{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ....<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/09/2021<br>NUMARASI\t\t:.....<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tDairemizce verilen 22/12/2023 tarih ve 2021/1986 Esas, 2023/1719 sayılı karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14/01/2025 tarih ve 2024/1766 Esas, 2025/74 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendi:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, asıl ve birleşen davada, müvekkilinin 2019/23827 sayılı \"... ...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirketin \".........\" ibareli markalarına dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığınca itirazın yerinde görülerek, müvekkili başvurusunun kısmen reddedildiğini, bu karara karşı müvekkilince yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddine karar verildiğini, oysa itiraza gerekçe tutulan ..... sayılı markaların tescilleri üzerinden 5 yıllık süre geçtiğini, bu nedenle anılan markalar için Türkiye’de ciddi kullanımı gösterir delillerin sunulmasını talep ettiklerini, müvekkilinin \"... ...\" markasının gerçek hak sahibi olduğunu, kişi adlarının tesciline bir engel olmadığını, müvekkilinin kişi adını içerir başvurusunun kısmen reddedilmesinin, bir kişilik hakkı ihlali olduğunu, müvekkilinin 2009 yılında ortağı olduğu aile şirketi olan ... ... şirketinden ayrılarak kendi kuyumcu dükkanını açtığını, 01.01.2009 tarihinden bu yana da \"... ...–... ...\" ismiyle faaliyet gösterdiğini, dolayısıyla 10 yılı aşkın bir süredir bu isim altında faaliyet gösteren müvekkilinin kendi adını başvuru konusu ettiğini, davalı Şirketin de bu durumu  bildiğini, davalı Şirketin 03.03.2019 tarihinde markasal kullanımların durdurulması için müvekkiline ihtar çektiğini, müvekkilinin aile bağlarının zedelenmesinin önüne geçmek adına \"... ...\" ibaresini kullanmaktan vazgeçtiğini ve tamamen kendi adı, soyadıyla kullanımlarını sürdürmeye başladığını, davalı Şirketin kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davalı Şirket ortaklarının müvekkilinin kardeşleri olduğunu, bu şirketin 1994 yılında taraflarca hep birlikte kurulduğunu, müvekkilinin de 12 yıldır kendi adıyla faaliyet gösterdiğini, redde gerekçe gösterilen markalar ile müvekkili markalarının benzer olmadığını, müvekkili markasının bir bütün olduğunu, muhatap markalarının ise kırmızı renkte \"...\" ve \"...\" ibarelerinden oluştuğunu, markaların telaffuzlarının  farklılaştığını, müvekkilinin markasının tescil edilmesinin, davalı markalarının tanınırlığından yararlanma sonucu doğurmayacağını, zira müvekkilinin kardeşleri ile birlikte bu markayı zaten bilinir hale getirdiğini ileri sürerek, YİDK’in 2020-M-10693 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvurunun tesciline karar verilmesini <br>talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı Şirket vekili, müvekkili Şirketin 1994 yılında kurulduğunu, \"... ...\" adı altında faaliyet yürüttüğünü, bu ibare üzerinde müktesep hak sahibi olduğunu, davacı yanın ise dilekçesinde belirttiği üzere müvekkili firmadaki ortaklıktan 2009 yılında ayrıldığını, davacının da müvekkili gibi Bursa ilinde faaliyet gösterdiğini, bu durumun tüketicilerin yanılmasına yol açtığını, davacının tek başına \"...\" markasını dahi kullandığını, bunun üzerine davacıya ihtarname gönderildiğini, davacının söz konusu marka ve ticaret unvanı üzerinde müvekkilinin öncelik hakkı sahibi olduğunu bildiğini, davacının kullanım ispatı talebinin temelsiz olduğunu, taraf markaları arasındaki karıştırılma ihtimalinin kaçınılmaz bulunduğunu, başvuru konusu markasının 14, 25 ve 35. sınıf mal ve hizmetleri kapsadığını, müvekkili markalarının kapsamlarında da aynı mal ve hizmetlerin yer aldığını, \"...\" soyadının ülkede yaygın kullanılan soy isimlerden olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetlerin tamamının, redde mesnet markaların kapsamlarında yer aldığı, davacının, davalı Şirketin eski ortağı olduğu, davalı Şirketin ortakları ile aynı soyadını taşıdığı, \"...\" ibaresinin, davalı Şirket adına uzun yıllardır marka olarak tescilli bulunduğu, dava konusu başvurunun da bir isim–soyisim markası olmakla birlikte birebir davalıya ait markanın tescili kapsamındaki mallarda tescil edilmek istenilmesi nedeniyle, tüketicinin taraf markalarının her birinin aynı kaynağa ait olduğu zannıyla hareket etme ve buna bağlı olarak işaretler arasında yanılgı yaşama ihtimalinin kuvvetle muhtemel olacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.          <br> <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili asıl ve birleşen davada, davalı Şirketin, \"...\" ibareli tescillerinin olduğunu ve aktif olarak ticaret hayatının her aşamasında  kullandığını, bununla birlikte 2018 yılında \"...\" ibareli markaya ilişkin olarak ayrıca bir tescil daha aldığını, fakat bu ibareye ilişkin aktif bir kullanımlarının mevcut olmadığını, bu sebeple \"...\" ibareli tescilin sicilden terkini istemiyle Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne 2021/244 E. numarası ile dava açıldığını, açılan hükümsüzlük davasının işbu yönünden bekletici mesele yapılması talebinde bulunduklarını, mahkemece  bu talep hakkında bir karar verilmeyerek eksik inceleme ile karar verildiğini, davalı Şirketin sadece \"...\" ibareli markayı kullandığını, \"...\" ibareli markayı ise kullanmadığını, bu sebeple Kuruma yaptıkları itirazın ve ilgili Kurum kararının haksız olduğunu, buna rağmen mahkemenin hükümsüzlük talepli davayı bekletici mesele yapmamasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların gözetilmediğini, 6769 sayılı SMK'nın 7/5-a maddesi uyarınca, marka sahibinin, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesini engelleyemeyeceğini, müvekkilinin de \"... ...\" markasını 2009 senesinden beri kullandığını, dosyaya sundukları deliller ile bu kullanımın ve markanın gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunun ispatlandığını, ayrıca gerçek kişi tacirler için ticaret unvanı bakımından ad ve soyad kullanımının, TTK'nın 41/1 kapsamında yasal bir zorunluluk olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.      <br><br> BÖLGE ADLİYE MAHKEME KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 22/12/2023 tarih, 2021/1986 Esas, 2023/1719 Karar sayılı kararıyla, davacının marka başvurusunun ad ve soyadını içerdiği, davacının soyadı itibariyle davalı markalarıyla benzerlik ve ayniyet gösterdiği kabul edilse de bir bütün olarak davacı markasının davalı markalarından farklı olarak bir kişinin ad soyadı olarak algılanacağı, davacının kullanımının da dürüstçe bir kullanım olduğu, zira dosya kapsamındaki deliller ile davacının, başvuru konusu ibareyi uzunca süredir kullandığını ispat ettiği, bu itibarla davalı markalarıyla dava konusu başvuru arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, öte yandan redde mesnet markaların tanınmış oldukları da ispat edilmediğinden, davacının, davalı markalarının tanınmışlığından yararlanmak gibi bir amacının olduğunun da söylenemeyeceği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. <br><br>YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 14/01/2025 TARİH VE 2024/1766 ESAS, 2025/74 KARAR SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Dairemiz kararının, davalılar vekilleri tarafından temyizi üzerine anılan Yargıtay ilamı ile özetle, davacının başvurusunun \"... ...\" ibaresinden redde mesnet markaların ise \"........\" ibarelerinden meydana geldiği, söz konusu ibarelerin, standart yazı karakterleri ile yazıldığı, bunun dışında, taraf markalarında herhangi bir ibare, şekil ya da figüratif unsurların yer almadığı, \"...\" ibaresinin taraf markalarında ortak olarak yer aldığı, ancak dosya içerisindeki belgelere göre davacının, hem davalı şirketin eski ortağı olması hem de \"...\" ibaresinin, davalı şirket adına uzun yıllardır marka olarak tescilli bulunduğundan  her ne kadar davacının başvuru markası ad ve soyadından ibaret olsa bile eski ortağı olduğu şirket ile arasında ekonomik bir bağlantının var olduğu riski nedeniyle haksız kazanç elde edebileceğinden davacının davaya konu marka başvurusunu kötüniyetle yaptığının kabulü ile asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesi gerekirken hatalı ve yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle Dairemiz kararının, davalılar yararına bozulmasına karar verilmiştir. <br><br><br>GEREKÇE\t: Asıl ve birleşen dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.\t<br>\tDairemizce, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yukarıda anılan bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.\t<br>\tHMK'nın 307. maddesine göre davadan feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Feragat ile davacı, dava konusu haktan maddî hukuk açısından geri dönülemeyecek biçimde vazgeçtiğinden, bu konuda artık herhangi bir hak talep etmesi kural olarak mümkün değildir. Feragat bir inşai hakkın kullanılması niteliği taşır, karşı tarafın veya mahkemenin kabulüne gerek yoktur ve dosyaya vardığı anda kendiliğinden sonuç doğurur. Kural olarak davacı, her davadan hiçbir kayda tabi olmaksızın feragat edebilir. Kayıtsız ve şartsız olması gereken feragat, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. HMK'nın 311. maddesine göre feragat, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur.<br>\tSomut uyuşmazlıkta, davacı vekili Av.... tarafından UYAP sisteminden gönderilen 24/06/2025 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiklerinin bildirildiği, davacı vekillinin dosyada mevcut vekaletnamesinin, davadan feragat yetkisini içerdiği anlaşıldığından, feragat nedeniyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.    <br><br>HÜKÜM\t:  Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Asıl ve birleşen davanın feragat nedeniyle REDDİNE,<br>\t2-Asıl dava yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 556,10-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t3-Birleşen dava yönünden  Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 556,10-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden ve taraf teşkilinin sağlanması nedeniyle birleşen dava açıldığından, her iki dava yönünden tek bir vekalet ücreti olmak üzere karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,<br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t6-Davalı kurum tarafından yapılan istinaf aşamasında yapılan 245,00-TL posta gideri ile 2.107,80-TL temyiz yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.352,80-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı kuruma verilmesine,<br>\t7-Davalı şirket tarafından yapılan temyiz aşamasında yapılan 2.107,80TL başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı şirkete verilmesine, <br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, istinaf aşamasında peşin alınan 59,30-TL’nin düşümü ile kalan 556,10-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,<br>\t10- İstinaf aşamasında duruşma açıldığından ve tek duruşma yapıldığından, istinaf aşamasında kendisini vekille temsil ettiren davalı ... yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 16.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,<br>\t11-Davalı Şirket vekili istinaf aşamasında yapılan duruşmaya katılmadığından, davalı Şirket yararına duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, duruşmaya katılan davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, yapılan açık yargılama sonucunda 25/06/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde  TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/06/2025<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/06/2025 <br><br>\t\t\t<br>  Başkan<br><br> <br> Üye<br><br> <br> Üye<br><br> <br> Katip<br><br> <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c33da164bd4bdeb3","SID":"4931c17ea348010c"}}