{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2021/2697 <br>KARAR NO: 2025/782<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/07/2021<br>NUMARASI: 2019/897 Esas, 2021/657 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 08/07/2025 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan  davada itirazın iptali talebine ilişkin olup; mahkemece   davanın reddine  dair verilen karara davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili, davacı takip alacaklısı müvekkili ile davalı takip borçlusu şirket arasındaki ticari ilişkiye binaen düzenlenen fatura bedellerinin ödenmemiş olması sebebiyle, müvekkilinin alacağının temini için Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasından borçlu hakkında cari alacağa istinaden ilamsız icra takibine geçildiğini, davalı borçlunun, davacı alacaklı müvekkilleri şirkete herhangi bir borcunun olmadığını iddia ederek borca itiraz ettiği ve takibi durdurduğunu, davacı şirketin, davalı tarafa taraflar arasında akdedilen \"... İzolasyon İŞleri Sözleşmesi\" uyarınca izolasyon malzemeleri sattığını ve izolasyon işi yaptığını ancak davalı tarafın işbu fatura bedellerini hiçbir şekilde müvekkilleri ödemediğini, müvekkillerinin davalı taraftan toplamda 83.996,79-TL fatura alacağı bulunduğunu, müvekkilleri ile davalı tarafın cari hesap ilişkisine bakıldığında davalı tarafın toplamda 83.996,79-TL borcunu ödemediğinin görüleceğini, müvekkilinin iş yapıp ücrete hak kazandığı davalı imzalı 31/12/2017 tarihli hak ediş raporu ile sabit olduğunu belirterek ;  haksız ve dayanaksız itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini  talep etmiştir. Davalı vekili , dava dilekçesinde iddia edilen alacak tutarı sadece tek bir projeden ve tek bir sözleşmeden kaynaklanan hak ediş bedeli ile ilgili bir tutar olmadığını, davacı ile müvekkilleri arasında üc ayrı proje için ekte delileri arasında sunmuş oldukları 01/02/2013, 12/04/2016 ve 21/07/2016 tarihli üc yarı sözleşme imzalandığını, söz konusu sözleşmeler uyarınca davacı, müvekkillerinin müteahhidi olduğu ... Mah. ... Cad. No:... K.Çekmece/İstanbul aderisnde inşa edilen \"...\" projesinde, İstanbul İli, Küçükçekmece İlçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... parselde inşa edilen \"...\" projesindeve İstanbul İli, K.Çekmece İlçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... paselde inşa edilen\" Küçükçekmece Belediyesi Ek Hizmet Binası ve Sağlık Tesisi İnşaatı\" projesinde izolasyon işleri yaptığını, bunun yanında davacı, yazılı bir sözleşme olmaksızın iki münferit iş daha yaptığını, söz konusu sözleşmeler ve münferit işler uyarınca yapılan imalatlara karşılık davacı müvekkillerine muhtelif faturalar kestiğini ve müvekkillerinden ödemeler aldığını, davacı ile müvekkillerinin ticari ilişkisinin başladığı 2012 yılından itibaren yapılan bütün işler için davacının kesmiş olduğu tüm faturaların toplamı 1.134.433,31-TL olduğunu, müvekkilleri tarafından davacıya ve davacı adına SGK'ya yapılan ödemelerin toplamı 1.051.638,88-TL olduğunu, faturalar ve ödemeler arasındaki farkın 82.794,43-TL olduğunu, 12/04/2016 ve 21/07/2016 tarihli sözleşmelerin 18. maddelerinde her hak ediş bedelinden %10 tutarında nakit teminat kesintisi yapılacağı yazılı olduğunu, davacı tarafın iddia ettiği ve esasında 83.996,79-TL değil 82.794,43-TL olan tutarın, bahsi geçen sözleşmeler uyarınca davacının hak edişlerinden kesilmiş olan teminat tutarı olduğunu, dava dilekçesinde iddia edilen alacağın gerçek mahiyetini bu şekilde ortaya koyduktan sonra sözleşmelere göre teminatın iadesi koşulları oluşmadığı gibi, davacının müvekkiline geç teslimden kaynaklanan cezai şart ve ayıplı imalattan kaynaklanan tazminat borçlarının olduğunu, bu borçların teminattan tahsilinden sonra müvekkilinin halen davacıdan alacaklı durumda olacağının görüleceğini belirterek ; davanın reddine, İİK 68. Madde uyarınca %20'den aşağı olmamak üzere belirlenecek tazminatın davacıdan alınarak müvekkillerine verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece , eser sözleşmesinden kaynaklı, yapılan iş bedelinin kalan kısmının tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, taraflar arasında davalının üstlendiği inşaat projelerinde izolasyon işlerinin yapımı konusunda sözleşme bulunduğu, söz konusu işlerin davacı tarafından yapılarak davalıya teslim edildiği hususlarında uyuşmazlık bulunmadığı; taraflar arasındaki uyuşmazlığın  davacının söz konusu işlerin bir kısmının tesliminde gecikme söz konusu olup olmadığı, davalının bu gecikme nedeniyle sözleşmelerde öngörülen cezai şartı talep edip edemeyeceği, cezai şart talebinin süresi içerisinde yapılıp yapılmadığı, davacı tarafça yapılan işlerin  gizli- açık ayıplı olup olmadığı, ayıp söz konusu ise davalının muayene ve ihbar yükümlülüğünü süresinde ve usulüne uygun yerine getirip getirmediği, davacının hakedişler kapsamında düzenlediği fatura bedellerinden davalının %10 oranında kesinti yaparak teminat ayırmasının yerinde olup olmadığı, şartları varsa bu teminattan yukarıda belirtilen cezai şart ve ayıplı iş nedeniyle zarar miktarının düşülmesi halinde davacının alacağının kalıp kalmadığı hususlarında olduğu, Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularında, tarafların ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde SMMM bilirkişi tarafından, ayıplı olduğu iddia edilen işler nedeniyle  Hakediş Uzmanı, Hukukçu ve su sızdırması izolasyonu alanında uzman bilirkişilerden oluşan heyetten rapor alınmasına karar verilmiş olup, alınan bilirkişi heyeti kök raporunda özetle; davalı yanın incelenen ticari defterlerinde; davacının kesmiş olduğu tüm faturaların toplamı 1.134.433,31-TL olup, bu faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından davacıya ve davacı adına SGK'ya yapılan ödemelerin toplamının 1.051.638,88-TL olup, davalı tarafın takip tarihi itibariyle davacı yana 82.794,43-TL cari hesap bakiye borçlu olduğunun tespit edildiği, davalının düzenlenen hak edişlere herhangi bir itirazda bulunmaması, faturalar süresi içinde itiraz etmeyerek ticari defterlerine işlemesi hususları da dikkate alındığında, davalının ticari defterlerinde yer aldığı şekliyle davacıya 82.794,43-TL borçlu olduğunun kabul edilmesi gerektiği, icra inkar tazminatı talep etme şartlarının da oluştuğu, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde, davalının geç teslim nedeniyle 54.334,93-TL ve ayıplı ifa nedeniyle de 101.687,00-TL alacaklı hale geleceği, bu alacaklar dikkate alındığında davacının talep edilebilecek bir alacağının kalmayacağı kanaatine varıldığı , alınan bilirkişi heyeti ek raporunda, Her ne kadar tarafların ticari defterlerinin bir birini teyit etmiş olması ve davacının düzenlediği faturaların davalı tarafından süresinde itiraz edilmeyerek ticari defterlere işlenmesi nedeniyle ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı yönünde kök raporda tespitte bulunulmuş ise de tespit edilen ayıpların sonradan ortaya çıkan gizli ayıplar oldukları, ayıp ihbarının süresinde yapıldığı, bu bakımdan aksi yöndeki kök raporda yer alan görüşten heyetçe rücu edildiği, ayıplı ifa nedeniyle davalının 101.687,00-TL tazminat talep edebileceği, davacın ifa yükümlülüğünü zamanında yerine getirmediği, geç teslim nedeniyle de davacının davalıya 54.334,93-TL cezai şart tazminatın ödemesi gerektiği, davalının hesaplanan bu alacaklarından davacının 82.794,43-TL tutarlı teminat alacağı mahsup edildiğinde davalının davacıdan 73.227,50-TL alacağının hesaplanabileceği bildirildiği, Tarafların 2013, 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019, 2020 ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı , taraflar   arasında yapılan  \"... İzolasyon İŞleri Sözleşmesi\" uyarınca davacı tarafça davalıya bir takım inşaat işleri yapmayı üstlendiği dosyada hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre sözleşme kapsamında davacının kesmiş olduğu tüm faturaların toplamı 1.134.433,31-TL olduğu, bu faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından davacıya ve davacı adına SGK'ya yapılan ödemelerin toplamının 1.051.638,88-TL olup, davalı tarafın takip tarihi itibariyle davacı yana 82.794,43-TL cari hesap bakiye borçlu olduğu tespit edildiği ,  ancak davalının dosyada alına dinlenen tanık ...'nun duruşmada alınan  beyanında  ''..... tespitler yapıldıktan sonra sözlü olarak ve telefonla firma çalışanlarına genelde şantiye şefi ... Bey'e veya firma sahibi ... Bey'e sözlü olarak ve resimler de çekilip gösterilerek durumun anlatıldığını, kendi tespitlerini yaptıkça arayıp bilgi verdiğini, davalı tarafın, su sızmalarını gidermek için bazı çalışmalar yaptığını, fakat bazı noktalarda su sızmasının devam ettiğini, hala daha devam ediyor diye bildiğini beyan ettiği , davacı vekilinin talebi üzerine sorulan soruya tanık; betonarme imalatından sonra izolasyon çalışması ondan sonra da peyzaj çalışması yapıldığını, bunların birbirleriyle bağlantılı olduğunu, peyzajı yapanların kusuru nedeniyle de sızma olmuş olabileceğini, fakat bunun tespitinin yapılıp tamiratının yapılması da yine davacının verdiği garanti kapsamında olduğunu, peyzajla ilgili  bir sıkıntı olduğunda da bunu davacı tarafa gelip kapatıp ilgilenmeleri için bilgi verdiği'' şekilindeki beyanı , tanık  ...'ın  duruşmada alınan beyanında....'' kesin hakediş dönemine yakın bir dönemde  ve öncesinde bu izolasyon ayıplarının giderilmesi konusunda  genellikle davacı şirket şantiye şefi ... Bey'le mailleştiğini, telefonda görüştüğünü, ayrıca kendisiyle görüşemediği dönemlerde de şirket sahibi ... Bey'le görüştüğünü, ayıpların giderilmesi için şirket çalışanlarının neden gelmediklerini, neden geciktiklerini sormak üzere görüştüğünü, yaklaşık 15-20 defa görüştüğünü, ayrıca ... projesinde de projenin bitmesinden sonra gelen şikayetler üzerine izolasyon nedeniyle sızdırma olduğunu tespit ettiklerini ve davacıya bildirimde bulunduklarını, davacının da bir kısım müdahalelerde bulunduğunu fakat ayıpların giderilemediğini'' şekilindeki beyanı ve  davalı tarafından sunulan Cd  içeriğinde davacının yapmış olduğu imalatlarda ayıpların olduğu ayıpların gizli ayıp olduğu ve  bu ayıplar nedeni ile davacı şirket yetkilileri ile görüşüldüğü davalı tarafça davacı tarafa ayıp ihbarının süresinde yapıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki 12/04/2016 tarihli sözleşmenin 19.3 maddesi ve 19.4 maddeleri uyarınca  yüklenici işin bittiğinde ve kabule hazır olduğunda şirkete yazılı olarak  bildirmesi gerektiği işin bu bildirim üzerine işin kabulü için çalışmalara başlanacağına yapılan işin bir tutanakla geçici olarak teslim ve sonrasında işin geçici bir tutanak ile teslim alacağının yazılı olduğu davacı tarafından bu maddelerde bildirildiği şekilde  bildirim yaptığına dair bir delil dosyaya sunmamış olup davalı tarafın cezai şart alacağını davacıdan talep edebileceği anlaşılmış olup  ayrıca taraflar arasında imzalan 12/04/2016 ve 21/07/2016 tarihli sözleşmelerin 18.4 maddesine göre de  davacının yaptığı imalatlarda eksik ve ayıplar bulunduğu tespit edildiğinden davacının sözleşmede ki yükümlülüklerini yerine getirmediği kesin kabuller yapılmadığından kesin kabul şartının gerçekleşmediği  anlaşılmıştır TBK 475 maddesi dikkate alındığında ayıp ve eksik işlerin bedelinin 101.68736 olduğu   ayıplı ifa nedeniyle davalının davacıdan  101.687,00-TL tazminat talep edebileceği, davacın ifa yükümlülüğünü zamanında yerine getirmediği, geç teslim nedeniyle de davacının davalıya 54.334,93-TL cezai şart tazminatın ödemesi gerektiği, davalının hesaplanan bu alacaklarından davacının 82.794,43-TL tutarlı teminat alacağı mahsup edildiğinde davalının davacıdan 73.227,50-TL alacaklı olduğu anlaşılmakla davalının itirazında haklı olduğu  davacının davalıdan alacak iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmakla davanın reddine, kötü niyet tazminatına hükmedilmesi için takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşılması gerektiği, dava konusu olayda takibin haksız olduğu anlaşılmakla birlikte davacı tarafından kötü niyetli olarak başlatıldığı iddiasının ispat edilemediği, bu haliyle kötü niyet tazminat talebi şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle  kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerektiği belirtilerek , davanın reddine , davalı tarafın kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinafında , davalının delil olarak dayanmadığı E posta içerikli  cd'ye dayanarak karar verildiğini , yasal süresinden sonra sunulan delile muvafakatlarının olmadığını , 09.12.2020 tarihli rapor ile davalarının tekemmül ettiğini , müvekkilinin alacağının tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu , defter kayıtlarının bağlayıcı olduğunu mahkemenin göz ardı ettiğini , yasal süresi içerisinde yapılmış bir ayıp ihbarının bulunmadığını , tanıkların ayıp ihbarına dair beyanı olmadığını  ,13.07.2018 teslim tarihi itibariyle ayıp ihbarı olmadığını , 1 yıl sonra yapılan ayıp ihbarının ehemmiyetinin olmadığını , takas mahsup yapılmasının yanılgı olduğunu , ayıbın niteliği ve süresinde ihbarına yönelik dosyada delil bulunmadığını belirterek yerel mahkemenin kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunun 470. Madde ve devamında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanana itirazın iptali davası olup , davacı yüklenici , davalı iş sahibidir. Davacı vekili dava dilekçesinde , taraflar arasında ... İzolasyon İŞleri Sözleşmesi olduğunu . Müvekkilinin izolasyon malzemesi sattığını ve izolasyon işi yaptığını , davacının işi yaptığını , davalının 83.999,79 TL. Borcunu ödemediğini , davacının alacağının 31.12.2017 tarihli hak edişten sabit olduğunu belirterek , davalının itirazının iptalini talep etmiştir. Davalı vekili , taraflar arasında tek bir sözleşme olmadığını , 01.12.2013, 12.04.2016 ve 21.07.2016 tarihli 3 ayrı sözleşme olduğunu ayrıca davacının sözleşmesiz iki ayrı iş daha yaptığını , bütün bu işler için davacının 1.134.433,31 TL. tutarında fatura kestiğini , müvekkilinin ise 1.051.638,88 TL. ödediğini , aradaki farkın82.794,43 TL. olduğunu ,12.4.2016 tarih ve 21.7.2016 tarihli sözleşmelerde hak edişlerden %10 nakit teminat kesileceğinin düzenlendiğini , 12.04.2016 tarihli sözleşmedeki işi 103 gün geç teslim ettiğini , cezai şart tutarının 54.334,93 TL. olduğunu ,21.7.29016 tarihli sözleşmedeki işin belediyece kesin kabulünün halen yapılmadığını , ayıp sebebiyle müvekkilinin 100.450,00 TL. zararı bulunduğunu , teminat iadesi koşullarının oluşmadığını ve cezai şart ve ayıplı imalattan kaynaklı alacaklı olduklarını , bu alacaklarını teminattan tahsil ettiklerini , müvekkilinin halen alacaklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.Yerel mahkemece ,  Taraflar arasındaki 12/04/2016 tarihli sözleşmenin 19.3 maddesi ve 19.4 maddeleri uyarınca  yüklenici işin bittiğinde ve kabule hazır olduğunda şirkete yazılı olarak  bildirmesi gerektiği işin bu bildirim üzerine işin kabulü için çalışmalara başlanacağına yapılan işin bir tutanakla geçici olarak teslim ve sonrasında işin geçici bir tutanak ile teslim alacağının yazılı olduğu davacı tarafından bu maddelerde bildirildiği şekilde  bildirim yaptığına dair bir delil dosyaya sunmamış olup davalı tarafın cezai şart alacağını davacıdan talep edebileceği anlaşılmış olup  ayrıca taraflar arasında imzalan 12/04/2016 ve 21/07/2016 tarihli sözleşmelerin 18.4 maddesine göre de  davacının yaptığı imalatlarda eksik ve ayıplar bulunduğu tespit edildiğinden davacının sözleşmede ki yükümlülüklerini yerine getirmediği kesin kabuller yapılmadığından kesin kabul şartının gerçekleşmediği  anlaşılmıştır TBK 475 maddesi dikkate alındığında   ayıp ve eksik işlerin bedelinin 101.68736 olduğu ayıplı ifa nedeniyle davalının davacıdan  101.687,00-TL tazminat talep edebileceği, davacın ifa yükümlülüğünü zamanında yerine getirmediği, geç teslim nedeniyle de davacının davalıya 54.334,93-TL cezai şart tazminatın ödemesi gerektiği, davalının hesaplanan bu alacaklarından davacının 82.794,43-TL tutarlı teminat alacağı mahsup edildiğinde davalının davacıdan 73.227,50-TL alacaklı olduğu anlaşılmakla davalının itirazında haklı olduğu  davacının davalıdan alacak iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermiştir. Taraflar arasında 12.4.2016 tarihli izolasyon işine dair anahtar teslim bir sözleşme vardır. Sözleşmeye göre bedel . Sözleşmenin ek-1'inde gösterilen birim fiyatlara göre tespit edileceği , yer tesliminden itibaren 240 günde işin bitirileceği , sözleşmenin zamanında yerine getirilmemesi halinde gecikilen her gün için sözleşme bedelinin %0 1 oranında cezai şart ödeneceği  düzenlenmiştir.Taraflar arasında 03.09.2013 tarihli izolasyon sözleşmesi olduğu ayrıca 21.07.2016 tarihli sözleşme olduğu görülmüştür. 21.7.2016 tarihli sözleşmede , sağlık tesislerinin izolasyon işlerinin yapılacağı ,  işin anahtar teslim olduğu , yer tesliminden itibaren 150 günde bitirileceği , tutarın ek-1 deki birim fiyatlarına göre belirleneceği , 18.1 maddesi gereğince iş sahibi her hak edişten %10 nakdi teminat keseceği ,sözleşme ile 60.000,00 TL. lik teminat bonosu verileceği ,   bononun ödenmemesi halinde iş sahibinin zararını nakdi teminattan karşılayacağı , kesin kabulün akabinde 90 gün içinde yükleniciye iade edileceği düzenlenmiştir.Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/399 Değişik İş sayılı dosyasında alınan 27.09.2019 sayılı tespit raporunda , ... No:... de yapılan imalatların ayıplı olduğu ve sorunların giderilmesi için yeni baştan su yalıtım izolasyonu yapılması gerektiği tespit edilmiştir.Davalı Bakırköy ... Noterliğinin 09.10.2019 tarih ve ... yevmiyeli ihtarı ile 21.07.2016 tarihli işteki  eksik ayıplı işleri ve 12.4.2016 tarihli sözleşmedeki işi 103 gün geç teslim ettiği için  cezai şart alacağını davacıya  bildirdiği anlaşılmıştır.Davacı taraf Bakırköy ... Noterliğinin 25 Ekim 2019 tarihli ihtarı ile teminatı isteyip ,cezai şart faturasını iade etiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamında alınan ve karara dayanak 23.3.2021 tarihili ek rapor  incelendiğinde ayıpların gizli ayıp olduğunun tespit edildiği , 21.7.2016 tarihli sözleşmede ayıp süresinin kesin kabulden itibaren 24 ay olduğu , aynı hükmün 12.4.2016 tarihli sözleşme de olduğu anlaşılmıştır. Kesin kabulden sonraki 2 yıl içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarda  davalının ihbar etmesine gerek olmaksızın davacı yüklenicinin sorumluluğu devam eder.  Eldeki davada bu sebeple davacı yüklenici ,   delil tespiti raporu ve  ek rapor ile tespit edilmiş olan 101.687,36 TL. ayıp onarım bedelinden davacı yüklenici sorumludur. Kaldı ki dosya kapsamındaki davacının ihtarı ve diğer delillerle ayıp ihbarının yapıldığı anlaşılmaktadır.Davacının 12.4.2016 tarihli sözleşmenin  19 maddesine göre yüklenici işin bittiğini ve kabule hazır olduğunu , şirkete yazılı olarak bildirmek zorunda olduğu , bildirim üzerine kabul çalışmalarına başlanacağı , geçici olarak teslim alındıktan sonra 90 gün içinde ayıp ve eksiklik kontrolü yapılacağı , kesin teminatın garanti süresi sonunda iade edileceği , davacı tarafından bu maddeyegöre bildirim yapılmadığı , bu sebeple davalının gecikme cezasını talep edebilir.Yerel mahkeme itirazın iptali davasında davalı iş sahibini alacak iddiası olarak ileri sürdüğü ayıp sebeiyle tazmin talebi ile geç teslim sebebiyle ifaya eklenen cezai şartı davada dikkate alarak , davacının alacağından mahsup edebilir. Yerel mahkemenin yaptığı bu mahsupta yasaya ve usule aykırı bir durum yoktur. Belirttiğimiz sebeplerle yerel mahkeme kararı dosya kapsamına , hukuka ve usule aykırı olmadığından , davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1 - BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 01/07/2021 tarih ve 2019/897 Esas, 2021/657 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2 -  Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3 - Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 08/07/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"07e81283ab7f2fef","SID":"17d3fda55d8e8794"}}