{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/340 <br>KARAR NO\t: 2025/1250<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ          \t:18/10/2023<br>NUMARASI\t:2022/857 Esas - 2023/569 Karar<br><br>DAVACI\t:MAYTEKS BOYA APRE SANAYİ VE TİCARET LTD. ŞTİ. - ... - İnciksuyu  Şeyh Edebali No:69 Geyve/SAKARYA<br>VEKİLLERİ\t:Av. ... <br>\t:Av. ...<br>DAVALI \t:... - ... <br>VEKİLLERİ\t: Av. ...<br>\t:Av. ... <br>DAVA\t:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t:17/10/2022<br>KARAR TARİHİ\t:03/07/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ :07/07/2025<br><br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin tek hissedarı ve yetkilisi ... ile davalı ... arasında 04.07.2019 tarihli bir protokol imzalanarak çalışması ve emeğiyle davacı şirkete katkı sunacağı düşünüldüğü için şirket yetkilisi tarafından %10 luk pay verileceğine dair protokol yapılmış ise de davalının hiçbir ödeme yapmadığını ve bu protokolün uygulanmadığını ve geçersiz kılınarak davalı ...'ye hissedar olmak yerine aylık 37.500,00 TL maaş ödenmesinin kararlaştırıldığını, davalının aldığı vekaletnameler ile üç yıl süre ile şirket adına işlem yaptığını, 19.07.2022 tarihinde davacı şirket yetkilisi ile davalının şirketin %10 hissesinin 400.000,00 Euro bedelle devredilmesi için adi yazılı yeni bir protokol yaptıklarını, bu kapsamda davacı şirket yetkilisinin ödeme tarihi boş olan bir adet 400.000,00 Euro bedelli şahsi senedini ve davaya konu her biri 30.000,00 Euro bedelli olmak üzere toplam değeri 150.000,00 Euro olan şirkete ait 5 adet senedi davalıya verdiğini, şirket yetkisinin şahsi senedinin Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/810 esas sayılı menfi tespit  davasına konu olduğunu, davalının Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/22255 numaralı soruşturmasında  23.09.2022 tarihli ifadesinde şirketin borçlu olduğu beş senedi davacı şirketten olan kar payı alacağına istinaden aldığını beyan ettiğini, ancak 04.07.2019  tarihli ve 19.07.2022 tarihli  adi yazılı protokollerin 6102 sayılı TTK 595. maddesi uyarınca geçerli bir şirket hissesi devir sözleşmesi olmadığından davalının davacı şirkette gizli yada gayri resmi hissedar olmadığını ve şirket kar payı için verildiği iddia edilen davaya konu bu senetlerden dolayı davacının borçlu olmadığını, davalının hissedar olduğu kabul edilse dahi şirket genel kurulunca alınmış bir kar payı dağıtımına dair bir karar da bulunmadığını, davalının şirket ortağı olmayıp çalışan olduğunu, geçersiz sözleşme sebebiyle davalının ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre verdiğini geri isteyebileceğini, davalının bir ödemesinin de bulunmadığını belirterek davacının  bahsi geçen toplam 150.000,00 Euro bedelli beş adet senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini ve davalı aleyhinde ayrıca tazminata hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.<br>Davalı cevabında özetle; davacı şirket yetkilisi ... ile uzun süredir tanışıklıklarının ve iş ilişkilerinin bulunduğunu, davacı şirketin 2019 yılında nakit sıkışıklığına düşmesi üzerine taşınmazını satarak ve kredi kullanarak davacı şirket yetkilisi ...'ya borç verdiğini ancak herhangi bir belge almadığını, ...'ın parayı geri ödeyememesi üzerine ödeme mahiyetinde davacı şirketin %10 payının gayri resmi ortaklık şeklinde haricen devrini  ve şirkette gayri resmi müdür olarak çalışmasını ısrarla teklif ettiğini, bu suretle borç verdiği paraya karşılık şirkette 01.05.2019 yılında %10 luk hisse payı ile gayrı resmi ortak olduğunu, kendisi dışında gayri resmi iki ortak daha bulunduğunu,  04.07.2019 yılında hissedarların imzaladığı \"hisse dağılımı\" belgesinde bu durumun görüldüğünü, davalının şirkette gayri resmi  hissedar ve gayri resmi müdür olarak yer aldığını, davacı tarafından şirket adına verilen  genel vekaletname ile davalının 2022 yılı Haziran ayı sonuna kadar şirketteki işleri yürüttüğünü, davacının senetlerin  ortak olmak için verildiği iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının beyanlarının kendi içinde tutarsız olduğunu, davalının şirkette hali hazırda gayri resmi ortak olduğunu, ... ile şirketin gayri resmi hissedarları arasında şirket yönetimi sebebiyle anlaşmazlıklar doğduğunu, ...'nın davalıyı şirketten uzaklaştırmak istediğini ve bu kapsamda  diğer iki hissedarın gayri resmi payını geri aldığını ve ayrıca davalıdan şirketteki görevinden ayrılmasını isteyerek hissesi bedeli olarak 400.000.-EURO teklif ettiğini, bu teklifin kabul edilerek taraflar arasında 19.07.2022 tarihli hisse pay oranlarını belirleyen tutanak düzenlenerek imzalandığını, bu belgede  davalının yönetime karışmayacağı fakat kendisine aylık faaliyet raporlarının gönderileceği ve kendisine yılbaşına kadar maaş ödemesi yapılıp yılbaşından sonra hisse oranına göre kardan pay alacağı belirtilerek anlaşmaya varıldığını, ...'nın resmi pay devrinden kaçındığından %10 luk hisseye karşılık (dava dışı) 400.000.-EURO luk senet düzenlenerek verileceğinin ve yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda ya da davalının şirketten ayrılamak istemesi halinde bu senet karşılığı parasını alabileceğinin ve hatta işleme koyabileceğinin de öngörüldüğünü, bu senet dışında aynı anlaşma kapsamında ayrıca davalının şirketteki 3 yılı aşan ortaklığı ve çalışması sebebiyle kar payına karşılık olmak üzere 150.000.-EURO üzerinde de anlaşıldığını, bu bedele karşılık (dava konusu) 09.08.2022 düzenleme tarihli alıcısı ... borçlusu Mayteks Boya ve Apre Sanayi Ticaret ve Limited Şirketi olan 5 adet  her biri 30.000.-EURO olan toplam 150.000.-EURO bedelli sıralı senetlerin de düzenlendiğini,  davacının bu senetlerin düzenlenmesi sebebine ilişkin olarak (2022/810 esas sayılı dosyada olduğu gibi) bir argüman ileri sürmediğini, davacı tarafın ortaklığın geçerli olmadığına dair iddialarının hukuki dayanağının bulunmadığını, davalının başlangıçta verdiği borç paraya karşılık şirkete gayri resmi ortak olmanın yanında şirkette üç yılı aşkın zamandır çalışması sebebiyle maaş almasının hakkı olduğunu, dava konusu senetlerin ortaklıktan kaynaklı kar payı alacağına ilişkin olduğunu, senedin bedelsiz olmadığını, davacının tanık dinletme taleplerine muvafakat etmediklerini savunarak davanın reddini ve ayrıca kötüniyet tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Davanın KABULÜNE, -Davacı şirketin; dava konusu yapılan,  her biri 09.08.2022 düzenleme tarihli, alıcısı ..., borçlusu Mayteks Boya ve Apre Sanayi Ticaret ve Limited Şirketi, bedeli 30.000.-EURO vade tarihleri sırasıyla 30/10/2020 ve 30/11/2022 ve 31/12/2022 ve 31/01/2023 ve 28/02/2023 olan toplam 150.000.-EURO bedelli beş adet senetler sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, -Dava konusu senetlerin icra takibine konu edilmemiş olması ve senette alacaklı görünen davalının kötüniyetinin sabit olmaması sebebiyle davacı lehine tazminat tayinine yer olmadığına ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hatalı bir tespitte bulunulmuş olup müvekkilin davacı şirketten alacağını pay devri gibi belirttiğini, mahkemenin tespitinin doğru olması durumunda TTK.'da adi ortaklığa ilişkin hükümlerin bulunmaması gerektiğini, müvekkilin alacağını pay devri gibi hiç alakası olmayan bir hukuki terime sığdırması kanaatince yanlış olduğunu, davacının değerinin 500.000 euro olduğunu söylediği davaya konu şirketin sadece %10'u için müvekkilden 550.000 euro almayı umması da esaslı bir hata olarak nitelendirilemeyeceğini, savcılık  soruşturma dosyalarındaki ifade ve beyanları  ile mahkemenin 2022/810 sayılı dosyasındaki beyanları da kapsamlı bir şekilde incelendiğinde, davacının hiçbir beyanının bir diğerini tutmadığı, kendi içinde birçok çelişkili ifadelerin bulunduğu ve zorlama senaryolar ile somut delillerden uzak soyut beyanları ile mahkemeyi yanılttığını, buna karşın,  mahkemenin aradığı gizli ortaklık unsurları olan; kişi unsuru, sermaye unsuru, emek unsuru, sözleşme unsuru, müşterek amaç unsuru, ve müşterek amaca ulaşmak için birlikte çaba sarf etmek  konusunda yükümlülük altına girildiği unsurlarının tamamı sunulan belgeler doğrultusunda ve davacının savcılık ifadesi ile de ikrarı yapılmış olduğunu beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılması, davanın reddine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.<br>Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı, mahkemenin hukuki yorumda hataya düştüğünü belirterek ve şirket ortağı olduğunu gerekçe göstererek işbu kararı istinaf yoluna başvurduğunu, yerel mahkeme yaptığı yargılamada, davaya konu senetlerin sebebini tadil ettiği için ispat yükünün davalı üzerinde olduğunu ve davalının iddia ettiği gibi davacı şirkete resmi veya gayri resmi ortak olmadığını doğru bir şekilde tespit ettiğini, hukukumuzda vekaleten iş yapılmasının vekalet alan kişi veya kişilere vekalet verenin ortağı olması gibi bir hak vermediği de herkesin malumu olmakla, davalının, kendisine sınırsız vekalet verildiği, vekalet verildiği için davacı şirkete ortak olduğu iddiası ile istinaf dilekçesindeki diğer iddialarının hiçbirini kabul etmediğini  beyan ederek, davalı yanın istinaf taleplerinin reddini talep etmiştir. <br>DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/10/2023 tarih, 2022/857 Esas -  2023/569 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; davacı şirketin tek hissedarı ve yetkilisi ... ile davalı ... arasında 04.07.2019 tarihli bir protokol imzalanarak çalışması ve emeğiyle davacı şirkete katkı sunacağı düşünüldüğü için şirket yetkilisi tarafından %10 luk pay verileceğine dair protokol yapılmış ise de davalının hiçbir ödeme yapmadığını ve bu protokolün uygulanmadığını ve geçersiz kılınarak davalı ...'ye hissedar olmak yerine aylık 37.500,00 TL maaş ödenmesinin kararlaştırıldığını, davalının aldığı vekaletnameler ile üç yıl süre ile şirket adına işlem yaptığını, 19.07.2022 tarihinde davacı şirket yetkilisi ile davalının şirketin %10 hissesinin 400.000,00 Euro bedelle devredilmesi için adi yazılı yeni bir protokol yaptıklarını, bu kapsamda davacı şirket yetkilisinin ödeme tarihi boş olan bir adet 400.000,00 Euro bedelli şahsi senedini ve davaya konu her biri 30.000,00 Euro bedelli olmak üzere toplam değeri 150.000,00 Euro olan şirkete ait 5 adet senedi davalıya verdiğini, şirket yetkisinin şahsi senedinin Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/810 esas sayılı menfi tespit  davasına konu olduğunu, davalının Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/22255 numaralı soruşturmasında  23.09.2022 tarihli ifadesinde şirketin borçlu olduğu beş senedi davacı şirketten olan kar payı alacağına istinaden aldığını beyan ettiğini, ancak 04.07.2019  tarihli ve 19.07.2022 tarihli  adi yazılı protokollerin 6102 sayılı TTK 595. maddesi uyarınca geçerli bir şirket hissesi devir sözleşmesi olmadığından davalının davacı şirkette gizli yada gayri resmi hissedar olmadığını ve şirket kar payı için verildiği iddia edilen davaya konu bu senetlerden dolayı davacının borçlu olmadığını, davalının hissedar olduğu kabul edilse dahi şirket genel kurulunca alınmış bir kar payı dağıtımına dair bir karar da bulunmadığını, davalının şirket ortağı olmayıp çalışan olduğunu, geçersiz sözleşme sebebiyle davalının ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre verdiğini geri isteyebileceğini, davalının bir ödemesinin de bulunmadığını belirterek davacının  bahsi geçen toplam 150.000,00 Euro bedelli beş adet senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini ve davalı aleyhinde ayrıca tazminata hükmolunmasını talep ve dava etmiştir. Davalı davanın reddini savunmuş, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine karar davalı tarafından istinaf edilmiştir.<br>Limited şirkette esas sermaye payının devri 6100 sayılı TTK'nın  595-(1) maddesine göre \"Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır.\" Bu şekil geçerlilik koşuludur. Noterde onanmayan sermaye payının devrine ilişkin sözleşmelere dayanarak pay devri yapılamaz.<br>Davalı davacı şirkette gizli ortak olduğunu iddia etmektedir. Bir şirketin hisselerine, kayıtlı hisse sahibi ile üçüncü kişilerin ortak olmalarına, başka bir söyleyişle bir kişinin şirket ortağı ile gizli ortaklık ilişkisine girmesine engel bir hüküm bulunmamaktadır. Yargıtay 11. HD. 25/11/2014 tarih, 2013/18314 E., 2014/18328 K, sayılı ilamında; \"...davacı vekili, davasını müvekkilinin ve dava dışı ...'ın, davalının da ortağı bulunduğu yine dava dışı anonim şirketin gizli ortağı olduğu iddiasına dayandırmış olup, davalı üzerinde görülen, 25.10.2004 tarihli sözleşme ile dava dışı gizli ortak tarafından kendisine ve davalıya devir edilen hisselerin kendisine isabet kısmının hükmen devri ile pay defterine yazılmasına, olmadığı takdirde bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Uyuşmazlığa konu hisselerin davacıya hükmen devri ile dava dışı şirketin pay defterine yazılması istemine ilişkin olduğu ve yine gizli ortak olduğu açıklanan ...'dan bedeli kendisine ödenerek devir alındığı açıklandığına göre, işbu davada tesis edilecek karar, anılan kişi ile dava dışı anonim şirketin de hukukunu etkileyecek niteliktedir.\" şeklindeki kararı ile gizli ortaklık iddiasının araştırılması gerektiğine karar verdiği gibi, aynı daire 05/11/2018 tarih, 2017/1370 E., 2018/6727 K. Sayılı ilamında ve Yargıtay 3. HD. 21/06/2022 tarih, 2022/1399 E., 2022/6029 K., sayılı ilamında gizli ortağın durumunun adi ortaklık olarak değerlendirilebileceği ve bu yönde araştırma yapılması gerektiğine karar vermiştir (\"...Somut olayda, davacı ...'ın Çin makamları nazarında resmi olarak ortak edildiği ispatlanamamış olsa da taraflar arsındaki ilişkinin davacıların verdiği katkı payı doğrultusunda kar etmek amacını taşıyan adi ortaklık ilişkisi olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca ticaret mahkemesince  bu gerekçe ile verilmiş  görevsizlik kararının temyizi neticesi Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2015/11790 Esas saylı  ilamı   ile yerel mahkeme gerekçesi onanmakla taraflar arasındaki ilişkinin adi ortaklık  olduğu husus bir kez daha kesinleşmiştir.\" Yargıtay 3. HD. 21/06/2022 tarih, 2022/1399 E., 2022/6029 K., Benzer bir karar; \"Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında düzenlenen protokole göre tarafların ortağı olacağı bir limited şirket kurulmasının kararlaştırıldığını ancak davalının yükümlülüklerini yerine getirilmemesi nedeniyle söz konusu şirketin kurulamadığını ileri sürerek, müvekkili tarafından yapılan, masrafların iadesi isteminde bulunmuş olup, somut uyuşmazlığın adi şirket ilişkisinden kaynaklanmasına ve şirket ana sözleşmesinin düzenlenmesinden önceki safhada taraflar arasındaki ilişkinin adi ortaklık olduğu hususunun yerleşik Yargıtay uygulaması olmasına (11.HD: 30.03.1990/1595 E, 1990/3298 K; 13.HD.14.04.1987,1987/1898/ E-1987/K.) göre...\" Yargıtay 11. HD., 19/03/2012 tarih, 2010/13203 E., 2012/4097 K.).<br>Bu açıklamalar kapsamında; davalının iddiasının şirket hisseleri üzerinde taraflar arasında adi ortaklık kurulduğu iddiasını içerdiği ve davalının fiilen şirketin gizli ortağı olduğu ve davacı ile aralarında adi ortaklık olduğu iddiasına yönelik olduğu, davacının anılan iddiayı kabul etmediği görülmektedir. <br>Limited şirket esas sermaye payının devri 6100 sayılı TTK'nın  595-(1) maddesine göre \"Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır.\" Bu şekil geçerlilik koşuludur. Noterde onanmayan sermaye payının devrine ilişkin sözleşmelere dayanarak pay devri yapılamaz. Bu nedenlerle davalının davacı şirkette gizli ortak olduğu iddiasının anılan yasal düzenleme gereği geçerli bir şirket ortaklığı bahşetmediği anlaşılmaktadır. Ancak az yukarıda detaylandırıldığı üzere şirket payı üzerinde adi ortaklık kurulabileceğinin anlaşıldığı görülmektedir.<br>Yargıtay 3. HD., 25/01/2022 tarih,  2021/4866 E., 2022/412 K. Sayılı ilamında; \"Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir ( TBK. 620/1 md. ).<br>Adi ortaklık sözleşmelerinde \"şekil serbestisi\" ilkesi uygulanmakta olup, ortaklık ilişkisinin sözlü olarak da kurulabilmesi mümkündür. Adi ortaklık sözleşmesinde şekil, ispat açısından önem arz etmektedir.<br>İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir (HMK m.190/1). Taraflar arasında ortaklık ilişkisinin varlığına dair ihtilaf çıktığında, ispat yükü, ortaklık ilişkisinin varlığını iddia edene düşer. <br>Adi ortaklık ilişkisi, TBK'nın 620 inci maddesinde de tanımlandığı gibi sözleşme temeline dayanmakta olup, aynı zamanda bir hukuki işlemdir. Bu nedenle, parasal sınırın üzerindeki ortaklık ilişkisinin varlığının ispatında, kural olarak, senetle ispat zorunluluğu geçerlidir.<br>Bununla birlikte, senetle ispatı gereken bir hukuki işlem hakkında delil başlangıcı varsa o hukuki işlem tanık dinlenerek de ispatlanabilir (HMK m.202/1)\" şeklindeki açıklamalar ile adi ortaklığın ispat şeklini açıklamıştır.<br>Yine, Yargıtay 3. HD.'nin 25/01/2022 tarih 2021/4866 esas 2022/412 karar sayılı ilamında, sözleşmenin yazılı olmasının adi ortaklık sözleşmesinin geçerlilik şartı olmadığını ancak ispat şartı olduğunu belirtmiştir. <br>Adi ortaklık sözleşmesi geçerlilik yönünden herhangi bir şekle tabi olmayıp, sözlü yapılan adi ortaklık sözleşmesi geçerli ise de; inkarı halinde, bu ortaklığın varolduğunu ileri süren kişinin, bu ortaklığı, uygulanması gerekli HMK'nın 200 ve devamı maddeleri  gereğince  ispatı gerekir. <br> 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddelerinde düzenlendiği üzere; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlamakla yükümlüdür.<br>Yargıtay yeni tarihli bir kararında,  \"...gizli ortaklık olsa dahi sadece protokolün taraflarından anlaşma şartlarına göre alacak talep edilebileceği,  tüzel kişiliği haiz bulunan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olan bir limited şirkete ortak olabilme koşullarının ve ne şekilde ortak olunabileceğinin ayrıntılı şekilde bu Kanun'da düzenlendiği, şekil ve esasa ilişkin koşullar yerine getirilmeden ortaklığın tescil edilemeyeceği, mahkemece bu yönde bir hüküm tesis edilmesinin yasal olarak mümkün olmadığı...\" gerekçesiyle verilen bir ilk derece Mahkemesi kararının onanmasına karar vermiştir. (Yargıtay 11.HD., 13.01.2025 Tarih, 2024/1901 E., 2025/45 K.)<br>Eldeki olayda; Davacı şirket için davalıya vekaletnamelerin verildiği, Geyve Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/2614 Soruşturma sayılı dosyasında dava dışı ...'nın davalı ile ilgili ...'ın şirkete %10 ile ortak olmasını ben teklif ettim şeklinde beyanının  adi ortaklığın bulunduğuna ilişkin tespite yeterli olup olmadığı hususu, dava dışı ortak ... ve davalı arasındaki uyuşmazlığın konusu olup, Yargıtay 11.HD., 13.01.2025 Tarih, 2024/1901 E., 2025/45 K. Sayılı ilamında belirtildiği üzere davacı şirketin tüzel kişiliği hakkında bir karar verilemeyeceğinden, İlk Derece Mahkemesince davalının kar payı talebinde muhatabı dava dışı ... olduğundan bahisle davacı şirketin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,<br>2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 186.002,67 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 46.500,66 TL'nin mahsubu ile bakiye 139.502,01 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,<br>4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı taraf üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davalıya iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine,<br>İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/07/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"923c0872c84a6162","SID":"0b3ef35baba516fb"}}