{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. BURSA BAM   13. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No:<br>\tT.C.<br>                     BURSA                     \t\t\t         <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ\t                   T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>           13. HUKUK DAİRESİ     \t\t             K A R A R <br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>BAŞKAN\t\t:  <br>ÜYE\t\t: \t\t\t\t <br>ÜYE\t\t:  <br>KATİP\t\t: \t\t\t\t\t <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>ESAS NO\t:  <br>KARAR NO\t:  <br>KARAR TARİHİ\t<br>İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ\t: <br>DAVACI\t:<br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>B.A.M. KARAR TARİHİ \t: 07/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 15/12/2023<br><br>Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahal mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara süresi içinde davalı ... AŞ. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.<br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ...'in .....plaka sayılı aracın maliki ve sürücüsü olduğunu, davalı ...'ın da kazaya sebebiyet veren 16 ADH 612 plaka sayılı aracın maliki ve sürücüsü olduğunu, davalı ... A.Ş.nin davalı ...'ın aracının zorunlu mali mesuliyet sigortasını yapan şirket olduğunu, davalı sigortanın 01.09.2020 tarihinde ......A. Ş. ile birleştiğini ve bu isimle ticari faaliyetine devam ettiğini, 09.06.2019 tarihinde davalı ....'ın idaresindeki aracın direksiyonunu kaybetmesiyle aracının yön değiştirmesi sonucu davacının aracına çarptığını, çarpma sonucu davacının aracının bariyerlere çarparak hasar gördüğünü, kaza sonrasında taraflarca tutulan kaza tespit tutanağında davalı araç sürücüsünün aracın kontrolünü kaybetmesi nedeniyle sağ şeritte bulunan davacının aracına çarptığı hususunun açıkça belirtildiğini, kaza sonrasında ... plaka sayılı araç üzerinde Bursa 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin.... D. İş dosyası ile delil tespiti yapıldığını ve davacının aracında 11.374,77TL hasar olduğunun belirtildiğini, hasarın tahsili için de davalılara başvurulduğunu ancak davalı ...'ın ödemeyeceğini beyan ettiğini, davalı sigorta şirketinin ise yazılı başvuruya yanıt vermediğini, davadan önce yasa gereği uzlaşma sağlanması amacı ile arabuluculuğa başvurulduğunu, taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığını ve 23.11.2020 tarihinde son tutanağın düzenlendiğini belirterek her ne kadar araçtaki hasar bilirkişi tarafından 11.374,77TL olarak tespit edilmiş ise de, yapılacak yargılama sonucunda kusur oranına göre değişme ihtimalinin bulunduğunu, bu nedenle de davanın HMK 107 gereğince açılması gerektiğini belirterek müvekkiline ait araçta meydana gelen hasar için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekili ıslah dilekçesi ile; dava değerini 10.374,77-TL artırdıklarını bildirerek, dava dilekçesinde belirttikleri miktar ile ıslah yolu ile arttırdıkları miktarların birleştirilmesi sonucu toplam 11.374,77-TL üzerinden karar verilmesine, alacağa kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesine, Bursa 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin tespit giderleri, diğer yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>Davalı Abdullah Duymaz cevap dilekçesinde; olay günü meydana gelen kazada tarafına kusur verilmiş ise de kazanın oluşumunda kusurunun varlığını kabul etmediğini, zira davacının, aracında zorunlu trafik sigortası olmadan trafiğe çıktığını, mahkemece de malum olduğu üzere; zorunlu trafik sigortası bulunmayan araçların trafikte seyretmelerinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacının kazadan yaklaşık bir ay sonra sigorta yaptırdığını, bu hususun mahkemece ilgili yerlerden araştırılmasını talep ettiklerini, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacı tarafça aracında oluştuğu iddia edilen zararın son derece yüksek olduğunu, bu hususta mahkemece bilirkişi vasıtasıyla inceleme yapılmasını talep ettiğini, ayrıca yine davacının bir zararı var ise kendisine ait aracın sigorta edeni olan diğer davalının teminatı altında olduğundan ilgili şirketçe bu zararın tazmininin gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. <br>Davalı ....... A.Ş (Eski Adıyla.......A.Ş.) vekili cevap dilekçesinde; 03.09.2020 Tarihli 10152 Sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi İle ...A.Ş'nin yeni unvanının...A.Ş. olduğunu,  huzurdaki davanın “belirsiz alacak” nevinde ikame edilmesinin usul hukukuna aykırı olduğunu, zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta şirketi kuruluşuna başvurmasının gerektiğini, müvekkili şirkete ulaşan usulüne uygun bir başvuru bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, hasar gören parçaların tespiti yapılırken, tedarik gönderilen yedek parçalara uygulanan iskonto yapılmasının gerektiğini, iskontolu fiyatlardan tedarik parça sağlanmasının hasara uğrayan parçaların tutarlarında değişiklik yapmadığını,  bu durumun servis ve müvekkili şirket arasındaki prosedür olduğunu, hasar miktarından iskonta yapılarak ödeme yapılacağından işbu tutarın hasar miktarından düşülmesinin gerektiğini, müvekkili şirketin KDV ödemesi yönünden sorumluluğunun bulunmadığını, Bursa Sulh Hukuk Mahkemesi ... D. İş Sayılı dosyadan alınan raporda tespit edilen KDV dahil hasar bedeline de itiraz ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili şirketin yalnızca gerçek zarardan sorumlu tutulmasının gerektiğini, davalı şirketin gerçek zarar tutarını da ödemiş olduğunu, başvurana ait aracın geçmiş hasar kayıtlarının sigorta bilgi merkezinden araştırılmasını, tramer kaydının incelenmesini, ayrıca Bilgisayarlı Exper incelenmesinin yapılmasını talep ettiklerini beyanla, araç hasarına ilişkin talep edilen tazminatın çok yüksek olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>Mahkemece; Davanın kabulü ile, 11.374,77 TL hasar tazminatının davalı Abdullah Duymaz yönünden kaza tarihi olan 09/06/2019, davalı Sigorta yönünden temerrüt tarihi olan 26/08/2020 tarihden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. <br>Davalı ... Şti. vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde; 09/06/2019 tarihinde davacı .... ile diğer davalı .... arasında çift taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davacının davayı açarken kazaya ilişkin almış olduğu ve hasar miktarının  11.374,77-TL olarak tespit edildiğini belirttiğini, yani davacının alacak miktarının tamamen ve açık şekilde belirlenebilir nitelikte olduğunu, bu nedenle davacının bu kazaya ilişkin belirsiz alacak nevinde dava açmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının davayı belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuki yarar bulunmadığını, bu bilgiler ışığında davanın usulden reddi gerekirken davanın kabulüne karar verildiğini,  ayrıca davacının yapmış olduğu başvuruda davalı şirkete yapılan başvurudan 8 iş günü sonrasından itibaren faiz talep edilebileceğini, davalı sigorta şirketinin faiz yükümlülüğünün ancak KTK'nun 99. maddesi gereğince temerrüt tarihinden itibaren talep edilebileceğini, mahkeme kararında yargılama giderleri ile vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, kararın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE:<br>Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat talebine yöneliktir.<br>Davacı adına kayıtlı ve davacının sürücüsü olduğu ... plakalı araç ile davalı Abdullah adına kayıtlı ve davalı...'ın sürücüsü olduğu, diğer davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalanmış 16 ADH 612 plakalı aracın karıştığı 09/06/2019 tarihli trafik kazasında ... plakalı aracın hasar gördüğü uyuşmazlık konusu değildir.   <br>Uyuşmazlığın çözümü bakımından belirsiz alacak ve kısmi dava kavramlarının tartışılması gerekecektir: <br>Mülga 1086 sayılı HUMK döneminde belirsiz alacak davası kavramı düzenlenmemişken, 6100 sayılı HMK 107 maddesi ile belirsiz alacak davası kabul edilmiştir.<br>Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hali, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen, miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkansızlığa dayanmalıdır. Başka bir ifadeyle; davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin; davacının kendisinden beklenememesi, bunun olanaksız olması ve açıkça karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı ve değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olması halinde mümkündür. <br>  Alacağın yalnızca bir bölümü için açılan dava ise kısmi davadır. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Diğer bir söyleyişle, bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir.<br>Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde \"fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise, bu husus, davanın kısmi dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Pekcanıtez, H.: Medeni Usul Hukuku, C.II, 15. baskı, İstanbul 2017, s.1000).<br>Mülga 1086 sayılı HUMK’da açıkça kısmi dava düzenlenmediği halde, söz konusu Kanun'un yürürlükte olduğu dönemde de kısmi dava açılması mümkün bulunmaktaydı. Çünkü, alacak hakkının bir bölümünün dava edilip geriye kalan kısmının ikinci bir dava ile istenmesini engelleyen bir hüküm bulunmamaktaydı.<br>Kısmi dava, 6100 sayılı HMK 109 maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasında; talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmının da dava yoluyla ileri sürülebileceği hükme bağlanmıştır. İkinci fıkrasında ise, talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamayacağı belirtilmişti. Ancak 6100 sayılı HMK 109/2  maddesi, 6444 sayılı Kanun 4. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığından artık talep konusunun taraflar arasında tartışmasız veya belirli olması halinde de kısmi dava açılması mümkün hale gelmiştir (Yargıtay HGK 2017/15-258 E-2020/543 K sayılı ilam).<br>Somut olayda, davanın belirsiz alacak davası olarak açılıp, davacı adına kayıtlı araçta kaza sebebiyle oluşan hasar bedelinin talep edildiği, bu hususta dava öncesi Bursa 6  Sulh Hukuk Mahkemesi 2019/59 D.iş sayılı dosyası ile tespit talebinde bulunulduğu, mahkemece yapılan keşif ve düzenlenen bilirkişi raporunda, araçtaki hasar bedelinin belirlendiği, davaya konu alacağın belirsiz olduğundan söz etmeye olanak bulunmadığı, dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olduğundan söz edilmiş olsa bile belirsiz alacak davası unsurları bulunmuyorsa bu davanın açılmasında hukuki yarar olmadığından söz edilemeyecek olup, alacağın istenmesinde hukuki yarar bulunmakla, mevcut unsurları itibarıyla kısmi dava açılmış olduğu kabul edilerek talep sonucu hakkında karar verilebileceği, zira bir miktar belirtilmek sureti ile açılan belirsiz alacak davası da alacak ister belirli, ister belirsiz olsun bir eda davası olup, hukuki yararın var kabul edileceği, kaldı ki, davacının dava açmaktan başka bir yolla alacağına kavuşması mümkün olmayıp bir mahkeme kararına muhtaç ise dava açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulünün gerektiği (Yargıtay HGK 2019/11-220 E-2023/376 K sayılı ilam, Yargıtay HGK 2016/22-1166 E-2019/576 K sayılı ilam ) göz önüne alındığında davalı Türkiye Sigorta AŞ. vekilinin davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerektiği yolundaki istinaf sebebi yerinde değildir. <br>2918 sayılı KTK 85 maddesinde, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, yine KTK 88 maddesinde, bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulup, birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılacağı, özel durumlar ve özellikle araçların işletme tehlikeleri, zararın iç ilişkide başka türlü paylaştırılmasını haklı göstermedikçe, işletenler ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurları oranında zarara katlanacağı düzenlenmiştir.<br>2918 sayılı KTK 91 maddesi gereği aynı yasanın 85/1 maddesi kapsamındaki  sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirilmiştir. Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya  yaralanmasına  veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı KTK'ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde düzenleme mevcuttur.<br>Mahkemece alınan 14/01/2022 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş olup kusur raporunun, taraflar arasında düzenlenen 09/06/2019 tarihli kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğu, davalı sürücünün 2918 sayılı KTK 52/b maddesine aykırı davranarak kazaya sebebiyet verdiği, davacı sürücüye kusur izafe edilemeyeceği, yine aynı raporda  davacı adına kayıtlı araçta oluşan hasar miktarının 11.374,77-TL olarak belirlendiği, belirlenen bedelin kazanın niteliği, aracın darbe alan yerleri, yedek parça, işçilik ve piyasa şartlarına göre makul olduğu anlaşılmakla kusur raporuna itibar edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. <br>2918 sayılı KTK 99/1 maddesi ve Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları B.2 maddesi gereği, sigortacının zarar giderim yükümlülüğü, zararın ihbarı ve gerekli belgelerin sigortacıya bildirildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde zorunlu mali mesuliyet sigortasının poliçe limiti dahilindedir. Başka bir ifade ile sigortacının temerrüdü, bu süre içinde ödeme yapılmaması halinde başlayacaktır.<br>Somut olayda, davacı tarafça davalı sigorta şirketine zararın karşılanması amacıyla 13/08/2020 tarihinde başvurulduğu, 8 iş günü içinde ödeme yapılmadığı anlaşılmakla, hükmedilen tazminata davalı sigorta şirketi yönünden 26/08/2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi yerinde  olup bu yoldaki istinaf sebebinin reddi gerekmiştir. <br>Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü cihetine gidildiği, 6100 sayılı HMK 323 maddesi gereği yargılama giderlerine resen hükmedileceği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü cihetine gidildiği, 2918 sayılı KTK 85 ve 88 maddesi gereği yargılama giderlerinden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduğu, kendini vekille temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde AAÜT gereği vekalet ücreti takdir edildiği göz önüne alındığında davalı Türkiye Sigorta AŞ vekilinin bu yoldaki istinaf sebebi yerinde değildir. <br>HMK 355 maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesin kararı usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.    <br>HÜKÜM: Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1-Bursa .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... esas, ... sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davalı ....A.Ş. vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2- Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 777,00-TL istinaf karar harcından peşin alınan 194,24-TL harcın mahsubu ile bakiye 582,76-TL harcın davalı ... A.Ş.'nden alınarak Hazine'ye gelir kaydına, <br>3- Karar tebliğ, harçta tahsil ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>4- İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5- İstinaf yargılama giderinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına,     <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK 362/1-a. hükmü uyarınca kesin olmak üzere 07/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> E-İmzalıdır.<br>...<br>Üye<br>...<br> E-İmzalıdır.<br>...<br>Üye<br>...<br> E-İmzalıdır.<br>...<br>Katip<br>...<br>E-İmzalıdır. <br><br><br>  <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a4c6366e2b568cad","SID":"1be9321180e6b8fb"}}