{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/819 <br>KARAR NO:2025/2835<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:12/10/2023<br>NUMARASI:2022/1046 Esas - 2023/679 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:14/07/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin  dava dilekçesinde;Müvekkil şirketin 1991 yılında misafirlerine en iyi hizmeti ve fiyatı sunma hedefiyle kurulduğunu, turizm sektörünün yenilikçi temsilcisi olarak yurt içinde ve dışında paket tur ve otel konaklama hizmetleri satışı yapan turizm operatörlüğü hizmeti veren  turizm sektöründe faaliyet gösteren en önemli firmalarından biri olduğunu, müvekkil şirketi ile ... A.Ş. Birbirinden farklı tüzel kişilikler olup, hisse yapılarının birbirinden tamamen farklı olduğunu, Müvekkil şirketin %100 hissedarının ... olup,  ... A.Ş. ile hissedarlık, iş ortaklığı ve sair organik herhangi hir ilişki bulunmadığını,  ... A.Ş.'nin iflası sebebiyle mağdur olunduğu iddiasıyla davalıların hukuken hiçbir ilgisi bulunmayan müvekkil şirkete yönelik haksız, hukuka aykırı faaliyetlerde bulunduklarını, davalılarca müvekkil şirket ve hissedarı ile ilgili gerçek dışı, mesnetsiz, iftira teşkil eden, kamuoyunu yanıltıcı, müvekkil şirketin doğrudan ticari itibarını zedeleyen birçok tweet atıldığını ve hukuka aykırı çağrılarda bulunulduğunu, müvekkil şirketin onur, şeref, saygınlığına ve kişilik haklarına açıkça saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek müvekkil şirketin kişilik haklarına, ticari itibarına vaki saldırılar sebebiyle 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline,-TMK 25. maddesi gereğince mahkemenizce verilecek hükmün ulusal bir gazetede ilan edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde; Davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davacın Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesine göre tacir olması ve talebinin ticari itibarın zedelenmesine dayandırılması karşısında huzurdaki davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini, davacının  her bir davalı için ayrı ayrı iddia ettiği hususları ispatlaması gerektiğini, müvekkil ...'nın ... Şirketi'nde kabin memuru olarak çalışırken şirketin iflas etmesi üzerine hiçbir işçilik alacağım ödenmeksizin işsiz kaldığını, iflas dosyasına müdahil olmadığını, davacı şirket aleyhine hiçbir söz ve eylemde bulunmadığını, müvekkilinin iş arkadaşları tarafından daha öncesinde yapılan gösterilerin hiç birisine katılmadığını, müvekkilleri ... ve ...'in  paylaşımlarının hiçbirinde davacı şirketin ticari itibarını zedeleyici bir isnad bulunmadığını, davacı şirket ortağı ...'un daha önce dava dışı ... Anonim Şirketi'nin ortakları arasında yer aldığını, her iki şirketin de turizm sektöründe hizmet verdiğini, davacı şirket önünde yapılan hukuka uygun eylemlerin  amacının toplumun bu durumdan haberdar olması olduğunu, ortada hukuka aykırı bir eylem bulunmadığını, bu nedenlerle müvekkil sendika ve yine sendikanın faaliyeti kapsamında görev yapan sendika başkanı hakkında açılan davanın haksız ve mesnetsiz olup işçilerin gözünü korkutmaya yönelik olduğunu ileri sürerek görevsizlik kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaatte olunması halinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; Davalı yanın tacir olup ticari ilişkiden kaynaklanan tazminat talebinin Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davalılar açısından zorunlu veya ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmadığını, dava konusu olayda zarar iddiasına sebep olan tasarruflar ve eylemlerin bağımsız olduğu her bir davalı açısından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilleri ile diğer davalılar arasında herhangi hukuki bir ilişki bulunmadığını, davacının müvekkiller ile davalılar arasında müteselsilen sorumluluğu doğuracak bir eylem gerçekleşmediğinden ve kanundan da böyle bir zorunluluk bulunmadığından her davalı için tefrik kararı verilerek dosyanın yürütülmesi gerektiğini, müvekkillerin ... A.Ş. (...) işçilerinin mağduriyetlerini hukuka uygun eylem ve söylemler ile birlikte kamuoyuna duyurmak amacı ile hareket ettiklerini, davacı şirket önünde yapılmış olan eylem düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında düzenlenmiş olan bir eylem olduğunu, davacı tarafın aralarında organik bağı çok net olarak ortaya koyan bir çok veriye rağmen bu durumu görmezden gelip aralarındaki ilişkiyi basit bir “acentelik” ilişkisine indirgemeye çalıştığını, davalı ... A.Ş. Şirketinin %100 hissedarı olan ve aynı zamanda Kültür ve Turizm Bakanı olan ..., ... A.Ş. (...) 'nin hissedarı olan ...'un kardeşi olduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; Huzurdaki davada şirketin ticari itibar kaybı sebebiyle manevi tazminat talebinde bulunduğunu, davacının, Türk Ticaret Kanunu'nun 12. Maddesine göre tacir sayıldığından görevsizlik kararı verilerek dosyanın ilgili Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesi gerektiğini, davaya konu olayın müvekkil sendikanın yasal sınırları içinde yapmış olduğu sendikal faaliyet olduğunu, sendikal faaliyet özgürlüğünün dayanağınının anayasada bulan ve 6356 sayılı yasa ile açıkça düzenlenen bir özgürlük olduğunu, Müvekkil Sendika'nın başkanı ... ile beraber davalı olarak gösterilen kişilerin, ... A.Ş. çalışanları olup, mezkur şirketin iflası sebebiyle  işçilik alacaklarını halihazırda tahsil edemediklerini, davacı şirket ile dava dışı şirket arasında organik bağ ve ticari ilişki bulunduğunu, Müvekkil Sendika ve diğer davalıların davaya konu faaliyetlerinin ... Şirketi'nin yaklaşık 2.000 çalışanının kıdem, ihbar tazminatları ve ortalama 3-4 aylık ücretlerinin ödenmemesinden kaynaklandığını, davacı şirket önünde yapılan hukuka uygun eylemlerin de amacının toplumun bu durumdan haberdar olması olduğunu, ortada hukuka aykırı bir eylem bulunmadığını, huzurdaki dava hakkında görevsizlik kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaatte olunması halinde davanın müvekkil yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; \"...Somut olayda, davalılar tarafından yapılan paylaşımların içeriği değerlendirildiğinde, davalıların bir kısmının ... Anonim Şirketinin çalışanları olduğu, işçilik alacaklarını alamamaları sebebiyle ...(..) isimli platform oluşturdukları, bu platform üzerinden de paylaşımlar yaptıkları,  ... A.Ş. hakkında İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde iflas davası açıldığı ve şirketin iflasına karar verildiği, işçilik ücret alacaklarını alamayan çalışanların ve ... (...) ve ... tarafından tepkinin dile getirildiği, dosya arasına alınan Ticaret Sicil Gazeteleri incelendiğinde ... Şirketi’nin Yönetim Kurulu üyeleri olarak ..., ... ve ...’ın seçildiği ve 14/04/2010 tarihli 7543 sayılı Resmi Gazetede ilan edildiği,  21/02/2012 tarihli ve 8010 sayılı Resmi Gazetede yapılan ilanda  ... A.Ş.’yi temsilen ...’un seçildiğinin belirtildiği, 29/05/2018 tarihli 9588 sayılı Resmi Gzetede yapılan ilanda ... Anonim Şirketi’nin yetkilisi olarak ...’ın seçildiği, 02/03/2006 tarihli ve 6504 satılı Resmi Gazetede ise... A.Ş.’nin...  ... Şirketinin hissedarı olduğunun belirtildiği, ... ile ...’un kardeş oldukları ve her iki şirket yapısı da değerlendirildiğinde aralarında organik bağ olduğu yönünde kanaat uyandırdığı, şirketler arasında organik bağ bulunduğu düşüncesini desteklediği, bu haliyle çalışanların ücretlerini alamaması sebebiyle  tepkilerini dile getirmelerinin olağan olduğu ve eleştiri ile ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, eylemin davacı şirkete yöneltildiği, eleştirinin sadece olumlu karşılanan veya zararsız veya tarafsız görülen bilgi ve fikirleri değil, demokratik toplumun gereklilikleri olan çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin parçası olan, rencide eden, şoke eden, rahatsız eden bilgi ve fikirleri de koruma altına aldığının AİHM'nin birçok kararında ifade edildiği, davalıların işçilik alacaklarını alamadıkları gerekçesiyle sendikal eylem yaptıkları  eylemin işçilik alacaklarını elde etmeye yönelik olup doğrudan davacının manevi şahsiyetine saldırı amacı taşımadığı kullanılan ifadelerin yer yer  hoşa gitmeyen kaba, incitici, nezaket dışı söz niteliğinde olduğu, hakaret boyutuna ulaşmadığının anlaşıldığı, bu nedenle davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğundan söz edilemeyeceği, kaldı ki tüzel kişi tacir olan davacının manevi zararının oluştuğuna dair kanaat te oluşmadığı, bu nedenle davalıların yaptıkları paylaşımların ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında hak arama hürriyeti kapsamında kalması gerektiği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur (emsal karar için bkz. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 2022/634 Esas  2023/2831 Karar sayılı ilamı). Açılan davanın reddine,  ...\" karar verilmiştir.Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Manevi tazminat koşullarının oluşması ve miktarının düşük olması sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava;Basın yoluyla kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı manevi tazminat talebine ilişkindir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davaya konu edilen  basın açıklamasında davalıların işçilik alacaklarından kaynaklanan ihtilafa ilişkin tepkinin özle biçim arasındaki denge korunarak kamuoyuna aktarıldığı, kişilik haklarının ihlalinden ya da basının sorumluluğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1046 Esas  2023/679 Karar sayılı 12/10/2023 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 427,60 TL'nin mahsubuyla bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.14/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"85b188935256975b","SID":"4f70d3f3e7ab150b"}}