{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/538 - 2025/920<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2025/538 <br>KARAR NO\t: 2025/920<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18.02.2025<br>NUMARASI\t\t: 2023/271 Esas 2025/127 Karar<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )<br>KARAR TARİHİ\t: 03.07.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 16.07.2025<br><br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili, 16.03.2019 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın karıştığı kazada davacının yaralandığını, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/161 Esas sayılı davasında ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 19.10.2021 tarihli raporda, davacının özür oranının % 30 olduğunun belirlendiğini, anılan yargılamada alınan kusura ilişkin raporda sigortalı araç sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 14.09.2022 tarihli raporda % 25 kusura karşılık gelen bakiye sürekli iş göremezlik tazminatının 215.826,46 TL olarak hesaplandığını, taraflarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla talebin 215.826,48 TL’ye artırıldığını, ancak davanın işlemsiz kalması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davacının zararı giderilmemiş olduğundan bu davayı açtıklarını, kazada her iki araç sürücüsü de kusurlu olup davacının yolcu konumunda olup kusuru bulunmadığını, taleplerinin müştereken ve müteselsilen olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından 14.11.2019 tarihinde 16.941,00 TL ödeme yapıldığını, daha sonra eksik ödeme nedeniyle Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvurunun ek süre için muvafakat edilmemesi nedeniyle dava açma hakkı saklı tutularak son verildiğini belirterek, bilirkişi incelemesi neticesinde belirli hale gelecek zarar miktarı dikkate alınarak talep genişletilmek üzere, fazlaya ilişkin talep ve her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla 215.826,48 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında talebini 343.059,00 TL olarak ıslah etmiştir. <br>\tDavalı vekili, davacı tarafın ibraname ile davalı sigorta şirketi ve sigortalısından taleplerinden feragat ettiğini, başvuru sahibine 14.11.2019 tarihinde 16.941,00 TL tazminat ödemesinin ibraname karşılığında yapıldığını ve davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun son bulduğunu, 2918 sayılı Kanun’un 111. maddesi uyarınca davacının tazminat talep etmesinin mümkün olmadığını, ayrıca davacı tarafça Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuruda bulunulduğunu ve Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/161 Esas sayılı davanın açıldığını ve davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, kesin hüküm nedeniyle davanın reddini, maluliyet ve kusura ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, davacı tarafın 11.11.2019 tarihinde davalı sigorta şirketi ile sulh olduğu, ödeme yapıldığı ve davalıyı ibra ettiği, 2918 sayılı Kanun'un 111/2. maddesinde düzenlenen 2 yıllık sürenin hak düşürücü süre niteliğinde olup durması ya da kesilmesinin söz konusu olmadığı, somut uyuşmazlıkta ibranamenin 11.11.2019 tarihinde düzenlendiği ve davanın 2 yıllık hak düşürücü sürenin dolmasından sonra 14.04.2023 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı anlaşıldığından usulden reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece verilen usulden red kararını kabul etmediklerin, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, uyuşmazlıkta hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığını, zamanaşımı süresinin söz konusu olup 8 yıl olduğunu, kaza tarihine göre zamanaşımı süresinin dolmadığını, daha önce açılan Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/161 Esas sayılı dosyası ile zamanaşımı süresinin kesildiğini, davalının 2019 yılında kısmi ödemede bulunduğunu, ödemenin eksik ve yetersiz olması nedeniyle bakiye tazminat alacağı için yargılama yollarına müracaat edildiğini, tahkim başvurusu sonunda el çekme kararı verildiğini, iki yıllık hak düşürücü sürenin kabul edilemeyeceğini, sigorta şirketinden tazminat ödemesi aldıktan sonra iki yıl içinde dava açıldığını, sigorta tahkim müracaat tarihinin 04.12.2019 tarihi olduğunu, 16.03.2021 tarihinde Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi davasının açıldığını, kaldı ki fazlaya ilişkin hak ve alacakların saklı tutulması nedeniyle iki yıllık süreden söz edilemeyeceğini, zararın adli tıp kurumu raporu ile öğrenildiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur.\t<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br>\tDavacı vekili, 16.03.2019 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç ile davacının yolcu olarak bulunduğu aracın çarpışması sonucunda meydana gelen kazada davacının  yaralandığını, daha önce davalı aleyhine açılan Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/161 Esas sayılı dosyasında kusur durumunun ve davacının maluliyetinin belirlendiğini, ayrıca bakiye sürekli iş göremezlik tazminatının 215.826,46 TL olarak hesaplandığını ancak anılan davanın işlemsiz kalması nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verildiğini belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuş, mahkemece davanın 2918 sayılı Kanun'un 111/2.maddesi uyarınca hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\t2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 111. maddesinde; \"Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.\" hükmü yer almaktadır.<br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.04.2021 tarih ve 2017/(17)4-3189 Esas, 2021/525 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, KTK’nın 111. maddesinde ibra ile ilgili bir özel düzenlemeye yer verilerek, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmaların veya uzlaşmaların yapıldıkları tarihten itibaren iki yıl içinde iptal edilebileceği belirtilmiştir. Kanun’un bu hükmünden yararlanmak için ayrı bir iptal davası açılmasına ya da ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren iki yıl içinde anlaşma hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklamasının bulunması da yeterlidir. Zira anlaşmanın yapıldığı günden başlayarak belirtilen süre içinde bir davanın açılmış olması da, davacının bu anlaşma ile bağlı kalmak istemediğini göstermektedir. Nitekim, yerleşik Yargıtay uygulamalarında da davadan önce yapılan ödemelerin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmekte; davadan önce yapılmış ödeme bulunması halinde ödeme tarihi itibariyle davalı tarafça gerçekleştirilen ödemelerin yetersiz olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.<br>\tSomut olayda 16.03.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı talebiyle dava açıldığı, mahkemece 2918 sayılı Kanun'un 111/2.maddesi uyarınca hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacı vekilinin imzasını içeren 11.11.2019 tarihli \"Tazminat makbuzu ve İbraname\" başlıklı belgede \"Fazlaya ilişkin hak ve alacaklarımız saklıdır\" şeklinde kayıt bulunduğu, buna göre davacı tarafça ödemenin ihtirazı kayıt ile kabul edildiği anlaşıldığından davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. <br>\tBu durumda davalı tarafça cevap dilekçesi ekinde ibraz edilen \"Tazminat makbuzu ve ibraname\" başlıklı 11.11.2019 tarihli belgede fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu nazara alındığında davacı tarafça zamanaşımı süresi içinde bakiye sürekli iş göremezlik zararı için talepte bulunabileceği anlaşıldığından davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş olması doğru değildir. <br>\tDavacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM \t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\tYeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>\t2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, <br>\t3-İstinaf yoluna başvuran davacı  tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>\t4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 03.07.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan  <br><br>Üye  <br><br>Üye  <br><br>Katip  <br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5b366303475dfd21","SID":"f540ed34da42535f"}}