{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/03/2023<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/03/2023 Tarih ve 2022/350 Esas - 2023/116 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, davalı Şirketin 2021/061450 sayılı “... ...” ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilinin adına tescilli 107579 sayılı “...” ibareli markasına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın kısmen kabul edilerek, başvurunun kısmen reddine karar verildiğini, başvurunun tümden reddi için müvekkilinin bu karara yaptığı itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, bu kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik olduğunun ... tarafından da kabul edildiğini, hal bu iken dava konusu edilen markanın kapsamından 29 ila 30. sınıflara giren diğer gıda ürünlerinin çıkartılmamasının, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali yarattığını, ayrıca müvekkilinin markasının tanınmış bir marka olduğunu ve tescili kapsamına girmeyen mal ve hizmetler yönünden de korunması gerektiğini, “...” ürünleri dışında kalan gıda ürünlerinde “... ...” markasının kullanılmasının müvekkilinin tanınmış ve 1966 yılından beri piyasada olan “...” markasının ticari imajını suistimal edeceğini, markanın ayırt edici karakterine zarar vereceğini ve davalı firmaya haksız bir avantaj sağlayacağını, ayrıca dava konusu edilen markanın kapsamından çıkartılmamış olan gıda ürünlerinin müvekkilinin markasının kullanıldığı ürünlerle aynı tüketici grubuna hitap ettiğini, dava konusu edilen markanın kullanımının müvekkili ile haksız rekabet de oluşturacağını, davalı ...’in müvekkilinin markasının tanınmışlığının ispat olunamadığı tespitinin de yerinde ve doğru olmadığını, müvekkilinin “...” markasının 12.01.1989 yılında tescil edilmiş olması durumunun dahi  müvekkilinin marka üzerinde önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddialarını tevsik ettiğini, davalı firmanın “... ...” markası altında piyasaya arz ettiği ürünlerin ambalajlarında “kaliteli türk sofra hardalı ... tipi” ifadesinin yazdığını, yani davalının ürünlerini  müvekkilinin tanınmış markası ve ürünleriyle ilişkilendirme çabası içerisinde olduğunun açık olduğunu, bu nedenle  müvekkilinin “...” markasından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, bütün bu hususların da davalının kötü niyetinin bir tezahürü olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2022-M-8380 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında kalan mallar açısından karşılaştırılan markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, zira davacının markasının dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan emtilar yönünden tescilli olmadığını, davacının SMK'nın 6/3,5,9 maddesi hükümlerinin uygulanması koşullarının oluştuğunu ispat edemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı Şirket vekili, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ciddi farklılıklar olduğunu, dava konusu edilen markanın, turuncu renkli farklı yazı karakterli ve kendine özgü bir tasarıma sahip bulunduğunu, davacının davasına mesnet aldığı markasının ise siyah renkli, farklı yazı karakterli ve farklı bir tasarıma sahip bir işaret olduğunu, ayrıca davacının markasının müvekkilinin markasının tescili kapsamına alınmak istenilen 29. ve 30. sınıflardaki mallar yönünden tescilli olmadığını, kaldı ki davacının ürünlerinde “...” ibaresinden ziyade “...” markasının ön planda olduğunu, davacının tanınmışlık idddilarını da ispat edemediğini, müvekkilinin kötü niyetli olduğunun da kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan mallar açısından somut olayda emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmediği, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan malların hitap ettiği tüketici kesiminin, bu malları satın aldıkları anda bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyelerinin yüksek olmadığı, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacının “gerçek hak sahipliği” ve “tanınmışlık” iddialarının davalının markasının kapsamında kalan mallar yönünden tesciline bir engelinin olamayacağı, davacının “kötü niyet” iddiasının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.          <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davaya konu markanın ... tarafından iptali nedeniyle davanın konusuz kaldığını, işbu davada delillerin eksik toplandığını ve mevcut delillerin de hiç değerlendirilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun da eksik inceleme ile düzenlendiğini ve buna dayalı olarak hatalı tespitler içerdiğini, bu rapora yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, gerekçeli kararda, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal benzerliğe sahip olduğunun ancak davalı markasının kapsamında kalan mallarda, her ne kadar ortalama tüketicinin dikkat seviyesi yüksek olmasa da taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi bulunmadığının açıklandığını, oysa müvekkili gibi davalı Şirketin de ürettiği/ithal ettiği ürünleri Türkiye pazarında satışa sunduğunu, yani benzer alıcı çevresine hitap edip aynı tüketici kitlesini hedef aldığı gibi dağıtım kanalları ve satış yerlerinin de aynı olduğunu, ayrıca bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, bu iki markayı gören tüketici kitlesinin dikkat düzeyinin de yüksek olmadığını, gerekçede belirtilenin aksine müvekkili markasının tescilli olduğu tek emtianın ... olmadığı gibi 29. ve 30. sınıflara giren mallar arasında hammade/mamul/yarı mamul ilişkisi bulunduğunu, bu nedenlerle emtia ayniyeti/benzerliği şartının da gerçekleşiğini, müvekkili markasının tanınmış olduğunu ve aksi yöndeki mahkeme kararının yerinde bulunmadığını, bu husustaki delillerinin yeterince incelenmediğini, SMK'nın 6/5 maddesinde aranan şartların oluştuğunu, davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t:1-Dava,  YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dosya kapsamında alınan ve içinde gıda mühendisi de bulunan bilirkişi heyetince hazırlanan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere başvuru kapsamında kalan malların, davacının itirazına mesnet markanın kapsamında yer alan mallarla benzer olmadığı, emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden, SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda bulunmadığı, davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının da yerinde olmadığı, davacı markasının tanınmışlığının ve SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının meydana geldiğinin ispat edilemediği, yine dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının da kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>\t2-Ancak, başvuru konusu markanın hükümsüzlüğü de talep edilmiş olup, davalı Şirket tarafından marka başvurusundan feragat edilmiş ve başvuru geri çekilmiştir. Nitekim, ... sisteminden yapılan kontrollerde de, dava konusu markanın tescilli olmadığı ve durumunun, \"Feragat edildi/Geri çekildi\" olarak kayıtlı bulunduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, marka hükümsüzlüğüne ilişkin dava, dava konusu marka başvurusunun geçersizliği nedeniyle konusuz kaldığından, bu yönden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, bu yönden de davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bu yöne ilişkin davacı vekilinin istinaf itirazları haklı bulunmuştur. <br>\tHMK'nın 331/1. maddesinde, davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği düzenlenmiştir. Somut olayda, yukarıdaki paragrafta açıklanan nedenlerle, davanın açıldığı tarih itibariyle davacının haklı bulunmadığı anlaşıldığından, davacı yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemiş, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kaldırılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/03/2023 gün ve 2022/350 Esas - 2023/116 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-YİDK kararının iptaline yönelik davanın REDDİNE,<br>\t4-Dava konusu marka tescilli olmadığından markanın hükümsüzlüğü davası yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>\t5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t6-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden ve istinafa gelen davacı aleyhine hüküm kurulamayacağından, ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 15.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, <br>\t7-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin, davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\t8-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>   10-Davacıdan peşin olarak alınan 179,90 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 29/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br><br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/05/2025 <br>\t\t\t\t<br> <br>Başkan<br>...<br> <br> <br>Üye<br>...<br> <br> <br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fc5d8bf3467dafec","SID":"65235de6b44b1d2d"}}