{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/252 <br>KARAR NO:2025/2809<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:14/07/2023<br>NUMARASI:2020/748 Esas - 2023/593 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:14/07/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde;Müvekkilinin davalı bankanın ...İstanbul şubesi nezdinden banka hesabı olduğunu, hesapta yer alan 4.800,00 USD'nin internet üzerinden 04/11/2018 tarihinde saat 23:51 sıralarında 24.244,80 TL olarak döviz alış suretiyle hesaba yatırıldığını, bilahare 05/11/2018 tarihi saat 08:08 itibari ile tekrar internet üzerinden hesaptan EFT suretiyle ... adına 26.000,00 LT olarak havale olunduğunu, anılan paranın EFT sureti ile gönderildikten sonra davalı banka tarafından müvekkile gönderilen SMS ile bilgi paylaşımı yoluna gidildiğini, müvekkilinin dolandırıldığını anladığını, İstanbul CBS 2018/182708 soruşturma dosya numarası ile başvuru yapıldığını, dosyada talimat ile ifadesi alınan ...'ın inkar yoluna gittiğini, ...'ı tanımadığını söylediğini, bankaların kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede veya misli olarak iade etmekle yükümlü olduğunu, davalı bankanın objektif özen yükümlülüğü yerine getirmediği gibi müşterisini koruma amaçlı gereken önlemleri de almadığını, müşteri tanımlamasını en üst düzeyde sağlanacak elektronik bankacılık sisteminin uygulanmasını sağlayamadığını, internet bankacılığındaki en büyük sorunun güvenilirlik olduğunu, davalı bankanın gerekli tedbirleri almış olsaydı dolandırıcılık eyleminin gerçekleşmeyeceğini, sorumluluğun bankaya ait olduğunu, müvekkilinin kendisine tevdi ettiği mevduatı aynen iade etmekle yükümlü olduğunu, açıklanan bu nedenlerle; bilişim sistemlerinin kullanımlası sureti ile müvekkili adına kayıtlı hesabından üçüncü kişilerce yapılan hırsızlıktan dolayı davalı bankanın sorumluluğuna binaen 4.800,00 USD 'nin mevduata uygulanan en yüksek miktarlı reeskont faizi ile beraber tarafına ödetilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Mülkiyet hakkının bir gereği olarak, banka müşterilerinin hesapları üzerindeki tasarruf hak ve yetkisi kural olarak o hesap sahibine ait olup, müşterinin hesabına aktarılan bir paranın iadesine ilişkin bir talebin muhatabı da ancak ve ancak o hesap sahibi olduğunu, bu hukuki gerçekler çerçevesinde somut olayımıza bakıldığında; dava konusu EFT işlemleri kullanıcı şifresinin ve tek kullanımlık şifrenin doğru olarak girilmesi suretiyle davacının talimatına, iradesine ve bankacılık uygulamalarına uygun olarak gerçekleştirildiğini, esasen davacı dava dilekçesi ile davanın ... ve ...'a  yöneltilmesi gerektiğini açıkça vurgulanmış olduğunu, dava dilekçesinde yer alan bazı ifadelerin ise gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın  müvekkillerinin bankaya internet bankacılığı kullanma hususunda herhangi bir başvuruda bulunmadığını iddia etmiş olsa da davacı ile müvekkil banka arasında akdedilmiş \"bireysel internet/mobil şube ve telefon bankacılığı ilk atama ve şifre yenileme talep formu\"nda davacı taraf açıkça \"bankanıza ait bireysel internet bankacılığı/telefon bankacılığı kullanmak istiyorum.\" dediğini, davacı tarafın dava dilekçesindeki beyanlarının aksine müvekkil bankadan internet bankacılığı kullanmayı talep ettiğini, eğer davacı tarafından müvekkil bankaya söz konusu işlemlere ilişkin herhangi bir bilgi verilmiş olsaydı müvekkil banka, üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getireceğini,davacının hesaplarını dondurabileceğini, fakat davacı tarafından davalı bankaya herhangi bir bilgi verilmediğinden  müvekkili olduğu bankanın herhangi bir önlem alamadığını, dava konusu tutar dava dışı kişiler tarafından çekildiğini, bu aşamadan sonra bankanın yapabileceği bir şeyi kalmadığını, bankanın söz konusu olaya ilişkin haberdar edilmiş olsaydı derhal harekete geçecek ve kuvvele muhtemel dava dışı üçüncü şahısların hesabındaki henüz çekilmemiş para üzerine bloke konulmasını sağlayabileceğini, internet bankacılığından faydalanmayı sağlayan, kendi hâkimiyeti altında ve tasarrufunda bulunan kişisel bilgilerin kullanılmasına ve muhafazasına ilişkin sorumluluğun davacıya ait olduğunu, davacının sorumluluğunda olan bir konuda müvekkil bankanın sorumlu tutulması mümkün olmadığını, müvekkili olduğu bankanın internet bankacılığı sisteminin gerekli güvenlik önlemleri alınmış, uluslararası standartlarda korunan güvenli bir sistem olup; üçüncü kişilerin bu sisteme sızmaları ve müşteri bilgilerini elde etmeleri mümkün olmadığını, açıklanan bu nedenlerle; bankaya husumet yöneltilemeyeceğinden davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddini, davanın ... ve ...'a ihbar edilmesini, usul ve yasaya açıkça aykırı ve haksız olan davanın tüm talepler yönünden reddini talep etmiştir.İhbar olunan ... dilekçesinde; Yaşanan olayla ilgili 10/06/2019 günü Adana Hürriyet Polis Merkezi Amirliğinde ifade verdiğini, diğer ihbar olunan kişinin kendi mahallesinde uzaktan tanıdığı birisi olduğunu, 2018 yılı Kasım ayı içerisinde kendisine bir yerden para geleceğini ancak borçlardan dolayı kendi adına gönderilemediğini bu paranın gelmesi için kendisinden hesap numarasını istediğini, kendisinin de iyilik olsun diye ...bank hesabını verdiğini, bir süre sonra gidip parayı çekmeleri gerektiğini söylediğini, davacıyı tanımadığını,paranın kim tarafından nasıl gönderildiğini, ne tür işlemler yapıldığını bilmediğini, kimseyi dolandırmak veya haksız yere kazanç sağlamak gibi bir amacı olmadığını,İstanbul CBS 2018/182708 Esas sayılı soruşturma numarası ile açılan dosya sonucu 08/10/2019 tarihinde kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, açıklanan bu nedenlerle; beyanlarının kabulü ile yapılacak yargılamanın sonunda kendi hakkında da karar verilmesi durumunda açılan bu davanın reddini talep etmiştir.İhbar Olunan ...' cevap/beyan dilekçesi sunmamıştır.İlk Derece Mahkemesince; \"... Bilirkişi raporunda da ayrıntılı olarak belirtildiği üzere davacıya ait banka hesabına bilişim yoluyla ya da başka bir yöntem ile izinsiz erişimin bulunmadığı, işlemin davacının beyan ettiği gsm hattına gönderilen güvenli sms onayı ile yapıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim davacı tarafından yapılan şikayet üzerine İstanbul CBS 2018/182708 soruşturma sayılı dosyasında; dava dilekçesinde bahsedilen dava dışı kişiler hakkında davacının ... Bankası nezdinde bulunan hesabından bilgisi ve rızası dışında 4800 TL havale işlemi gerçekleştirildiğini iddia ederek şikayetçi olması üzerine yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı şüpheliler hakkında soruşturma başlatılmış ise de, şüphelilerin üzerine atılı suçu  işlediklerine dair  haklarında kamu davası açılabilmesi için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediğinden üzerine atılı suçlamalar ile ilgili olarak şüpheliler hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olduğu da dikkate alındığında usul ve yasaya uygun, hüküm kurmaya elverişli rapor doğrultusunda davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Dava konusu uyuşmazlık kapsamında alacak USD cinsinden talep edilmiş, bu kapsamda reddedilen alacağın hangi tarihteki döviz kuru üzerinden karar bağlanacağı hususunun öncelikle açıklanması gerektiği anlaşılmaktadır. Mahkememizce Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamaları kapsamında reddedilen toplam tutarının 4.800,00 USD olduğu görülmekle, dava tarihi olan 17/12/2020 tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden  1 USD 7.7766 TL olacak şekilde TL'ye çevrilerek hesaplanan 37.327,68 TL üzerinden vekalet ücretine hükmetmek gerekmiştir (Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 11/05/2023 tarih, 2022/741 Esas ve 2023/1784 Karar sayılı güncel ilamı ve yerleşik uygulamaları). Açıklanan hususlar gereğince; Davanın REDDİNE,   ...\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Maddi tazminat koşullarının oluştuğunu, davalının sorumlu olduğu sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız eylemden kaynaklanan manevi tazminat davasıdır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; Fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir.  Madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi gereğince herkes iddiasını ispatla mükelleftir. İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi kök ve ek raporunun dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüşmesine ve denetime elverişli olmasına, uzman bilirkişi raporunda belirtilen tespitlerin  hükme esas alınmasında bir usulsüzlük görülmemesine göre davacı vekilinin bu husustaki istinaf sebepleri yerinde değildir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davac vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/748 Esas 2023/593  Karar sayılı 14/07/2023 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 269,85 TL'nin mahsubuyla bakiye 345,55 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"06b0d90ef147bf32","SID":"6cfb8a307c28081c"}}