{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1950 Esas<br>KARAR NO:2025/720 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2019/790 Esas - 2022/314 Karar <br>TARİH:13/05/2022<br>DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>KARAR TARİHİ:02/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı banka nezdinde Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi imzalayan davalı müşterinin, sözleşme uyarınca kullandığı kredinin vadesi geldiğinde ödeme yapmadığımnı. bunun üzerine davacı banka tarafından davalı müşteriye “birikmiş borçlarını ödemesi, aksi halde yasal takip işlemlerinin başlatılacağı” uyarılı ihtarmamelerin gönderildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle davalı müşteri hakkında ilamsız icra takiplerinin yapıldığını,davali müşterinin tebliğ edilen ödeme emirlerine karşı itiraz ettiğini ve icra takiplerinin durduğunu, davalının borca itirazlarında, takip ve dayanak işlemlterine yönelik esaslı bir itiraz nedeni bildirmediğini, bu yönüyle itirazların haksız olduğu gibi, borcün likit olduğunu iddia ederek, davalının ... sayılı icra takibine yönelik itirazının iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı şirketin Bankacılık Hizmetleri kapsamında davacı bankada çek hesabi açtırdığını, davalı şirket yetkilisinin geçirmiş olduğu ağır sağlık nedenlerinden ötürü uzunca bir süre hastanede yatmak zorunda kaldığını, bu sürecin yaklaşık bir yıl boyunca devam ettiğini, davalı şirket yetkilisi hasta yatağında yatarken davalı şirkete ait çek detfterlerinin üçüncü kişiler tarafından davalının rızası olmaksızın sahte imzalar atılarak piyasalara sürüldüğünü, davacı bankanın davalı şirketten talep etmiş olduğu çek yaprağı banka sorumluluk bedellerinin davalı şirket yetkilisi tarafından imza edilmeyen çeklere ilişkin olarak ödendiğini, konuya ilişkin olarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/10466 Soruşturma numaralı dosyasından suç duyurusunda bulunduklarını, şüpheli ... ve diğer şüphelilerin suçlarını ikrar ettiklerini ve davalı şirket yetkilisinin rızası hilafına çekleri piyasaya sürdüklerini beyan ettiklerini, davalı şirket yetkilisinin durumu fark ettiğinde hasta yatağından kalkarak çek hesabı bulunan tüm bankaları ziyaret ettiğini ve durumu onlara bizzat anlatarak çeklerin işleme alınmaması gerektiğini ifade ettiğini, pek çok bankanın davalı şirket yetkilisinin imzası ile kendilerine ibraz edilen çekler üzerindeki imzalar birbirine benzemediği için çek yaprağı banka sorumluluk bedeli ödemelerini çekleri ibraz eden kişilere yapmadığını, davacı bankanın davalının önceden uyarmış olmasına rağmen ve çek yapraklarındaki imzalar ile davalı şirket yetkilisinin imzasının benzememesine rağmen çek yaprağı sorumluluk tutarlarını ödediğini, davalının davacı banka nezdindeki çeklerinden bazılarının  çek hamilleri tarafından icra takiplerine konu edildiğini, İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/1081 Esas sayılı dosyasından İstanbul 20. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/137 Esas sayılı dosyasından ve Bursa 10. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/7140 Esas sayılı dosyasından görülen davaların icra takiplerine karşı açılan imzaya itiraz konulu davalar olduğunu, basiretli ve gerektiği gibi inceleme yapan bankaların davalı şirket yetkilisinin imzasına benzemeyen imzalar ile ibraz edilen çeklere işlem yapmadıklarını, davacı bankanın açıkça kötü niyetli ve ihmalkar davranışları ile oluşan zararını davalıdan tazmin etmeye çalışmakta olduğunu, davacı bankanın yapmış olduğu çek yaprağı sorumluluk bedeli ödemelerinin hiçbirinden davalı şirketin sorumlu tutulamayacağını savunarak  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 13/05/2022 tarih ve 2019/790 Esas - 2022/314 Karar sayılı kararında;\"Huzurdaki dava,  bankacılık işlemlerinden kaynaklanan itirazın iptaline ilişkindir. Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk son tutanak aslı dosyaya sunulmuştur.Bankacı bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda özetle;Taraflar arasında imzalanan sözleşmeler davacı bankanın ... Şubesi ile davalı ... Şti. arasında, dava dışı ...'in müteselsil kefaleti ile 23.05.2018 tarihinde 2.000.000 TL limitli ve ... sayılı Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, davalı... Şti. 20.03.2018 tarihinde ...numaralı Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi ve 23.05.2018 tarihinde ... numaralı çek hesabı açılış sözleşmesini imzaladığı, “Bankanın Yükümlü Olduğu Tutarın Ödenmesi” başlıklı 5. maddesinde, “Çek Kanunu veya bunun verine veçecek kanun veya mevzuat gereğince Banka'nın karşılıksız olan her çek yaprağı için yasal olarak ödemekle yükümlü olduğu tutarı banka'ya geri ödemekle yükümlü olduğu, müşteri ilgili mevzuat hükümleri uyarınca karşılığı bulunmayan veya yetersiz kalan çekleri dolayısıyla bankanın ödemekle yükümlü olduğu miktarın teminatını teşkil etmek üzere her bir çek yaprağı için bankada bulunan ve çek keşide ettiği hesabı bankanın ödemekle yükümlü olduğu miktarı karşılayan bakiye kadar bankaya rehin ettiği, banka baştan bu teminatı talep etmemiş olsa dahi daha sonra müşterinin tüm çek yaprakları için bankanın ödemekle yükümlü olduğu toplam tutar kadar teminat tutarını müşteriden tatep edebileceği, bankaların çek hamillerine ödemekle yükümlü olduğu miktarın TCMB tarafından arttırılması halinde rehin konusu mevduat miktarı da bu oranda arttırılacağı, bankanın söz konusu tutarı ödemesi halinde müşteri kendisine yapılacak ilk ihbarda/ihtarda verilecek süre içerisinde anılan tutarı ve işbu ihbar tarihinden itibaren işleyecek Bankaca Merkez Bankası'na bildirilmiş olan kredi faiz oranının yıllık %50 fazlası olarak hesaplanacak oranda faiziyle birlikte Banka'ya ödeyecektir.”“Müşterilerin Yükümlülükleri” başlıklı 8/1. maddesinde, ''Çek defterinin saklanması müşter'nin sorumluluğundadır. Müşteri çek defterinin bütününü veya çek yapraklarından bir kısmını imzalı veya imzasız olarak kaybetmesi ya da rızası dışında elinden çıkması çekte sahtekarlık ve tahrifat yapılması durumunda yanlış bir ödemeye veya çekin karşılıksız yazılmasına engel olmak için adli mercilerden çekin ödenmesini ya da karşılıksız yazılmasını engelleyecek nitelikte bir karar temin ederek bankaya ibraz etmelidir.” “Sözleşmenin Feshi” başlıklı 12. maddesinde, “Banka müşterinin işbu sözleşme konusu yükümlülüklerini veya taraflar arasındaki diğer sözleşme hükümlerini yerine getirmemesi, hesaplarında kayıtlı borcun veya bankaya olan başkaca borçlarının ödenmemesi veya ödenmeyeceğinin anlaşılması, bunlarla sınırlı olmaksızın herhangi mevzuat nedenle bildirimde bulunmak sureti ile sözleşmeyi tek yanlı feshedebilecek müşteriden çek yapraklarının iadesini talep cdebilecek ve varsa borcun ferileri ile birlikte tamamen ödenmesini isteyecektir.” hükümleri yer aldığı, kredinin kullandırılması davacı bankanın ... Şubesi ile davalı ... Şti. arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi ve Çek Hesabı Açılış Sözleşmesi uyarınca, davalıya ... numaralı çek hesabi açılmış ve çek karnesi verilerek gayri nakdi keedi kullandırıldığı, davalı ... Şti. tarafından keşide edilmiş ve karşılığı bulunmayan ..., ..., ..., ...ve ... numaralı 5 adet çeke ait çek yaprağı sorumluluk bedellerinin çek hamillerine ödenmesi sebebiyle davalı ... Şu.'nin ... müşteri numarasına bağlı kredi hesabı Genel Kredi Sözleşmesi'nin VU4, maddesi ve Çek Hesabı Açılış Sözleşmesi'nin 12.maddesi uyarınca, davacı banka tarafından, 07,02.2019 tarihinde kat edilerek, Kartal ... Noterliğinin 07.02.2019 tarih ve...yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davalı asıl borçlu ... Şti. ve dava dışı - müteselsil kefili ...'e, “teslim edilen 5 adet çek karncsinden karşılıksız yazılan 4 adet çek yaprağı sebebiyle banka kaynağından çek hamillerine ödenen bankanın sorumluluk tutarı olan 6.400 TL'nin nakden ödenmesi, 5941 sayılı Çek Kanunu'na tabi 16 adet Bankaya iade edilmemiş/karşılıksız yazılmış çek yapraklarının bankaya iade edilmesi veva çek yaprağı banka sorumluluk tutarlarının şimdilik toplam 32.050 TL'nin banka nezdinde depo edilmesi, çek yaprağı banka sorumluluk tutarlarının kanunen arttırılması halinde arttırılan tutar üzerinden depo edilmesi, faizi ile birlikte ihtarım tebliğinden itibaren 24 saat içinde ödeme yapılmadığı ve depo edilmediği takdirde yasal yollara başvuracağı” ihtar edildiği, yapılan tebligatlar ve temerrüt tarihinin tespiti davalı - asıl borçlu ... Şti. ve dava dışı-müteselsil kefili ...'e çekilen Kartal ... Noterliğinin 07.02.2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnameleri muhatapların Çek Hesabı Açılış Sözleşmesi ve Genel Kredi Sözleşmesi'nde yazılı adreslerine gönderilmiş olup ... Şti.'ne gönderilen ihtarnamenin muhatap belirtilen adresten taşınmış olduğundan 11.02.2019 tarihinde iade edildiği, müteselsil kefili ...'e gönderilen ihtamamenin tevziat saatlerinde adresinin kapalı olması sebebiyle muhtarlığa tebliğ edildiği, 2 sayılı haber kağıdının 11.02.2019 tarihinde muhatabın kapısına yapıştırılarak, en yakın komşusuna haber verildiği, noterlik tebliğ şerhlerinden anlaşıldığı, Kartal ... Noterliğinin 07.02.2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesini 11.02.2019 tarihinde tebliğ almış kabul edilen davalı - asıl borçlu ... Şti. ve dava dışı - müteselsil kefiti ...'e borcunu ödemesi için 24 saat süre verildiği, verilen bir günlük ödeme süresi gözetildiğinde; davalı ... Şti.ve dava dışı ...'in 13.02.2019 tarihinde temerrüde düştükleri kanaatine varıldığı, çek hamillerine ödenen garanti bedelleri davacı bankanın, 07.02.2019 - kat tarihi itibariyle davalı ... Şti.'ne verilen çeklerle ilgili olarak 5941 sayılı çek yasası gereğince çek hamilerine ödenmiş 4 adet çekin garanti bedellerinden kaynaklanan toplam 6.400 TL anapara alacağının olduğu tespit edildiği, davacının, “kat tarihi itibariyle” çek hamillerine ödenen garanti bedellerinden kaynaklanan alacağı gayri nakdi çek kredisi davacı bankanın, 07.02.2019 kat tarihi itibariyle davalı ...Ltd. Şti.'ne verilen ve alacaklı bankaya dönmemiş karşılıksız yazılmış 16 adet çek yaprağı sebebiyle 5041 sayılı çek yasası gereğince çek hamilerine ödenmesi garanti edilen miktarlardan kaynaklanan 32.050 TL gayri nakdi alacağının depo talebinin olduğu tespit edilerek mahkemenin bilgi ve takdirlerine arz edildiği, ihtarnamenin gönderilmesine rağmen borcun ödenmemesi üzerine davacı banka vekili tarafından, davalı ... Şti. aleyhine, ...,... sayılı dosyası ile 08.03.2019 tarihinde, Tahsilde tekerrür etmemek ve Türk Borçlar Kanunu nun 100. maddesi uyarınca kısmi ödemeler öncelikle faize mahsup edilmek kaydıyla çek hamilerine ödenmiş 7 adet çek yaprağı garanti bedellerinden kaynaklanmış 12.490 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren ödeninceye kadar yıllık %4 temerrüt faizi, temerrüt faizinin %5 gider vergisi, avukatlık ücreti ve icra masraflarıyla birlikte tahsili, ilaveten sözleşme gereği alacaklı banka tarafından verilen iade edilmemiş karşılıksız yazılmış 11 adet çek yaprağı garanti tutarları toplamı 21.900 TL'nin nakdi teminat olarak depo edilmesi, talebiyle” toplam 34.451,81 için ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlu vekili ...'ne verdiği  26.03.2019 tarihli dilekçesi ile, “davalı ... Şti.\"ne, ... sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrinde belirtilen asıl alacağa işlemiş faize faiz oranıma ve tüm ferilerine ve icra dairesinin yetkisine itiraz ederek, davalı aleyhinde başlatılan takibin durdurulmasını talep etmiş olup, ... sayılı dosyası ile ilgili takibin durdurulmasına karar verdiği, ... ve ... Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü'nün, 14.01.2019 tarihli Kredi Yıllık Azami Faiz Oranları Bitdirim Formu'nda, 14.09.2018 tarihi itibariyle (TL) krediler için azami (akdi) faiz oranının yıllık %50 olarak belirlendiği görüldüğü, muacceliyet tarihi itibariyle en yüksek olan yıllık %50 akdi kredi faiz oranına, bu oranın %50 ilavesi ile temerrüt faiz oranı yıllık %75 olarak tespit edildiği, davacı ... Bankası A.Ş.'nin, ... sayılı dosyasından davalı-borçluya gönderilen icra ödeme emrinde yazılı temerrüt faizi oranı bulunmamakta olduğu, davacının çek hamillerine ödenen garanti bedellerinden kaynaklanan işbu alacağına fiilen uyguladığı akdi faiz oranı yıllık %24,24 olup, akdi faiz oranına bu oranın %50 ilavesi ilç temerrüt faiz oranı yıllık %36,36 olarak tespit edildiği, davacı uyguladığı bu oranlar ile bağlı olacak ve hesaplamalarda bu düşük oranlar dikkate alınacağı, çek hamillerine ödenen garanti bedelleri 5941 sayılı Çek Yasası gereğince çek hamilerine ödenen garanti bedellerinden kaynaklanan anapara tutarları üzerinden, 13.02.2019 temerrüt tarihinden  08.03.2019 takip tarihine kadar otan 23 günlük süre için, davacı bankanın iş bu krediye fiilen uyguladığı yıllık %24,24 akdi faiz oranından hesaplanmış 58,87 TL işlemiş faiz, 2,94 TL işlemiş faizini  %5 gider vergisi ve 12,490 TL asıl alacak olmak üzere davacı bankanın takip tarihi itibariyle davalı ... Şti.'nden, çek hamillerine ödenen çek yaprağı garanti bedellerinden kaynaklanan toplam 12.551,81 TL alacağının bulunduğu hesaplandığı, davacı bankanın 08.03.2019 -... sayılı takip tarihi itibariyle davalı ... Şti.'ne verilen alacaklı bankaya dönmemiş+karşılıksız yazılmış 11 adet çek yaprağı sebebiyle, 59041 sayılı Çek Yasası gereğince, çek hamilerine ödenmesi garanti edilen miktarlardan kaynaktanan toplam 21.900 TL gayri nakdi alacağının depo talebi olduğu tespit edildiği, davacı... Bankası A.Ş.'nin, ... sayılı 08.03.2019 takip tarihi itibariyle davalı ... Şti 'nden davalı ... Şti. adına basılan ve verilen çeklerden 5941 sayılı Çek Yasası gereğince çek hamillerine ödenmiş çek yaprağı garanti bedellerinden  kaynaklanan, 12.490 'TL asıl alacak, 58,87 TL işlemiş faiz ve 2,94 TL işlemiş faizin %5 gider vergisi olmak üzere toplam 12.551,81 TL alacağının olduğu, davacının “takip tarihi itibariyle” çek hamillerine ödenen garanti bedellerinden kaynaklanan, hesaplanan toplam alacağı 12.551,81 TL, davacı bankanın davalı ... Şti. adına basılan ve verilen, alacaklı bankaya dönmemiş  karşılıksız yazılmış 11 adet çek yaprağı için, 5941 sayılı Çek Yasası gereğince çek hamilerine ödenmesi garanti edilen miktarlar sebebiyle, toplam 21.900 TL gayri nakdi riski için, Genel Kredi Sözleşmesi ve Çek Hesabi Açılış Sözleşmesi'nin ilgili maddelerine uyarınca, depo talebinde bulunabileceği, Davacının, “takip tarihi itibariyle” gayri nakdi çek kredisinden kaynaklanan alacağı depo talebi 21.900 TL tahsilde tekerrür oluşturmamak ve T.B.K. 100. maddesi uyarınca; takip tarihinden sonra yapılabilecek kısmı tahsilatların öncelikle faiz ve borcun terilerine mahsubu sağlanmak kaydıyla, 5941 sayılı çek yasası gereğince çek hamilerine ödenmiş çek garanti bedellerinden kaynaklanan kredi borcu için 12.490 TL asıl alacağa, asıl alacağın tamamen ödendiği tarihe kadar ayrıca raporunun 9/b maddesinde detayları yazılı gayri nakit alacağın takip sırasında nakde dönüştüğü takdirde nakde dönüşme tarihinde çek hamiline bankaca ödenen tutarın nakde dönüştüğü tarihten tahsiline kadar fuygulandığı gibi) yıllık %36,36 temerrüt faiz oranı üzerinden temerrüt faizi hesaplanmak suretiyle takibin bu rakamlar üzerinden devam edeceği belirtilmiştir. Bilirkişiden alınan ek raporda özetle; Bilirkişinin görevini hukuki nitelikteki meselelerle ilgili görüş belirtmeksizin, bağımsızlığına zarar verebilecek veya böyle bir izlenim uyandırabilecek her türlü davranış ve ilişkiden uzak durmak suretiyle, iddia ve savunma kapsamında, mahkemenin verdiği görev doğrultusunda, mevcut delillerin ışığında, mesleki bilgi ve görgüleri doğrultusunda, dava konusu olayla ilgili olarak, dürüstlük kuralları çerçevesinde, bağımsız, tarafsız ve objektif bir şekilde, münhasıran genel kabul görmüş bankacılık ilkeleri ve mevzuatı ile mer’i mevzuat doğrultusunda açıklamaktan ibaret olduğu, 10.02.2021 tarihli bilirkişi raporunun bütün bu yukarıda sayılan hususlara uygun olarak tanzim edildiği ve davacının bilirkişi raporu ile ilgili beyan ve itirazlarının, 10.02.2021 tarihli raporumda açıklanan tespit ve hesaplamalar ile görüşü değiştirecek nitelikte olmadığı bildirilmiştir. Mahkememiz tarafından dosyada bulunan bilgi ve belgeler incelenmiş olup; Bankanın çekler ibraz edildiğinde imza incelemesi yapması hak ve görevinin bulunmadığı, bankanın ıslak imza olup olmadığı, çekte tahrifat yapılıp yapılmadığı, ciro silsilesinin düzgün olup olmadığını denetleyebileceği, davalının bankaya ibraz edilen çeklere ilişkin, çeklerin tarafınca imzalanmadığına ilişkin bilgilendirme yapmış olduğuna dair bir bilgi ve belgenin bulunmadığı görülmektedir. Dolayısıyla bankanın ibraz edilen çeklere ilişkin karşılıksız işlemi yapılan çek yaprak bedellerini talep edebileceği anlaşılmaktadır. Ayrıca, bankanın henüz ibraz edilmeyen çekleri iade isteyebileceği, iade edilmediği durumda çeklerin sorumluluk bedelini istemesinin yerinde olduğu  görülmektedir.Davacı... Bankası A.Ş.'nin,... sayılı 08.03.2019 takip tarihi itibariyle davalı ...Şti 'nden davalı ... Şti. adına basılan ve verilen çeklerden 5941 sayılı Çek Yasası gereğince çek hamillerine ödenmiş çek yaprağı garanti bedellerinden  kaynaklanan, 12.490 'TL asıl alacak, 58,87 TL işlemiş faiz ve 2,94 TL işlemiş faizin %5 gider vergisi olmak üzere toplam 12.551,81 TL alacağının olduğu, davacının “takip tarihi itibariyle” çek hamillerine ödenen garanti bedellerinden kaynaklanan, hesaplanan toplam alacağı 12.551,81 TL, davacı bankanın davalı ... Şti. adına basılan ve verilen, alacaklı bankaya dönmemiş  karşılıksız yazılmış 11 adet çek yaprağı için, 5941 sayılı Çek Yasası gereğince çek hamilerine ödenmesi garanti edilen miktarlar sebebiyle, toplam 21.900 TL gayri nakdi riski için, Genel Kredi Sözleşmesi ve Çek Hesabi Açılış Sözleşmesi'nin ilgili maddelerine uyarınca, depo talebinde bulunabileceği, Davacının, “takip tarihi itibariyle” gayri nakdi çek kredisinden kaynaklanan alacağı depo talebi 21.900 TL tahsilde tekerrür oluşturmamak ve T.B.K. 100. maddesi uyarınca; takip tarihinden sonra yapılabilecek kısmı tahsilatların öncelikle faiz ve borcun terilerine mahsubu sağlanmak kaydıyla, 5941 sayılı çek yasası gereğince çek hamilerine ödenmiş çek garanti bedellerinden kaynaklanan kredi borcu için 12.490 TL asıl alacağa, asıl alacağın tamamen ödendiği tarihe kadar ayrıca raporunun 9/b maddesinde detayları yazılı gayri nakit alacağın takip sırasında nakde dönüştüğü takdirde nakde dönüşme tarihinde çek hamiline bankaca ödenen tutarın nakde dönüştüğü tarihten tahsiline kadar fuygulandığı gibi) yıllık %36,36 temerrüt faiz oranı üzerinden temerrüt faizi hesaplanmak suretiyle takibin devamına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Dava itirazın iptaline ilişkin olup davacı icra inkar tazminatı da talep etmektedir. Davacı şirketin talep ettiği alacak muayyen (likid) kabul edilmiş, %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, İcra İflas Kanunu madde 67/2 uyarınca davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile,''Davanın KABULÜ İLE,İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... sayılı  icra  dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİNE,  Karşılıksız çeklere ilişkin ödenen sorumluluk bedeline dair 12.490,00 TL asıl alacak, teslim edilen çeklere ilişkin depo bedeline dair 21.900,00 TL asıl alacak, 58,57 TL işlemiş faiz, 2.94 TL gider vergisi olmak üzere toplam 34.451,81 TL üzerinden, 12.490,00 TL ye takip tarihinden itibaren yıllık işleyecek %36,36 temerrüt faizi ve bunun %5 gider vergisi ile birlikte DEVAMINA, Asıl alacağın diğer kısmına ilişkin faiz işletilmesi talebinin REDDİNE,Asıl alacak olan 34.391,00 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, \"bankacılık hizmetleri sözleşmesi\" kapsamında davacı bankada çek hesabı açtığını; şirket yetkilisinin, geçirmiş olduğu ağır sağlık nedenlerinden dolayı yaklaşık bir yıl boyunca hastanede yatmak durumunda kaldığını ve bu süreçte rızası dışında müvekkili şirket yetkilisine ait çek defterlerinin dava dışı 3. kişiler tarafından sahte imzalar atılarak piyasaya sürüldüğünü; davaya konu edilen ve davacı banka tarafından \"güvence bedelleri\" ödenen çeklerin üzerindeki imzaların müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, Konuya ilişkin olarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/10466 soruşturma numaralı dosyasından suç duyurusunda bulunduklarını, şüpheli ... ve diğer şüphelilerin suçlarını ikrar ederek müvekkili şirket yetkilisinin rızası hilafına çekleri piyasaya sürdüklerini beyan ettiklerini, müvekkili şirket yetkilisinin savcılığa şikâyette bulunmakla yetinmediğini, çek hesabı bulunan bankalara giderek durumu birinci ağızdan ifade ettiğini ve çeklerin işleme alınmaması gerektiğini ifade ettiğini; söz konusu ihbarı alan çoğu bankanın basiretli bir tacirin yapması gerekeni yaparak güvence bedelini ödemediğini; Türk Ticaret Kanunu m. 18/2 gereğince bankaların basiretli tacir gibi davranmakla yükümlü olduğunu; bu yükümlülük gereğince muhatap bankanın güvence bedelini ödemeden önce çekin zorunlu unsurlarını taşıyıp taşımadığını kontrol etmesi gerektiğini fakat davacı bankanın, tüm bunlara rağmen yükümlü olduğu incelemeyi yapmadan güvence bedelini ibraz edene ödediğini,  ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararının 5. sayfasında \"Bankanın çekler ibraz edildiğinde imza incelemesi yapması hak ve görevinin bulunmadığı, bankanın ıslak imza olup olmadığı,çekte tahrifat yapılıp yapılmadığı, ciro silsilesinin düzgün olup olmadığını denetleyebileceği...\" şeklinde bir ifade yer almakta olduğunu, doktrinde ve uygulamada; muhatap bankanın sahte imza hususundaki sorumluluğunda keşidecinin sahte imzası ile sınırlı bir sorumluluk halinin kabul edilmesi gerektiğinin, zira muhatap bankanın keşideciyi tanımak zorunluluğunun bulunmasına rağmen cirantaları tanımasının ise imkânsız olduğunun kabul görmekte olduğunu,TTK m. 812 maddesinde \"Sahte veya tahrif edilmiş bir çeki ödemiş olmasından doğan zarar muhataba ait olur...\" düzenlemesinin yer aldığını,Kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere; her türlü sahtelik halinde muhatap bankanın, sahtelik sebebiyle ortaya çıkan zararı üstlenmesinin söz konusu olacağı sonucuna ulaşıldığını, sahte veya tahrif edilmiş bir çekin ödenmesinden doğan zararların muhataba ait olduğunu, imzada sahtelik hususunda muhatap bankanın sorumluluğunun, TTK m. 812 gereğince sadece keşidecinin imzası ile sınırlı olarak kabul edilmekte olduğunu; bankanın, keşidecinin imzasındaki sahtelikten sorumluluğunun, keşidecinin imzasının bankada mevcut olmasından ve çek üzerindeki imza ile bankada mevcut olan imza arasında karşılaştırma yapabilme olanağı bulunmasından kaynaklanmakta olduğunu, sahte veya tahrif edilmiş çeklerin ödenmesinden ötürü muhatap bankanın sorumluluğu, objektif sorumluluk niteliğinde olup muhatap bankanın, sahte veya tahrif edilmiş çekteki bu hususu sahteliğin iğfal kabiliyeti dolayısıyla fark etmemiş olsa bile ödemeyi yapmış olmak sebebiyle keşideciye karşı sorumlu olacağını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2001/1590 E. 2001/3376 K. ve 19.04.2001 T. Sayılı kararında \"…TTKnın 724. Maddesinde öngörülen sorumluluk, muhatap açısından kusursuz ve yasadan doğan bir sorumluluktur.Yani, tarafların hiçbirinin kusurlu olmadığı hallerde banka sahte veya tahrif edilmiş çeki ödemenin sorumluluğundan kurtulamaz…\"şeklinde hüküm tesis edildiğini; sahte imzalar ile piyasaya sürülmüş olan çeklerin; davacı bankaya ibraz edilmesi üzerine sorumluluk tutarlarının ödenmesi, muhatap bankanın kendi kusuru ile zararı meydana getirmesi anlamına gelmekte olduğunu; işbu davaya konu çeklere ilişkin yapılan banka sorumluluk tutarı ödemelerinden kaynaklanan zararlara da muhatap bankanın bizzat katlanması gerektiğini; davacı banka tarafından objektif sorumluluk hükümleri çerçevesinde sorumlu olunan zararı müvekkiline rücu etmek istemesinin hukuka aykırı olduğunu,Davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı talepler doğrultusunda müvekkili aleyhine açtığı davada bilirkişinin eksik ve hatalı inceleme ile rapor hazırladığını; 10.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda taraflarının savunmalarına dahi yer verilmediğini ve bu yönde bir inceleme yapılmadığını; bilirkişinin, taraflı bir şekilde hazırlamış olduğu mezkûr rapora 24.02.2021 tarihli dilekçeleri ile itiraz etmeleri üzerine yerel mahkeme tarafından 18.06.2021 tarihli duruşmada \"dosyanın rapor sunan bilirkişiye tevdii ile davalı vekilinin itirazlarının değerlendirilmesinin istenilmesine, ek rapor düzenlenmesine\" şeklinde karar tesis edildiğini, bilirkişi tarafından 09.10.2021 tarihinde ek rapor düzenlenmişse de söz konusu bilirkişi ek raporunun gerçeklikten uzak ve mesnetsiz tespitler içerdiğini; 09.10.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda; “…davalının iddiaları resmî belgeyle kanıtlanmaya muhtaç olup, Çek Hesabı Açılış Sözleşmesi’nin yukarıda yazılı 8/1. maddesi hükmü gereği, davalının varsa; bu hususta bankaya teslim ettiği, belge, ihtarname, yazı vb iddialarını kanıtlayan resmî belgeleri incelemesi için dahi sunmamıştır. Bununla birlikte anılan çekler üzerindeki keşideci imzaların grafolojik bir değerlendirme yapılmadan davalı şirket yetkilisine ait olup olmadığının da bilinmesi ve bilirkişinin, salt davalının soyut iddialarına dayanarak, bir değerlendirme yapması mümkün bulunmamaktadır” şeklinde değerlendirme yapıldığını;bilirkişinin, ikame edilen davada ileri sürdükleri iddiaların soyut olup olmadığı noktasında hukuki bir değerlendirme yapma yetkisi bulunmamakta olup bu hususun tamamen mahkemenin takdir alanına giren bir konu olduğunu; bilirkişinin söz konusu değerlendirmeyi haksız bir önyargıya dayanarak eksik incelemeyle yaptığını; müvekkili şirket yetkilisinin, uzun süre hastanelerde yatmak durumunda kaldığını; çeklerin keşide edildiği zaman diliminde de Medistate Kavacık Hastanesinde yatarak tedavi görmekte olduğundan bu süreç boyunca şirket işlerinin yürütülmesinde aktif rol alamadığını, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2018/4172 E ve 2019/6164 K sayılı kararında; “…Öncelikle belirtmek gerekir ki; itirazın iptali davası, takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı olarak ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türüdür. Bu nedenle takip talebinde dayanılan borç ve borcun sebebine bağlılık esastır. İtirazın iptali davasında ispat edilecek olan, takibe ve itiraza konu alacaktır. İtirazın iptali davasında takibe konu alacak sebebi değiştirilemez…” şeklinde hüküm tesis edildiğini,  yüksek mahkeme kararında da görüldüğü üzere itirazın iptali davalarında davacının, icra takip talebinde sunduğu nedenlerle bağlı olduğunu, gerekçeli kararda “Karşılıksız çeklere ilişkin ödenen sorumluluk bedeline dair 12.490,00 TL asıl alacak, teslim edilen çeklere ilişkin depo bedeline dair 21.900,000 TL asıl alacak, 58,57 TL işlemiş faiz, 2,94 TL gider vergisi olmak üzere toplam 34.451,81 TL üzerinden, 12.490,00 TL’ye takip tarihinden itibaren yıllık işleyecek %36,36 temerrüt faizi ve bunun %5 gider vergisi ile birlikte DEVAMINA, Asıl alacağın diğer kısmına ilişkin faiz işletilmesi talebinin REDDİNE” şeklinde hüküm tesis edildiğini, işbu hükmün gerçeklerle bağdaşmadğını; davaya konu Bakırköy ... İcra Dairesi’nin ... sayılı dosyasında mübrez takip talebi incelendiğinde alacaklının talebinin; “… tahsilde tekerrür olmamak, fazlaya ilişkin her türlü talep, takip ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla, alacaklı banka tarafından, kredi sözleşmelerine bağlı olarak borçlular lehine tesis edilen ve kullandırılan kredilerden kaynaklanan ve 07.02.2019 tarihli ihtarnameye konu, varsa ihtardan sonra yapılan ödemeler düşüldükten sonra…”şeklinde olduğunu; işbu belgede çek hamillerine ödenmesi garanti edilen miktarlardan kaynaklanan alacağına (depo alacağı) yönelik talep bulunmadığını; karşı tarafın haksız olarak ikame ettiği davadaki borcun doğduğuna ilişkin iddiaları kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte; borcun doğduğu bir an kabul edilse bile, davacı alacaklı tarafça icra takibinde öne sürülmeyen bir hususa ilişkin olarak itirazın iptali davasında değerlendirme yapılmasının ve bu yönde hüküm tesis edilmesinin isabetsiz olduğunu; ayrıca depo edilmesi gereken paraya neden faiz işletildiğini de anlayamadıklarını; kabul etmemekle beraber bir an için çek bedellerinin bankaya ödenmesine hükmedilse dahi bu kısma faiz işletilmemesi gerektiğini, Yerel mahkeme tarafından verilen hükme esas olan bilirkişi raporu ve bilirkişi ek raporu tamamen taraflı, haksız ve mesnetsiz olarak düzenlendiğini ve taraflarının itirazlarının adil bir şekilde dikkate alınmadığı göz önüne alındığında, istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini,İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen nedenler ve resen gözetilecek hususlar başta olmak üzere, istinaf dilekçesi ile belirtilen gerekçeler doğrultusunda; İstinaf kanun yolu başvurularını KABULÜNE,İlk derece mahkemesin kararının kaldırılmasına ve davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına dair karar tesis edilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, genel kredi sözleşmesinden doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Dava konusu takip dosyası kapsamından; davacının davalı aleyhine;  \"tahsilde tekerrür olmamak, fazlaya ilişkin her türlü talep, takip ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla, alacaklı banka tarafından, kredi sözleşmelerine bağlı olarak borçlular lehine tesis edilen ve kullandırılan kredilerden kaynaklanan ve 07.02.2019 tarihli ihtarnameye konu, varsa ihtardan sonra yapılan ödemeler düşüldükten sonra\" açıklaması ile 12.490,00-TL asıl alacak, 21.900,00-TL asıl alacak, 58,87-TL işlemiş faiz, 2,94-TL BSMV olmak üzere toplam 34.451,81-TL alacağın, asıl alacak kısmına takip tarihinden itibaren faiz işletilmek suretiyle tahsili talebi ile ilamsız takip başlatıldığı, takipte temerrüt faiz oranı belirtilmediği,  davalının yasal sürede vaki itirazı üzerine takibin durduğu ve 34.451,81-TL değer üzerinden eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.Dosyaya mübrez 07/02/2019 tarihli kat ihtarı incelendiğinde, davalı şirkete verilen çek karnesinden beş adet karşılıksız çıkan çek için ödenen çek sorumluluk bedelinden oluşan toplam 6.400,00-TL nakdi alacağın ödenmesinin, iade edilmemiş onaltı adet çek yaprağı için toplam 32.050,00-TL'nin depo edilmesinin ihtar edildiği görülmüştür. Mahkemece genel kredi sözleşmesi, kat ihtarı ve tebliğ şerhleri, hesap özeti dosya arasına alınarak, davacı bankanın ticari defter ve kayıtları ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, raporda davacı bankanın takip tarihi itibariyle, bankaya ibraz edilip karşılıksız çıkmaları nedeniyle  sorumluluk bedelleri ödenen yedi adet çek yaprağından ötürü 12.490,00-TL nakdi alacağı, karşılıksız işlemi yapılmış, henüz iade edilmemiş, garanti bedeli ödenmemiş onbir adet çek yaprağı nedeniyle 21.900,00-TL gayrınakdi alacağı bulunduğunun, takip talebinde faiz oranının belirtilmediğinin, bankanın nakdi alacak için yıllık %24,24 oranında akdi, yıllık %36,36 oranında  temerrüt faizi talep edebileceğinin, nakdi alacak için takip öncesi işlemiş faiz tutarının 58,87-TL, gider vergisinin 2,94-TL olduğunun belirtildiği anlaşılmış, davalının itirazları üzerine alınan ek raporda kök rapordaki kanaatler tekrar edilmiş, mahkemece tahkikat bitirilerek, davacı bankanın kendisine ibraz edilen çekler üzerinde imza incelemesi yapma hak ve görevinin bulunmadığı, davalının çeklerin tarafınca imzalanmadığına ilişkin bankaya bilgilendirme yaptığını ispat edemediği, davacının ibraz edilen çeklere ilişkin karşılıksız işlemi yapılan çek yaprak bedellerini talep edebileceği gibi,henüz ibraz edilmeyen çeklerin iadesini, iade edilmediği durumda sorumluluk bedellerini isteyebileceği, davacının takip tarihi itibariyle çek hamillerine ödenmiş çek yaprağı garanti bedellerinden kaynaklanan, 12.490,00-TL asıl alacak, 58,87-TL işlemiş faiz ve 2,94 TL işlemiş faizin %5 gider vergisi olmak üzere toplam 12.551,81-TL alacağının, bankaya dönmemiş  karşılıksız yazılmış 11 adet çek yaprağı için 21.900 TL gayrinakdi  alacağının bulunduğu gerekçesi ile; davanın kabulüne, takibe vaki itirazın iptaline, 12.490,00-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %36,36 oranında temerrüt faizi işletilmesine, davalının hüküm altına alınan  34.391,00-TL asıl alacağın %20'si oranında inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiştir. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri cevap dilekçesinin tekrarı ile, dava konusu edilen çek yapraklarının bulunduğu çek karnesinin çalındığı ve davacı adına sahte keşideci imzası ile çeklerin piyasaya sürüldüğü, bu hususta İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şikayetçi olunduğu, soruşturmada şüphelilerin çekleri davacı bilgisi dışında imzalayarak piyasaya sürdüklerini ikrar ettikleri, mahkemece bu savunmalarının değerlendirilmediği, TTK'nun 812 maddesi uyarınca sahte veya tahrif edilmiş çeki ödeyen muhatabın zarardan sorumlu olduğu düzenlenmesine rağmen, mahkemece bu yönde bir değerlendirme yapılmadığı, bilirkişi raporuna karşı bu yönde yaptıkları itirazların da değerlendirilmediği, yine davacı tarafından takip talebinde gayrınakdi alacak talebinde değil doğrudan alacak talebinde bulunulmasına ve itirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı olmasına rağmen, mahkemece gayrınakdi alacak değerlendirmesi yapıldığı yönündedir. 6102 sayılı TTK'nın 812. maddesinde yer alan; \"sahte veya tahrif edilmiş bir çeki ödemiş olmasından doğan zarar muhataba ait olur; meğerki, senette düzenleyen olarak gösterilen kişiye, kendisine verilen çek defterini iyi saklamamış olması gibi bir kusurun yüklenmesi mümkün olsun\" şeklindeki düzenleme uyarınca öğreti ve yerleşik Yargıtay uygulamasında, muhatap bankanın bu maddede öngörülen sorumluluğunun kusur aranmayan bir sorumluluk olduğu, muhatap bankanın sahte çek nedeniyle ödeme yapması durumunda, kusursuzluğunu ispat etse bile bu sorumluluktan kurtulamayacağı, muhatap bankanın sahte imza nedeniyle ödeme yapmamasının kanunun bankaya yüklediği bir yükümlülük olduğu kabul edilmektedir. Bu durum da muhatap banka çekteki imzanın keşideciye ait olup olmadığını incelemek durumundadır ( Bkz. emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20/04/2021 tarihli, 2017/11-37 esas,  2021/512 karar sayılı;Yargıtay 11. Huku Dairesi'nin; 12/03/2018 tarihli, 2016/8943 esas ve 2018/1854 karar sayılı;  Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 14/10/2015 tarihli,  2015/4012 esas,  2015/10481 karar sayılı kararı).Davalı tarafından cevap dilekçesi ile sorumluluk bedelleri ödenen çeklerdeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığı, çek karnesinin çalınarak sahte imzalarla piyasaya sürüldüğü savunulmuş olup, mahkemece davalının bildirdiği soruşturma dosyasının celbedilmesi, kamu davası açılmış ise dava dosyasının celbedilmesi, anılan dosya içerisindeki  müşteki ve şüpheli ifadeleri de göz önünde tutularak, davalı keşideciye  kendisine verilen çek defterini iyi saklamamış olması gibi bir kusur yüklenip yüklenemeyeceğinin değerlendirilmesi, gerekli görülmesi halinde  dava konusu çeklerdeki imzanın keşideciye ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalı bankanın çek üzerindeki imzaların keşideciye ait olup olmadığını denetleme görevi bulunmadığı yönündeki yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır.Kabule göre de; dava konusu takip dosyası incelendiğinde, davacı bankanın nakdi veya gayrınakdi alacak ayrımı yapmaksızın toplam  34.451,81-TL alacağın tahsilini talep ettiği, takipte faiz oranı da belirtilmediği, her ne kadar mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde takip tarihinde alacağın  21.900,00-TL'lik kısmının karşılıksız işlemi görmüş ancak iade edilmemiş çeklerin sorumluluk bedellerinden doğan gayrınakdi alacak olduğu belirtilmiş ve mahkemece de bu yönde hüküm tesis edilmiş ise de, öncelikle bilirkişi raporuna ekli çek dökümünde banka tarafından bu çeklerin \"boş kullanılmamış\" çek olduklarının yazılı olduğu, raporda geçen \"karşılıksız işlemi görmüş\" ifadesinden ne anlaşılması gerektiğinin açıklatılmadığı, öte yandan itirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı davalar olduklarından ve dava konusu takipte asıl alacağın 21.900,00-TL'lik kısmının nakdi alacak mı gayrınakdi alacak mı olduğuna dair açıklık bulunmadığından, mahkemece bu hususun davacı vekiline açıklatılmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece öncelikle az yukarıda belirtildiği şekilde, nakdi ve gayrınakdi alacağa dayanak gösterilen çeklere yönelik davalının TTK'nun 812 maddesine dayandırdığı savunmasının yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi, yerinde olmadığı sonucuna ulaşılması halinde de,  dava konusu takipte asıl alacağın 21.900,00-TL'lik kısmının nakdi alacak mı gayrınakdi alacak mı olduğunun davacıya açıklattırılması, şayet bu kısmın da nakdi alacak olduğu beyan edilirse, takip ve dava tarihi itibariyle bu tutarda bir nakdi alacağın bulunmaması karşısında buna göre bir karar verilmesi, şayet gayrınakdi alacak olduğu beyan edilirse, bilirkişi raporunda gayrınakdi alacağın bu kısmının dayanağını oluşturan çeklerin henüz bankaya ibraz edilmemiş ve iade edilmemiş çekler olup olmadıkları, rapordaki \"karşılıksız işlemi görmüş\" ibaresinden ne anlaşılması gerektiği hususlarında da ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.Yine kabule göre; mahkemece asıl alacağın 21.900,00-TL'lik kısmının gayrınakdi alacak olduğu kabul edilmesine rağmen, bu tutar üzerinden de inkar tazminatına hükmedilmesi yerinde olmamış ise de, davalı yanın bu konuda açık bir istinafı bulunmadığından, bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir.Sonuç itibariyle; davalı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/05/2022 tarih ve  2019/790 Esas ve 2022/314 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/05/2025 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6b88214a5e92c2b8","SID":"87e776ecc06e5bf9"}}