{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2025/996 <br>KARAR NO: 2025/816<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/05/2025<br>NUMARASI: 2024/334 Esas, 2025/382 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 14/07/2025 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklıalacak talebine ilişkin olup yerel mahkemenin 14.05.2025 tarihli ilamı ile davanın usulden reddine ilişkin karara karşı davacı yanca kararın kaldırılması talebiyle istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkile şirket tarafından davalı borçlu şirket aleyhine Isparta icra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını borçlu şirket tarafından bu takipte borca, borcun faizine ve tüm verilerine itiraz edildiğini, itirazın haksız hukuka aykırı kötü niyetli olması gerekçesiyle itirazın iptali söz konusu takibin devamına karar verilmesi asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatı hükmedilmesi karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Davalı vekile cevap dilekçesini özetle davacı şirketin davalı müvekkili arasında ticari sözleşmeye uygun hareket etmeyerek zarara uğramasına sebebiyet verdiğini bu nedenle davanın reddini alacağın %20 sinden az olmamak üzere müvekkili lehine tazminatı hükmedilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. Yerel mahkemece 14.05.2025 tarihli ilamıyla, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı kararda kural olarak vatandaşların sözleşmelerde döviz cinsinden bedel kararlaştırmalarının yasaklandığı, uyuşmazlığa konu fatura tarihleri bakımından yürürlükte olan söz konusu tebliğde değişiklik yapılmasına dair ... numaralı Tebliğin sekizinci maddesinin sekizinci bendine göre döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmelerinde sözleşme bedelinin döviz cinsinden belirlenmesinin mümkün olduğu, 2004 sayılar icra iflas Kanunu’nun 58/3 fıkrası uyarınca alacağın Türk parasıyla tutarının alacak yabancı para ise hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin de takip talebinde bulunması gerektiği, eldeki dava açısından tarafların Türk şirketi olduğu fatura tarihleri itibari ile ... numaralı tebliğin cari olduğu, tarafların sözleşmenin döviz cinsinden maliyet içeriğine dair iddiası bulunmadığı gibi bu yönde delilin de sunulmadığı bu nedenle takibe konu fatura bedelinin TL’ye çevirerek takip yapılması gerekirken bu kuralları riayet etmediği bununla beraber bu hususunda havalarının kötü niyet tazminat sistemine vücut vermeyeceği ayrıca usd üzerinden başlatılan takipte fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının istenildiğini belirtilmediği bu haliyle de takibin geçerli olmadığı gözönüne alınarak davanın usulden reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; aralarındaki ticari ilişkinin eser sözleşmesi değil ticari nitelikte ürün satışına dayandığını, 2008-32/34 numaralı tebliğin dava konusu alacağın doğduğu tarihte  8. maddesinin 9. fıkrasında geçen hükmünün uygulanması gerektiğinin izahtan vareste olup hatalı değerlendirme ile aynı Tebliğin 8. maddesinin 8. fıkrasını dikkate alarak davalının usulden reddine karar verilmesinin kabul anlamına gelmemekle aralarındaki ilişkinin eser sözleşmesi olduğunu kabul edinmesi durumunda dahi satışa konu ürünlerin ham maddelerinin döviz cinsinden maliyet içerip biçermediğine ilişkin hiçbir araştırma yapılmaması, takip talebine alacağın takip tarihindeki TL karşılığının bildirildiğini alacağın yabancı para cinsinden olması nedeniyle tarih tarihindeki kur üzerinden talep edildiğini belirttiklerini, tarafların arasındaki cari ilişkiye göre bakiye borcunu ödenmediğinin sabit olduğunu bu nedenle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesi adına istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Somut olayda tarafların arasındaki sözleşme taraflarca her ne kadar satış sözleşmesi olarak adlandırılsa da sözleşmenin içerdiği edimler gereği eser sözleşmesi niteliğindedir. Türk Parası Kıymetini Koruma  Hakkında 32 sayılı kararda vatandaşlarım döviz cinsinden bedel kararlaştırmaları yasaklanmıştır. Sözleşme tarihinde yürürlükte olan tebliğde değişiklik yapılmasına ilişkin 2018-32/52 numaralı tebliğin 8. Maddesi 8.fıkrasında döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmelerinde bedelin döviz cinsinden belirlenmesi mümkün olduğu belirtilmişse de İcra İflas Kanununun 58/3 ncü maddesi gereğince konusu yabancı para alacağı olan icra takiplerinde İcra İflas Kanunu'nun 58/3. maddesi gereğince yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığının hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği gösterilmek zorundadır. Alacaklının yabancı para birimiyle ifayı talep etmesi hâlinde, borçluya aynen veya fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığı ödeme biçimindeki sınırlı seçimlik yetkiyi de verir. Dolayısıyla yabancı para üzerinden icra takibi yapılması doğrudan doğruya yabancı paranın borçludan alınıp alacaklıya yabancı para olarak teslim edilmesi mümkün olmadığından, yabancı para alacağının aynen ödenmesini istemiş olan alacaklının fiili ödeme günü üzerinden Türk Lirası karşılığının tahsilini talep etmesi gerekmektedir. Söz konusu İcra Takibi takip talebi incelendiğinde davacı tarafça yalnızca harca esas değer olarak takip tarihindeki TL karşılığı belirtilmiş olup 128.099,10 USD'nin fiili ödeme tarihinde aynen talep edildiği fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının istenildiğine ilişkin bir talebin bulunmadığı bu nedenle de yerel mahkemenin davanın usulden reddine ilişkin kararının hukuka uygun olması nedeniyle  davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1 - İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/05/2025 tarih ve 2024/334 Esas, 2025/382 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2 - İstinaf  harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3 - Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 14/07/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1d6f097e58bbccb9","SID":"ad96eb4b91fab370"}}