{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/982 Esas<br>KARAR NO: 2025/1175 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2020/183 Esas - 2021/125 Karar <br>TARİH:  11/02/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 03/07/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kılavuzluk hizmeti veren vekiledeni şirket ile kılavuz kaptan olan davalı arasında iş ilişkisinin kurulması sırasında akdedilen hizmet sözleşmesinin eki niteliğinde imza edilen zeyilnamede; hizmet akdinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olarak rekabet yasağı düzenlemesi bulunduğunu, iş bu hükme göre davalı kılavuz kaptanın, rekabet yasağını ihlal etmesi durumunda cezai şart ödemesi gerektiğini, davalı kaptanın 31.12.2018 tarihli yönetmelik değişikliğini takiben 2019 yılı şubat ayı içerisinde noter kanalı ile ihtarname göndererek ve hiçbir sebep bildirmeden istifa ettiğini ve hemen akabinde yine kılavuzluk hizmetleri sektöründe faaliyet gösteren başka bir şirkette çalışmaya başladığını, rekabet yasağını ihlal ettiğini ve cezai şart ödeme yükümlülüğü doğduğunu, İstanbul .. İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile takibe girişildiğini, ancak davalının iş bu takibe haksız olarak itiraz ettiğini beyanla, davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Usule ilişkin olarak; 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun “Görev” başlıklı 5. maddesinde “İş Mahkemeleri;…854 sayılı Kanuna tabi gemi adamları…ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına…ilişkin dava ve işlere bakar.” hükmü yer aldığını, vekiledeninin  854 sayılı Deniz İş Kanunu anlamında gemi adamı, Davacı ... ise işveren sıfatını taşıdığını, davaya konu uyuşmazlık da kılavuz kaptan (gemiadamı) olan Müvekkil İşçi ile Davacı ... arasındaki işçi-işveren ilişkisinden kaynaklandığını, bu kişiler arasında ticari bir ilişkinin varlığından bahsedilemeyeceği, buna göre uyuşmazlığın tamamen iş ilişkisinden kaynaklandığının açık olduğunu, hal böyle olunca, taraflar arasında iş ilişkisinden kaynaklanan hukuk uyuşmazlıklarının görev ve çözümünde İş Mahkemelerinin görevli olacağını, öncelikle görevsizlik kararı vererek dosyayı görevli iş mahkemesine göndermesi gerektiğini, Esasa ilişkin olarakta;  Zeyilname madde 8/3’te Müvekkil İşçi’nin İzmit Körfezi ve/veya İskenderun Körfezi yetkili Kılavuz Kaptan belgesi ile İskenderun Körfezi ve/veya İzmit Körfezi’nde, aynı hizmet dalında faaliyet gösteren farklı bir kurum adına kılavuz kaptan olarak çalışamayacağının belirtilmesi rekabet yasağının yer ve konu bakımından sınırlandırılması değil Müvekkil İşçi’nin yeterlik belgesi ile çalışabileceği tüm alanların sınırlandırılması bir diğer ifade ile Müvekkil açısından meslek yasağı halini almakta ve kişinin adeta çalışma hürriyetini elinden aldığını beyanla, müvekkil İşçi iş akdini haklı nedenle feshettiğinden ve açtığı işçi alacakları dosyasında feshin haklı nedene dayandığının tespiti halinde rekabet yasağı da sona ermiş olacağından, İstanbul 3. İş Mahkemesi 2019/123 E. numaralı dosyasının bekletici mesele yapılmasına, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde, ilgili rekabet yasağı kaydının TBK’nın emredici hükümlerine aykırı olması ve geçerlilik koşullarından hiçbirini taşımaması sebebiyle geçersiz olması nedeniyle davanın reddine, takibin iptaline, karşı taraf aleyhine takip konusunun %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 11/02/2021 tarih ve 2020/183 Esas - 2021/125 Karar sayılı kararında; \"Dava; İİK 67 madde uyarınca açılan itirazın iptali davasıdır.7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3.maddesi; '' (20) 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunda düzenlenen gazeteci ile 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununda düzenlenen gemiadamı, bu madde kapsamında işçi sayılır.'' “Görev” başlıklı 5. maddesinde ''... a) 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına.... ilişkin dava ve işlere bakar.'' hükmü ile İş Mahkemeleri'nin görevi düzenlenmiştir.Somut olayda; davalının  854 sayılı Deniz İş Kanunu anlamında gemi adamı, davacının ise işveren sıfatını taşıdığı, davaya konu uyuşmazlığın da kılavuz kaptan (gemiadamı) olan davalı işçi ile davacı şirket arasındaki işçi-işveren ilişkisinden kaynaklandığı açıktır.  İşçinin hizmet akdinin sonlanmasından sonra oluşan rekabet yasağının, haksız rekabet ve gizlilik yükümlülüklerine aykırılık nedeni ile açılan tazminat davalarının Yargıtay'ın istikrarlı içtihatlarına göre ticaret mahkemelerinin bakmakla görevli olduğu kabul edilmekteydi. Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 4/1-c maddesinde Türk Borçlar Kanununun rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447 maddelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olarak kabul edilmiş ve TTK'nın 5/1. Maddesinde de aksine hüküm bulunmadıkça, tüm ticari davaların asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı düzenlenmiştir. Ancak Mahkemelerin görevi davanın açıldığı durum ve koşullara göre belirlenir. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/1-a maddesine göre işçinin rekabet yasağının da yer aldığı TBK'nın Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine ilişkin işçi ve işveren arasındaki ilişkiden kaynaklanan davalarda iş mahkemelerinin görevli olduğu düzenlenmiştir. 7036 sayılı yasanın 5. Maddesinin gerekçesinde yapılan değişiklikle, iş mahkemelerinin görev alanının genişletildiği ve böylece iş mahkemelerinin işçi ve işveren arasındaki tüm ihtilafları çözmekle görevlendirilerek tam bir ihtisas mahkemesi olarak kabul edildiği, bu yaklaşımla işçi ve işveren arasındaki iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda istikrarlı kararların verilmesinin sağlanacağı ve uzmanlık sebebiyle kısa sürede daha güvenilir sonuçlar elde edileceği ve yargı yoluna başvuranların haklarının daha iyi korunacağı belirtilmiştir. Yürürlük tarihi Türk Ticaret Kanunundan daha sonra olan ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan özel nitelikteki 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 5. maddesi uyarınca   iş sözleşmesinin devamı veya sona ermesinden sonra açılan davalar ayırımı yapılmamıştır. Buna göre iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın çözümünde İş Mahkemesi görevli olup İş bu davayı görmeye Mahkememizin görevsizliğine, HMK 138(1) madde; ''Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir; gerektiği takdirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasına dinleyebilir'' hükmü uyarınca dava şartları konusunda dosya üzerinden karar verilmesinin mümkün olmasına göre, Anayasanın 141/son ve  H.M.K.'nun 30. maddelerinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi de nazara alınarak dosya üzerinden karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla;\"gerekçesi ile, '' 1-İş bu davayı görmeye Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, dava dilekçesinin HMK 114/(1)-c 115/(2) Maddeler uyarınca GÖREVSİZLİK nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-HMK 20 madde uyarınca dosyanın  karar kesinleştiğinde ve talep halinde görevli İSTANBUL  NÖBETÇİ İŞ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 2-)H.M.K.'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren taraflardan herhangi birinin iki hafta içerisinde Mahkememize başvurarak dosyanın görevli ve yetkili Mahkemesine gönderilmesi talebinde bulunmaması halinde dosyanın Mahkememizce resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili ... (“...” veya \"Müvekkil Şirket\"), 20 yılı aşkın süredir kılavuzluk alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu,  Davanın ise, taraflar arasında akdedilen 01.08.2008 tarihli Zeyilname'nin 8. maddesinde düzenlenen \"hizmet sözleşmesinin bitiminden sonraki döneme ilişkin rekabet yasağının\" Davalı tarafından ihlal edilmiş olması nedeniyle ikame edilmiştir. Davalı tarafın da kabulünde olduğu üzere huzurdaki dava TBK 444 vd. hükümleri uyarınca iş akdinin sonra ermesi sonrası rekabet etmeme yükümlülüğünden kaynaklanmakta olduğunu, Yerel Mahkemenin 11/02/2021 tarihli görevsizlik kararı Müvekkil Şirket'e 20.03.2025 tarihinde tebliğ edilmiştir. İşbu kararda özetle; \"Yürürlük tarihi Türk Ticaret Kanunundan daha sonra olan ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan özel nitelikteki 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 5. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin devamı veya sona ermesinden sonra açılan davalar ayırımı yapılmamıştır. Buna göre iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın çözümünde İş Mahkemesi görevli olup İs bu davayı görmeye Mahkememizin görevsizliğine,\" yönünde  hüküm kurulmuş olup bahse konu uyuşmazlık için İş Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verdiğini, Her ne kadar Yerel Mahkemece görevsizlik kararı verilmişse de Müvekkili tarafından bir diğer kılavuz kaptan aleyhine aynı konuda İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/185 E. sayılı dosyasında açılan dava tahtında ilk derece mahkemesi tarafından görev hususunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kuruluna başvuru yapıldığını, Anılan başvuru kapsamında Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2021/1534 E., 2021/ 6811 K. ve 03.12.2021 Tarihli Kararı ile rekabet yasağının ihlalinden doğan davalarda ticaret mahkemelerinin görevli olduğuna hükmedildiğini, Ticari davalarda istinaf daireleri arasında uyuşmazlığı gideren Yargıtay İhtisas Dairesi Kurulu,  2021/1534 Esas, 2021/ 6811 Karar ve 03.12.2021 Tarihli Kararında;  \"TTK’nın 5. maddesinde yazılı “aksine hüküm bulunmadıkça” hükmüne dayalı olarak, ihtisas alanı ve yargılama usulü tümüyle farklı bir mahkemenin görevi kapsamına alması gibi kabul edilemez nitelikteki bir yaklaşımda bulunmasının söz konusu olamayacağı kanaatine varılmakla..., TBK’nin 444-447 maddelerinden doğan rekabet yasağının ihlaline dair uyuşmazlıklara bakma görevinin TTK’nın 4/1–c maddesi gereğince aynı Kanunun 5. maddesi uyarınca Ticaret Mahkemelerine ait olacağına, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin 13 ve 43. Hukuk Daireleri ile 12 ve 14. Hukuk Daireleri arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine, 03/12/2021 tarihinde 5235 sayılı Kanun’un 35/4 maddesi gereğince (gerekçe yönünden çoğunlukla) sonuç itibarıyla oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.\" şeklinde hüküm kurulduğunu, bu karar neticesinde, işbu davaya konu uyuşmazlığın TBK’nın 444-447. maddelerinden doğan rekabet yasağı ihlali davası olduğu, TTK 4/1-c ve 5. maddeleri gereğince Asliye Ticaret Mahkemelerinin görev alanına girdiği Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından açıkça belirtildiğini; TTK’nın özel hüküm niteliğindeki düzenlemeleri karşısında İş Mahkemeleri Kanunu’nun genel hüküm olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. Maddesi, yalnızca \"iş ilişkisi  nedeniyle\" doğan uyuşmazlıkları kapsamakta olup; söz konusu davadaki uyuşmazlık, iş ilişkisi sona erdikten sonra, sözleşmeden doğan bağımsız bir borca dayanmakta olduğunu; taraflar arasında artık geçerli bir ilişkisi bulunmadığından, görevli mahkeme belirlenirken bu hususun gözetilmesi gerektiğini; bu kapsamda anılan karar uyarınca dava tarihi itibari ile 7036 Sayılı Kanun Yürürlükte olsa dahi sözleşme sonrası döneme ait ve iş ilişkisinden bağımsız olan bu uyuşmazlık için Türk Ticaret Kanunu'nun özel hükümleri uygulanmalı ve görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi kabul edilmekte olduğunu, Daha önceki süreçte ittihaz edilen Yargıtay kararlarında da hizmet  akdinin sona ermesinden sonraki rekabet yasağının ihlali davalarına bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu hüküm altına alınmakta olduğunu, (Yargıtay 11. HD., E. 2015/4187 K. 2015/5893 T. 27.4.2015) Görevli mahkeme belirlenirken yalnızca taraflatın sıfatı veya önceki iş ilişkileri değil; hukuki niteliği de dikkate alınması gerektiğini; dava konusu olay bakımından davalının; iş sözleşmesini feshettiğini, sonrasında rakip firmada çalışmaya başladığını ve cezai şart yükümlülüğü bu fiili neticesinde doğduğunu; bu yönüyle iş ilişkisi devam etmemekte olup davanın niteliği TBK çerçevesinde değerlendirilecek özel bir yükümlülüğünün ihlalini teşkil edeceğini, Davalı ile aynı tarihlerde toplu olarak istifa eden ve aynı rakip şirkette çalışmaya başlayan kılavuz kaptanlarla Müvekkili Şirket arasında görülen menfi tespit davaları tahtında; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından rekabet yasağının geçerli olduğu ve kılavuz kaptanların TBK 446. Maddesi uyarınca düzenlenen 110.000 ABD doları tutarındaki cezai şart tutarında borçlu oldukları tespit edildiğini; rekabet yasağının ihlali nedeniyle ilgili dosyaların tarafı olan kılavuz kaptanların borçlu olduğuna hükmedilmiş olup başta istifa dilekçelerinin içeriği olmak üzere aynı fiilleri konu alan dosyalarda haklı sebeple fesih olgusu bulunmadığı Yargıtay tarafından tespit edilmiş durumda olduğunu; bu cihetle, anılan rekabet yasağı hükmünün yasaya uygun olduğu Yargıtay incelemesi neticesinde kesinleşen yargı kararları ile esas yönünden her tespit edildiğini; doğrudan emsal teşkil eden Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararlarının bilgilerinin şu şekilde olduğunu; Yargıtay 9.Hukuk Dairesi'nin 2021/3076, 2021/10133, 2021/10134, 2021/10135, 2021/10136, 2021/10473, 2021/10474, 2021/11745 E. Sayılı Kararları. Dava dosyası tahtında İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/186 Esas, 2023/226 K., 23/03/2023 Tarihli kararında, aynı rekabet yasağı hükmünün hilafına aynı eylemlerle yükümlülüklerini ihlal eden bir diğer kılavuz kaptanın cezai şarttan sorumlu olduğuna hükmettiğini, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah olunan sebepler ve re'sen göz önüne alınacak sebeplerle; İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/183 E., 2021/125 K. sayılı ve 11/02/2021 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; TBK'nun 444 ve devamı maddeleri kapsamında davalının, iş sözleşmesinin sona ermesi akabinde uymakla yükümlü olduğu rekabet yasağına aykırı davrandığından bahisle cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece uyuşmazlığı çözme görevinin iş mahkemelerine ait olduğu gerekçesi ile davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinin  kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine yönelik, 2021/1534 esas,  2021/6811 karar sayılı ve 03/12/2021 tarihli ilamı ile; TTK’nın 1. maddesinin bu Kanunun 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ayrılmaz bir parçası olduğunu belirttiği,  6098 sayılı Kanun’un 646. maddesi uyarınca da TBK’nun Türk Medeni Kanunu’nun 5. kitabı ve onun tamamlayıcısı olarak addedilmesi nedeniyle TBK’da düzenlenen hükümlerin diğer kanunlarla ilişkilendirilmesine ilişkin yorum faaliyetinde, yöntemsel olarak, söz konusu üç temel kanuna yansıyan bu bütünlüğün göz önünde bulundurulması gerektiği,  25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun  İş Mahkemeleri’nin görev alanını 5521 sayılı Kanun hükmüne nazaran genişlettiği ve 6098 sayılı TBK’da hizmet sözleşmesine tabi işçilerin, işverenleri ile “iş ilişkisi” nedeniyle sözleşme ve kanundan doğan hukuk uyuşmazlıklarını da iş mahkemelerinin görevi kapsamına aldığı; ancak, rekabet yasağına ilişkin TBK’nın 444 vd. maddelerinde düzenlenen hükümlerin, doğrudan hizmet sözleşmesinin bir unsuru olarak görülemeyeceği gibi rekabet yasağının işçi-işveren arasındaki hizmet sözleşmesinin ve buna bağlı olarak iş ilişkisinin sona ermesinden sonra hüküm ifade edecek mahiyette olması, işçinin tek taraflı bir taahhüdü suretiyle de oluşturulması mümkün bulunmakla, rekabet yasağının ihlali halinde ortaya çıkacak uyuşmazlıkların iş ilişkisinden yahut hizmet sözleşmesinden kaynaklandığının da kabul edilemeyeceği, işçinin bizatihi hizmet sözleşmesinden ve buna bağlı olarak oluşan iş ilişkisinden kaynaklanan rekabet etmeme ve işverene ait sırları saklama yükümlülüğünün, TBK’nın 396. maddesinde tanımlanan ve kanundan kaynaklanan işçinin özen ve sadakat borcu ile ilişkili olduğu,  TBK’nın 444. maddesinde tanımı yapılan ve taraf iradesine bağlı olarak ortaya çıkan rekabet etmeme taahhüdünün ise, açıklanan bu karakteri nedeniyle, işçinin kanundan kaynaklanan özen ve sadakat yükümlülüğünün bir devamı yahut işçinin bu borcunun, sözleşme sona erdikten sonra da devamına olanak sağlayan bir düzenleme niteliğinde olmadığı, nitekim, işçinin hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonraya ilişkin sır saklama yükümlülüğünün, TBK’nın 396. maddesinin son fıkrasının ikinci cümlesinde özel olarak düzenlendiği ve doğrudan kanundan kaynaklanan bir yükümlülük niteliğinde bulunduğu, bu yükümlülüğün, serbest iradeye dayalı rekabet etmeme taahhüdünden hukuki karakteri itibariyle ayrışmakta olduğu, kanunda birbirinden farklı nitelikteki bu iki kavrama ilişkin hükümlerin, açıklanan ayrışmaya uygun olarak farklı bölümlerde düzenlendiğinin gözden kaçırılmaması gerektiği, buna göre TBK’nın 444 vd. maddelerinde düzenlenen rekabet yasağına ilişkin hükümlerin ve buna bağlı olarak bu yasağın ihlali halinde ortaya çıkacak uyuşmazlıkların, 7306 sayılı Kanun’un 5/1. maddesi kapsamında, iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlık olarak tanımlanmasının ve İş Mahkemelerinin görevi kapsamında addedilmesinin yerinde bir yaklaşım olmadığı, bu çerçevede, 7306 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi ile TBK’daki rekabet yasağına ilişkin hükümlerin mutlak ticari dava olarak tanımlanmasına ilişkin TTK’nın 4. maddesi hükmünün zımnen ilga edilmiş olduğunun ileri sürüleyeceği, bu nedenle kanun koyucunun, mutlak ticari dava niteliğindeki bir davayı, TTK’nın 5. maddesinde yazılı “aksine hüküm bulunmadıkça” hükmüne dayalı olarak, ihtisas alanı ve yargılama usulü tümüyle farklı bir mahkemenin görevi kapsamına aldığının da kabul edilemeyeceği gerekçeleri ile;  TBK’nın 444-447 maddelerinden doğan rekabet yasağının ihlaline dair uyuşmazlıklara bakma görevinin TTK’nın 4/1–c maddesi gereğince aynı Kanunun 5. maddesi uyarınca Ticaret Mahkemelerine ait olduğuna ve  İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin 13 ve 43. Hukuk Daireleri ile 12 ve 14. Hukuk Daireleri arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Somut olayda uyuşmazlık; davacı ile davalı arasındaki hizmet akdinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin kararlaştırılmış bulunan rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şartın tahsili istemine ilişkin olup, Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin yukarıda içeriği özetlenen ilamında da belirtildiği üzere uyuşmazlık TTK'nun 4/1-c bendi uyarınca  mutlak ticari dava mahiyetinde olduğu ve görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu nazara alınarak işin esasına girilmek gerekirken, davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığından usulden reddedilmesi yerinde olmamış, davacı yanın istinaf başvurusu haklı bulunmuştur. Sonuç itibriyle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a3 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/02/2021 tarih ve  2020/183 Esas ve 2021/125 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 03/07/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a1463fb3f4a04f9a","SID":"eee3fa6c9e1aaec8"}}