{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/925 Esas<br>KARAR NO: 2025/1058 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2025/14 Esas -  2025/245 Karar <br>TARİH:  14/03/2025<br>ASIL DAVA: Şirketin İhyası<br>ASIL DAVA TARİHİ: 06/01/2025<br>BİRLEŞEN BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN<br>2025/83 ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN<br>BİRLEŞEN DAVA: Şirketin İhyası<br>KARAR TARİHİ: 19/06/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin ödenmemiş kıdem tazminatı,  ihbar  tazminatı, AGİ, ücret(maaş) alacağı, yıllık izin ücreti,  fazla mesai  ücreti, UBGT , hafta sonu tatili ücretinin işletilecek faizleriyle birlikte yargılama giderleri ve  vekalet  ücretiyle beraber  davalı şirketten tahsiline yönelik  Bakırköy 13. İş Mahkemesi 2023/380 E. Sayılı dosyası ile işçilik alacakları davası ikame edildiğini, ... Sanayi Limited Şirketi'nin ticaret sicilinden  terkin edildiğini yapılan yargılamada öğrenildiğini, yargılama aşamasında şirketin 12/12/2023 tarihinde tasfiyeye girdiğini ve tasfiye giriş kararı 26/12/2023 tarihinde Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil edildiğini, şirketin İstanbul ...Noterliği' nin 13.5.2024 Tarih ... Sayı İle Tasdikli, 13.5.2024 Tarihli Sayılı Genel Kurul Kararı ile infisah etmiş olup iş bu karar doğrultusunda 14/05/2024 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiğini, ticaret sicilinden terkin edilmekle tüzel kişilik sona ermiş olduğundan terkin edilen şirketin hak ehliyetine ve dolayısıyla taraf ehliyeti sahip olma imkanı kalmadığını, yasa gereğince taraf teşkilini sağlamak ve Bakırköy 13. İş Mahkemesi 2023/380 E. sayılı davaya devam edebilmek adına ihya davası açtıklarını beyan ederek, anılan sebeplerle 26/12/2023 tarihinde terkin olunan ... Sanayi Limited Şirketi 'nin ihyasına karar verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı sicil müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün Türk Ticaret Kanunu'nun 32.ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 34.madde hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun tasfiye memurunda olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağına karar verilmesini talep etmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVADA <br>İDDİA: Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine verdiği 27/01/2025 tarihli dava dilekçesinde; Müvekkilin Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/14 esas sayılı dosyasında  Tasfiye Halinde ... Sanayi Limited Şirketi'nin ihyası istemiyle dava açmış olup açılan davanın 07.01.2025 tarihli tensip zaptının 11 nolu ara kararında \"11-Davacı vekiline, ihyası istenen TASFİYE HALİNDE ... TİCARET VE SANAYİ LİMİTED ŞİRKETİ'nin tasfiye memuru aleyhine dava açması ve ilgili davanın mahkememiz dosyası ile birleştirilmesini sağlaması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde davanın açılmaması halinde davanın usulden reddine karar verileceği hususunun meşruhatlı davetiye ile davacı vekiline ihtar edilmesine,\" karar verildiğini, işbu ara karar gereğince Tasfiye Halinde ... Sanayi Limited Şirketi'nin tasfiye memuru ...'ye işbu dava ikame edildiğini, müvekkilin Tasfiye Halinde ... Gıda Ticaret Ve Sanayi Limited Şirketi'ninde 29.09.2017 - 25.08.2023 tarihleri arasında davalı işverenlikte “model makineci” olarak kesintisiz çalıştığını, müvekillinin ödenmemiş kıdem tazminatı,  ihbar  tazminatı, AGİ, ücret(maaş) alacağı, yıllık izin ücreti,  fazla mesai  ücreti, UBGT , hafta sonu tatili ücretinin işletilecek faizleriyle birlikte yargılama giderleri ve  vekalet  ücretiyle beraber  davalı şirketten tahsiline yönelik  Bakırköy 13. İş Mahkemesi 2023/380 E. Sayılı dosyası ile işçilik alacakları davası ikame edildiğini, davalı ... Sanayi Limited Şirketi'nin ticaret sicilinden terkin edildiğini, yargılama aşamasında davalı ... Sanayi Limited Şirketi'nin  12/12/2023 tarihinde tasfiyeye girmiş ve tasfiye giriş kararı 26/12/2023 tarihinde Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil edildiğini, söz konusu şirket İstanbul ...Noterliği' nin 13.5.2024 Tarih ... Sayı İle Tasdikli, 13.5.2024 TarihliSayılı Genel Kurul Kararı ile infisah etmiş olup iş bu karar doğrultusunda 14/05/2024 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiğini, Ticaret sicilinden terkin edilmekle tüzel kişilik sona ermiş olduğundan terkin edilen şirketin hak ehliyetine ve dolayısıyla taraf ehliyeti sahip olma imkanı kalmadığını, işbu nedenle tasfiye memuru ...'ye işbu ihya davasının yöneltilmesinin zorunluluğu hasıl olduğunu, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/14 esas sayılı dosyasındaki 07.01.2025 tarihli tensip zaptının 11 nolu ara kararı gereği huzurdaki işbu  davanın Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/14 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili 12/03/2025 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Türk Ticaret Kanunu'nun 546. ve devamı maddeleri uyarınca, tasfiye memurunun görevini yerine getirirken ancak kusurlu davranışları nedeniyle zarara sebebiyet vermesi halinde şahsi malvarlığıyla sorumlu tutulabilir olduğunu, tasfiye memurluğu görevini yerine getirirken kasti veya ağır kusurunun bulunması halinde sorumluluk söz konusu olabileceğini, ancak davacı tarafın bu hususta herhangi bir somut delil sunmadığını, tasfiye memurunun müvekkilinin bütün yasal prosedürleri yerine getirdiği hususu dikkate alındığında, davacı tarafın müvekkiline yönelttiği iddiaların hukuki dayanağı bulunmadığını, davacı tarafın 2017 yılından 2023 yılına kadar şirket bünyesinde çalıştığını iddia ettiğini, fakat şirketin 2020 yılı itibariyle hiçbir faaliyette bulunmadığını, davacının iddiaları açıkça dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin tasfiye memuru sıfatıyla davaya taraf eklenmesine rağmen, tasfiye sürecinin hukuka uygun yürütüldüğü ve herhangi bir ihmal veya kusurunun bulunmadığı dikkate alınarak, hakkındaki davanın reddine karar verilmesini, Mahkeme aksi kanaatte ise, müvekkili ... aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 14/03/2025 tarih ve 2025/14 Esas -  2025/245 Karar  sayılı kararında; \"Dava, hukukî niteliği itibariyle;6102 sayılı TTK'nın 545 ve devamı maddeleri uyarınca açılmış şirketin ihyası ile ticaret siciline tescili davasıdır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden gönderilen sicil kayıtları incelendiğinde; ... sicil nosunda kayıtlı TASFİYE HALİNDE ... TİCARET VE SANAYİ LİMİTED ŞİRKETİ'NİN tasfiyesinin sona erdiği 14/05/2024 tarihinde tescil edildiği görülmüştür. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından gönderilen sicil kayıtları incelendiğinde ihyası istenen şirketin terkin olmadan önce merkez adresinin Güngören / İstanbul olduğu, buna göre mahkememizin 6102 sayılı TTK'nun 547/1 maddesi anlamında kesin yetkili olduğu anlaşılmıştır.Yapılan yargılama, toplanan deliller, incelenen mahkeme dosyası, ticaret sicil kayıtları birlikte değerlendirildiğinde ;TTK'nun 543'ncü maddesi uyarınca, tasfiye halinde bulunan şirketin tasfiyesinin kapanması ve terkin işlemlerinin yapılabilmesi için tüm borçlarının tasfiye edilmiş olması, TTK'nun 545'nci maddesine göre yapılan sicilden terkin işleminin hukuka uygun bir terkin işlemi sayılabilmesi için tasfiyenin de usulüne uygun olarak sona erdirilmiş olması gerekmektedir. Anonim şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesiyle sona erer. Ancak tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz olarak yapılmış olması gerekmektedir. Tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik  bırakılmış ise , tüzel kişilik  ticaret sicilden silinmiş olsa bile anonim şirket tüzel kişiliğinin sona erdiği kabul edilemez. Bir tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi aynı zamanda bir hukuki işlemdir. Bu karar ve işlemin hataya dayanması halinde gerçek anlamda bir tasfiye işleminden  söz edilemez. Hata veya  kasta dayalı şeklen gerçekleşmiş bir tasfiyenin kaldırılmasını, gerek o işlemi gerçekleştirenler, gerekse bundan zarar görenler isteyebilirler, ayrıca tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı olan kişinin yapılan ilanlara rağmen alacağını yazdırmaması alacağın düşmesini gerektirmez. Somut uyuşmazlıkta; davacının  asıl ve birleşen davalarda açtığı davalarda taraf teşkilinin sağlanması ve dava ile takiplerin yürütülüp sonuçlanması gerektiğinden davayı açmakta hukuki yararının  bulunduğu, dava dışı TASFİYE HALİNDE ... TİCARET VE SANAYİ LİMİTED ŞİRKETİ'NİN tüzel kişiliğinin tasfiyenin sonlandırılması nedeniyle sicilden terkin edildiği, davalarda taraf teşkilinin sağlanması ve yargılamanın yürütülebilmesi için şirketin ihya edilmesi gerektiğinden davanın kabulüne, şirketin tüzel kişiliğinin yeniden ihyasına, ek tasfiye işlemlerini yapması için 6102 Sayılı TTK.nun 547/2'nci maddesi uyarınca eski tasfiye memuru olan asıl ve birleşen davada davalı ...'nin şirketin tasfiye memuru olarak  atanmasına, keyfiyetin karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.\"gerekçesi ile, '' 1-Asıl ve Birleşen Davanın  KABULÜ ile;  İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı iken tasfiye nedeniyle sicilden terkin olan TASFİYE HALİNDE ... GIDA TİCARET VE SANAYİ LİMİTED ŞİRKETİ'nin tüzel kişiliğinin Bakırköy 13.İş Mahkemesinin 2023/380 esas sayılı  dosyası ile sınırlı olmak üzere İHYASINA, 2-Ek tasfiye işlemlerini yapması için eski tasfiye memuru olan davalı ...'nin (T.C. NO:...)   şirkete tasfiye memuru olarak ATANMASINA, 3-Keyfiyetin  karar kesinleştiğinde TESCİL VE İLANINA,  tescil ve ilan masraflarının  davacı tarafça KARŞILANMASINA, <br>ASIL  DAVADA; 4-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 5-Davacı tarafından ödenen 615,40.-TL başvuru harcı ile 615,40.-TL peşin harç ve 87,50.-TL vekâlet harcının  davalı tasfiye memuru ...'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafından yapılan 7 adet tebligat+posta ücreti olan 462,50.-TL yargılama giderinin davalı tasfiye memuru ...'den alınarak davacıya VERİLMESİNE,7-Davalı ... Sicil Müdürlüğü'nün yasal hasım olması nedeniyle davalı sicil müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücreti  hükmedilmesine YER OLMADIĞINA, 8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.150,00-TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde  davacıya İADESİNE,<br>BİRLEŞEN DAVADA; 9-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 10-Davacı tarafından ödenen 615,40.-TL başvuru harcı ile 615,40.-TL peşin harç ve 87,50.-TL vekâlet harcının eksik hasımlı dava açması nedeniyle davacı üzerinde BIRAKILMASINA,11-Davalı ... Sicil Müdürlüğü'nün yasal hasım olması nedeniyle davalı sicil müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücreti  hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,12-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan  AAÜT'ne göre  kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davalı tasfiye memuru ...'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı birleşen davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Birleşen davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin, ihyası talep edilen TASFİYE HALİNDE ... GIDA TİC. VE SAN. LTD. ŞTİ.’ne ilişkin olarak şirketin yalnızca Bakırköy 13. İş Mahkemesi 2023/380 E. dosyası ile sınırlı olarak yeniden ihyasına ve ek tasfiye işlemleri için müvekkili ...’nin yeniden tasfiye memuru olarak atanmasına karar verdiğini, Ancak Mahkemenin, bu karara ek olarak müvekkili hakkında 30.000,00-TL vekâlet ücreti ve yargılama giderinin tahsiline de hükmettiğini; müvekkilin, sırf ihya işlemi sebebiyle davaya dâhil edilmesi gerekmiş olması dışında, herhangi bir kusur veya sorumluluğu bulunmadığını; bu nedenle, hakkında kurulan hükmün hukuka açıkça aykırı olduğunu, Tasfiye memurunun sorumluluğunun ancak kusura dayandığını, Türk Ticaret Kanunu’nun 553. maddesinde yer alan \"Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar\" şeklindeki açık düzenleme uyarınca, tasfiye memurunun sorumluluğunun, yalnızca kusurunun sabit olması hâlinde doğacağını; oysa somut olayda, müvekkilin görevini yerine getirirken kusurlu davrandığına dair herhangi bir somut delil dosyaya sunulmadığını; mahkeme kararında da kusur olgusuna ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmadığını, Müvekkilin görevinin kanuni çerçevede yerine getirildiğini, müvekkili, şirketin tasfiye sürecini mevzuata uygun şekilde tamamladığını ve görevini sonlandırdığını; Tasfiye sürecinin sona ermesiyle birlikte müvekkilin görevinin de sona erdiğini; ihya davasının açılması üzerine Mahkemenin tensiple yeniden davaya dâhil edildiğini, müvekkilin bu davada yer almasının tek sebebinin, Mahkeme tensibi doğrultusunda pasif hasım olarak gösterilmesi olduğunu; bu durumun, herhangi bir kusura ya da ihlale dayanmamakta olup, sırf usul hukuku gereği taraf teşkilinin sağlanması amacını taşımakta olduğunu, Yerleşik Yargıtay içtihatları ışığında müvekkil sorumlu tutulamayacağını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarında ihya davalarında tasfiye memurunun, kusuru ispat edilmedikçe sorumlu tutulamayacağının belirtilmekte olduğunu; “Tasfiye memurluğu görevini yerine getirirken kasti veya ağır kusurunun bulunması halinde sorumluluk söz konusu olabilir. Ancak davacı taraf, bu hususta herhangi bir somut delil sunmamış, tasfiye memurunun tüm yasal prosedürleri yerine getirdiği dikkate alındığında, davacı tarafın tasfiye memuruna yönelttiği iddiaların hukuki dayanağı bulunmamaktadır.” (Yargıtay 11. HD, E. 2016/12497, K. 2016/9182, T. 28.11.2016) “Tasfiye işlemlerinin eksik yapıldığını iddia eden taraf, bu iddiasını somut delil ve belgelerle ispat etmekle yükümlüdür. Aksi takdirde, tasfiye memurunun sırf sıfatı nedeniyle sorumlu tutulması hukuka aykırıdır.” (Yargıtay 11. HD, E. 2018/3454, K. 2018/5406, T. 24.09.2018) Davanın kabulünün, müvekkile kusur yükleme sonucunu doğurmayacağını, mahkemenin, şirketin ihyasına karar vermekle birlikte, tasfiye memurunun eksik veya hatalı işlem yaptığına dair hiçbir gerekçe göstermeksizin yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmettiğini; bu yönüyle kararın, gerekçesiz olduğunu ve HMK m. 297/2’ye aykırı olduğunu, Ayrıca, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 326. maddesi uyarınca; yargılama giderlerinin, kural olarak aleyhine hüküm verilen taraftan tahsil edileceğini ancak bu hükmün uygulamasında, kanuni temsilciler hakkında doğrudan mahkûmiyet kararı bulunmayan durumlarda kişisel sorumluluk yüklenemeyeceği doktrin ve Yargıtay içtihatlarıyla sabit olduğunu; müvekkili ...'nin, ihya davasına yalnızca usulen taraf gösterilmiş olup; hakkında herhangi bir kusur isnadı veya şahsi mahkûmiyet söz konusu olmadığını; temsil ettiği şirket aleyhine de doğrudan bir tazminat yahut alacak hükmü bulunmamasına rağmen, şahsen vekâlet ücreti ve yargılama gideriyle sorumlu tutulması, HMK m. 326’da düzenlenen “aleyhine hüküm verilen taraf” tanımının genişletilmesi anlamına geldiğini, bu durumun hukuka açıkça aykırı olduğunu; temsil ettiği tüzel kişi adına açılmış bir davada, kusuru ispat edilmemiş bir kanuni temsilcinin yargılama giderlerinden şahsen sorumlu tutulması ne yasa ile ne de yerleşik yargı uygulamalarıyla bağdaşmadığını, İleri sürerek, açıklanan tüm nedenlerle; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 14/03/2025 tarih, 2025/245 K. sayılı kararının, müvekkili ... yönünden yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin kısımlarının kaldırılmasına, davanın bu yönlerden reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderleri bakımından müvekkili aleyhine kurulan hükmün iptaline, karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl ve birleşen dava;  6102 sayılı TTK'nun 643 maddesi atfı ile 547 inci maddesine dayalı olarak açılmış olup, Tasfiye Halinde ... Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nin ihyası istemine ilişkindir. Mahkemece asıl ve birleşen davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden birleşen davalı tasfiye memurunun sorumlu tutulmasına karar verilmiş, karara karşı tasfiye memuru  vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Birleşen davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebebi; TTK 553 maddesi uyarınca tasfiye memurunun sorumluluğunun kusura dayalı olduğu, davalının tasfiye işlemlerini eksiksiz yerine getirdiği, buna rağmen mahkemece davalı tasfiye memuru aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu yönüdedir. İhyası talep edilen şirketin sicil kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde;  şirketin 12/12/2023 tarihli genel kurul toplantısında tasfiye kararı aldığı birleşen davalının tasfiye memuru olarak atandığı, alacaklılara çağrı ilanlarının yapıldığı, 13/05/2024 tarihli genel kurul kararı ile tasfiyenin sonlandırıldığı,  tasfiyenin sona ermesi nedeniyle şirketin 13/05/2024 tarihinde sicilden terkin edildiği anlaşılmıştır. Bakırköy 13 İş Mahkemesi'nin 2023/380 esas sayılı dosyası kapsamından, davacının ihyası talep edilen şirket aleyhine 30/10/2023 tarihinde işçilik alacağı davası açtığı, dava dilekçesi ve eklerinin ihyası talep edilen şirkete 20/11/2023 tarihinde tebliğ edildiği, 09/01/2024 tarihli duruşma zaptının da 14/01/2024 tarihinde tebliğ edildiği, yargılamanın devamı sırasında davalı tasfiye memurunun tasfiye işlemlerini sonlandırdığı ve şirketin sicilden terkin edildiği, mahkemece davacıya 18/12/2024 tarihli ara karar ile  ihya davası açmak ve açılan davanın bilgilerini  bildirmek üzere tebliğden itibaren 2 hafta kesin süre verildiği anlaşılmıştır. TTK'nın 547/1 maddesinde; \"Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.\" hükmü düzenlenmiştir. Davacı tarafından ihyası istenen şirket aleyhine açılan dava tarihinin tarihinin, şirketin tasfiye nedeniyle terkin tarihi olan 13/05/2024 tarihinden önce olduğu, ihyası talep edilen şirkete dava dilekçesi ve ekleri ile duruşma zabıtlarının usulüne uygun tebliğ edildiği,  davacının bu davada taraf teşkilinin sağlanması için şirketin ihyasını talep etmekte hukuki yararının mevcut olduğu anlaşılmıştır. Tasfiyenin tamamlanması nedeniyle tüzel kişiliği sona erdirilen şirket hakkında, terkinden önce başlatılan ve derdest olan takip dosyasının yürütülebilmesi için şirketin tüzel kişiliğinin yeniden ihyası ve şirkete tasfiye memuru atanması gerekmektedir. Mahkemece bu gerekçelerle davanın kabulüne ve terkin öncesi tasfiye memuru olan birleşen davalı ...'in yeniden tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesinde, yine yasal hasım olan sicil müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesinde  isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı tasfiye memurunun, ihyası istenen şirket aleyhine açılmış derdest dava mevcut iken tasfiyeyi usulsüz sonlandırarak, ihya davasının açılmasına sebebiyet verdiği anlaşılmış olup, yargılama giderlerinin  ek tasfiye gideri olarak ihya edilen şirketten alınabileceği de gözetildiğinde, mahkemece tasfiye memuru aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Sonuç olarak;  ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun  6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Birleşen davada davalı ...'nin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 19/06/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4ab06c709d86e9b5","SID":"1c9f5d67109227bc"}}