{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN  ARA KARARIN<br>MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:04/03/2025<br>DAVANIN KONUSU:İTİRAZIN İPTALİ <br>İSTİNAF TALEP TARİHİ:19/03/2025<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:24/06/2025<br>KARARIN YAZIM TARİHİ:24/06/2025<br><br>Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas, ... karar sayılı 21/05/2025 tarihli kararı aleyhine davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş ve talebin süresinde olduğu anlaşılmakla; yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TALEP VE DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirket  yetkilisi ... arasında 03.06.2024 tarihinde ... işletmesi ile ilgili kar ortaklığı sözleşmesi yapıldığını, sözleşme çerçevesinde, davacının davalı  şirkete toplam 2.500.000,00 TL ödeme yapmayı kabul ettiğini, bu ödemenin 1.000.000,00 TL'sinin  nakit ve Antalya ... Ada ... Parsel arsanın devri ile gerçekleştirileceğini, söz konusu arsanın ağustos öncesi satışı halinde davacının söz konusu arsa yerine kararlaştırılan miktarı karşılamak için ...'e 1.500.000 TL daha ödeme yapacağı kararlaştırıldığını, ancak  söz konusu arsayı ...'in istememesi nedeniyle davacının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğü yalnızca 2.500.000 TL'nin ödenmesi yönünde olduğunu, davacının 2.500.000 TL sözleşmeden kaynaklanan ödemeyi nakit olarak davalı şirkete \"ortaklık için ödeme\" şeklinde banka yolu ile gönderdiğini,  ancak dava dışı şirket yetkilisi, davacı ile arasında yapılan kar ortaklığı sözleşmesine uymayarak, davacıya kar ortaklığı için kardan pay vermeyerek kar ortaklığı sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini,  bu nedenle de şirket yetkilisi ... ile yapılan sözleşmeyi taraflar anlaşarak feshettiğini, fesih sonrası davalı şirketten müvekkilinin üzerine 12.09.2024 tarihinde ... Marka ... plakalı 1.150.000,00TL değerinde araç satışı gerçekleştiğini, söz konusu aracın 500.000,00TL'sini davacının banka üzerinden davalı şirkete \"... plakalı araç bedeli kalan 650 bin borçtan düşüldü\" şeklinde bir açıklama ile söz konusu parayı araç satıcısı olan davalı şirketin banka hesabına gönderdiğini, bu işlemden sonra 12.09.2024 tarihinde davacının kalan borcu kadar dava dışı şirket yetkilisi ...'in davacıya borçlu olduğuna dair söz konusu 55.880 USD değer borçlu olduğunun ikrarını içeren senedi verdiğini ve 25.12.2024 olan vade tarihine kadar kendisine süre vermesini borcunu ödeyeceğini taahhüt ettiğini, ancak söz konusu ödemenin gerçekleşmediğini, söz konusu senet nedeniyle Antalya Genel İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, davalı şirketin yetkilisi dava dışı ...'in bu icra takibine de aynı şekilde kötüniyetli bir şekilde itiraz ettiğini, itirazın iptaline, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına ve teminatsız, mahkeme aksi kanaatte ise uygun bir teminat karşılığı davalının taşınır/taşınmaz malları üzerine uygulanmak üzere ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>YEREL MAHKEME ARA KARARI : Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/03/2025 tarihli ve ... Esas sayılı ara kararı ile; \"ihtiyati haciz talebinin reddine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF TALEBİ VE SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, kar ortağı olduğu düşüncesiyle davalı şirkete banka aracılığıyla para gönderdiğini, yine kredi kartından işlemler yapıldığını, ancak sözleşmenin feshedildiğini, davalı şirketin bu nedenle sebepsiz zenginleştiğinden bahisle ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 Sayılı HMK'nun 355/1 maddesi uyarınca, istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; <br>Dava, adi ortaklığın feshinden kaynaklı yapılan ödemeler nedeniyle sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve ihtiyati haciz istemine ilişkindir.<br>Mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İhtiyati hacize ilişkin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunundaki düzenlemeler incelendiğinde;<br>İhtiyati haciz, HMK 406/2 maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, ihtiyati haczin şartları ve etkileri ise İİK 257. maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir:<br>“Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını  ihtiyaten haczettirebilir.<br>Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:<br>1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;<br>2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;<br>Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder” şeklindedir. <br>Maddenin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları; ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir.<br>Gerek birinci, gerekse ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için, öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir. <br>Maddenin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartı ise alacak rehin ile temin edilmemiş olmalıdır. Rehin ile temin edilmiş olan bir alacak teminata haiz olduğu için ihtiyati hacize gerek yoktur.<br>Fakat rehinli malın kıymetinin rehinli alacağı karşılamayacağı tahmin ediliyorsa, karşılanamayacağı (açık kalacağı) tahmin edilen bölümü için, ihtiyat haciz istenebilir. Yine alacağın rehin ile temin edilmiş olmasına rağmen, istisna olarak, ilk önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmak zorunluluğu olmayan hallerde, alacaklı (rehinle temin edilmiş olan alacağı için) ihtiyat haciz isteyebilir.<br>Yukarıda belirtilen şartların bulunması halinde, vadesi gelmiş bir borcun alacaklısı başka bir şart aranmaksızın ihtiyati haciz isteme hakkına sahiptir.<br>Vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz talep edilebilmesi ise; İİK.’nun 257 maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkraya göre, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, bu hallerde ihtiyati haciz talep edilebilecektir.<br>Yukarıda açıklanan yasal düzenleme uyarınca, ihtiyati haciz verilmesi şartlarının varlığının dosya kapsamına göre yaklaşık olarak ispat edilmemesi, alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirmesi nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir durumun bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmakla; HMK'nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-İncelenen ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Peşin alınan istinaf karar ve ilam harcı ile istinaf kanun yoluna başvuru harcının hazineye irad kaydedilmesine,<br>3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacının üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının ilk derece mahkemesince istinaf talebinde bulunan davacıya iadesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere,  oybirliği ile karar verildi. 24/06/2025  <br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9b0fe3a33d9d3894","SID":"50a13cb37f87b057"}}