{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: .....-.....<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: .....<br>KARAR NO\t: .....<br>KARAR TARİHİ\t: 18/07/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>KATİP\t: .....  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 16/04/2025<br>NUMARASI\t: ... Esas ... Karar<br>DAVACI\t: ........  <br>VEKİLİ\t: Av.....<br>DAVALI\t: HASIMSIZ  <br>ASLİ MÜDAHİLLER\t: 1-.....<br>VEKİLİ\t: Av.....<br>\t:\t 2-........  <br>VEKİLİ\t: Av.....<br>\t\t: 3-.....<br>VEKİLİ\t: Av.....<br>\t\t: 4-.....<br>VEKİLİ\t: Av......<br>\t\t: 5-.....<br>VEKİLİ\t: Av.....<br>FERİ MÜDAHİL\t: ..... <br>VEKİLİ\t: Av.....<br>KONKORDATO<br>KOMİSERİ\t: ........ <br>DAVA\t: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 18/07/2025<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 18/07/2025<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekili 29/08/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin %100 hissesinin .....'a ait olduğunu, şirketin 11/10/2021 tarihinde kurulmuş olup ticari faaliyetine devam ettiğini, müvekkilinin sıvı ya da gaz depolama tankları ile bunların transfer teçhizatlarının yapımı işi ile uğraştığını, sektöründe öncü bir şirket olup imza projeler yaptığını, hali hazırda Çumra Şeker fabrikasının pancar depolama tesisi ve Antalya havalimanının yakıt depolama tanklarının imalatı işiyle uğraştığını, müvekkili şirketin 14 asıl işveren, 44 alt işvereni olduğu, 58 personel istihdam ettiğini, müvekkilinin 2022 yılının sonuna kadar hem mali durumunun hemde işlerinin çok iyi durumda olduğunu, 2023 yılından itibaren özel sektör ve kamuda yatırımların durma noktasına gelmesi, artan maliyet giderleri, kur değerinin artması nedeniyle elinde devam eden ve sözleşmesi önceden yapılan işlerin maliyetlerinin öngörülemez şekilde artması, iş sahiplerinin müvekkili şirketin makine ve teçhizatlarına el koyması nedeniyle müvekkilinin iş yapamaz hale gelmesi, nakit akışlarının bozulması nedenleriyle müvekkilinin mali durumunun ve faaliyetinin bozulduğunu, müvekkilinin Ağustos ayı içinde 12 adet çekinin karşılıksız kalması ile icra takipleri açıldığını, müvekkili şirketin cebri icra işlemine maruz kaldığını, müvekkili şirket yetkilisi hakkında açılan çek kanununa muhalefet davası nedeniyle de müvekkili şirketin iş yapamaz hale geldiğini, müvekkili şirketin işlerini devam edebilmesi için makine ve teçhizatlarına sahip olması gerektiğini, bunlara cebri icra yoluyla el konulması ile müvekkilinin iş yapamadığını, mevcut durumda müvekkilinin iflası halinde tüm malvarlığına cebri icra yoluyla el konulabileceğini, icra yoluyla satılması halinde de düşük bedelle satılabileceğini, bu durumda alacaklıların tamamının alacaklarına ulaşamayabileceğini, müvekkilinin hazırlanan konkordato projesi kapsamında ticari faaliyetine devam etmesi halinde borçlarını ödeyebileceğini, bu durumun alacaklıların da menfaatine olacağını, 30/06/2024 verileri esas alınarak hazırlanan finansal tablolar dikkate alınarak Konkordato Ön Projesinin hazırlandığını beyanla öncelikle geçici mühlet kararı verilmesine, geçici konkordato komiseri atanmasına, müvekkil şirketin mallarının muhafazası için gerekli tedbir kararlarının alınmasına, davacı lehine tedbirlere hükmedilmesine, sonrasında geçici mühlet kararının uzatılmasına veya kesin mühlet kararı verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesinin kararı ile; \"İstinaf Mahkemesi kararında belirtilen hususun yerine getirilmesi üzerine dosya incelendiğinde;<br>Davacı şirketin, limited şirket ünvanıyla ağırlı olarak endüstriyel yakıt tankları imalatı alanında iştigal eden tek ortağı ve yetkilisi bulunan bir sermaye şirketi olduğu anlaşılmaktadır.<br>Davacının hazırladığı konkordato ön projesi, bir vade konkordatosu olup, projede herhangi bir tenzilat öngörülmemiş, borcun anaparasının 30/07/2025 tarihinden itibaren otuz altı aylık vade ile  her ay eşit taksitler halinde ödeneceği şeklinde teklifte bulunulmuştur.<br>Az önce de ifade edildiği gibi, konkordatonun tasdiki için, öncelikle borçlunun dürüst olması, gerek geçici mühlet öncesinde gerekse de geçici mühlet içerisinde iyi niyetinden şüphe duyulacak hal ve hareketlerden ve alacaklılarını zarara uğratacak eylemlerden kaçınması gerekmektedir.<br>Davacı şirket tarafından hazırlanan ve dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan 30/06/2024 tarihli rayiç değer bilançosunda 159 (verilen sipariş avansı) hesap bakiyesi sıfır (bakiyesiz) olmasına rağmen, davacı şirkete ait 30.06.2024 tarihli detay mizanda 47.901.616,14 TL verilen sipariş avansı bakiyesinin olduğu görülmüştür. Bilahare düzenlenen 30/09/2024 tarihli davacı şirkete ait detay mizanda bu kez 44.444.854,64 TL sipariş avansı bakiyesinin olduğu görülmektedir. 159 Verilen Sipariş Avansları Hesabı, mal veya hizmet alımı için verilen siparişler için önceden ödenen avansların izlendiği, avans ödemesi yapıldığında borçlandırmanın, sipariş teslim alındığında ise alacaklandırmanın yapıldığı bir hesaptır. Netice itibariyle, ticari defter kayıtlarına göre avans ödemesi yapıldığı halde henüz mal veya hizmet teslimi yapılmamış siparişlerden kaynaklı olarak  40 Milyon TL'nin üzerinde alacaklı görünülmesine rağmen, dosyaya sunulan konkordato projesine ekli rayiç değer bilançosunda davacı şirketin böyle bir alacağına ilişkin kayıt bulunmamaktadır. Durum bu şekilde olunca konkordato komiserliğince davacı şirketten izahat istenilmiştir. Davacı şirket yetkilisi tarafından düzenlenen ve konkordato komiserliğine sunulan 16/09/2024 tarihli dilekçede, ticari defterlerdeki ilgili alacak kaydının fiktif (sanal, gerçek dışı) olduğu şeklinde bir izahat yapılması ile yetinilmiştir. Böylelikle davacı şirketin mali tablolarının ve ticari defter kayıtlarının gerçeğe aykırı düzenlendiği bizzat davacı şirket yetkilisince ikrar edilmiştir. Söz konusu tutarsızlıklar ve de bunun üzerine yapılan dayanaksız izahat karşısında, davacının hazırladığı ön proje ve bu projeye ekli mali tablolara güven duyulamayacağı, bu uyumsuzluğun sonraki süreçlerde de davacının kayıt ve belgelerine şüphe ile yaklaşılması sonucunu doğuracağı, davacının, en başta bulunması gereken dürüst davranma ilkesine aykırı tutum sergilemesi sebebiyle iyiniyetinin sorgulanır hale geldiği anlaşılmıştır.<br>Öte yandan davacı şirketin 30.06.2024 tarihli ticari defterlerinde Makine ve Cihazlar hesabında  80 adet, taşıtlar hesabında 24 adet, demirbaş, özel maliyetler ve maddi olmayan duran varlıklar hesabında 64 adet olmak üzere toplam 181 adet taşınır varlığı kayıtlı olduğu ve dava dilekçesi ekinde sunulan makine mühendisi ........'ın mütalaa raporunda da 169 adet davacı şirkete ait taşınır mal varlığı olduğu tespit edildiği halde, konkordato komiserliğince yaptırılan rayiç değer çalışması kapsamında dosyaya sunulan ve makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 28/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda sadece 39 adet taşınır varlık tespit edilmiştir. Söz konusu uyumsuzluk üzerine konkordato komiserliğince davacı şirketten izahat istenilmiştir. Davacı şirket yetkilisi tarafından sunulan bila tarihli izahat dilekçesinde; vinçlerin imalatçısına verildiği ve üzerlerindeki banka rehninin kaldırılmasına müteakip resmi satış işlemlerinin yapılacağı,  tozaltı kaynak makinelerinin ........ Ltd. Şti. Ünvanlı şirkete verildiği, kaynak makinalarında rehin olmadığı, resmi satış işleminin gerçekleşmediği, 253-254-255 hesap numarasında belirtilen tesis makine, cihaz, taşıtlar ile demirbaşların tamamının komiserlikçe görevlendirilen bilirkişiye gösterildiği, ancak bilirkişi tarafından tespit edilmediği, şeklinde beyanda bulunulmuştur. Makine mühendisi bilirkişinin 28/09/2024 tarihli raporundan ve konkordato komiserinin gerek duruşma sırasındaki beyanlarından ve gerekse de raporundaki tespitlerden anlaşıldığı üzere, davacının taşınır varlıklarıyla ilgili rayiç değer tespiti Konya Bilirkişilik Bölge Kurulu listesinde ismi yer alan tek bir makine mühendisi bilirkişi eliyle davacı şirket yetkilisinin ve/veya avukatının gösterdiği yerlerde yaptırılmış olup, dosya kapsamında görevlendirilen bilirkişinin tespit ettiklerinden başka davacı şirkete ait bir taşınır varlığın bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı şirket yetkilisi tarafından bir kısım taşınırların devredildiği veya iade edildiği savunulmuş ise de devir ve teslimlere dair ikna edici bir belge dosyaya veya konkordato komiserliğine sunulmamıştır. Ayrıca devredilen varlıkların davacı şirketin aktifinden düşüldüğüne dair herhangi bir muhasebe kaydı yapılmadığı gibi davacı şirketin ticari defterlerinde mal satımına ilişkin ödeme kaydı bulunmamaktadır.<br> Netice itibariyle, söz konusu işlemlerin davacının aktifinde azalma yaratarak aktif pasif dengesizliği oluşturduğu, davacının komiser talimatlarına ve geçici mühlet kararına aykırı hareket ederek alacaklılarının zararına bir tutum izlediği, fiili duruma uymayan mali tabloların muhasebesel hata ile açıklanamayacağı, davacının izahatlarının hakkında olumlu kanaat oluşmasına yeterli gelmediği anlaşılmıştır.<br>Hal böyle olmakla, kötü niyetle baştan sakatlanmış konkordatonun tasdik edilemeyeceği ve bununla ilgili işlemlerin sürdürülemeyeceği, kesin mühlet aşamasına geçilmesinin alacaklıları daha da mağdur edeceği, böylece İİK'nun 292/1, b-c maddesinde belirtilen konkordatonun reddi sebeplerinin oluştuğu sonuç ve kanaatine varılarak; konkordato davasının reddine, geçici mühlet kararının ve mahkememizce verilen tedbir kararlarının kaldırılmasına, geçici konkordato komiserinin görevine son verilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>Davanın reddi karşısında iflas kararının da verilmesinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesinde ise ; <br>İİK'nun 292 maddesinde kesin mühlet içinde konkordato talebinin reddi ile iflasın açılması ve aynı kanunun 287/5 maddesinde aynı hükümlerin geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanabileceği hususları düzenlenmiştir.<br>İİK.nun Geçici Mühlet başlıklı 287/5.maddesi: \"291 inci ve 292 nci maddeler, geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanır.\" hükmünü içermektedir.<br>Yine Aynı Yasanın Kesin Mühlet İçinde Konkordato Talebinin Reddi ile İflâsın Açılması başlıklı 292.maddesi gereğince:<br>\"İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir:<br>a)Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa.<br>b)-Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa.<br>c)-Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa.<br>d)-Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse.<br>İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir.<br>Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder.\" hükmüne yer verilmiştir.<br>Her ne kadar Mahkememizce, hem davacı şirketin bizatihi yetkilisine hem de vekiline duruşmaya katılım sağlanması yönünde ihtarlı tebligat yapılmış ise de davacı şirket yetkilisi duruşmaya katılmaktan imtina etmiştir.<br>2004 Sayılı İİK'nun 292/1-d maddesindeki şartların oluşması halinde davacı borca batık ise iflas kararı verileceği düzenlenmiş ancak, aynı maddenin  a, b ve c maddeleri için açıkça borca batıklık şartı aranmamıştır.<br>2004 s. İİK'nin 292/1-b maddesi yönünden de kural olarak davacı şirketin borca batık olması aranmamalı ise de; iyiniyetli borçluların ya davanın kabulü ya da iflas seçeneklerinden birisi ile karşı karşıya bırakılması, mahkemeler önünde hak arama özgürlüğünü kısıtlayacağı gibi, iyiniyetli ancak projesi gerçekleşmeyebilecek borçluları cezalandırıcı bir uygulamaya dönüşebileceğinden, yasada açıkça belirtilmemesine rağmen sadece 292/1-b maddesindeki haller yönünden borca batıklık şartını aramak adalet ve hakkaniyet prensiplerinin bir gereği olacaktır.<br>2004 s. İİK'nın 292/1-a ve 292/1-c  maddesindeki hallerin varlığı halinde ise, yasada 292/1-d fıkrasında olduğu gibi açık bir düzenleme veya (292/1-b maddesinde olduğu gibi) hakkaniyet gereği olmadığından, iflas için borca batıklık şartını aramak gerekmeyecek aksine, 292/1-a ve 292/1-c maddesindeki hallerde davacının iflası için borca batıklık şartını da aramak kötüniyetli borçluları ödüllendirici bir uygulamaya dönüşebilecektir.<br>Bu nedenlerle 2004 s. İİK'nin 292/1-c maddesi gereğince davanın reddine karar verilirken, iflasa tabi borçlu yönünden borca batıklık şartı aranmadan iflas kararının da verilmesi gerekir.<br>2004 s. İİK'nin 292/1-c maddesine göre iflas kararı verilebilmesi için diğer bir gereklilik de, davacı şirkete atfedilen kötüniyetli davranışın konkordato kesin mühletinin verilmesinden sonra (geçici mühlet de kesin mühletin sonuçlarını doğuracağından dolayısıyla geçici mühletin verilmesinden sonra) gerçekleşmesidir.<br>Bu itibarla, yukarıda detayına yer verildiği üzere, davacının mali tablolarının gerçeği yansıtmaması, kötü niyetli davranışta bulunulduğuna dair delil ve emarelerin bulunması, komiser talimatlarına ve geçici mühlet kararına uyulmaması, davacının eylemlerinin alacaklılarını zarara uğratıcı nitelikte olması, davacının aktif bir ticari faaliyetinin olmaması sebebiyle alacaklıların daha fazla zarara uğramaması için mal varlığının korunması gerekmesi hususları gözetildiğinde, davacının iflasına da karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekliyle hüküm oluşturulmuştur.<br>2004 s. İİK.nin 288/1 yollamasıyla, 2004 s. İİK'nin 292/1-a, b ve c maddesi gereğince,  (Mersis No: ........ - Selçuk VD. ........ -Konya Ticaret Sicili No: ........ kayıtlı davacı ........  ŞİRKETİ'nin KONKORDATO DAVASININ REDDİNE,<br>Mahkememizin 03/09/2024 tarihli ara kararı ile verilen GEÇİCİ MÜHLETİN, kararın kesinleşmesi beklenmeksizin derhal KALDIRILMASINA,<br>Mahkememizin  03/09/2024 tarihli ara kararı ile verilen BÜTÜN İHTİYATİ TEDBİRLERİN ve KONKORDATO ŞERHLERİNİN ve ayrıca 20/03/2025 tarihli tensip tutanağı ile verilen İHTİYATİ TEDBİRE İLİŞKİN TÜM KARARLARIN, kararın kesinleşmesi beklenmeksizin derhal KALDIRILMASINA,<br>Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ........ sicil numarasında kayıtlı  (Mersis No : ........ - Selçuk VD. ........) ........  ŞİRKETİ'nin İFLASINA,  16/04/2025 günü saat 10:15 itibariyle İFLASININ AÇILMASINA,<br>İflas tasfiyesinin ADİ TASFİYE şeklinde yapılmasına, Mahkememizce konkordato komiserinin tasfiye memuru olarak görevlendirilmesine yer olmadığına,<br>İflasa ilişkin hüküm özetinin iflas müdürlüğüne derhal bildirilmesine, müzekkere, tebligat ve ilan masrafları ile geçici komiserin ücretinin ödenmesinden sonra artan gider avansının tamamının iflas müdürlüğüne gönderilmesine,<br>Konkordato davasının reddedilip, bütün ihtiyati tedbirlerin ve konkordato şerhlerinin de derhal kaldırıldığının, davacının iflasına karar verildiğinin ve konkordato komiseri ........'in görevinin son bulduğunun daha önce müzekkere yazılan ilgili yerlere müzekkereyle bildirilmesine ve ayrıca gerekli ilanların yapılmasına\" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından dosyaya kazandırılan mali veriler ile komiserlik tarafından denetlenip incelenen mali verilerin örtüştüğünü, hal böyle iken ilk derece mahkemesinin müvekkilinin fiktif kayıtlar olduğunu yazılı beyan etmesine rağmen kötüniyet nitelemesi ve sanal kayıtları nazara alınarak konkordatonun reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, Antalya şantiyesinde müvekkilinin iş yaptığı ........ Ltd. Şti. ile arasındaki ihtilafın konkordato talebinin başlıca sebebi olduğu dava dilekçesinde belirtilmekle, dosya içeriğinde de sabit olduğunu, müvekkili şirket temsilci ve personellerin şantiye sahasına girmesinin yasaklandığı ölçüde ihtilaf mevcutken, ihtilaflı şirket görevlilerin bilirkişiye sözde gösterdiği ya da göstermediği makine, techizat ve demirbaşlar hakkında yapılan usulsuz görevlendirme ile tanzim edilen raporun hükme esas alınmasının doğru olmadığını, İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere bütün Anadolu'da uygulanan bir mali müşavir, bir hukukçu ve konkordato talep edenin faaliyeti hakkında malumat sahibi bir komiser ile birlikte üçlü komiser heyetinin görevlendirilmesine karar verilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, konkordato tedbirlerine hükmedilmesine, üç kişilik komiser heyeti görevlendirilmesine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>Dava, borçlarını ödeme güçlüğü içinde olduğunu ileri süren davacının İİK'nun 285 vd. maddeleri gereğince geçici ve kesin mühlet kararı verdikten sonra ileri sürdüğü vade konkordatosunun tasdiki istemine ilişkindir. <br>HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran tarafların dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda re’sen gözetilerek yapılmıştır.<br>Konkordato bir borçlunun alacaklılarının kanunda öngörülen çoğunluğunun kabulüyle borçlarını belirli bir oranda ve/veya vadelerle ödemesini öngören, borçların yapılandırılmasını sağlayan bir cebri icra türüdür. Borçlu ile alacaklılar arasındaki bir çeşit sulh sözleşmesi niteliğinde olan konkordato, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen ve mali durumu bozulmuş olan, dürüst borçluları korumak amacıyla getirilmiş bir müessesedir. Bu durumdaki bir borçlunun iflas etmesi, faaliyetlerinin tümüyle sona ermesine ve alacaklıların alacaklarını büyük oranda tahsil edememelerine neden olur. Borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu vade verilmek veya indirim yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için konkordato talep edebilir. İçinde bulunduğu mali koşullara göre borçluya borçlarını belirli bir oran veya vadeyle ödeme imkânı verilmesi hem borçlu bakımından ve hem de alacaklılar bakımından olumlu sonuçlar doğurur. Alacaklılar arasında eşitlik esasına dayalı bir ödeme sağlanır ve borçlu iktisadi faaliyetlerine devam eder. Böylece borçlu piyasadaki varlığını sürdürürken, piyasadaki istikrar ve istihdam imkânları da korunmuş olur.<br>Konkordatonun tasdikinin şartları, talep tarihinde yürürlükte bulunan İİK'nın mülga 297 ve 298. maddesi hükümlerinde sayılmış olup, buna göre yasada açıkça belirtilmese de öncelikle borçlunun dürüst olması, daha sonra, teklif olunan meblağın borçlunun kaynakları ile orantılı olması, konkordatonun 297/1. maddesi uyarınca alacaklıların yarısı ve alacakların üçte ikisini aşan çoğunlukla kabul edilmesi, borçlunun konkordato işlemlerinin yerine getirilmesi, alacakları kabul edilmiş olan imtiyazlı alacakların tamamen ödenmesi ve mühlet sırasında komiserin onayı ile akdedilmiş borçların ifasını sağlamak için yeterli teminatı göstermesi, konkordatonun tasdikinin gerektirdiği, yargılama masrafları ve ilam harçlarının tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması gerekir.(YARGITAY 23.Hukuk Dairesi2019/3021E,2020/292 K)<br>Konkordato, belli (nitelikli) bir alacaklı çoğunluğunun muvafakat etmesi halinde borçlunun ekonomik faaliyetine devam etmesine imkan vererek mallarının cüz’i veya külli icra yoluyla paraya çevrilmesine engel olan özel bir cebri icra alternatifi teşkil etmektedir. Öyle ki, bu cebri icra aracı, konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklıları da bağlamakta ve resmi organların katılımıyla cereyan etmektedir. Konkordato vade verilmesi, tenzilat yapılması ve bu ikisinin birlikte istendiği kombine/karma konkordato şeklinde olabilir. Borçlu bu seçenekleri değerlendirirken alacaklılar arasındaki eşitliği ya da en azından denkliği sağlayacak ve onların kabul oyunu alacak uygun bir kombinasyona ulaşmaya çalışacaktır. <br>Somut dosyamızda; 29/08/2024 tarihinde istemde bulunulduğu, mahkemece 03/09/2024 tarihinde 3 ay geçici mühlet kararı verildiği,  “davacı şirketin mali tablolarının ve ticari defter kayıtlarının gerçeğe aykırı düzenlendiği bizzat davacı şirket yetkilisince ikrar edilmiştir. Söz konusu tutarsızlıklar ve de bunun üzerine yapılan dayanaksız izahat karşısında, davacının hazırladığı ön proje ve bu projeye ekli mali tablolara güven duyulamayacağı, bu uyumsuzluğun sonraki süreçlerde de davacının kayıt ve belgelerine şüphe ile yaklaşılması sonucunu doğuracağı, davacının, en başta bulunması gereken dürüst davranma ilkesine aykırı tutum sergilendiği, söz konusu işlemlerin davacının aktifinde azalma yaratarak aktif pasif dengesizliği oluşturduğu, davacının komiser talimatlarına ve geçici mühlet kararına aykırı hareket ederek alacaklılarının zararına bir tutum izlediği, fiili duruma uymayan mali tabloların muhasebesel hata ile açıklanamayacağı,” gerekçeleri  ile  İİK'nın 292/1-c maddesi hükmü uyarınca davacıya verilen konkordato geçici  mühletinin kaldırılarak, 16/04/2025 tarihinde konkordato isteminin  REDDİ  ile Şirketin İFLASINA  karar  verildiği anlaşılmıştır. Gerekçeli karar Borçlu vekiline 10/05/2025 tarihinde tebliğ edilmiş olup İİK 308/a maddesi gereğince iki haftalık süre içinde 26/05/2025 tarihinde istinaf edildiğinden istinafın süresinde olduğu anlaşılmıştır.<br>Yukarıda anılan Yasa'nın \"Kesin Mühlet İçinde Konkordato Talebinin Reddi ile İflâsın Açılması\" başlıklı 292. maddesi gereğince:<br>\"İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir:<br>a)Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa,<br>b)Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa,<br>c)Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa,<br>d)Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse,<br>İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine re'sen karar verir.<br>Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder.\" hükmü emredicidir.<br>Diğer bir anlatımla borçlunun konkordatoda DÜRÜSTLÜK koşulunun arandığı aşikardır. Aslında borçlunun alacaklılarını zarara uğratma amaçlarına yönelik hareketleri esasen kanunun amacı dikkate alındığında konkordatonun başarıya ulaşmasını engelleyecektir. İİK m. 292. madde gereğince konkordato mühleti içerisinde maddede öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde mühlet kararı kaldırılarak iflasa tabi borçlunun iflasına karar verilecektir. Yani İİK’nın 292. Maddesi1,b,c bendi uyarınca, iflas kararı verilebilmesi için şirketin borca batıklık şartının aranmasına gerek yoktur. Konkordatonun tasdik edilmemesi ile birlikte derhal borçlunun iflasına karar verecek ve bu karar ile birlikte iflasa bağlanan sonuçlar ortaya çıkacaktır. (AYNI YÖNDE BAKINIZ YARGITAY 23 HK  DAİRESİNİN 2019/2690 ESAS, 2021/117 KARAR SAYILI İLAMI)<br>Yine İİK 292/ son fıkrası “Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder.” Hükmü gereğince ve KALDIRMA KARARIMIZ gereği olarak  konkordato talep eden borçlu şirkete çıkarılan tebliğata rağmen duruşmaya katılmamıştır.<br>Bu açıklamalara ve dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesindeki hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine göre, HMK.'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca itirazın esastan reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı tarafından yatırılan harçlar yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde  bırakılmasına,<br>4-İstinaf yargılaması aşamasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dair dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde,  İİK m. 308/a gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA İÇİNDE , kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİ ile karar verildi. 18/07/2025<br><br>\t\t\t\t<br>.....<br>Başkan<br>...<br> e-imzalı<br>.....<br>Üye<br>...<br> e-imzalı <br>.....<br>Üye<br>...<br>  e-imzalı<br>.....<br>Katip<br>...<br>  e-imzalı<br><br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"77d18e753e777f6d","SID":"49b1175bc81de3e3"}}