{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1061 Esas<br>KARAR NO: 2025/1215 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI:  2023/832 Esas -  2024/955 Karar <br>TARİH: 19/12/2024<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 10/07/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin alacağının tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden davalı şirket hakkında cari hesaptan kaynaklanan alacak sebebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu, borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz ettiğini ve takibi durduğunu, işbu itiraz sadece takibi sürüncemede bırakarak müvekkilinin haklı alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla yapılmış olup haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalı tarafça müvekkili şirkete takip tarihinden sona kısmi ödemeler yapılmış olup, dosyaya sunmuş oldukları cari hesap ekstresinden de anlaşılacağı üzere davanın ikame edildiği tarih itibariyle müvekkilin BAKİYE ANAPARA alacağının 418.845,64 TL olduğunu, icra takibinin başlatıldığı 19.07.2023 tarihi itibariyle müvekkilinin alacağı 549.697,64 TL olup, ana para yönünden bakiye ana para alacağı 418.845,64 TL üzerinden takibin devamına, takip tarihi itibariyle işleyecek faiz ve tüm feriler yönünden ise 549.697,64 TL üzerinden devamına ve yapılan 170.000,00 TL ödemenin infaz aşamasında değerlendirilmesine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hak ve alacak talep etme hakkımız saklı kalmak kaydı ile, davalının haksız ve mesnetsiz itirazının kalan bakiye anapara alacağı olan 418.845,64 TL üzerinden devamına ve takibin takip tarihi itibariyle 549.697,64 TL üzerinden işleyecek faiz, vekalet ücreti ve tüm ferileri ile birlikte devamına, bakiye anapara alacağının %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacı alacaklı ile davalı borçlu müvekkili şirket arasında gerçekleşen dava konusu ticarete yönelik borç tutarının sunulacak deliller , dinlenilecek tanıklar ve yapılacak inceleme neticesinde tespitinin gerekmekte olduğunu, davacı alacaklının özetle belirtmiş oldukları süreçten ötürü icra inkar tazminatı talebinde bulunması haksız bir tutumdan ibaret olduğunu, nitekim ticari defterler inceleneceği vakit davacı alacaklı firma ile davalı borçlu müvekkil arasında bu zamana dek sürdürülen ticarette birçok kez cari hesap ödemeleri yapılmış fakat şirket işleyişinde ve hisse devrine yönelik yapılan değişiklikler neticesinde ekonomik açıdan sıkıntılı bir sürece giren müvekkili şirketin ödemelerinin geciktiğini, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 19/12/2024 tarih ve 2023/832 Esas -  2024/955 Karar sayılı kararında; \"Dava, alacağın ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Bu açıklamalar dairesinde, tarafların ticari defterlerinde bilirkişice yapılan incelemede, tarafların defterlerini usulüne uygun tuttukları, davacının düzenlediği faturaların davalının defterlerine de işlendiği, buna göre takip tarihi itibariyle davalının ticari defterlere göre davacı şirkete 547.539,75 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, bu haliyle davacının davalıdan  547.539,75 TL alacağı bulunduğu anlaşılmıştır.Davacı dava öncesi ödemeler yapıldığını bildirerek işbu davayı 418.845,64 TL üzerinden açmıştır.Bilirkişice de 5.10.2023 tarihinde davadan önce takipten sonra 170.000,00 TL ödeme yapıldığı tespit edilmiştir.Her ne kadar takip dosyasında  işlemiş faiz talep edilmiş ise de ; Taraflar arasında herhangi bir yazılı sözleşme mevcut olmadığında ve borçlunun bir ihtar veya ihbarla temerrüde düşürülmediğinde işlemiş faiz talebi kabul edilemeyeceği, davacının düzenlemiş olduğu fatura tutarının ödeneceği vade belirtilse dahi bu durumu değiştirmeyeceği (Yargıtay 23.HD 2016/9530 E, 2020/877 K), anlaşılmakla, anılan bu şartlar gerçekleşmediğinden davacının takip öncesi işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir.Takip tarihinden sonra yapılan ödemenin alacağın hangi bölümünden mahsubu gerektiği kanusunda TBK 100/1. madde hükmü gözetilmelidir. TBK 100/1. maddeye göre borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Bunun karşı anlamına göre borçlu faiz ve masrafları ödemede gecikmiş ve özellikle vadesinde borcu ödemediğinden temerrüt faizi işlemeye başlamış ise yapılan ödemelerin öncelikle masraf ve faizlerden mahsubu gerekir.(İzmir BAM 21.HD 2020/281 E, 2021/61 K ) Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde;  icra takibinin yapıldığı tarihten itibaren temerrüt faizinin uygulanması ve takip tarihinden sonra yapılan ödemelerin öncelikle faiz ve masraflardan mahsubu  gerektiği, uyuşmazlığa konu asıl alacak miktarı için takip öncesi davalı borçlu temerrüde düşürülmediğinden bu dönem için faiz istenemeyeceği,  takip tarihi olan 19.07.2023 den 170 bin TL'nin  ödendiği 25.10.2023 tarihine kadar asıl alacak 547.539,75 TL'ye işlemiş faizin 24.624,29 TL olduğu, (https://yasal-faiz.hesaplama.net/) anlaşılmıştır. Buna cihette 547.539,75 TL asıl alacak, 24.624,29 TL takip sonrası işlemiş faiz olmak üzere toplam 572.164,04 TL alacağın bulunduğu, davalı yanca 170.000,00 TL ödeme yapıldığı, TBK 100 gereği mahsup sonucu  464.164,04 TL asıl alacak bulunduğu anlaşılmakla, bu miktar üzerinden takibin devamı gerektiğinden, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.\"gerekçesi ile, '' Davanın  KISMEN KABULÜNE; 1-Davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında vaki itirazının KISMEN İPTALİ ile,  464.164,04  TL asıl alacağa  25.10.2023 tarihinden itibaren yıllık  ticari temerrüt faizi işletilmek suretiyle, Takibin  464.164,04 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına,2-Fazlaya ilişkin istemin reddine,3-İcra müdürlüğünce harç, vekalet gibi giderlerin 547.539,75 TL üzerinden hesap edilmesine,4-Hükmolunan  464.164,04 TL asıl alacağın %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davalı vekili tarafından verilen kesin süre içerisinde istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve nispi karar harcı yatırılmadığından İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/04/2025 tarihli ek kararı ile davalı vekilinin istinaf isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği ve bu karar davalı tarafça istinaf edilmediğinden kesinleştiği anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece yukarıda dosya bilgileri belirtilen dava kapsamında yapılan yargılama neticesinde 19.12.2024 tarihli gerekçeli kararda davanın kısmen kabulüne ilişkin hüküm kurulduğunu,Bilirkişi raporunda davacının takip tarihi ve dava tarihi itibariyle alacaklı olduğunun kanıtlandığını fakat alacak miktarlarına ilişkin tarafların ticari defter ve kayıtlarına bakılarak iki farklı inceleme yapılmış olup, işbu rapora itirazları neticesinde ek rapor alınması gerekmekte olup işbu bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, Bilirkişi incelemesine esas davacı şirkete ait ticari defterler Türk Ticaret Kanunu ve ilgili mevzuata uygun şekilde tutulduğunu; bu haliyle davacı şirkete ait ticari defterler HMK 222. Maddesi hükmünce delil niteliğine haiz olduğunun tespit edildiğini, Bilirkişi tarafından yapılan tespitler incelendiğinde de davacı şirketin davalı şirketten alacağının olduğu hususunda şüphe bulunmadığını, Dava konusu takibin takip açılış tutarının 549.697,64- TL olduğunu; taraflarından, davalı aleyhine icra takibi başlatıldıktan sonra davacıya 170.000,00 -TL ödeme yapıldığını;  Bilirkişi tarafından hazırlanan raporda bu hususta eksik ve hatalı incelemeler yapıldığını; raporda yapılan hesaplamada; davacının takip tarihindeki alacağı  ile,  dava tarihi itibariyle davalıdan olan alacağının taraflarınca belirtilen miktarlarla bağlı kalınarak uyumlu bir biçimde hesaplanması  gerektiğini, Yerel mahkeme tarafından her ne kadar davalı borçlunun itirazının hasız olduğuna ve takibin devamına ilişkin karar verilmişse de takip tutarına ilişkin hatalı değerlendirme yapıldığını, Davalı tarafça davacı şirkete takip tarihinden sona kısmi ödemeler yapılmış olup, dosyaya sunmuş oldukları cari hesap ekstresinden de anlaşılacağı üzere davanın ikame edildiği tarih itibariyle davacının bakiye anapara alacağı 418.845,64 TL olduğunu; İcra takibinin başlatıldığı 19.07.2023 tarihi itibariyle davacı alacağının 549.697,64 TL olup , ana para yönünden bakiye ana para alacağı 418.845,64 TL üzerinden takibin devamına, takip tarihi itibariyle işleyecek faiz ve tüm feriler yönünden ise 549.697,64 TL üzerinden devamına ve yapılan 170.000,00 TL ödemenin infaz aşamasında değerlendirilmesine karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün kaldırılmasını ve haklı davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Davalı tarafın yerel mahkeme sunduğu cevap dilekçesinde de davacı şirkete borçlu olduğunu açıkça kabul ve beyan ettiğini; işbu borç ikrarı bile haklı davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğini göstermekte olduğunu, davalı tarafından icra takibinden sonra ve dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin cevap dilekçesinde belirtildiğini, Yerel Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği, ancak zaten dava dilekçelerindeki harca esas değer göz önüne alındığında; davalı tarafından 25.10.2023 tarihinde yapılan 170.000,00 TL'lik ödeme borçtan düşülerek güncel hesap üzerinden dava açıldığını, Dava dilekçesinde takip öncesi faize ilişkin istemde bulunulmadığını, harca esas değerin  418.845,64 TL üzerinden itirazın iptali istendiğini, yalnızca takip sonrası faiz talep edildiğini; kaldı ki davalının da icra takibinden önce temerrüte düşürüldüğünü, dolayısıyla da yerel mahkemece taraflarınca talep dahi edilmeyen konuya ilişkin olarak böyle bir karar verilmesinin sebebinin taraflarınca anlaşılamadığını, Davalının borçlu olduğu ispatlanmış olduğu gibi fazlaya ilişkin alacak taleplerinin de kabulü gerektiğini; İleri sürerek, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2023/832 Esas, 2024/955 Karar sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının kaldırılarak yeniden yapılacak yargılama neticesinde: fazlaya ilişkin taleplerinin kabulüne, tüm ferilerin infaz aşamasında değerlendirilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; açık cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili icra takip talebinde 549.697,64 TL asıl alacak, 9.559,46 TL işlemiş faiz üzerinden talepte bulunduğu, dava dilekçesinde ise takibin 418.845,64 TL asıl alacak üzerinden devamına, Mahkemede oluşacak feri alacakların bu tutar üzerinden, icra dosyasındaki feri alacakların takip tarihindeki anapara alacağı olan  (549.697,64 TL )üzerinden hesaplanmasının talep edildiği ve peşin karar ve ilam harcının  418.845,64 TL asıl alacak üzerinden yatırıldığı, işlemiş faiz talebinde bulunmadığı görülmüştür. Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda davacının ticari defterlerine göre  icra takip tarihi itibariyle davalıdan 549.697,79 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre davalının davacıya 547.539,75 TL borçlu olduğu, tarafların defterleri arasındaki farkın 2.158,04 TL olduğu, tarafların mutabakatsızlık kalemi olarak tespit edilen kayıtlara ilişkin dayanak belgeleri dosyaya sunmaları halinde, hangi kayda itibar edilebileceği ve takip tarihi itibarıyla taraflar arasındaki borç/alacak bakiyesinin belirlenerek, davalı şirketin takip sonrası, dava tarihi öncesi ödediği 170.000.-TL dikkate alınarak ve kapak hesabı yapılarak dava tarihi itibarıyla alacak miktarının belirlenerek ek raporun hazırlanabileceği belirtilmiştir. Ancak Mahkemece ek rapor alınmaksızın kendisi tarafından TBK'nın 100 maddesi uyarınca bilirkişi raporu ile tespit edilen alacak üzerinden icra takip tarihinden itibaren davalı tarafça icra takip tarihinden sonra dava tarihinden önce yapılan ödeme tarihine kadar işlemiş faiz hesaplanarak ve bu hesaplamaya icra takip tarihinden ödeme tarihine kadar yapılan icra vekalet ücreti ve giderleri dahil edilmeksizin davalı tarafça yapılan ödeme mahsup edilerek taleple bağlılık ilkesi de aşılmak suretiyle davacı vekilinin talebinden fazla olacak şekilde 464.164,04 TL asıl alacak üzerinden karar verilmesi, yine davacı vekili tarafından somut uyuşmazlıkta takip öncesi işlemiş faiz talep edilmemesine rağmen bu hususta da değerlendirme yapılması yerinde olmamıştır. Mahkemece davacının icra takip tarihi itibariyle talep edebileceği asıl alacağı belirledikten sonra  takip tarihi itibariyle tesbit edilen alacak tutarına, takip ile birlikte temerrüdün başladığı kabul edilmiş olduğundan, takip tarihinden ödeme tarihine kadar işleyen faiz tutarı, icra vekalet ücreti, icra masrafları eklenmek suretiyle bulunacak toplam alacağın tespit edilmesi, icra takibinden sonra dava tarihinden önce yapılan kısmi ödemelerin TBK'nın 100. maddesi gereği öncelikle fer'i alacaklardan mahsup edilmesi ve davacının takip tarihinde mevcut asıl alacağının ne kadarlık kısmı yönünden dava açmakta hukuki yararının bulunduğunun tespiti ile sonucuna göre ve dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin infaz aşamasında gözetilmesine karar verilmesi gerekirken yukarıda belirtildiği şekilde hesaplama yapılarak ve ek rapor alınıp taraflara itiraz imkanı tanınmadan talep aşılmak suretiyle karar verilmesi yerinde olmamıştır. Sonuç olarak, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a6 ve 355 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, davacının sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/12/2024 tarih ve  2023/832 Esas ve 2024/955 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 ve 355. Maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/07/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2798fd0e465aac9a","SID":"2d3feaecc78ab067"}}