{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1139 <br>KARAR NO: 2025/1099<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/04/2025<br>NUMARASI: 2025/277 Esas <br>DAVANIN KONUSU:Genel Kurul Kararının İptali <br>Taraflar arasında görülen genel kurul kararının iptali talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 30.04.2025 tarihli ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle;  davalı şirketin iki ortaklı olduğunu ve müvekkilinin şirketin %49 payına sahip olduğunu, 27.12.2024 tarihinde yapılan 2021 ila 2023 yıllarına ilişkin genel kurulunda alınan 1,2,3 nolu kararlar ile 4.6 ve 4.7 nolu kararların iptali gerektiğini, gündem maddelerinin ilanının TTK'nın 617.maddesine uygun olmadığını, çağrıya ilişkin usul izlenmeden sadece müvekkiline yazılı şekilde bildirildiğini, anılan maddedeki çağrı ve ilan usulüne uyulmadığını, toplantının başında tespiti gereken toplantı ve nisaba ilişkin hususların tutanağa yazılmadığını, toplantının olağan genel kurul toplantısı olmasına rağmen yapılan işlemlerin olağan üstü toplantıda yapılacak sermaye artırımına ilişkin işler olduğunu ve toplantının bu amaçla yapıldığını,  şirket sermayesinin artırımı hususunda eterli nisap sağlanmadığını, sermaye artırımı için oy çoğunluğu değil nitelikli çoğunluk gerektiğini, toplantı tutanağında sermaye artırımına karar verildiğinin belirtildiği, ancak nisabın ve kimin olumlu kimin olumsuz oy verdiğinin belirlenmediğini, bu kararın TTK'nın 621. maddesine göre 2/3 oyla alınması gerektiğini, geçmiş yıllar kararının sermayeye eklenmesine ilişkin tadil metninin de usulüne uygun olmadığını, zira hangi ortağın ne miktarda karı bulunduğu hususunun tutanakla belirlenmediğini, toplantı tutanağının 4.7. maddesindeki kararın yasaya aykırı olduğunu, şirketin defter ve kayıtlarının gerçeğe aykırı düzenlendiğini, diğer ortağın şahsi harcamalarını şirket üzerinden yaptığını, şirket müdürünün şirketin menfaatlerine aykırı işlemler yaptığından ibranın geçersiz olduğunu ileri sürerek, toplantıda alınan  1,2,3 nolu kararlar ile 4.6 ve 4.7 nolu kararların iptaline ve yürütmesinin geri bırakılmasına, şirketi kötü yöneterek zarara uğratan yöneticinin yerine yönetim kayyımı, olmadığı  takdirde denetim kayyımı atanmasına karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; çağrı usulsüzlüğüne ilişkin iddianın dürüstülük kuralına aykırı olduğunu ve davacının çağrının ilanını engellediğini, davacının engel olması nedeniyle ilan yapılamadığını, finansal tabloların usulüne uygun şekilde ortakların incelemesine sunulduğunu, şirketin usulüne uygun şekilde yönetildiğini ve şirket dışı harcamaların şirket bütçesinden karşılanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince 30.04.2025 tarihli ara kararda özetle; \"...Talep, Davalı Şirketin 27.12.2024 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan 1-2-3-4.6-4.7 numaralı maddelerinin  yürütülmesinin durdurulması istemine ilişkindir.Genel kurul toplantısında alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılması için TTK 449. maddesi gereğince davalı şirket müdürü ...'a mahkememizce meşruhatlı davetiye çıkartıldığı, çıkartılan davetiyenin usulüne uygun tebliğine rağmen kesin süre içerisinde beyanda bulunmadığı anlaşılmıştır. Geçici hukuki korumaların bir türü olan ihtiyati tedbirin şartları 6100 sayılı HMK'nun 389 uncu maddesinde düzenlenmiş olup, anılan düzenleme 'Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.' hükmünü haizdir.Anılan hükümde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında  uygulanacak geçici bir hukuki korumadır. Başka bir ifade ile ihtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır.(m. 389/1). Kanun, burada mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde,hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması,hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi,gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir.Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir. (Pekcanıtez,Hakan/Atalay,Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri  Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara\t2011-Sh.715-717) (Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 esas, 2012/6651 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi) Somut olayda; davacı vekili, davalı şirketin 27.12.2024 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan 1-2-3-4.6-4.7 numaralı maddelerine yönelik kararlarının yürütülmesinin geri bırakılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de; ihtiyati tedbir kararı verebilmek için hâkimin somut sebep göstermesi ve ihtiyati tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil değerlendirmesi yapması ve yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gerekli olup, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgeler somut delil kabul edilip haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterine uymaması nedeniyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 14.12.2023 Tarih ve 2023/2363 E. - 2023/2050 K. Sayılı benzer mahiyetteki ilamı.)  gerektiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca, sermaye arttırımına yönelik 4.7 numaralı karar yönünden de;  6102 sayılı TTK' nın 590. ve 578. maddeleri delaletiyle 456. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının alındığı tarihten itibaren üç ay içerisinde tescil edilmediği takdirde geçersiz hale geleceğinin hüküm altına alındığı (Limited Şirkete yönelik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.01.2018 Tarih ve 2016/6379 E. - 2018/358 K. sayılı ilamı.), davaya konu genel kurul kararının da 3 ay içerisinde de tescil edilmediği...\" gerekçesiyle, davacının 27.12.2024 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan 1, 2, 3, 4.6-4.7 numaralı maddelerinin yürütülmesinin geri bırakılmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin sermaye artırımına ilişkin gerekçesinin hatalı olduğunu, TTK'nın 456/3. maddesi gereğince sermaye artırımının tescil süresinin halihazırda geçmiş olduğu değerlendirilse dahi dava konusu toplantıda alınan 1,2,3 ve 4.6 numaralı kararlarının geçerliliği için tescil yönünden süre sınırı bulunmadığını veya tescil gerekmediğini, kararların icra edilebileceğini, kötü yönetim nedeniyle müvekkilinin zararının devam edeceğini, dava dilekçesinde açıklandığı üzere şirketin usulsüz şekilde yönetildiğini, yürütmenin geri bırakılması için yaklaşık ispat bulunduğunu, İptali istenen 1 numaralı karar ile şirketin 2021, 2022, 2023 yılı faaliyetlerinin görüşülerek onaylanmasına ilişkin olduğunu ve ilgili yıllara ait finansal tabloları ile faaliyet raporları hazırlanmamasına rağmen faaliyetler toplantıda görüşüldüğünü, müvekkilinin yönetimi ibra etmediğini, diğer ortağın oyu ile ibranın gerçekleşmesi ile usulsüzlüklerin devam edeceğini, faaliyet raporu ve finansal tabloların sunulmadığına ilişkin itirazların toplantı tutanağına yazıldığını ve bu durumun yaklaşık ispata yeteceğini, bunun dışında bir kanıt sunulamayacağını, davalının bunun aksini gösterir belgeler sunması gerektiğini.Genel kurul toplantısında alınan 2 ve 3 numaralı kararların, geçmiş yıllar karları hakkında tasarrufa ilişkin olup, diğer ortağın oyu ile karın dağıtılmamasına ve sermayeye eklenmesine karar verildiğini, dağıtılmayacak karın sermaye artırımı amacıyla sermayeye ilavesi 3 aylık tescil süresine bağlı olsa da, şirket karının dağıtılmamasına da aynı hükümle karar verildiğini ve müvekkilinin kar payının haksız şekilde engellendiğini, sermaye şirketlerinde kar payının korunduğunu,Genel kurul toplantısında alınan 4.6 numaralı kararın, müvekkilinin TTK'nın 420. maddesine ilişkin talebinin reddine ilişkin olduğunu, oysa talep edilmesi halinde finansal tabloların görüşülmesinin bir karar alınmadan ertelenebileceğini, toplantı sürecinin keyfi şekilde sürdürüldüğünü, toplantı dönemlerine ilişkin finansal tablolar hazırlanarak ortakların  incelemesine sunulmamışken toplantının 1 numaralı kararı ile faaliyetler ve finansal tabloların görüşüldüğünü, müvekkilin TTK'nın 420. maddesi hakkındaki talebinin dayanaksız şekilde reddedildiğini, bu durumun da sermaye artırımının kötü niyetle yapıldığını gösterdiğini, taleplerin reddinin kötü yönetimi devam ettireceğini, şirketin kayıtlarının gerçeğe aykırı şekilde düzenlendiğini, bir kısım tahsilatların muhasebe kayıtlarına yansıtılmadığını, müvekkilinin şirketteki kar payı ve ücreti ile ilgili dürüstlük kuralına aykırı tasarruflar yapıldığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 622. maddesi atfı ile aynı Kanun'un 445 vd. maddeleri gereğince davalı limited şirketin 27.12.2024 tarihli, 2021, 2022 ve 2023 yılları olağan genel kurul toplantısında alınan 1, 2, 3, 4.6 ve 4.7 nolu kararların iptali istemine ilişkindir. İstinaf başvurusu ise  dava konusu genel kurulda alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılması talebinin reddine dair verilen 19.12.2024  tarihli ara karara  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine  dair 30.04.2025 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Uyuşmazlık, genel kurul kararının TTK'nın 449. maddesi kapsamında yürütülmesinin geri bırakılması şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. TTK'nın 445. vd. maddelerinde genel kurul kararlarının iptali ve butlanı düzenlenmiştir. aynı Kanun'un 449/1. maddesine göre; genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilecektir. Bu düzenleme, hukuki niteliği itibariyle ihtiyati tedbire ilişkindir. HMK'nın 389/1. maddesine göre; Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Yine aynı Kanunun 390/3 maddesine göre; tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. İhtiyati tedbir için yaklaşık ispat yeterli görülmüş olup sunulan belgelerle talep edenin, davada haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi ve diğer şartlarında varlığı halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir.Dava konusu genel kurulun 1. maddesi ile şirketin 2021 ile 2023 yıllarına ilişkin faaliyet raporları görüşülmüştür. Faaliyet raporlarının görüşülmesinden önce davacının TTK'nın 420. maddesi anlamında bir talebin bulunmadığından şirketin mali raporları incelenerek yönetici davacının muhalefeti ile ibra edilmiştir. Dava dilekçesindeki anlatımlara göre bu maddenin görüşülmesinden önce davacının TTK'nın 420. maddesi anlamında bir talebi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacının talebi anılan maddenin görüşülmesinden sonra toplantının 4.6 maddesinin görüşülmesi sırasında iletilmiş olup, bu maddeden önce finansal tablolar ve bunlarla bağlantılı ibraya ilişkin kararın alındığı anlaşılmıştır. Davacının toplantının çağrısı ve şirketin yönetimi ile müdürlük görevinin kötüye kullanıldığı, şirket kaynaklarının diğer ortağa aktarıldığına ilişkin iptal sebepleri esaslı yargılamayı gerektirmektedir. Şirketin kayıtlarının yerinde olup olmadığı, iddia edilen usulsüzlüklerin bulunup bulunmadığı yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkabilecektir. Bu nedenle bu aşamada davacının ileri sürdüğü soyut beyanda ve şirket ortağına karşı açılmış birtakım davalar şirketin genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulmasını gerektirecek nitelikte değildir. Davacı tarafından sunulan kanıtlar ile verilecek tedbir arasında bir orantı bulunmamaktadır. Davalının soyut iddiaları dışında genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulmasını gerektirir  somut bir neden bulunmadığını, mahkemenin ihtiyati tedbir talebinin reddi kararı yerindedir. Diğer yandan davacının kabulünde olduğu üzere sermaye arttırıma ilişkin kararın süresinde tescil edilmemesi nedeniyle geçersiz hale geldiği anlaşılmıştır. Finansal tabloların görüşülmesi sırasında ileri sürülmeyen erteleme talebinin, sermaye arttırılmasına ilişkin karar sırasında ileri sürülmesi, ihtiyati tedbir verilmemesi halinde telafisi güç veya imkansız zararların ortaya çıkacağı hususunda yaklaşık ispat ölçüsünde kanıt sunulmaması, kar payı dağıtılmamasına ilişkin kararın yerinde olup olmadığının, şirketin kayıt ve belgelerinin incelenmesi ile ortaya çıkacağının anlaşılması karşısında davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın,  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 19.06.2025<br>KANUN YOLU: HMK'nın  362/1.f ve 391/3. maddeleri gereğince karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4d39c73ab20028be","SID":"304e201e938ca873"}}