{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2023/3870 <br>KARAR NO:2025/2851<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:28/03/2023<br>NUMARASI:2019/584 Esas - 2023/228 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:14/07/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin, 17.04.2017 tarihinden itibaren ...Fatih İstanbul adresinde \"...\" yaptığını,  geçimini bu şekilde  temin etmekte olduğunu, işbu adreste mesleki faaliyetini yaparak geçimini temin ederken davalı tarafından sahte senetlerle icra takibi yapılarak takiplerin usulsüz olarak kesinleştirildiğini, davalı tarafın haksız haciz ve muhafaza işlemi ile davacının işini, kazancını, birikimini, iş ve özel hayatını ve tüm ticari dengelerini mahvettiğini, takibe konu senetlerdeki imzanın müvekkiline ait olmadığına dair İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde soruşturma dosyası açıldığını, sahteliği sabit olan senetler sebebi ile yapılan icra takibinden dolayı davacının geçimini sağladığı işyerinde haciz ve muhafaza yapıldığını, işyerinde bulunan menkul malların hepsinin muhafaza altına alındığını, işyerinin iş yapamaz, davacının çalışamaz duruma geldiğini, davacının işyerinden kesin rapor ile sabit olduğu üzere 38.820,00-TL bedelindeki menkul mallarının icra zoru ile elinden alındığını,  davacının aile konutu olarak kullanmakta olduğu taşınmazına haciz konulduğunu, işinden ve işyerinden olduğundan dolayı evinin kredi borçlarını ödeyemez duruma geldiğini, bu sebeple ...sayılı icra takibi ile karşılaşmak zorunda kaldığını, bu dosya sebebi ile 113.069,99-TL borçlu olduğunu, evinin kredisine ait bu borcu ödeyemez duruma geldiğini, İstanbul ...İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile 2.347,29-TL borçlu olduğunu borcunu ödeyemediğini ve icralık olduğunu, ... sayılı icra dosyası ile 17.985,85-TL borcunu ödeyemediği için icralık olduğunu, ... sayılı icra dosyasına konu olan 40.842,57-TL borcunu ödeyemediği için icralık olduğunu, ... sayılı icra dosyasına konu olan 2.420,41-TL borcunu ödeyemediği için icralık olduğunu, -... sayılı icra dosyasına konu olan 31.407,43-TL borcunu ödeyemediği için icralık olduğunu, ...bank A.Ş.'de bulunan 30.000,00-TL bedelli senetlerini ödeyemediğini ve protestoya uğradığını, ... Bankası A.Ş. nezdinde bulunan 5.000,00-TL bedelli senetlerini ödeyemediğini ve protestoya uğradığını, ...Bankası A.Ş. nezdinde bulunan 2.900,00-TL bedelli senetleri ödeyemediğini ve protestoya uğradığını, ... sayılı dosyasına konu olan 6.500,00-TL borcunu ödeyemediği için icralık olduğunu, Kredi kartlarını ve bankalara olan borçlarını ödeyemediğini, bu sebeple sicilinin bozulduğunu ve finansal kuruluşlar nezdinde kara listeye alındığını, Davalının haksız haciz ve muhafazası sebebi ile işyerini kapatmak zorunda kaldığından aile hayatının bozulduğunu, eşi ile sorunlar yaşadığını ve hastalanan çocuğunu hastaneye dahi götüremediğini, Davalının açtığı takiplerde ve kendisinin açmış olduğu şikâyet, dava ve takiplerde kendisini temsil etmesi için avukata 20.000,00-TL borçlanmak ve ödeme yapmak zorunda kaldığını,Evinin icradan satılma aşamasına geldiğini, kendisi ve ailesinin yoksulluğa ve zarurete düştüğünü belirterek 150.000,00- TL Maddi Tazminat ve 50.000,009-TL Manevi Tazminatın, mahkemece hesaplanacak olan diğer zararlar ile mahrum kalınan kazanç kaybının, olay tarihi olan 19.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkilinin oto yedek parça ve araç satış bayisi olduğunu, dosyanın davacısı olan ...müvekkiline ait şirketten oto yedek parçası aldığını, borcunu ödemediğini, müvekkili ile yapmış olduğu görüşmelerde yaşamış olduğu maddi sıkıntılar sebebi ile borcunu ödeyeceğini ilettiğini, müvekkili tarafından alacağının tahsili amacı ile yasal yollara başvurulma zorunluluğunun doğduğunu, alacaklı olunun kısmın bir kısmının senede bağlandığını, bu senetler için icra takibinin başlatıldığını,davacı borçlunun icra takibi öncesinde aynı imzaları taşıyan bir kısım senetleri herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeden ödediğini, davaya ve icra takibine konu edilmeden ödenen senetlerde herhangi bir sahtecilik iddiası yokken takibe konu edilen senetler bakımından bu iddianın davacının davasının haksız ve kötüniyetli olduğunun göstergesi olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; \"... Tüm bu açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde; davacı yan, kendisinden sadır olmayan senedin davalı yanca takibe konu edildiğini, bu takibin ekonomik mahvına sebep olduğunu beyanla maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.Davalı yan davanın reddini savunmuştur. Davacının taleplerinin dayanağı haksız fiil sorumluluğudur.Haksız fiil sorumluluğunun doğması kanunda bir takım şartlara bağlanmıştır. Hukuka aykırı bir fiil olmalıdır, bu fiil neticesinde bir zarar oluşmalıdır, hukuka aykırı fiili yapan kusurlu olmalıdır ve zararla fiil arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Bu unsurlardan birinin eksik olması halinde haksız fiil sorumluluğu gündeme gelmez. Alanında uzman bilirkişiler tarafından hazırlanan raporlarla; davacının ekonomik olarak güç durumda olduğu, bu durumu düzeltmek adına basiretli bir tacir gibi davranmadığı, bu nedenle uğradığı zararlarla davalının başlattığı takip arasında illiyet bağı bulunmadığı hususunda tam bir kanaat edinilmiş olmakla davacının haksız fiil sorumluluğu gereğince tazminat talep edemeyeceği anlaşılmış olup; mahkememizce görülen 11 nolu celsede davacı vekili mahrum kalınan kâr talepleri bakımından taleplerinin devam etmediğini beyan ettiğinden ilgili talep yönünden davanın feragat sebebiyle reddine; davacının maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından ise ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Davanın; Davacının mahrum kalınan kar talepleri yönünden feragat sebebiyle REDDİNE, Davacının maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından ispatlanamayan davanın REDDİNE,...\" karar verilmiştir.Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Sahte senet ile icra takibi yapılan, dükkanında muhafaza işlemi yapılan, dükkanının kapanması sebebi ile işinden olan ve işsiz kalan, çok sayıda icra takibi ve dava ile karşılaşan, bu süreçte ailesi çocukları ile birlikte geçimini dahi yapamayan davacının zararlarının giderilmesi için açılan  davanın yerel mahkemece eksik inceleme ve  hatalı değerlendirme ile haksız ve mesnetsiz olarak reddedildiğini,yetersiz ve zayıf bilirkişi raporuna dayanılarak davanın reddedildiğini,  yine davacının  işyerinden  muhafaza  altına alınan  mahcuz mallar ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, sadece mali/vergisel kayıtlara  bakarak davacının sürekli  zarar ettiğini iddia  etmenin günlük hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının  basiretli bir tacir  gibi davranma yükümlülüğü olmadığını,davalının bu zararların meydana gelmesindeki kusurunun açıkça anlaşılması için davalının basiretli bir tacir gibi davranıp davranmadığının araştırılması gerektiğini, davacının davalı tarafından başlatılan takiplerden önceki maddi durumu gayet iyi olup davalı tarafından sahte senetlere dayalı olarak 16.08.2017 tarihinde açılan ... Ve ... sayılı icra takiplerinin başlatıldığını,  19.09.2017 tarihinde ise muhafazalı haciz işlemi yapıldığını, haciz sonucunda diğer borçlarını ödeyemeyen davacıya karşı birçok takip başlatıldığını, açılan bütün takiplerin takip tarihinin, davacıya uygulanan muhafazalı haciz işlemi tarihi olan 19.09.2017 tarihinden sonra olduğunu, Sahteliği kesinleşmiş senede bağlı olarak haksız şekilde açılan ve kesinleşen takip neticesinde geçimini sağladığı iş yerine ve oturmakta olduğu aile konutuna haciz konulmamış olsaydı davacının ticari hayatına devam edebileceğini ve diğer borçlarını ödeyebileceğini belirterek kararın kaldırılmasına ve 03.02.2022 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak davanın  kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız haciz iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli  olup  zararın kanıtlanması  davacı  tarafa, hükmedilecek  tazminatın  miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/17980 E. - 2022/9874 K. Sayılı ilamı).Haciz isteminin dayanağının  bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir.Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin 2016/14413 E. - 2019/483 K. Sayılı ilamı). Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi ise, 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098  sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.Yine ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Somut olayda; Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davalının davacıdan alacaklı olduğu, davalının gerçekleştirdiği icra takibinden önceki üç yıllık periyotta davacının  ticari faaliyetlerinde zarar ettiği, takipten önce bir kısım başka senetlerinin protesto edildiği, takip öncesi ve sonrası dönemde zarar ettiğinin bilirkişi raporuyla tespit edildiği, davacının uğradığını iddia ettiği zarar ile davalı tarafça yapılan haciz ve muhafaza işlemi arasında uygun nedensellik bağının bulunmadığı, davacının iddiasını ispat edemediği ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu anlaşıldığından ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmayıp davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/584 Esas  2023/228 Karar sayılı 28/03/2023 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf harcı ile 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının ileride haksız çıkacak taraftan (davalı olduğu takdirde ise harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına) tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0e09f1e879c45d2d","SID":"9ac3ed48bf1182ca"}}