2000 doğumlu oğlu ...' nın annesidir. Mahkemece dinlenen davacı tanıklarının müteveffa ile davacının boşanmadan sonra müşterek çocukları nedeniyle yeniden bir araya geldikleri, evli oldukları, yalnızca resmi nikahlarının bulunmadığını beyan ettikleri, dava konusu kaza sırasında müteveffanın idaresindeki araçta müteveffanın annesi, babası, müşterek çocukları ile birlikte yolcu olarak bulunduğu anlaşılmakla mahkemece davacı ...'ın müteveffanın desteğinden mahrum kaldığının kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>4-Davalı ... ... vekili ve davalı ... ... vekilinin destek payları, tazminatı miktarı, evlenme indirimi ve hesaplama yöntemine yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde,<br>Destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında, destek payları doğru belirlenerek, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış/sağlayacak olduğu yardımın miktarı da doğru şekilde hesaplanmalıdır. <br> Somut olayda, hükme esas alınan 27.03.2023 tarihli aktüer bilirkişi raporunda yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda tazminatın hesaplanmasında TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yönteminin esas alındığı, desteğin 28.02.1974 doğumlu olup kaza tarihinde 40 yaşında olduğu, ölümü ile geride davacı ..., oğlu ..., annesi ... ...'nın kaldığı, müteveffanın 60 yaşını doldurduğu 28. 02.2034 tarihine kadar aktif dönem ve bu tarihten muhtemel yaşam sonu 27.03.2049 yılına kadar pasif (emeklilik) dönem kabul edildiği, ilk karara karşı davacılar tarafından istinaf başvurusunda bulunulmadığından davalı ... şirketleri lehine oluşan usuli kazanılmış hak gereği ilk kararda hükme esas alınan rapor tarihinde 2019 yılı verilerine göre işleyecek aktif dönem tazminat hesabı 2019 yılı için belirlenen aylık net 2.020,90 TL ücret esas alınarak, pasif dönemde agisiz asgari ücret üzerinden olmak üzere desteğin toplam gelirinin hesaplandığı, desteğin oğlunun 18 yaşına, davacı ...'ın desteğin muhtemel yaşam sonuna kadar, dava dışı desteğin annesinin muhtemel yaşam süresi sonu olan 27.03.2031 tarihine kadar destek payı ayrıldığı, 1975 doğumlu olan davacı ...'ın rapor tarihinde 44 yaşında olduğundan evlenme indirimi uygulanmadığı, desteğin geliri asgari ücret olarak kabulü ile hesaplama yapıldığı, iki pay desteğe, iki pay eşe bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya (sağ olmayan babanın payı da anneye verilerek ) verilerek destek paylarının Yargıtay yerleşik içtihatlarına uygun şekilde hesaplandığı, hesaplanan tazminattan müteveffanın kusur oranına denk gelen %20 oranında kusur indirimi yapılarak neticede davacı ... için 251.520,16 TL, davacı ... için 7.765,08 TL, dava dışı ... ... için 95.121, 37 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, hesaplamanın Yargıtay tarafından kabul edilen hesaplama ilkelerine uygun olduğu ve mahkemece ilk karar ile hüküm altına alınan miktarları geçmemek üzere karar verildiği, anlaşılmakla davalı ... ... vekili ve davalı ... ... vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>5-Davalı ... ... şirketi vekilinin sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ile sorumluluğuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde, 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın 88. maddesinde zarar verenlerin birden fazla olması halinde “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi yapılmış, yine TBK 61. maddesinde; “Dış ilişkide, birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” denilmiş, 62. madde de ise “Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.” düzenlemesi ile birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır.<br>Türk Borçlar Kanunun müteselsil borçluluk ve dış ilişki de borçluların sorumluluğu başlıklı 163. maddesinde; “Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder” denilerek zarar verenlerin zarar görenlere karşı sorumluluğunun kapsamını düzenlemiştir. Buna göre, zarar gören tazminatın tamamını dilediği takdirde zarar verenlerin hepsinden talep edebileceği gibi, bir kısmından veya sadece birinden de talep edebilir. Burada yasa koyucu zarar görene, tazminatın tamamının zarar verenlerden yalnız birine karşı ileri sürebilmesi imkanı sağlamıştır. Zarar verenlerden biri tazminatın tamamını ödediği takdirde borç ortadan kalkar, dolayısıyla zarar gören öyle bir halde artık diğer zarar verenlerden tazminat talep edemez. Bu nedenle kusursuz zarar görenin zarardan sorumlu olanların birinden, bir kısmından ya da hepsinden zararın tamamını talep etmesi durumunda davalı zarar veren, tazminatın diğer zarar verenlerden talep edilmesi gerektiğini ya da kusuru kadar sorumlu olması gerektiğini ileri süremez. Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan bir sorumluluk türü olup müteselsil sorumluların birinden talepte bulunan hak sahibinin, tüm ilgililer bakımından müteselsil sorumluluğa dayandığını ifade etmesine de gerek yoktur. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, davacı yolcunun kazanın oluşumunda kusurunun bulunmamasına göre, zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. <br>Somut olayda, davacı vekili, davalı ... ... şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu araç sürücüsü ... ...'nın trafik kazasında vefatı nedeniyle sigortacı şirket ve karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ... ... şirketinden destekten yoksun kalma tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiş, dava dilekçesinde araç sürücülerinin kusuruna ilişkin açıklama yapılmamışsa da davalıların poliçe limitleri ile sorumlulukları bulunduğu belirtilerek her iki davalıdan teselsül hükümlerine göre talepte bulunulduğu anlaşılmakla mahkemece belirlenen tazminatın tamamından teselsül hükümlerine göre davalıların sorumlu tutulmuş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>Kabul şekline göre, ilk kararla davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak davacı ... için ilk kararla hüküm altına alınan tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiş olmasında, kaldırma kararından sonra yapılan hesaplamada davacı için tespit edilen destek tazminatı üzerinden müterafik indirim yapılmamış olmasının istinafa gelenin sıfatı ve davacı lehine karar verilen tazminat miktarı itibariyle sonuca etkili olmamasına göre mahkemece değerlendirilmemiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, davalı ... ... vekilinin ve davalı ... ... vekilinin davacı ...'a yönelik yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesi gereğince MİKTAR İTİBARİYLE REDDİNE,<br>2-Davalı ... ... AŞ vekili ve davalı ... ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>3-Harçlar Kanunu gereğince davalılardan alınması gereken 13.793,53 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan (3.581,00 TL+179,90TL+3.401,09 TL)'nin mahsubu ile kalan 6.631,54TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,<br>4-Davacı ...'dan peşin alınan istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, <br>5-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>6-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>7-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,\t\t<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 20.06.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br> <br><br>Üye <br> <br><br>Üye <br> <br><br>Katip <br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cfa92e5c1ae333c2","SID":"a77bce2c3ba9487a"}}