{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/1260 <br>KARAR NO\t: 2025/1221<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2017/449 E.  -  2021/197 K.<br><br>DAVANIN KONUSU\t:YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/06/2021 tarih ve 2017/449 E. - 2021/197 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili Şirketin 80 ülkede faaliyette bulunan bir medikal şirketi olduğunu, müvekkilinin 2014/89438 sayılı \"...\" ibareli markasının bulunduğunu, markasının Türkiye’de 05. sınıf mallar için tescilli ve tanınmış bir marka olduğunu, davalı gerçek kişinin 2016/105354 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin \"...\" ibareli markası ile başvuru konusu \"...\" markasının iltibasa yol açabilecek derecede benzer olduğunu, markaların “...” şeklinde telaffuz edilmesi nedeniyle aynı firmaya ait olduğunun düşünülebileceğini, davalı tarafın iş bu markayı tescil ettirmekte kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2017-M-8423 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın 5. sınıf mallar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tDiğer davalı, süresi içinde davaya cevap vermemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarının, sadece 05. sınıfta yer alan \"Bebek mamaları; Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, kağıt ve tekstilden mamul çocuk bezleri. Zararlı bitkileri, hayvanları ve mantarları imha edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı tazeleyici kokular. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler),\" malları bakımından benzer bulunduğu, dava konusu “...” ibareli marka başvurusu ile davacıya ait “...” ibareli markaların, belirtilen mallar bakımından ilgili tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimalini meydana getirebilecek düzeyde benzer olduğu, markalar arasındaki benzerlik düzeyi ve tüketicinin her zaman iki markayı yan yana görme ihtimalinin bulunmaması nedeniyle aklında kalan güçlü algı ile tercihlerini gerçekleştireceği göz önüne alındığında, işaretler arasındaki benzerlik düzeyinin markaları arasında karıştırmaya sebebiyet verebileceği, aksi yöndeki YİDK kararının iptali şartlarının oluştuğu, davalı yanın ne YİDK itiraz sürecinde ne de dava sonrasında tanınmışlığını ispatlamaya yönelik dosyaya somut ve güçlü deliller sunmadığı, başvurunun kötü niyetli yapıldığı iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'in 2017-M-8423 sayılı kararının \"Bebek mamaları; hijyen sağlayıcı ürünler; pedler, taponlar, kağıt ve tekstilden mamul çocuk bezleri. Zararlı bitkileri, hayvanları ve mantarları imha edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı tazeleyici kokular. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler.)\" malları yönünden iptaline, YİDK kararının iptaline yönelik fazlaya dair talebin reddine, davalı Şirket adına tescilli 2016/105354 sayılı \"...\" ibareli markanın \"Bebek mamaları; hijyen sağlayıcı ürünler; pedler, taponlar, kağıt ve tekstilden mamul çocuk bezleri. Zararlı bitkileri, hayvanları ve mantarları imha edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı tazeleyici kokular. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler.)\" malları yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hükümsüzlüğe ilişkin fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dosya kapsamında müvekkili ürünlerine dahi bakılmadan, müvekkilinin ilaç firması olarak ve ilgili tüketici kitlesinin de doktor, eczacı olarak yanlış tespit edildiğini, müvekkili markası ilaç markası olmadığı gibi reçeteli satılan malların da söz konusu olmadığını, müvekkilinin sektörel açıdan bilinirliğinin de dikkate alınmadığını, müvekkili ilgili ürünler açısından \"...\" markasının, piyasada ve dünyada oldukça bilinir olduğunu, bu sektörde faaliyet gösteren marka sahibi davalının, müvekkili markasını bilmeme ihtimalinin söz konusu olmadığını, \"...\" ibareli başvurunun, müvekkili markası ile açıkça iltibasa yol açacağını, müvekkili markası olarak algılanmaya yol açacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavalı ... vekili, taraf markalarının görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığını, davacı ile davalının markaları arasında sadece bir harf farklı olsa bile iltibasa sebebiyet vermesinin ihtimaller dahilinde olmadığını, çünkü söz konusu markaların, insan sağlığı için gerekli olan ilaçlara ilişkin olup, bu ürünlerin potansiyel tüketicilerinin doktor ve eczacılar olduğu düşünülürse, bu alıcıların hayli dikkatli olduğunun göz ardı edilmemesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.   \t<br>\tDavalı ... vekili, \"...\" ibaresinin, Latince kökenli evrensel bir ibare olduğunu, markanın özgünlüğünü sağlayacak bir ibare olmadığını, bu sebeple \"...\" kökü bakımından, taraf markaları arasında tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, \"...\" ve \"...\" kelimelerinin yazılışları ve okunuşlarının da tamamen farklı olduğunu, hiçbir fonetik benzerlik taşımadığını, söz konusu markaların görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDavalı gerçek kişiye ait marka tescil başvurusu 3. ve 5. sınıf malları kapsamakta olup, mahkemece dava konusu başvuru kapsamında bulunan 5. sınıftaki \"Bebek mamaları; hijyen sağlayıcı ürünler; pedler, taponlar, kağıt ve tekstilden mamul çocuk bezleri. Zararlı bitkileri, hayvanları ve mantarları imha edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı tazeleyici kokular. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler.)\" malları yönünden taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, iş bu karar taraflarca istinaf edilmiştir. Buna göre istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, başvuru konusu ibare ile davacı markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>\t6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun geçici 1. maddesi yollamasıyla somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (Karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. <br>\tSomut olayda, davalı Şirketin başvurusu \"...\" ibarelidir. Davacının itirazına dayanak markası ise \"...\" ibaresinden oluşmaktadır. Görüldüğü üzere taraf markalarının ilk altı harfi aynı harflerden ve aynı harf diziliminden meydana gelmiştir. Davacı markasının sonunda yer alan \"...\" harflerinin yerine başvuruda \"ech\" harflerine yer verilmiştir. Ancak bu farklılık, görsel ve işitsel yönden dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamamıştır. Her ne kadar \"...\" ibaresi, İngilizce ... ibaresinin<br> kısaltması olarak kullanıldığından ve \"...\" anlamına geldiğinden, deri ile ilgili mallar yönünden ayırt ediciliği zayıf ise de bunun dışında başvuru kapsamında kalan mallar yönünden anılan ibarenin asgari de olsa bir bütün olarak ayırt ediciliği haiz olduğu, bu kapsamda dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı gözetildiğinde, bu haliyle tarafların marka işaretleri arasında, yüksek düzeyli görsel ve işitsel benzerlik nedeniyle karıştırılma tehlikesinin bulunduğu kanaatine varılmış, bu yönden ilk derece mahkemesinin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tTaraf markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin karşılaştırılmasına gelince, davacının markasının kapsamında 5. sınıftaki \"Cerrahi ve yara sargı bezleri.\" malları bulunmaktadır. Dava konusu başvurunun kapsamında ise 3. ve 5. sınıf mallar yer almaktadır. 3. sınıf mallar yönünden emtia benzerliği bulunmadığı açıktır. Her ne kadar dosyada mevcut bilirkişi raporunda, davacı markalarının kapsamındaki sargı bezlerinin \"cerrahi\", başka bir deyişle tıbbi amaçlı olduklarının da açıkça ifade edildiği, bu açıdan genel anlamda tıbbi nitelikteki bu ürünün, aynı/benzer amaçlı ürünler ile de benzer ihtiyaçları giderdiği, benzer dağıtım kanallarına sahip olduğu, benzer nitelikteki tüketicilere hitap ettiği belirtilerek, başvuru kapsamındaki 5. sınıf malların tümü yönünden emtia benzerliğinin gerçekleştiği açıklanmış ise de Dairemizce bu değerlendirme yerinde görülmemiştir. Zira böyle bir kabul halinde, tıbbi amaca yönelik tüm mal ve hizmetler arasında, sırf amaçları nedeniyle benzerlik bulunduğu gibi bir sonuç doğar ki bunun mal ve hizmet benzerliğine ilişkin yerleşik uygulama ile bağdaşmayacağı açıktır. Buna göre, davacı markasının kapsamındaki  \"Cerrahi ve yara sargı bezleri.\" malları ile dava konusu başvuru kapsamında yer alan \"Pansuman malzemeleri\" arasında benzerlik mevcuttur. Zira, anılan mallar birbirlerini tamamlayan, benzer dağıtım kanallarına sahip mallardır. Bunun dışında başvuru kapsamında kalan mallar yönünden ise taraf markaları arasında emtia benzerliği bulunmamaktadır. <br>\tYukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, taraf marka işaretlerinin benzer olduğu, emtia benzerliğinin ise yalnızca başvuru kapsamındaki \"Pansuman malzemeleri\" yönünden oluştuğu, her ne kadar mahkemece, bu malların tüketicilerinin doktor ve eczacı gibi dikkat düzeyi yüksek tüketicilere hitap ettiği, bu nedenle bu mallar yönünden taraf markaları arasında iltibas doğmayacağı kabul edilmiş ise de anılan malların yalnızca doktor ve eczacılardan oluşmadığı, ortalama tüketicilerin de bu malları tüketebildiği, ayrıca taraf marka işaretleri arasındaki benzerliğin de çok yüksek seviyede olduğu gözetildiğinde, bu değerlendirmeye itibar edilmemiş, işaret ve emtia benzerliği gerçekleşen \"Pansuman malzemeleri\" yönünden 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi koşullarının oluştuğu kabul edilmiş, bunun dışında kalan mallar yönünden ise emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında bir tescil engelinin olmadığı kanaatine varılmıştır.   <br>\tHer ne kadar davacı markasının kötü niyetli yapıldığı ileri sürülmüş ise de benzer marka başvurusunda bulunulmasının, tek başına kötü niyetin kabulü için yeterli olmadığı, bunun dışında da dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığına ilişkin bir delil sunulmadığı gözetildiğinde, kötü niyet iddiası yerinde görülmemiştir. <br>\tİlk derece mahkemesince, yapılan açıklamalar çerçevesinde davanın \"Pansuman malzemeleri\" malları yönünden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde başka bir kısım mallar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu gözetilerek, taraf  vekillerinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>\t<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/06/2021 Tarih ve 2017/449 Esas - 2021/197 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KISMEN KABULÜ ile YİDK'in 09.10.2017 tarih, 2017-M-8423 sayılı kararının, \"Pansuman malzemeleri\" malları yönünden KISMEN İPTALİNE,<br>\t 3-dava konusu 2016/105354 sayılı markanın \"Pansuman malzemeleri\" malları yönünden KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,<br>\t4-Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE,  <br>\t5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 31,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 584,0‬0.TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t7-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t8-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.800,00.TL bilirkişi ücreti, 157,50.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 70,00.TL tebligat ve posta giderleri, 492,00.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamı 2.519,5‬0.TL yargılama giderinin, davanın kabul ret oranı takdiren 1/4 kabul edilerek hesaplanan 629,88.TL'ye 31,40.TL peşin harç, 31,40.TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 692,68‬‬ TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t9-... tarafından istinaf aşamasında 492,00.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olarak yatırılan yargılama giderinin davanın ret oranına göre hesaplanan 369,00.TL'nin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, bakiyesinin anılan davalı üzerinde bırakılmasına,<br>\t10-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında 492,00.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olarak yatırılan yargılama giderinin davanın ret oranına göre hesaplanan 369,00.TL'nin davacıdan alınarak davalı ... Kurumuna verilmesine, bakiyesinin davalı Kurum üzerinde bırakılmasına,<br>\t11-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t12-Taraflardan peşin olarak alınan 179,90'ar.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara ayrı ayrı iadesine,<br>\t13-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/06/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/06/2025<br>\t\t\t\t<br> Başkan<br>...<br> <br> Üye<br>...<br> <br> Üye<br>...<br> <br>Katip<br>...<br> <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8760a0ef2436c762","SID":"cb291efdd6d62db2"}}