{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2022/865 Esas  - 2025/590 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/865 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/590<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/432 Esas  2021/961 Karar<br><br>DAVA\t: Genel Kurul Kararının İptali <br>DAVA TARİHİ\t: 18/09/2020<br>KARAR TARİHİ\t : 29/05/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t : 29/05/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki genel kurul kararının iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 26.12.2018 tarihinde kurulan ...A.Ş.'nin %25 ortağı olduğunu, şirketin diğer %75 hissesinin sahibinin ... olduğunu, şirketin kuruluşundan itibaren yüksek kazançlı işler alarak ciddi kârlar etmesine rağmen  davacıya hiçbir kâr payı ödemesi yapılmadığı gibi şirket iş ve işlemlerinin sürekli olarak kendisinden gizlendiğini, hiçbir genel kurul toplantısına davet edilmediğini, müvekkilinin İrlanda'da yaşaması nedeniyle Türkiye'deki iş ve işlemlerini yürütmek üzere yetkili kıldığı Av. ...'ın şirketteki tüm görevlerine son verildiğini, bu tarihten önce de yetkisi olmasına rağmen şirket iş ve işlemleri hakkında temsilcisinden sürekli bilgi saklandığını, şirket temsilinde çift imza ile temsil şartı olmasına rağmen şirkete ait 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin hiçbir işlemde müvekkilince yetkili temsilci kılınan Av. ...'ın onayı ve imzasının alınmadığını tüm bu süreçler nedeniyle şirketin işleyişinin müzakere edilebilmesi ve bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılabilmesi için davacı tarafından Ankara 30. Noterliği'nin 20.07.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile TTK'nun 437. maddesi gereği şirketin 2018 ve 2019 yılları genel kurul toplantılarının yapılması ve genel kuruldan en az 15 gün önce finansal tabloların incelemeye hazır bulundurulmasını, gelir tablosu ile bilançonun birer suretinin ise gönderilmesinin talep edildiğini, bunun üzerine şirket tarafından gönderilen 24.07.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile genel kurulun 01.09.2020 günü yapılacağının bildirildiği ancak gelir tablosu ve bilanço'nun birer örneklerinin gönderilmediğini, şirket genel kurulu yapılmadan 15 gün önce şirket merkezine müvekkilinin gönderdiği temsilcisine yalnızca 9 sayfa imzasız kaşesiz evrak teslim edildiğini, teslim edilen belgelerin şirketin iş hacmi dikkate alındığında çok basit belgeler olduğu, davalı şirketin Suudi Arabistan Krallığında iş yapan ... ....A.Ş. ile 2 adet sözleşme imzaladığını, sözleşme tutarının 212.989.785,27-USD olduğunu, diğer işin satış bedelinin ise 12.313.145,49-USD olduğunu, sadece bu işten şirketin 2019 yılı için 3.8 milyon dolar kar öngörerek ... ....A.Ş.'den bu tutarı tahsil ettiğini, kabaca şirket kasasında 2.3 milyon USD'nin olması gerekirken genel kurula dört sayfalık bir faaliyet raporunun sunulduğunu, tüm bu büyük çaplı işlerin dürüstçe hesap verilebileceğini, doyurucu belgelerle genel kurulda işlenmesi gerekirken müvekkilinin genel kurula katılımı engellenerek kendi başlarına genel kurul ifa ederek şirketin tam hakimiyetinin, ortağı olduğu başka şirketi borca batıran ve hakim ortak ...'in yakın akrabası olan müflis bir tüccara teslim edildiğini, kendilerine ulaşan bir genel kurul bilgisini havi tebligat olmadığını, 29.06.2020 tarihli vekaletname ile şirket genel kuruluna katılmaya yetkili kıldıkları Av. ...'ın genel kurula katılmak için gitmiş olmasına rağmen toplantıya alınmayarak dışarı çıkarıldığını, hakim ortak ...'in tek başına oylama yaptırdığını, bu genel kurulda şirkette 2.3 milyon dolar girdi olmasına rağmen kar dağıtılmama kararı verildiğini, yönetim kurulu başkanlığına ...'in eşinin yeğeni olan ...'nün seçildiğini, 36.5 milyon dolar tahsil eden bağlı ortaklık hakkında bilgi verilmemesine karar verildiğini, yeni dönemde bağlı ortaklıklara atanacak temsilcilerin ...'nün isteği üzerine karar verilmesinin sağlandığını, hükümet komiserinin uyarısı ile sadece oydan yoksunluk nedeni ile yönetim kurulunun ibra edilmediğini, yapılan söz konusu genel kurulun TTK'ya açık aykırılıklar teşkil ettiğini, şirket kasasında bulunan 2.3 milyon doların bir anda ... ile kardeşlerinin %75 ortağı olduğu ... A.Ş. şirketine borç olarak aktarıldığını, geçmişe dönük muhasebe kayıtlarının değiştirilerek bu borcun verildiğini, çünkü 2019 kurumlar vergisi beyannamesinde buna ilişkin bir husus olmadığını, genel kurul ilanına ilişkin tebligattın geçersiz olduğunu, genel kurul ilanının şirket sitesinden yapılmadığını, dört sayfadan oluşan 2018-2019 faaliyet raporunda ... firması ile borç sözleşmesi yapılarak borç para verildiğinin belirtildiğini, ancak ne kadar borç ne kadar faizle hangi koşullarda verildiği gibi ayrıntılara yer verilmediğini, bu şirketi fonlayarak müvekkiline kar payı verilmesinin engellenmeye çalışıldığını, 2016-2019 yılları arasında şirket nezdinde ... firması ile ilgili bir cari hesabın olmadığının tespit edildiğini, iki şirket muhasebe kayıtlarında herhangi bir para girişi ve çıkışı olmadığını, müvekkilinin kar payı almasını engellemek amacıyla gerçek dışı kayıt yapıldığının açık olduğunu, dava konusu genel kurulda yönetim kurulu başkanı seçilen ...'nün ... ile yakın akraba ilişkisi olması nedeniyle müzakerelere katılamaması gerekli iken enişte ve yeğenin birlikte kararlar aldığını, bu yakın akraba atamasının yönetim kurulunun tüm kararlarını tartışılır hale getireceğini, kaldı ki Yasa gereği bu yakın akrabalık durumunun müzakereye katılma yasağına tabi olduğunu, mahkemece şirket kayıtlarında yapılacak incelemede ... hakimiyetindeki borca batık şirketlere örtülü para aktarımlarının görüleceğini, şirketin ... ...A.Ş.'den tahsil ettiği 10 milyon tutar paranın şirket kayıtlarına yansıtılmadığını, şirket kayıtlarında bir önceki yıla ilişkin ciddi mali değişimler olmasına rağmen bu konularda doyurucu açıklayıcı bilgiler verilmediğini, mali tablolarda gerçek kayıtlar yapılabilseydi müvekkilinin ciddi oranda kar payı ödemesi alabileceğini, şirketin hakim ortağının yakın akrabalarının hakimiyetindeki şirketlere ciddi paralar aktararak kağıt üzerinde bilançoyu kar dağıtılamayacak duruma getirdiğini iddia ederek her yönüyle hukuka aykırı olan ...A.Ş.'nin 03.09.2020 tarihli genel kurul kararlarının öncelikle yürütmesinin geri bırakılmasına ve batıl olduğuna, mümkün olmaması halinde genel kurulun 1, 3, 5, 7, 9,  ve 13.maddelerinin iptallerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili  cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, müvekkili ...A.Ş.'nin 26.12.2018 yılında kurulan sermayesi 50.000,00-TL olan davacı ...'nun %25 hisseye sahip olduğu 2 yıllık bir şirket olduğu, şirketin kuruluşundan beri ...'in tek imzası ile yönetildiği, davacı ortak ...'nun vekili olan Av. ...'ın 07.07.2020 tarihli vekaletname ile  yetkilendirildiğini, dolayısıyla bu kişinin 2018-2019 yıllarındaki iş ve işlemlerde imzasının olması gerekmediğini, adı geçen vekilin şirketin maaşlı ve sigortalı çalışanı iken kendi isteği ile işten ayrılarak müvekkili şirket ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren ...  bünyesinde 14/07/2020 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını, rekabet yasağını ihlal ettiğini, davacı ile temsilcisinin şirketten uzaklaştırıldığı iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının genel kurul talebi kapsamında bu genel kurulun yapılacağı ile diğer iddia ve taleplerine karşı cevapların Ankara 13.Noterliği'nin 24/07/2020 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesi ile kendisine bildirildiği, TTK'nun 437.maddesinde finansal tablolar, yıllık faaliyet raporu vb. davacı taleplerinin genel kurul gününden en az 15 gün önce şirket merkez ve şubelerinde incelemeye hazır bulundurulduğunu, ... ....A.Ş. ile imzalanan 212 milyon USD tutarındaki sözleşmenin bir ön sözleşme olduğu ülkeler arası anlaşmazlıklar nedeniyle ilgili ülkede şube kurulma şartı gerçekleştirilemediğinden sözleşmenin batıl kaldığını, dava konusu genel kurulun 2018-2019 yıllarına ilişkin olması nedeniyle 2020 yılına ilişkin taleplerde bulunmasının gerekçesiz olduğunu, yine 2020 yılında satın alınan ... ...A.Ş. hakkında bilgi talebinin de 2020 yılına ilişkin olması nedeniyle ilgili genel kurulun konusu olmadığını, davacı vekillerine toplantı öncesi 2018 ve 2019 yıllarına ait tüm bilgi ve belgelerin imza karşılığı verildiğini, aynı zamanda davacının eniştesi olan vekili Av. ...'ın ibraz ettiği vekaletnamenin bakanlık görevlisi tarafından Anonim Şirket Genel Kurul Toplantıların Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Temsilciler Hakkında Yönetmeliğin 21.maddesindeki hususları taşımadığı gerekçesiyle kabul edilmediğinden toplantı başkanı tarafından Av. ... ve Av. ...'in toplantıdan ayrılmalarının sağlandığını, kaldı ki bu kişiler toplantıya katılabilseler dahi sermayenin %75'ini temsil eden ... tarafından kanuni çoğunluk sağlandığından karara ilişkin bir değişikliğin söz konusu olmayacağını, şirketin yüksek kazançlara rağmen kar dağıtımı yapmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, şirket mali tabloları incelendiğinde şirketin 2018 yılında 17.485,86-TL, 2019 yılında ise 20.906,00-TL kar ettiğinin sabit olduğunu, bu nedenle kar dağıtımının yapılmadığı, ... ...A.Ş.'nin 2020 yılında satın alındığından iptali talep edilen 2018-2019 yılına ilişkin genel kurulda bu konuda görüşme olmamasının normal olduğunu, davacının vekili ve temsilcisi olan ...'ın borç verilen ... firmasının %25 ortağı olduğunu ve uzun yıllar genel müdürlüğünü yaptığını, dolayısıyla söz konusu borçlanmadan bilgi sahibi olduğunu, davacı tarafın yönetim kurulunda ileriye dönük sağlıksız kararlar alınacağı iddiasının farazi olduğunu, iptali talep edilen genel kurulun 1, 3, 5, 7, 9 ve 13.maddelerinin mali konulara ilişkin konuların tekrarından ibaret olduğunu, dava konusu edilen genel kurulun hükümet komiseri nezaretinde yapıldığı ve tutanakların onun tarafından imzalandığını, ilgili genel kurulda hukuka aykırı bir yön bulunmadığını belirterek davanın reddini reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; alınan kararların usulüne uygun yöntemle alındığı, iki ortaktan oluşan şirket yönünden davacının da bilgi ve onayına başvurulması sonucunu doğuracak kabulün şirketi çalışamaz hale getirebileceği gibi kanunun amir hükmüne de açıkça aykırı bir anlayış olduğu, davacı dava konusu genel kurul toplantısına vekili aracılığıyla katılmak istemişse de toplantı sırasında hazır bulunan vekilin vekaletnamesinin Anonim Şirket Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Temciler Hakkındaki Yönetmeliğin 21.maddesinde aranan şartları taşımadığından toplantıya kabul edilmemesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı şirketin henüz 2018 yılında kurulmuş  olması sebebiyle kar dağıtımı yönünde davacının haklarını bertaraf eden ve temadi eden bir durum olduğunun değerlendirilemeyeceği, nitekim mali müşavir bilirkişi hesaplamaları ile oluşan karın belirlendiği ve yeni kurulmuş bir şirket olması sebebiyle kar payının dağıtılmamasının makul görülebilir olduğu dikkate alınarak bu yöndeki talep de yerinde görülmediği, şirketin bağlı şirketine atanacak yönetim kurulu üyesinin davalı şirket yönetim kurulu kararı ile belirlenmesi yönündeki karara ilişkin incelemede ilgili ...  ...A.Ş'nin yönetim kuruluna 18.03.2020 tarihli genel kurulda davalı şirketin tüzel kişiliği ile seçildiği, temsilcisinin ... olarak belirlendiği, bu konuda temsilciyi belirleme yetkisi esasen  yönetim kurulunun yönetim görevinin sınırları içinde bulunmakla kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle  davanın  reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçe ve hüküm arasında çelişki bulunduğunu, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini, dava konusu genel kurulun 01/09/2020 tarihinde yapılacağı ihtarname ile bildirilmesine rağmen 03/09/2020 tarihinde yapıldığını, genel kurul öncesi davacının inceleme ve bilgi alma hakkının karşılanmadığını, bunun TTK 437/2.maddesindeki hususlara uygun olmadığını, davacının vekaletname ile yetkili kıldığı Av. ...'ın genel kurul toplantısına kabul edilmediğini, kar payı dağıtılmamasının hukuka aykırı olduğunu, 11/10/2022 tarihindeki tespitlerin davanın haklılığını ortaya koyduğunu, hakim ortağın şirketin esaslı organı olan yönetim kurulunda esasta değişiklikler yapması ve dava konu görevlendirmeleri yapmasının MK'nun 2.maddesine aykırı olduğunu bildirilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava;  anonim şirket genel kurul kararlarının kanuna, ana sözleşmeye, dürüstlük kurallarına aykırı olduğu iddiası ile iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tTicaret sicil kayıtları, dava konusu  03/09/2020 tarihli genel kurul toplantı tutanağı ve hazirun cetveli, ticaret sicil gazetesi suretleri, davalı şirket defter ve kayıtları vs deliller dosya arasında mevcuttur. <br>\tDava konusu 03.09.2020 tarihli Genel Kurul Toplantı Tutanağının incelenmesinde; <br>\t\"1.maddesi; Açılış yapıldı ...Toplantı Başkanı ..., ...'nun ...'a vermiş olduğu vekaletin mevzuata uygun olmadığı için toplantı yerinden ayrılmasını rica etti.,<br>\t3.maddesi; 2018-2019 yıllarına ait faaliyet raporları okundu. Müzakere edildi. Söz alan olmadığı için ayrı ayrı oylandı ve katılanların oybirliği ile kabul edildi.,<br>\t5.maddesinde; 2018- 2019 yıllarına ait finansal tablolar ayrı ayrı okundu. Müzakere edildi ve katılanların oybirliği ile kabul edildi., <br>\t7.maddesi; Dağıtılacak kar konusu görüşüldü. Görüşme sonrasında kar dağıtımı yapılmamasına katılanların oybirliği ile karar verildi.,<br>\t9.maddesi; Yönetim Kurulu'nun eski üyesinin (...) görevinin sonlandırılmasına, yerine yeni yönetim kurulu üyesi olarak 3 yıl süre ile ...'nün seçilmesine katılanların oybirliği ile karar verildi.,<br>\t13.maddesi ise; Bağlı şirketlerde tüzel kişi adına temsile yetkili kişilerin seçilmesine ve bu seçimin Yönetim Kurulu tarafından yapılmasına karar verildi.\", şeklinde kararlarının alındığı anlaşılmıştır.<br>\t11/10/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; söz konusu faaliyet raporlarının şirketin finansal ve mali konularına ilişkin olması nedeniyle, şirkete ait defterler, mali tablolar ile diğer finansal bilgi belgelerin incelenmesinde; genel kurula sunulan bilanço ve gelir tablolarının  ve finansal tabloların defter kayıtları ile uyumlu olduğu, davadışı ...  A.Ş.'den 2018 ve 2019 yıllarında 21.728.689,19.-TL (3.800.000 USD) tahsilat yapıldığı, yapılan tahsilatların 393 Merkez ve Şubeler Cari Hesabı isimli hesaba ...  açıklaması ile kaydedildiği, yapılan tahsilatlar karşılığında dava dışı ...  isimli firmaya herhangi bir düzenlenmiş faturanın bulunmadığı,  söz konusu 2018-2019 dönemine ilişkin dağıtılacak kar olup olmadığı varsa ne kadar olduğu hususu yönünden şirkete ait defterler, mali tablolar ile diğer finansal bilgi belgelerin incelenmesinden; şirketin 2018 yılında 17.485,86.-TL net kar elde ettiği, 2019 yılında ise 20.906,00.-TL net kar elde ettiği ticari defter kayıtlarında yer aldığı,verilen avansların kapanmadığı, Türk Ticaret Kanunu'nun anonim şirketlerin afaki iyi niyet kuralları ve dürüstlük kuralına uygun işlem yapma gereği ve davalı şirketin incelenen finansal durumunda bağlı şirketler ile yakın mali ilişkilerde olması, yapılan tahsilatların muhasebe tekniğine aykırı bağlı şirketlere transferi gibi nedenler ile ilgili genel kurul kararlarının hukuka uyarlı olmadığı, kar payı alma hakkının TTK hükümlerine göre müktesep hak olduğunu,  TTK m.469/2'deki şartların varlığı halinde bu hakların özüne dokunmamak kaydı ile esas sözleşme veya genel kurul kararıyla sınırlandırılabileceğini, kâr payının pay sahibinin vazgeçilmez haklarından biri olması nedeniyle, ancak esas sözleşmeye konulacak hükümler ve TTK'nun 523'üncü maddesinde gösterilen istisnai nedenlerin varlığının ispatı halinde şirket kâr dağıtmaktan kaçınabilececeğini,  genel kurulun 9. maddesi karar içeriğinde şirket yönetim kurulunda görev yapacak kişilere ilişkin bir karar alındığı, ilgili Genel Kurula katılan şirket %75 pay sahibi ...'in oylamaya katıldığı kendi oyu ile dava konusu görevlendirmenin yapıldığı, tek pay sahibinin oyu ile şirketin esaslı organı olarak görülen Yönetim Kurulu'nda esaslı değişiklikler yapılmasının Türk Ticaret Kanunu'nun Anonim şirketlere hakim olan en temel ilkeleri başta  plmak üzere TMK 2.maddeye aykırı olduğunu, yine 13. madde karar içeriğinde bağlı şirketlerde tüzel kişi adına temsile yetkili kişilerin seçilmesine ve bu seçimin Yönetim Kurulu tarafından yapılmasına ilişkin bir karar alındığı, ilgili genel kurula katılan şirket %75 pay sahibi ...'in oylamaya katıldığı ve kendi oyu ile dava konusu görevlendirmenin yapıldığı bu durumun da   azınlık pay sahibinin oy ve görüşü alınmadan  tek pay sahibinin oyu ile şirket açısından ciddi mali ilişkisi içerisinde olduğu anlaşılan bağlı şirketlere temsilci atanması ve bu temsilcinin de yine yukarıda yer verildiği üzere hukuka aykırı olduğu sonucuna varılan Yönetim Kuruluna atama yapılmasına ilişkin genel kurulun 9.maddesinin devamı olduğu, “şirket açısından esaslı organ olarak görülen yönetim kurulunda dolayısıyla bağlı şirket temsilciliklerinde esaslı değişiklikler yapılmasının Türk Ticaret Kanunu'nun anonim şirketlere hakim olan en temel ilkeleri başta olmak üzere afaki iyi niyet kuralları ve TMK'nun 2.madde uyarınca dürüstlük kuralına da aykırı olduğu bildirilmiştir. <br>\tDosya kapsamından, davalı şirketin 26/12/2018 tarihinde Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil no'su ile kurulduğu, davacının şirketin %25, davalı dışı ...'in ise %75 ortağı olduğu, dosyada mevcut genel kurul toplantı tutanağında,  davacının vekili Av. ...'ın genel kurul toplantısının yapıldığı gün ve saatte toplantı yerinde hazır bulunduğu ve vekaletname sunmak suretiyle  toplantıya davacı adına katılmak istediği, ancak yapılan incelemede Anonim Şirket Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Temciler Hakkındaki Yönetmeliğin 21.maddesindeki hususları taşımadığı gerekçesiyle vekaletnamesinin kabul edilmediği, toplantıda %75 pay sahibi diğer ortağın hazır bulunduğu ve tüm kararların oy birliğiyle alındığı, davacı yanca dava dilekçesinde belirtilen sebeplerle dava konusu genel kurulun, 1,3,5,7,9 ve 13 no'lu kararlarının iptali istemiyle eldeki davanın açıldığı, ilk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tTTK'nın 445.maddesinde; \"(1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.\" hükmü düzenlenmiştir.\t<br>\tAynı yasanın 446. maddesinde ise, \" (1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,<br>\tb) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,<br>\tc) Yönetim kurulu,<br>\td) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir\" düzenlemesi mevcuttur.<br>\tDosyada mevcut ticaret sicil kayıtlarına göre davacı davalı şirketin ortağı olup, işbu dava 03/09/2020 tarihli  dava konusu genel kurul toplantı tarihinden itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.<br>\tTTK'nın \"II - Toplantı ve karar nisabı\" başlıklı 418. maddesinde- (1) Genel kurullar, bu Kanunda veya esas sözleşmede, aksine daha ağır nisap öngörülmüş bulunan hâller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanır. Bu nisabın toplantı süresince korunması şarttır. İlk toplantıda anılan nisaba ulaşılamadığı takdirde, ikinci toplantının yapılabilmesi için nisap aranmaz.<br>\t(2) Kararlar toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verilir.\" hükmü mevcuttur.<br>\tDava konusu toplantı tutanağının içeriğine ve işbu genel kurul toplantısında alınan kararlar yönünden yapılan incelemeye göre,  davalı şirketin toplam hisse miktarının 50.000,00 TL olması, toplantıya katılan pay miktarının 37.500,00 TL olması,  TTK' nın 418. maddesine göre genel kurulların, bu kanunda veya esas sözleşmede aksine daha ağır nisap öngörülmüş bulunan haller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanmasının gerekmesi karşısında toplantı nisabının sağlanmış olduğu anlaşılmıştır. <br>\tDavacının istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; <br>\tDava konusu genel kurulun 1.maddesi yönünden yapılan incelemede; söz konusu Genel Kurul 1.maddesi “Açılış yapıldı ...Toplantı Başkanı ..., ...'nun ...'a vermiş olduğu vekaletin mevzuata uygun olmadığı için toplantı yerinden ayrılmasını rica etti.” şeklindedir. <br>\tDava dosyası içerisinde yer alan ... tarafından ... adına çıkartılan T.C. ... Büyükelçiliği'nin 29.06.2020 tarihli ve ... yevmiye no.lu vekaletnamesinin  düzenleme şeklinde vekaletname olduğu, vekaletnamenin 2. sayfasında “Ortaklık Denetim Ve Temsil Hakkı Yetkileri” başlıklı kısmında \"Pay sahibi olduğum ...A.Ş.'nin ve pay sahibi olduğum ve olacağım tüm şirketlerin; Türk ticaret Kanunundan ve sair diğer Kanunlardan doğan ortaklık ve denetim haklarının tamamını veya bir kısmını kullanmaya, gerçekleştirilecek  olağan ve olağanüstü genel kurul toplantılarında beni temsil etmeye ve gündemdeki maddelerin karara bağlanması için oy kullanmaya, teklifte bulunmaya ve gerekli belgeleri imzalamaya, genel kurulla ilgili tüm gündem ve konularda vekaleten beni temsil etmeye, dilediği karara muhalefet etmeye, muhalefet şerhini yazdırmaya ve sunmaya, ortaklığım ile ilgili kanuni ve idari tüm haklarımı kullanmaya, gerekmesi halinde bu uğurda açılacak davalarda beni temsil etmek üzere avukat tayin etmeye, yönetim kurulundan veya vekillerinden şirket ile ilgili her türlü teknik veya ticari bilgi veya belge istemeye\" yetkili kılındığı görülmektedir.<br>\tAnonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul Ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin \"Vekaletnamenin Unsurları Ve Geçerlilik Süresi\" başlıklı 21.maddesi'nde; \" (1)Vekaletnamede; şirketin unvanı, ait olduğu genel kurul toplantısının tarihi, vekilin adı ve soyadı, pay sahibinin pay adedi ile adı ve soyadı veya unvanı ve imzasının bulunması şarttır. Bu bilgilerden herhangi biri bulunmayan özel veya genel vekâletmameler geçersizdir. Konuya ilişkin, Anonim Şirketlerde Elektronik Ortamda Yapılacak Genel Kurullara İlişkin Yönetmelik hükümleri ile Sermaye Piyasası Kurulunun düzenlemeleri saklıdır. <br>\t(2) Vekaletnameler, ait olduğu genel kurul toplantısı ve yeni bir vekil atanmadığı sürece hukuken bunun devamı sayılan toplantılar için geçerlidir.  Gündemin değiştirilmemesi kaydıyla, nisabın yokluğu, azlığın talebi veya genel kurulun kararıyla yahut herhangi bir nedenle toplantının ertelenmesi halinde yapılacak toplantılar hukuken önceki toplantının devamı sayılır.\" hükmü düzenlenmiştir. <br>\tSomut olayda, davacı tarafından genel kurula katılmak üzere yetkilendirdiği temsilcisine ait vekaletnamenin düzenleme şeklinde genel vekaletname olduğu, vekaletnamede Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul Ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin \"Vekaletnamenin Unsurları Ve Geçerlilik Süresi\" başlıklı 21.maddesinde öngörülen koşulları taşımadığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. <br>\tYine, davacı, genel kurul toplantı tarihinin kendisine yanlış tarih bildirildiğini iddia etmekle birlikte toplantıya katılmak üzere vekili Av. ... ile Av. ...'i gönderdiğini, haksız olarak vekilinin toplantıya katılmasına engel olunduğunu iddia etmiş ise de, dosya kapsamından davacının  Ankara 30. Noterliği'nin 20.07.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile TTK. 437. Maddesi gereği şirketin 2018 ve 2019 yılları genel kurul toplantılarının yapılması talebi üzerine davalının  24.07.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile genel kurulun 01.09.2020 günü yapılacağının bildirildiği, ancak şirket karar defterinde 13.08.2020 tarihli 202/05 numaralı karar ile ihtarname tarihinden sonra 2018-2019 tarihli genel kurulların 03.09.2020 tarihinde yapılması yönünde karar alındığı, dolayısıyla ihtarname tarihi itibariyle alınmış yönetim kurulu kararı olmadığı, şirketin genel kurul yapılacağına ilişkin kararın 18.08.2020 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinin 10140 numaralı sayısının 739. Sayfasında yayınlandığı ve ilan edildiği, davacı şirket web sayfasında toplantı gününün yayınlanmadığını bildirmekle birlikte, TTK’nın 1524. maddesinin  birinci fıkrasında belli ortaklıkların internet sitesi açması ve bu sitenin belirli bir bölümünü ortaklıkça kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanmasına özgülemesi yükümlülüğünden sözedildiği, bu yükümlülüğün genel kurul veya yönetim kurulu kararlarıyla veya bunların geçerliliğiyle doğrudan hiçbir ilgisinin bulunmadığı,  genel kurul tarihinin yanlış bildirildiğini iddia eden davacının buna rağmen doğru toplantı günü, toplantı mahallinde vekilini hazır ettiği, dolayısıyla toplantı gününden toplantı öncesi haberdar olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir. <br>\tDava konusu genel kurulun 7.maddesi yönünden yapılan incelemede; mahkemece alınan bilirkişi raporu ile şirketin 2018 yılında 17.485,86.-TL net kar elde ettiği, 2019 yılında ise 20.906,00.-TL net kar elde ettiği tespit edilmiş olmakla birlikte, şirketlerin ekonomik hayatlarına devam edebilmeleri için, mali yapılarının sağlam olması ve bu sağlamlığın da istikrarlı bir biçimde devam etmesi gerekli olup, mali yapının sağlamlığının  yeterli bir sermayeye sahip olmasına, bu sermayenin korunmasına ve devamında geliştirilmesine bağlı olduğu,  davalı şirketin 26/12/2018 yılında kurulmuş ve dava tarihi itibariyle kuruluşundan itibaren yaklaşık 2 yıllık süre geçtiği, bu nedenle dava konusu genel kurulda kar dağıtımı yapılmamasına karar verilmesinin davacının haklarını bertaraf eden ve tamade eden bir durum olduğunun değerlendirilemeyeceği ve kar payının dağıtılmamasının makul görülebilir olduğu anlaşılmakla davacının bu yöne ilişkin istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. <br>\tDava konusu genel kurulun 9 ve 13.maddeleri yönünden yapılan incelemede;<br>\tŞirket yönetim kurulunda görev yapacak kişilere ilişkin bir karar alındığı, ilgili genel kurula katılan şirket %75 pay sahibi ...'in oylamaya katıldığı kendi oyu ile dava konusu görevlendirmenin yapıldığı, ilgili ...  ...A.Ş'nin yönetim kuruluna 18.03.2020 tarihli genel kurulda davalı şirketin tüzel kişiliği ile seçildiği, temsilcisinin ... olarak belirlendiği, bu konuda temsilciyi belirleme yetkisi esasen  yönetim kurulunun yönetim görevinin sınırları içinde bulunmakla kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince bu maddelere ilişkin davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.  <br>\tDava konusu genel kurulun 3 ve 5.maddeleri yönünden yapılan incelemede;<br>\tİptali istenilen dava konusu genel kurulun 3. maddesinde şirketin 2018-2019 yıllarına ait faaliyet raporları okunmuş, müzakere edildiği belirtilerek oy birliğiyle kabul edilmiş;  5.maddesinde ise, şirketin  2018-2019 yıllarına ait finansal tabloları okunmuş, müzakere edildiği belirtilerek oy birliğiyle kabul edilmiştir. <br>\tİlk derece mahkemesince her iki madde hakkında açılan davanın da reddine karar verilmiş ise de;  <br>\t6102 sayılı TTK'nın \"Yönetim Kurulunun Yıllık Faaliyet Raporu\" başlıklı 516.maddesinde; \"(1) Yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, şirketin, o yıla ait faaliyetlerinin akışı ile her yönüyle finansal durumunu, doğru, eksiksiz, dolambaçsız, gerçeğe uygun ve dürüst bir şekilde yansıtır. Bu raporda finansal durum, finansal tablolara göre değerlendirilir. Raporda ayrıca, şirketin gelişmesine ve karşılaşması muhtemel risklere de açıkça işaret olunur. Bu konulara ilişkin, yönetim kurulunun değerlendirmesi de raporda yer alır. <br>\t(2)Yönetim kurulunun faaliyet raporu ayrıca aşağıdaki hususları da içermelidir:<br>\ta) Faaliyet yılının sona ermesinden sonra şirkette meydana gelen ve özel önem taşıyan olaylar,<br>\tb) Şirketin araştırma ve geliştirme çalışmaları,<br>\tc) Yönetim kurulu üyeleri ile üst düzey yöneticilere ödenen ücret, prim, ikramiye gibi mali menfaatler, ödenekler, yolculuk, konaklama ve temsil giderleri, ayni ve nakdi imkanlar, sigortalar ve benzeri teminatlar. <br>\t(3) Hem anonim şirketler hem de şirketler topluluğu bakımından, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun zorunlu asgari içeriği, ayrıntılı olarak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından bir yönetmelikle düzenlenir. \" şeklindedir. <br>\tGümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından 28/08/2012 tarihli, 28395 sayılı \"Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi Hakkında Yönetmelik\"in \"Yıllık Faaliyet Raporunun Bölümleri\" başlıklı 7.maddesi ise; \"(1) Yıllık Faaliyet Raporu aşağıda gösterilen bölümlerden oluşur:<br>\ta)Genel bilgiler<br>\tb) Yönetim organı üyeleri ile üst düzey yöneticilere sağlanan mali haklar, <br>\tc) Şirketin araştırma ve  geliştirme çalışmaları,<br>\tç)Şirket faaliyetleri ve faaliyetlere ilişkin önemli gelişmeler,<br>\td) Finansal durum<br>\te) Riskler ve yönetim organının değerlendirilmesi,<br>\tf)Diğer hususlar\" şeklindedir.<br>\tBuna göre, yıllık faaliyet raporunda şirketin ilgili hesap dönemine ait iş ve işlemlerin akışı, her yönüyle finansal durumunun doğru, eksiksiz, gerçeğe uygun ve dürüst bir şekilde yansıtılmak zorunda olup madde metninde belirtilen hususları içermesi zorunludur. <br>\tSomut olayda ise, bilirkişi incelemesi ile davalı şirketin faaliyet raporunda yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinde öngörülen hususların yer almadığı, bu durumda faaliyet raporunun yönetmelikte aranan şartlara uygun olarak düzenlenmediği anlaşılmaktadır.  <br>\tYine,  ilk derece mahkemesince 2018-2019 yılına ait finansal tabloların okunmasına ve oylanmasına ilişkin 5 no'lu karar ile ilgili olarak koşulları oluşmadığı gerekçesiyle iptal talebinin reddine karar verilmiş ise de, yukarıda açıklandığı üzere 3 no'lu karar ile oylanarak kabulüne karar verilen yönetim kurulu faaliyet raporunun  TTK'nın 516. maddesi ile Yönetmeliğin 7. maddesinde belirtilen hususları içermediğinden mali ve hukuki yönden eksiklik içeren yönetim kurulu faaliyet raporu ile  ilişkili olan finansal tabloların okunması ve oylanmasına ilişkin 5 no'lu kararın da 3 no'lu kararın tabi olduğu müeyyideye tabi olduğunun kabulü gereklidir.\t<br>\t Hukukî işlem, bir veya birden çok kişinin hukuk düzeninin öngördüğü sınırlar içinde gerektiğinde diğer unsurlarla birlikte hukukî sonuçlar doğurmaya yönelik irade açıklamasından oluşan hukukî bir olgudur. İrade açıklamasının yönelmiş olduğu hukukî sonuç, bir hakkın veya hukukî ilişkinin kurulmasından, değiştirilmesinden, devredilmesinden veya ortadan kaldırılmasından ibaret olabilir. Bir hukukî işlemin meydana gelmesi, hüküm ve sonuçlarını doğurabilmesi, birden çok kişinin irade beyanına bağlı ise bu hukukî işlemlere iki veya çok taraflı hukukî işlem denir. Çok taraflı hukukî işlemler, sözleşme ve karar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Karar, aynı gruba dâhil kişilerin ortak bir iş veya amaca ilişkin olarak başkana yöneltilmiş irade beyanıdır. Dolayısıyla hukukî işlemlerin hükümsüzlük hâlleri “karar” için de geçerlidir. Dolayısıyla karar şeklindeki bir hukukî işlemin hükümsüz olması, onun yöneldiği hukukî sonucu gerçekleştirme gücünün olmadığı anlamına gelmektedir.<br>\tSermaye şirketlerinde genel kurul kararlarının doğrudan veya dolaylı etkilerini gösterebilmeleri her şeyden önce hukuk kurallarına aykırı bulunmamalarına, hukuken mevcut ve geçerli olmalarına bağlıdır. Kararların mevcudiyet ve geçerlilik şartları, kanun koyucu tarafından şirketin, azınlığın, şirket alacaklılarının ve müstakbel pay sahiplerinin hak ve çıkarları ile kamu düzeninin diğer gerekleri göz önünde bulundurulmak suretiyle çeşitli kanun hükümleriyle tespit edilmiştir. Meydana gelişi veya içeriği bakımından bu hükümlere ve bunların ışığında düzenlenmiş olan şirket esas sözleşmesine aykırı bulunan kararlar hukuken hükümsüz olurlar. Genel kurul kararlarında bu hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre iptal edilebilirlik, butlan veya yokluk olarak karşımıza çıkmaktadır.<br>\tGenel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, 6762 sayılı Kanun'da ayrıca düzenlenmemiştir. Ancak 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 20 nci maddesinde düzenlenen butlan yaptırımı, genel kurul kararlarının butlanı hakkında da uygulanmaktadır. Bu itibarla emredici hukuk kurallarına, ahlaka aykırı veya imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılmaktadır. Öte yandan 6102 Kanun'un 447 nci maddesi ile genel kurul kararlarının butlanı açıkça düzenlenmiştir.  Buna göre genel kurulun, özellikle pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 27 nci maddesi uygulanacak, emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır. <br>\t Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından resen göz önünde tutulur.<br>\tGenel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk, ne 6762 sayılı Kanun'da ne de 6102 sayılı Kanun'da düzenlenmiştir. Yokluk yaptırımının kanunlarda düzenlenmemiş olması, yokluk yaptırımının hukukî işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı anlamına gelmemektedir. Bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikteki hükümlerdir. İçeriğe ilişkin emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde butlan söz konusu olup hukukî işlem şeklen mevcut olmakla birlikte konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları, daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana gelmez. Kurucu-şekli nitelikteki emredici hukuk kurallara aykırılık hâlinde ise yokluk söz konusu olup kurucu unsurların veya kanuni şeklin eksikliği sebebiyle hukukî işlem şeklen meydana gelememektedir. Dolayısıyla butlanda hukukî işlemin meydana gelmesi için gerekli olan içerik unsurları vardır; fakat hukuk düzeni bu içerik bakımından amaçlanan sonuçların meydana gelmesini kesinlikle reddetmektedir. Yoklukta ise hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dahi meydana gelmiş değildir (Tekinay, S. Sulhi/Akman, Servet/Burcuoğlu, Haluk/Altop, Atilla: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul, 1993, s. 378).<br>\t“Yokluk”; bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu veya şekli nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir (Mehmet Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, s.196). Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi \"yokluk\" ile sakat hale getirir. Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir, hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır. Yokluk ve butlan hallerinin varlığı halinde bu hususun mahkemelerce re’sen gözönünde bulundurulacağı ve herkesin  bu  geçersizliği, TTK'nın 445-446 maddelerinde (mülga 6762 sayılı TTK’nın 381. maddesinde)  düzenlenen koşullara tabi olmaksızın ileri sürebileceği Hukuk Genel Kurulu’nun 12.03.2008 gün ve 2008/11-246 E., 2008/239 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir.<br>\tGörüldüğü üzere yokluk ve butlan arasında, sebepleri yönünden bir farklılık olmakla birlikte ayrıca bu iki kavrama bağlanan hukukî sonuçlar da, sınırlı da olsa, farklıdır. Bu farklardan birisi hukukî tahvil müessesesidir. Hukuken yok olan bir işleme hiçbir sonuç bağlanması mümkün değilken şeklen mevcut ancak batıl olan hukukî işleme hukukî tahvil yoluyla bir hukukî sonuç bağlanması mümkündür. Yokluk ile butlan arasındaki en önemli fark ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun(4721 sayılı Kanun) ikinci maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması yasağı bağlamında ortaya çıkar. Butlan durumunda şekli anlamda bir genel kurul kararı mevcut olduğundan bu kararı ve butlan sebeplerini bilen bir kişinin aradan uzun bir süre geçtikten sonra dava veya itiraz yoluyla genel kurul kararının butlanına dayanması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olabilir. Hâkim butlanın ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı veya hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığını her olayda re’sen ve ahval ve şartların heyeti umumiyesini göz önünde tutarak serbestçe takdir edecektir (Moroğlu, Erdoğan: Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2017, s. 194). Oysa yokluk durumunda, ortada şekli bakımdan dahi bir genel kurul kararı bulunmadığından bunun yokluğunun tespit edilmesinin istenmesi hiçbir şekilde hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilemeyecektir (Moroğlu, s. 37).<br>\tYokluğun bir hukukî işlemin kurucu unsurlarındaki eksikliği ifade etmesinden hareketle genel kurul kararlarının yokluğunun tespitine karar verilmesi için öncelikle kurucu unsurlarının neler olduğunun belirlenmesi gerekir. Genel kurul kararlarının kurucu unsurları “genel kurul” ve “karar”dır. Dolayısıyla bir genel kurul, kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde toplanmış veya kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde karar almışsa, alınan bu karar yoklukla maluldür. Örneğin usulüne uygun çağrı yapılmadan toplanan genel kurullarda alınan kararlar, toplantı ve karar nisaplarına riayet edilmeksizin alınan kararlar, Bakanlık temsilcisinin bulunması gerektiği hâllerde temsilci olmaksızın gerçekleştirilen toplantılarda alınan kararlar, hakkında hiç oylama yapılmadığı hâlde yapılmış gibi gösterilen kararlar kurucu-şekli unsurları eksik olduğundan yoklukla malul kararlardır.<br>\tSomut olayda; davalı şirketin faaliyet raporunda yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinde öngörülen hususların yer almadığı, bu durumda faaliyet raporunun yönetmelikte aranan şartlara uygun olarak düzenlenmediği ve emredici hukuk kurallarına aykırı olduğu, böylece faaliyet raporunun okunmasına ve onaylanmasına ilişkin 3 no'lu kararın yok hükmünde olduğu, 3 no'lu karar ile oylanarak kabulüne karar verilen yönetim kurulu faaliyet raporunun TTK'nın 516. maddesi ile Yönetmeliğin 7. maddesinde belirtilen hususları içermediğinden emredici hukuk kurallarına aykırı olan ve  mali ve hukuki yönden eksiklik içeren yönetim kurulu faaliyet raporu ile  ilişkili olan finansal tabloların okunması ve oylanmasına ilişkin 5 no'lu kararın da 3 no'lu kararın tabi olduğu yokluk müeyyidesine tabi olduğunun kabulü gerektiği gibi dava konusu genel kurulun 6.maddesinde yönetim kurulunun ibrası oylamaya sunulmuş olup her ne kadar oylama yapılmamış ise de 3 ve 5 no'lu kararların oylanıp kabul edilmesinin TTK'nun 424.maddesi gereğince yönetim kurulu başkanının kendi ibrası sonucunu doğuracağı da gözetildiğinde dava konusu genel kurulun 3 ve 5 no'lu kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.<br><br>\tTüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tA)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile,<br>\tAnkara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  22/12/2021 tarih ve  2020/432 Esas  2021/961 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\tB)1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, <br>\t2-Davalı şirketin 03.09.2020 tarihli genel kurul toplantısının 3 ve 5 numaralı gündem maddelerinde alınan kararların YOKLUKLA MALUL OLDUĞUNUN TESPİTİNE, <br>\t1, 7, 9 ve 13 numaralı gündem maddeleri yönünden talebin reddine,\t<br>\t3-Alınması gereken 615,40 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 561,00TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, <br>\t4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 54,40 harç ile 54,40 TL başvuru harcı  olmak üzere toplam 108,80 TL harcının davalıdan  tahsili ile davacıya verilmesine, <br>\t5-Davacı tarafından yapılan tebligat, posta ve bilirkişi gideri olmak üzere toplam 2.147,00 TL yargılama giderinin davanın red/kabul oranına göre 715,67 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\t6-Davalı tarafından yapılan tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 58,50 TL yargılama giderinin davanın red/kabul oranına göre  39,00  TL'lik kısmının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, <br>\t7-Davanın kabul edilen kısmı yönünden, istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre takdir ve tayin olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t8-Davanın reddedilen kısmı yönünden, istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre takdir ve tayin olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t9-Taraflar tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve istekleri halinde yatırana iadesine,<br>\tC)1-Davacı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 80,70 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, <br>\t2-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan  220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile dosyanın istinafa gönderim giderinin kabul ve ret oranına göre hesap edilen 18,00  TL yargılama gideri olmak üzere toplam 238,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 29/05/2025<br><br>Başkan- ...             Üye - ...                 Üye - ...                      Zabıt Katibi -...<br>...              ...                ...       ...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"30eea05b44696205","SID":"09aba4300b7e9530"}}