{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2023/769 - Karar No:2025/782<br>                        T.C.<br>                   ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/769 <br>KARAR NO\t: 2025/782<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 23/01/2023<br>NUMARASI\t: 2022/192 E-2023/45 K<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 01.07.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 01.07.2025\t<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat  istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tDavacı vekili: Taraflar arasında  07.04.2017 tarihinde ...İnşaatı Yapım İşine ilişkin sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 10. maddesinde \"Sözleşme ifası süresince, işbu sözleşmenin imzalanmasını müteakiben yürürlükteki mevzuatın tanımlandığı çerçevede yapılacak yer teslimi prosedürleri neticesinde İşverence SGK'da  açılmış olan dosyanın altında Taşeronca bir alt, iş yeri numarası alınacak SGK dosyası tanzim edilecektir. Taşeron tarafından çalıştırılacak her türlü personel bu iş yeri numarası altında işlem görecektir. Taşeron çalıştırdığı personelin yürürlükteki mevzuata göre vergi, SGK primleri, işçilik ücretleri, tazminat ve masraflarını ve sözleşmenin ifası ile ilgili tüm vergi ve fonlarını ödemekle mükelleftir.\"  hükmünün düzenlendiğini,  bu kapsamda davalı tarafça işin yapımı için personel çalıştırıldığını, ilgili personellerin bildirimlerinin yapıldığını, davalının çalıştırmış olduğu personeller tarafından müvekkili şirket ve davalı ... firmasına karşı  Ağrı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/188-207 ve 2018/225 Esas sayılı toplam 21 adet işe iade ve tazminat talepli davaların açıldığını, söz konusu davaların istinaf incelemesi neticesinde kesinleşerek aleyhe sonuçlandığını, bu davaya esas davanın da ... tarafından Ağrı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/198 Esas sayılı dosyada görülen dava olduğunu, ilgili kararın kesinleşmesini takiben davacı vekilince davacı işçiler bakımından her iki firmaya da işe başlatma talepli Ağrı 1. Noterliğinin 08.01.2020 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile işe iade yönünde çağrı gönderildiğini, ancak fiili olarak işe iade ile yükümlü işveren davalı tarafından dava dışı işçilerin iade edilmediğini, tespit olunan işe iade davasına özgü tazminat ve ücretlerin de ödenmediğini, feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğünün alt işverende olduğunu, asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin taraf sıfat bulunmadığından asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden söz edilemeyeceğini, asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden alt işverenle birlikte sorumluluğunun bulunduğunu,  bu kapsamda somut olayda dava dışı işçilerin işe başlatılmaması ve tespit edilen tutarların ödenmemesi neticesinde, dava dışı işçiler tarafından ilk derece mahkemesince tespit edilen tutarlar doğrultusunda ilamsız takip, ilk derece mahkemesince hükmolunan vekalet ücretlerine ilişkin ise ilamlı takip başlatılmış olup,  haciz tehdidi karşısında müvekkili şirketin ilgili ödemeleri yapmak zorunda kaldığını, müvekkili tarafından takip alacaklısı ...’e 18.03.2020 tarihinde Ağrı İcra Dairesinin 2020/822 sayılı ilamlı takip dosyasında 3.577,26 TL ilamdan ve başlatılan icra takibinden kaynaklı vekalet ücreti, harç, yargılama gideri, faiz vs tutarların ödendiğini, Ağrı İcra Müdürlüğünün 2020/842 sayılı ilamsız takip dosyasında ise aynı tarihte 16.990,61 TL işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti, faiz, icra vs ödendiğini, tüm bunlarla birlikte müvekkili şirketin  yargılama aşamasında birtakım yargılama giderlerine de katlanmak zorunda kaldığını,  Ağrı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin  2018/198 esas sayılı dosyada 165,70 TL istinaf harçları ile 150,00 TL gider avansının yatırıldığını belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik toplam 12.022,96 TL ödemenin ödeme tarihi olan 18.03.2020 tarihinden itibaren, toplam  315,70 TL istinaf harcı ve gider avansının ödeme tarihi olan 16.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, \tdavacı vekili  02.01.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile davadaki 12.022,96 TL’lik talebini bilirkişi raporu doğrultusunda arttırarak fazla hakları saklı olmak üzere 20.567,87 TL’na yükseltmiş ve bu miktar ödemenin ödeme tarihi olan 18.03.2020 tarihinden itibaren, toplam 315,70 TL istinaf harcı ve gider avansının ödeme tarihi olan 16.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\t\tDavalı vekili: Dava dışı işçilerin dava dilekçesinde de belirtildiği gibi müvekkili ve davacı şirkete karşı önce işe iade davası açtıklarını, yapılan yargılama sonucu aleyhe hüküm kurulması nedeniyle davacı şirket tarafından işçilere ödeme yapıldığını, işçilere yapılan ödemelerin davacı tarafından gerçekleştirildiği konusunda herhangi bir ihtilafın bulunmadığını, burada rücuen alacak ilişkinin  incelenmesi gerektiğini, her ne kadar davacı rücuen alacak isteminde bulunmuşsa da  müvekkilinin  davacıdan alacaklı konumunda olup,  takas ve mahsup defiinde bulunduklarını, müvekkilinin davacı ile arasındaki ticari ilişki kapsamında alacağı olup bu durumun cari hesap kayıtlarında mevcut olduğunu, bu sebeple takas defiinde  bulunulduğunu, iç ilişki kapsamında tarafların ticari defterlerinin incelenerek takas defi ile birlikte müvekkili şirketin davacıya karşı borçlu olup, olmadığının tespitini talep ettiklerini, ayrıca dava dışı işçilerin açmış oldukları davalarla ilgili olarak arabuluculuk ücretlerinin davalı tarafından yatırıldığını, bu tutarların rücuen alacak ilişkisi kapsamında mahsup işleminin gerçekleştirilmesi gerektiğini, sonuçta dava hukuka aykırı olup özellikle takas defii ve mahsup taleplerinin mahkemece değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİlk derece mahkemesince: Davanın, asıl işveren tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gereğince davalı alt işverenden rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın,  davacı ...A.Ş. tarafından dava dışı işçiye icra takibi aracılığıyla ödenen işe iadeden kaynaklı işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve icra marifetiyle ödenen faiz tutarları, vekalet ücreti, harç, masraf tutarlarının davalı şirkete rücu edilip edilemeyeceği ve rücu miktarına ilişkin olduğu, uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerektiği, dava dosyasına CD içinde dijital olarak sunulan sözleşme metinlerinin ve eki şartnamelerin incelenmesinden, dava dışı  ... ile davacı ...A.Ş. arasında ve davacı ...A.Ş. ile davalı ...  Ltd. Şti. (yüklenici) arasında akdedilen ... İnşaatı ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi İkmal İşine dayalı Hizmet Alımına ait sözleşmesinin ve eklerinin yukarıda verilen mevzuat hükümlerine göre incelenmesi sonucunda; işbu davadaki taraflar arasındaki sözleşmenin 10. maddesinde “....\"Sözleşme ifası süresince, işbu sözleşmenin imzalanmasını müteakiben yürürlükteki mevzuatın tanımlandığı çerçevede yapılacak yer teslimi prosedürleri neticesinde İşverence SGK'da açılmış olan dosyanın altında Taşeronca bir alt ,iş yeri numarası alınacak SGK dosyası tanzim edilecektir. Taşeron tarafından çalıştırılacak her türlü personel bu iş yeri numarası altında işlem görecektir. Taşeron çalıştırdığı personelin yürürlükteki mevzuata göre vergi, SGK primleri, işçilik ücretleri, tazminat ve masraflarını ve sözleşmenin ifası ile ilgili tüm vergi ve fonlarını ödemekle mükelleftir....” şeklinde hükümler olduğunun görüldüğü, eldeki davada taraflar arasındaki ilişkinin hukuki nitelikçe “hizmet temini (alım) sözleşmesi” olup kendine has özellikleri olan bu sözleşme türü için zamanaşımı süresini düzenleyen ayrık bir hüküm de bulunmadığından, TBK'nın zamanaşımı konusundaki genel hükmü olan 146. maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, somut olayda TBK'nın 146. maddesindeki zamanaşımı süresi henüz dolmadığından davalı tarafın zamanaşımı def'inin reddine karar verildiği, mevcut ticari ilişkiden dolayı davacının davalılardan olan alacağının tayin ve tespiti bakımından 26/10/2022 tarihli bilirkişi raporlarının  alındığı, alınan bilirkişi raporu diğer delillerle birlikte değerlendirilerek yapılan inceleme sonucunda; davalı ...   Şirketinin takas -mahsup def'inin araştırılması için görevlendirilen bilirkişi 25/10/2022 tarihli tutanak ve bilirkişi raporunda belirttiği üzere davalı taraf ticari defter ve belgeleri sunmadıklarından dolayı takas mahsup defi değerlendirmesinin yapılamadığı, davacı ...A.Ş. tarafından dava dışı işçi için işe iadeden kaynaklı işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti, faizler, vekalet ücreti, yargılama giderleri, harç ve ferilerine dayalı olarak toplamda 20.567,87TL ödeme yapmış olduğu, taraf şirketler arasında imzalanan Hizmet Alım Sözleşmesi hükümleri uyarınca davacı ...A.Ş.'nin, dava dışı işçiye banka yoluyla icra dosyalarına ödediği işe iade tazminatları ve ferilerine ilişkin ödenen toplam 20.567,87 TL'nin yarı oranını teşkil eden 10.283,94 TL'nı davalı ... ... Ltd. Şti.'den rücuen talep edilebileceğinin bilirkişi raporunda hesaplandığı,  rapor içeriğine mahkemece de itibar edildiği, ancak  işe iadeden kaynaklı işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti, faizler, vekalet ücreti, yargılama giderleri, harç ve ferilerinden  davacı işveren ve davalı alt taşeronun yarı yarıya sorumlu oldukları yönündeki bilirkişi tespitine mahkemece itibar edilmediği,  zira dava dışı işçinin sadece davalı yanında çalışması, haksız fesih sebebiyle açılan işe iade davası ve sonrasında ortaya çıkan tazminat  ve ferilerinden  davalı  şirketin neden olması ve ortaya çıkan zarardan da tek başına davalı şirketin sorumlu olması gerektiği değerlendirildiğinden, davacı yüklenicinin ödediği  tazminat ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğu kanaatine varılmakla davacı tarafından ödenen 20.567,87 TL yönünden davanın kabulüne, alacağın 12.338,66 TL'sına dava tarihi olan 17/03/2022 tarihinden itibaren,  bakiyesine ıslah tarihi olan 02/01/2023 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile; 20.567,87 TL'sının davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, davacı alacağının 12.338,66 TL'sına dava tarihi olan 17/03/2022 tarihinden itibaren,  bakiyesine ıslah tarihi olan 02/01/2023 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verilmiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın rücuen tazminat talepli olarak açılmış olup, tarafları ve konusu aynı olan seri dosyalardan biri olduğunu, dosyaların tamamının taraflar arasında akdedilen yapım işi sözleşmesi gereği çalışan işçilerin işçilik alacaklarına yönelik yapılan ödemelerin rücusuna ilişkin olduğunu, seri dosyalarda alınan bilirkişi raporları ile rücu ilişkisinin yorumlanmasının birbirinden farklı olduğunu, dosyalar arasındaki çelişkiler giderilmeksizin hüküm kurulmasının son derece yanlış ve hukuka aykırı olduğunu, bununla birlikte dosya kapsamında talep edilen alacaklar zamanaşımına uğramış olup bu yönde yaptıkları itirazlarının tamamının mahkemece reddedildiğini ve zamanaşımına uğramış  alacaklar yönünden hüküm kurulduğunu, gerekçeli kararda zamanaşımı defiinin reddine yönelik mahkemece yapılan değerlendirmenin  hukuki anlamda doğru olmakla birlikte somut olay açısından geçerli ve uygulanabilir olmadığını, zira huzurdaki dava ile hizmet alım sözleşmesinden doğan herhangi bir alacak değil, işçilik alacaklarına ilişkin yapılan mahkeme ilamına dayanan alacakların talep edildiğini, taraflar arasında akdedilen hizmet alım sözleşmesinin ise salt rücu ilişkisinde tarafların iradesiyle belirlenmiş bir hüküm olup olmadığının tespiti için başvurulacak dayanak olduğunu, rücuya konu alacağın dayanağı yönünden başta yanılgıya düşüldüğünden mahkemece zamanaşımı sürelerinin de hatalı takdir edildiğini, dava ile talep edilen alacaklar mahkeme ilamından kaynaklandığından rücu isteminde TBK’nın 73.maddesinde  düzenlenen genel hükümlere tabi olduğunu, davacı tarafça talep edilen ödemelerin 16.09.2019 ve 18.03.2020 tarihinde yapıldığını, ödeme yapılan miktarların ise belli olduğunu, davacı tarafın ödemenin yalnızca 12.022,96 TL'sını kısmi alacak olarak, rücu istemi için ön görülen 2 yıllık süre içerisinde talep etmiş olup kalan kısmı için zamanaşımı süresinin çoktan dolduğunu, talep edilen bir diğer alacak kalemi olan istinaf başvuru harcı ve gider avansı için ise ödeme 16.09.2019 tarihinde yapılmış olup dava tarihi itibariyle bu miktarın tamamı için zaman aşımı süresinin  çoktan dolduğunu, bu halde talepler yönünden zamanaşımı nedeniyle ret kararı verilmesi gerekirken taleplerin kabulü yönünden hüküm kurulduğunu, taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında, müvekkili şirketin davacı şirketten alacaklı olması nedeniyle huzurdaki davada takas mahsup defiini ileri sürdüklerini, dosyada yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde kesin olarak görülebilecek bu hususta ise gelen rapor sonuçlarının çelişkili olduğunu, seri halde incelenen, tarafları ve konusu aynı olan dosyalarda somut olayın çözümlenebilmesi için tarafların ticari defterlerinin incelenmesinin elzem olduğunu, tüm dosyalar açısından taraflara ait aynı ticari kayıtlar incelenmiş olmasına karşılık, huzurdaki dosyada müvekkilinin 5.725.547,22 TL borçlu olduğu ancak yine aynı kayıtların incelendiği 2022/191 E. sayılı dosyada alacak borç ilişkisinin bulunmadığının raporlandığını, yine aynı seride alınan bir başka raporda ise müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğu sonucuna ulaşıldığını, bu durumda meydana gelen bu açık çelişkiyi defalarca belirtmiş olmalarına karşılık giderilmeden hüküm verildiğini, buna ek olarak cevap dilekçesi  ile açık bir şekilde ticari defter kayıtlarına delil olarak dayandıklarının belirtildiğini, yapılan bilirkişi incelemesinde usulüne aykırı olarak müvekkiline ait ticari defterlerin incelenmediğini, söz konusu usulsüzlüğün ise mahkemece giderilmediğini, ticari defterlerin incelenmesi için görevlendirilen bilirkişilerce müvekkili şirket yetkilisi ile telefonla ve ... uygulaması üzerinden iletişime geçildiğini, bu iletişimde şirket yetkilisince defter kayıtlarına ulaşılmadığının beyan edildiğini bu nedenle müvekkili şirkete ait defter kayıtlarının incelenmediğinin belirtildiğini, hukukumuzda böylesi bir bildirim usulü bulunmamakla birlikte söz konusu defter kayıtlarına delil olarak dayanılmışken, kayıtların bulunmadığı yahut zayi olduğuna dair izlenmesi gereken usulün de Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 06.12.2021 tarih 2021/421 E.-2017 K. tarihli ilamında açıkça anlatıldığını, buna göre uyuşmazlık konusu dönem belirtilmek suretiyle hangi yıla ait ticari defterlerin hangi konu ve dönemle ilgili inceleneceği ve bilirkişinin inceleme görev alan ve sınırlarını HMK hükümlerine göre belirlemek suretiyle davalıya ticari defterlerin ibrazı için usulüne uygun kesin süre verilmesi, davalının mahkemece usulüne uygun olarak kurulan ara karara rağmen defterlerini ibraz etmemesi halinde ise HMK’nın 220.maddesi  gereğince davalı defterleri ibraz etmeme nedeni hakkında defterleri elinde olmadığı, özenle aradığı hale bulamadığı ve nerede olduğunu bilmediğine ilişkin yemin teklif edilmesi, davalı tarafça kesin sürede ibraz etmeme hakkında delilleri ile birlikte kabul edilebilir bir mazeret göstermemesi ve teklif edilen yeminin kabul ve icra edilmemesi halinde ise davacı defterlerini de dikkate alarak ibraz etmeme sonucuna göre usulüne uygun olarak tutulan açılış ve kapanış tasdikleri yapılan davacı ticari defterlerindeki kayıtların esas alınarak rapor oluşturulması gerektiğini, fakat somut olayda izlenen yolun içtihatlarca netlik kazanmış usul ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, bu halde dayandıkları deliller değerlendirilmeksizin hüküm kurulduğunu, esasa ilişkin olarak yapılan incelemeler neticesinde bilirkişi tarafından dosyaya rücuen alacağa yönelik seçenekli bir rapor sunulduğunu, sunulan raporla bilirkişi tarafından takdir mahkemeye bırakılarak müteselsil sorumluluk ve tam sorumluluk esasından ayrı iki hesaplama yapıldığını, mahkemece ise müteselsil sorumluluk esasına göre yapılan hesaplamaya itibar edilmemiş tam sorumluluk kabul edilerek davacı tarafından yapılan tüm ödemenin rücusuna karar verildiğini, müteselsil sorumluluğun kabul edilmeme gerekçesi olarak ise, işçinin alt işveren olarak müvekkili şirketin bünyesinde çalıştığını, dava dışı işçi için ödenen işe başlatmama tazminatı ve ferilerine müvekkili şirketin sebep olduğu bu nedenle tüm ödemeye alt işveren olan müvekkilinin tek başına katlanması gerektiğine kanaatının tamamen hatalı bir değerlendirme olduğunu, zira rücuya ilişkin kanuni düzenlemenin son derece açık olduğunu, bu kapsamda rücuya yönelik hüküm kurabilme için evvelce taraflar arasında varsa sözleşme hükümlerine şayet yoksa genel hükümlere göre bir sorumluluk esasına gidildiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler açısından somut olay değerlendirildiğinde ise rücuya ilişkin herhangi bir düzenleme olmadığını, her ne kadar taşeron tarafından çalıştırılan personelin vergi, SGK primleri işçilik ücretleri, tazminat ve masrafları ve sözleşmenin ifası ile ilgili tüm vergi ve fonların ödenmesinden taşeronun sorumlu olduğu düzenlenmişse de söz konusu düzenleme, İş Kanununun 2.maddesine aykırı olduğundan hükümsüz olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede, anılan hükümden başka rücuya yönelik bir düzenleme de bulunmadığından sorumluluğun müteselsil olarak değerlendirilmesi gerektiğinin tartışmasız olduğunu, öte yandan müşterek ve müteselsil sorumluluk varken, yargılamaya müvekkili şirketin sebebiyet verdiğinden bahisle tam sorumluluk değerlendirilmesi yapılmasının da hem hukuka uygun olmadığını, zira huzurdaki yargılamada rücu ilişkisine konu yargılamaya kimin sebebiyet verdiğine dair bir inceleme dahi yapılmadığını, bu durumun huzurdaki davanın konusu olmadığını, bu şekilde bir değerlendirme ve şahsi kanaat ile hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece yapılan inceleme ve yargılama neticesinde verilen hükmün öncelikle usule açıkça aykırı olduğunu, mevcut usuli eksiklik ve hatalar giderilmeden/ düzeltilmeden kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu, öte yandan rücu istenen ödemenin kaynağında yapılan hatanın, söz konusu rücu isteminin mahkeme kararından değil de hizmet alım sözleşmesinden kaynaklandığının kabulü sebebiyle halihazırda zamanaşımına uğramış bir alacağın varlığına kanaat edildiğini, usulen yapılan hatalarla delillerinin değerlendirilmediğini, takas-mahsup defiilerinin işleme alınmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDava,\teser sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tDosya kapsamı incelendiğinde; davalı vekilinin 13.07.2022 tarihli dilekçesi ile şirket defterlerinin bulunduğu adresi mahkemeye bildirdiği,  mahkemesince alınan 26.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda; bilirkişilerce, davalı şirket vekilin 13.07.2022 tarihinde  mahkemeye sunduğu dilekçedeki iletişim kurulacak yetkili kişi olarak bildirilen ... ile 2022 yılı Ağustos ayında telefon ile görüşüldüğü, kendisinin şehir dışındaki şantiyeler ile ilgilendiği bilgisinin alındığı, yapılması gereken inceleme bilgisi verildikten sonra inceleme yapılması için ne zaman müsait olabilecekleri sorulduğunda “Ankara 'ya döner dönmez sizi arayacağım” cevabının alındığı,  Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında yapılan telefon görüşmelerinde herhangi bir ilerleme kaydedilemediği için davalı vekilin mahkemeye verdiği defterlerin inceleneceği adres olan ... adresine 25.10.2022 tarihinde saat 10:00 da gidildiği, davalı şirketin adresinde bulunan ... ile görüşüldüğü, durumun izah edilerek 2017-2018-2019-2020-2021 ve 2022 yılları defter ve belgelerin üzerinden dava kapsamında inceleme yapılması gerektiğinin belirtildiği, ancak herhangi bir belge verilmemesi üzerine inceleme yapılamadığının açıklandığı anlaşılmıştır. <br>\tMahkemesince, dosya kapsamındaki  bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek  yasal düzenlemelere uygun ve isabetli  karar verilmiş olduğu,  ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle; davadaki talep taraflar arasında imzalanan  07.04.2017 tarihli ...İnşaatı Yapım İşi kapsamında sözleşmedeki şartlar dahilinde muhtelif inşaat işlerini konu alan eser sözleşmesi kapsamında davalı işçisi tarafından açılan alacak davası nedeni ile davacı tarafından yapılan ödemenin rücuen tahsili istemine ilişkin olup 5 senelik zaman aşımı süresine tabi bulunmasına, davada ödendiği ispatlanan bedeller yönünden talepte bulunulmasına, mahkemesince davacı tarafça ödediği bedel yönünden karar verilmiş olup davalının defterinin incelenmesinin dava konusu talep yönünden sonuca etkili olmadığı ve davalının takas talebinin dosya kapsamında yasal deliller ile ispatlanamadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>              HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.404,99 TL istinaf karar harcından peşin alınan 351,25 TL harcın mahsubu ile bakiye  1.053,74‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı  ile yaptığı istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere  01.07.2025  tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t<br><br> \t<br>         Başkan                     Üye \t             Üye                  Katip<br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7783669bcc86a266","SID":"c24c01a716b31efb"}}