{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2025/80 Esas  - 2025/641 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/80 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/641<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE  TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/11/2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/612 Esas 2024/812 Karar<br><br>DAVA\t: Yöneticilerinin Sorumluluğuna Dayalı Tazminat <br>DAVA TARİHİ\t: 08/09/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 03/06/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 03/06/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin (2) adet çekten kaynaklı olarak ...Şti ve ...tan alacaklı konumda olduğunu, davacının alacağın tahsili istemiyle çekleri ibraz ettiğinde keşideci ... ... Ltd.Şti'nin geçici konkordato mühletinde bulunduğundan muamelesiz iade edilmesi nedeniyle tahsil için ciranta ... hakkında Ankara 5. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/43647 esas sayılı takip başlatıldığını, ...'un hiç bir mal varlığı bulunmadığını, şirket merkezinin 03/11/2023 tarihinden bu yana kullanılmadığını, boşaltıldığının  ve başka bir şirket tarafından kullanıldığının anlaşıldığını, devam eden süreçte ...'un mal varlığının kötü niyetli olarak ...A.Ş'ne aktardığı , alacakları zarara uğratacak şekilde kasıtlı olarak kendi menfaatine nakdi kaynakların kullanıldığınını,  şirket yöneticilerinin şirket ile vekalet akdi çerçevesinde işlemleri yürütmekte olup şirketi kasten/kusurlu olarak kötü yöneterek uğrattıkları zarardan sorumlu olduklarını, davalı ... ve adına hareket ettiği ... A.Ş'nin işlem yapma yasağını, rekabet yasağını ve  bağlılık ve dürüstlük kuralını ihlal eder biçimde ...'un nakdi ve taşınır tüm varlığını kendilerine ve diğer grup şirketleri olan ...Şti ile ... Ltd.Şti'ye aktararak kasten ...'u zarara uğrattıklarını belirterek, davalıların ...'un ayrı ayrı münferiden temsilcisi ve hakim ortağı oldukları dönemde kasıtlı olarak zarara uğratmaları nedeniyle sorumlu oldukları tazminatın ayrı ayrı tespiti ile şimdilik her bir davalıdan dava tarihinden işleyecek avans faizi ile 100'er TL'nin tahsili ve ...'a ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP<br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; İspat yükümlülüğünün davacıda olduğunu, davacının gösterdiği kanıtların davayı ispatlamaya yeterli olmadığını, davalı şirketin ... Başkanlığının ihalelerine katılabilmesi için iş deneyim belgesinin yetersiz olması nedeniyle iş deneyim belgesi olan ... İnş ... A.Ş adındaki şirketi devralmaya karar verdiğini, devir bedeli olarak grup şirketlerinden biri olan ... ... Ltd.Şti'nin keşidecesi bulunduğu, davalılardan ...'nin ciroladığı çekleri ...'e teslim ettiğini, bunun üzerine şirketin tüm hisselerinin ... tarafından ... A.Ş'ye devredildiğini, devir alanın ... İnş ... A.Ş'nin unvanının ... A.Ş olarak değiştirildiğini, davalı ... A.Ş'nin ihalelere katılmak için satın almış olduğu önceki unvanı ... yeni unvanı ... olan şirket adına ... Başkanlığının açtığı ihalelere katıldığını, ancak ... A.Ş'nin iş deneyim belgesinin geçerli olmaması nedeniyle değerlendirme dışı bırakıldığını, pay devir sözleşmesi ile şirketin tekrar ...'e devredildiğini , verilen çekler ile peşin ödenen paranın geri alındığını, bu kez eski malikin getirdiği belgelerin gerçek olduğuna güvenerek ... Başkanlığının açmış olduğu ihaleye teklif verildiğini, sözleşme aşamasında iş deneyim belgesi olduğu belirtilen şirketin gerçekte iş deneyim belgesine sahip olmadığını, davalıya verilen evrakların sahte olduğunun anlaşıldığını, şirketin ...'a devredildiğini, onun da ...'ye devrettiğini, davalıların yaptığı faaliyetlerin şirketin ve alacaklıların zararına değil yararına olduğunu, vergi borçlarını ödendiğini, davacının konkordato alacaklılar listesine kaydolmak için başvurduğunu, konkordato kararı ile birlikte alacağını tahsil edebileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; davacı alacaklının zararının  dolayısı ile zarar niteliğinde olup,  TTK 555 maddesi uyarınca alacaklı yönünden yansıma zarar niteliğindeki şirketin uğradığı zararın tazmininin  ancak şirket ve her bir pay sahibi  tarafından isteyebilecek olup söz konusu tazminatın da şirkete ödenmesinin talep edilmesi gerektiği,  TTK 556. maddesinde ise zarara uğrayan şirketin iflası halinde tazminatın şirkete ödenmesinin şirket alacaklıları tarafından da talep edilebileceği , Anılan yasal düzenleme gereğince şirketin iflas halinde olmaması durumunda dolayısı ile zarara istinaden dava açma hakkının  yalnızca şirket ortaklarına tanındığı,  bir başka ifadeyle iflas hali dışında alacaklının dolayısı ile zarar nedeniyle yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayalı tazminat davası açamayacağı ön görülmüş olmakla davacı alacaklı tarafından iflas halinde olmayan ... A.Ş yöneticileri hakkında dolaylı zararları nedeniyle dava açma hakları bulunmadığından davanın bu nedenle reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece TTK m.202/c hükmü gereği tazminat talep edilebileceği nazara alınmadığını, yerel mahkemece alacaklı olan davacının tazminat talep etme hakkının TTK m.556 gereği sadece iflas halinde mevcut olduğunu belirtmesine karşın dava dilekçesinde de belirtildiği üzere hakim şirket/bağlı şirket ilişkisi söz konusu olduğundan TTK m.202/c gereği tazminat talep etme hakkı olduğunu bildirerek   ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>Dava; yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat talebine ilişkindir.<br>6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>Ankara 5. Genel İcra Dairesi'nin  2024/43647  esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı davacı ...Anonim Şirketi tarafından borçlu ...  Şirketi hakkında ... seri numaralı 801.420,49 TL bedelli , ... seri numaralı 414.805,50 TL bedelli iki adet çekten kaynaklı alacağına dayalı olarak  kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla  takip yapıldığı, takibin derdest olduğu anlaşılmıştır. <br>Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin TTK'nun  553. maddesinde kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarının kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurları ile ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hemde şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olacakları düzenlenmiştir. <br>Davacı yan, davalıların yöneticisi oldukları dava dışı ...Anonim Şirketi''nden alacaklı olduklarını, şirket hakkında takip yaptıklarını ancak alacaklarını tahsil edemediklerini, borçlu şirketin borca batık olmasına rağmen davalı şirket müdürlerinin bildirim yükümlülüklerini yerine getirerek şirketin iflasını talep etmediklerini ve bu suretle şirket müdürlerinin kötü yönetimleri nedeniyle alacaklarının tahsil kabiliyeti kalmayarak zarara uğradıklarını iddia ederek uğranılan zararın tahsilini istemiştir.<br>Dava dilekçesindeki açıklamalar ve talebe göre davacı tarafça  yönetim kurulu üyelerinin ortaklık mal varlığını kötüleştiren davranışlardan şirketin zarara uğraması neticesinde şirket ortağı ve alacaklılar yönünden uğranılan yansıma zararları talep etmekte olup, bu haliyle talebinin  dolayısıyla zararlara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. <br>TTK'nun 555. maddesi uyarınca alacaklı yönünden yansıma zarar niteliğindeki şirketin uğradığı zararın tazminini ancak şirket ve her bir pay sahibi isteyebilecek olup söz konusu tazminatın da şirkete ödenmesinin talep edilmesi gerekmektedir.<br>TTK'nun  556 maddesi \"Şirketin iflası halinde dolaylı zarara istinaden dava açma hakkı anonim şirkete, ortaklara ve alacaklılara tanınmıştır.\" şeklindedir. <br> TTK'nun  556 maddesinde dolaylı zarara istinaden  anonim şirkete, ortaklara ve alacaklılara tanınan  dava açma hakkı, şirketin iflası halinde  mümkündür. Borçlu  şirketin dolaylı zararı, şirket iflâs etmediği sürece alacaklı tarafından istenemez .  Bu oluşa göre şirketin iflas halinde olmaması durumunda dolayısı ile zarara istinaden dava açma hakkı yalnızca şirket ortaklarına tanınmış, bir başka ifadeyle iflas hali dışında alacaklının dolayısı ile zarar nedeniyle yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayalı tazminat davası açamayacakları düzenlenmiş olduğundan davacı alacaklı tarafından iflas halinde olmayan ...  Şirketi yöneticileri hakkında dolaylı zararları nedeniyle dava açma hakları bulunmamaktadır.<br>Davacı tarafça TTK 202/c  maddesi şirket iflas etmese dahi alacaklılara dava hakkı tanındığından bahisle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de; <br>6102 sayılı '' Hâkimiyetin hukuka aykırı kullanılması'' başlıklı 202  maddesinde ;''a) Hâkim şirket, hâkimiyetini bağlı şirketi kayba uğratacak şekilde kullanamaz. Özellikle bağlı şirketi, iş, varlık, fon, personel, alacak ve borç devri gibi hukuki işlemler yapmaya; kârını azaltmaya ya da aktarmaya; malvarlığını ayni veya kişisel nitelikte haklarla sınırlandırmaya; kefalet, garanti ve aval vermek gibi sorumluluklar yüklenmeye; ödemelerde bulunmaya; haklı bir sebep olmaksızın tesislerini yenilememek, yatırımlarını kısıtlamak, durdurmak gibi verimliliğini ya da faaliyetini olumsuz etkileyen kararlar veya önlemler almaya yahut gelişmesini sağlayacak önlemleri almaktan kaçınmaya yöneltemez; meğerki, kayıp, o faaliyet yılı içinde fiilen denkleştirilsin veya kaybın nasıl ve ne zaman denkleştirileceği belirtilmek suretiyle en geç o faaliyet yılı sonuna kadar, bağlı şirkete denk değerde bir istem hakkı tanınsın.<br>b) Denkleştirme, faaliyet yılı içinde fiilen yerine getirilmez veya süresi içinde denk bir istem hakkı tanınmazsa, bağlı şirketin her pay sahibi, hâkim şirketten ve onun, kayba sebep olan, yönetim kurulu üyelerinden, şirketin zararını tazmin etmelerini isteyebilir. Hâkim istem üzerine veya resen somut olayda hakkaniyete uygun düşecekse, tazminat yerine bu maddenin ikinci fıkrası hükümlerine göre, davacı pay sahiplerinin paylarının hâkim şirket tarafından satın alınmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir başka bir çözüme karar verebilir.<br>c) Alacaklılar da, (b) bendi uyarınca, şirket iflas etmemiş olsa bile, şirketin zararının şirkete ödenmesini isteyebilirler.'' şeklinde düzenlemenin yer aldığı görülmüştür.<br>Dava dilekçesi ekinde yer alan ticaret sicil gazeteleri incelendiğinde; davacının alacaklısı olan  dava dışı  ...  Şirketinin  tüm hisselerinin 01/09/2023 tarihinde davalı  ...   Şirketi tarafından satın alındığı, yönetim kuruluna bahsi geçen şirketin seçildiği ve  münferiden  ... Şirketi  adına davalı  ...'in  yetkili olarak tayin edildiği , ardından ise şirketin tüm hisselerinin  02/01/2024 tarihinde davalı ... 'a  satıldığı  ve münferiden yetkili tayin edildiği,  devam eden süreçte de 09/07/2024 tarihinde şirket hisselerinin  davalı ...'e devredilerek ,  ...'in münferiden müdür tayin edildiği anlaşılmıştır.<br>Somut olayda , davacı tarafça   iki adet çekten kaynaklı alacağını dava dışı şirketten  tahsil edemediğini, şirket yönetici davalıların şirketin zararına olarak şirketin mal varlığını azalttığını beyanla, dava dışı şirket yöneticilerinin sorumluluğun dayalı eldeki davanın açıldığı , dava dışı şirketin öncelikle davalı  ... Şirketi'ne , devam eden süreçte de davalı gerçek kişilere satılarak devredildiği ve yetkili temsilcilerinin bu süre zarfında davalılar olduğu,  somut uyuşmazlıkta  hâkimiyetin hukuka aykırı kullanılmasından kaynaklı olarak bir talep bulunmadığı ve TTK 202/c maddesinin somut olayda uygulama yeri olmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.<br>Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>           HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/06/2025<br><br>Başkan-              Üye -                  Üye -                       Zabıt Katibi -<br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3294a69d78823b52","SID":"c943b9ed2709d48d"}}