{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1090 Esas<br>KARAR NO: 2025/1180 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2024/361 Esas - 2025/117 Karar <br>TARİH: 11/03/2025<br>DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 03/07/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  tarafların, davalı tarafından üretilecek 16 adet römorkun satışı için sözlü olarak anlaşmaya vardıklarını, müvekkilinin davalıya 4 adet çek keşide ederek teslim ettiğini, davalının üretmiş olduğu 1 adet römorku müvekkiline fatura ederek gönderdiğini,  davalı tarafından hazırlanan ve imzalanarak müvekkiline gönderilen 01.03.2024 tarihli sözleşmenin, römorkların teslim tarihlerinin belirtilmemiş olması nedeniyle müvekkili tarafından imzalanmadığını, bu eksikliğin giderilmesiyle imzalanacağının açıkça ifade edildiğini ancak davalının bu eksikliği gidermediğini, geçen zaman zarfında da yalnızca bir adet römork üreterek müvekkiline teslim edebildiğini, müvekkilinin iyi niyetli olarak 15.05.2024, 15.06.2024, 30.06.2024 ve 15.07.2024 tarihli çekleri davalıya en baştan teslim ettiğini, çeklerin vadesinin gelmesine karşın römorkların teslim edilmemesi sebebiyle davacının müşterilerine ürünleri teslim edemediğinden müşteri kaybına uğradığını, taraflar arasında güvensizlik oluştuğunu ve imza edilmemiş olan sözleşmenin ölü doğduğunu, müvekkilinin römorku iade etmeye hazır olduğunu davalı tarafa bildirerek, çeklerini iade etmesini istediğini ancak davalı tarafın, çeklerin müşterilerde olduğunu, çekleri aldığında iade edeceğini belirterek müvekkilini oyaladığını, ticari nitelikteki menfi tespit davalarında arabuluculuğun bir dava şartı olmadığından arabuluculuk süreci tamamlanmadan dava açıldığını beyanla; davalarının kabulü ile müvekkili tarafından keşide edilen ... 15.05.2024 vade tarihli, 500.000 TL bedelli ve ... seri nolu, ... 15.06.2024 vade tarihli, 900.000 TL bedelli ve ... seri nolu, ... 30.06.2024 vade tarihli, 900.000 TL bedelli ve ... seri nolu, ... 15.07.2024 vade tarihli, 900.000 TL bedelli ve ... seri nolu çekler ile davalı tarafa toplam sözleşme bedeli olan 5.100.000 TL borçlu olmadığının tespitine, dava konusu çeklerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava dilekçesinin davalıya usulüne uygun tebliğ edildiği, davalı vekilinin vekaletnamesini ibraz ettiği ve davaya karşı cevap dilekçesi sunduğu görülmüştür. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanuna eklenen 5/A maddesi gereğince taraflar arasındaki sözleşmenin ticari nitelikte olması ve buna bağlı olarak açılmış bulunan davanın arabulucuk dava şartına bağlı olması nedeniyle öncelikle bu şart davacı tarafça dava açılırken yerine getirilmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini, davacı tarafın açtığı dava ile tamamen  kötüniyetli olarak hareket ettiğini, asıl sözleşmenin ifasına engel olanın davacı taraf olduğunu, müvekkilinin sözleşmenin gerçekleşeceği inancıyla sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmeye başladığında davacı tarafın günün ekonomik koşullarının kendi menfaatleri ile çelişmesi nedeniyle sözleşmeden dönmeyi kendi menfaatine uygun  bulduğunu ve müvekkilinin sözleşme kapsamında satış sözleşmesine konu edilen römorklara ilişkin imalatlarda kullanılacak malzemeler için sipariş vererek ödemeler yaptığını ve yine satış sözleşmesine konu edilen ve müvekkiline teslim edilen çekler ile imalata yönelik olarak malzeme alımı nedeniyle  ödeme yaptığını bilmesine rağmen bilinçli bir şekilde ihtilaf çıkartarak hatta müvekkiline hakaret ederek sözleşmenin işlerliğini bilerek ortadan kaldırdığını, sonrasında teslim aldığı 1 adet  römorkun parasını ödemekten dahi imtina ederek müvekkilini ticari anlamda zora sokarak maddi olarak zarara uğrattığını, davanın hem usulen hem de esasen reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 11/03/2025 tarih ve 2024/361 Esas - 2025/117 Karar sayılı kararında; \"Dava, Borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 6102 Sayılı T.T.K.'nın 5/A-1 maddesinde; \"(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.\" şeklinde düzenlenmiştir. Menfi tespit davası da 01/09/2023 tarihli 7.Yargı Paketi ile dava şartı arabuluculuk dava şartına tabi tutulmuştur. Dava dosyasının 14/05/2024 tarihinde açıldığı da anlaşılmakla, dava şartı arabuluculuk dava şartının bu davada aranması gerektiği de aşikardır. 6325 sayılı yasanın 18/A-2. maddesinde, \"(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.\" şeklindedir. Davacının arabuluculuk dava şartını yerine getirebilmesi için, davadan önce arabuluıcuya başvurmuş olması yeterli olmayıp, ayrıca sürecin tamamlanması, arabuluculuk son tutanağının da davadan önce imzalanmış olması aranmaktadır. Davacının, dava şartı arabuluculuk için başvurmadığı, yahut başvurmakla birlikte süreç tamamlandan dava açtığının anlaşılması halinde, ayrıca arabuluculuk son tutanağını ibraz etmesi için süre verilmeksizin davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekir.(Aynı yönde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinin 2023/1151 esas, 2024/1699 karar sayılı 26/12/2024 tarihli karar ilamı)Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2025/166 esas, 2025/146 karar sayılı karar ilamında da; 6102 sayılı TTK m. 792 çek istirdatına ilişkin bir davada zorunlu arabuluculuğun sonradan tamamlanabilir nitelikte olmadığına ve zorunlu arabuluculuk süreci tamamlanmadan dava açılamayacağına karar verilmiştir.Yapılan açıklamalar kapsamında; işbu yargılamaya konu davanın 14/05/2024 tarihinde açıldığı, davacı tarafça arabuluculuk bürosuna başvuru tarihinin de 14/05/2024 olduğu, ilk oturum/açılış tutanağının düzenlendiği tarihin 27/05/2024, son oturum tutanağının düzenlendiği tarihin de 27/05/2024 olduğu ve dava tarihinde arabuluculuk son tutanağının imzalanmadığı yani arabuluculuk sürecinin tamamlanmadığı anlaşılmakla, davanın dava şartı arabuluculuğa başvurulmadığından usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, '' 1-)Dava şartı olan arabuluculuk şartı yerine getirilmediğinden davanın USULDEN REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yukarıda esas ve karar numarası belirtilen dosyada taraflarına gönderilen gerekçeli karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurduklarını, Yerel Mahkeme'nin, dava şartı olan arabuluculuk şartının yerine getirilmediğinden bahisle davanın usulden reddine karar verdiğini; ancak açılan dava ticari dava niteliğinde menfi tespit davası ve çek iptaline ilişkin olup bu davanın açılabilmesi için arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunmadığını; İlk derece Mahkemesinin kararının bu nedenle usul ve yasaya aykırı olduğunu; bu yönde emsal Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının ekte sunulduğunu, Arabuluculuk başvurusunun, taraflarından dava tarihinden önce yapıldığını ancak süreç tamamlanmadan dava açıldığını çünkü bu yönde bir dava şartı bulunmadığını, Yerel Mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak karar verildiğinden ve gerekli inceleme ve araştırma da yapılmadığından istinaf kanun yoluna başvurmak zorunda kalmış bulunduklarını, İleri sürerek, yukarıda belirtilen nedenlerle, Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/361 Esas, 2025/117 Karar sayılı 11.03.2025 tarihli kararının istinaf incelemesi sonucu kaldırılarak dava konusu kararın bozulmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini, davanın Mahkemece yeniden görülmesi mümkün değil ise hükmün bozulmasına ve yeniden karar verilmek üzere dosyanın Yerel Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki 5.100.000,00-TL bedelli römork satışı sözleşmesinden ötürü davalıya borçlu olunmadığının tespiti ile bu sözleşme kapsamında davalıya peşin olarak verilen ve bedelsiz kalan toplam 3.200.000,00-TL tutarlı dört adet çekin davacıya iadesine karar verilmesi istemlerine ilişkin olup, mahkemece davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, davanın 14/05/2024 tarihinde açıldığı, davacı tarafça arabuluculuk bürosuna başvuru tarihinin de 14/05/2024 olduğu, ilk oturum açılış tutanağının düzenlendiği tarihin 27/05/2024 olduğu, dava tarihi itibariyle arabuluculuk sürecinin tamamlanmamış olduğu gerekçesi ile davanın  dava şartı yokluğundan  usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebebi, davanın menfi tespit davası olup zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı, bu nedenle arabuluculuk sürecinin tamamlanması beklenmeden dava açıldığı, kararın hukuka aykırı olduğu yönündedir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı kanunun 31 maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nun dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesi uyarınca ; bu Kanunun 4 üncü maddesi ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.  7445 sayılı Kanunun 31. maddesi ile TTK nın  5/A maddesinde yapılan değişiklik ile  menfi tesbit ve istirdat davaları da zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmış  ve aynı yasanın Geçici 1.maddesine göre; 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hükmün, 01/09/2023 tarihi ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanacağı belirtilmiştir. 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre, davacıya  arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın ibrazı için bir haftalık kesin süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması, aynı maddenin son cümlesine göre ise, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekir. Eldeki davanın ticari nitelikli bir menfi tespit davası olduğu ve 7445 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonra 14/05/2024  tarihinde açıldığı, bu nedenle TTK'nın 5/A maddesi kapsamında arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, davacı tarafın dava tarihi ile aynı gün arabuluculuya başvurduğu, arabuluculuk süreci tamamlanmadan eldeki davayı ikame ettiği, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere TTK'nun 5/A ve 6325 Sayılı Kanunun 18/4-2 maddeleri uyarınca, ticari davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması yeterli olmayıp, arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlanması ve arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın ibrazının gerektiği,  buna göre mahkemece davanın arabuluculuğa ilişkin dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış olup, davacı  yanın aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde  görülmemiştir.Sonuç itibariyle; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı yanın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,  4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 03/07/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"192d0100ba5848b0","SID":"4021333e21ed3f99"}}