{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R <br>ESAS NO:2022/1922 <br>KARAR NO:2025/1064<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:26/05/2022<br>NUMARASI:2017/902 Esas - 2022/464 Karar<br>DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ:20/06/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 14.09.2016 tarihinde Tokat Zile istikametinden Alaca istikametine seyir halinde olan sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile müvekkili sürücü ...'in sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracına çarpması sonucu yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, trafik kazası tespit tutanağında kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü müvekkili ...'in tali yollardan ana yola çıkan sürücülerin ana yoldan geçen araçlara ilk geçiş hakkını vermesi gerektiği kuralını ihlal ettiğinden asli,  diğer... plaka sayılı araç sürücüsü ...'in kavşaklara yaklaşırken aracın hızını azaltmamak kuralını ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğunun tutanağa geçirildiğini, kolluk tarafından tutulmuş bu tutanağın gerçeği yansıtmadığını, kazada müvekkilinin eşi ve çocuklarının ağır derecede yaralandığını, kaza kusur durumunun yeniden tespit edilmesi gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili ... için geçici iş göremezlik zararı nedeniyle 300,00 TL, oluşan kalıcı hasar ve sürekli iş göremezlik nedeniyle 500,00 TL, bakıcı masrafı için 100,00 TL, tedavi giderleri ve iyileşme süresince yaptığı tüm masraflar için 100,00 TL olmak üzere toplamda 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte bütün davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkili ...in geçici iş göremezlik zararı nedeniyle 100,00 TL, tedavi giderleri ve iyileşme süresince yaptığı tüm masraflar hasta ve yakınlarının hastaneye gidip gelme yol masrafları, beslenme masrafları gibi ek harcamalar için 50,00 TL olmak üzere toplamda 150,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte bütün davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkili ...'in uğramış olduğu manevi zarar için 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Karayolları Genel Müdürlüğün'den tahsiline, müvekkili ...''in uğramış olduğu manevi zarar için 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Karayolları Genel Müdürlüğün'den tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı Karayolları Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kazanın tamamen sürücü kusurundan meydana geldiğini, müvekkiline atfedilecek bir kusurun bulunmadığını, trafik kazası tespit tutanağında yolun karayolları standartlarına uygun olduğunun tespit edildiğini, davanın yetkili ve görevli mahkemede açılmadığını, görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini, taraflarına atfedilecek kusur bulunmadığından davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davanın reddine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 25.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda Karayolları Genel Müdürlüğü yönünden yapılan incelemede yalnızca yoldaki uyarı ve levhalar ile gerekli işaretlemelerin bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirmeler yapıldığını, dava dilekçesinden başlayarak tüm yargılama süresince yapmış oldukları diğer itirazlarının incelenmediğini, Karayolu Genel Şartlarına sahip olmadığını, yol yapım projesine uygun olmadığını, yolun fiziki durumunun Karayolları Kanununa ve ilgili diğer mevzuatlara uygun olmadığını, kaza mahalli, Zile Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/4 d. iş sayılı dosyasında tespit edildiğini, o tarihteki halinin fotoğraflandığını, ancak yol  mevcut projede çok daha farklı olup  projeye göre kazanın gerçekleştiği yerde aslında bir köprü olacağı ve tali yolların bu köprünün altından geçirileceği (tüp geçit) planlandığı halde yol kaza tarihinde projeye uygun olarak inşa edilmediğini, kaza mahallinin kaza tarihinde mevcut projeye uygun olmadığını, mevcut projede kazanın gerçekleştiği yerde aslında bir köprü olması ve tali yolların bu köprünün altından geçirilmesi gerektiğini, İğdir Köyü istikametinden gelen yol, düz bir yol olarak devam ettiğini, D.190-05 Devlet Karayoluyla bağlanmasına yakın aniden dik bir yokuş haline geldiğini, bu nedenle kazanın meydana geldiği kavşağa bağlanan ...'nun...-... Karayoluna göre daha alçakta yer alması nedeniyle görüş alanı olmadığını, kaza mahalli kaza tarihinde yol-yapım projelerine uygun olmadığından kaza tarihinden sonra yolda değişiklikler yapılmaya başlandığını, işbu değişikler fotoğraf ve videolarla mahkeme dosyasına sunulduğunu, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,Mahkemece müvekkillerin maluliyeti yönünden alınan raporlara da taraflarınca itiraz edilmesine rağmen taleplerinin karşılanmadığını,Üniversitelerin ilgili anabilim dallarından ve özellikle konusunda uzman bilirkişilerden oluşmuş bir bilirkişi kurulundan yeniden rapor alınması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından,14/09/2016 günü saat 12:50 sıralarında, sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile D.190-05 Devlet Karayolunu takiben Zile istikametinden Alaca yönüne doğru seyir halinde iken olay mahalli 17. Km'sinde bulunan Iğdır yol ayrımı kavşağına geldiğinde aracının sağ ön kısımlarıyla, istikametine göre sağ tarafındaki İğdir istikametinden gelip kavşağa giriş yapan davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonetin sol ön ve yan kısımlarının çarpışması sonucu dava konusu trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır. Dava ... AŞ ve Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine açılmış; davacıların  ... Sigorta AŞ'ye açtıkları dava HMK'nın 167.maddesi uyarınca tefrik edilerek Mahkemenin ayrı bir esasına kaydedilmiş,  Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davaya işbu dosya üzerinden devam edildiği anlaşılmıştır.Tefrik edilen dosya yönünden, davaya konu kazaya ilişkin olarak açılan Zile Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan 2016/2074 soruşturma no'lu dosyada, Cumhuriyet Savcılığı tarafından CMK'nun 253.maddesi kapsamında,  davacılar ... ve ... ile sigortalı araç sürücüsü ... ve dava dışı diğer müştekiler uzlaşmaya varmış, 30.01.2017 tarihli Uzlaştırma Raporu imzalanmış, varılan uzlaşma üzerine  Zile Cumhuriyet Başsavcılığı 2016/2074 no'lu soruşturma 2017/192 karar no'lu karar ile uzlaşma nedeniyle  kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olduğundan Mahkemece,  uzlaşmanın sağlanması sebebi ile soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağı gerekçesi ile ... A.Ş. hakkındaki  davanın reddine dair karar verilmiştir. Bu kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemiz 18/09/2024 tarih, 2022/643 Esas  ve 2024/1464 sayılı kararı ile \"... Anayasa Mahkemesinin26/07/2023 tarih, 2023/43 Esas ve 2023/141 Karar sayılı  iptal kararının Dairemiz içinde bağlayıcı olduğunun, somut norm  denetimi içerdiğinden istinaf aşamasında bulunan ve henüz kesinleşmeyen eldeki uyuşmazlık bakımından da uygulanması gerektiğinin kabulü gerekir. Bu bağlamda yapılan değerlendirmeye göre de CMK'nın 253/19 fıkrasının 5. cümlesi olan \"Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz\" hükmünün iptali nedeniyle uzlaşma sağlansa bile tazminat davası açılabileceğinden davanın esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden davacılar vekilinin istinaf talebi yerinde görülmüştür...\" gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Davalı ... A.Ş. aleyhine açılan davanın  derdest olduğu anlaşıldığından  usul ekonomisi de gözetilerek müteselsilen sorumluğa dayanılarak dava açıldığından   delillerin birlikte toplanarak değerlendirilmesi gerektiğinden tefrik edilen davanın birleştirilmesi ile yargılamaya devam edilmelidir.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de  Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre  maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015  tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında  Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve  2022/6235 K.,  2021/11515  E. ve   2022/5238 K. sayılı kararları).Somut uyuşmazlıkta Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulundan alınan 12/08/2020 tarihli maluliyet raporunda, kaza tarihine göre uygulanması gereken Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri esas alınarak davacıda dava konusu edilen trafik kazasına bağlı olarak oluşan yaralanmanın maluliyet oluşturup oluşturmadığı konusunda illiyet bağını da ortaya şekilde yapılan değerlendirmeye göre  davacıların tüm vücut engellilik oranının %0 olduğu,   davacı Güler için iyileşme süresinin kaza nedeniyle 3 haftaya kadar, davacı Tuncay için 3 aya kadar uzayabileceği tespit edilerek bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek,  maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir Davaya konu trafik kazasına ilişkin 14/09/2016 tarihli trafik kazası tespit tutanağında  kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'in asli,... plaka sayılı araç sürücüsü ...'in tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. Kaza tespit tutanağında yol kusurunun bulunmadığı işaretlenmiştir. Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 08/04/2019 tarihli raporda;  davacı sürücü ...’in %80 oranında, dava dışı sürücü ...’in %20 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.İtiraz üzerine alınan bilirkişi raporunda \"... Davacıların yaralanması ve maddi hasar ile sonuçlanan kaza ile ilgili ...tespitler neticesinde; Kazanın her iki sürücünün de trafik kurallarına, işaret ve levhalarına uymamaları neticesinde meydana geldiği, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü'nün; araçların yaklaşma istikametindeki ana yol ve tali yolda uyarı ve hız tahdit levhalarını, gerekli işaretlemeleri tam ve yerinde yaptığı, meydana gelen kazada herhangi bir kusur izafe edilmesinin uygun olmadığından atfı kabil kusurunun bulunmadığı değerlendirmesi yapılmıştır...\" belirlemesi bulunmaktadır.Davacının kusur yönünden itirazları incelendiğinde kazanın meydana geldiği yolun   mevcut projede çok daha farklı olduğu,  projeye göre kazanın gerçekleştiği yerde aslında bir köprü olacağı ve tali yolların bu köprünün altından geçirileceği (tüp geçit) planlandığı halde yolun kaza tarihinde projeye uygun olarak inşa edilmediği, kaza mahallinin kaza tarihinde mevcut projeye uygun olmadığı, mevcut projede kazanın gerçekleştiği yerde aslında bir köprü olması ve tali yolların bu köprünün altından geçirilmesi gerektiği, İğdir Köyü istikametinden gelen yolun, düz bir yol olarak devam ettiği, D.190-05 Devlet Karayoluyla bağlanmasına yakın aniden dik bir yokuş haline geldiği, bu nedenle kazanın meydana geldiği kavşağa bağlanan  İğdir Yolu'nun  Zile-Alaca  Karayoluna göre daha alçakta yer alması nedeniyle görüş alanı olmadığı, kaza mahallinin kaza tarihinde yol-yapım projelerine uygun olmadığından kaza tarihinden sonra yolda değişiklikler yapılmaya başlandığı ileri sürülerek bu yönden inceleme talep ettiği ancak bilirkişi raporunda bu ileri sürülen yol kusurları ile ilgili açıklayıcı teknik bilgi bulunmadığından  bilirkişi raporu yetersiz ve hüküm kurmaya elverişli değildir.Eksik inceleme ile karar verilemez. O halde Mahkemece yapılması gereken, karara çıkmamış ise tefrik edilen dosya da birleştirilerek (karara çıkmış ise bir suretinin getirtilmesi) kaza tarihi itibari ile kazanın meydana geldiği yerdeki yolun yapım projeleri ile sonradan yolun durumunda değişiklik yapılmış ise buna ilişkin projelerin istenmesi,İTÜ Ulaştırma, İnşaat (karayolu yapımı) ve Makine Mühendisliği bölümlerinden seçilecek üç kişilik bilirkişi heyetinden, kaza tarihindeki yolun vaziyeti, trafik işaretleri, kaza tespit  tutanağında çizilen krokiye ve oluşa ve  tüm dosya kapsamı da incelenerek  davacının itirazlarını da karşılar şekilde  kazanın oluşumuna yol kusuru bulunup bulunmadığı da değerlendirilerek olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime  açık  rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi  olmalıdır. Açıklanan nedenlerle,davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,5-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b07595844a545016","SID":"cc45fb7d9c1b7221"}}