{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1338 Esas<br>KARAR NO: 2025/1284 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2025/244 D.İş- 2025/253 Karar<br>TARİH: 12/05/2025<br>KARAR TARİHİ: 16/07/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Talep eden vekili dilekçesinde özetle;  borçlu tarafın müvekkili şirketinin ortağı ve aynı zamanda eski yönetim kurulu başkan vekili olduğunu, şirkette yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde borçlunun, şirketten yüklü miktarlarda döviz cinsinden borç aldığını, borçlunun göndermiş olduğu e postayı ve borçlunun gönderdiği bir kısım imzalı banka talimatları ile diğer e postalarını sunduklarını, borçlunun 900.000 USD'nin kendi hesabına borç olarak gönderilmesi talimatını verdiğini, 2024 senesinde borçlunun cüzi tutarlarda ödemeler yaptığını ancak 1 yıllık dönemde yaptığı bu ödemeler toplam borca kıyasla çok düşük olduğu için borcu kapatmaya yetmediğini, 24/07/2024 tarihinde 3.150.000,00 TL, 20/08/2024 tarihinde 50.000,00 TL, 23/10/2024 tarihinde 200.000,00 TL ve 2.400.000,00 TL olmak üzere toplam 5.800.000,00 TL geri ödeme yaptığını, 2025 senesinde ise toplam 3.575.000,00 TL ödeme yaptığını, bu ödemelerinin hepsinin cari hesaba mahsuben açıklamasıyla şirkete gönderdiğini, şirketin borçludan olan asıl alacak miktarının 270.861.054,11 TL olduğunu, yapılan tüm kısmi ödemeler cari hesap borcundan mahsup edildiğinde işleyen faizlerin ve bunların KDV'si dikkate alınmaksızın bakiye şirket alacağının 267.286.054,11 TL olduğunu, müvekkili şirketin ihtiyati haciz başvurusu kapsamında toplam alacağının tamamı üzerinden değil yalnızca 30.000.000,00 TL'lik kısmı yönünden borçlu aleyhine kısmi ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiğini beyanla borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 12/05/2025 tarih 2025/244 D.İş- 2025/253 Karar sayılı kararında;\"Her ne kadar fatura ve dekontlara dayalı olarak ihtiyati haciz talep edilmiş ise de; birçoğu 2022 ve 2023 yılına ait olan havale/ EFT işlemlerinin geniş bir zamana yayıldığı, bu işlemlerin çoğunda açıklama kısmına yazılan \"cari hesaba mahsuben\" ve \"giden havale\" ibarelerinin hangi taraf lehine alacak doğurduğunun bu aşamada belirli olmadığı, dekont açıklamaları göz önüne alındığında talep tarihi itibariyle hangi tarafın ne miktarda alacaklı olduğu konusunda kanaat edinilemediği, sunulan yazışmalarda adı geçen kişilerin taraflar adına işlem yapmaya mezun olan kişiler olup olmadığının bilinemediği, muaccel bir alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği hususları birlikte değerlendirildiğinde talebin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir...\"gerekçesi ile ''İhtiyati haciz talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin İcra ve İflas Kanunu'nun 257. ve 258. maddeleri uyarınca ileri sürülen ihtiyati haciz talebini, dosyada sunulan bilgi ve belgelerin ihtiyati haciz karanı verilmesi için yeterli olmadığı ve alacağın mevcudiyetinin tespitinin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle oy çokluğuyla reddettiğini, ancak kararın gerekçesi, ihtiyati haczin amacına aykırı olduğu gibi, karara muhalefet eden üye hakimin yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğine dair isabetli görüşlerine itibar edilmek suretiyle ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini;Kendileri tarafından sunulan e-posta yazışmaları, banka dekontları, cari hesap kayıtları, ihtarnameler ve karşı tarafın müvekkili şirketin iştiraki olan şirketle arasındaki davada verdiği beyanların, ihtiyati haciz için aranan \"yaklaşık ispat\" koşulunu fazlasıyla karşıladığını, söz konusu delillerde, borçlunun şirketten USD cinsinden borç talebinde bulunduğu ve bu talep doğrultusunda ödemelerin yapıldığının sabit olduğunu, alacaklı sıfatıyla yaptıkları bu ödemeler karşı tarafın bilgisi ve talimatı dahilinde olup, cari hesapta borç olarak kayıt altına alındığını;Müvekkili şirketin alacaklı olduğu, alacağın rehnedilmemiş ve vadesi gelmiş bulunduğu, borçlunun borcunu ödememekte ısrarlı olduğu hususlarının belgelerle ortaya konulduğunu, dosya kapsamında sunulan fatura örnekleri, ticari yazışmalar, cari hesap mutabakatları ve ihtarnamenin yaklaşık ispat koşulunu  karşıladığını, yerleşik içtihatlara göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın tam ispatı gerekmediğini, \"yaklaşık ispat\"ın yeterli kabul edildiğini, (HGK, 2017/15-916 E., 2020/186 K.);Hal böyleyken İlk derece mahkemesinin karar gerekçesinde, alacağın hangi taraf lehine ve ne miktarda doğduğu hususunda \"kanaat edilemediği\" belirtilerek ihtiyati haczin reddi yoluna gidilmiş olmasının, yukarıda anılan yasal düzenleme ve Yargıtay kararlarıyla çeliştiğini, halbuki Yargıtay'ın istikrar kazanmış kararlarında, ihtiyati haciz talebinde bulunabilmek için alacağın varlığına ilişkin olarak ciddi, inandırıcı ve mahkemeyi kanaate sevk edecek düzeyde belgelerin sunulmasının yeterli görüldüğünü, mahkeme çoğunluğu, dekontlardaki \"cari hesaba mahsuben\" ibaresinin de hangi taraf lehine alacak doğurduğunun belirli etmeye yetmediğine kanaat getirdiğini, sürekli ticari ilişkide bulunan kimselerin, alacaklarını ayrı ayrı istemek yerine, bunları alacak ve borç kalemleri halinde bir hesaba geçirmeyi ve daha sonra kararlaştırılan bir zamanda mahsup ederek sadece net bakiyeyi ödemeyi kararlaştırdıklarını, borçlu da yöneticisi ve ortağı olduğu şirketle cari hesap ilişkisi içerisinde bulunduğundan, para transferleri \"cari hesaba mahsuben\" açıklamasıyla gönderildiğini; Özellikle, 900.000 USD borç nedeniyle yapılan yazışmanın, taraflar arasındaki anlayışın ve teamülün borç ilişkisi olduğuna delil teşkil ettiğini, dahasının, bu bedellere adat işletildiğini, şirket yönünden bir finansman hizmeti olarak kabul edildiğinden fatura kesilip KDV'sinin de şirketçe ödendiğini, 900.000 USD borç verilmesine dair sunulan yazışmayı, cari hesap ekstrelerini, borçlunun şirketin yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle şirket idari iş ve işlemlerindeki rolü ile taraflar arasındaki para gönderimlerine dair dekontlar dikkate alındığında ve tüm bunların, huzurdaki dosyaya bildirdikleri İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/189 E. Sayılı dosyasındaki borçlu beyanları ile birlikte değerlendirildiğinde, 30 milyon TL üzerinden kısmı ihtiyati hacze karar verilmesi talebinin -yaklaşık ispat koşulu sağlandığından- kabulü gerektiğini; Karşı oy gerekçesinde yer alan görüşlerin, hem hukuki hem de dosya içeriği açısından isabetli olduğunu, sunulan kapsamlı deliller, karşı tarafın yöneticisi ve ortağı olduğu şirketle müvekkili arasında kurulan cari hesap ilişkisinin açık göstergeleri olup, borç ilişkisinin mevcudiyetine dair kuvvetli bir kanaat uyandıracak nitelikte olduğunu, alacak miktarının tamamı değil, yalnızca bir kısmı için talep edilen ihtiyati haciz, hem İcra ve İflas Kanunu’na hem de yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun olduğunu beyanla İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/05/2025 tarih ve 2025/244 D.İş - 2025/253 K. Sayılı ihtiyati haciz talebinin reddine dair kararının kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin kabulü ile 30.000.000,00 TL tutarındaki alacakları için borçlunun borcunu karşılayabilecek derecede taşınır, taşınmaz malları ve 3. kişilerdeki hak ve alacakları, maaşları üzerine öncelikle teminatsız olarak, aksi takdirde ise takdir edilecek olan teminatın yatırılması karşılığında kısmi ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini  talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; karşı tarafın, talep eden şirketten borç para aldığı ve bir kısmını iade etmediğinden bahisle ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkin olup, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş, karara karşı talep eden vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İİK'nın 257/1. fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.İİK'nın 258. maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüsüdür. Somut olayda; ihtiyati haciz talebinin dayanağı olarak sunulan delillerden, taraflar arasında borç para alınmasına dair bir ilişki bulunduğunun, talep eden şirket tarafından karşı tarafa gönderilen bedellerin borç olarak gönderilip gönderilmediğinin anlaşılamadığı, sunulan faturaların aidat bedeli açıklaması ile düzenlendiği, talep edenin alacaklı olup olmadığının ancak yapılacak bir yargılama içerisinde, ticari defterler, banka hesapları ve karşı tarafın savunmaları kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle belirlenebileceği, bu itibarla yaklaşık ispat koşulu sağlanmadığından Mahkemece şartları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle, talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Talep eden vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 16/07/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bd39b653142d08af","SID":"06615a728abaf1f8"}}