{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. DİYARBAKIR BAM   10. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/2300 - 2025/1355<br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>10. HUKUK DAİRESİ<br><br>Dosya No\t: 2024/2300 <br>Karar No\t: 2025/1355<br>Karar Tarihi\t: 28/05/2025<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t\t: 04/07/2023<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen  hükümde  07.09.2023 tarihli ek karar yönünden davalı MSB vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>A)Tarafların İddia ve Savunmaları;<br>Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle; Davacının 05.01.2021 günü saat 10:00 sıralarında  kaldırımda yürüdüğü esnada .... plakalı uzun ve geniş aracın yüzde yüz kusurlu olarak.... Caddesini takiben Adliye Kavşak istikametine ters yönde seyredip Elazığ Caddesine katılım yaparak  sol şeride girip sağa dönüş yapmak istediği esnada davalıların işleteni ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı oldukları aracın sağ arka kısmının trafik direğine çarpması sonucunda direğin devrilerek davacının yaralandığını ve en az 3 ay ayağına basamayacak şekilde yatılı olarak eve sevk edildiğini, davacının evde bakıma muhtaç hale geldiğini, kaza tarihinde bir yıllık avukat olduğunu ve evliliğinin ilk yılında olduğunu, davacının çok ciddi manevi zararı bulunduğunu, davacının bu süre zarfında işinden uzak kalarak elde edeceği gelirlerinden mahrum kaldığını, çalışma gücünün azalmasından ve kazanç kaybının yitirilmesinden doğan şimdilik 100 TL,  Sosyal Güvenlik Kurumları tarafından karşılanmayan hastane masrafları ve faturalar olmak üzere  9.996,36 TL, adli tıp kurul raporuna göre belirlenmiş olan 3 haftalık evde bakım ücreti olarak sonradan belirlenmek üzere şimdilik 100 TL ve 15.000  TL de  manevi olmak üzere toplam 25.196,36 TL  tazminatın kaza  tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini, yargılama harç ve masrafları ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı Milli Savunma Bakanlığı vekili cevap dilekçesinde; Görev, yetki, zamanaşımı, hak düşürücü süre, taraf ehliyeti, hukuki yarar yokluğu, usulsüz tebligat, iş bölümü, derdestlik, kesin hüküm, yargı yolu, husumet ve HMK'da belirtilen tüm itirazların sunulduğunu, dava dilekçesinde yer alan iddiaların kabul edilmediğini,  dava konusu kazanın Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından yol ayırım çalışması yapıldığı ve davalı idarece yapılan çalışmanın uygun olmadığı bildirilmesine rağmen uyarıların dinlenmediğini, kazanın meydana gelmesinde idereye atfedilecek bir kusur bulunmadığını, olay yerinde tüm emniyet tedbirlerinin alındığını, olay anında trafik polisinin yönlendirmesi ile aracın aksi istikamette gittiğinin mobese kayıtlarından anlaşılacağını, kaza yerinde tutulan bir araç nedeniyle trafik akışının tersi istikamete yönlendirildiğinin görüldüğünü, yönlendirilen tarafın araç genişliğine uymaması sebebiyle kazanın meydana geldiğini savunarak davanın esastan reddini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini istemiştir.<br>Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde; Davacının davalı  şirkete usulüne uygun olarak müracaat etmediğini, 05.01.2021 tarihinde kazaya karıştığı belirtilen, .... plakalı araç, müvekkil şirkete 01.01.2021-2012 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 106128346 numaralı Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, iş bu poliçe kapsamında şahıs başına maddi tazminat limitinin 430.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, müvekkili sigortacı şirketin üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan, sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulabileceğini, kusur durumunun tespiti gerektiğini, davacının maluliyetinin tespiti için ATK tarafından muayene edilerek uygun yönetmelik çerçevesince rapor düzenlenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi giderleri poliçe kapsamında olmadığını,  manevi tazminat taleplerinin poliçe teminatı kapsamına girmediğini savunarak davanın öncelikle usulden reddine, aksi kanaat halinde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.   <br>B)İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:<br>Mahkemece yapılan tahkikat neticesinde 04.04.2023 tarihli karar ile; davanın trafik kazası nedeniyle  ZMM sigortacısı aleyhine açılmış haksız fiil hukuksal nedenine dayalı geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri kalemlerine ilişkin maddi ve manevi tazminat davası olduğu, \"dava konusu kazanın 05/01/2021 tarihinde gerçekleştiği,  kazanın sürücü ....sevk ve idaresindeki Ulaştırma ....Komutanlığına ait... plakalı uzun ve geniş tank taşıyıcı araç (24 m uzunluğunda ve 3,80 m genişliğinde) ile aracının önünde ve arkasında eskortları (yönlendirici olarak Bölge Trafik Ekibi görevlileri mevcut) da bulunduğu halde ...Caddesi üzerinde ters yönde seyrederek geldiği olay yeri Adliye Kavşağında sağa dönüşe geçip Elazığ Caddesine giriş yapmakta olduğu sırada dönüşünü tamamlamak üzere iken aracının sol yan en arka kısımları ile kavşak yapısına ait bulunan yaya geçidi trafik lambası direğine çarpması nedeniyle bu direğin devrilerek kaldırımda yürüyen davacı yaya .....’ın ayağı üzerine düşmesi neticesinde meydana geldiği, davacının, kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, davacıda bu kazaya bağlı olarak % 2 ve sürekli olarak belirlendiği, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 3 aya kadar <br>uzayabileceği ve 3 hafta süreyle başkasının bakımına ihtiyaç duyabileceğinin anlaşıldığı, dosyaya sunulan faturalardan tedavi giderine ilişkin masraf yaptığının sabit olduğu, dosyada bulunan evraklar ve alınan maluliyet raporuna göre  8.507,70 TL geçici işgörmezlik, 285.791,31 TL sürekili işgörmezlik, 2.504,25 TL bakıcı gideri ve 9.287,36 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 306.090,62 TL maddi tazminat talep edilebileceği, davacının avukat olduğu, kaza tarihinden aktif olarak çalışmadığının tespit edildiği,  alınan maluliyet, kusur ve aktüerya raporunun güncel mevzuta uygun olduğu, rapor içeriğinin denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporu,  davalının kusur durumu, olayın meydana geliş biçimi, iyileşme süresi ve sonuçları, tarafların ekonomik ve sosyal durumu dikkate alındığında  davacı 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin  hakkaniyete uygun olacağı, manevi tazminat talebi için maddi tazminat talebinden ayrılabilecek mahiyette herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından yargılama giderlerinin tamamından davalıların sorumlu tutulması gerektiği\"  gerekçesiyle  \"Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; Maddi tazminat kalemleri yönünden; 1-Davacının 217.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 8.500,00TL geçici iş göremezlik tazminatı, 2.500,00 TL bakıcı gideri ve 9.287,36 TL tedavi giderinin  davalı sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalı sigorta şirketinden ve davalı Milli Savunma Bakanlığın'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, alacağa sigorta şirketi yönünden 14/12/2021 tarihinden, davalı Milli Savunma Bakanlığı yönünden ise olay tarihi olan 05/01/2021 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Manevi tazminat kalemi yönünden; Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatının davalı  Milli Savunma Bakanlığından alınarak davacıya verilmesine, alacağa olay tarihi olan 05/01/2021 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davalı sigorta şirketi yönünden manevi tazminat isteminin reddine\" karar verilmiştir. <br>Davacı vekilince 31.07.2023 tarihinde sunulan feragat dilekçesi ile; Dosyada davalı .... Sigorta A.Ş. İle maddi tazminat yönünden  sulh olunması nedeniyle  davalı ... Sigorta A.Ş.'ye karşı açılan davadan feragat edildiği beyan edilmiştir.<br>Mahkemece verilen 07.09.2023 tarihli ek karar ile;  davacı vekilinin davadan feragate yetkisinin bulunduğu, maddi  tazminat istemli olarak davalılar aleyhine açılan davadan feragat ve feragatin kesin hüküm sonuçlarını doğurması nedeniyle, feragatin hükümden sonra yapıldığı gözetilerek, maddi tazminat talebine ilişkin olarak açılan davanın feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat yönünden verilen kararın aynen korunduğu gerekçesiyle davacı tarafından maddi tazminat istemine ilişkin açılan davanın feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatının davalı  Milli Savunma Bakanlığından alınarak davacıya verilmesine, alacağa olay tarihi olan 05/01/2021 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davalı sigorta şirketi yönünden manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. <br>C)İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:<br>Davalı Milli Savunma Bakanlığı  vekilinin 07.09.2023 tarihli ek karar aleyhine  istinaf başvuru dilekçesinde  özetle; Yerel Mahkemenin kısmen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olup eksik incelemeye dayalı olduğunu, davacı hakkında manevi tazminata hükmolunmaması gerektiğini, Mahkeme aksi kanaatte ise davacı lehine belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda yüksek manevi tazminata hükmolunmasını kabul etmediklerini, kararın kaldırılması gerektiğini, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesinin amaçlanması ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, tarafların kusur durumları ve davacıdaki meydana gelen yaralanmanın niteliği de gözönünde tutularak, TBK'nın 56. maddesindeki özel haller dikkate alınarak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılması gerektiğini, davacı vekilince istinaf aşamasında davadan feragat edildiği gözetilerek davalı kurum lehine feragat nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken mahkemece vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini beyan ederek Mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep  etmiştir. <br><br>D)Delillerin Değerlendirilmesi, Hukuki Sebepler ve Gerekçe: <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususların olup olmadığı değerlendirilerek yapılmıştır.<br>İddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre; İstinaf incelemesine konu ve esas teşkil eden eldeki dava; haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. <br>Mahkemece verilen 04.04.2023 tarihli karar sonrasında davacı vekilince davalı sigorta yönünden davadan feragat edilmiş, Mahkemece 07.09.2023 tarihli ek karar ile maddi tazminat isteminin feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı MSB vekilince işbu ek karar aleyhine istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>D-1) Davalı MSB vekilinin kusura, manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf isteminin incelenmesinde; <br>6098 sayılı TBK 49 vd maddelere göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Burada haksız fiilin kusur unsuru ile ilgili olarak  ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olunmaksızın, zarar verenin kusurunun olup olmadığını tayin yetkisi Mahkeme Hâkimindedir. Kusurun belirlenmesindeki ceza hukuku ilişkisi yönünden TBK 74. maddede \"(1) Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.(2) Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.\"  denilerek hukuk hakiminin \"ceza hukukunun sorumluluk kuralları ile” bağlı olmadığı düzenlenmiştir. Bu düzenlemeden anlaşılması gereken ise, suçun  işlendiğine ilişkin hükümlülük kararları, ceza mahkemesinde toplanan kanıtlar, hukuka aykırılık durumları, nedensellik bağı ve maddi olguların hukuk hakimini bağlayacak olmasıdır.  Eğer   ceza   mahkemesinde mahkumiyet kararı verilmiş ve haksız fiili işleyen belli bir oranda kusurlu bulunmuşsa, bu durum kuvvetli delil teşkil edecek, hukuk hakimi yeniden kusur olup olmadığını değerlendirirken ceza mahkemesinde toplanan kanıtları ve maddi olguları gözönünde bulunduracaktır. (Yargıtay (Kapatılan) 17. HD  2014/5198 esas ve 2015/12838\tkarar sayılı ilamı) <br><br>  Dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağı, ceza dosyası, kaza anına ilişkin kamera kayıtları ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde Mahkemece, 05.01.2021 günü saat 09:52 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki uzun ve geniş tank taşıyıcı araç ile aracının önünde ve arkasında eskortları (yönlendirici olarak Bölge Trafik Ekibi görevlileri mevcut) da bulunduğu halde ...... Caddesi üzerinde ters yönde seyrederek geldiği Adliye Kavşağında sağa dönüşe geçip Elazığ Caddesine giriş yapmakta olduğu sırada dönüşünü tamamlamak üzere iken aracının sol yan en arka kısımları ile kavşak yapısına ait bulunan yaya geçidi trafik lambası direğine çarpması nedeniyle bu direğin devrilerek kaldırımda yürüyen davacı yaya .....ın ayağı üzerine düşmesi neticesinde dava konusu kazanın meydana geldiği kabul edilerek davacının kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığına dair değerlendirmenin dosya kapsamı itibariyle yerinde olduğu anlaşılarak davalı vekilinin kusura yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br> 6098 sayılı TBK 56. Maddesinde bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özellikleri göz önünde tutularak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilebileceği düzenlenmiştir. Manevi tazminatı tayin etme ölçütü olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 23.06.2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre  manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıklanmıştır.  Açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli tarafların kusur durumları gözönünde tutularak,  4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 4'üncü maddesinde belirtildiği gibi hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılması gerektiği şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur. <br>Dava konusu olayın tarihi, yaşanan olayın özelliği, davacının yaya haldeyken trafik lamba direğinin davacının ayağı üzerine düşmesi  sonucu yaralanması neticesinde davacıda kaza tarihindeki yönetmeliğe uygun alınan rapora göre %2 oranında maluliyet oluşturduğunun bildirilmesi,  manevi tazminatın, kişinin çekmiş olduğu fiziksel ve manevi acıları dindirmeyi, hafifletmeyi amaçlar niteliği, tazminatın bizzat yaşanan acı ve elemin karşılığı olması, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü hususları nazara alındığında takdir edilen manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf istemi yerinde görülmemiştir. <br>D-2) Davalı MSB vekilinin hükmolunmayan vekalet ücretine yönelik istinaf isteminin incelenmesinde; <br>Mahkemece davalı MSB yönünden vekalet ücretine yönelik değerlendirme yapılmamış, bu husus aleyhine davalı MSB vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.<br>Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT 6. Maddesi \"Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, bu Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz.\" şeklinde, 13/4. Maddesi de \"Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.\" şeklinde düzenlenmiştir. Bu durumda kendisini vekil ile temsil ettiren davalı MSB lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerekirken bu yönden hüküm kurulmaması doğru görülmemiş, davalı MSB vekilinin istinaf isteminin bu yönden kabulü gerekmiştir. <br>D-3) Kamu düzeni nedeniyle eksik hükmolunan harç yönünden yapılan incelemede; <br>Karar ve ilam harçları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323. maddesinde yargılama giderleri arasında gösterilmiş olup, kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir (m.326). 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ilişkin 13/1-j bendine göre  \"Genel Bütçeye dahil idarelerin bu Kanunun 1 ve 3 sayılı tarifelerine giren bütün işlemleri.\" harçtan müstesna olup bu maddeye göre hesaplanacak harçlar, Genel Bütçeye dahil idarelerin haklılığı nispetinde karşı taraftan tahsiline ilgili merciince karar verilir.<br><br>İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulü ile \"3-Harçlar kanunu gereğince alınması gerekli 269,85 TL'den 86,06TL nin mahsubu ile 183,79TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,\" karar verilmiş ise de davada kabul edilen miktarın 10.000,00 TL üzerinden 683,10 TL harç alınması  gerektiğinden, kamu düzenine aykırılık teşkil eden bu husus gözetilerek kararın kaldırılması gerekmiştir. <br>Yukarıda izah edildiği üzere harç ve vekalet ücreti konusunda hatalı şekilde ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirme yapılmış olduğundan ve bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ilk derece mahkemesi kararının HMK'nun 353/1-b - 2. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve davanın esası hakkında dairemizce yeniden hüküm kurulmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br><br>HÜKÜM:Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;  <br>I-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan sebeplerle KABULÜ ile  ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,  6100 sayılı HMK m. 353(1)-b-2 hükmü gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, Buna göre;<br>1- Maddi Tazminat Talebi Yönünden;<br>Davacı tarafından maddi tazminat istemine ilişkin açılan davanın feragat nedeniyle REDDİNE,<br>2- Manevi Tazminat Talebi Yönünden;<br>Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı  Milli Savunma Bakanlığından alınarak davacıya verilmesine, alacağa olay tarihi olan 05/01/2021 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davalı sigorta şirketi yönünden manevi tazminat isteminin reddine,<br>3-Harçlar kanunu gereğince alınması gerekli   683,10 TL nispi karar ve ilam harcının peşin alınan 886,00 TL harçtan mahsup edilerek fazla yatan 202,90 TL harcın talep halinde davacıya iadesine <br>4-Manevi tazminat açısından; davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T madde 13'e göre hesaplanan 10.000,00 TL  vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>5-Davalı Milli Savunma Bakanlığı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden  maddi tazminat yönünden  A.A.Ü.T madde 13/4 gereği 30.000,00 TL ve manevi tazminat açısından; AAÜT madde 10/4 ve 13/2'ye göre hesaplanan 5.000,00 TL  vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Milli Savunma Bakanlığına verilmesine,<br>6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>7-Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan  tahsili ile Hazineye irad kaydına,<br>8-HMK.'nın 333. maddesi ve HMKY'nin 47. maddesi gereğince gider avansının kullanılmayan kısmının yazı işleri müdürü tarafından ilgilisi hesap numarası bildirilmiş ise hesabına aktarılmasına, aksi halde masrafın gider avansından karşılanmak suretiyle PTT vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilerek iadesinin sağlanmasına,<br>II- Davalı kurumun harç muafiyeti olduğundan harç iadesi konusunda karar verilmesine yer olmadığına<br>III-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafça yapılmış masraf bulunmadığından  bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,<br>IV-İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>V-6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 362(1)-a hükmü gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/05/2025<br><br><br><br><br>    Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır.   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c82e61c6533cc6dc","SID":"6bd8c4c6a230c703"}}