{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. BURSA BAM   7. HUKUK DAİRESİ     <br>\tT.C.<br>                     BURSA                     \t\t\t         <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ\t                   T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>           7. HUKUK DAİRESİ     \t\t             K A R A R <br><br>DOSYA NO\t:      <br>KARAR NO\t:  <br><br>BAŞKAN\t\t: ...  \t\t\t\t...<br>ÜYE\t\t: ...   ...<br>ÜYE\t\t: ...  \t\t\t\t\t...<br>KATİP\t\t: ...  \t\t\t\t\t...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>ESAS NO\t:  <br>KARAR NO\t:  <br>KARAR TARİHİ\t <br>İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ\t <br>DAVACI\t: <br>VEKİLLERİ\t: <br>DAVALI\t <br>\t <br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>B.A.M. KARAR TARİHİ \t: 07/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19/12/2023<br>Mahalli mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.<br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı  vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında 09.04.2021 tarihinde  Çatı  İmalatı Hizmet Sözleşmesi  imzalandığını, sözleşmenin imzalandığı tarihte  müvekkili tarafından davalıya 20.000,00.-TL peşin ödemenin yanında 150.000,00.-TL değerinde  dört adet çek teslim edildiğini, davalı tarafından edimin yerine getirilmediğini, işin ancak %15'lik kısmının yapıldığını,  davalı taraf işi tamamlamadan  çeklerin ilk ikisini bir faktöring  şirketi aracılığıyla bozdurup  tahsilat yaptığını,  haksız kazanç  sağlamış olduğunu, işin üzerinden 60 gün geçmesine rağmen iş süresince işi eksiksiz yerine getirmediğini belirterek  müvekkilin borçlu olmadığının tespitine, haksız ve kötü niyetli olarak çekleri elinde bulunduran  davalıdan  çeklerin alınarak  müvekkiline teslim edilmesine,  davalının elinde bulundurulan çeklerin üzerine ihtiyati tedbiren ödeme yasağı konulmasına,  kusurlu davranan davalı tarafından sözleşmede anlaşılan 150.000,00.-TL  cezai şartın müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermiştir. <br>Mahkemece, davacı tarafça  eksik ve ayıplı imalatlar ve gecikmiş ifa nedeniyle sözleşme kapsamında 150.000,00.-TL  cezai şart  talebinde bulunmuş ise de, davalı tarafça yapılan  imalatlar davacı tarafça teslim alındığı, ayıp ve eksik ifa nedeniyle gerekli hakkaniyet indirimleri yapıldığı, yeniden ceza şart uygulanmasının yerinde olmayacağından cezai şart taleplerinin reddine, ödemesi yapılmayan 40.000,00.-TL çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davacının ödediği 35.000,00.-TL çek ile 20.000,00.-TL nakit tutardan  davacı ödemesi gereken  54.581,00.-TL'nin düşümü ile bakiye 34.419,00.-TL'nin davalıdan  istirtadına karar verilmiştir. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davalının  yapmış olduğu  işin bedeli yanlış hesaplandığı gibi mahsuplaşmanın da  hatalı yapıldığını,  bilirkişi kök raporu ve ek rapora yapılan itirazların mahkemece değerlendirilmediğini,  davalının yaptığı işin bedelinin 48.013,00.-TL değil, 54.581,00.-TL olarak kabul edildiğini,  davalının hak edişinin 54.581,00.-TL hesaplandığını, davalının malzemeden çaldığını, bu nedenle güçlendirme işleminin yapıldığını, 56.956,00.-TL güçlendirme masrafı yapıldığını, güçlendirme işleminin davalının hak edişinden mahsup edilmesi gerektiğini, müvekkilinin aktifinden davalının aktifine geçen toplam miktarın 90.000,00.-TL olduğunu,  müvekkilinin 40.000,00.-TL'lik 2 adet  çek yönünden davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,  mahkemece davanın yanlış yorumlandığını, sözleşmeden kaynaklanan menfi tespit davası olduğunu,  davalının sözleşmeyi kendisinin imzaladığını, ayıp ve eksik ifa nedeniyle  gerekli hakkaniyet indirimleri yapılmış olmakla yeniden ceza şart uygulanmasının yerinde olmayacağı şeklindeki gerekçenin yerinde olmadığını, davalının hak edişinin 48.013,00.-TL olarak uzman bilirkişi tarafından tespit edilmişken mahkemece 54.581,00.-TL  olarak kabul edildiğini,  güçlendirme masraflarının dahi mahsup edilmediğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>Dava, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye konu edimin davalı tarafından yerine getirilmemesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. <br>Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile mümkündür. Hasımsız davalar hariç olmak üzere, dava dilekçesi ile duruşma gün ve saati karşı tarafa tebliğ edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan davaya bakılamaz ve yargılama yapılamaz. Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için, tebligatın davanın taraflarına usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde tarafların hukuksal hakları kısıtlanmış olur.<br>Dava dilekçesi kendisine tebliğ edilen davalı bununla kendisine karşı dava açılmış olduğunu öğrenir ve savunma hakkını kullanabilir. 1982 Anayasası'nın 36. maddesinde hak arama hürriyeti, 1086 sayılı HUMK.un 73. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiştir. Bu maddelere göre özetle bir davada davalıya savunma hakkını kullanma imkanı verilmeden hüküm verilemez. <br>Somut olayda, dosyada mevcut tebligat evraklarının incelenmesinden, davalının dava dilekçesinde belirtilen adresine çıkartılan dava dilekçesi ve tensip zaptına ilişkin tebligatın \"adresin yıkılmış\" olduğundan bahisle iade edilmesi üzerine \"davalı ile görüşülerek yeni adresini telefonda bildirdiği\" şeklinde tebligat parçası üzerine kimin tarafından eklendiği belli olmayan bir nota istinaden  davalının telefonda bildirdiği belirtilen adrese dava dilekçesi ile tensip zaptının tebliğe çıkarıldığı, bu adreste davalının işte olduğundan bahisle tebligatın mahalle muhtarına tebliğ edilerek en yakın komşusuna haber bırakıldığının tebligat parçasına şerh edildiği,  daha sonra bilirkişi raporu ve ek bilirkişi raporunun  daha önce yıkıldığı belirtilen adrese tebliğe  çıkarıldığı ve bu tebligatın da binanı yıkılmış olduğundan bahisle iade edildiği,  ikinci ek bilirkişi raporunun yine yıkıldığı açıklanan adrese tebliğe çıkarıldığı ve tekrar binanın yıkıldığından bahisle iade edildiği, gerekçeli karar ile istinaf başvuru dilekçesinin ise  7201 sayılı  Tebligat Kanunu’nun 21/2 maddesi gereğince davalının mernis adresine tebliğe çıkarılarak  tebligatların mahalle muhtarına bırakıldığı anlaşılmıştır. <br>Her ne kadar dava dilekçesi ve tensip zaptı,  davalının telefonda bildirdiği belirtilen adresine çıkarılmış ise de  telefonda görüşülen kişinin davalı  olup olmadığının belli olmadığı gibi daha sonra bilirkişi raporları  usulsüz olarak davalının yıkıldığı belirtilen adresine tebliğe çıkarılmıştır. <br>Tebligatların iade edilmesinden sonra da her hangi bir araştırma yapılmaksızın  gerekçeli karar ve istinaf dilekçesinde davalının mernis adresine doğrudan Tebligat Kanunun 21/2 maddesine göre mernis adresinde kayıtlı mahalle muhtarına tebliğ edilmiştir. <br>Davalının mernis adresine öncelikle mernis kaydı düşülmeden, normal tebligat çıkarılması bu şekilde tebliğin gerçekleşmemesi halinde mernis adresinin Tebligat Kanunu’nun 21/2 maddesine göre çıkarılması gerekirken muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim adresine doğrudan doğruya yapılan gerekçeli kararın tebliği usulsüzdür. <br>Yukarıda da açıklandığı üzere dava dilekçesi ile birlikte gerekçeli karar da dahil olmak üzere tüm tebligatların usule uygun olmadığı, davalının davadan haberdar edilmediği, taraf teşkili sağlanmadan davalının 6100 sayılı HMK’nun 27. maddesi, Anayasa’nın 36. maddesi düzenlemesindeki adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilecek şekilde yargılama yapılarak esas hakkında hüküm kurulması doğru görülmediğinden kamu düzeni yönünden karar davacının istinaf talebinin kabulü gerekir. <br>HMK nun 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK nun 353/1.a.4 hükmü uyarınca kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/01/2023 tarih ... sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf harçlarının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,<br>3-Karar tebliğ ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>4-İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca  kesin olmak üzere 07/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br>¸e-imzalıdır  <br>...<br>Üye<br>...<br>¸e-imzalıdır  <br>...<br>Üye<br>...<br>¸e-imzalıdır  <br>...<br>Katip<br>...<br>¸e-imzalıdır  <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8a85f57e6d619978","SID":"e67e2b351fa90240"}}