{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1952 Esas<br>KARAR NO:2025/721 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2021/386 Esas - 2022/303 Karar<br>TARİH:19/04/2022<br>DAVA:Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ:02/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 30/12/2020 tarihinde 1 adet ... marka ... aküsüün alıcıya ulaştırması için ... kargo şubesine sağlam ve eksiksiz olarak teslim ettiğini, ... gönderi numaralı kargo teslim edilirken özelliklerinin dikkatli taşınması gerektiğinin ve kırılabilir eşya olduğu hakkında teslim alan şubeye bildirildiğini, taşınma esnasında yere düşürme nedeniyle akünün zarar gördüğünü ve alıcı tarafın iade ettiğini, akünün kullanılmaz duruma glediğini, hasar tutanağı düzenlendiğini, gönderinin zararının temini için düzenlediği dilekçeye müvekkili tarafından şubeye teslim edildiğini ancak dönüş yapılmadığını, müvekkilinin mağdur olduğunu, bu nedenlerle taşıma esnasında hasara uğrayan uçak aküsü bedelinin şimdilik 2.460,30 USD nin olay tarihiinde itibaren işleyecek ticari faii ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının müvekkili şirketin üstlendiği taşıma işinin neticesinde zarara uğramış olduğunu, müvekkili şirketin kusurunun olduğunu iddia ettiğini, mezkur taşımaya ilişkin olarak müvekkili şirketin davacıya karşı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, gönderici tarafından gönderim esnasında kargoların içeriğinin uygun olarak paketlenmediğini, gönderilen ürünlerin içeriğinin doğru olarak bildirilmediğini, gönderim esnasında kargoya ilişkini olarak herhangi bir değer gösterilmediğini, göndericinin gönderdiği kargoya ilişkin tüm bilgileri tam ve eksiksiz olarak taşıyıcıya bildirmek zorunda olduğunu, dava konusu uyuşmazlıkta hukuki gerekçeleri ayrıntılı bir şekilde açıklandığından bedel tazminini gerektiren koşulların gerçekleşmediğini, bu sebeple davacının tazminat talebinin haksız olduğunu, bu nedenlerle davanın usulden reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 19/04/2022 tarih ve 2021/386 Esas - 2022/303 Karar sayılı kararında; \"Huzurdaki dava, taşıtanın taşıyana karşı ikame ettiği tazminat davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunun; davalı taşıyan tarafından gerçekleştirilen TTK'nın Taşımacılık hükümlerine ve hukuka aykırı gerçekleştirip gerçekleştirmediği, davalı tarafça ayıplı ifa bulunup bulunmadığı, bu ayıplı ifa nedeniyle davacının bir zararının bulunup bulunmadığı, eğer zarar hasıl olmuş ise bu zararın miktarının ne olduğu, zararın hesaplanma ilkeleri, davacının geç teslim edilen ürün bedellerinden dolayı davalıyı sorumlu tutup tutamayacağı hususlarında toplanmaktadır.Dilekçeler aşaması tamamlanmakla yetkisiz mahkemece  ön inceleme yapılmıştır.Ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiştir.Dava şartlarına  ilişkin eksik ve incelenmesi gereken başka ilk itiraz bulunmadığı anlaşıldıktan sonra tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından uyuşmazlık noktaları belirlenip tahkikat aşamasına geçilmiş, taraflar arasındaki yazışmalar ve fotoğraflardan oluşan deliller toplanıp bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonuca gidilmiştir. Mahkememizce resen görevlendirilen elektrik mühendisi ... ve ...' nin hazırladıkları 07/02/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; \"taşıma esnasında kargoya gerekli özenin gösterilmediğini, davacının da yeterli güvenlik önlemini almadığını, kargoda herhangi bir uyarıcı mahiyette ağırlık, kırılık vb. Gibi ibaderlerin yer almadığını, dosya içeriğnide kargoya verilme esnasında içeriği belirten herhangi bir belgenin bulunmadığını, dosya içerisindeki 20/01/2021 tarihli faturadaki 2.085 USD + %18 KDV 2.460 USD olduğununun belirtildiğini, ... A.Ş. Tarafından verilen fiyat teklifinin akünün değeri ile uyumlu olduğunu, davalı vekilinin gönderinin net olmayan ağırlığının her kilosu için 8,33 özel çekme hakkı ile sınırlı olduğunu bildirmesi değerlendirildiğinde akü kargo ağırlığı 42,5Lbs = 19,28 Kg olduğunun tespiti ile 19,28 kg x 8.33 1/kg x 11,2958 TL = 1.814,13 TL olacağının değerlendirildiğini, \" mütalaa etmiştir.6102 sayılı TTK ile 6762 sayılı TTK’nin aksine taşıyıcının sorumluluğu, milletlerarası sözleşmelere paralel olarak sınırlandırılmıştır. Buna göre taşıyıcının eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlar nedeniyle ödeyeceği tazminat miktarı 6102 sayılı TTK’nin 882. maddesinde belirtilen sorumluluk sınırlarını geçemez. 6102 sayılı TTK’nin 882. maddesi; “(1) Gönderinin tamamının zıyaı veya hasarı hâlinde, 880 ve 881 inci maddeler uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır.(2) Gönderinin münferit parçalarının zıyaı veya hasarı hâlinde taşıyıcının sorumluluğu;a) Gönderinin tamamı değerini kaybetmişse tamamının, b) Gönderinin bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini kaybeden kısmının,net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. (3) Taşıyıcının, taşıma süresinin aşılmasından doğan sorumluluğu, taşıma ücretinin üç katı ile sınırlıdır.(4) Özel Çekme Hakkı, eşyanın taşıma amacıyla taşıyıcıya teslim edildiği tarihteki veya taraflarca kararlaştırılan diğer bir tarihteki, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca belirlenen değerine göre Türk Lirasına çevrilir.” hükmünü haizdir. Buna göre eşyanın tamamının veya bir kısmının zıyaı veya hasarı halinde 880 ve 881.maddeleri gereğince hesaplanan tazminat, eşyanın tamamının veya değerini kaybeden kısmının net olmayan ağırlığının (brüt ağırlığının) her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkı’nı (SDR) karşılayan tutar ile sınırlandırılmıştır. Gecikme hâlinde ise taşıyıcının sorumluluğu taşıma ücretinin üç katı ile sınırlıdır. Hemen belirtilmelidir ki, 6102 sayılı TTK’nin 886. maddesi gereğince zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı, sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacaktır. YHGK 2017/11-146: 2021/835  Mahkememizce yaptırılan incelemede davalı tarafça taşıma esnasında kargoya gerekli özenin gösterilmediği, davacının da yeterli taşımanın güvenli bir şekilde gerçekleşmesi amacıyla güvenlik önlemini almadığı, kargoda herhangi bir uyarıcı mahiyette ağırlık, kırılık vb. Gibi ibaderlerin yer almadığı, dosya içeriğnide kargoya verilme esnasında içeriği belirten herhangi bir belgenin bulunmadığı anlaşılmıştır.Bu durumda davalının çekme hakkının üzerinde bir sorumluluğa tabi tutulması için herhangi bir gerekçe bulunmamaktadır. Zira yalnızca taşınanın zarar görmesi taşıyanın pervasızca bir davranışla buna sebep olduğu anlamına gelmez.Dosya kapsamında taşıyanın pervasızca bir davranışına rastlanmadığı gibi davacının taşıyana izafe ettiği somut bir fiil de bulunmamaktadır.Bu durumda davalının özel çekme hakkı ile sorumlu olduğu kanaatine varılarak hesap yapılmıştır.Taşıyanın gönderinin net olmayan ağırlığının her kilosu için 8,33 özel çekme hakkı ile sınırlı sorumlu olduğu değerlendirildiğinde akü kargo ağırlığı 42,5Lbs = 19,28 Kg olduğunun tespiti ile 19,28 kg x 8.33 1/kg x 11,2958 TL = 1.814,13 TL  şeklindeki hesabın dosya kapsamına uygun olduğu değerlendirilerek davacının davasının bu yönden kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.\"gerekçesi ile,''Davacının davasının KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 1814,13 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyen AVANS faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine,''karar verilmiş ve karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin, ikame edilen davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verdiğini; mahkeme gerekçeli kararında davalı tarafın taşıma esnasında kargoya gerekli özeni göstermediği, davacı tarafın de taşımanın güvenlik önlemi almadığı, dosya içeriğinde kargonun içeriğini belirten belge yer almadığından davalının çekme hakkıyla sorumlu olduğu kanaatine vardığını; ulus ve yasaya aykırı buldukları karara itiraz ettiklerini,Dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunda taşıma esnasında akünün belirli bir yükseklikten düştüğü ve hasar gördüğünün tespit edildiğini; taşıma esnasında olası düşme çarpma gibi hadiselerin olması ihtimaline binaen gönderilen malzemenin sağlam nitelikte malzeme ile korunmaya alınması gerektiği, fotoğraflarda koruyucu malzeme ile kaplanmadığının görüldüğü, kargo tesliminde davalıya bildirimde bulunulmadığı, sözlü bildirime ilişkin belge bulunmadığı tespitlerinde bulunulduğunu,Bu tespitlere taraflarından itirazlarda bulunulduğunu; bu itirazları yinelemek istediklerini; öncelikle, müvekkilinin davalıya bildirim de bulunduğunu; bu değerde bir taşıma yapılırken gerekli önemin gösterildiğini; taşınan eşyanın davalı için önemsiz olabileceğini ancak müvekkili içi oldukça değerli olduğunu ancak kararda şu hususun göz ardı edildiğini; gönderinizle kargo şubesine gittiğinizde ve dikkatli taşınması gereken bir eşyanız var ise hiçbir kargo firmasının bu sözlü beyanı yazılı hale çevirmediğini; ellerinde buna ilişkin belge bulunmamasının sebebinin davalının uygulaması olduğunu; böyle bir uygulama bulunmadığını;dolayısıyla müvekkilinin davalının olmayan uygulamasından sorumlu tutulamayacağını, Ek olarak taşımaya konu eşyanın, 19,28 kg ağırlıkta olduğunu; normal şartlarda bu ağırlıkta bir kolinin savrularak taşınmayacağını, taşınamayacağını; dikkatlice kaldırılıp ve indirilmesi gerektiğini; eşyanın fiziki durumunun taşıyanı buna zorladığını; hali hazırda ağır olan kolinin düşürülmüş ya da taşıma esnasında sabitlenmediği için köşesine araç içinde darbe almış olduğunu,Davacı tarafın aküyü orijinal kutusunda kargoya verdiğini; akünün, orijinal kutusunda çift kat karton kutuda teslim edildiğini ve üzerinde fotoğraflardan da görülebileceğini, üzerinde \"... \" yazdığını;orijinal kutusunda taşınan bir eşyanın ekstra kutu ve korumaya alınması gerekliliği konusundaki yorum ve kanaate katılmadıklarını; üretiminden itibaren aynı kutuda, aynı şekilde taşınan, defalarca yer ve el değiştiren akünün bu taşımada ihmal ve dikkatsizlik sebebiyle zarar gördüğünü ve kullanılamaz hale geldiğini; ayrıca teslim esnasında müvekkilinin beyanına rağmen koliyi teslim alan personel gerekli uyarıları yapmadığını; taşıyıcının eşyayı ambalajlama konusunda nezaret yükümlülüğü bulunduğunu; bu hususta yerel mahkemenin hiçbir araştırma yapmaksızın karar verdiğini, \"Somut uyuşmazlıkta, taraflar arasında kargo taşıması bulunmaktadır. 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun Tanımlar başlıklı 3. maddesinde kargo, tek parçada en fazla yüz kilogramı geçmeyen genellikle ambalaj ve kap içerisinde olan küçük boyutlu koli, sandık, paket gibi parça eşya olarak tanımlanmıştır. Kural olarak, eşyanın ambalajlanması gönderene ait olsa da, kargo taşımasının niteliği gereği, davalının da eşyanın ambalajı hususunda nezaret yükümlülüğü olduğunun kabulü gerekir.Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından alıcıya teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. TTK'nun 854. maddesine göre, Kanunun, taşıyıcıya yüklediği sorumlulukların, önceden hafifletilmesi veya kaldırılması sonucunu doğuran tüm sözleşme hükümleri geçersizdir. Buna göre, davalının, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine dayanarak sorumluluktan kurtulamayacağı ve eşyanın ambalajı hususunda nezaret yükümlülüğü bulunduğu, işbu kargo taşımasında gönderenin yetersiz ambalajlamadan kaynaklı kusursuz sorumluluğuna ilişkin TTK 864. madde hükmünün uygulanamayacağı gözetilerek, ambalajın kargo taşımasına elverişli olup olmadığı hususunda taşıyıcı davalının nezaret yükümlülüğünü ihlal edip etmediğinin değerlendirilerek TTK 864/3. maddesi anlamında müterafık kusurunun bulunup bulunmadığı, ayrıca olağan taşıma süresinin aşılıp aşılmadığı ve bunun zararın meydana gelmesinde etkili olup olmadığının da araştırılması gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile sonuca varılması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.\" (YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ 2016/4798- 2018/130 10.01.2018 ) Neticede taşıyıcının davalı tüm zarardan ihmal ve dikkatsizlik sebebiyle sorumlu olduğunu; bu sebeple kısmı kabul kararına itiraz zorunluluğu doğduğunu, İleri sürerek, açıklanan ve resen gözetilecek sebeplere; İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/386  Esas 2022/303  Karar sayılı19.04.2022 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde KALDIRILMASINA, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;müvekkili şirketin sektöründe öncü bir firma olup mezkûr taşımada müvekkili şirkete izafe edilebilecek hiçbir bir kusur bulunmadığını,Davacı, her ne kadar dilekçesinde Müvekkili Şirketin üstlenmiş olduğu taşıma işi neticesinde zarara uğramış olduğunu, Müvekkil Şirketin kusuru olduğunu iddia ederek bunun Müvekkil Şirket tarafından tazmin edilmesini talep etmiş ise de, mezkur taşımaya ilişkin olarak Müvekkili Şirketin Davacıya karşı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını,Davacı tarafın üzerine düşen teslim sırasında taşınan eşyanın içeriğine ve değerine ilişkin eksiksiz ve gerçeğe uygun olarak bildirim yapma yükümlülüğünü yerine getirmediğini; nitekim, kargonun içeriği faturadan da anlaşılacağı üzere paket olarak bildirildiğini; yerel mahkeme tarafından işbu hususun göz ardı edilerek hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, gönderen tarafından Müvekkili Şirkete teslimi anında kargonun içeriği beyan edilmediğini ve kargoya ilişkin olarak herhangi bir değer gösterilmediğini; davacı, dava dilekçesine ek olarak sunmuş olduğu faturayı kargoyu teslim ederken sunmadığını ve kargonun içeriğinde değerinin 2.460,30 USD olduğu iddia edilen akü olduğunu bildirmediğini; hiçbir şekilde içeriğin dava dilekçesinde beyan edildiği gibi olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının bir an için taşınmak üzere bahsi geçen aküyü teslim ettiği düşünülecek olsa dahi Müvekkili Şirketin içerik hususunda esaslı şekilde ve kasten yanıltıldığının anlaşılmakta olduğunu; kargonun içerik beyanının Müvekkili Şirkete doğru bir şekilde yapılmadığını, teslim sırasında yapılması gereken içerik beyanı faturada da açıkça görüleceği üzere paket olarak belirtildiğini; içerik ve değerinin beyan edilmesi halinde kargonun taşıma esnasında uğrayabileceği olası zararlara karşı uygun şekilde sigortalanması söz konusu olabilecekken bu hususun gereğinin yapılması, salt sigorta için ek ücret ödemekten imtina etmek adına, adeta taşıyandan gizlenmek suretiyle engellendiğini; Müvekkili Şirketin bu hususta yanıltılmış olup kargonun içerik beyanının Müvekkili Şirkete doğru bir şekilde yapılmadığını; somut uyuşmazlıkta kargonun üzerine yeterli bir şekilde herhangi bir içerik bilgisi işlenmediğini,Paket içeriği konusındaki ispat yükünün davacıya düştüğünü; dosyaya sunulan diğer irsaliyeli faturalar ve taşıma belgelerinden bunu bildiğinin de anlaşılmakta olduğunu; dava konusu taşıma ve yük içinse farklı bir uygulama yapıldığını; dolayısıyla davacının paket içeriğini kanıtlayamamış olup tazminat isteminin yersizliğinin orta olduğunu, bu konuda emsal nitelikte olan İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/82 Esas, dosyasında tanzim edilen Bilirkişi raporunda;''Taşıyıcının Tazmin Sorumluluğu Yönünden İnceleme: İçeriği bilinmeyen 7 kg/ds 1 adet paket kargonun taşıma hizmeti verilmek üzere kabul edildiği sistem kayıtlarında sabittir. Ancak, davacı yanın belirtmiş olduğu,... nolu Müşteri Ürün Taşıma İrsaliyesi/İrsaliyeli Faturasının kargo paketi teslimi esnasında taşıma firmasına sunulup sunulmadığı belirsiz olup, ilgili paketin bu irsaliye içeriğindeki ürünlere ait olup olmadığının gönderici tarafından ispatı gerekmektedir.\" şeklinde yorum getirildiğini, (ek-1) Müvekkil Şirket tarafından hiçbir şekilde ihlal edilmiş bir gizlilik bulunmadığını; Posta Hizmetleri Kanunu uyarınca Müvekkili Şirketin kargo içeriğini araştırma ve kontrol yetkisi bulunmadığından bu hususta gönderenin beyanları doğrultusunda işlem yapıldığını; dolayısıyla tüm bu hususların gönderenin malumunda iken (ki kendisi basiretli tacirdir) Müvekkili Şirketin sorumluluk yükleme çabasının kabul edilemez nitelikte olduğunu; doğal olarak Müvekkili Şirketin içeriği kendisine bildirilmeyen kargoya ilişkin bu anlamda bir sorumluluğunun bulunmayacağını,Devamla, taşıma senetlerinden görüldüğü gibi paket içeriği belli olmayan bu taşıma için yük değeri ve özel menfaat beyanı da yapılmadığını; davacı bu kadar değerli bir yük taşıtıyorsa bunu yapabileceğini, tabiatıyla bu ihtimalde standart gönderi ücreti yerine çok daha yüksek bir taşıma ücreti istenmiş olacağını, davacı dava dilekçesinde kargonun değeri ile alakalı bir takım iddialarda bulunmuş ise de henüz bu iddialarını ispatlamamış olup kargo içeriği ve değeri Bilirkişi raporunun sonuç kısmında; ''Kargo paketi üzerine uyarıcı mahiyette ağırlık, kırılır gibi ibarelerin yer almadığı,dosya içeriğinde kargpya verilme esnasında içeriği belirten herhangi bir belgenin yer almadığı'' ifadeleriyle desteklendiği gibi ispata muhtaç olduğunu, bu hususun görülen dava ile emsal nitelikte olan İstanbul Asliye 21. Ticaret Mahkemesi 2020/499 Esas dosyasından alınan Bilirkişi raporunda; ''Ayrıca ilgili kargo sevkiyata çıkarken; müşteri irsaliye bilgisi, kargo içerik bilgisinin kargo sevkiyat belgesine yazılmadığı, bu nedenle ilgili kargonun içeriğinde hangi ürünlerin olduğunun tespit edilemediği, yalnızca içeriği bilinmeyen 2 paket ve toplamda 100 kg’ds oluşan kargoların sevk edildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle ürün içeriğinin ne olduğunun tam anlaşılabilmesi için, mutlaka sevkiyat esnasında müşteri ürün irsaliye/irsaliyeli fatura bilgilerinin ve ürün içeriğinin gönderi belgesinde belirtilmiş olması gerekmektedir. Bu yönü ile, Davacı ... Otomotiv’in ... nolu kargo içeriğinde hangi irsaliyeye karşılık hangi içerikli ürünler olduğunu belgelemesi gerekmektedir.Diğer yandan dosya kapsamı incelendiğinde; davaya konu kargoların sevkiyatı esnasında ürün içerik ve kıymet bilgisinin belirtilmediği ve ayrıca, gönderi esnasında müşteri ürün irsaliye numaralarının da sisteme kaydedilmediği veya bu bilgilerin yazılmış olduğu bir taşıma belgesinin dosyaya sunulmadığı görülmektedir. Bu nedenle ilgili kargoların içeriğinde ne olduğu ve değeri tam olarak bilinememektedir.'' şeklindeki ifadelerle bir kez daha ayrıntılı izah edildiğini, avacının uhddesinde ürün bedelini ya da hassasiyetini ifade eden bir bildirinin taşıma esnasında müvekkili şirkete yapıldığını gösteren herhangi bir tutanak yahut ikamesi bir evrak olması durumunda, davanın mahiyeti gereği bu evrakı dosya kapsamında sunmaktan imtina etmeyeceğini, Paket içeriği konusındaki ispat yükünün davacıya düşeceğini; bir tacirin nasıl fatura ve irsaliye düzenleneceğini, nasıl taşıma yaptırılacağını bilmesi gerektiğini; dosyaya sunulan diğer irsaliyeli faturalar ve taşıma belgelerinden bunu bildiğinin de anlaşılmakta olduğunu; dava konusu taşıma ve yük içinse farklı bir uygulama yapıldığını; dolayısıyla davacının paket içeriğini kanıtlayamamış olup tazminat isteminin yersizliğinin ortada olduğunu, yine bu konuda emsal nitelikte olan Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/556 Esas, 2021/319 Karar Sayılı Kararında; ''Tüm dosya kapasımına göre; davacının tasımaya verdigini iddia ettigi emtianın gerçekten taşımaya verildiği, ancak kargo içeriginin sabit olmadığı, standart gönderi olarak 8 kg emtia şeklinde taşımaya verilen kargonun değerinin ne olduğu, içeriği ve konusunun belirsiz kargo olduğu davacının tacir olduğu ve taşımaya verdiği emtia için sevk irsaliyesi düzenleyerek emtianın ne oldugunu göstermesi gerektiği, davacının bu yükümlülüğü yerine getirmediği, bu sebeple davalının TTK m.886 gereği tam tazminden sorumlu tutulamayacağı..'' yönünde karar verdiğini,Taşımaya ilişkin hükümler uyarınca, içeriği doğru beyan edilmeyen kargonun mahiyetinden kaynaklanan zararın göndericiye ait olduğunu; TTK m.864 gereği gönderici gönderdiği kargoya ilişkin tüm bilgileri tam ve eksiksiz olarak taşıyıcıya bildirmek zorunda olup eksik bildirimden kaynaklanan sorumluluğun kendisine ait olduğunu; Karayolu Taşıma Kanunu m.8'de, taşımaya konu kargo içeriğinin taşıyana tam ve doğru beyan edilmesini, eksik bildirimden kaynaklan sorumluluğun gönderenin kendisine ait olacağını açıkça öngörmekte olduğunu, “Gönderen, eşyanın varış noktası, cinsi, miktarı ve nitelikleri ile diğer önemli bilgileri tam ve doğru olarak taşımacıya bildirmek zorundadır.Yanlış ve eksik bildirmelerden doğacak her türlü sorumluluk gönderene aittir.Taşımacı, bir ihbar veya şüphe halinde yetkili ve görevlilerin huzurunda eşyayı kontrol ettirebilir.”Davacı tarafından taşınan eşyanın \"Paket\" olarak bildirildiğini; taşınan kargonun içeriği ve değerinin gönderen tarafından tam ve doğru olarak beyan edilmediğini ve hatta müvekkili Şirkete bu konuda herhangi bir açıklama yapılmadığını, (ki beyan edilmiş olsa taşıma senedine geçirilmiş olurdu). dolayısıyla kanunun açık hükmü karşısında yanlış ve eksik bildirmelerden doğacak her türlü sorumluluğun gönderene ait olduğunu, davacı dava dilekçesinde kargo içeriklerinin kaynak makinası olduğunu beyan ve iddia etmekte ise de bu iddialarını ispatlamamış olup kargo içeriği ve değeri iddiasının ispata muhtaç olduğunu, TTK md. 864 uyarınca, gönderen kusuru olmasa da; taşıma senedine yazılan bilgilerdeki gerçeğe aykırılıklar ile yanlışlık ve eksikliklerden doğan zararın göndericiye ait olduğunu; bu anlamda gönderici kargonun içeriği ve değeri taşıyıcıya tam ve eksiksiz olarak bildirmekle mükellef olup yapılan eksik bildirimler dolayısıyla Yerel Mahkemece Müvekkili Şirketin sorumluluğuna gidilmesinin kabul edilemez nitelikte olduğunu,Posta hizmetleri kanunu posta hizmetlerinin gizliliği ve güvenliği başlıklı 7. maddesi uyarınca Müvekkili Şirket’in kargo gönderilerine ilişkin içerik bakmasının yasak olduğunu, müvekkili Şirket’in taşıyıcı rolünü üstlendiği taşımalarda kargoları açıp kontrol etme yükümlülüğünün bulunmadığını; TTK'nın yanı sıra, Posta Hizmetleri Kanunu'nun \"Posta Hizmetlerinin Gizliliği Ve Güvenliği Başlıklı\" 7. Maddesi Uyarınca;\" (1) Hizmet sağlayıcıları ile posta hizmetlerinde çalışanlar veya herhangi bir şekilde posta hizmetleri ile ilgili bilgiye sahip olanların, bu bilgileri ve posta hizmetleri ile ilgili ilişkileri açığa vurmaları, gönderileri açmaları, içlerinde ne olduğunu araştırmaları, üçüncü kişilere bilgi vermeleri veya herhangi birinin bunları yapmasına neden olmaları, gönderileri zapt veya yok etmeleri yasaktır. (2) Hizmet sağlayıcıları,yürüttüğü hizmetlerle ilgili olarak gerekli güvenlik önlemlerini almakla yükümlüdür. (3) Posta gönderileri, kanunla yetkili kılınan merciler dışındaki kişilerce alıkonulamaz, açılamaz ve içeriği araştırılamaz.\"Kargo içeriğine ilişkin sunulan fatura içerik kargonun içeriği bakımından ispata elverişli olmadığını; kaldı ki, dava dilekçesindeki beyanları kabul anlamına gelmemekle birlikte,  davaya konu kargonun ne olduğu ya da mevcut durumu teslim anında taşıyana bildirilmediğinden ve fatura ile irsaliye ibraz edilmediğinden, kargonun içeriği ve tabii olarak ne durumda olduğu müvekkili şirket tarafından bilinmemekte olduğunu; dolayısıyla davacının tüm bu iddialarının da ispata muhtaç olduğunu, davacı tarafından mahkemeye  fatura sunulduğunu; sunulan fatura kargonun içeriğinin iddia edilmiş olduğunu ispata elverişli olmadığını; işbu nedenle davacının iddialarının ispata muhtaç olduğunu; davacının zarar ilişkin tek taraflı beyanı ile kargo içeriğinin kaynak makinası olduğunun kabulü mümkün olmayıp hakkaniyete de aykırı olduğunu; hal böyleyken yerel mahkeme tarafından işbu faturanın hükme esas alınarak sınırlı sorumlulukla kapsamında da olsa davacı lehine tazminata hükmetmesinin usul ve yasaya aykırı olup taraflarınca kabul edilemez nitelikte olduğunu, nitekim, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/05/2019 tarihli 2018/346 E. Ve 2019/470 K. Nolu gerekçeli kararında;\"Mahkememizce görevlendirilen taşıma uzmanı bilirkişi ... tarafından hazırlanan 27/02/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ''... davacının tek yanlı fatura tanzim ederek, kendi sevk irsaliyelerine dayanan zarar iddiası bakımından; isnat edilen 15 adet sevk irsaliyesini ve üzerinde davalı imzasının yer aldığını, irsaliye konusu yükün taşımaya alındığını ispatlaması gerektiğini, dosyada söz konusu sevk irsaliyelerinin, davalıya taşıma için yükün teslimi bakımından sabit olmadığını, davacının bu çerçevede zararı sabit değilken, 15 adet irsaliye numarasını göstererek zarar iddiası ile tek yanlı fatura tanziminin somut olaya uygun düşmediğini...\" mütalaa ettiği anlaşılmıştır.\" şeklinde , zararını somut delillerle ispatlayamayan davacının davasını reddettiğini,Taşıyıcının sorumluluk limitine bağlı olmaksızın tazmin borçlusu olabilmesi için kasıt veya eş değer kusur ile zarar arasında illiyet rabıtasının bulunması icap ettiğini; bu tür bir kasıt veya eş değer kusurun varlığını ispat yükümü talep sahibi gönderen veya gönderilen üzerinde olduğunu ancak somut olayda taşınan kargoya ilişkin Müvekkili Şirket’in kusurunun ispat edilemediğini, Yerel Mahkemece verilen kararın gerekçe kısmında;''Davacı vekili sınırsız sorumluluk hükümlerinin uygulanmasını, tüm zararın tahsilini istemiş ise de, TTK.882.maddesindeki sınırlı sorumluluk ilkesini bertaraf edecek şekilde TTK.886. maddesindeki koşulların bulunduğu davacı tarafça kanıtlanmamıştır. Bir başka ifade ile, davalının zararı kasten veya pervasızca bir davranışla veya zararın meydana geleceğini bilerek hareket ettiğine dair bir kanıt sunulmadığından, TTK 882 maddesindeki sınırlı sorumluluk ilkesine göre hesaplanan tutar üzerinden davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. '' ifadelerine yer verildiğini, taşıma işi kaynaklı olarak tazminat sorumluluğu doğması için kanunun aradığı kast veya pervasızca bir davranışın varlığının ispatlanmasının gerektiği açık olup görülen dava kapsamında ispatlanamadığı gerekçeli karar uyarınca sabit olduğunu, müvekkili şirket hakkında kısmi tazminat sorumluluğu doğmadığını; işbu davada müvekkili şirketin göstermesi gereken tüm özeni gösterdiğini,İleri sürerek, yukarıda izah edilen sebepler doğrultusunda; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın reddine, bu taleplerinin kabul edilmez ise dosyanın yerel mahkemeye iadesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa  yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taşıma sözleşmesine konu emtianın taşıma esnasında hasar gördüğü iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 29906 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 41.maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 fıkrası uyarınca miktar ve değeri 3.000,00-TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2022 yılı için HMK'nun 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 8.000,00.TL olmuştur. Mahkemece kabul edilen miktar toplam 1.814,13- TL olup, davalı tarafından kabul edilen tutar yönünden istinafa gelinmiştir. İstinafa konu edilen 1.814,13-TL yönünden, ilk derece mahkemesi kararı kesin niteliktedir. Bu nedenle, davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve  352/1. maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davalıya sözlü olarak kargo içeriğinin ve kargo hassasiyetinin bildirildiği, emtianın çift kat karton koli içerisinde ve orijinal ambalajında teslim edildiği, ambalaj yetersizliğine yönelik mahkeme kabulünün isabetsiz olduğu, davalının nezaret yükümlülüğü bulunduğu, zararın tamamından sorumlu olduğu yönündedir.Mahkemece taraf delilleri toplanmış, taşıma konusu uçak aküsü emtiasının niteliği de nazara alınarak bir elektronik  mühendisi ve bir taşıma ve lojistik uzmanından oluşan heyet marifetiyle bilirkişi raporu alınmış olup, bilirkişi raporunda emtianın içerisinde bulunduğu kolinin kutusunda hasar bulunduğu, yine kutu içerisindeki akünün köşeden aldığı darbe ile zarar gördüğü, bu tür bir emtianın böyle bir hasar alması için belirli bir yükseklikten düşmesi gerektiği, uçak  aküsünün aldığı bu hasar nedeniyle kullanılamayacağı, öte yandan taşınan malzeme hassas olduğundan taşıma esnasında alabileceği darbelerden korunması için emtianın etrafının ahşap köpük vb bir malzeme ile korunmaya alınması gerektiği, her ne kadar dava konusu emtia orijinal kutusu ile gönderilmiş ise de, emtia etrafında bu türden bir koruyucu malzeme bulunmadığı, yine koli üzerinde emtianın hassasiyetini belirtir bir uyarı bulunmadığı, dosyaya mübrez faturaya göre emtia değerinin 2.460,00-Euro olduğu, gönderi ağırlığının 19,28 kg olduğu, TTK'nun 882 maddesi uyarınca davalının sorumluluğunun 8,33 özel çekme hakkı ile sınırlı olduğu, buna göre davalının sorumluluk tutarının 1.814,13-TL olduğu kanaati bildirilmiştir. TTK'nun 875/1 fıkrası uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından, teslim edilmesine kadar geçecek süre içerisinde eşyanın ziyaından, hasarından veya teslimdeki gecikmeden sorumludur.Mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere, taşıma esnasında meydana gelen hasardan taşıyıcının sorumluluğu, TTK'nun 885 maddesinde düzenlenen taşıyıcının hasara kasten veya pervasızca hareket sonucu neden olması hali müstesna;TTK'nun 882/1 fıkrası uyarınca gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkı ile sınırlı olup, hükmün dördüncü fıkrasına göre özel çekme hakkı, eşyanın taşıma amacıyla taşıyıcıya teslim edildiği tarihteki TCMB kuru esas alınarak Türk Lirasına çevrilir. Somut olayda, çift kat koli içerisindeki taşıma konusu emtianın taşıma sırasında köşesinden aldığı darbe sonucu hasarlandığı ve kullanılamaz hale geldiği sabittir. Davacı tarafından, emtianın taşınmasına ilişkin özel bir talimat verildiği ispatlanamamıştır. Mahkemece gerekçeli kararda ambalaj yetersizliğinden bahsedilmiş ise de, bu kabule dayalı olarak davalı sorumluluktan kurtarılmadığı gibi, davacı aleyhine müterafik kusur indirimi  yapılmış da değildir. Davalı hakkında sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulanması, TTK'nun 885 maddesi kapsamında, zarara, davalının kasten veya pervasızca hareketinin sebep olduğunun ispatlanamamış olmasından kaynaklandığından, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.Aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 341 ve 352 maddeleri uyarınca usulden reddine, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 341. ve 352. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenlerden alınması gereken 615,40'ar-TL istinaf karar harcından istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırılan 80,70'er-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70'er-TL harcın davacıdan ve davalıdan ayrı ayrı tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"11934c5a9ed0e300","SID":"e6cb92f2e9e93d2f"}}