{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/475 - 2025/755<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2024/475 <br>KARAR NO\t: 2025/755<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/12/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/92 Esas 2023/868 Karar<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm  Sebebiyle Açılan  Manevi Tazminat)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 22/05/2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 12/07/2025<br><br>Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde; 01.07.2022 tarihinde, ...’ın yolcu olarak bulunduğu, sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan, davalı tarafından İMMS ile sigortalı ev eşyası yüklü kamyonun, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ile meydana gelen tek taraflı kazasında, adı geçen yolcuların vefat ettiğini, vefat eden ...'ın babaları, ...'ın eşi, ...'ın kardeşleri olduğu, vefat eden ...’ın ...'ın oğlu, ... ve ...'ın babaları, ...'ın eşi, ... ve ...'ın kardeşi olduğu, vefat eden ...’ın, ... ve ...'ın oğlu, ...'in babaları, ...'ın eşi, ...'ın kardeşi olduğunu, yakınlarının ölümü ile müvekkillerinin manevi açıdan mağdur olduğunu, bilirkişi raporunda, sürücü ...'ın araç haddinden fazla yolcu taşıması, seyir sırasında yol, hava, araç durumuna göre araç hızını ayarlamadan eğitimli ve virajlı yoldaki özensiz, dikkatsiz davranışı nedeniyle KTK'nın 52/1-b kuralının ihlal ettiğini, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda belirtilen dingile ait firen balatalarının aşınmış olmasının kazanın oluş şekli ile değerlendirildiğinde kazaya etkisinin olmayacağı, araç sahibi ...'in çalışanlarına İSG temel eğitimi, işe giriş sağlık muayenesi yaptırmaması, işe uygun çalışma talimatlarını vermemesi gibi nedenlerle 6331 sayılı Kanunun 4-5-15-17 maddeleri ihlal ettiği görüş ve kanaati bildirildiğini, söz konusu kazanın meydana gelmesinde yolcu konumunda olan müteveffaların herhangi bir kusurları bulunmadığını, davalının İMMS kapsamında zararlarından sorumlu olduğunu belirterek,  ...'ın vefatı sebebiyle; eş ... için 500.000,00 TL, Baba ... için 400.000,00 TL, Anne ... için 400.000,00 TL, kızı ... için 400.000,00 TL, oğlu ... için 400.000,00 TL, oğlu ... için 400.000,00 TL, kardeşi ... için 150.000,00 TL, kardeşi ... için 150.000,00 TL, kardeşi ... için 150.000,00 TL, kardeşi ... için 150.000,00 TL, kardeşi ... için 150.000,00 TL, kardeşi ... için 150.000,00 TL, kardeş ... için 150.000,00 TL, kardeş ... için 150.000,00 TL, kardeş ... için 150.000,00 TL, kardeş ... için 150.000,00 TL, kardeş ... için 150.000,00 TL, kardeş ... için 150.000,00 TL, kardeş ... için 150.000,00 TL, kardeş ... için 150.000,00 TL, (toplam 4.600.000,00 TL)<br>...'ın vefatı sebebiyle; annesi ... için 400.000,00-TL, kızı ... için 400.000,00-TL, kızı ... için 400.000,00-TL, eşi ... için 500.000,00-TL, kardeşi .... için 150.000,00-TL, kardeşi ...için 150.000,00-TL, kardeşi ... için 150.000,00-TL, kardeşi ... için 150.000,00-TL, (Toplam 2.300.000,00 TL)<br>...'ın vefatı sebebiyle; baba ... için 400.000,00-TL, anne ... için 400.000,00-TL, kızı ...için 400.000,00-TL, kızı ... için 400.000,00-TL, kızı .... için 400.000,00-TL, kızı .... için 400.000,00-TL, oğlu ... için 400.000,00-TL, oğlu ... için 400.000,00-TL, eşi ... için 500.000,00-TL, kardeşi ... için 150.000,00-TL, kardeşi ... için 150.000,00-TL, kardeşi ... için 150.000,00-TL, kardeşi ... için 150.000,00-TL, kardeşi ... için 150.000,00-TL, kardeşi ... için 150.000,00-TL, kardeşi ... için 150.000,00-TL, kardeşi ... için 150.000,00-TL, kardeşi ... için 150.000,00-TL, kardeşi ... için 150.000,00-TL (Toplam:5.200.000,00 TL) olmak üzere tüm vefatlar nedeniyle  toplam 12.100.000,00-TL manevi tazminat bedelinin diğer kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk dahil olmak üzere limit sınırları içerisinde 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 61. ve 163. maddeleri ile 2918 sayılı KTK’nın 88/1. maddeleri gereği tüm davacılar yönünden temerrüt tarihi olan 05.10.2022 tarihlerinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların, kaza yapan aracın müvekkil şirket nezdinde, (İMMS) ile sigortalı olduğundan bahisle manevi tazminat talep ettiğini, dava konusu kazanın sigortalıları ...'e ihbarını talep ettiklerini, müvekkil şirketin açılan dava sebebiyle sorumluluğuna karar verilmesi halinde istiap aşımı sebebiyle taraflarından mahkeme ilamına göre sigortalıya rücu edileceğini, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle, davanın usulden reddi gerektiğini, başvuru şartının yerine getirilmiş kabul edilebilmesi için gerekli belgelerin tamamının sigorta şirketine ibraz edilmesi ve kanunda öngörülen süre dolmasına rağmen ödeme yapılmamış olması gerektiğini, davacıların kusuru ve zararı kanıtlaması gerektiğini, müvekkil sigorta şirketinin, poliçede ve genel şartlarda yer alan hükümler dahilinde, poliçede yazılı teminat tutarı ile sınırlı olan sorumluluğu, sigortalının kusurlu ve sorumlu olması halinde söz konusu olacağını, müvekkilinin sigorta şirketinin, iş hukuku mevzuatından kaynaklanan kusurlara dair herhangi bir sorumluluğunun da bulunmadığını, davaya konu kazada vefat eden ..., ... ve ...'ın nakliye firmasında çalıştıklarını, davacı taraf dava dilekçesinde, vefat eden kişilerin iş vereninin iş hukuku anlamında çalışanlarına uygun talimat vermemesi sebebiyle kusurlu olduğunu belirttiklerini, müteveffaların vefatına konu kazanın aynı zamanda iş kazası olduğunu, esas sorumluluğun iş hukuku anlamında değerlendirilmesi gerektiğini, talep edilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, vefat eden kişilerin anne, babası, eşi ve çocukları dışındaki kişiler yönünden manevi tazminata hükmedilmemesini talep ettiklerini, müteveffa ..., ... ve ...'ın kaza sırasında emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı yanın avans faizi talebine itiraz ettiklerini, taraflar arasındaki ilişkinin ticari bir nitelik arzetmeyip tazminat talebinin de haksız fiilden kaynaklandığını, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte müvekkil şirketin faizden dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olduğunu, müvekkili şirkete davadan önce başvuru yapılmış ve davacının zararı karşılandığını, Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. maddesi gereğince, sigorta şirketinin hasar ödeme mükellefiyeti hak sahibinin belgeleri ile usulen sigorta şirketine müracaatından itibaren 8 iş günü sonra başladığını, müvekkil şirket usulen tümerrüde düşürülmediği için faizden dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olduğunu belirterek, eksik başvuru sebebiyle davanın reddini, aksi halde yetki itirazının kabul edilerek dosyanın yetki yönünden reddini, aksi halde davanın sigortalı ...'e ihbarını, esas sorumluluğun iş hukuku anlamında işverene ait olması sebebiyle aleyhlerine haksız olarak açılan davanın reddini, aksi halde aleyhe tazminata hükmedilirken müteveffanın yakınlarının işverenden de iş kazası kapsamında manevi tazminat isteyecek olmaları sebebiyle davacıların zenginleşmemesinin göz önünde bulundurulmasını, davacının davasının ispatı halinde, müvekkili şirketin öncelikle ferilerden sorumlu tutulmaması, olmaz ise asıl alacak, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti açısından ayrı ayrı bakiye poliçe limiti ile sorumlu tutulmasını, faizin en erken dava tarihinden başlatılmasını bildirerek, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; davanın, 01/07/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ..., ... ve ...'ın vefatı sebebiyle çocukları, eşleri, anne ve babaları ile kardeşlerinin aralarında bulunduğu davacıların adı geçen müteveffaların içerisinde yolcu olarak bulunduğu  aracın kasko sigortacısı davalı sigorta şirketinden manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, kaza yapan aracın, davalı tarafından manevi tazminat dahil sınırsız İMMS ile sigortalı olduğunun görüldüğü, mahkemece kusur durumunun tespiti bakımından KGM Fen Heyeti'nden oluşan üçlü kusur bilirkişi heyetinden alınan raporda; \"...Olayın, kamyon sürücüsünün gece vaktinde, tehlikeli virajlı ve tehlikeli eğimli yolda seyrederken aracının hızını mevcut yol, hava, görüş ve aracının yük durumuna göre ayarlayamayarak, direksiyon hakimiyetini kaybederek aracın sol yanı üzerine devrildiği, buradan sağa doğru 39 metre sürüklenerek çelik oto korkulukları da aşarak taşıt yolunun dışında duruşa geçtiği, araçta bulunan sürücü ile üç yolcunun olay sırasında veya akabinde vefat ettiği, ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğinin anlaşıldığı, buna göre; dava dışı müteveffa sürücü ...'ın, yönetimindeki kamyon ile seyri sırasında daha dikkatli ve tedbirli davranmamakla, yönetimindeki aracın hızını, aracın yük ve teknik özellikleri ile görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamakla, mahal şartlarına göre yüksek bir hızla seyretmekle, iniş eğimli yolda virajlı kesime yaklaşırken hızını düşürmesi ve seyrini daha müteyakkız bir şekilde sürdürmesi gerekirken, aksine olay yeri sola tehlikeli viraja yüksek seyir hızı ile dikkatsiz ve tedbirsizce giriş yapması nedeni ile direksiyon hakimiyetini kaybedip sebebiyet verdiği olayda, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun Madde 52/a (Kavşaklara yaklaşırken,dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak zorundadırlar.), 52/b (Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak, zorundadırlar.) ve Madde 47/d (Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere, uymak zorundadırlar.) kuralı ihlalle meydana gelen olayda tamamen kusurlu bulunduğu, Trafik Kazası Tespit Tutanağında belirtilen görüş ve kanaate heyetçe de iştirak edildiği...\" yönünde kanaat bildirildiğinin görüldüğü, raporun karar vermeye elverişli olduğu, davalıya sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğuna yönelik tespitin mahkemece benimsendiği, kaza tespit tutanağında davacıların murislerinin kaza anında konumu ile emniyet kemeri takıp takmadıklarına dair kesin bir tespitin yapılamadığının belirtildiği gibi davacıların murislerinin kazaya karışan kamyonette, aracın niteliği ile Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 130. madde hükmüne aykırı olarak istiap hadleri aşılmak suretiyle seyahat ettiğinin kesin bir şekilde kanıtlanamadığı ve olayın oluş şekline göre de kazanın münhasıran istiap haddinin aşılmasından kaynaklanmadığı anlaşılmakla, davacıların murisine izafe edilebilecek bir müterafik kusur durumunun mevcut olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, davacıların manevi tazminat istemlerine gelince, somut olayda uygulanması gereken 6098 sayılı Kanunun 56. maddesinde, “ölenin yakınlarının” manevi tazminat talep edebileceği düzenlenmiş olup, müteveffa ...'ın UYAP sorgusundan davacı ...'ın eşi, ..., ... ve ...'ın çocukları, ...'ın babası, ...'ın annesi, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ...'ın kardeşleri olduğu, müteveffa ...'ın UYAP sorgusundan davacı ...'ın eşi, ... ve ...'ın çocukları, ...'ın annesi, ..., ..., ... ve ...'ın kardeşleri olduğu,  müteveffa ...'ın UYAP sorgusundan ise ...'ın eşi, ..., ..., ..., ..., ..., ...'ın çocukları, ...'ın annesi, ...'ın babası, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın kardeşleri olduğu anlaşılmakla, tüm davacıların “ölenin yakını\" kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve bu nedenle manevi tazminat istemi bakımından aktif dava ehliyetlerinin bulunduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, somut olayda olay tarihi, olayın oluş şekli, kazada davacıların murisinin/müteveffanın kusursuz olması, kaza neticesinde davacıların durumuna göre eş, baba, ağabey veya oğullarını kaybetmesi, soruşturma dosyası kapsamı ile tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacıların kaza sonucu müteveffanın ölümü nedeniyle çektikleri acı ve duymuş oldukları üzüntünün boyutu, mütevaffa ile yakınlık dereceleri, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve davacıların uğradığı manevi zarar göz önüne alınarak her bir davacı bakımından belirlenen manevi tazminat miktarlarına göre davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar vermek gerektiği, temerrüt tarihi bakımından, Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. maddesi gereğince davacılar tarafından davalı ... A.Ş.'ye başvuru tarihi ile birlikte davacıların talebi ile de bağlı kalınarak 05/10/2022 tarihinin esas alınması, sigortalı aracın ticari nitelikte olduğu gözetilerek de avans faizi işletilmesi uygun bulunarak,  karar verildiği, gerekçesiyle; “1-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;<br>a) ...’ın vefatı nedeniyle, davacı eş ... yönünden 300.000,00 TL, çocuklar ... yönünden 200.000,00 TL, ... yönünden 200.000,00 TL, ... yönünden 200.000,00 TL, baba ... yönünden 140.000,00 TL, anne ... yönünden 140.000,00 TL, kardeşler ... yönünden 40.000,00 TL, ... yönünden 40.000,00 TL, ... yönünden 40.000,00 TL, ... yönünden 40.000,00 TL, ... yönünden 40.000,00 TL, ... yönünden 40.000,00 TL, ... yönünden 40.000,00 TL, ... yönünden 40.000,00 TL, ... yönünden 40.000,00 TL, ...yönünden 40.000,00 TL, ... yönünden 40.000,00 TL, ... yönünden 40.000,00 TL, ...yönünden 40.000,00 TL, ... yönünden 40.000,00 TL manevi tazminatın 05/10/2022 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>b) ...’ın vefatı nedeniyle, davacı eş ... yönünden 300.000,00 TL, çocuklar ... yönünden 200.000,00 TL, ... yönünden 200.000,00 TL, anne ... yönünden 140.000,00 TL, kardeşler ...yönünden 40.000,00 TL, ... yönünden 40.000,00 TL, ... yönünden 40.000,00 TL, ... yönünden 40.000,00 TL manevi tazminatın 05/10/2022 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>c) ...’ın vefatı nedeniyle, davacı eş ... yönünden 300.000,00 TL, çocuklar ... yönünden 200.000,00 TL, ... yönünden 200.000,00 TL, ... yönünden 200.000,00 TL, ... yönünden 200.000,00 TL, ... yönünden 200.000,00 TL, ... yönünden 200.000,00 TL, anne ... yönünden 140.000,00 TL, baba ... yönünden 140.000,00 TL, kardeşler ... yönünden 40.000,00 TL, ... yönünden 40.000,00 TL, ... yönünden 40.000,00 TL, ... yönünden 40.000,00 TL, ... yönünden 40.000,00-TL, ... yönünden 40.000,00 TL, ... yönünden 40.000,00 TL, ... yönünden 40.000,00 TL, ... yönünden 40.000,00 TL, ... yönünden 40.000,00 TL manevi tazminatın 05/10/2022 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>d) Fazlaya dair istemin reddine,” karar verilmiş, karar tüm taraflarca istinaf edilmiştir.   <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkillerinin yakınlarının tek taraflı kazada vefat ettiklerini, toplam 12.100.000,00 TL manevi tazminat talep ettiklerini, yerel mahkeme tarafından takdir edilen manevi tazminatların son derece yetersiz olduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatlarına göre çok düşük takdir edildiğinin görüleceğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>Davalı ...A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde; takdir edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, mahkemece eşler için 300,000'er, çocuklar için 200.000'er TL, anne ve babalar için 140.000,00'er TL, kardeşler için 40.000'er TL tazminata karar verdiğini, güncel uygulamalarda bu rakamların 1/3 kadar manevi tazminata karar verildiğini, mahkemenin 28 yaşında vefat eden anne ve babası ile 41 yaşında vefat edenin anne ve babası için aynı miktarda tazminata hükmettiğini, somut olayın özelliklerinin gözetilmediğini, adil olmayan fahiş miktarlara hükmedildiğini, ölçülülük ilkesine uygun olmadığını, kazanın meydana gelmesinde müterafik kusurun tarafların sosyal ekonomik durumlarının nazara alınmadığını, müterafik kusura ilişkin değerlendirme de yapmadığını, istiap haddinin aşılması nedeniyle müterafik kusurun oluşacağını, yerel mahkeme tarafından dava tarihinden önce bir tarih için faiz işletilmesinin de hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere ancak dava tarihinden itibaren faiz işletilebileceğini, avans faizinin de hatalı olduğunu, takdir edilen vekalet ücretleri toplam tutar nazara alındığında adil olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Mahkemece verilen kararda, kamu düzenine aykırılıklar nazara alınarak, istinaf edenlerinin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan incelemede; <br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle manevi tazminat istemidir. 43 davacı, evden eve nakliye işi yapan araçta, yolcu olarak bulunan ve trafik iş kazası neticesinde vefat eden yakınlarının ölümü nedeniyle toplam 12.100.000,00 TL manevi tazminat talep etmiş, mahkemece yapılan yargılama neticesinde, toplam 4.900,000,00 TL manevi tazminata karar verilmiş, karar davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararının tebliğ ve istinaf edilmesinden sonra davalılardan ... 09/04/2024 tarihinde vefat etmiş ise de, vefat kararın istinafından sonra gerçekleştiğinden, istinaf hakkının kullanılmış olması nedeniyle, taraf teşkiline ilişkin eksiklik olarak görülmeyerek, istinaf kararının tebliği aşamasında kararın tebliği yeterli görülerek, dosya istinaf sebepleri çerçevesinde incelenmiştir. <br>Olay tarihinde, davacılar vefat edenlerin annesi, babası, eşi ve çocuğu, kardeşleri olma sıfatları ile meydana gelen ölüm sebebiyle manevi tazminat talep ettikleri, vefat edenlerin tamamının sıhri ya da kan hısımlılıkları olduğu, bu çerçevede, davacı ...'ın eşi ...'ın vefatı yanı sıra, kardeşi ...'ın vefatı nedeniyle manevi tazminat talep ettiği; davacı ...'ın eşi, ...'ın vefatı yanı sıra, kardeşi  ... vefatı nedeniyle de manevi tazminat talep ettiği, yine davacılar ... ve ...'ın kardeşi ... ve kardeşi ...'ın vefatı nedeniyle manevi tazminat talep ettiği görülmüştür.<br>1-Davalılar vekilinin kusur durumuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; olay tarihinde, taşımacılık işi yapan, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle, İMMS ile sigortalı aracın, yoldan çıkması ile meydan gelen kazada, araç içerisinde  bulunan ve eşya taşıma içinde çalıştıkları anlaşılan, ..., ... ve ...'ın vefat ettiği, dosya kapsamından anlaşılmıştır. Kazanın oluş şekli nazara alındığında, trafik kazasının meydana gelmesinde, sürücünün kusurunu ve/veya işletenin sorumluluğunu ortadan kaldıracak ya da azaltacak, 3. işinin ya da zarar görenin kusuru olduğuna, yahut kazaya mücbir sebebin sebep olduğunun davalı tarafından kanıtlanamamış olmasına,  istiap haddinin aşılmasının kazaya etkisinin rücu davasında değerlendirilebilecek olmasına göre davalının kusur oranına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br>2-Davacıların manevi tazminatın az olduğu, davalıların ise fahiş olduğuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; 6098 sayılı TBK. md. 56/2, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde, Kanun'un takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür. <br>Bu çerçevede, 22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nda belirtildiği üzere ölüm vuku bulmuşsa, sağlığında ölen ile davacı arasındaki münasebetin mahiyeti ve derecesi bu hususun takdirinde büyük rol oynayacağı gibi, olayın oluş şekli de, manevi tazminatın takdirinde nazara alınır. Feci bir olay ile normal şartlar altında meydana gelmiş olan olay bir tutulamaz. Bu durumda dahi manevi tazminatın amacı ve İBK ile oluşturulan ilkeler gözetilerek, ilgililerin yani failin, olaydan başka sorumlu varsa onun, mesela işletenin, istihdam edenin, ölenin, davacıların içtimai vekillerinin, tahsil ve iktisadi durumlarının göz önünde tutulması lazımdır. Olay nedeniyle zarar görenlerin sayısı da önem arz edeceğinden, bu durum da göz önüne alınmalıdır. TBK'nın 56/2 maddesindeki manevi tazminatın, tazminat talep edenin doğrudan bir bedeni zararına ilişkin, değil yakının bedeni zararı kapsamında bir miktar para talebi olması nazara alındığında, meydana gelen ölümün, davacıların bundan sonraki hayatlarında etkisinin, daha sınırlı olacağı göz ardı edilmemelidir. <br>Yine, manevi tazminatın, sigorta şirketince güvence alınması durumunda, sigorta şirketi tarafından, işletenin sorumluluğunu üstlendiğinden, manevi tazminatın belirlenmesinde, sigortanın sağladığı limit ya da sigortanın sosyal ekonomik durumu değil, sigortalının ve sürücüsünün sosyal ekonomik durumu nazar alınması gerektiğinden, dava sigorta şirketine karşı açılmış olsa dahi, sürücü ve işletenin sosyal ekonomik durumu göz ardı edilmemeli, manevi tazminat miktarı belirlenirken, zarar görenin maddi zararlar çerçevesinde sorumlukları da gözetilerek, bu çerçevede manevi tazminatın zarar sorumlusunun mahvına  neden olmayacak, ancak zarar görenin de tatmin duygusunu sağlayabilecek, ancak felaketi de özendirmeyecek boyutta olmasına dikkat edilmesi gerekir. <br>Somut olayda, davacılar, eşini/babalarını/kardeşlerini/çocuklarını kaybetmiş olmaları nedeniyle manevi tazminat davası açmışlar, 01/07/2022 tarihinde meydana gelen kazada araç sürücüsünün tam kusurlu  olduğu, kaza trafik iş kazası ise de, kaza tarihi, kaza tarihindeki paranın satın alma gücü, manevi tazminatın mamelek hukukundan kaynaklanan bir zararı karşılamaya yönelik olmaması, tarafların sosyal ekonomik durumu, meydana gelen kazanın sürücü ve işleten bakımından meydana getirdiği sonuçların ekonomik boyutu, vefat edenlerin yaşı ve evli çocuk sahibi olmaları nedeniyle, anne ve kardeşler yönünden  bundan sonraki yaşantılarında yaratacağı  sınırlı etki, taksirli bir olay neticesinde, oluşan maddi ve manevi zararın sürücü ve işleten üzerinde yaratacağı, ekonomik etki, tarafların sosyal ekonomik durumları ve manevi tazminat talep edenlerin sayısı ve yakınlık dereceleri nazara alındığında, 4.900.000,00 TL'yi bulan manevi tazminatın, yetersiz olmayıp fahiş olduğu, vefat edenlerin eşleri açısından 175.000,00 TL,  babaları vefat eden çocuklarına 125.000,00 er'TL, vefat edenlerin anne ve babaları için 85.000,00 er TL, kardeşler için 25.000,00 er TL manevi tazminatın hak ve nesafete uygun olduğu, bu açıdan eşini ve kardeşini kaybeden ... ve ... için 200.000,00 TL, iki kardeşini kaybeden ... ve ... için ayrı ayrı 50.000,00 er TL  manevi tazminat takdirinin gerektiği kanaatine varıldığından, davacıların istinaf sebepleri yerinde görülmemiş, davalının istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.<br>3-Davalılar vekilinin vekalet ücretlerine yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, HMK'nın 58. maddesi gereğince davaları birbirinden bağımsız olup, her bir davacının davası açısından ayrı vekalet ücreti takdir edilmiş olmasında isabetsizlik yok ise de, aynı olay nedeniyle, aynı vekil tarafından 43 davacının talebine yönelik birlikte dava açılmış olup, bir kısım davacıların davasının \"dava yığılması\" şeklinde açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Öncelikle, ..., ..., ... ve ...lehine takdir edilen vekalet ücreti yönünden iki yakınlarının vefatı nedeniyle takdir edilen toplam manevi tazminat üzerinden vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, her bir talepleri için ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmiş olması doğru görülmemiştir. <br>Davacı sayısı açısından ise; her ne kadar her bir davacının tazminat talebi çerçevesinde davacı lehine ayrı vekalet ücreti takdiri uygun ise de, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'nin 22. maddesinde \"Seri davalarda ücret\" düzenlenerek, ilgili maddede; \" (1) İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda on dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda ilk on dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50’si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda ilk elli dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %40’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzden fazla açılan seri davalarda ilk yüz dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %25’i oranında avukatlık ücretine hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir.\" denilerek, seri davalarda, vekalet ücretinin ne şeklide takdir edileceği düzenlemiştir. Seri dava olarak görülebilecek bir davanın, ayrı ayrı açılması ya da birlikte ihtiyari dava olarak açılmış olması arasında fark bulunmadığından, Tarife'nin 22. maddesi ihtiyari olarak birlikte açılan davalarda da uygulanacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun içtihatları da bu yöndedir. (Yargıtay HGK 2023/5-36 E. 2023/668 K.; \"....Seri dava, medeni yargılama hukuku ve idari yargılama hukuku uygulamasıyla ortaya çıkan, usul ekonomisi ilkesinin gerçekleştirilmesi ve çelişkili karar verilmesinin önlenmesi amacına hizmet eden ve gelişmekte olan bir kurumdur. Bilhassa iş hukuku kaynaklı bazı uyuşmazlıklarda, bunun dışında tüketici hukuku, şirketler hukuku, haksız rekabet hukuku, tazminat hukuku gibi diğer özel hukuk kaynaklı bazı uyuşmazlıklarda seri dava uygulaması ile karşılaşılmaktadır. <br>...... Seri dava uygulaması yalnızca Yargıtay içtihatlarına konu olmamış, idari yargılama hukukunda da, medeni yargılama hukukundaki seri dava uygulamasıyla tam olarak örtüşmemekle birlikte, idari yargının kendisine has özellikleri çerçevesinde bu kavram tartışılmıştır. Nitekim Danıştay, 28.02.1975 tarihli, 1971/13 Esas, 1975/8 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararında davalar arasındaki bağlantıdan yola çıkarak seri davaları “benzer veya aynı tip davalar” şeklinde tanımlamıştır.<br> İçtihatların tek başına konuyla ilgili tereddütleri ortadan kaldırmaması üzerine bu alanda bir düzenleme yapılması ihtiyacı duyulmuş ve 2014 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 21 inci maddesi ile ilk defa seri dava kavramı, böyle bir durumda vekâlet ücretinin ne olması gerektiğine ilişkin bir düzenlemeye kavuşturulmuştur. <br> Bahsi geçen 2014 yılı Tarifesinde, seri davalar hakkında her bir dava için, ayrı ayrı tam vekâlet ücretine hükmedileceği belirtilmiş ise de bu durumun bazen hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurması nedeniyle bundan sonraki yıllara ait tüm tarifelerde ücret seri dosyaların sayılarına bağlı olarak değişecek oranda (kademeli şekilde) düzenlenmiş ve belli bir sayıyı aşan seri davalar açısından tam vekâlet ücreti uygulamasından vazgeçilmiştir.<br>.......... Bu hüküm 2023 yılı Tarifesinde de aynen yer almaktayken 11.04.2023 tarihli ve 32160 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklikle maddenin; “İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda on dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda elli dosyaya kadar açılan seri davalarda ilk on dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %50’si oranında avukatlık ücretine, toplamda yüz dosyaya kadar açılan seri davalarda ilk elli dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %40’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzden fazla açılan seri davalarda ilk yüz dosyadan sonra gelen her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %25’i oranında avukatlık ücretine hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir” şeklini aldığı anlaşılmaktadır.<br>....11. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde seri davadan bahsedilirken bu kurum “İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü” olarak nitelendirildiğine göre gelinen aşamada ihtiyari dava arkadaşlığı kavramına kısaca değinilmesi yerinde olacaktır.<br> 12. Bir davanın birden fazla kişi tarafından veya birden fazla kişi aleyhine açılabilmesi için aynı tarafta yer alanlar arasında hukuki bir bağlantının bulunması gerekir. Hukukumuzda bu bağlantı, karşılığını “dava arkadaşlığı” kurumunda bulmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 01.03.2023 tarihli, 2022/10-994 Esas, 2023/142 Karar sayılı kararı).<br>13. Dava arkadaşlığı, birlikte dava açılmasının (dava yığılmasının) bir türüdür. Davacının davalıya karşı birden fazla talebini aynı davada talep etmesi objektif dava yığılması olarak adlandırılırken, dava arkadaşlığı subjektif dava yığılması yani davacı veya davalı (veya her iki) tarafta birden fazla kişinin bulunması hâline ilişkindir ve zorunlu (mecburi) olabileceği gibi isteğe bağlı (ihtiyari) şekilde de doğabilir (Baki Kuru; Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2021, C.III, s. 3284). <br>14. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 59 uncu maddesinde düzenlenen zorunlu dava arkadaşlığı maddi hukuka göre bir hakkın birden çok kişi tarafından birlikte kullanılması ya da birden çok kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tümü hakkında bir hüküm verilmesi gereken durumu ifade eder (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C. I, s. 261). Bu durum; dava konusu olan hakkın birden fazla kişi arasında ortak olması ve bu hukuki ilişki hakkında mahkemece bütün ilgililer için aynı şekilde ve tek bir karar verilmesinin gerekliliği gibi maddi bir zorunluluktan kaynaklanabileceği gibi,  böyle bir maddi zorunluluk olmamasına rağmen kanun koyucunun gerçeğin daha iyi ortaya çıkmasını ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin doğru sonuca bağlanmasını sağlamak için birden fazla kişiye karşı dava açılmasını usulen şart kıldığı şeklî bir zorunluluktan da kaynaklanabilir.<br>15. Bu şekilde bir zorunlu dava arkadaşlığı bulunmamasına rağmen davanın tarafında/taraflarında birden fazla kişinin yer alması mümkündür ve bu durum ihtiyari dava arkadaşlığı olarak adlandırılır.<br>16. İhtiyari dava arkadaşlığının görünümleri HMK’nın 57' nci maddesinde “(1) Birden çok kişi, aşağıdaki hâllerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir:<br>a) Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, el birliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması.<br>b) Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri.<br>c) Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması” şeklinde düzenlenmiştir. <br>17. Maddenin (c) bendinde düzenlenen hâl, uygulamada en çok karşılaşılan, sıklıkla tereddüt yaratan ihtiyari dava arkadaşlığı türüdür ve Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlığın da kaynağıdır.<br>18. Kanun koyucu mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 43 üncü maddesindeki düzenlemede, sadece aynı sebepten doğan davalar bakımından ihtiyari dava arkadaşlığı hükümlerinin uygulanacağını belirtmekle yetinmiştir. Ne var ki doktrinde ve Yargıtay uygulamasında aynı sebep kavramı geniş yorumlanmış ve benzer sebeplerden doğan davalar bakımından da ihtiyari dava arkadaşlığının mümkün olduğu kabul edilmiştir. Bu yönelimi göz ardı etmeyen kanun koyucu 6100 sayılı Kanun’da bu kez davanın temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin benzer olmasını esas alan  57'nci madde düzenlemesiyle ihtiyari dava arkadaşlığı oluşturabilecek sebepleri daha geniş ifade etmiştir.<br>19. Davaların temelini oluşturan vakıa ve hukuki sebeplerin aynı olması şeklindeki bir “bağlantı” bir yandan ihtiyari dava arkadaşlığının temelini oluştururken bir yandan da HMK’nın 166'ncı maddesinde düzenlenen “davaların birleştirilmesi” ihtimalini beraberinde getirecektir. Üstelik kanun koyucu maddenin dördüncü fıkrasında “Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır” şeklindeki düzenlemeyle bu konuda kanuni bir karine yaratmıştır.<br>20. Gerek ihtiyari dava arkadaşlığı gerekse davaların birleştirilmesi kurumları, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması amacına ve bu suretle usul ekonomisi ve adil yargılanma ilkelerine hizmet eder. Üstelik bu yolla çelişkili kararların önüne geçilerek mahkeme kararlarına olan güven sağlamlaşır. <br>21. Ne var ki usul hukukumuzda egemen olan tasarruf ilkesi gereği, zorunlu dava arkadaşlığının söz konusu olmaması kaydıyla taraflar, aralarında bağlantı bulunan davaları ayrı ayrı yahut birlikte açmakta serbesttir. Üstelik davaların birleştirilerek görülmesi, bilhassa taraf sayısının fazlalığı gibi bazı durumlarda kanunun konuluş amacına hizmet etmeyebilecektir.<br>22. Bu suretle birbirleriyle bağlantılı davalar ayrı ayrı yargılamalarda çözümlenebileceği gibi birleştirilseler dahi ihtiyari dava arkadaşlığında davaların birbirinden bağımsızlığı (HMK, md. 58) ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin “Bir davanın takibi sırasında karşılık dava açılması, başka bir davanın bu davayla birleştirilmesi veya davaların ayrılması durumunda, her dava için ayrı ücrete hükmolunur”  şeklindeki 8 inci madde düzenlemesi nedeniyle her bir dava için ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedileceği konusunda tereddüt bulunmamalıdır.<br>23. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 22'nci maddesinde de, ayrı ayrı dava açma özgürlüğü ve bunun tek başına bir hakkın kötüye kullanılması mahiyeti taşımadığı gözetilirken diğer taraftan da vekilin çoğunlukla aynı şekilde kaleme alınmış dava/cevap/kanun yolu başvuru dilekçeleri üzerinden, yargılamalar sırasında da tek bir beyan yahut usuli işlemle tüm dosyalara sirayet eder şekilde hareket edebilmesinden doğan emek ve zaman tasarrufu dikkate alınmış, bu şekilde hak ve nesafet dengesi korunarak hükmedilecek vekâlet ücretleri yönünden hem vekilin hem de vekâlet ücreti yüklenilen karşı tarafın durumu adilane bir çözüme kavuşturulmak istenmiştir.<br>.....<br> 25.  Bu durumda, açılan davalarda HMK’nın 57'nci maddesinin (c) bendi anlamında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu ve bu sebeple davaların seri dava niteliğinde olduğunun kabulü gerekeceğinden takip edilen seri işler yönünden vekâlet ücretinin tespitinde AAÜT’nin 22'nci maddesinin dikkate alınması gerektiği açıktır. \")<br>Buna göre, davacılar ihtiyari olarak birlikte dava açtıkları halde, aynı avukat tarafından birlikte temsil edildikleri davalar seri dava mahiyetinde olduğundan, Tarife'nin 22. maddesi eldeki davada uygulanarak, bu şekilde toplam dava değerinden hesaplanacak vekalet ücretinden az olmamak üzere vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, davacılar lehine fazla vekalet ücreti takdir edilmiş olması doğru görülmemiştir. <br>Yukarıda, açıklanan nedenlerle, davacıların istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılamaya ihtiyaç bulunmamasına göre ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden hüküm tesisine, buna göre manevi tazminat miktarlarının 2 no.lu bentte açıklanan miktarlarda  kısmen kabulüne, davacılar tarafından sigorta şirketine dava açmadan müracaat edilmiş ise de, dava İMMS kapsamında olup, Yargıtay 4. HD tarafından, arabuluculuk başvurusu ile temerrüdün gerçekleştiğinin kabul edilmiş olmasına göre tazminat alacağının arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren temerrüdün gerçekleşeceği kabul edildiğinden, taleple bağlı kalınarak, temerrüt faizine karar verilerek, vekalet ücreti Dairemiz karar tarihinden yürürlükte bulunan Tarife'nin 22. madde çerçevesinde takdir edilerek, toplam dava değerine göre hesaplanacak miktardan az olmamak üzere takdir edilmesi gerekmiş aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>I-Davacılar vekilinin istinaf talebinin, HMK'nın 353/1-a-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>II-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 19/12/2023 tarihli, 2023/92 Esas - 2023/868 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,<br> HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, buna göre;<br>1-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;<br>Davacı ... ve davacı ...  yönünden eşini ve kardeşini kaybetmiş olmaları nedeniyle ayrı ayrı 200.000,00 TL,<br>Davacı ... yönünden eşini kaybetmiş olması nedeniyle  175.000,00 TL,<br>Davacılar ..., ..., ..., ..., ...,  ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden, babalarını kaybetmiş olması nedeniyle, ayrı ayrı 125.000,00'er TL <br>Davacılar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden, oğullarını kaybetmiş olmaları nedeniyle ayrı ayrı  85.000,00'er TL,<br>Davacılar ... ve ...'ın iki kardeşini kaybetmiş olmaları nedeniyle her bir davacı için 50.000,00' er TL<br>Davacılar  ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... için kardeşlerini kaybetmiş olmaları nedeniyle ayrı ayrı 25.000,00'er TL  manevi tazminatın 05/10/2022 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte, davalıdan tahsili ile adı geçen davacılara  ödenmesine,<br>Fazlaya dair istemin reddine, <br>2-Alınması gereken 206.637,75 TL harçtan peşin alınan 41.327,55 TL  harcının mahsubu ile bakiye 165.310,20 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir  kaydına,<br>3-Davacılar tarafından başlangıçta yatırılan 41.327,55 TL peşin harç, 179,90 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 41.507,45‬ TL'nin davalıdan alınarak, davacılara verilmesine,<br>4-Davacılar tarafından yapılan 149,50  TL tebligat ve müzekkere gideri, 4.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.649,50 TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre belirlenen  1.162,38 TL'sinin, davalıdan alınarak, davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin giderin davacılar üzerinde bırakılmasına,<br>5-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince 6.560,00-TL arabuluculuk ücretinin 1.640,00 TL'sinin davalıdan alınarak, 4.920,00 TL'sinin ise davacılardan alınarak  hazineye gelir kaydına,<br>6-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihindeki AAÜT md. 10 ve 22. Maddesi hükümleri nazara alınarak,<br>Davacılar  ... için 32.000,00 TL, ... için 32.000,00 TL, <br>Davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,  için ayrı ayrı 30.000'er TL, <br>Davacılar ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... için ayrı ayrı 15.000,00' er TL,<br>Davacılar ..., ... ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ...,  , ..., ..., ... için ayrı ayrı  12.500,00'er TL  vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara  verilmesine,<br>7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT md. 10 ve 22. Madde hükümü nazara alınarak,<br>Davacı ...'dan  32.000,00 TL, ...'dan 32.000,00 TL, <br>Davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'dan   ayrı ayrı 30.000'er TL,<br>Davacılar ... , ... , ..., ..., ..., ...,  ..., ..., ..., ..., ... 'dan  ayrı ayrı 15.000,00'er TL,<br>Davacılar ..., ... ,  ..., ..., ... , , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'dan  ayrı ayrı  12.500,00'er TL  vekalet ücretinin alınarak, davalıya  verilmesine,<br>8-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,<br>9-Sarfedilmeyen  gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,<br>İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:<br>II-İstinaf talebi reddedilen davacılardan alınması gerekli 615,40 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacılardan alınarak hazineye irat kaydına, <br>III-İstinaf talebi reddedilen davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,<br>IV- Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,<br>V-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından 1.169,40 TL istinaf başvuru harcı gideri ve 316,00-TL  tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 1.485,40 TL'nin davacılardan alınarak davalıya  verilmesine,<br>lV-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>V-Kararın tebliği ve harç iadesi işlemlerinin ilk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,\t<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 22/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br><br>\t\t\t\t<br>Başkan <br> <br>Üye <br> <br>Üye <br> <br>Katip <br> <br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ae3d3317c67089f3","SID":"c3ebb3f2b90879b4"}}