{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1083 <br>KARAR NO: 2025/1098<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/04/2025<br>NUMARASI: 2025/277 Esas <br>DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının İptali <br>Taraflar arasında görülen genel kurul kararının iptali ve kayyım atanması talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle yönetim ve denetim kayyımı atanmasına yönelik ihtiyati tedbir taleplerinin bu aşamada ayrı ayrı reddine dair verilen 02.04.2025 tarihli ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin kötü yönetildiğini ve faaliyetlerini gereği gibi yerine getiremediğini, yöneticinin özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle tedbiren yönetim kayyımı veya denetim kayyımı atanması gerektiğini, aksi halde yargılama süresince şirketin ve davacının zararının artacağını, zira TMK'nın 426/2 ve 3.maddelerine göre yasal temsilci ile şirketin ve diğer ortağının menfaatlerinin çeliştiğini, şirket içi menfaat çatışmaların artarak hakim ortak ve aynı zamanda münferit yetkili müdürün kendi menfaatlerini şirket menfaatinin önünde tutma ihtimali bulunduğunu, bu hallerde şirketin menfaatini koruyucu bir tedbir olarak mahkemece şirketi temsil etmek üzere bir temsil kayyımı atanabileceğini ileri sürerek, ihtiyati tedbir talebinin  kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince 02.04.2025 tarihli ara kararda özetle; \"...Talep, tedbiren şirkete kayyım atanmasına ilişkindir. Kayyım TMK 426 vd maddelerde, yönetim kayyımlığı ise 427. maddede düzenlenmiştir. Yasada, hangi hallerde yönetim kayyımı atanacağına yer verilmiş, TMK 427/4. fıkrada ise, bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimin başka yollardan sağlanamaması durumu yönetim kayyımı atanacak haller arasında sayılmıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun dördüncü kısım birinci bölümde 329 vd maddelerde Anonim Şirket düzenlenmiştir. Kayyım ise, TMK 426 vd maddelerde, yönetim kayyımlığı ise 427. maddede düzenlenmiştir. Yasada, hangi hallerde yönetim kayyımı atanacağına yer verilmiş, TMK 427/4. fıkrada ise, bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimin başka yollardan  sağlanamaması durumu yönetim kayyımı atanacak haller arasında sayılmıştır.TMK'nun 427/4) Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa, şeklinde düzenlenmiştir. Madde içeriklerinden anlaşılacağı üzere anonim ve limited şirketlerde yönetim kayyımı atanmasının temel dayanak maddesi TMK 427/4. maddesidir. Zira şirketin bir tüzel kişi olarak ticari hayatının devamı ve gerekli idari ve yönetimsel işlemlerin icra edilmesi şirketin organları vasıtasıyla mümkün olmakta, bu organların görev yapamaz hale gelmesi halinde ise TK 427/4 maddesi uyarınca yönetim ve temsil kayyımı atanması yoluna gidilmelidir.Davacı tarafın şirkete tedbiren yönetim ve denetim kayyımı atanması talep edilmiş ise de;  şirkete tedbiren kayyım atanması talebinin ileri sürülüş şekli, mevcut bu talebin dayandığı vakıalarla delillerin somutlaştırılma şekli, yukarıda açıklanan TMK 426. maddesinde de anlaşıldığı üzere, organ boşluğu bulunmadığı dikkate alınarak yönetim ve denetim kayyımlığı gerektiren haller oluşmadığı gibi yaklaşık ispat kuralının da gerçekleşmediği gözetilerek yönetim ve denetim kayyım ataması talebinin...\"gerekçesiyle, davalı şirkete yönetim ve denetim kayyımı atanması taleplerinin bu aşamada ayrı ayrı reddine, karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı şirketin 27.12.2024 tarihli genel kurulunda alınan 1,2,3,4.6 ve 4.7 nolu kararların iptali ile ilgi açılan davada mahkemece, talep edilen tedbiren kayyım atanması talebinin haksız şekilde reddedildiğini, oysa şirketin defterlerinin gerçeğe aykırı şekilde tutulduğunu, şirketin mali ve idari kayıtlarının tek taraflı ve denetime kapalı şekilde oluşturulduğunu, banka hesapları arasında ciddi tutarsızlıklar bulunduğunu, tahsilatların kayıtlara işlenmediğini, 2019 yılına ait mizanında kapanan hesapların dahi 2024 yılı mizanında açık olarak göründüğünü, mizana göre şirketin hiç bir faturasının tahsil edilmemiş göründüğünü, yönetici ortağını, müşterilerce elden yapılan ödemeleri banka üzerinden şirkete borç verir gibi gönderdiğini, müvekkili aleyhine gerçek dışı borçlarla takipler başlatıldığını, şirketin esasında yapmadığı bir satışa ilişkin bedelin müvekkilinden istendiğini, diğer ortak ...'ın bir kısım şahsi harcamalarının şirket üzerinden yapıldığını, bu kişinin görevini kötüye kullanarak hileli işlemler yaptığını, TMK'nın 426.maddesinde belirlenen şartların oluştuğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, tedbir talebinin reddine dair ara kararın kaldırılmasına ve şirkete yönetim ve temsil kayyımı atanmasına karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava,davalı şirketin 27.12.2024 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptali ile şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanması istemlerine ilişkindir.  İstinaf başvurusu ise şirkete tedbiren yönetim veya denetim kayyımı atanması talibinin reddine dair verilen 02.04.2025  tarihli ara karara  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında  yönetim ve denetim kayyımı atanması taleplerinin bu aşamada ayrı ayrı reddine dair 02.04.2025 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesince genel kurul kararlarına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin 30.04.2024 tarihli ara karar ile incelenerek reddedildiği, istinaf konusu kararın ise şirkete tedbiren kayyım atanması istemine ilişkin olduğu belirlenmiştir. HMK'nın 389.maddesi \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir.\" hükmünü, aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise \"Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır\" düzenlemesini içermektedir.Davacı vekili, şirketin yönetici müdür tarafından kötü yönetildiğini, şirket kaynaklarının yöneticiye aktarıldığını, şirketin harici tahsilatlarının yönetici tarafından borç verilmiş gibi muhasebeleştirildiğini, davacı aleyhine fiktif kayıtlarla borç oluşturulduğu, ortaklar arasındaki geçimsizlik nedeniyle TMK'nın 426. maddesine göre şirket yöneticisi ile menfaat çatışması oluştuğunu  belirterek,  öncelikle yönetim kayyımı olmadığı takdirde denetim kayyımı atanmasını talep etmiştir. İhtiyati tedbir için yaklaşık ispat gerçekleşmediği gibi, TTK uyarınca, sermaye şirketlerinin yönetimlerinin yetkili organları eliyle yapılması esas olup, şirketlerin yönetimini doğrudan müdahale edilmesi istisnai hâllerde kabul edilmektedir. Somut olayda kayyım atanmadığı takdirde telafisi imkânsız zararların doğacağına dair yaklaşık ispat mevcut değildir. Diğer yandan davacının dayandığı TMK'nın 427/4. maddesine göre de şirketin organsız olduğunun bu aşamada yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanmadığı anlaşılmıştır. Şirket yönetimine TMK'nın 426/2 ve 3.maddeleri kapsamında temsilci veya denetim kayyımı atanması gerektiği de yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanmamıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair  aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın,  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 19.06.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2269dd0d01b5ecc3","SID":"27dcc3ede4bb208b"}}