{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO:2022/2318 <br>KARAR NO:2025/1164 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:24/05/2022<br>NUMARASI:2020/118 (E) - 2022/420 (K)<br>DAVANIN KONUSU:Maddi ve Manevi Tazminat <br>KARAR TARİHİ:11/07/2025<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 18/05/2019 tarihinde, davalı ...'nun idaresindeki ... plakalı araçta yolcu olarak seyir halindeyken davalılardan ... AŞ'nin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı (ZMSS) olduğu, ... adına kayıtlı, ...'nın idaresindeki ...plakalı araç ile çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını, araç sürücülerinin karşılıklı olarak kusurlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL maddi ve kazanç kaybı ile tedavi ve bakım giderleri için 100 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen, 50.000 TL manevi tazminatın ise sigorta şirketi haricinde kalan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 18/02/2022 tarihli ıslah dilekçesiyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 209.105,91 TL, geçici iş göremezlik tazminatı talebini ise 18.741,56 TL'ye artırarak toplam 227.847,47 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle;  hiçbir şekilde fiili ve hukuki bağlantısı ve kusuru olmamasına rağmen müvekkiline karşı dava açılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili nezdinde 13/10/2018-13/10/2019 tarihlerini kapsayan ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davanın zamanaşımı ve husumet yönünden reddini, aksi halde esas yönünden reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; \"1-Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulüne; Davacı ...'ın uğramış olduğu bedensel zarar için hesaplanan 14.993,25 TL geçici iş göremezlik zararı, 167.284,73 TL sürekli iş göremezlik zararı ve 100 TL belgesiz bakıcı ve tedavi gideri olmak üzere toplam 182.377,98 TL maddi tazminatın, davalılar ..., ..., ... ve ...'dan (360.000 TL sağlık gideri ve 360.000 TL sakatlanma gideri poliçe teminat limiti ile ayrı ayrı sınırlı sorumlu olmak üzere) müteselsilen tahsiline ve davacıya ödenmesine, aşan istemin reddine,Kabul edilen tutara davalılar ..., ... ve ... için 18/05/2019 kaza tarihinden itibaren, davalı ... için 05/08/2019 tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmasına, 2-Davacı tarafından davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne; 20.000 TL manevi tazminatın 18/05/2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan (... - ... - ...) müteselsilen tahsiline ve davacıya ödenmesine, aşan istemin reddine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı ... AŞ vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava açılmadan önce müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, ilk derece mahkemesinin husumet yönünden yaptıkları itirazları değerlendirmediğini, sigorta sözleşmesinin, sözleşmeye taraf olan sigortalıyı takip ettiğini, müvekkili ile sigorta sözleşmesi yapan tarafın dava dışı ... olduğunu, müvekkili ile davalı ...  arasında sigorta sözleşmesi olmadığından müvekkilinin oluşan zarardan sorumlu olmadığını, ilk derece mahkemesinin kararına esas bilirkişi raporunda hatalı hesaplama yöntemi kullanıldığını, hesaplamaların TRH 2010 yaşam tablosu, aktüeryal irat formulü ve %1,8 teknik faiz oranı ile yapılması gerektiğini, ilk derece mahkemesinin kararına esas bilirkişi raporunda tespit edilen kusur oranlarının fahiş ve hatalı olduğunu, kusur oranlarını kabul etmemekle birlikte bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı %75 olarak tespit edilmesine rağmen hesaplamalarda kusur oranlarının dikkate alınmadığını ve %100 kusur oranı üzerinden tespit edilen maddi zarar üzerinden hüküm kurduğunu, tek uzman tarafından tanzim edilen ve denetime elverişsiz kusur raporuna itibar edilmesinin kabul edilemez olduğunu, tarafların kusur durumlarının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilerek rapor alınması gerektiğini, 6111 sayılı  Kanun gereğince trafik kazası sonucunda oluşan yaralanmalara ilişkin tedavi taleplerinin Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmesi gerektiğini, hükmedilen geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat talepleri ve buna bağlı olan diğer masraflar bakımından müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin tedavi giderleri teminatı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, dolayısıyla 6111 sayılı kanun ile bu talepler tedavi gideri kapsamından sayılacağından ... tarafından karşılanması gerektiğini, kaldı ki davacı tarafın 100 TL tutarındaki belgesiz tedavi ve bakıcı giderini ispatlayamadığını, mahkemece hükmedilen bu tazminat kaleminin dayanağının da üretilmediğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin hiçbir şekilde fiili ve hukuki bağlantısı ve kusuru olmamasına rağmen müvekkiline karşı dava açılması ve müteselsil bir şekilde fahiş tazminatın müvekkiline yüklenilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca bilirkişi raporunda birçok yönden eksiklik bulunduğunu, hatalı hesaplama yöntemi ile hazırlandığını, kusur oranlarının dahi fahiş ve hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunmalarına rağmen mahkemenin söz konusu eksiklikleri görmezden gelerek söz konusu raporu karara esas almasının hukuka aykırı olduğunu, kusur oranlarını kabul etmemekle birlikte bilirkişi raporunda belirlenen kusur oranlarına bakıldığında müvekkilinin hiçbir şekilde kusuru bulunmamasına rağmen hesaplamada kusur oranları dikkate alınmadan müvekkilinin tüm kusurlardan sorumlu tutulduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmamasına rağmen manevi tazminattan müteselsilen sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca davacı tarafın dosyaya zararlarını gösterecek hiçbir somut belge dahi sunamadığını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; 18/05/2019 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu, davalı ...'nun idaresindeki ... plakalı araç ile davalılardan ... AŞ'nin ZMS sigortacısı, ... adına kayıtlı, ...'nın idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacının yaralandığı, anlaşılmış ilk derece mahkemesince ATK 2. İhtisas Kurulundan alınan 12/07/2021 tarihli raporda, davacının Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tüm vücut engellilik oranının %8 olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği tespit edilmiştir.1-Davalı sigorta şirketinin husumete ve başvuru şartına yönelik itirazlarının incelenmesi;Dosyanın incelenmesinde karşı araç olan ... plakalı otobüsün kaza tarihinde ... ve ... adına kayıtlı olup, 13/10/2018-2019 başlangıç ve bitiş tarihleri arasında ... Anonim Şirketi( eski ...AŞ) nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu, sigortalının ise dava dışı ... olduğu anlaşılmıştır.Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası aracı takip eder ve aracın işletilmesi sırasında üçüncü kişilere verilen zararları  işletenin kusuru oranında teminat altına alır.Somut olayda ... plakalı otobüsün kaza tarihinde davalı ... AŞ nezdinde ZMSS poliçesi ile sigortalı olmasına göre husumet itirazı yerinde değildir.Dosya içeriğine göre davacı tarafça davadan önce gerekli evraklarla birlikte davalıya yazılı olarak başvuruda bulunulmuş olmasına göre başvuru koşulunun yerine getirilmediğine yönelik itirazı da yerinde değildir.2-Kusura yönelik istinaf itirazlarının incelenmesi;İlk derece mahkemesince alınan 01/11/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda; olayda  davalı sürücü ...'nın %75 oranında, davalı sürücü ...'nun %25 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Raporun dosya kapsamına ve oluşa uygun olmasına, kaldı ki davacı yolcu olup kazanın meydana gelmesinde kusursuz bulunmasına göre kusura yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. 3-Hesap raporuna yönelik istinaf itirazlarının incelenmesi; Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararı ile \"Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinin “...bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” bölümünde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi, ikinci cümlesinde yer alan “...ve genel şartlarda...” ibaresinin, b) Kanun’un 92. maddesinin (i) bendi “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” ibaresinin, Anayasa’nın 5, 13, 17, 35 ve 48. maddelerine aykırı olduğundan iptallerine karar vermiştir. Yargıtay 17. (Kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda bahsedilen kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da progresif rant formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir.İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda tazminat hesabı TRH 2010 yaşam tablosuna ve progresif rant yöntemine göre düzenlenmiş olduğundan bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 61. maddesi uyarınca birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. 62. maddesi uyarınca ise tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.Dava dilekçesinde sürücülerin kusuru oranında değil, müteselsil sorumluluk kapsamında yolcu olan davacı için  tazminat talep edilmiştir. Mahkemece TBK'nın 61. maddesi dikkate alınarak davalılar hakkında müteselsilen sorumluluk hükümlerine göre karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.4-Davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminatına, belgesiz tedavi ve bakıcı giderine yönelik istinaf itirazlarının incelenmesi; 25/02/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun ...'ye geçmesine karşın belgeye dayanmayan tedavi giderlerinden (geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi yol gideri vb.) zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesini düzenleyen sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğu devam ettiğinin anlaşılması karşısında, davalı ... Anonim Şirketinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Mahkemece doktor bilirkişiden alınan 24/09/2021 tarihli raporda; davacının kaza tarihinden itibaren 3 ay süre ile geçici bakıcı desteğine ihtiyacı olduğu, bakıcı giderinin (3 ay x 2.558,40 TL bekarlar için dönemsel brüt asgari ücret) 7.675,20 TL olduğu, 500 TL pansuman, ilaç, evde bakım için yardımcı tıbbi malzemeler, koltuk değneği, walker gibi yardımcı ortopedik malzemeler için ve 1.000 TL sağlık kurumlarıma ulaşım ve bu süreçteki sosyal giderleri için olmak üzere toplam 9.175,20 TL belgesiz bakıcı ve tedavi gideri olduğu tespit edilmiş, doktor bilirkişi raporunun dosya içeriğine uygun, denetim ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla mahkemece taleple bağlı kalınarak 100 TL bakıcı ve belgesiz tedavi giderine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.5-Davalı ... vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarına yönelik istinaf itirazının incelenmesi;6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 56. maddesinin 1. fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, kazanın oluş şekline, yolcu olan davacının kazanın oluşumunda kusurunun bulunmamasına, davacının yaralanmasının ağırlığına ve olayın meydana geldiği tarihe göre manevi tazminat müessesinin amacı ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak mahkemece davacı lehine takdir edilen manevi tazminat miktarında isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı ... AŞ vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 13.824,44 TL istinaf karar ve ilam harcından (davalı sigorta şirketi 12.458,23 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) peşin alınan 6.591,55‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 5.866,68‬ TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ... AŞ ve davalı ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davalı ... AŞ ve  davalı ...'in istinaf başvuruları nedeniyle sarf ettikleri yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda,  HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.11/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3790e9ddaccddb95","SID":"01f5df22194573c0"}}