{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                \tK A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ... \t (...)<br>KATİP\t\t: ... \t (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/05/2025<br><br>NUMARASI\t...<br>DAVANIN KONUSU\t: İhtiyati Tedbire İtiraz<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/05/2025 Tarih ve 2024/58 Esas sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, müvekkili şirketin 2011 97354 ve 2020 74267 sayı ile tescilli markalarının bulunduğunu, ... de tescillerinin olduğunu, müvekkili şirketin  14.11.2011 tarihinde kurulduğunu, ürünlerini ... ve ... markaları altında dünya çapında 30'a yakın ülkede piyasaya sunduğunu, ... markasının ... gıda sektöründe hem Türkiye'de hem de dünya çapında bilinen markalardan birisi olduğu ve sektörünün lideri haline geldiğini, davalı tarafından kullanılan ... ibaresi ve logosunun, davacı adına tescilli ... marka ve logosuyla aynıya yakın düzeyde benzer olduğunu, davalının kullanımı bulunan mallar ile davacının tescili kapsamında yer alan mal/hizmetlerin aynı/aynı tür olduğu, bu nedenle karıştırılabileceği ve müvekkilinin markasının ün ve itibarından haksız kazanç elde edeceğini, davalı kullanımlarının müvekkilinin marka imajına zarar verdiğini, ün ve itibarını zedelediğini, davalı kullanımlarının haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının kullanımlarının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek tecavüzün menine, refine, önlenmesine ve durdurulmasını, davalının tecavüze konu mallarla ilgili olarak her türlü satış işlemlerinin engellenmesine, davalının satış yaptığı internet sitelerine erişimin engellenmesine, 10.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminatın davalı tarafından ödenmesine yönelik davada tecavüzün durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. \t<br>Mahkemenin 15/05/2024 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmesi üzerine davacı vekili 30/12/2024 tarihli talep dilekçesinde, 15.12.2024 tarihli bilirkişi raporuyla daha önceden alınan 21.03.2024 tarihli bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirildiğinde, “.... çam kozalak şurubu” ürünlerinin Nis Sınıflandırmasının 5 ya da 32. sınıflarında yer aldığı hususunun ve bu mallar yönünden davalı kullanımlarının müvekkili adına 2011 97354, 2020 74267 sayılarla tescilli olan ve uzun yıllardan beri kullanılan tanınmış, “...” markasının haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun kesinleştiğini, mahkemenin 15.05.2024 tarihli ara kararında aranan yaklaşık ispat koşulu ilgili ürünler yönünden sağlandığı dikkate alınarak, müvekkilinin devam eden zararının, bu aşamada en azından bu ürünler yönünden önlenmesi için ivedilikle ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>\t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalının \"... .... ...\" ibareli ürünlerinde yer alan ve 25/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda görsellerine yer verilen markasal kullanımların 32. Sınıfta yer alan ürünler içerisinde mütalaa edilebileceği, gerek 25/03/2025 tarihli bilirkişi raporunun, gerekse 15/12/2024 tarihli bilirkişi raporunun bu ürünler bakımından değerlendirmelerinin birbiri ile uyuştuğu, davalının hukuka uygunluk argümanı olarak ileri sürdüğü 2014/110768 sayılı markası kapsamında 32. Sınıf ürünlerin bulunmadığı, dolayısıyla, davalının yukarıda belirtilen ürünlerindeki markasal kullanımlarının 2014/110768 sayılı markanın koruma kapsamı altında kaldığının söylenemeyeceği, davalının \"...\" ibareli markasal kullanımlarının davacıya ait 32. sınıfta da tescilli \"...\" markası ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olduğu, davalı yanın belirtilen ürünleri 2020'li yıllardan itibaren piyasaya arz ettiği, bu nedenle sessiz kalma yolu ile hak kaybı koşulunun belirtilen ürünler bakımından oluşmadığı, dolayısıyla, yukarıda belirtilen ürünler bakımından ihtiyati tedbir işlemi tesis edecek yoğunlukta yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu, davaya konu diğer ürünler bakımından 25/03/2025 tarihli bilirkişi raporu ile 15/12/2024 tarihli bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğu, söz konusu çelişki nedeniyle davaya konu sair ürünler bakımından ihtiyati tedbir işlemi tesis edecek yoğunlukta yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı anlaşıldığından, ihtiyati tedbir isteminin kısmen kabulü ile, davacı vekilinin 30/12/2024 tarihli ihtiyati tedbir isteminin takdiren 300.000,00 TL (üçyüzbintürklirası) nakdi teminat veya aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubunun kararın davacı vekiline tebliğinden itibaren 1 hafta içerisinde ibrazı şartıyla kısmen kabulü ile; davalının \"... ...\", \"... ... ibareli ürünlerinde yer alan ve 25/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda görsellerine yer verilen markasal kullanımların durdurulmasına, bu ürünlerin “...” marka ve logosu ile ticaretinin engellenmesine, bu ürünlere yönelik yukarıda belirtilen markasal kullanımların davalıya ait internet siteleri ve sosyal medya hesapları ile e-ticaret sitelerinde, mağazalarda vb. her türlü satış mahallinde reklam, tanıtım, satış ve her türlü ticarete arzının engellenmesine, bu ürünlere yönelik markasal kullanımların belirtilen internet sitelerinden ve diğer mecralardan çıkartılmasına, mümkün olmazsa bu internet sitelerine erişimin engellenmesine, bu ürünlere yönelik markasal kullanımların yer aldığı tanıtıcı her türlü belgenin, ambalajın fiilen bulundukları dükkan, mağaza, depo, işyeri vb. mahallerden toplatılmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 25/03/2025 tarihli bilirkişi raporunun kararın icrası aşamasında dikkate alınmasına karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, karara dayanak olarak alınan bilirkişi raporları arasında açık bir çelişki bulunduğunu, markaların ait olduğu Nice sınıflarına ilişkin farklı değerlendirmeler yapıldığını, kararın dayanağı olan teknik verinin çelişkili olması nedeniyle yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığını, kararın hangi süreyle uygulanacağı da açıkça belirtilmemiş olup, bu yönüyle de belirlilik ilkesine aykırı olduğunu, süresiz ya da süre sınırı belli olmayan bir tedbir kararı, hukuk devleti ilkesine ve ölçülülük prensibine aykırı bulunduğunu, tedbir kararları geçici nitelikte olup, ancak açık ve kesin tehlike halleriyle sınırlı olarak verilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.  <br><br><br>GEREKÇE     : Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\t6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı Kanun'un 390/3. maddesi uyarınca ise ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için mutlak bir ispata ihtiyaç olmayıp davanın esası yönünden haklılığın yaklaşık olarak ispat edilmesi yeterlidir. <br>\tSomut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun  159. maddesi ise \"(1)Bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir.(2) İhtiyati tedbirler özellikle aşağıda belirtilen tedbirleri kapsamalıdır: a) Davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve durdurulması. b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilerek üretilen veya ithal edilen tecavüze konu ürünlere, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara ya da patenti verilmiş usulün icrasında kullanılan vasıtalara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dâhil, bulundukları her yerde elkonulması ve bunların saklanması. c) Herhangi bir zararın tazmini bakımından teminat verilmesi. (3) İhtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır.<br>\" şeklindedir. <br>\tO halde, açıklanan hükümler çerçevesinde, bir sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edecek şekilde kullanımda bulunulduğunu yaklaşık olarak ispat eden sınai mülkiyet hak sahibi, bu kullanımların engellenmesini ihtiyati tedbir yoluyla isteyebilecektir. O halde, her ne kadar kural olarak davanın esasını çözümleyecek veya böyle bir sonuç doğuracak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değilse de yukarıda anılan 6769 sayılı Kanun'un 159. maddesi karşısında bu kuralın, 6769 sayılı Kanun çerçevesinde çözümlenecek uyuşmazlıklar bakımından uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır.  <br>\tAncak, somut olayda mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, davacının tescilli markasının ..., davalının kullanımlarının ve tescilli markasının ise ... şeklinde olduğu, tarafların markaları arasında iltibas bulunduğu hususunun dosya kapsamındaki deliller ile yaklaşık olarak ispat edildiğinin kanıtlanamadığı, ayrıca sınıfsal benzerlik ve davalının kullanımlarının tescilli markası kapsamında kalıp kalmadığının da dosya kapsamına göre yaklaşık olarak ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Buna göre mevcut dosya kapsamı ile karşı tarafın tecavüz eyleminin bulunduğunun ve  devam ettiğinin yaklaşık olarak ispat edildiği söylenemeyecek olup, mahkemece, ihtiyati tedbir talebinin reddi gerekirken, kısmen kabulü doğru görülmemiştir. <br>\tHMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmelidir. Diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilen yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmemiş, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan bu yanlışlığın giderilmesinin ise yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, Dairemizce ihtiyati tedbire itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br> <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen  21/05/2025 Tarih ve 2024/58 Esas sayılı ara kararın  KALDIRILMASINA,<br>2-İhtiyati tedbir isteminin yukarıda açıklanan gerekçeyle REDDİNE,<br>\t3-İhtiyati tedbir isteyen tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t4-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t5-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),<br><br>\t6-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ihtiyati tedbire itiraz eden davalıya iadesine,<br>\t7-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\t8-Kararın tebliği ve harç tahsil işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 14/07/2025 tarihinde HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/07/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"66dea35ffaf79ceb","SID":"a62991b6c7401d2e"}}