{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. BURSA BAM   13. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>\tT.C.<br>                     BURSA                     \t\t\t         <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ\t                   T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>           13. HUKUK DAİRESİ     \t\t             K A R A R <br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>BAŞKAN\t\t: \t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>ÜYE\t\t:<br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: JALE  BAŞOL ÇORALI  \t\t\t\t\t\t\t\t140438<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>ESAS NO\t:  <br>KARAR NO\t:  <br>KARAR TARİHİ\t: 22/06/2022<br>İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ\t <br>DAVACI\t: <br>DAVALI\t:  <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>B.A.M. KARAR TARİHİ \t: 07/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 18/12/2023<br><br>Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahal mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde davacı vekili ile davalı Hakan Bağcı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.<br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının evinin önünden yolun karşısına geçmek üzereyken 19.01.2018 tarihinde sağdan gelen davalı Hakan Bağcı'nın sevk ve idaresinde olan ...Plaka sayılı aracın çarpması sonucu yaralandığını ve ameliyat geçirdiğini, davacının kazadan sonra uzunca bir süre kendi ihtiyaçlarını gideremediğini, bu nedenle  borç harç kendisine bakıcı tuttuğunu ve yaşamına bu şekilde devam ettiğini, davalı Hakan Bağcı'nın ilk zamanlarda kendisine yardım edeceği vaadinde bulunduğunu, bir kez 1.200,00-TL bakıcı parasının bir kısmını verdiğini ancak bir süre sonra davacıya makarna almak dışında bir yardımının olmadığını, davacının maddi sıkıntılarının olması, kaza nedeniyle 2 kez ameliyat geçirmesi ve bakıcı ile hayatını idame  ettiriyor olması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları  ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000-TL maddi tazminatın ve kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari yasal faizin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, yine olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 30.000-TL manevi tazminatın davalı Hakan Bağcı'dan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı Sompo Japan Sigorta vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan ... plaka sayılı aracın davalı şirket nezdinde ... Poliçe Nolu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile teminat altına alınmış olduğunu, davacı tarafın işbu dava öncesi müvekkili şirkete başvuru yaptığını, dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddinin gerektiğini, her ne kadar arabulucuya başvuru yapıldığı iddia edilmişse de arabulucuya yapılan başvuru KTK'de yer alan dava şartının yerine getirilmesi anlamını taşımadığını, bu nedenle dava şartı yokluğu sebebiyle işbu davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini dile getirerek davanın reddini talep etmiş ayrıca davacı tarafın sürekli bakıcı ihtiyacı bulunduğunu gösterir hiçbir delilin bulunmadığını bu sebeple bakıcı gideri taleplerinin reddinin gerektiğini, maluliyet oranlarına göre %69 maluliyet oranının altında ortaya çıkan kalıcı sakatlık sebebiyle talep edilen bakıcı giderlerinden davalı müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunda bulunmadığını beyan etmiştir. <br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin usulüne uygun olmadığını, bu nedenle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, dava açılmadan ilgili sigorta şirketine başvuru yapılmasının zorunlu dava şartı olduğunu, davalı sigorta şirketine başvuru yapılıp yapılmadığının sorulması gerektiğini, sigorta şirketine yapılan bir başvuru olması durumunda davanın dava şartı yokluğu ile usulden reddinin gerektiğini, dava konusu alacağın zaman aşımına uğradığını, davanın kötü niyetli olarak açıldığını, bu nedenle kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacı tarafından delillerin kendisine tebliğ edilmesini engellediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davacının geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin taleplerinin reddine, davacının 1.295,51-TL sürekli iş göremezlik ve 3.061,16-TL bakıcı giderinden ibaret toplam 4.356,67-TL maddi tazminatın davalı Hakan Bağcı yönünden kaza tarihi olan 19/01/2018 tarihinden, davalı ....Sigorta A.Ş yönünden dava tarihi olan 28/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan  müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, davacı tarafın manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile, 3.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan kaza tarihi olan 19/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. <br>Davacı vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, davalı Hakan Bağcı'nın yasal süresi içinde cevap dilekçesi vermediğini, tanıklarını bildirmediğini, buna rağmen mahkemece yapılan keşif sırasında davalı Hakan Bağcı'nın tanıklarının dinlediğini, yargılamada alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalıların bilirkişi raporuna da süresinde cevap vermedikleri halde dosyanın inceleme yapılmak üzere re'sen gönderildiğini, davacının maluliyet oranının çok düşük belirlendiğini, trafik kazaları için faizin olay tarihinden itibaren başladığını, sigorta şirketi için ticari faiz işletilmesi gerektiğini, davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretini de kabul etmediklerini, belirlenen tazminat miktarının çok düşük olduğunu belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>Davalı Hakan Bağcı vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesi ile; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, mahkemece yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan karar verildiğini beyanla  kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE:<br>Dava , haksız fiil sebebiyle  maddi ve manevi tazminat talebine yöneliktir. <br>19/01/2018 tarihinde, davalı Hakan sevk ve idaresinde olan diğer davalı ... A.Ş. tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalanan 16 BVD 15 plakalı aracın, davacıya (yaya) çarpması neticesinde davacının yaralandığı sabittir. <br>Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın......Sor. No-2018/11000 K nolu, 23/02/2018 tarihli kararla davalı sürücü hakkında şikayet yokluğu sebebiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.<br>5237 sayılı TCK 73/7 maddesi gereği, şikayetten vazgeçme halinde, ayrıca kişisel haklardan da vazgeçilmemişse tazminat hakkını ortadan kaldırmayacaktır. Davacının, yaralanma sebebiyle şikayetçi olmadığı ancak tazminat talebinden de açıkça vazgeçmediği  anlaşılmakla, tazminat hakkı ortadan kalkmamış olup, davalı Hakan vekilinin bu yoldaki istinaf sebebi yerinde değildir.<br>6098 sayılı TBK 72 maddesi gereği, haksız fiilden kaynaklı tazminat davalarında zaman aşımı süresi tazminat yükümlüsünü öğrenme tarihinden itibaren 2 yıl ve eylem tarihinden itibaren 10 yıldır. 2918 sayılı KTK 109 maddesi ile motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü, öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve kaza gününden başlayarak 10 yıl içerisinde zaman aşımına uğrayacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak tazminat, Ceza Kanunlarının daha uzun bir zaman aşımını ön gördüğü bir fiilden kaynaklanıyorsa, ceza zaman aşımı uygulanacaktır. Tazminat davalarında ceza zaman aşımının uygulanması için fail hakkında ceza davası açılması ya da mahkumiyet kararıyla sonuçlanan ceza davasının varlığı aranmayacaktır. Haksız fiilin, suç niteliğini taşıması yeterli olacaktır (Yargıtay HGK 2018/17-157 E-2020/981 K sayılı ilam).<br>Somut olayda, 19/01/2018 tarihinde davalı Hakan'ın, sevk ve idaresindeki araçla davacıya çarptığı, davacının yaralandığı, eylemin 5237 sayılı TCK 89/4 maddesinde düzenlenen taksirle yaralama suçuna vücut verdiği, 5237 sayılı TCK 66/1-e maddesinde ön görülen 8 yıllık ceza zaman aşımı süresi içinde dava açıldığı anlaşılmakla davalı Hakan vekilinin zaman aşımına yönelik istinaf sebebi yerinde değildir.<br>2918 sayılı KTK 85 maddesinde, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, yine KTK 88 maddesinde, bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulup, birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılacağı, özel durumlar ve özellikle araçların işletme tehlikeleri, zararın iç ilişkide başka türlü paylaştırılmasını haklı göstermedikçe, işletenler ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurları oranında zarara katlanacağı düzenlenmiştir.<br>Uyuşmazlığın çözümü bakımından ibranamenin hukuki niteliğinin tartışılması gerekecektir:<br>2918 Sayılı KTK 111/2 maddesi gereği, tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz ya da fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar, yapıldıkları tarihten başlayarak 2 yıl içinde iptal edilebilecektir. 2918 Sayılı KTK gereği, her iki tarafa da belli koşullarda ve 2 yıl içerisinde anlaşma ve uzlaşmanın iptalini isteme hakkı tanınmıştır. Buna göre zarar gören kendisine ödenen tazminatın sonradan gerçek zararı karşılamadığını ve yetersiz olduğunu öğrenmişse ya da böyle bir inanca kapılmışsa 2 yıl içerisinde anlaşmanın iptalini isteyecektir. Bunun için ayrıca dava açmaya gerek olmayıp dava sırasında bu hususta irade açıklamasında bulunulması da yeterlidir. Eğer dava açılırken ödemenin yetersiz olduğu ileri sürülerek iptali istenmemiş ancak davalı taraf ödediği miktarı ileri sürerek davanın reddini istemiş ise o zaman da zarar gören bunu defi olarak ileri sürebilecektir. 2918 Sayılı KTK 111 maddesinde düzenlenen 2 yıllık süre hak düşürücü olduğundan, kısmi ödemeyi kabul etmiş olan kişi, artık KTK 109 maddesindeki zaman aşımı sürelerinden yararlanamayacak, 2 yıllık hak düşürücü süreyi geçirmişse zararının kalan bölümünü dava edemeyecektir (Yargıtay 17 HD  2020/1037 E- 2021/1225 K sayılı ilam).<br>6100 Sayılı HMK 163 ve 164  maddesi gereği, yargılama sırasında, davaya ilişkin ön sorun ortaya çıkarsa, ilgili taraf bunu  dilekçe vermek suretiyle ya da duruşmada sözlü olarak ileri sürebilir. Hakim ön sorun hakkında yaptığı inceleme sonucunda verdiği kararı taraflara tebliğ veya tefhim eder (Benzer düzenleme mülga 1086 sayılı HUMK 222 maddesi).<br>Ön mesele, davanın görülüp karara bağlanabilmesi için mahkemece öncelikli olarak çözüme kavuşturulması gereken sorundur. Ön mesele çözülmeden dava karara bağlanamaz, ön mesele hadiseler şeklinde incelenip karara bağlanır.<br>Davalı Hakan vekilice, cevap dilekçesi ekinde 01/02/2018 tarihli ''İBRANAMEDİR'' başlıklı, davacının imzasını taşıyan belge sureti ibraz edildiği, incelenmesinde; davaya konu kazaya yönelik, davalı Hakan tarafından bütün maddi masrafların karşılandığı, kendisinden her hangi bir şekilde şikayetçi ve davacı olmayacağının belirtildiği anlaşılmıştır. <br>2918 Sayılı KTK 111/2 maddesi, 2 yıllık hak düşürücü süre içinde zarar görene ''yetersizlik'', zarar sorumlusuna da ''fahişlik'' iptal hakkı tanımıştır. 01/02/2018 tarihli ''İBRANAMEDİR'' başlıklı belgede her hangi bir ödeme miktarı belirtilmeksizin davalı Hakan tarafından bütün maddi masrafların karşılandığının beyan edildiği, davalı tarafça ödeme yapıldığının ispatlanamadığı, bu durumda ibranamenin geçersiz sayılacağı, zira KTK 111 maddesi gereği, hukuki sorumluluğun tek taraflı bir ibranameyle ortadan kaldırılamayacağı, ödemenin ispat edilmesi halinde de, ödemenin ödeme tarihindeki verilere göre yeterli olup olmayacağının araştırılacağı göz önüne alındığında ibranamenin geçersiz olduğuna yönelik mahkeme değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı Hakan vekilinin bu yoldaki istinaf sebebi yerinde değildir.  <br>Mahkemece alınan 29/01/2020 ve 22/01/2021 tarihli faklı bilirkişilerce düzenlenen kusur raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü Hakan'ın %25, davacının %75 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş olup, her iki raporun da birbiriyle uyumlu olduğu, davacının 2918 sayılı KTK 68/1-b ve KTK'ya bağlı yönetmelik 138/b maddesine aykırı davranmak suretiyle asli, davalı sürücünün 2918 sayılı KTK 52/1-b maddesine aykırı davranmak suretiyle tali kusurlu olduğu, taraflara izafe edilen kusur oranlarının da dosya kapsamında toplanan delillere uygun düştüğü anlaşılmakla davacı vekili ve davalı Hakan vekilinin kusura yönelik istinaf sebepleri ayrı ayrı yerinde değildir.  <br>Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında  Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir (Yargıtay 4  HD 2021/6772 E- 2021/9565 K sayılı ilam).<br>Davacının iyileşme süresi boyunca bakım ihtiyacı bulunup bulunmadığı, bu ihtiyacı varsa hangi sebeple ve hangi yaşamsal faaliyetleri için bakım ihtiyacının olduğu, bu ihtiyacın günlük kaç saatlik süre için söz konusu olduğu ve süresi hususlarında rapor alınmalıdır (Yargıtay 17 HD 2021/1932 E- 2021/3168 K sayılı ilam).<br>Somut olayda, davacının yaralanmasına neden olan kazanın 19/01/2018 tarihinde meydana geldiği, bu durumda Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyet raporu alınmasının gerekeceği, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Anabilim Dalı tarafından davacının maluliyet oranı ve iyileşme süresi bakımından 07/10/2021 tarihinde yöntemince rapor düzenlendiği anlaşılmakla, davacı vekili ve davalı Hakan vekilinin bu yoldaki istinaf sebepleri ayrı ayrı yerinde değildir.  <br>Davacının maddi tazminat talebi; geçici iş görmezlik, maluliyet ve bakıcı gideri kalemlerinden oluşmakta olup, davacı Sebiha kaza tarihinde 82 yaşındadır. <br>Çalışma hayatının aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılması ve özel yasalarında çalışma süreleri ayrık olarak belirtilmemiş kişiler (polis, asker vs) yönünden 60 yaşın aktif çalışma devresini, bakiye yaşam süresi varsa bu sürenin de pasif çalışma dönemini oluşturduğu hususu Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında kabul edilmiştir (Yargıtay 17 HD 2016/12248 E- 2017/4236 K sayılı ilam).<br>Pasif devre zararının hesaplanması sırasında esas alınan ücret, bir çalışmanın karşılığı değil, ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin karşılığıdır. Hal böyle olunca da ücretle fiilen çalışanlara uygulanmak için getirilen asgari geçim indiriminin ücretli bir çalışmanın söz konusu olmadığı pasif dönem (devre) zararının hesaplanmasında dikkate alınamayacağı açıktır. Zira asgari geçim indirimi ücretin eki olmadığından, tazminat alacaklarının hesaplanmasında esas ücrete dahil edilemez. (Yargıtay 17 HD 2015/8563 E- 2018/3277 K sayılı ilam). <br>Geçici iş görmezlik tazminatı, uğranılan kaza nedeniyle günlük işlerini yapamayan veya yapmakta zorlanan (daha fazla güç sarfeden) kişilerin  talep edebileceği (efor tazminatı) tazminat türüdür. Geçici iş görmezlik zararı; kazanç getiren bir işte çalışması yahut çalışma imkanı bulunmakla beraber, yaralanması nedeniyle iyileşme süresi içerisinde çalışamaması nedeniyle uğranılan zararlara karşı talep edilebilecektir.<br>Davacı Sebiha'nın  iyileşme süresinin 6 ay olarak belirlendiği başka bir ifadeyle 6 ay süreyle %100 maluliyet oranında geçici iş göremezlik durumu sabit olduğundan davacının  %100 malul sayıldığı 6 aylık geçici işgöremezlik dönemi için asgari ücret üzerinden hesaplama yapılarak geçici iş göremezlik zararı belirlenmelidir (Yargıtay 4 HD 2021/17412 E-2022/12195 K sayılı ilam). <br>Hükme esas alınan Uludağ Üniversite Tıp Fakültesi Anabilim Dalı 07/10/2021 tarihli raporunda, davacının bakım ihtiyacı bulunup bulunmadığı yolunda değerlendirme yapılmadığı halde, davacının iyileşme süresi boyunca bakım ihtiyacı bulunduğundan bahisle hesaplama yapılan aktüerya bilirkişi raporuna itibar edilmesi isabetsiz olmuştur.  <br>Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; 2918 sayılı KTK 90. maddesindeki \"bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda ön görülen usul ve esaslara tabidir\" bölümündeki \"bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda\" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; tazminat hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, TRH 2010 yaşam tablosu, progresif rant yöntemi kullanılarak, bilinmeyen devirdeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp, %10 iskonto edilmesi suretiyle, teknik faiz dikkate alınmaksızın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 17 HD 2019/3292 E-2021/1848 K sayılı ilam).  <br>6098 Sayılı TBK 56/1 maddesi gereği, haksız fiil sebebiyle bedensel zarar halinde, zarar gören manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesini isteyebilir.  Manevi tazminat, kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın manevi dengesindeki bozulmanın giderilmesi için yasanın ön gördüğü telafi şeklidir. Davacının iyileşme süreci boyunca bakım ihtiyacı bulunup bulunmadığı yolunda rapor alındıktan sonra, davacının manevi tazminat talebi yeniden değerlendirilmelidir. Davacı vekili ve davalı Hakan vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf sebebi bu aşamada incelenmemiştir.<br>Mahkemece yapılacak iş, davacının iyileşme süresi boyunca bakım ihtiyacı bulunup bulunmadığı, bu ihtiyacı varsa hangi sebeple ve hangi yaşamsal faaliyetleri için bakım ihtiyacının olduğu, bu ihtiyacın günlük kaç saatlik süre için söz konusu olduğu ve süresi  hususlarında Uludağ Üniversite Tıp Fakültesi Anabilim Dalı öğretim üyelerinden oluşacak bilirkişi heyetinden rapor almak sonrasında da, dosyayı aktüerya bilirkişiye tevdi ederek, davacının iyileşme süresi olan 6 ay boyunca %100 malul sayılacağından hareketle geçici iş görmezlik ve iyileşme süresi sonrası maluliyet tazminatı ve bakım ihtiyacı bulunması halinde de belirlenecek bakım süresi boyunca bakıcı ücretinin hesaplanması hususunda ek rapor almak ve davacının manevi tazminat talebini değerlendirmekten ibarettir.  <br>HMK 355.maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranların sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, hükmün esasını etkileyecek tüm deliller toplanmadan karar verilmesi nedeniyle karar usul ve yasaya aykırı olup davalı .... vekili ile davacı vekilinin istinaf başvurularının bu sebeplerle kabulü ile mahkeme kararının HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1-Davalı ...vekili ile davacı vekilinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı KABULÜ ile Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2022 tarih, ....sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı Hakan Bağcı ve davacı tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talepleri halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,<br>3-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>4-İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK 353/1-a hükmü uyarınca  kesin olmak üzere 07/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br>...<br>Başkan<br>...<br> E-İmzalıdır.<br>...<br>Üye<br>...<br> E-İmzalıdır.<br>...<br>Üye<br>...<br> E-İmzalıdır.<br>...<br>Katip<br>...<br>E-İmzalıdır. <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5750d3034b0ebb70","SID":"be5d896faf7776d6"}}