{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/941 Esas<br>KARAR NO: 2025/964 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2024/792 Esas- 2025/154 Karar<br>TARİH: 28/02/2025<br>DAVA: Şirketin İhyası<br>KARAR TARİHİ: 12/06/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ihyasını talep ettiği Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı ... AŞ ve bu şirketin yetkilisi arasında taşınmaz satışı için sözlü anlaşma sağlandığını bu anlaşma gereğince müvekkili tarafından şirkete 1.050,000 TL devir bedeli gönderdiğini, ancak taraflar arasında taşınmazın devrine ilişkin anlaşma sağlanamadığından satıştan dönüldüğünü, bunun üzerine müvekkili tarafından ödenen bedellerin iadesinin talep edildiğini, bu talep üzerine şirket 900.000 TL geri ödeme yaptığını, ancak 150.000 TL yi ödemeyerek haksız yere uhdesinde tutması üzerine İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından takip başlattıklarını, şirketin tespit edilebilen adresine fili haciz işlemi uygulandığını, bu aşamada şirketin tasfiye memuru şirketin sicilden terkin edildiği yönünden icra hukuk mahkemesine usulsüz tebligat şikayet yoluna başvurduğunu, mahkeme şirketin terkin edilmiş olması sebebiyle aktif dava ehliyeti bulunmaması sebebiyle şikayetin reddine kesin olarak karar verdiğini, kendilerin şirketin sicilden terkin edildiğini bu mahkeme kararı ile öğrendiklerini,  icra takibi ve haciz işlemine devam edebilmek için şirketin ihyasına ihtiyaç duyduklarını beyan ederek İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarası ile kayıtlı ... A.Ş'nin tüzel kişiliğinin İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına yargılama gideri ve vekalet ücretinin tasfiye memuruna yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirketin tasfiye memurunda olduğunu, mahkemece dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, açıklanan nedenlerle davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle;  Öncelikle ihya davalarının yazılı yargılama usulüne tabi olduğunu yargılamanın basit yargılama usulü ile yürütülerek neticelendirilmesinin usule aykırı olduğunu, esasa ilişkin beyanlarında ise tasfiye süreci tüm aşamalar usulüne uygun olarak yerine getirilerek hukuka uygun olarak başlayarak tamamlandığını, müvekkilinin şirketin sadece tasfiye memuru olarak yer aldığını şirketin faaliyetleri ve ya borçları ile doğrudan bir ilgisi bulunmadığını, tasfiye sürecinin İstanbul Ticaret Siciline kaydedilerek alacaklılara çağrı yapılması gibi yükümlülükler tüm kanuni prosedürlere uygun olarak gerçekleştiğini, bu nedenle müvekkilinin davacının iddialarına karşı bir sorumluluk taşımadığını, müvekkilinin davacının iddia ettiği alacaklar hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığını, şirket tasfiye sürecine geçildiğinden davacının alacağına dair herhangi bir açıklama yapılmadığını ve müvekkilinin bu borçlarla ilgili bilgi edinemediğini, davacının müvekkilinden vekalet ücreti ve masraf talebi şirketin tasfiye sürecinde sadece tasfiye memuru olarak yer alan müvekkiline yöneltilmesinin yersiz olduğunu beyan ederek öncelikle müvekkili yönünden husumet itirazlarının dikkate alınmasını ve neticede davanın reddine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 28/02/2025 tarih ve 2024/792 Esas- 2025/154 Karar sayılı kararında; \"Dava, TTK 547. maddesine dayanan ek tasfiye amacıyla yeniden tescili davasıdır.  TTK' nun 547. maddesinde açıkça düzenlendiği üzere; tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa davaya dayanak olan işlemlerin sonuçlandırılmasına münhasır olarak şirketin yeniden tescili talebi ile işbu davanın açılıp görülmesi mümkündür.İhyası istenen 196047-5 sicil numarasına kayıtlı ... AŞ'nin tasfiyeye girmiş ve 30/11/2022 tarihinde sicil kaydından terkin edilmiştir.Somut olayda, ihyası talep edilen şirketin taraf olduğu İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında taraf teşkilinin sağlanması, verilecek hüküm ile ilgili işlemlerin infazı davacının menfaatinin bulunduğu ve davacının TTK 547. Maddesi gereği ek tasfiye için ihya talep edebileceği anlaşılmakla, terkin edilen şirketin ihyasına, yargılama neticesinde ek tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesini teminen ihya edilen şirketin terkin öncesi tasfiyesini yürüten tasfiye memuru ...'in   münferit ve yetkili tasfiye memuru olarak atanmasına, tasfiye memuru için ücret takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.Davalı ... vekili davanın yazılı yargılama usulüne tabi olduğuna dair itirazda bulunmuş ise de, HGK 2017/11-2924 E 2018/1935  K ilamında da belirtildiği üzere dava TTK md. 1521 uyarınca basit yargılama usulüne tabi olduğundan bu yöndeki itiraz kabul görmemiştir.HMK md. 320/1 de \"Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir.\" hükmüne yer evrilmiştir. Elde ki davada tüm deliller toplanmış olup tahkikat ve duruşmalı inceleme gerektirir her hangi bir delil ve uyuşmazlık bulunmadığından taraflar duruşmaya davet edilmeden dosya üzerinden uyuşmazlık sonuçlandırılmıştır. İhyası istenen ... sicil numarasına kayıtlı ... AŞ'nin tasfiyeye girmiş ve  30/11/2022 tarihinde sicil kaydından terkin edilmiştir. Ek tasfiyeye konu icra takibi ise tasfiyeden sonra 14/03/2023 tarihinde açılmıştır.  Tasfiyenin sonlandırıldığı tarihte henüz bu davanın açılmamış olması nedeniyle tasfiyenin kapatılarak şirketin terkin edilmesinde tasfiye memurunun kusurunun bulunmaması, davanın ve kararın niteliği gereği yargılama giderlerinin davacı tarafın üzerinde bırakılmasına ve davacı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir...\"gerekçesi ile, ''1- Davanın KABULÜ ile, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde ... sicil numarasına kayıtlı Tasfiye Halinde ... AŞ 'nin, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...  Esas sayılı dosyasında taraf teşkilinin sağlanması ve verilecek hüküm ile ilgili işlemlerin infazı amacıyla İHYASINA, 2- Tasfiye işlemlerini yürüten ... TC. Numaralı ...'in  tasfiye memuru olarak atanmasına, tasfiye memuru için ücret takdirine yer olmadığına, 3- Kararın tescil ve ilanına, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; İhya davalarının yazılı yargılama usulüne tabi olmasına karşılık yargılamanın basit yargılama usulü ile yürütülerek neticelendirilmiş olmasının usule aykırı olduğunu, Somut uyuşmazlığın, basit yargılama usulü ile yürütülmek suretiyle neticelendirildiğini, ilgili TTK ve HMK hükümleri incelendiğinde ek tasfiye -uygulamadaki adıyla ihya davası- yargılamalarının yazılı yargılama hükümlerine tabi olduğunun görüleceğini, konuya ilişkin istinaf dilekçesinde belirtilen müstakar nitelikteki Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri kararları incelendiğinde yazılı yargılama usulüyle yürütülmesi gerekirken basit yargılama usulü ile yürütülen ihya davası yargılamalarının usulden bozulmaları/yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğinin görüleceğini, TTK m. 1521 madde gerekçesine göre TTK m. 1521 hükmünün, yalnızca eTTK m. 1460 hükmünün dili sadeleştirilmiş bir hali olup komisyon gerekçesine göre hükmün kapsamına tasfiye memurları ile yöneticiler de eklendiğini, bu açıklamalar sonrasında eTTK m. 1460 hükmünü aktarmak istediklerini; \"Ticaret şirketlerinde ortakların şirketle veya birbirleriyle olan münasebetlerinden doğan davalarda ve şirketlerin idare meclisi azaları, müdürleri veya murakıplarına karşı bu kanunun mer'iyetinden sonra açılacak mesuliyet davalarında basit muhakeme usulü tatbik olunur.\" TTK m. 1521 hükmü doktrinde de yalnızca şirket tarafından tasfiye memurlarına karşı açılacak sorumluluk davalarında uygulanır şeklinde yorumlandığını: \"Bu arada eTK hükmü TK 1521'e aktarılırken, maddede sayılan yönetici, tasfiye memuru ve denetçilere karşı şirket tarafından açılacak davalar basit yargılama usulüne (HMK 316 vd.) tabi tutulmuş...\" [Abuzer Kendigelen: Türk Ticaret Kanunu Değişiklikler, Yenilikler ve İlk Tespitler, 3. Baskı, Onikilevha Yayıncılık, İstanbul, s. 592] Ek tasfiye talebiyle açılan yargılamada çift unsur öğretisi uyarınca tüzel kişiliği devam eden şirkete karşı dava açılacağı gerekçesiyle hangi yargılama usulünün uygulanması gerektiğine, Türk Ticaret Kanunu’nun 1521. maddesine göre karar verilmesi gerekmektedir. Ek tasfiye, pay sahibi sıfatına sahip biri tarafından talep edilmekteyse basit yargılama usulü uygulanmalıdır. Ancak ek tasfiye, pay sahibi sıfatına sahip olmayan üçüncü kişiler, özellikle alacaklı tarafından talep edilmekteyse bu halde yazılı yargılama usulü uygulanmalıdır. [Oruç Hami Şener: Anonim Ortaklıkta Ek Tasfiye (İhya), Adalet Yayınevi, Ankara, 2015, s. 92-93] Yukarıda aktarmış oldukları Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları ile doktrin görüşleri, usul hükümlerine aykırı ve sonuç olarak savunma ve adil yargılanma haklarını ihlal edici kararın ortadan kaldırılarak yargılamanın yazılı yargılama usulüne göre yürütülmesi gerektiğini ortaya koyduğunu, sonuç olarak, huzurdaki yargılama tasfiye memurlarına karşı ikame edilen bir sorumluluk davası olmadığından, hukuka aykırı kararın istinaf incelemesi sonucu bozulması gerektiğini, Tasfiye sürecinin, tüm aşamalar usulüne uygun olarak yerine getirilerek hukuka uygun olarak başladığını, devam etmiş ve tamamlandığını, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...sicil numarasına kayıtlı ... AŞ tasfiyesine karar verilmiş ve tasfiye kararı  tescil edildiğini,  müvekkil ...'in ise aynı karar ile tasfiye memuru olarak atandığını, bu görevlendirme sonrası Müvekkil tarafından gerekli tüm bilgi ve belgelerin hazırlandığını, işlemlerin yerine getirildiğini, bunun yanında, TTK'nın emredici hükümleri uyarınca usulüne uygun olarak Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde üç kez alacaklılara alacaklarını bildirmeleri konusunda ilanda bulunulduğunu, Özet olarak aktardıkları bu sürecin, tasfiye sırasında yerine getirilmesi gereken tüm aşamaların eksiksiz bir şekilde ifa edilmiş olduğunu gösteriyor olması sebebiyle, ikame edilen ihya davasının redde mahkum olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, bu nedenle, davanın kabulüne ilişkin kararın istinaf incelemesi sonucunda ortadan kaldırılması gerektiğini beyanla, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.22.2025 tarih, 2024/792 E. ve 2025/125 K. sayılı kararın istinaf incelemesi sonucu ortadan kaldırılarak davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, ticaret sicilinden tasfiye nedeniyle terkin edilen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri nedeniyle ihyası talebine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı tasfiye memuru vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesinde \"tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlanıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemleri yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veyan birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.\" denilmek suretiyle ek tasfiye düzenlenmiştir.  Tasfiye Halinde ... AŞ 'nin sicil kaydı 30/11/2022 tarihinde tasfiye neticesinde davalı ... Sicil Müdürlüğü'nce terkin edilmiştir. İhyasına karar verilen şirket aleyhine, davacı tarafça İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyasında 14/03/2023 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış olup, icra takip dosyasında taraf teşkilinin ve infazın sağlanması için iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından başlatılmış ve derdest icra dosyası olması nedeniyle takipte taraf teşkilinin ve infazının sağlanması ve ek tasfiye işlemlerinin yapılması için yeniden sicile tescil edilmesi ve ek tasfiye işlemleri yönünden tasfiye memurunun görevinin devamına karar verilmesi gerekir. Bu nedenle Mahkemece, davacının şirketin ihyasını talep etmekte hukuki yararının bulunduğu kabul edilerek ihyasına karar verilmesinde ve icra takibinin şirketin terkininden sonra başlatılması sebebiyle şirketin tasfiye edilmesde tasfiye memurunun kusurlu olmaması sebebiyle tasfiye memuru aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Şirketin tasfiye memurunun tasfiye işlemlerinde kusurunun bulunup bulunmadığı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilip edilmeyeceğine ilişkin karar noktasında sonuca etkili olup, yukarıda açıklandığı üzere şirketin ihyasını talep etmekte davacının hukuki yararı bulunduğundan ihya kararı verilmesinde sonuca bir etkisi bulunmamaktadır.  Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun  2017/11-2924 E. ve  2018/1935 K. sayılı kararında ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/03/2024 tarih, 2024/1188 esas ve 2024/2092 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, ihya davaları basit yargılama usulüne tabi olduğundan Mahkemece basit yargılama usulüne göre yargılamanın yapılarak sonuçlandırılmasında da herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmamakta olup, davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 12/06/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4996e782fd8e1ed9","SID":"dc3e8dcf0a8e1468"}}