{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2025/644 <br>KARAR NO: 2025/750<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/12/2024<br>NUMARASI: 2024/449 Esas, 2024/847 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 01/07/2025 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkin olup; mahkemece davanın reddine  dair verilen karara davacı vekilince  istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili ,  davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı tarafın İcra Müdürlüğüne yapmış olduğu itiraz haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari iş ilişkisi mevcut olup mutabakatlarda da görüldüğü üzere davacı şirketin cari hesaptan kaynaklı 21.084,79 EURO ve 4.582,09 USD  alacağı mevcut olduğunu, davacı şirket tarafından  İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası kapsamında 21.084,79 EURO ve 4.582,09 USD olmak üzere icra takibi başlatıldığını, davacı şirketin defterleri ve belgelerinde, dosyaya sunulu fatura ve cari hesap, davalı şirket tarafından borcu kabul ettikleri sabit olan kendileri tarafından her yıl gönderilen mutabakat mektupları ve yazışmalardan; davalı şirketin açık bir şekilde borcunu kötüniyetle öteleyerek ödenmediğini, ödemenin kasten sürüncemede bırakıldığının anlaşıldığını belirterek ,  fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile yukarıda arz ve izah ettiği nedenlerle; davanın kabulü ile; davalı borçlunun yaptığı itirazın iptaliyle  takibin devamını, borçlunun itirazında haksız olduğu sabit olduğundan takip konusu alacağın % 20 sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine  karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili ,  davacı, sunulan sözleşme ve zeyilnameler uyarınca davalı şirket tarafından ereğli gemi, med yılmaz ve usmed tersanelerinde 2005-2009 yılları arasında inşa ettirilen çeşitli kimyasal tanker ve römorkör inşa projelerinin tüm makine montaj işlerinin yapılmasını üstlendiğini, davacı üstlenmiş olduğu bu işlerin bir kısmını gereği gibi ifa etmediğini, bu nedenle davalı şirket hatrı sayılır miktarda zarara uğradığını, davacının eksik ve kusurlu ifa ettiği işler sebebiyle davalı kendi müşterisinin zararlarını tazmin etmek zorunda kaldığını, üstlendiği işi gerektiği gibi ifa etmeyen davacının ayıplı iş nedeniyle herhangi bir ücrete hak kazanması söz konusu olamayacağından davacının davalı şirketten hiç bir hak ve alacağı bulunmadığını, huzurdaki dava ise, davacının dilekçesinden de anlaşılabileceği üzere taraflar arasındaki uyuşmazlık deniz ticaretine ilişkin olup davaya bakmakla görevli mahkeme, Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait olduğunu, davaya konu uyuşmazlığın çözümünde deniz ticaretine ilişkin hükümlerinin uygulanmasının gerekip gerekmediğine dair tartışma görevi de Denizcilik İhtisas Mahkemesine ait olduğunu,  Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatlı ticaret mahkemesi ile diğer ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup bu itibarla huzurdaki davanın, öncelikle görev itirazı doğrultusunda reddi ile görevli İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesi gerektiğini, eser sözleşmesinden doğan alacaklar, EBK m. 126 (TBK m.147) uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabi olup davacının dava konusu isteminin zamanaşımına uğradığını, davacının davasının sırf bu nedenle reddi gerektiğini,  davacının hesap mutabakatına dayandırdığı hukuki neticelerin huzurdaki somut uyuşmazlık bakımından cereyan etmesi mümkün olmadığını, usulüne uygun olarak yapılmış bir hesap mutabakatı da olmadığını, yetkili imzasını taşımayan herhangi bir kaşe içermeyen mutabakatlar davalı şirket açısından bağlayıcı olmadığını,  davacının sözleşmeye uygun ifa etmediği işler sebebiyle davalı şirket yüklü miktarda tazminat ödemek zorunda kaldığını, davacının sözde alacak talebine karşı takas - mahsup definde bulunduğunu, takas -mahsup def'i dikkate alındığında davacının davalı şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını, bilakis davalı şirketin davacıdan alacaklı olduğu anlaşılacağını, taraflar arasındaki sözleşmelerde davalı şirketin ticari defterlerinin kesin delil olduğu yönünde delil sözleşmesi yapıldığını, davacı davalı şirketi borca itiraz etmekte kötüniyetli olmakla itham ettiğini, ancak bu iddianın bizatihi kendisi kötü niyetli olduğunu belirterek ,  fazlaya ilişkin her türlü hakkı saklı kalmak kaydı ile haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı davanın ve İstanbul ... icra müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptali isteminin reddini; haksız ve kötüniyetli davacı hakkında alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine  karar verilmesini talep etmiştir.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin 13/06/2024 tarih 2024/353 Esas 2024/1699 Karar sayılı kararında , Denizcilik İhtisas Mahkemeleri'nin davaya bakabilmesi için davanın deniz ticaretinden kaynaklanması gerekli ve zorunlu olduğu , somut olayda uyuşmazlık cari hesap alacağından kaynaklandığı , cari hesap alacağının kaynaklandığı sözleşmesel ilişki de Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olduğu ,  davaya bakma görevi genel mahkemelere ait olduğu ,  Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları da bu yönde olduğu , (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 18/05/2017 tarih 2016/2840 esas, 2017/2126 karar; 05/10/2015 tarih, 2015/3948 esas, 2015/4790 karar; 09/11/2015 tarih, 2014/6962 esas, 2015/5607 karar sayılı kararları) ,somut olayda, tarafların her ikisi de tacir olup, uyuşmazlık da ticari işletmeleri ile ilgili hususlardan doğduğu , deniz ticaret mahkemesinin görevine giren bir uyuşmazlık söz konusu olmadığı, davaya bakma görevinin İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait olduğu , 'şeklinde karar verilmiştir.Mahkemece , uyuşmazlık; taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi nedeniyle davacının yüklenmiş olduğu gemi makine montaj işlerini sözleşme ve işin gereği ile fen ve tekniğe uygun yapıp yapmadığı, davacının yapmış olduğu işlerle ilgili davalı taraftan alacağının bulunup bulunmadığı,  davacının yapmış olduğu  eksik veya ayıplı bir iş var ise bu iş nedeniyle davalının 3. Kişi iş sahiplerine ödediği cezai şart bulunup bulunmadığı, davalı cezai şart veya tazminat ödemiş ise davacıdan takas mahsup talep edemeyeceği, davacı tarafın dosyaya sunduğu mutabakat zabıtlarında imza bulunup bulunmadığı imza bulunuyor ise söz konusu imzaların davalı şirketin yetkililerine ait olup olmadığı, sözleşmenin satım mı yoksa eser sözleşmesi olup olmadığı eser sözleşmesi ise davacının ise bedel talebinin zaman aşımına uğrayıp uğramadığı mahkemenin görevli olup olmadığı noktalarında toplandığı , Tarafların dayandıkları vakaların ispatı için delil olarak ileri sürdükleri, davacının davalı şirkete düzenlediği faturaların, taraflar arasındaki açık hesap dökümünün, davalı tarafından davacıya gönderilen borç kabulüne ilişkin 23.11.2010 tarihli iki adet mutabakat zaptının, davalının davacıya gönderdiği ileri sürülen  açık hesaba ilişkin l5 Mart 2021 Pazafteıi 12:22 tarihli mutabakat elektronik postasının, ve karşılığı cevapların dosyaya sunulduğu icra dosyasının celp edildiği , Tüm dosya kapsamı ve yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde; taraflar arasında gemi  bakımı ilişkin eser sözleşmelerinin  kurulduğu ve davacının yerine getirdiği edimlerin karşılığında  davalı tarafa defaten fatura düzenlediğinin uyuşmazlık dışı olduğu , davacının dosyaya sunduğu faturaların incelenmesinde, fatura tarihlerinin 2007,2008,2009 yıllarına ait olduğu, davalının kabulündeki mutabakat zaptının ise 23.11.2010 tarihi olduğu , davacı taraf dava dilekçesinde  her yıl mutabakat yapıldığını ileri sürmüş ise de dava dosyasına 23.11.2010 yılından sonra,  l5 Mart 2021 tarihindeki elektronik posta ile yapıldığı ileri sürelen mutabakat zaptına kadar geçen 11 yılı kapsayan süre için   her hangi bir mutabakat zaptının sunmadığı anlaşıldığı , davacının delil olarak sunduğu elektronik mutabakat zaptı davalı tarafından kabul dilmediği gibi davalı şirket yetkilisine ait imzanın da bulunmadığının görüldüğü , fatura içerikleri incelendiğinde taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesinden kaynaklandığı ve eser sözleşmelerinde zaman aşımı süresinin beş olduğu kaldı ki davalının kabulündeki 23.11.2010 tarihli mutabakat zaptından sonrada on yıl geçtiği , Davalı borçlu takip borcuna itiraz ederken ve cevap dilekçisinde de süresi içerisinde zaman aşımı itirazında bulunduğu , on bir yıl boyunca takip edilmeyen alacağın,  kim tarafından gönderildiği ispat edilemeyen elektronik posta ile borçlu  tarafından  kabul ettiğine ilişkin mutabakat zaptının hayatın olağan akışına aykırı olduğu  gibi davacı tarafın on yıl geçtikten sonra takip başlatması dürüstlük kuralına aykırı olduğu , süresi içerisinde yapılan  zaman aşımı itirazı dikkate alınarak, fatura tarih ve içerikleri itibari ile gerek eser sözleşmelerinden kaynaklı beş yıllık zaman aşımı süresinin gerekse  on yıllık genel zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle  davanın zaman aşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinafında , davaya konu alacak eser sözleşmesinden kaynaklı olmadığını , ticari ilişkiden kaynaklı fatura cari hesap alacağı olduğunu , davalı tarafından gönderilen mutabakatların borç ikrarı mahiyetinde olduğunu , mutabakatın faks ile gönderildiğini , ıslak imzalı olmasının mümkün olmadığını ,23.10.2010 tarihli mutabakatın kaşe içerdiğini ,  davalı şirket müvekkile 31.12.2020 tarihi itibariyle dava konusu borcu olduğuna dair mutabakat e postası ile mutabakat sağlandığını , davalı şirketin gönderdiği 15.03.2021 tarihli ayrı ayrı mutabakat istemlerini inkar etmesinin kabule şayan olmadığını , mahkemeye konu elektronik mutabakat ise davalı şirket çalışanı tarafından müvekkile gönderilen bir mutabakat olduğunu , davalı şirketin kullandığı ... muhasebe programının modülü loduğunu , ... olarak elektronik ortamda mutabakat sağlamak amacıyla kullanılmakta olduğunu , davalı şirket tarafından gönderildiğinin açıkça görüldüğünü belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesine dayanan itirazın iptali davası olup , davacı yüklenici , davalı iş sahibidir.Davacı vekili dava dilekçesinde taraflar arsında ticari ilişki olduğunu , müvekkilinin cari hesap alacağının olduğunu , taraflar arasında mutabakat olduğunu , davalının icra takibine yaptığı itirazın iptalini talep etmiştir.Davalı vekili , 2005-2009 yılları arasında davalı tarafından inşa ettirilen kimyasal tanker ve romorkörlerin makine montajlarını davacının yaptığını , işlerin bir kısmını davacının gereği gibi yapmadığını , davacının hak ve alacağı bulunmadığını , 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu , usulüne uygun mutabakat olmadığını , yetkilinin imzası ve kaşesi olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Yerel mahkeme , davacının sunduğu faturaların 2007,2008, 2009 yıllarına ait olduğunu , en son mutabakatın 23.11.2010 tarihinde yapıldığını ,11 yıl boyunca bir mutabakat olmadığını , 11 yıl takip edilmeyen alacağın kim tarafından gönderildiği ispatlanamayan e posta ile borçlu tarafından kabul edildiğine dair mutabakat zaptının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu , mutabakat zaptının davalı tarafından kabul edilmediği gibi , davalı şirket yetkilisine ait imzanında bulunmadığı , fatura tarih ve içerikleri itibariyle eser sözleşmesinden kaynaklı 5 yıllık zaman aşımı süresinin ve 10 yıllık genel zaman aşımı süresinin dolduğunu belirterek davanın zaman aşımından reddine karar vermiştir.Cari hesap ilişkisi Türk Ticaret Kanunun ilgili maddesi gereğince , taraflar arasında yazılı olarak yapılmak zorunda olan bir sözleşmedir. Cari hesap sözleşmesinin ya da mutabakatının tarafların yetkili temsilcileri vasıtası tarafından imzalanmalıdır. Eldeki davada 31.12.2020 tarihili ve 15.03.2021 tarihli mutabakatlar davalı tarafından kabul edilmediği gibi davalı yetkilisinin imzasını taşımadığından geçerli bir mutabakat olarak  dikkate alınamaz. Davada eser sözleşmesinin hükümleri uygulanmalıdır.Somut olayda kimyasal tanker ve romörkörlerin  makine montaj işinden kaynaklı cari hesap alacağı talep edilmektedir. Dava konusu işe dair eksik ve ayıba dair her hangi bir delil tespiti yoktur. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2007.2008 ve 2009 yılları arasında cereyan ettiği ve her iki tarafın kabulünde olan 23.11.2010 tarihli , davacının 4.582,09 USD alacaklı olduğunu gösteren mutabakat yapıldığı dosya kapsamından sabittir.Eser sözleşmelerinde zaman aşımı süresinin başlangıcı ,eserin teslim tarihidir. Yüklenicinin  , yükümlülüklerini ağır kusuruyla gereği gibi ifa etmemesi dışında eser sözleşmesinden doğan tüm alacaklarla ilgili davaların 5 yıllık zaman aşımı süresi içerisinde açılması gerekir. Taraflar arasında 23.11.2010 mutabakat tarihinden sonra yapılan işe dair kesilen bir fatura mevcut değildir.Taraflar arasında , 23.11.2010 ile 23.12.2020 tarihi arasında bir ticari ilişki olmadığı gibi , taraflarca onaylanmış bir cari hesap sözleşmesi ve cari hesap mutabakatı da yoktur. Davacı tarafın  dayanak yaptığı 31.12.2020 ve 15.03.2021 tarihli mutabakatlar davalı tarafından kabul edilmemiştir. Ayrıca davalı şirket yetkilisinden de sadır değildir. Bu sebeple davada dikkate alınamaz. Taraflar arasındaki 23.11.2010 tarihli mutabakattan itibaren eser sözleşmesindeki zaman aşımı süresi olan 5 yıl geçtiği için , yerel mahkemece davanın zaman aşımından reddine karar verilmesi dosya kapsamına , hukuka ve usule uygundur. Bu sebeple davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1 - İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/12/2024 tarih ve 2024/449 Esas, 2024/847 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2 - İstinaf  harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3 - Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 01/07/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"887f98cd940705af","SID":"53a50110303d42b0"}}